Bir uyuşmazlığı karara bağlamakla görevli olan bir hâkim, yargılama sürecinde somut olayın özelliklerine göre şu üç farklı durumla karşılaşmıştır:
I. Kanun koyucu, uyuşmazlık konusu meselenin çözümünü bilerek ve isteyerek düzenlememiş; kararı hâkimin adalet anlayışı çerçevesinde somutlaştırmasına bırakmıştır.
II. Meselenin çözümüne ilişkin yazılı bir norm bulunmaktadır; ancak bu normun kapsamı çok geniş tutulduğu için uyuşmazlığa lafzen uygulanması, kanunun amacıyla bağdaşmayacak ölçüde ağır ve adaletsiz sonuçlar doğurmaktadır.
III. Uyuşmazlık hakkında ne yürürlükteki mevzuatta ne de örf ve âdet hukukunda doğrudan veya kıyasen uygulanabilecek hiçbir kural bulunmamaktadır.
Türk hukuk sisteminde bu durumların hukuki nitelendirmesi ve hâkimin izleyeceği yöntemlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
- AI. durum 'kural içi boşluk' olarak adlandırılır ve hâkim burada hukuk yaratma yetkisini değil, kanun koyucu tarafından kendisine bırakılan takdir yetkisini kullanır.
- BII. durum 'örtülü boşluk' niteliğindedir ve hâkim burada normun kapsamını 'amaca uygun sınırlama' (teleolojik reduksiyon) yöntemiyle daraltarak adaleti sağlar.
- CIII. durum bir 'hukuk boşluğu' halidir ve hâkim Medeni Kanun madde 1 uyarınca, kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse o kuralı koyarak uyuşmazlığı çözer.
- II. durum, kanun koyucunun düzenleme yaparken uyuşmazlığı tamamen ihmal etmesi sonucu ortaya çıkan bir 'açık boşluk' örneğidir ve hâkimin burada hukuk yaratması zorunludur.Answer
- EIII. durumda ortaya çıkan 'gerçek boşluk' hali, uyuşmazlığın çözümüne yönelik hukuk sisteminde hiçbir pozitif kuralın bulunmadığını ifade eder.