Duraklama Dönemi (1579-1699)

51 questions

Question 1Question

XVII.XVII. yüzyılın ortalarında Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü siyasi ve mali bunalım sürecinde, Köprülü Mehmet Paşa’nın kendisine sunulan sadrazamlık teklifini; saray işlerine müdahale edilmemesi, atama ve azillerde tam yetki verilmesi gibi bazı şartlarla kabul etmesi, Osmanlı devlet geleneği açısından bir dönüm noktası olarak kabul edilir.

Bu durumun yaşanması, Osmanlı merkez teşkilatındaki değişim süreci açısından aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: Saltanat makamının mutlak otoritesinden ödün vererek bürokrasiye alan açmak zorunda kaldığının

Answer

Saltanat makamının mutlak otoritesinden ödün vererek bürokrasiye alan açmak zorunda kaldığının
Osmanlı devlet geleneğinde sadrazamlar, padişahın mutlak vekili olarak 'kayıtsız şartsız' atanırlar. Ancak XVII.XVII. yüzyılda merkezi otoritenin zayıflamasıyla IV. Mehmed, Köprülü Mehmet Paşa'nın sunduğu şartları kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu durum, padişahın artık tek karar verici olarak mutlak gücünü koruyamadığını ve yönetimi kurtarmak adına yetkilerini bürokratik bir figürle paylaşmak zorunda kaldığını, yani mutlak otoritesinden ödün verdiğini doğrudan kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Durum Analizi
Köprülü Mehmet Paşa'nın şartlı sadrazamlığı bir ilktir.
Klasik dönemde sadrazam padişahın mutlak vekilidir ve padişah her an azletme/müdahale etme yetkisine sahiptir.
2
Siyasi Çıkarım
Padişah (IV. Mehmed) otoritesinden taviz vermiştir.
Devletin bekası için padişahın kendi yetkilerini bir devlet adamıyla (bürokrasi) pazarlık konusu yapması, mutlakiyet anlayışının sarsıldığını gösterir.
3
Dönemsel Karşılaştırma
Merkezi otoritenin zayıflığı kanıtlanmıştır.
Güçlü bir padişahın olduğu dönemde bir sadrazamın şart ileri sürmesi mümkün olamazdı.

Key Concept

Köprülüler Dönemi ve Şartlı Sadrazamlık

Hints

1
Klasik dönemde (Fatih veya Kanuni dönemi) bir sadrazamın padişaha şart koşması mümkün müydü?
2
Bir yöneticinin yetkilerini sınırlayan şartlar kabul ediliyorsa, o yöneticinin gücü hakkında ne söylenebilir?
3
Şartlı sadrazamlık, padişahın mutlak vekillik kurumunu bir pazarlık zeminine çektiğini gösterir.

Practice More

Köprülüler Dönemi'nin duraklama içinde 'yükselme' dönemi olarak adlandırılmasının nedenlerini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 2Question

1533 yılında imzalanan İstanbul (İbrahim Paşa) Antlaşması'na göre Avusturya Arşidükü, protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk sayılmış; bu durum Osmanlı Devleti'nin Avrupa karşısında büyük bir diplomatik üstünlük elde etmesini sağlamıştır. Ancak 17. yüzyılın başlarında yaşanan iç ve dış gelişmeler, Osmanlı Devleti'nin bu üstünlüğünü korumasını zorlaştırmıştır. 1606 yılına gelindiğinde imzalanan yeni bir antlaşma ile Avusturya Arşidükü'nün protokolde Osmanlı padişahına denk sayılması ve kendisine "Sezar" unvanıyla hitap edilmesi kabul edilmiştir.

Bu bilgiler doğrultusunda, Osmanlı Devleti'nin Avusturya üzerindeki diplomatik ve siyasi üstünlüğünün sona erdiğini, devletler arası eşitlik (mütekabiliyet) esasına dönüldüğünü gösteren bu antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zitvatorok Antlaşması

Answer

Osmanlı Devleti'nin Avusturya üzerindeki diplomatik üstünlüğünü kaybettiği ve hükümdarların eşit sayıldığı antlaşma Zitvatorok Antlaşması'dır.
Zitvatorok Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin dış politikada artık 'tek taraflı üstünlük' kuramadığını ve Avusturya ile eşit hukuki statüye geçtiğini belgeler. 1533'teki sadrazam-kral eşitliği maddesinin yerini padişah-imparator eşitliğine bırakması, Osmanlı'nın bölgedeki psikolojik üstünlüğünü yitirdiğinin kanıtıdır.

Step-by-Step Solution

1
1533 İstanbul Antlaşması'nın içeriğini hatırla.
Avusturya kralı Osmanlı sadrazamına denk kabul edilerek mutlak üstünlük kurulmuştur.
Başlangıç noktasını ve kaybedilen üstünlüğün mahiyetini anlamak için gereklidir.
2
1606 tarihindeki diplomatik değişikliği analiz et.
Avusturya hükümdarı (Arşidük), Osmanlı padişahına denk sayılarak 'Sezar' unvanını kullanmaya başlamıştır.
Soru kökünde belirtilen 'mütekabiliyet' (karşılıklılık/eşitlik) durumunu saptamak için gereklidir.
3
Verilen tarih ve özellikleri taşıyan antlaşmayı belirle.
I. Ahmed döneminde imzalanan 1606 Zitvatorok Antlaşması bu hükümleri içermektedir.
Doğru kronolojik ve içerik eşleştirmesini yapmak için gereklidir.

