Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 questions

Question 121Question

Türkiye'deki platoların genel özellikleri incelendiğinde, yükselti değerleri ile bu alanlardaki ekonomik faaliyet türleri arasında doğrudan bir ilişki olduğu görülür. Bir bölgedeki platoların deniz seviyesine yakın bir yükseltide bulunması, ulaşıma elverişli olması ve akarsular tarafından sığ vadilerle parçalanmış olması; bu alanların yerleşme, sanayi ve ticaret için odak noktası haline gelmesini sağlamıştır. Buna göre, sözü edilen özelliklere sahip olan platoların temel oluşum kökeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akarsu aşındırmasıyla düzleşmiş arazilerin (peneplen) toptan yükselmesi

Answer

Akarsu aşındırmasıyla düzleşmiş arazilerin (peneplen) toptan yükselmesi
Türkiye'de yükseltisi en az olan ve sanayi, ticaret, ulaşım gibi ekonomik faaliyetlerin en yoğun geliştiği platolar Çatalca-Kocaeli platolarıdır. Bu platolar, akarsular tarafından deniz seviyesine kadar aşındırılmış düzlüklerin (peneplen) III.III. Jeolojik Zaman sonundaki epirojenik hareketlerle toptan yükselmesi sonucunda oluşmuştur (Aşınım Platosu). Alçak olmaları, ulaşımı ve yapılaşmayı kolaylaştırdığı için bu alanlar Türkiye'nin en yoğun nüfuslu yerleri haline gelmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel özellikleri (alçak yükselti, sanayi ve ulaşım elverişliliği) analiz etme.
Bu özelliklerin Türkiye'nin kuzeybatısındaki (Marmara Bölgesi) platolara ait olduğu belirlendi.
Türkiye'de yükseltisi en az olan ve ekonomik olarak en gelişmiş platolar Çatalca ve Kocaeli platolarıdır.
2
Bu bölgedeki platoların jeolojik oluşum sürecini hatırlama.
Marmara Bölgesi'ndeki bu platoların 'aşınım platosu' (peneplen) kökenli olduğu sonucuna varıldı.
Aşınım platoları, arazinin dış kuvvetlerce deniz seviyesine kadar aşındırılması ve ardından toptan yükselmesiyle oluşur.

Key Concept

Platoların Oluşum Tipleri ve Ekonomik İlişkisi

Practice More

Platoların oluşum türlerini Türkiye haritası üzerinde bölgelerle eşleştirerek çalışmak, sınavdaki harita soruları için kritik önem taşır.
Estimated Time:1m 15s
Question 122Question

Türkiye'de erozyonu önlemek amacıyla yapılan en temel ve etkili çalışma bitki örtüsünün korunması ve ağaçlandırmadır. Ancak ağaçlandırma faaliyetleri, özellikle Doğu Karadeniz Bölümü gibi sahalarda görülen heyelanları (kütle hareketlerini) engellemede çoğu zaman tek başına yeterli olmamaktadır.

Ağaçlandırma çalışmalarının heyelanları önlemede yetersiz kalmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Heyelanların, bitki köklerinin ulaştığı derinliğin çok daha altındaki tabakalarda gerçekleşen derin bir kütle hareketi olması

Answer

Heyelanların, bitki köklerinin etkili olduğu yüzey tabakasının çok daha altında gerçekleşen derin bir kütle hareketi olması
Doğru cevap, heyelanın oluşum mekanizmasındaki derinlik farkına odaklanmaktadır. Erozyon, toprağın üst kısmının su veya rüzgarla taşınmasıdır ve bitki kökleri bu yüzeyi ağ gibi sararak korur. Ancak heyelan, yer çekimi, eğim ve su doygunluğu etkisiyle toprağın çok derinlerindeki bir 'kayma düzlemi' üzerinde bütün bir kütle olarak hareket etmesidir. Bitki kökleri bu derinlikteki büyük bir kütleyi ana kayaya sabitlemekte yetersiz kalır.

Step-by-Step Solution

1
Erozyon ve heyelan süreçlerini derinlik bakımından karşılaştırın.
Erozyon toprağın yüzey kısmının süpürülmesidir (yüzeysel), heyelan ise toprağın ana kaya üzerindeki bütün bir kütle olarak kaymasıdır (derin).
Bu iki olayı ayıran en temel mekanik fark etki derinliğidir.
2
Ağaç köklerinin fonksiyonunu bu iki olay üzerinden değerlendirin.
Ağaç kökleri toprağın üst kısımlarını birbirine bağlar. Erozyonda bu kökler yüzeyin süpürülmesini engeller. Ancak heyelanda kayma düzlemi köklerin ulaşamayacağı kadar (bazen onlarca metre) derindedir.
Önleyici tedbirin neden birinde işe yarayıp diğerinde yaramadığını anlamak için.

Key Concept

Erozyon ve Heyelan Farkı (Derinlik Faktörü)
Question 123Question

Türkiye'de heyelan (kütle hareketi) ve erozyon olayları, oluşum mekanizmaları ve korunma yöntemleri bakımından sık sık birbirine karıştırılmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi heyelan riskini azaltmak veya önlemek amacıyla uygulanabilecek etkili bir yöntem değildir?

Show answer & explanation

Answer: Heyelan riski bulunan çıplak yamaçların yoğun bir şekilde ağaçlandırılması

Answer

Heyelan riski bulunan sahaların ağaçlandırılması, heyelanı önlemede etkili bir yöntem değildir.
Doğru cevap olan ağaçlandırma yöntemi, yüzeydeki toprağın süpürülmesini (erozyonu) engellemede oldukça etkiliyken, yerin derinliklerinde gerçekleşen kütle hareketlerini (heyelan) önlemede yetersiz kalır. Hatta dikilen ağaçların toprağa kattığı ağırlık ve suyun yeraltına sızmasını kolaylaştırması, killi tabakaların kayganlaşarak heyelanın tetiklenmesine bile neden olabilir.

Step-by-Step Solution

1
Heyelan ve erozyon farkını belirle
Erozyon yüzeydeki toprağın taşınmasıdır, heyelan ise yerin derinliklerindeki kütlenin (toprak ve kaya) kaymasıdır.
Korunma yöntemlerinin neden farklı olduğunu anlamak için olayın derinliğini bilmek gerekir.
2
Ağaçlandırmanın etkisini analiz et
Ağaç kökleri yüzey toprağını tutar (erozyonu önler) ancak derinlerdeki heyelan düzlemini etkileyemez.
KPSS sorularında en sık kullanılan yanılgı, ağaçlandırmanın heyelanı durdurabileceği düşüncesidir.
3
Diğer yöntemleri değerlendir
Drenaj, istinat duvarı ve arazi kullanımı heyelan mekanizmasına doğrudan müdahale eden yöntemlerdir.
Doğru olmayan yöntemi bulmak için diğer tekniklerin işlevini teyit etmek gerekir.

