Sanat eserinin "biricikliği" ve "özgünlüğü" kavramları, teknik çoğaltılabilirliğin zirveye ulaştığı günümüz dünyasında köklü bir dönüşüm geçirmektedir. Geçmişin "yoktan var etme" mitosu, yerini mevcut olanın yeni bir bağlamda, farklı bir perspektifle yeniden kurgulanmasına bırakmıştır. Artık yaratıcılık, önceden hiç söylenmemiş olanı bulmak değil; söylenmiş olanlar arasındaki görünmez bağları keşfedip onları çağın ruhuna uygun bir terkiple sunmaktır. Bu durum, sanatçıyı bir "mucit" olmaktan çıkarıp bir "kuratoryal zekâ"ya dönüştürmektedir. Zira bilginin ve imgelerin sınırsızca dolaşımda olduğu bir vasatta, asıl hüner yeni bir parça eklemekten ziyade, mevcut parçaların oluşturduğu devasa yapbozu özgün bir bakış açısıyla yeniden dizmektir. Bu yeni estetik anlayış, sanatın ontolojik zeminini maddesel üretimden zihinsel bir tasarıma ve bağlam inşasına kaydırmaktadır.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
- AGünümüz sanatında teknik çoğaltılabilirlik imkânlarının artması, eserlerin "biriciklik" vasfını yitirmesine neden olmaktadır.
- BSanatçının modern çağdaki temel sorumluluğu, kültürel mirası çağın ruhuna uygun bir şekilde koruyarak kuratoryal bir görev üstlenmektir.
- Çağdaş dünyada yaratıcılığın tanımı; sıfırdan üretim yapmaktan, var olan unsurları özgün bir bağlam ve ilişkiler ağı içinde yeniden kurgulama yetisine evrilmiştir.Answer
- DBilgi ve imge yoğunluğunun yaşandığı günümüzde sanat, maddesel üretim sürecini tamamen terk ederek soyut bir düşünce eylemi haline gelmiştir.
- EGeçmişin sanat anlayışı ile günümüzün estetik yaklaşımları arasındaki temel fark, sanatçının eser üzerindeki mutlak otoritesinin sarsılmasıdır.