Anayasa hukukunda 'kuvvetlerin sert ayrılığı' prensibi; yasama ve yürütme organlarının birbirinin hukuki varlığına son verememesi, her iki erkin de anayasa ile belirlenmiş görev sürelerini tamamlaması ve meşruiyetlerini farklı kaynaklardan (veya ayrı seçimlerle) almaları esasına dayanır. Bu durum, klasik başkanlık sisteminin en temel ayırt edici özelliğidir. Ancak 1982 Anayasası'nda 2017 değişikliği ile hayata geçirilen mevcut hükümet sisteminde, hem Cumhurbaşkanı'na hem de TBMM'ye (üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla) 'seçimlerin yenilenmesine' karar verme yetkisi tanınmış; bu kararın alınması halinde her iki organın seçimlerinin birlikte yapılması zorunlu kılınmıştır.
Bu anayasal düzenleme, hükümet sistemleri teorisi ve 'kuvvetlerin sert ayrılığı' ideali açısından değerlendirildiğinde, sistemin niteliği üzerinde aşağıdakilerden hangisine yol açan yapısal bir sapma (istisna) olarak kabul edilmektedir?
- AYürütme organının yasamanın güvenoyuna dayalı olarak görevde kalması zorunluluğunu doğurarak sistemi parlamenter rejime dönüştürmektedir.
- Erklerin birbirlerinin görev sürelerini kısaltabilme imkanını (karşılıklı fesih benzeri yetki) getirerek, kuvvetlerin mutlak bağımsızlığı ve 'sabit görev süresi' ilkesinden uzaklaşılmasına neden olmaktadır.Answer
- CYasama organının yürütme üzerindeki tüm denetim yetkilerini (meclis araştırması, genel görüşme vb.) kaldırarak sistemi mutlak monarşi modeline yaklaştırmaktadır.
- DYürütmenin monist (tekçi) yapısını ortadan kaldırıp yürütme yetkisini Meclis ile paylaşarak 'meclis hükümeti' sistemine geçişi zorunlu kılmaktadır.
- ETemsilî demokrasi ilkesini zayıflatarak, egemenliğin kullanımında yarı-doğrudan demokrasi modelini (referandum, halk vetosu vb.) tek geçerli yöntem haline getirmektedir.