Key Concept

Erozyon ve Heyelan Korunma Yöntemleri Arasındaki Fark

Practice More

Karadeniz'deki heyelanların oluşumunda killi yapının ve kar erimelerinin etkisini inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 124Question

Türkiye'de neotektonik dönemde yer kabuğunun kırılmasıyla oluşan çöküntü alanları, akarsu biriktirmesiyle dolarak tektonik ovaları meydana getirmiştir. Bu ovaların büyük bir bölümü Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay kuşakları üzerinde yoğunlaşırken, bazıları ise Afrika Levhası ile Arabistan Levhası arasındaki ayrılma hareketinin bir sonucu olan rift sisteminin kuzey uzantısında yer alır.

Buna göre, jeolojik oluşumu ve üzerinde bulunduğu fay kuşağı dikkate alındığında, aşağıdaki ovalardan hangisi diğerlerinden farklı bir tektonik sistem içerisinde yer almaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Amik Ovası

Answer

Amik Ovası, üzerinde bulunduğu fay sistemi ve jeolojik kökeni bakımından Kuzey Anadolu Fay Hattı'nda yer alan diğer seçeneklerden farklı olarak Ölü Deniz Fay Sistemi (Rift) içerisinde yer almaktadır.
Amik Ovası, jeolojik olarak Afrika ve Arabistan levhalarının ayrılma zonu olan büyük rift sisteminin Anadolu'daki uzantısı olan Hatay Graben'i içinde yer alır. Bu durum onu, Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) üzerinde bir kuşak halinde dizilen diğer seçeneklerden (Erbaa, Niksar, Suluova, Merzifon) ayırır.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerdeki ovaların hangi ana fay hatları üzerinde yer aldığını belirleyin.
Erbaa, Suluova, Niksar ve Merzifon ovaları Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) üzerindedir.
Bu ovalar, KAF boyunca uzanan tektonik oluklar içerisindeki alüvyal dolgulardır.
2
Farklı bir levha ve fay sistemi ile ilişkili olan ovayı tespit edin.
Amik Ovası, Afrika-Arabistan rift sisteminin devamı olan Hatay-Kahramanmaraş grabeni içerisindedir.
Amik Ovası'nın bulunduğu alan, Kızıldeniz'den başlayıp Doğu Afrika boyunca uzanan büyük rift vadisinin kuzey ucunu temsil eder.

Key Concept

Türkiye'deki tektonik ovaların ana fay kuşakları (KAF, DAF, BAF ve Ölü Deniz Fayı) ile dağılış paralelliği.

Hints

1
Seçeneklerdeki beş ovadan dördü Karadeniz Bölgesi'nin iç kısımlarında, aynı fay hattı üzerinde sıralanmıştır.
2
Soruda bahsedilen 'rift sistemi', Kızıldeniz'den başlayıp Hatay üzerinden Anadolu'ya giren 'Ölü Deniz Fay Hattı'dır.
3
Hatay'da yer alan ve Asi Nehri'nin sularıyla şekillenen ovayı düşünün; bu ova tektonik bir graben vadisidir.

Practice More

Türkiye'deki delta ovaları ile taban seviyesi ovalarının (Antalya, Adapazarı gibi) farklarını incelemek faydalı olacaktır.
Estimated Time:1m 30s
Question 125Question

Türkiye'de kıyıların şekillenmesi ve mevcut kıyı tiplerinin dağılışı üzerinde; yer şekillerinin uzanış doğrultusu, epirojenik hareketler ve dördüncü (IV.IV.) jeolojik zamandaki deniz seviyesi değişimleri birincil derecede etkilidir.

Bu bilgiler ışığında, Türkiye'nin kıyı özellikleri ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye'nin matematik konumu gereği kıyılarında fiyort ve skayer tipi kıyılar görülmezken; ria ve dalmaçya tipi kıyıların oluşumunda dördüncü jeolojik zamandaki deniz seviyesi değişimleri etkili olmuştur.

Answer

Türkiye'nin matematik konumu gereği fiyort ve skayer tipi kıyıların görülmediği, ria ve dalmaçya tipi kıyıların ise dördüncü jeolojik zamandaki deniz seviyesi değişimleriyle oluştuğu ifadesi doğrudur.
Doğru seçenek olan ifade, Türkiye'nin kıyı jeomorfolojisine dair iki temel gerçeği birleştirir: Birincisi, kutup kuşağına uzaklık (matematik konum) nedeniyle buzul kıyı tiplerinin bulunmaması; ikincisi ise ria ve dalmaçya gibi özel kıyı tiplerinin oluşumunun dördüncü jeolojik zaman olaylarına dayanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Matematik konum etkisini analiz etme
Türkiye orta kuşakta yer aldığı için kıyı seviyesine kadar inen buzulların oluşturduğu fiyort ve skayer tipi kıyılara sahip değildir.
Bu kıyı tipleri yüksek enlemlerde (kutba yakın) görülür; Türkiye'de buzullar sadece yüksek dağ zirvelerinde etkili olmuştur.
2
Özel kıyı tiplerinin oluşum zamanını ve sürecini belirleme
İstanbul-Çanakkale boğazları ve Menteşe kıyıları (ria) ile Kaş kıyıları (dalmaçya), dördüncü jeolojik zamandaki deniz ilerlemesi (transgresyontransgresyon) ile oluşmuştur.
Buzul sonrası deniz seviyesinin yükselmesi eski akarsu vadilerini ve kıyıya paralel dağlar arasındaki çukurları sular altında bırakmıştır.
3
Yer şekillerinin kıyı oluşumuna etkisini değerlendirme
Boyuna kıyı tipi (Karadeniz/Akdeniz) falez oluşumunu teşvik ederken delta oluşumunu zorlaştırsa da imkansız kılmaz.
Delta oluşumu için dağların uzanış yönünden ziyade kıta sahanlığı genişliği ve alüvyon miktarı kritiktir.

Key Concept

Türkiye'de Kıyı Tipleri ve Oluşum Faktörleri

Practice More

Türkiye'deki delta ovalarının yerlerini ve hangi akarsular tarafından oluşturulduğunu dilsiz harita üzerinde çalışarak pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 126Question

Türkiye'nin yer şekillerinin oluşumunda en etkili dış kuvvet akarsulardır. Akarsuların yataklarını hem fiziksel hem de kimyasal yollarla aşındırması sonucunda ülkemizde çeşitli yer şekilleri meydana gelmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi akarsuların doğrudan aşındırma faaliyetleri sonucunda oluşan yer şekillerinden biridir?

