Osmanlı klasik dönem taşra yapılanmasında mülki ve askerî yetkileri kendisinde toplayan Sancakbeyi'nin, bölgesinde işlenen bir suç karşısında doğrudan cezalandırma yetkisinin bulunmaması; yönetimdeki 'denetim' ve 'yetki paylaşımı' mekanizmasının bir göstergesidir. Bir sancağın asayişinden sorumlu olan görevlilerin yakaladığı bir suçlu hakkında cezai işlemin tamamlanabilmesi için belirli bir hukuki prosedürün izlenmesi zorunludur.
Buna göre, klasik dönem Osmanlı taşra idaresindeki yetki paylaşımı dikkate alındığında, bir suçun cezalandırılma süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Yargılama yetkisini kullanan Kadı'nın verdiği hüküm üzerine, yürütme yetkisine sahip Sancakbeyi veya Subaşı'nın cezayı uygulamasıAnswer
- BSancakbeyi'nin verdiği kararın, başkentten gelen Nişancı tarafından onaylanarak sancak sicillerine işlenmesi
- CAsayişten sorumlu olan Subaşı'nın soruşturmayı tamamlayıp suçun derecesine göre cezayı bizzat infaz etmesi
- DDivan-ı Hümayun'da Kazasker tarafından davanın görülüp eyalet valisine infaz emri gönderilmesi
- EDefterdar'ın mali denetimi sonucunda suçun kamu zararına olduğuna karar verip mülki amire onay vermesi
Answer
Osmanlı taşra sisteminde yargılama yetkisini kullanan Kadı'nın verdiği hükmün, mülki ve askeri yetkiye sahip olan Sancakbeyi veya Subaşı tarafından icra edilmesi süreci geçerlidir.
Doğru seçenek, Osmanlı devlet felsefesindeki 'adalet mülkün temelidir' anlayışına uygun olarak, yargı (Kadı) ve yürütme (Sancakbeyi/Subaşı) arasındaki kesin çizgiyi ifade etmektedir. Kadı kararı olmadan hiçbir askeri veya mülki amir cezai işlem uygulayamaz; bu durum merkezi otoritenin denetim gücünü artırır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
İlmiye ve Seyfiye Sınıflarının Görev Ayrımı
Hints
1
Osmanlı'da 'hüküm verme' (yargı) ve 'kararı uygulama' (icra) yetkilerinin hangi sınıflar arasında paylaşıldığını düşünün.
Practice More
Osmanlı'da Kadıların merkeze doğrudan bağlı olması ile bu yetki paylaşımı arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 40s