Key Concept

Osmanlı-Avusturya İlişkilerinde Mütekabiliyet Esası

Hints

1
Bu antlaşma 17. yüzyılın başlarında, Celali İsyanları ve İran savaşlarının baskısı altında imzalanmıştır.
2
1533 İstanbul Antlaşması ile elde edilen 'sadrazam-kral' eşitliğini bozan antlaşmayı arayın.
3
Osmanlı padişahının Avusturya hükümdarına 'Sezar' dediği 1606 tarihli antlaşmadır.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi'nde kazandığı son kale ve aldığı son savaş tazminatı olan antlaşmayı (Vasvar) inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 3Question

XVII.XVII. yüzyılda Lehistan'ın Osmanlı korumasındaki Ukrayna Kazaklarına müdahale etmesi üzerine sefere çıkan IV. Mehmed döneminde imzalanan; Podolya'nın Osmanlı idaresine geçmesiyle Batı'da en geniş sınırlara ulaşılan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bucaş Antlaşması

Answer

Batı'da en geniş sınırlara ulaşılan antlaşma Bucaş Antlaşması'dır.
Bucaş Antlaşması (16721672), Lehistan ile imzalanmış olup Podolya'nın Osmanlı Devleti'ne bırakılmasıyla devletin Batı'da ulaştığı en geniş toprak sınırlarını temsil eder. Aynı zamanda Osmanlı'nın toprak kazandığı son önemli antlaşmalardan biridir.

Step-by-Step Solution

1
Siyasi rakibi ve dönemi belirle.
XVII.XVII. yüzyıl (Duraklama Dönemi) ve Lehistan (Polonya) ile olan ilişkiler incelenmelidir.
Soruda belirtilen Podolya ve Ukrayna Kazakları meselesi Lehistan cephesi ile ilgilidir.
2
Antlaşmanın niteliğini analiz et.
Podolya'nın Osmanlı'ya geçmesiyle imparatorluk Batı'daki en uç sınırlarına erişmiştir.
Bu durum 16721672 tarihli Bucaş Antlaşması'nın karakteristik özelliğidir.

Key Concept

Bucaş Antlaşması (16721672): Osmanlı Devleti'nin Batı'da en geniş sınırlara ulaştığı hukuki belgedir.

Practice More

Osmanlı'nın Doğu'da toprak kaybettiği ilk antlaşma olan Nasuh Paşa Antlaşması ile Bucaş arasındaki kronolojik ve stratejik farkları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 4Question

Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi'nde karşı karşıya kaldığı iç isyanlar ve ekonomik sıkıntılar, dış politikada savunmacı bir tutum sergilenmesine yol açmıştır. Bu durumun bir sonucu olarak, 1590 Ferhat Paşa Antlaşması ile Doğu'da ulaşılan en geniş sınırların korunması mümkün olmamış ve Safeviler karşısında ilk kez büyük çaplı toprak iadesi yapılmıştır.

Buna göre, Osmanlı Devleti'nin Doğu'da Ferhat Paşa Antlaşması ile kazandığı toprakları geri vermeyi kabul ettiği ilk antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nasuh Paşa Antlaşması

Answer

Osmanlı Devleti'nin Doğu'da Ferhat Paşa Antlaşması ile kazandığı toprakları geri vermeyi kabul ettiği ilk antlaşma Nasuh Paşa Antlaşması'dır.
Osmanlı Devleti, 1590 Ferhat Paşa Antlaşması ile Doğu'da en geniş sınırlarına ulaşmıştı. Ancak XVII. yüzyılın başlarında yaşanan Celali İsyanları ve Batı'daki Avusturya savaşlarının yarattığı baskı, devleti çift cepheli savaş riskinden kaçınmaya zorlamıştır. Bunun bir sonucu olarak imzalanan 1612 Nasuh Paşa Antlaşması ile Ferhat Paşa Antlaşması ile kazanılan yerler Safeviler'e geri verilmiştir. Bu antlaşma, Doğu'da toprakların geri verildiği ilk siyasi belgedir.

Step-by-Step Solution

1
Ferhat Paşa Antlaşması'nın (1590) Doğu'daki önemini belirlemek.
Osmanlı Devleti'nin Doğu'da en geniş sınırlarına ulaştığının saptanması.
Kıyaslama yapılacak temel noktanın belirlenmesi için gereklidir.
2
XVII. yüzyıl başındaki iç ve dış siyasi baskıları analiz etmek.
Celali İsyanları ve Avusturya savaşları (1593-1606) nedeniyle Safeviler'e karşı savunmacı konuma geçildiğinin anlaşılması.
Diplomatik tavizlerin nedenini kavramak için gereklidir.
3
Doğu'da toprak iadesinin yapıldığı ilk antlaşmayı seçmek.
1612 Nasuh Paşa Antlaşması'nın doğru cevap olarak belirlenmesi.
Soruda istenen 'ilk' olma özelliğinin kronolojik olarak tespit edilmesi.

Key Concept

Osmanlı-Safevi Diplomasisi ve Nasuh Paşa Antlaşması

Practice More

XVII. yüzyılda Batı cephesinde imzalanan Bucaş ve Vasvar antlaşmalarının toprak kazanımı ve diplomatik üstünlük açısından önemini karşılaştırarak inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 5Question

Osmanlı Devleti’nin 16451645 yılında kuşatmaya başladığı Girit Adası’nı ancak 16691669 yılında fethedebilmiş olması;

I. Osmanlı deniz gücünün eski etkinliğini yitirdiği,
II. Kuşatmanın maliyetinin hazineye ağır yük getirdiği,
III. Venedik’in Akdeniz’deki siyasi varlığının sona erdiği

durumlarından hangilerinin bir göstergesi olduğu savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

Osmanlı deniz gücünün zayıfladığını ve hazineye ağır yük bindiğini belirten I ve II yargıları doğrudur.
Kuşatmanın tam 2424 yıl (164516691645-1669) sürmesi, Osmanlı donanmasının eski gücünü yitirdiğinin ve Akdeniz'deki lojistik hakimiyetinin sarsıldığının açık bir kanıtıdır. Aynı zamanda bu kadar uzun bir askeri harekat, devlet hazinesinden yapılan harcamaları artırarak maliyenin bozulmasına neden olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Kuşatma süresini analiz etme
2424 yıl süren bir kuşatma, ordunun ve donanmanın operasyonel gücünde ciddi bir gerileme olduğunu gösterir.
Yükselme dönemindeki hızlı fetihlerin aksine Duraklama döneminde bir kalenin fethinin on yıllar sürmesi askeri zafiyete işarettir.
2
Ekonomik etkileri değerlendirme
Uzun süren kuşatmalar, ordu levazımatı ve maaş ödemeleri nedeniyle devlet hazinesine büyük bir yük getirmiştir.
Savaş ekonomisi, kuşatma uzadıkça üretimi azaltıp tüketimi artırarak mali çöküşü tetikler.
3
Siyasi sonuçları kontrol etme
Venedik Girit'i kaybetmiş ancak Akdeniz ve Adriyatik'teki varlığını sürdürmüştür.
Bir toprak parçasının kaybı, o devletin siyasi varlığının tamamen sona erdiği anlamına gelmez.

