Question

Difficulty: Very hardYumuşama Döneminde Türkiye

1964 yılında ABD Başkanı Lyndon Johnson tarafından gönderilen ve Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesini sert bir dille engelleyen mektup, Türk dış politikasında "ittifak içinde yalnızlık" hissiyatını doğurmuştur. 1965 yılından itibaren uygulanmaya başlanan "Çok Yönlü Dış Politika" doktriniyle Türkiye, geleneksel Batı bağımlılığını esneterek farklı bölgesel ve küresel aktörlerle ilişkilerini geliştirmeyi amaçlamıştır.

Buna göre, 1965-1971 yılları arasında Türkiye'nin bu yeni stratejik yönelimi kapsamında gerçekleştirdiği faaliyetler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

  1. A
    1967 Arap-İsrail Savaşı (Altı Gün Savaşı) sırasında Türkiye'nin Arap devletlerine insani yardım göndermesi ve hava sahasını Batılı güçlerin saldırı amaçlı kullanımına kapatması
  2. B
    1965 yılında Sovyetler Birliği ile ekonomik ve teknik iş birliği anlaşmaları imzalanarak İskenderun Demir-Çelik ve Seydişehir Alüminyum gibi tesislerin inşasına başlanması
  3. C
    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki oylamalarda sömürgecilik karşıtı (antikolonyalist) bir tutum sergilenerek Bağlantısızlar Bloku ve Üçüncü Dünya ülkeleriyle yakınlaşılması
  4. 1954 yılında Yunanistan ve Yugoslavya ile kurulan Balkan Paktı'nın (Balkan İttifakı) canlandırılarak Kıbrıs ve Ege sorunlarının bu kolektif güvenlik örgütü aracılığıyla çözüme kavuşturulmak istenmesiAnswer
  5. E
    1969 yılında Fas'ın başkenti Rabat'ta düzenlenen ve İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ) temeli atılan zirveye dışişleri bakanı düzeyinde katılım sağlanarak İslam dünyasıyla ilişkilerin güçlendirilmesi

Answer

1954 yılında kurulan Balkan Paktı'nın bu dönemde canlandırılması ve sorunların bu pakt üzerinden çözülmeye çalışılması, Yumuşama Dönemi'ndeki Türk-Yunan ilişkilerinin gerçekliğiyle bağdaşmayan hatalı bir bilgidir.
Doğru yanıt olan seçenek, 1954 yılında kurulan Balkan Paktı'nın (Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya) Yumuşama Dönemi'nde tekrar aktif hale getirildiğini öne sürmektedir. Ancak bu pakt, 1955'te Kıbrıs sorununun patlak vermesi ve Türk-Yunan ilişkilerinin bozulmasıyla fiilen önemini yitirmiştir. Yumuşama Dönemi'nde (özellikle 1964 sonrası) Türkiye'nin Yunanistan ile Kıbrıs ve Ege Kıta Sahanlığı gibi ciddi sorunlar yaşadığı bir konjonktürde, bu paktın canlandırılması tarihsel gerçeğe aykırıdır.

Step-by-Step Solution

1
Johnson Mektubu'nun etkisini analiz etme
Türkiye'nin sadece Batı'ya (ABD/NATO) güvenerek dış politika yürütemeyeceği anlaşıldı.
Mektup, Türkiye'nin Kıbrıs müdahalesinde NATO silahlarını kullanamayacağını ve SSCB müdahalesinde yalnız kalabileceğini belirtiyordu.
2
Çok Yönlü Dış Politika doktrinini değerlendirme
Türkiye'nin SSCB, Arap Dünyası ve Üçüncü Dünya ülkeleriyle ilişkilerini iyileştirme süreci başladı.
Uluslararası alanda, özellikle Kıbrıs konusunda diplomatik destek arayışı bu değişimi zorunlu kıldı.
3
Seçenekleri kronolojik ve siyasi açıdan irdeleme
A, B, C ve E seçeneklerindeki gelişmeler bu yeni doktrinin parçasıdır; ancak D seçeneğindeki Balkan Paktı işlevini çoktan yitirmiştir.
Balkan Paktı (1954) Kıbrıs gerilimi yüzünden 1950'lerin ortasında çökmüştü; 1960'ların sonunda Yunanistan ile sorunlar yaşanırken bu paktın canlandırılması mümkün değildi.

Key Concept

Çok Yönlü Dış Politika (1965-1980)

Hints

1
Türkiye'nin 1964 sonrası politikası 'Batı ile bağları koparmadan seçenekleri artırmak' üzerinedir.
2
Yunanistan ile 1960'larda tırmanan Kıbrıs gerilimi, iki ülkenin ortak olduğu eski bölgesel paktları nasıl etkilemiş olabilir?
3
1954 Balkan Paktı'nın, 1955'teki 6-7 Eylül Olayları ve Kıbrıs krizi sonrası hala işlevsel olup olmadığını düşünün.

Practice More

Türkiye'nin Yumuşama Dönemi'nde SSCB ile ilişkilerini normalleştirmesinin iç politikadaki ekonomik yansımalarını (ağır sanayi hamleleri) inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik eleme yöntemi: Balkan Paktı'nın (1954) kuruluş tarihini ve Kıbrıs sorununun (1955-devam) bu ittifak üzerindeki yıkıcı etkisini hatırlamak, bu paktın 1960'larda bir çözüm aracı olamayacağını görmenizi sağlar.
Estimated Time:2m 0s
Rate this question