Show answer & explanation

Answer: Kırgıbayır

Answer

Kırgıbayır, akarsu aşındırması sonucunda oluşan bir yer şeklidir.
Kırgıbayır, özellikle bitki örtüsünün zayıf olduğu kurak bölgelerde (İç Anadolu gibi) akarsuların ve sel sularının yamaçları yarıp pürüzlü yüzeyler oluşturmasıyla meydana gelen bir aşınım şeklidir. Bu süreçte akarsu, yatağını ve çevresini doğrudan aşındırarak bu şekli ortaya çıkarır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel kavramı analiz edin.
Soruda akarsuların 'doğrudan aşındırma' faaliyeti ile oluşan bir yer şekli aranmaktadır.
Dış kuvvetlerin yer şekilleri üzerindeki etkisi aşınım ve birikim olarak ikiye ayrılır; öğrencinin bu ayrımı yapması beklenir.
2
Seçeneklerdeki yer şekillerini oluşum süreçlerine göre sınıflandırın.
Birikinti konisi, kum adası ve Çarşamba Ovası (delta) biriktirme; Mantar kaya ise rüzgar aşındırmasıdır.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğrudan akarsu aşınımına odaklanmak gerekir.
3
Kırgıbayır kavramını değerlendirin.
Kırgıbayır, akarsuların ve sel sularının yamaçları aşındırmasıyla oluşan tipik bir aşınım şeklidir.
Doğru sınıflandırma yapıldığında akarsu aşınım şekli olan Kırgıbayır cevaba ulaşılmasını sağlar.

Key Concept

Akarsu Aşınım Şekilleri
Estimated Time:45s
Question 127Question

Türkiye'de yer kabuğunun sertleşmiş bölümlerinin yan basınçlara uğraması sonucunda esneyemeyip kırılmasıyla "horst" (yüksekte kalan blok) ve "graben" (çöken blok) sistemleri oluşmuştur.

Buna göre, aşağıda verilen dağlardan hangisi bu şekilde oluşan bir "horst" kütlesidir?

Show answer & explanation

Answer: Aydın Dağları

Answer

Kırılma sonucunda oluşan horst kütlesi Aydın Dağları'dır.
Aydın Dağları, Ege Bölgesi'nde yer alan horst-graben sistemi içerisinde, yer kabuğunun kırılması sonucu yüksekte kalan kütleyi (horst) temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Oluşum türünü belirlemek
Soru, kırılma (horst-graben) sonucunda oluşan bir dağı sormaktadır.
Türkiye'deki dağlar kıvrımlı, kırıklı ve volkanik olarak üç ana gruba ayrılır.
2
Seçeneklerdeki dağları oluşum özelliklerine göre sınıflandırmak
Aydın Dağları kırıklı (horst); Küre, Giresun ve Kaçkar kıvrımlı; Erciyes ise volkanik yapıdadır.
Ege Bölgesi'ndeki dağlar (Kaz, Madra, Yunt, Boz, Aydın, Menteşe) genellikle kırılma ile oluşmuştur.

Key Concept

Türkiye'deki dağların oluşum şekilleri ve Horst-Graben sistemi
Estimated Time:45s
Question 128Question

Türkiye, yakın bir jeolojik zamanda (III.III. Zaman sonu ve IV.IV. Zaman başı) toptan yükselmeye (epirojenez) maruz kaldığı için ortalama yükseltisi fazla olan ve platoların geniş yer kapladığı bir ülkedir. Bu jeolojik süreç, platoların hem fiziksel yapısını hem de üzerindeki dış kuvvet faaliyetlerini doğrudan etkilemiştir.

Bu bilgilere dayanarak, Türkiye'deki platoların genel özellikleri hakkında aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Platolardaki akarsu vadileri, yüzeyin deniz seviyesinden yüksekte olması nedeniyle genellikle derine doğru aşınmış ve dik yamaçlı bir yapı kazanmıştır.

Answer

Platolardaki akarsu vadilerinin, yüzeyin yüksekte olması nedeniyle derine doğru aşınmış ve dik yamaçlı bir yapıya sahip olması doğru bir çıkarımdır.
Türkiye'nin epirojenik olarak toptan yükselmesi, akarsuların aşındırma gücünü artırmış ve platoların derine doğru kazılmış dik vadilerle (kanyon veya V tipi vadiler) parçalanmasına neden olmuştur. Bu durum 'parçalanmış yüksek düzlük' tanımına tam olarak uyar.

Step-by-Step Solution

1
Epirojenik hareketlerin sonucunu analiz etme
Türkiye III.III. Zaman sonu ve IV.IV. Zaman başında toptan yükselmiştir.
Yükselme, geniş aşınım düzlüklerinin yüksek rakımlara taşınmasını sağlar.
2
Yükseltinin akarsu rejimine etkisini belirleme
Deniz seviyesinden yüksekte kalan düzlüklerde akarsular 'denge profili'nden uzaklaşır.
Akarsu yatağı ile deniz seviyesi arasındaki fark (taban seviyesi) arttığı için akarsu daha hızlı akar.
3
Yeryüzü şekli sonucuna ulaşma
Hızlı akan akarsular platoları derin vadilerle parçalar.
Dikey yönde aşındırma (derine aşındırma) platoların temel jeomorfometrik özelliğidir.

Key Concept

Epirojenik Yükselme ve Plato Parçalanması

Hints

1
Türkiye'nin 'genç oluşumlu' bir ülke olduğunu ve yüksek düzlüklerin neden parçalı olduğunu düşünün.
2
Bir akarsu yüksek bir düzlükten geçerken deniz seviyesine ulaşmak için yatağını nasıl aşındırır?
3
Epirojenik yükselme, platoları yüksekte bırakırken akarsuların derine aşındırma yaparak kanyon benzeri vadiler oluşturmasına yol açar.

Practice More

Platoların oluşum tiplerini (volkanik, karstik, aşınım) ve bölgelere göre dağılımını gösteren bir tabloyu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 129Question

İç Anadolu Bölgesi’nde özellikle Konya-Karapınar çevresi, bitki örtüsünün cılızlığı ve kurak iklim şartları nedeniyle rüzgârların yer şekillendirme üzerindeki etkisinin en bariz görüldüğü sahalardan biridir. Bu bölgede rüzgârın aşındırma gücüne veya biriktirme hızına bağlı olarak çeşitli mikro ve makro yer şekilleri gelişim göstermiştir.

Buna göre; bölgede görülebilen aşağıdaki yer şekillerinden hangisi, oluşumunda rüzgârın doğrudan bir dış kuvvet olarak rol aldığı aşınım veya birikim şekilleri arasında yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Peri Bacaları

Answer

Peri Bacaları
Peri bacaları, volkanik tüf ve bazalt gibi direnç farkı olan kayaçların sel suları ve sağanak yağışlar tarafından aşındırılması sonucu meydana gelir. Konya-Karapınar gibi rüzgârın çok etkili olduğu sahalarda bulunsa dahi, bu yer şeklinin asıl oluşum mekanizması akarsu aşındırmasıdır. Rüzgâr bu süreçte sadece yüzeyi parlatarak veya şekle son halini vererek ikincil bir rol oynar.