Key Concept

Girit'in Fethi'nin Duraklama Dönemi'ndeki Yeri ve Önemi

Hints

1
Kuşatmanın süresinin (24 yıl) askeri ve ekonomik sonuçlarını düşünün.
2
Osmanlı donanmasının Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki hızı ile bu dönemi kıyaslayın.
3
Bir devletin bir adayı kaybetmesi, o devletin haritadan silinmesi anlamına gelir mi?

Practice More

Girit'in fethini tamamlayan Köprülü Fazıl Ahmed Paşa ve dönemin ıslahat hareketlerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 6Question

XVII.XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde merkezi otoritenin zayıflamasıyla birlikte İstanbul'da sık sık Yeniçeri isyanları yaşanmıştır. 16561656 yılında IV. Mehmed döneminde yaşanan ve otuzdan fazla devlet adamının idam edilerek cesetlerinin Sultanahmet Meydanı'ndaki bir ağaca asılmasıyla sonuçlanan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Vaka-i Vakvakiye

Answer

Vaka-i Vakvakiye (Çınar Vakası)
Doğru seçenek olan Vaka-i Vakvakiye, 16561656 yılında IV. Mehmed döneminde saray ağalarının yönetime müdahalesine tepki gösteren Yeniçerilerin çıkardığı isyan sonucu çok sayıda devlet adamının Sultanahmet Meydanı'ndaki bir çınar ağacına asılması olayıdır. Mitolojideki Vakvak ağacına benzetildiği için bu ismi almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönem tespiti yapılması
Soruda bahsedilen 16561656 yılı, Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi (XVII.XVII. yüzyıl) içerisindedir.
Olayın hangi padişah (IV. Mehmed) ve siyasi atmosferde gerçekleştiğini belirlemek için gereklidir.
2
Olayın karakteristik özelliklerinin analizi
Yeniçeri isyanı sonucunda otuzdan fazla devlet görevlisinin idam edilip bir ağaca asılması olayı tespit edilmiştir.
İstanbul (merkez) isyanlarının en trajik sonuçlarından birini isimlendirmek için bu detaylar kritiktir.
3
Tarihsel terimle eşleştirme
Mitolojideki meyveleri insan olan 'Vakvak' ağacına benzetilerek bu olaya 'Vaka-i Vakvakiye' adı verilmiştir.
Doğru terminolojiye ulaşmak için tarihsel adlandırma bilgisi kullanılır.

Key Concept

İstanbul İsyanları ve Çınar Vakası

Hints

1
Bu olay, cesetlerin asıldığı ağaçtan dolayı 'Çınar Vakası' olarak da adlandırılır.
2
Olay, 'Avcı Mehmed' olarak bilinen IV. Mehmed döneminde gerçekleşmiştir.
3
İsmini mitolojik bir ağaçtan alan bu olay, Osmanlı'da merkezi otoritenin en zayıf olduğu anlardan biridir.

Practice More

Duraklama dönemindeki diğer merkezi isyanların nedenlerini ve sonuçlarını incelemek, bu konudaki hakimiyetinizi artıracaktır.
Estimated Time:50s
Question 7Question

Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi'nde, XVII.XVII. yüzyılın ortalarında sadrazamlık teklifini "saraya sunduğu birtakım şartların kabul edilmesi" kaydıyla kabul eden Köprülü Mehmet Paşa'nın bu tutumuyla ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Güvenli ve bağımsız bir çalışma alanı sağlayarak bozulan devlet otoritesini yeniden tesis etmek

Answer

Güvenli ve bağımsız bir çalışma alanı sağlayarak bozulan devlet otoritesini yeniden tesis etmek
Köprülü Mehmet Paşa, saray müdahalelerinin devlet yönetimini felç ettiği bir dönemde sadrazamlık teklifini almıştır. İstediği kişileri atama yetkisi ve suçluluğu kanıtlanmadan cezalandırılmama gibi şartlar sunarak, can güvenliğini garanti altına almayı ve rahat bir çalışma ortamı bulup devlet otoritesini tekrar güçlendirmeyi amaçlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
XVII.XVII. yüzyılın (Duraklama Dönemi) siyasi ortamının analiz edilmesi
Merkezi otoritenin zayıfladığı, saray kadınlarının ve askerlerin yönetime müdahale ettiği bir dönemdir.
Köprülü Mehmet Paşa'nın neden şart sunduğunu anlamak için dönemin kaotik yapısını bilmek gerekir.
2
Köprülü Mehmet Paşa'nın sunduğu şartların (atama yetkisi, can güvenliği garantisi vb.) değerlendirilmesi
Bu şartların, sadrazamın görevini yaparken saray entrikalarından ve haksız cezalardan korunmasını amaçladığı görülür.
Şartlı sadrazamlık, tarihte bir ilk olup kişisel güvenlik ve çalışma özgürlüğü talebidir.
3
Bu girişimin temel siyasi amacının saptanması
Şartlar sayesinde elde edilen bağımsızlık, devlet otoritesinin yeniden kurulmasına ve kurumların işlerlik kazanmasına olanak sağlamıştır.
Sadrazamın güçlü bir yürütme alanı bulması doğrudan merkezi otoriteyi güçlendirir.

