Atatürk Dönemi Türk dış politikası; temel amaçlar ve uluslararası konjonktürdeki değişimler doğrultusunda 1923-1930 ve 1930-1939 yılları olmak üzere iki stratejik evreye ayrılmaktadır. Birinci evrede daha çok Lozan Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesi ve tam bağımsızlığın hukuksal tescili hedeflenirken; 1930'lu yıllardan itibaren yükselen revizyonist tehditlere karşı "kolektif güvenlik" ve "statükoyu koruma" anlayışı benimsenmiştir.
Buna göre, Türkiye'nin 1930 sonrası izlediği "aktif kolektif güvenlik" stratejisi ve dünya barışına katkı sağlama önceliği dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu dönemdeki politika değişikliğinin bir sonucu olarak gösterilemez?
- AMilletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üye olunması
- BBalkan Antantı'nın kurulmasına öncülük edilmesi
- CSadabat Paktı'nın imzalanarak doğu sınırlarının güvence altına alınması
- Bozkurt-Lotus Olayı'nın Milletlerarası Adalet Divanı'na taşınmasıAnswer
- EMontrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılması
Answer
Bozkurt-Lotus Olayı'nın Milletlerarası Adalet Divanı'na taşınması, 1930 öncesi döneme ait olup kolektif güvenlikten ziyade bağımsızlık ve hukuksal egemenlik odaklı bir gelişmedir.
Bozkurt-Lotus Olayı 1926 yılında gerçekleşmiş ve 1927'de sonuçlanmıştır. Bu gelişme, Türkiye'nin tam bağımsızlık ve adli egemenlik haklarını uluslararası hukuk önünde kanıtlama çabasıdır. Yani 1923-1930 arasındaki 'Lozan'dan kalan pürüzlerin giderilmesi ve bağımsızlığın tescili' dönemine aittir. Diğer seçenekler ise 1930 sonrası 'kolektif güvenlik' anlayışının doğrudan sonuçlarıdır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasının Dönemsel Öncelikleri
Hints
1
1930 yılından sonraki gelişmeleri revizyonist (yayılmacı) devletlerin tehditlerine karşı 'savunma' ve 'barış' odaklı düşünmelisiniz.
Practice More
Türkiye'nin 1930 öncesinde çözmeye çalıştığı Musul, Yabancı Okullar ve Nüfus Mübadelesi gibi sorunların 'Bağımsızlık' ilkesiyle ilişkisini tekrar edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s