Step-by-Step Solution

1
Konya-Karapınar bölgesinin jeomorfolojik şartlarını analiz etme
Bölgenin kurak iklimi ve bitki örtüsü yoksunluğu, rüzgârın hem aşındırma (korozyon) hem de biriktirme süreçleri için uygun ortam sağlar.
Rüzgârın şekillendirici etkisi ancak mekanik ufalanmanın şiddetli olduğu bu tür ortamlarda baskın hale gelir.
2
Seçeneklerdeki yer şekillerini ana dış kuvvetlerine göre sınıflandırma
Mantarkaya, tafoni, yardang ve barkan doğrudan rüzgârın esme hızı ve yönüne bağlı olarak oluşur; peri bacaları ise akarsu/sel aşındırması ürünüdür.
Dış kuvvetlerin (rüzgâr, akarsu, buzul, dalga) etki alanlarını ve karakteristik şekillerini ayırt etmek doğru sonuca ulaştırır.
3
Peri bacalarındaki ajan etkileşimini değerlendirme
Peri bacalarının ana mimarı sel sularıdır, rüzgâr bu süreçte sadece aşınan yüzeyleri düzelten ikincil/dolaylı bir faktördür.
KPSS sınavında sıkça sorulan 'rüzgârın dolaylı etkisi' kavramı peri bacaları üzerinden test edilmektedir.

Key Concept

Rüzgârın Doğrudan ve Dolaylı Etkisi

Practice More

Rüzgârın Türkiye'de nerelerde etkili olduğu ile fiziksel ufalanmanın dağılımı arasındaki ilişkiyi tekrar ediniz.
Estimated Time:50s
Question 130Question

Türkiye'de rüzgârların yer şekillendirici etkisi üzerine yapılan sentez çalışmalarında; morfolojik gelişim, litolojik direnç ve klimatik veriler arasındaki ilişki analiz edilmektedir. Özellikle Neojen dönemine ait gölsel tortulların bulunduğu havzalarda rüzgârın aşındırma (korozyon) ve biriktirme (akümülasyon) faaliyetlerinin hızı, bitki örtüsünün kapalılık oranı ve insan müdahalesiyle doğrudan ilişkilidir.

Bu bilgiler ışığında, Türkiye'deki rüzgâr şekillerinin özellikleri ve mekânsal dağılışına ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Konya-Karapınar çevresindeki kumul sahalarında gözlenen ve barkan morfolojisine benzeyen yapılar, bölgedeki ekstrem bitki tahribatıyla oluşmuş yerel şekillerdir; ancak Türkiye'nin yarı kurak iklim koşulları bu kumulların tam çölleşme sahalarındaki gibi süreklilik arz etmesini kısıtlamaktadır.

Answer

Konya-Karapınar çevresindeki kumul hareketliliğinin bitki tahribatıyla ilişkili olduğu ve Türkiye ikliminin tam çöl formasyonlarına (barkan gibi) izin vermeyen yarı kurak yapısı doğru değerlendirmedir.
Karapınar, Türkiye'de rüzgâr erozyonunun en şiddetli olduğu yerdir. Buradaki kumul hareketliliği doğal kuraklığın yanı sıra bitki örtüsünün tahrip edilmesiyle hız kazanmıştır. Ancak Türkiye iklimi 'yarı kurak' olduğu için, Sahra gibi bölgelerde görülen devasa barkan (hilal şekilli kumul) sistemleri Türkiye'de tam anlamıyla oluşamaz ve sürekli kalamaz; görülenler küçük ölçekli ve yereldir.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'de rüzgârın etkili olduğu alanları belirle.
İç Anadolu (Konya-Karapınar) ve Güneydoğu Anadolu ana odak noktalarıdır.
Bu bölgeler yağışın az, bitki örtüsünün cılız ve fiziksel ufalanmanın şiddetli olduğu alanlardır.
2
Rüzgârın birincil ve ikincil kuvvet olduğu durumları ayırt et.
Peri bacalarında rüzgâr yardımcı kuvvettir; mantarkaya, barkan ve tafonide ise birincil kuvvettir.
Dış kuvvetlerin yer şekilleri üzerindeki baskınlık sırası, sınavın en ayırt edici noktalarından biridir.
3
İklim ve yer şekli ilişkisini analiz et.
Türkiye'de 'tam çöl' bulunmadığı için barkan gibi şekiller yaygın değildir; Karapınar'daki örnekler yerel ve antropojenik (insan kaynaklı) etkilidir.
Türkiye'nin yıllık yağış miktarının genelde 200300200-300 mm'nin üzerinde olması gerçek çöl şekillerinin sürekliliğini engeller.

Key Concept

Türkiye'de rüzgâr şekillerinin oluşum şartları ve mekânsal sınırlılıkları
Question 131Question

Türkiye’nin kıyı bölgelerinde dağların kıyı çizgisine göre uzanış doğrultusu; kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşım imkânlarını, yağış miktarını ve limanların art bölgesini (hinterland) belirleyen temel faktördür. Ege Bölgesi'nde dağların büyük çoğunluğu kıyıya dik (enineenine) uzanarak denizel etkilerin iç kısımlara kadar ulaşmasına olanak tanırken, bir yöredeki dağlar bu genel karakteristikten saparak kıyıya paralel bir hat oluşturur. Bu durum, söz konusu yörede ulaşımın sarp geçitlerle sağlanmasına ve hinterlandın daralmasına yol açmıştır.

Bu morfolojik özellikleri nedeniyle Ege Bölgesi'nin genelinden ayrılan ve Akdeniz kıyı kuşağındaki dağ sıralarının coğrafi etkilerine benzer bir tablo sergileyen dağ kütlesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Menteşe Dağları

Answer

Ege Bölgesi'nde yer almasına rağmen kıyıya paralel uzanarak ulaşımı zorlaştıran ve hinterlandı daraltan dağ kütlesi Menteşe Dağları'dır.
Doğru cevap olan seçenek, Muğla çevresinde yer alan ve Ege Bölgesi'nin genel enine kıyı yapısına (dağların kıyıya dik uzanması) aykırı olarak kıyıya paralel/obua bir uzanış sergileyen dağları belirtmektedir. Bu durum, bu yörede denizel etkinin iç kesimlere sızmasını zorlaştırmış, hinterlandı daraltmış ve ulaşımın ancak sarp geçitlerle (örneğin Sakar Geçidi) sağlanmasına neden olmuştur. Bu özellikleri nedeniyle Menteşe yöresi, coğrafi karakter bakımından Ege'den ziyade Karadeniz ve Akdeniz'in kıyı kuşağına benzer.