Key Concept

Köprülüler Dönemi ve Merkezi Otoritenin Yeniden Tesisi
Question 8Question

Hotin Seferi sırasında yeniçerilerin disiplinsiz davranışlarını gözlemleyerek Yeniçeri Ocağı'nı kaldırma fikrini ilk kez gündeme getiren ve bu teşebbüsü nedeniyle tahtından indirilerek öldürülen Osmanlı padişahı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: II. Osman

Answer

Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmayı ilk kez planlayan ve bu yolda hayatını kaybeden padişah II. Osman'dır.
Doğru cevap olan padişah, Hotin Seferi'nde yeniçerilerin isteksizliğini fark ederek orduyu ıslah etmek isteyen II. Osman'dır. Bu girişimi Osmanlı tarihinde askeri vesayete karşı yapılan ilk büyük sivil hamle olarak kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen seferi ve padişahın amacını belirleyin.
Hotin Seferi (16211621) ve padişahın Yeniçeri Ocağı'nı kaldırma hedefi tespit edilir.
Bu olay Osmanlı tarihindeki ilk radikal askeri ıslahat girişimidir.
2
Söz konusu olayın siyasi sonuçlarını değerlendirin.
Bu girişim bir yeniçeri isyanına yol açmış ve padişah tahttan indirilmiştir.
II. Osman (Genç Osman), bir isyan sonucu öldürülen ilk Osmanlı padişahı olarak tarihe geçmiştir.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nde askeri isyanlar ve ilk ıslahat girişimleri
Estimated Time:45s
Question 9Question

XVII.XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin mali yapısının bozulması, savaşların uzun sürmesi ve saray masraflarının artması üzerine; devletin gelir ve giderlerini hesaplayarak Türk tarihinin modern anlamdaki ilk "denk bütçesini" hazırlayan devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tarhuncu Ahmed Paşa

Answer

Modern anlamdaki ilk denk bütçeyi hazırlayan devlet adamı Tarhuncu Ahmed Paşa'dır.
Tarhuncu Ahmed Paşa, IV. Mehmed döneminde sadrazamlığa getirilmiş ve devletin gelir-gider tablosunu çıkararak Osmanlı tarihinde 'Tarhuncu Bütçesi' olarak bilinen ilk modern ve denk bütçe girişiminde bulunmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Mali krizin dönemini belirle.
XVII.XVII. yüzyıl (Duraklama Dönemi) maliyesinin savaşlar ve saray harcamaları nedeniyle bozulduğu tespit edilir.
Sorunun tarihsel bağlamını kurmak için dönem bilgisi gereklidir.
2
Modern bütçe kavramı ile eşleşen ismi hatırla.
Saray masraflarını kısıtlayarak ilk denk bütçeyi hazırlayan ismin Tarhuncu Ahmed Paşa olduğu belirlenir.
Osmanlı ıslahat tarihindeki 'ilkler' genellikle doğrudan soru konusu olur.

Key Concept

Osmanlı Devleti'nde İlk Modern Bütçe ve Tarhuncu Ahmed Paşa Islahatları
Estimated Time:45s
Question 10Question

Osmanlı Devleti'nin XVII. yüzyıl siyasi ilişkileri çerçevesinde Avusturya ile imzaladığı 1664 Vasvar Antlaşması'na göre; Uyvar ve Neograd kaleleri Osmanlı hakimiyetinde kalmış, Avusturya ise Osmanlı Devleti'ne savaş tazminatı ödemeyi kabul etmiştir.

Bu antlaşmanın Osmanlı Devleti için taşıdığı en temel önem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Avusturya karşısında askeri ve diplomatik üstünlüğün son kez sağlandığı antlaşma olması

Answer

Vasvar Antlaşması, Avusturya karşısında askeri ve diplomatik üstünlüğün son kez tescil edildiği antlaşmadır.
Vasvar Antlaşması, 1663-1664 Osmanlı-Avusturya savaşları sonunda imzalanmıştır. Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'nın Uyvar kalesini almasıyla sonuçlanan seferin ardından yapılan bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin Avusturya karşısında son kez toprak kazandığı ve savaş tazminatı aldığı diplomatik kazanımdır.

Step-by-Step Solution

1
Vasvar Antlaşması'nın (1664) içeriğini değerlendirme.
Uyvar ve Neograd gibi kalelerin alınması ve Avusturya'nın savaş tazminatı ödemeyi kabul etmesi, Osmanlı Devleti'nin askeri bir başarı kazandığını gösterir.
Antlaşmanın Osmanlı lehine sonuçlanıp sonuçlanmadığını tespit etmek için gereklidir.
2
Kazanımları Duraklama Dönemi'ndeki diğer antlaşmalarla karşılaştırma.
Bucaş (en geniş sınır), Karlofça (büyük toprak kaybı) ve Zitvatorok (eşitlik) antlaşmalarıyla kıyaslandığında, Vasvar'ın Avusturya'ya karşı elde edilen son büyük üstünlük olduğu görülür.
Antlaşmanın Osmanlı siyasi tarihindeki özgün konumunu belirlemek için gereklidir.

Key Concept

Duraklama Dönemi Osmanlı-Avusturya İlişkileri ve Vasvar Antlaşması
Estimated Time:1m 15s
Question 11Question

XVII.XVII. yüzyılda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın Rusya üzerine düzenlediği seferler sonucunda imzalanan ve Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki ilk resmî antlaşma olma özelliğini taşıyan belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bahçesaray (Çehrin) Antlaşması

Answer

Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki ilk resmî antlaşma Bahçesaray (Çehrin) Antlaşması'dır.
Doğru yanıt olan Bahçesaray Antlaşması, 1681 yılında Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın Çehrin Seferi sonrası imzalanmış ve tarihe Rusya ile yapılan ilk resmî sözleşme olarak geçmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Siyasi aktörlerin ve dönemin belirlenmesi
Soru XVII.XVII. yüzyıl Osmanlı-Rus ilişkilerine odaklanmaktadır.
Soruda belirtilen 'ilk resmî antlaşma' ifadesi, diplomatik tarihteki başlangıç noktasını bulmamızı sağlar.
2
Kronolojik ve içeriksel eşleştirme yapılması
1681 yılında imzalanan Bahçesaray Antlaşması, Rusya ile yapılan ilk resmî düzenlemedir.
Diğer seçeneklerdeki antlaşmalar ya daha sonraki tarihlere (1700, 1711, 1774) aittir ya da Rusya ile doğrudan imzalanmamıştır (Karlofça).

