Osmanlı toprak hukukunda, mülkiyeti devlete ait olan (mirî) araziler ile şahıslara ait olan (mülk) araziler arasındaki ayrım Nişancı tarafından tutulan tahrir kayıtları ile kesinleştirilirdi. Mirî arazi sisteminde reayaya tanınan "tasarruf hakkı", toprağın mülkiyetine (rakkabe) sahip olma yetkisini içermezdi. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi bir arazinin hukuki statüsünün "mirî" araziden "mülk" araziye dönüştüğünü gösteren kesin bir uygulamadır?
- AArazinin vergi gelirinin Mukataa statüsüne alınarak iltizam yoluyla ihale edilmesi
- BArazinin vergi toplama hakkının "kayd-ı hayat" şartıyla Malikâne sistemine dahil edilmesi
- Padişahın bir mülknâme ile araziyi bir şahsa temlik (mülk olarak devretme) etmesiAnswer
- DArazinin gelirinin Paşmaklık olarak hanedan üyesi kadınlara tahsis edilmesi
- EArazinin kullanım hakkının (tasarruf) Nişancı gözetiminde miras yoluyla çocuklara intikal etmesi
Answer
Padişahın bir mülknâme ile araziyi bir şahsa temlik etmesi, arazinin mülkiyetinin (rakkabe) devletten şahsa geçmesini sağlar ve bu da arazinin hukuki statüsünü mülk araziye dönüştürür.
Doğru cevap olan ifade, padişahın 'temlik' yetkisini kullanarak bir araziyi mülknâme ile şahsa vermesidir. Temlik işlemi, arazinin mülkiyetinin (rakkabe) doğrudan devletten bir şahsa geçmesini sağlar; bu da o arazinin artık 'mirî' değil 'mülk' arazi statüsünde olduğunu kesin olarak kanıtlar.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Osmanlı toprak sisteminde mülkiyet (rakkabe) ve kullanım (tasarruf) hakkı ayrımı.
Hints
1
Toprağın mülkiyetine 'rakkabe', kullanım hakkına ise 'tasarruf' dendiğini hatırlayın.
Practice More
İrşadi vakıf ve sahih vakıf arasındaki farkları inceleyerek mülkiyet hukukunu pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s