Step-by-Step Solution

1
Ege Bölgesi'ndeki dağların genel uzanış doğrultusunu hatırla.
Ege'de dağlar genellikle kıyıya dik (enineenine) uzanır ve bu durum graben ovaları üzerinden iç kesimlere ulaşımı kolaylaştırır.
Genel kural ile istisnai durumu ayırt edebilmek için temel bilgiyi belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki dağların kıyıya göre konumlarını analiz et.
Kaz, Madra, Yunt ve Aydın dağları denize dik uzanan horst kütleleridir; ancak Menteşe yöresindeki dağlar kıyıya paralel bir konumdadır.
Soruda istenen 'istisnai uzanış' ve 'dar hinterland' özelliklerini karşılayan merkezi bulmak gerekir.
3
Uzanış doğrultusunun coğrafi sonuçlarını değerlendir.
Menteşe Dağları kıyıya paralel uzandığı için Sakar Geçidi gibi sarp yollarla ulaşım sağlanır ve bu durum Akdeniz/Karadeniz tipi 'boyuna kıyı' özelliklerini andırır.
Morfolojik yapının ulaşım ve iklim üzerindeki etkisini doğrulamak için son analiz yapılır.

Key Concept

Dağların Kıyıya Göre Uzanışının Etkileri

Hints

1
Ege Bölgesi'nde dağların çoğu 'dik' uzanırken, güneydeki bir yörede bu kural bozulur.
2
Muğla çevresindeki dağların kıyıya 'paralel' uzanması, buranın ulaşımını neden zorlaştırır?
3
Graben hatları arasında yer alan Kaz, Madra, Yunt ve Aydın dağları denize dik uzanırken, Menteşe yöresi bu genellemenin dışındadır.

Practice More

Menteşe yöresinin bu özel uzanışının, bölgedeki nüfus yoğunluğu ve tarımsal faaliyetler üzerindeki etkilerini de inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 132Question

Anadolu kara kütlesi, Miyosen sonlarından itibaren Arap Levhası'nın kuzeye doğru hareket ederek Avrasya Levhası ile çarpışması sonucu "Neotektonik Dönem" olarak adlandırılan yeni bir jeolojik sürece girmiştir. Günümüzde de aktif olarak devam eden bu süreç, Türkiye’nin yer şekillerinin temel karakterini ve bugünkü genel görünümünü belirlemiştir. Aşağıdakilerden hangisi, Türkiye’de Neotektonik dönemde meydana gelen jeolojik ve jeomorfolojik gelişmelerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Tetis deniz çanağında milyonlarca yıl süren tortullanma ve devasa birikim süreçlerinin yaşanması

Answer

Tetis deniz çanağındaki tortullanma ve birikim süreçleri, Anadolu'nun yükselmesinden ve günümüzdeki tektonik yapısını kazanmasından çok daha önce, II.II. Jeolojik Zaman (Mezozoik) boyunca gerçekleşmiştir.
Tetis Denizi tabanında meydana gelen tortullanma süreci, Alp-Himalaya orojenezinin hazırlık evresi olup II.II. Jeolojik Zaman'da (Mezozoik) gerçekleşmiştir. Neotektonik dönem ise bu tortulların kıvrılıp yükselmesinden sonra, Miyosen sonlarında başlayan çok daha genç bir süreçtir.

Step-by-Step Solution

1
Neotektonik dönemin başlangıcı ve kapsamı saptanır.
Bu dönemin yaklaşık 111211-12 milyon yıl önce (Miyosen sonu) başladığı ve Anadolu'nun bugünkü tektonik rejimini (yükselme, batıya kaçış, kırılma) temsil ettiği belirlenir.
Soruda istenen zaman diliminin jeolojik sınırlarını doğru çizmek gerekir.
2
Seçeneklerde sunulan olayların jeolojik zamanlarla eşleştirmesi yapılır.
Fay hatlarının oluşumu, epirojenik yükselme, horst-graben yapıları ve genç volkanizmanın III.III. Zaman sonu ve IV.IV. Zaman (Kuvaterner) ürünleri olduğu teyit edilir.
Neotektonik süreçlerin Türkiye üzerindeki doğrudan etkilerini ayırt etmek için gereklidir.
3
Tetis Denizi tortullanma sürecinin kronolojik konumu analiz edilir.
Tortullanmanın, levha çarpışmasından önceki "hazırlık" (jeosenklinal) evresine, yani büyük oranda II.II. Zaman'a ait olduğu sonucuna ulaşılır.
Hangi olayın dağ oluşumu ve yükselme döneminden önce gerçekleştiğini saptayarak yanlış olanı bulmak hedeflenir.

Key Concept

Neotektonik Dönem ve Jeolojik Kronoloji

Hints

1
Neotektonik dönem, Türkiye'nin 'yükselmeye ve kırılmaya' başladığı, Miyosen sonundan günümüze kadar gelen en genç süreci kapsar.
2
Tetis Denizi'nin tabanında tortulların birikmesi (tortullanma), dağlar oluşmadan çok daha önce gerçekleşen bir 'hazırlık' aşamasıdır.

Practice More

Anadolu'nun batıya doğru hareketinin temel nedenini ve bu hareketin hangi ana fay hatları üzerinde gerçekleştiğini tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 133Question

Türkiye, orta kuşakta yer alan bir ülke olduğu için buzulların etkisi diğer dış kuvvetlere (akarsu, rüzgar vb.) oranla oldukça sınırlıdır. Ancak yükseltisi 25002500 metrenin üzerine çıkan dağlarda buzul aşınım ve biriktirme şekillerine rastlanabilmektedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin yüksek dağlık alanlarında görülen buzul şekillerinden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Lapya

Answer

Türkiye'nin yüksek kesimlerinde rastlanan ancak buzul şekli olmayan yer şekli lapyadır.
Lapyalar, kireçtaşlarının sular tarafından çözünmesiyle oluşan en küçük karstik aşınım şekilleridir. Türkiye'de özellikle Toros Dağları üzerinde yaygın olarak görülseler de bu şekillerin oluşumunda buzullar değil, kimyasal çözünme etkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Dış kuvvetlerin etki alanlarını ve oluşturdukları şekilleri sınıflandırın.
Sirk, hörgüç kaya, moren ve buzul vadisi 'buzullar' tarafından oluşturulurken; lapya 'karstik süreçler' (yeraltı ve yerüstü suları) sonucu oluşur.
Soruda hangisinin buzul şekli olmadığı sorulmaktadır.
2
Lapya oluşum mekanizmasını analiz edin.
Lapya, kalker gibi çözünebilen kayaçların kimyasal aşınımıyla oluşan karstik bir şekildir.
Lapyaların yüksek dağlarda (Toroslar gibi) görülmesi, onların buzul şekli olduğu anlamına gelmez; bu durum kayaç yapısıyla ilgilidir.

Key Concept

Buzul aşınım ve birikim şekilleri ile diğer dış kuvvetlerin oluşturduğu şekillerin ayrımı.