Key Concept

Osmanlı-Rus Diplomatik İlişkilerinin Başlangıcı
Estimated Time:50s
Question 12Question

XVII.XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü askeri başarısızlıklar ve disiplinsizlikler, padişahları köklü çözümler aramaya itmiştir. 16211621 yılında düzenlenen Hotin Seferi sırasında Yeniçerilerin sergilediği yetersizlik ve itaatsizlik üzerine II. Osman (Genç Osman), bu askeri birimi kaldırmayı ve yerine yeni bir ordu kurmayı düşünmüştür.

Bu gelişme, aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: Devletin askeri yapısında ıslahat yapılma ihtiyacının ortaya çıktığının

Answer

Askeri kurumların işleyişindeki bozulmanın fark edilmesiyle birlikte, orduda ıslahat (reform) yapılması gerekliliğinin anlaşılmasıdır.
Hotin Seferi sırasında yaşanan disiplin sorunları, Osmanlı ordusunun temelini oluşturan Yeniçeri Ocağı'nın artık savaşlarda etkisiz kaldığını kanıtlamıştır. II. Osman’ın ocağı kaldırma düşüncesi, devletin bu kurumsal çöküşü fark ettiğinin ve askeri alanda köklü bir ıslahat (reform) yapılması gerektiğinin doğrudan bir göstergesidir.

Step-by-Step Solution

1
Olayı analiz etme
Hotin Seferi'nde Yeniçerilerin disiplinsizliği ve isteksizliği tespit edildi.
Sorunun kaynağının askeri sınıfın mevcut yapısı olduğunu belirlemek için.
2
Padişahın tepkisini değerlendirme
II. Osman'ın ocağı kaldırma fikri, mevcut sistemden umudun kesildiğini gösterir.
Geleneksel çözüm yollarının (disiplin cezası vb.) ötesinde radikal bir değişim arandığını anlamak için.
3
Genel sonuca ulaşma
Osmanlı'nın askeri kurumlarında köklü bir yenilenme/ıslahat ihtiyacı somutlaşmıştır.
Askeri başarısızlığın temelinde yatan kurumsal çöküşü ifade etmek için.

Key Concept

Duraklama Dönemi Islahat Arayışları ve Yeniçeri Ocağı'nın Bozulması

Hints

1
Hotin Seferi sırasında Yeniçerilerin savaşmak istememesinin padişah üzerindeki etkisini düşünün.
2
II. Osman'ın ocağı kaldırma planı, devletin askeri gücünün (ordunun) durumuna dair ne söyler?
3
Bir padişahın mevcut orduyu tamamen silip yerine yenisini kurmak istemesi, eski yapının 'ıslah' (iyileştirme) edilmesi gereken bir noktada olduğunu gösterir.

Practice More

II. Osman'ın bu fikrinin açığa çıkması sonucu yaşanan 'Haile-i Osmaniye' (II. Osman'ın katli) olayını ve sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 13Question

XVI.XVI. yüzyılda imzalanan 15331533 İstanbul Antlaşması'nda Avusturya arşidükünün protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk sayılması kabul edilmişken, 16061606 yılında imzalanan Zitvatorok Antlaşması ile Avusturya arşidükünün "Sezar" unvanı ile doğrudan Osmanlı padişahına denk sayılması hükme bağlanmıştır.

Bu iki antlaşma arasındaki protokol farkı, Osmanlı Devleti'nin diplomasi anlayışındaki hangi değişimi doğrudan kanıtlamaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Diplomatik ilişkilerde mütekabiliyet (karşılıklılık) esasına geçildiğini

Answer

Osmanlı Devleti'nin Avusturya üzerindeki mutlak siyasi üstünlüğünü kaybederek diplomatik eşitlik (mütekabiliyet) esasına geçtiği cevabı doğrudur.
Doğru yanıt, Osmanlı Devleti'nin 15331533 yılından beri elinde tuttuğu diplomatik üstünlüğü kaybederek Avusturya ile eşit statüye geldiğini belirten ifadedir. Protokolde padişahın sadrazam yerine krala denk sayılması, uluslararası hukukta karşılıklılık ilkesinin (mütekabiliyet) kabul edildiğini kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
1533 İstanbul Antlaşması'nın protokol hükmü değerlendirilir.
Arşidükün sadrazama denkliği, Osmanlı padişahının Avrupa hükümdarlarından üstün olduğunu kanıtlar.
Osmanlı Devleti'nin zirve dönemindeki diplomatik üstünlüğünü anlamak için gereklidir.
2
1606 Zitvatorok Antlaşması'ndaki unvan değişikliği analiz edilir.
Arşidükün padişaha denk sayılması, önceki üstünlüğün sona erdiğini gösterir.
İki dönem arasındaki güç dengesi değişimini belirlemek için gereklidir.
3
Uluslararası ilişkiler kavramlarıyla eşleştirme yapılır.
İki devletin eşit statüde temsil edilmesi 'mütekabiliyet' (reciprocity) kavramıyla ifade edilir.
Diplomatik terminolojiyi doğru kullanmak için gereklidir.

