Question

Difficulty: HardMilletler Cemiyetine Giriş

Türkiye Cumhuriyeti, 19321932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) davet edilmiş ve bu daveti kabul ederek cemiyete üye olmuştur. Bu gelişme, Türkiye’nin Lozan sonrası dönemde takip ettiği "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesinin uluslararası platformdaki en somut yansımalarından biri olarak kabul edilir.

Buna göre, Türkiye’nin Milletler Cemiyetine katılım süreci ve bu üyeliğin dış politikadaki sonuçları değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

  1. A
    Üyeliğin 'davet' usulüyle gerçekleşmesi, Türkiye’nin uluslararası alandaki diplomatik saygınlığının ve eşitliğinin tanındığının bir göstergesidir.
  2. B
    Türkiye, bu adımla 19301930’lu yılların başında hız kazanan revizyonist politikalara karşı, mevcut sınırları ve barışı koruma (statükocu) yanlısı bir tutum sergilemiştir.
  3. Cemiyete giriş, Türkiye’nin Sovyetler Birliği ile imzaladığı 19251925 Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması’nı hukuken sona erdirerek Türk-Sovyet ilişkilerinin tamamen kopmasına neden olmuştur.Answer
  4. D
    Türkiye’nin katılımı, Lozan Barış Antlaşması’ndan kalan ve henüz çözülmemiş olan sorunların (Boğazlar, Hatay vb.) uluslararası hukuk ve diplomasi zemininde ele alınması stratejisini desteklemiştir.
  5. E
    İspanya’nın teklifi ve Yunanistan’ın desteğiyle gerçekleşen üyelik süreci, Türkiye’nin bölge ve dünya barışına olan katkılarının uluslararası düzeyde tescil edildiğini kanıtlar.

Answer

Cemiyete girişin Sovyetler Birliği ile olan 19251925 Dostluk Antlaşması'nı sona erdirdiği ve ilişkileri tamamen kopardığı yargısı yanlıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü Türkiye, 19321932 yılında Milletler Cemiyetine üye olurken Sovyetler Birliği ile olan ilişkilerini riske atmamış, aksine cemiyete girişi öncesinde ve sonrasında Sovyet makamlarıyla istişarelerde bulunmuştur. 19251925 yılında imzalanan Türk-Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması, cemiyet üyeliğinden etkilenmemiş ve 19451945 yılına kadar geçerliliğini korumuştur. Türkiye bu dönemde hem Batılı devletlerle kolektif güvenlik içinde yer almış hem de komşularıyla olan ikili antlaşmalarına sadık kalarak çok yönlü bir denge politikası izlemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin 19321932 yılındaki dış politika konjonktürünü analiz edin.
Türkiye, Batı ile ilişkilerini normalleştirirken aynı zamanda Sovyet Rusya ile olan dostluk bağlarını da korumaya özen göstermiştir.
Türk dış politikasının temel taşı olan 'denge politikası'nın nasıl uygulandığını anlamak için gereklidir.
2
Milletler Cemiyeti üyeliğinin diğer ikili antlaşmalar üzerindeki hukuki etkisini inceleyin.
Bir uluslararası örgüte üye olmak, başka bir devletle yapılan geçerli bir dostluk antlaşmasını kendiliğinden feshetmez.
Üyeliklerin birbirini dışladığına dair kavram yanılgısını gidermek için gereklidir.
3
19251925 Türk-Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması'nın tarihsel sürecini kontrol edin.
Antlaşma 19351935 yılında tekrar uzatılmış ve ancak II. Dünya Savaşı sonunda (19451945) Sovyetler tarafından tek taraflı olarak feshedilmiştir.
Kronolojik ve hukuki gerçeği tespit ederek yanlış seçeneği belirlemek için gereklidir.

Key Concept

Türk Dış Politikasında Çok Yönlü Denge Stratejisi

Hints

1
Türkiye’nin dış politikada 'denge' politikası izlediğini ve aynı anda farklı taraflarla dostluk antlaşmalarını sürdürebildiğini unutmayın.

Practice More

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'nın üyelerini ve Türkiye'nin bu paktlardaki amacını inceleyerek kolektif güvenlik anlayışını pekiştirin.
Estimated Time:1m 30s
Rate this question