Hints

1
Seçeneklerdeki yer şekillerinin hangi dış kuvvet (akarsu, rüzgar, buzul, dalga, karstik süreç) tarafından oluşturulduğunu düşünün.
2
Lapya, dolin, uvala gibi terimlerin hangi konu başlığı (karstik şekiller) altında işlendiğini hatırlayın.
3
Buzul şekilleri genellikle 'sirk' ve 'moren' kelimeleriyle anılırken; lapya kireçtaşlarının (kalker) erimesiyle ilgilidir.

Practice More

Türkiye'de buzul şekillerine rastlanan dağlar (Kaçkar, Erciyes, Ağrı, Aladağlar, Bolkar, Uludağ vb.) ile rastlanmayan dağları (Yıldız Dağları, Biga Dağları, Canik Dağları vb.) yükselti faktörüne göre karşılaştırın.
Estimated Time:45s
Question 134Question

Türkiye'de dağların oluşum süreçleri ve yapısal özellikleri bölgeden bölgeye farklılık gösterir. Akdeniz Bölgesi'ndeki dağların büyük çoğunluğu Alp-Himalaya kıvrım sistemine dahil olan Toros Dağları'ndan oluşurken, bu bölgedeki bir dağ kütlesi yan basınçlara karşı direnç göstererek kırılmış ve bir 'horst' olarak yükselmiştir.

Üzerinde Çukurova'yı Hatay'a bağlayan Belen Geçidi'nin de bulunduğu bu dağ aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nur (Amanos) Dağları

Answer

Nur (Amanos) Dağları
Nur (Amanos) Dağları, Akdeniz Bölgesi'nde yer almasına rağmen orojenik hareketler sırasında kırılmaya uğramış bir horst kütlesidir. Bu dağlar, üzerindeki Belen Geçidi vasıtasıyla Hatay'ı liman şehirlerine ve Çukurova'ya bağlayarak ulaşımda kilit bir rol oynar. Oluşum biçimi yönünden Ege Bölgesi'ndeki dağlarla benzerlik gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Bölgesel konum ve oluşum tipini analiz etme
Akdeniz Bölgesi'nde yer alıp 'horst' (kırıklı) yapıda olan dağın belirlenmesi gerekir.
Türkiye'de Akdeniz ve Karadeniz'deki dağlar genel olarak kıvrımlı (antiklinal-senklinal) yapıda olsa da istisnai durumlar mevcuttur.
2
Ulaşım ve geçit bilgisini eşleştirme
Söz konusu dağın üzerinde Belen Geçidi'nin bulunduğu tespit edilir.
Belen Geçidi, Nur (Amanos) Dağları üzerinde yer alarak Hatay ile Çukurova arasındaki ulaşımı sağlar.
3
Oluşum bakımından benzerliği teyit etme
Nur Dağları, Ege Bölgesi'ndeki horstlar (Madra, Yunt, Aydın vb.) gibi kırıklı bir yapıya sahiptir.
Sertleşmiş tabakaların yan basınçlara uğraması sonucu kıvrılamayıp kırılmasıyla oluşmuştur.

Key Concept

Nur (Amanos) Dağları'nın Akdeniz Bölgesi'ndeki istisnai kırıklı (horst) yapısı ve ulaşım üzerindeki etkisi.
Estimated Time:50s
Question 135Question

Türkiye'de rüzgârların yer şekillerini biçimlendirme gücü bölgeler arasında belirgin farklılıklar göstermektedir. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde rüzgâr aşınım ve birikim şekillerine (mantar kaya, tafoni, kumul vb.) sıkça rastlanırken, Doğu Karadeniz kıyı kuşağında bu tür şekillerin görülme olasılığı yok denecek kadar azdır.

Bölgeler arasındaki bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nemlilik ve yağış rejimine bağlı olarak bitki örtüsü gürlüğünün farklı olması

Answer

Nemlilik ve yağış rejimine bağlı olarak bitki örtüsü gürlüğünün farklı olması
Rüzgârın bir bölgeyi şekillendirebilmesi için o bölgede buharlaşmanın yağıştan fazla olması, zeminin kuru kalması ve koruyucu bir bitki örtüsünün (orman, gür otlak vb.) bulunmaması gerekir. Türkiye'de İç ve Güneydoğu Anadolu gibi kurak ve yarı kurak sahalarda bu şartlar sağlandığı için rüzgâr şekilleri yaygındır; ancak Karadeniz gibi nemli ve gür bitki örtüsüne sahip yerlerde rüzgârın yüzeye müdahalesi sınırlıdır.

Step-by-Step Solution

1
Rüzgârın yer şekillendirme mekanizmasını analiz etme.
Rüzgârın aşındırma ve biriktirme yapabilmesi için taneli yapının (kum, toz) kuru olması ve bitki kökleri tarafından tutulmaması gerekir.
Nemli topraklar birbirine tutunur ve rüzgâr tarafından kolayca taşınamaz; gür bitki örtüsü ise rüzgârın hızını keserek zemini bir zırh gibi korur.
2
İç Anadolu/Güneydoğu Anadolu ile Karadeniz bölgelerini kıyaslama.
İç kesimlerde yağış az, nem düşük ve bitki örtüsü cılızdır (bozkır). Karadeniz'de ise her mevsim yağışlı, nem yüksek ve bitki örtüsü gürdür (orman).
Bölgesel farkların temel dayanağını tespit etmek.
3
Seçenekleri değerlendirerek temel nedeni belirleme.
Bitki örtüsü ve nemlilik farkının rüzgârın yüzeyle temasını belirleyen asıl unsur olduğu sonucuna varılır.
En güçlü açıklayıcı faktörü seçmek.

Key Concept

Rüzgârın Şekillendirici Etkisi ve Bitki Örtüsü İlişkisi

Hints

1
Rüzgârın kumları uçurabilmesi için toprağın ıslak mı yoksa kuru mu olması gerektiğini düşünün.

Practice More

Rüzgâr aşınım şekilleri (mantar kaya, şahit kaya, tafoni, yardang) ile birikim şekillerini (kumul, lös, barkan) birbirine karıştırmamak için tablo oluşturabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 136Question

Türkiye'de dağların kıyı çizgisine paralel uzandığı Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında "Boyuna kıyı tipi" hâkimdir. Bu kıyı tipinin yaygın olduğu alanlarda, yer şekillerinin kıyıya göre uzanışına bağlı olarak çeşitli coğrafi özellikler gelişmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Boyuna kıyı tipinin görüldüğü bir bölgenin karakteristik özellikleri arasında yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Doğal liman, koy ve körfez sayısının fazla olması

Answer

Doğal liman, koy ve körfez sayısının fazla olması Boyuna kıyı tipinin bir özelliği değildir.
Boyuna kıyı tipinde dağlar deniz boyunca bir duvar gibi uzandığı için kıyı çizgisi oldukça sadedir. Bu durum, doğal liman, koy ve körfezlerin oluşumunu engeller. Bu tür özellikler, dağların denize dik uzandığı ve kıyı çizgisinin çok girintili çıkıntılı olduğu Ege Bölgesi (Enine kıyı tipi) için karakteristiktir.