Key Concept

Mütekabiliyet (Diplomatik Eşitlik)
Estimated Time:1m 30s
Question 14Question

XVII. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti, hem Batı'da Avusturya hem de Doğu'da Safevi Devleti ile uzun süren savaşlar yürütmek zorunda kalmıştır. Bu yoğun savaş ortamında, 1606 yılında imzalanan Zitvatorok Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin Avusturya karşısındaki diplomatik üstünlüğü sona ermiş ve hükümdarların protokolde eşitliği (mütekabiliyet) esası kabul edilmiştir. Osmanlı Devleti'nin bu antlaşmayı imzalamasında ve dış politikada taviz vererek barışa zorlanmasında etkili olan temel iç gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Celali İsyanları'nın Anadolu'da asayişi bozarak devlet otoritesini ve ekonomiyi sarsması

Answer

Celali İsyanları'nın Anadolu'da asayişi bozarak devlet otoritesini ve ekonomiyi sarsması seçeneği doğrudur.
Doğru seçenek olan Celali İsyanları, XVII. yüzyılın başında Osmanlı Devleti'nin merkezi otoritesini içeriden yıkan en önemli unsurdur. 1533 İstanbul Antlaşması ile elde edilen üstünlüğün Zitvatorok'ta kaybedilmesinin temel sebebi, devletin aynı anda hem doğuda Safevilerle hem batıda Avusturya ile savaşması ve bu süreçte Anadolu'daki Celali İsyanları nedeniyle iç güvenliğini ve mali düzenini yitirmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Zitvatorok Antlaşması'nın tarihsel bağlamını analiz et.
1606 yılında imzalanan bu antlaşma, Osmanlı'nın Avusturya karşısındaki 1533'ten beri süregelen üstünlüğünü kaybetmesidir.
Zamanın şartlarını ve Osmanlı'yı bu 'eşitlik' şartına razı eden nedenleri anlamak gerekir.
2
Dönemin dış siyasi baskılarını değerlendir.
Osmanlı Devleti aynı anda hem Avusturya hem de Safevi (İran) ile savaş halindedir.
Çift cepheli savaşlar devleti askeri ve mali olarak yıpratmıştır.
3
Dönemin iç siyasi/toplumsal durumunu sorgula.
Anadolu'da 'Büyük Kaçgun' olarak da bilinen ve devletin kontrolünü kaybetmesine neden olan Celali İsyanları zirve noktasındadır.
İç isyanlar varken dışarıda uzun süreli savaşları sürdürmek imkansız hale gelmiştir.
4
Sonuçları birleştir.
İçerideki Celali tehlikesi ve dışarıdaki çift cepheli savaş baskısı, Osmanlı'yı Zitvatorok gibi diplomatik olarak geri adım atılan bir antlaşmaya zorlamıştır.
Askeri kaynakların isyanları bastırmak için Anadolu'ya kaydırılması ihtiyacı barışı hızlandırmıştır.

Key Concept

İç İsyanların Dış Politikaya Etkisi

Hints

1
Zitvatorok Antlaşması'nın tarihine (1606) ve o dönemde Anadolu'da devlet otoritesini kimlerin sarstığına odaklanın.

Practice More

XVII. yüzyılın diğer önemli diplomatik gelişmeleri olan Ferhat Paşa ve Kasr-ı Şirin antlaşmalarını, 'mütekabiliyet' kavramı üzerinden Zitvatorok ile kıyaslayınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 15Question

XVII.XVII. yüzyılın sonlarında, 16831683'teki II. Viyana Kuşatması ile başlayan ve yaklaşık on altı yıl süren Kutsal İttifak Savaşları sonucunda Osmanlı Devleti ciddi bir askeri ve mali yıpranma yaşamıştır. Bu sürecin sonunda imzalanan Karlofça Antlaşması, sadece büyük bir toprak kaybı değil, aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin dış dünyayla olan diplomatik ilişkilerinde 'tek taraflı üstünlük' anlayışından 'müzakere ve denge' arayışına girdiğinin kanıtıdır. Karlofça Antlaşması görüşmeleri sırasında Osmanlı Devleti ile Avrupalı devletler arasında arabuluculuk yaparak diplomaside yeni bir dönemin kapılarını açan devletler aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: İngiltere - Hollanda

Answer

Karlofça Antlaşması görüşmelerinde arabuluculuk yapan devletler İngiltere ve Hollanda'dır.
Karlofça Antlaşması (16991699), Osmanlı Devleti'nin Avrupa karşısında diplomatik üstünlüğünü kaybettiği ve müzakere yöntemlerini değiştirdiği ilk büyük belgedir. Bu süreçte İngiltere ve Hollanda, hem ticaret yollarının güvenliğini sağlamak hem de Avusturya'nın (Habsburglar) Fransa karşısında zayıflamasını önlemek amacıyla arabuluculuk rolünü üstlenmişlerdir. Bu durum Osmanlı tarihinde bir 'ilk'tir ve denge siyasetinin kökenlerini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Kutsal İttifak Savaşları sonrasındaki diplomatik ortamı analiz etmek.
Osmanlı Devleti'nin askeri olarak geri çekildiği ve barışa zorlandığı bir döneme girildiği saptanmıştır.
Karlofça, Osmanlı Devleti'nin ilk kez savunma psikolojisiyle masaya oturduğu antlaşmadır.
2
Görüşmelerde taraf olmayan fakat diplomatik nüfuzu olan devletleri belirlemek.
İngiltere ve Hollanda'nın, ticari yolların (Akdeniz-Okyanus) güvenliği için savaşın bitmesini istediği görülmüştür.
Bu devletler, Avrupa'daki güç dengesinin Fransa lehine bozulmasını istemedikleri için arabuluculuk teklif etmişlerdir.
3
Sonucu Karlofça süreciyle eşleştirmek.
Diplomatik belgelerde ve tarihi kayıtlarda arabulucu (mediator) olarak İngiltere ve Hollanda delegeleri kaydedilmiştir.
Osmanlı Devleti bu süreçle birlikte tarihinde ilk kez yabancı devletlerin arabuluculuğunu kabul etmiştir.

Key Concept

Osmanlı Diplomasisinde Arabuluculuk ve Karlofça Dönüm Noktası

Hints

1
Karlofça, Osmanlı'nın ilk kez müzakere ederek imzaladığı antlaşmadır; bu masaya oturulmasında deniz aşırı ticaret yapan devletler rol oynamıştır.
2
Arabuluculuk yapan bu iki devlet, o dönemde deniz ticaretinde dünyanın en güçlü filolarına sahipti ve savaşın ticareti engellemesinden rahatsızdı.
3
Bu devletlerden biri ada ülkesidir, diğeri ise günümüzde Benelüks ülkeleri arasında yer alan ticaret merkezidir.

