Atatürk dönemi Türk dış politikası; yılları arasında Lozan'dan kalan sorunların çözümüne ve milli egemenliğin pekiştirilmesine odaklanırken, yılları arasında yaklaşan küresel savaş tehdidine karşı kolektif güvenlik ve bölgesel iş birliklerine öncelik vermiştir.
Bu bilgiler doğrultusunda, aşağıdakilerden hangisi sonrasında izlenen "aktif ve barışçı" dış politika anlayışı ile kolektif güvenliğe yönelik adımlar arasında gösterilemez?
- AMilletler Cemiyetine davet üzerine üye olunması
- BBalkan Antantı'nın kurulmasına öncülük edilmesi
- Bozkurt-Lotus davasının uluslararası hukuka taşınmasıAnswer
- DDoğu sınırlarının güvenliği için Sadabat Paktı'nın imzalanması
- EMontrö Sözleşmesi ile Boğazlar rejiminin barışçıl yollarla değiştirilmesi
Answer
Bozkurt-Lotus davasının uluslararası hukuka taşınması seçeneği, olayın gerçekleştiği tarih () ve niteliği bakımından kolektif güvenlik dönemine ait değildir.
Doğru cevap olan Bozkurt-Lotus davası, yılında Türkiye ile Fransa arasında yaşanan bir gemi kazası sonrası ortaya çıkan hukuki bir ihtilaftır. Bu olay, Türkiye'nin adli egemenliğini uluslararası alanda (Lahey) tescil ettirdiği bir başarı olsa da, kronolojik olarak öncesine aittir ve amacı 'yaklaşan savaş tehdidine karşı kolektif savunma' değil, 'Lozan sonrası egemenlik haklarının korunması'dır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Atatürk dönemi dış politikasında stratejik evre değişimi: İkili sorunların çözümünden kolektif güvenlik sistemine geçiş.
Hints
1
Seçeneklerdeki olayların tarihlerine odaklanın; hangisi 1930'lu yılların öncesinde gerçekleşmiştir?
Practice More
Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni imzalama talebinin arkasındaki temel gerekçeleri (Habeşistan'ın işgali, silahlanma yarışı vb.) inceleyerek 1930 sonrası konjonktürü daha iyi anlayabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s