Step-by-Step Solution

1
Kıyı tipini ve görüldüğü bölgeleri belirle
Boyuna kıyı tipi, dağların kıyıya paralel uzandığı Karadeniz ve Akdeniz'de görülür.
Yer şekillerinin uzanış yönü kıyı tipini belirleyen temel faktördür.
2
Boyuna kıyıların morfolojik sonuçlarını analiz et
Kıyı düzdür, girinti-çıkıntı azdır, deniz aniden derinleşir (dar şelf), falezler yaygındır.
Dağların kıyıya paralel olması dalga etkisinin ve kıyı profilinin karakterini belirler.
3
Seçenekleri bu morfolojik özelliklerle karşılaştır
Doğal liman ve koy sayısının fazla olması, dağların kıyıya dik uzandığı Enine kıyılara (Ege) ait bir özelliktir.
Boyuna kıyılarda dağlar bir duvar gibi uzandığı için girintili bir yapı oluşamaz.

Key Concept

Boyuna Kıyı Tipinin Özellikleri

Hints

1
Dağların kıyıya paralel mi yoksa dik mi uzandığının sonuçlarını düşünün.
2
Doğal liman ve körfezlerin en çok hangi bölgemizde (Ege mi, Karadeniz mi) olduğunu hatırlayın.
3
Ege kıyılarında dağlar dik uzandığı için (Enine kıyı), doğal limanlar boldur; Boyuna kıyılarda ise kıyı dümdüz uzanır.

Practice More

Karadeniz'de Boyuna kıyı tipi hâkim olmasına rağmen, Sinop'un doğal bir liman olmasının nedenini (ria benzeri yapı/yarımada) araştırınız.

Alternative Method

Zıtlık ilkesini kullanın: Karadeniz (Boyuna) ile Ege (Enine) kıyılarını kıyasladığınızda, hangisinin daha girintili çıkıntılı olduğunu belirleyerek cevaba ulaşabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 137Question

Türkiye’de platoların oluşum süreci (litosferik yapı ve jeolojik gelişim), bu sahaların fiziksel özelliklerini belirlediği gibi beşerî ve ekonomik faaliyetlerin sınırlarını da çizmektedir. Bazı platolarda iklim şartları hayvancılık veya tarım türünü doğrudan belirlerken, bazılarında ise sahanın litolojik yapısı (kayaç özelliği) iklimin sağladığı imkanları kısıtlayarak veya dönüştürerek ekonomik faaliyeti şekillendiren en temel faktör haline gelmektedir.

Buna göre, aşağıdaki plato ve bu platoda yoğunlaşan temel ekonomik faaliyet eşleştirmelerinden hangisinde, litolojik yapının belirleyici etkisi diğerlerine göre daha baskındır?

Show answer & explanation

Answer: Taşeli Platosu - Kıl keçisi yetiştiriciliği

Answer

Taşeli Platosu - Kıl keçisi yetiştiriciliği eşleştirmesi, litolojik yapının (karstik yapı) ekonomik faaliyet üzerindeki en belirgin etkisini göstermektedir.
Taşeli Platosu, karstik (kalkerli) yapısı nedeniyle suyu yer altına hızla sızdıran bir litolojiye sahiptir. Bu durum, Akdeniz iklim bölgesinde olmasına rağmen tarımsal sulamayı zorlaştırmakta ve yüzey sularını kısıtlamaktadır. Litolojik yapının yarattığı bu engebeli ve 'susuz' arazi şartları, bölge halkını bitki örtüsü olarak makilere ve kayalık alanlara uyum sağlamış olan kıl keçisi yetiştiriciliğine yöneltmiştir. Burada litoloji, iklimin etkisini baskılayarak ekonomik tercihi belirlemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerdeki platoların oluşum kökenlerini ve temel ekonomik faaliyetlerini belirlemek.
Ardahan (Lav), Taşeli (Karstik), Yazılıkaya (Tabaka düzlüğü), Gaziantep (Tabaka düzlüğü), Çatalca-Kocaeli (Aşınım düzlüğü).
Oluşum türü ile ekonomik faaliyet arasındaki nedensellik bağını kurmak için ilk adımdır.
2
Ekonomik faaliyetlerin 'iklim' mi yoksa 'litoloji' mi kaynaklı olduğunu analiz etmek.
Ardahan'da 'yaz yağışları' (iklim), Taşeli'de 'kalkerli yapı' (litoloji), Gaziantep'te 'kuraklık' (iklim) etkilidir.
Soruda istenen 'litolojik yapının baskınlığı' kriterini ayırt etmek.
3
Karstik platolardaki su sorununu ve tarımsal kısıtlılığı değerlendirmek.
Kalkerli yapı suyu hızla alta sızdırdığı için yüzey suları azdır ve toprak verimi düşüktür; bu da engebeye dayanıklı kıl keçisini öne çıkarır.
Litolojinin (kayaç yapısının) beşerî hayatı nasıl doğrudan dikte ettiğini anlamak.

Key Concept

Litolojik yapının (karstik süreçlerin) ekonomik faaliyetler üzerindeki belirleyici ve kısıtlayıcı etkisi.

Practice More

Karstik platolarda (Teke ve Taşeli) nüfusun seyrek olmasının nedenleri ile litolojik yapı arasındaki ilişkiyi inceleyen sorulara bakabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 138Question

Türkiye'deki platoların büyük bir bölümü, üçüncü jeolojik zamanın sonu ile dördüncü zamanın başlarında gerçekleşen toplu yükselmenin etkisiyle deniz seviyesinden oldukça yüksekte yer almaktadır. Ancak bir plato, akarsular tarafından aşındırılarak deniz seviyesine kadar alçaltılmış eski bir aşınım yüzeyi (peneplen) özelliğine sahiptir. Ortalama yükseltisi diğer platolara göre oldukça az olan bu saha; sanayi, ulaşım ve ticaret faaliyetlerinin yoğunlaşması nedeniyle Türkiye'nin en yoğun nüfuslu bölgesi haline gelmiştir.

Parçada özellikleri belirtilen plato aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çatalca-Kocaeli Platosu

Answer

Çatalca-Kocaeli Platosu, Türkiye'de yükseltisi en az olan, aşınım düzlüğü kökenli ve nüfus yoğunluğu en fazla olan platodur.
Çatalca-Kocaeli Platosu, Marmara Bölgesi'nde yer alan, akarsuların aşındırmasıyla deniz seviyesine kadar indirilmiş (aşınım yüzeyi) bir sahadır. Türkiye'nin diğer platoları genellikle 500-1000 metre ve üzerinde yükseltiye sahipken, bu platonun yükseltisi 150-200 metreyi geçmez. Ayrıca konumu gereği sanayi ve ticaretin kalbi durumundadır.