Practice More

Karlofça Antlaşması'nın hemen ardından Rusya ile imzalanan 1700 İstanbul Antlaşması'nın maddelerini ve Azak Kalesi'nin durumunu inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 16Question

XVII. yüzyılın en güçlü padişahlarından biri olan IV. Murad, saltanatının ilk yıllarında karşılaştığı Yeniçeri ayaklanmalarını ve Anadolu'daki Abaza Mehmed Paşa İsyanı gibi iç karışıklıkları sert tedbirlerle bastırarak merkezi otoriteyi yeniden tesis etmiştir. Ardından düzenlediği Bağdat Seferi ile şehri Safevilerden geri almış ve bu zaferin ardından iki devlet arasında bugünkü Türkiye-İran sınırını büyük ölçüde belirleyen diplomatik bir belge imzalanmıştır.

Bu metinde bahsedilen ve doğu sınırlarına uzun süreli bir kararlılık getiren antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kasr-ı Şirin Antlaşması

Answer

Kasr-ı Şirin Antlaşması, IV. Murad döneminde Bağdat'ın fethinden sonra imzalanan ve İran sınırını netleştiren antlaşmadır.
Metinde tarif edilen IV. Murad'ın otoriteyi sağlaması ve Bağdat Seferi sonrası İran ile yapılan sınır düzenlemesi, 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'nı tanımlar. Bu antlaşma, Türk tarihinin en uzun süreli ve kalıcı sınır antlaşmalarından biridir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemi ve Padişahı Belirle
XVII. yüzyıl (Duraklama Dönemi) ve IV. Murad.
Soruda verilen tarihsel süreç ve Bağdat Seferi bu padişahla doğrudan ilişkilidir.
2
İç İsyanların Etkisini Değerlendir
Yeniçeri ve Celali isyanları merkezi otoriteyi sarsmıştır.
İç karışıklıkların bastırılması, dış seferlerin (Bağdat) başarılı olması için ön koşuldur.
3
Siyasi Sonucu Belirle
Safevilerle (İran) sınır antlaşması.
Metinde 'Türkiye-İran sınırının temelini atan' ifadesi Kasr-ı Şirin Antlaşması'na işaret eder.

Key Concept

Osmanlı-İran Siyasi İlişkileri ve Sınır Kararlılığı

Hints

1
Sözü edilen padişah 'Bağdat Fatihi' olarak bilinir.
2
Bu antlaşma, günümüz doğu sınırımızla ilgili en eski ve temel dayanaktır.

Practice More

IV. Murad'ın merkezi otoriteyi sağlamak için aldığı diğer tedbirleri (içki ve tütün yasağı gibi) inceleyiniz.
Estimated Time:50s
Question 17Question

XVII.XVII. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti'nin Kutsal İttifak'a karşı yürüttüğü savaşlar, Anadolu'daki Celali İsyanları ve İstanbul'daki asker ayaklanmalarıyla birleşerek merkezi otoriteyi sarsmıştır. Bu sürecin sonunda imzalanan 16991699 Karlofça Antlaşması'nın müzakerelerinde Rusya delegesi Voznitsin, müttefiklerinden ayrı hareket ederek antlaşmayı imzalamaktan kaçınmış; bunun yerine Osmanlı Devleti ile bir yıl sonra 17001700 İstanbul Antlaşması'nı imzalamayı tercih etmiştir.

Osmanlı Devleti'nin iç ve dış baskılar altında olduğu bu dönemde, Rusya'nın Karlofça'da imza atmaktan kaçınarak müstakil bir antlaşmaya yönelmesi ve bu süreçte Azak Kalesi'ni ele geçirmesi aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Show answer & explanation

Answer: Karadeniz'e yönelik yayılmacı hedeflerini stratejik bir öncelik haline getirdiğinin

Answer

Rusya'nın Karadeniz'e yönelik yayılmacı hedeflerini stratejik bir öncelik haline getirdiğinin bir göstergesidir.
Doğru cevap, Rusya'nın Karadeniz'e yönelik yayılmacı hedeflerini stratejik bir öncelik haline getirdiğini vurgular. Rusya'nın Karlofça gibi genel bir barış antlaşmasına imza atmayıp kendi şartlarını dayatmak üzere 17001700 yılında ayrı bir antlaşma yapması, müttefiklerinden bağımsız bir dış politika izlediğini gösterir. Bu antlaşma ile kazanılan Azak Kalesi, Rusya'nın Karadeniz'e kıyısı olan bir güç haline gelmesini sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kutsal İttifak Savaşları (1683-1699) sonrasındaki diplomatik ortamı analiz etme.
Osmanlı Devleti'nin hem iç isyanlar (Celali ve Yeniçeri) hem de dış baskılar nedeniyle zayıf düştüğü tespit edilir.
Siyasi kararların arkasındaki askeri ve toplumsal dinamikleri anlamak için gereklidir.
2
Rusya'nın Karlofça müzakerelerindeki özel konumunu değerlendirme.
Rusya'nın müttefiklerinden bağımsız bir yol izleyerek 1700 İstanbul Antlaşması'nı imzalaması, kendi özel stratejik hedefleri olduğunu gösterir.
Diplomatik hamlelerin devlet çıkarlarıyla örtüşen yönünü belirlemek için gereklidir.
3
1700 İstanbul Antlaşması'nın sonuçlarını yorumlama.
Azak Kalesi'nin Rusya'ya geçmesi, Rusya'nın Karadeniz'e ilk adımını atması anlamına gelir.
Toprak kazanımlarının devletlerin uzun vadeli politikaları üzerindeki etkisini kavramak için gereklidir.

Key Concept

Duraklama Dönemi Sonu Siyasi Gelişmeler ve Rusya'nın Karadeniz Politikası
Estimated Time:1m 30s
Question 18Question

XVII.XVII. yüzyıl (Duraklama Dönemi) siyasi gelişmeleri dikkate alındığında; Osmanlı Devleti'nin Lehistan ile imzaladığı, Podolya arazisinin Osmanlı yönetimine geçtiği ve Batı'da en geniş sınırlarına ulaştığı antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bucaş Antlaşması

Answer

Osmanlı Devleti'nin Batı'da en geniş sınırlarına ulaştığı ve toprak kazandığı son antlaşma Bucaş Antlaşması'dır.
Bucaş Antlaşması, 16721672 yılında Lehistan (Polonya) ile imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti Batı'da son kez toprak kazanmış (Podolya) ve Batı'daki en geniş sınırlarına ulaşmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönem ve bölge tespiti yapılması
Soruda XVII.XVII. yüzyıl Duraklama Dönemi ve Batı yönündeki fetihler sorulmaktadır.
Zaman ve mekan sınırlandırması doğru seçeneği bulmak için ilk adımdır.
2
Antlaşmaların içeriklerinin karşılaştırılması
Bucaş Antlaşması (16721672) Lehistan ile imzalanmış ve Batı sınırlarını zirveye taşımıştır.
Podolya'nın alınması Osmanlı'nın Batı'daki son toprak kazanımıdır.

Key Concept

Bucaş Antlaşması (Batı'da En Geniş Sınırlar)
Question 19Question

Osmanlı Devleti'nde XVII.XVII. yüzyıl başlarında I. Ahmed döneminde getirilen "Ekber ve Erşed" sistemi ile hanedanın en yaşlı ve en olgun üyesinin tahta geçmesi kuralı benimsenmiş, şehzadelerin sancağa gönderilmesi uygulamasına son verilmiştir.

Bu değişikliğin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Taht kavgalarını engelleyerek hanedan üyeleri arasındaki siyasi çekişmelere son vermek

Answer

Ekber ve Erşed sisteminin temel amacı, taht kavgalarını engelleyerek hanedan üyeleri arasındaki siyasi çekişmelere son vermektir.
Ekber ve Erşed sistemi, Osmanlı veraset sistemindeki belirsizliği gidererek kimin tahta geçeceğini önceden kesin bir kurala bağlamıştır. Bu durum, hanedan üyeleri arasındaki kanlı taht kavgalarını asgari düzeye indirerek devletin merkezindeki siyasi istikrarı korumayı amaçlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Kavram analizi yapılması
Ekber ve Erşed sistemi, hanedanın 'en yaşlı ve olgun' (aklı başında) üyesinin tahta geçmesidir.
Bu sistemden önce veraset kuralı net değildir, bu da şehzadeler arasında taht kavgalarına yol açmaktadır.
2
Amacın belirlenmesi
Tahta geçişin bir kurala (seniority) bağlanması, kimin padişah olacağını önceden belirler.
Belirsizlik ortadan kalkınca şehzadeler arasındaki mücadele azalır ve merkezi otorite korunmaya çalışılır.

Key Concept

Osmanlı Veraset Sisteminde Değişiklik (Ekber ve Erşed)

Practice More

Bu sistemin bir sonucu olan 'Kafes Usulü'nün Osmanlı padişahlarının profilinde yarattığı değişimleri incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:1m 15s
Question 20Question

Osmanlı Devleti'nin 1645 yılında Venedik'ten almak üzere kuşattığı Girit Adası, yaklaşık 24 yıl süren yıpratıcı savaşların ardından ancak 1669 yılında Köprülü Fazıl Ahmed Paşa döneminde fethedilebilmiştir. Girit'in fethinin bu kadar uzun sürmesi, XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde aşağıdakilerden hangisinin bozulduğuna doğrudan kanıt olarak gösterilebilir?

Show answer & explanation

Answer: Deniz gücü ve donanma teşkilatının

Answer

Girit fethinin 24 yıl sürmesi, Osmanlı deniz gücü ve donanma teşkilatının bozulduğunun göstergesidir.
Doğru cevap olan deniz gücü ve donanma teşkilatı şıkkı, Girit'in bir ada olması ve fethinin 24 yıl (1645-1669) gibi olağanüstü uzun bir süre almasıyla doğrudan ilişkilidir. Osmanlı Devleti, XVII. yüzyılda kadırga teknolojisinden kalyon teknolojisine geçişte geç kalmış ve Venedik gibi denizci devletler karşısında Akdeniz'deki mutlak üstünlüğünü kaybetmeye başlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Olayı ve coğrafi konumu tanımlama
Girit'in bir ada olduğu ve kuşatmanın 1645-1669 yılları arasında yapıldığı belirlenir.
Bir adanın fethi tamamen deniz gücü ve deniz yoluyla yapılacak ikmale bağlıdır.
2
Kuşatma süresini analiz etme
Kuşatmanın 24 yıl sürmesi, devletin operasyonel gücünde bir zafiyet olduğunu ortaya koyar.
Yükselme döneminde kısa sürede alınan yerlerin aksine, bu kadar uzun bir süre teknik bir gerilemeye işaret eder.
3
İlgili askeri birimi belirleme
Deniz gücü ve donanma teşkilatının eski etkinliğini kaybettiği sonucuna ulaşılır.
Girit kuşatmasının uzamasının temel nedeni, Osmanlı donanmasının Venedik donanması karşısında denizi tam olarak kontrol edememesidir.

Key Concept

Osmanlı Donanmasının Zayıflaması

Hints

1
Girit'in coğrafi yapısına odaklanın; burası bir ada olduğu için ulaşım nasıl sağlanır?
2
Bir yerin kuşatılmasının 24 yıl sürmesi, o alanı kuşatan askeri birimin (kara veya deniz) yetersizliğini gösterir.
3
Osmanlı Devleti'nin denizlerdeki rakiplerine karşı teknolojik ve stratejik olarak geriye düştüğü bir dönemi düşünün.

Practice More

XVII. yüzyılda Osmanlı donanmasının kadırgadan kalyona geçiş sürecini inceleyen bir araştırma yapabilirsiniz.

Alternative Method

Soruya tersten yaklaşarak, Osmanlı donanmasının en güçlü olduğu XVI. yüzyılda (örn. Kıbrıs'ın fethi) fethin ne kadar sürdüğüyle XVII. yüzyılı kıyaslayarak donanma zafiyetini teyit edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Page 1 / 3Next
Duraklama Dönemi (1579-1699) — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür | Examkin