Step-by-Step Solution

1
Parçada verilen 'en düşük yükseltili' ve 'aşınım yüzeyi' (peneplen) anahtar kelimelerini analiz et.
Türkiye'deki platoların çoğu yüksekte iken (Erzurum-Kars, İç Anadolu platoları), sadece bir tanesi deniz seviyesine çok yakındır.
Oluşum kökenine göre aşınım platolarını diğerlerinden ayırmak gerekir.
2
Ekonomik ve demografik verileri değerlendir: 'En yoğun nüfuslu', 'sanayi ve ticaret merkezi'.
Bu özellikler Türkiye'de İstanbul ve Kocaeli illerinin bulunduğu sahayı işaret eder.
Türkiye'nin beşeri ve ekonomik coğrafyasındaki en baskın plato Çatalca-Kocaeli'dir.

Key Concept

Aşınım Platoları (Peneplenleşme)

Hints

1
Türkiye'nin en alçak platosu hangi coğrafi bölgemizde yer alır?
2
İstanbul ve Kocaeli illerinin üzerinde kurulu olduğu yeryüzü şeklini düşünün.
3
Oluşum bakımından peneplen (aşınım düzlüğü) olan tek plato grubuna odaklanın.

Practice More

Platoların oluşum türlerini (Lav, Karstik, Tabaka Düzlüğü, Aşınım) bir tablo yaparak karşılaştırmanız, bu tür sorularda hız kazandıracaktır.

Alternative Method

Platoları yükseltilerine göre batıdan doğuya sıraladığınızda, en batıdaki ve en alçaktaki seçeneği işaretlemek sizi doğru sonuca ulaştıracaktır.
Estimated Time:50s
Question 139Question

Akarsular, yataklarını derine ve geriye doğru aşındırarak yatak eğimini deniz seviyesine (kaide seviyesi) yaklaştırırlar. Akarsuyun yatak boyunca aşındırma ve biriktirme faaliyetlerinin dengeye ulaştığı bu en son aşamaya 'denge profili' adı verilir. Türkiye akarsuları, ülkemizin yakın jeolojik zamanda toptan yükselmiş olması (epirojenez) nedeniyle genellikle bu seviyeye ulaşamamıştır.

Buna göre, yatağı denge profiline ulaşmış bir akarsu havzasında aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez?

Show answer & explanation

Answer: Akarsu yatağında şelale ve dev kazanı gibi yer şekillerinin sayısının artması

Answer

Akarsu yatağında şelale ve dev kazanı gibi yer şekillerinin sayısının artması
Denge profiline ulaşmış bir akarsu, yatağını deniz seviyesine kadar aşındırmış demektir. Bu durumda yatak eğimi yok denecek kadar azalır. Şelale (çağlayan) ve dev kazanı gibi oluşumlar ise yatak eğiminin aniden değiştiği, suyun yüksekten döküldüğü alanlarda meydana gelir. Eğimin düzleştiği bir akarsu yatağında bu tür engebeli şekillerin artması değil, tam tersine aşınarak yok olması beklenir.

Step-by-Step Solution

1
Denge profilinin tanımını analiz etmek
Denge profili, bir akarsuyun yatak eğiminin minimuma indiği, deniz seviyesine en yakın olduğu olgunluk aşamasıdır.
Soru, bu aşamaya ulaşmış bir akarsuyun fiziksel özelliklerini sorgulamaktadır.
2
Eğim ve yer şekilleri ilişkisini kurmak
Şelale ve dev kazanları, yatak eğiminin yüksek olduğu 'genç' akarsularda görülür. Denge profili aşamasında bu eğim kırıklıkları aşındırılarak düzlenmiştir.
Denge profiline ulaşan bir akarsuda yüksek enerjiye bağlı aşınım şekilleri beklenemez.
3
Diğer seçenekleri elemek
Akış hızının azalması, enerji potansiyelinin düşmesi ve ulaşımın kolaylaşması, düşük eğimin doğal ve beklenen sonuçlarıdır.
Denge profili, akarsuyun 'yaşlılık' dönemine işaret eder.

Key Concept

Denge Profili ve Akarsu Enerjisi

Hints

1
Denge profili kavramını bir akarsuyun 'emeklilik' veya 'yaşlılık' dönemi gibi düşünebilirsiniz.
2
Eğimin sıfıra yaklaştığı bir yerde suyun akış hızı ve gücü hakkında ne söylenebilir?
3
Şelalelerin oluşması için akarsu yatağında diklikler olması gerekir. Denge profiline ulaşan bir akarsu bu diklikleri çoktan düzleştirmiştir.

Practice More

Türkiye'nin akarsularının genel özellikleri ile denge profiline ulaşmamış olmasının sonuçlarını (hidroelektrik, ulaşım, aşındırma gücü) karşılaştırınız.
Estimated Time:1m 15s
Question 140Question

Türkiye'de dağların oluşum süreçleri incelendiğinde; esnek tabakaların kıvrılmasıyla kıvrımlı dağlar, sert tabakaların kırılmasıyla ise kırıklı dağlar (horstlar) meydana gelmiştir. Kırıklı dağlar büyük oranda Ege Bölgesi'nde yoğunlaşmış olsa da Türkiye'nin başka yerlerinde de bu tür oluşumlara rastlanmaktadır. Buna göre, Akdeniz Bölgesi'nde yer alan ve kırılma sonucunda oluşan 'horst' özelliği taşıyan dağ aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nur (Amanos) Dağları

Answer

Akdeniz Bölgesi'nde yer alan Nur (Amanos) Dağları, kırılma sonucunda oluşan bir kırıklı dağ (horst) örneğidir.
Nur (Amanos) Dağları, Türkiye'de kırıklı dağların (horst) Ege Bölgesi dışındaki en önemli örneğidir. Hatay ilinde bulunan bu dağlar, Amik Ovası grabeni ile birlikte bir kırık sistemini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Dağ oluşum tiplerini (kıvrım, kırık, volkanik) belirleyin.
Soruda istenen 'horst' yapısı, kırıklı dağları ifade eder.
Türkiye'deki dağların büyük çoğunluğu kıvrımlı olsa da, Ege ve Hatay çevresinde kırıklı dağlar mevcuttur.
2
Akdeniz Bölgesi'ndeki dağların dağılımını analiz edin.
Toroslar genellikle kıvrımlı dağlar iken, Nur Dağları istisnai olarak kırıklı yapıdadır.
Hatay çevresindeki graben sistemi (Amik Ovası), Nur Dağları'nın horst olarak yükselmesine neden olmuştur.

Key Concept

Dağ Oluşum Şekilleri ve Dağılışı
Estimated Time:45s
PreviousPage 7 / 43Next
Türkiye'nin Yer Şekilleri — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 7 | Examkin