Anlam Bilgisi
956 questions
(I) Bilimsel ilerleme, sadece yeni gözlemlerin üst üste eklenmesiyle değil, mevcut teorilerin yeni bir epistemolojik süzgeçten geçirilmesiyle sağlanır. (II) Araştırmacının sahip olduğu kuramsal bagaj, verilerin nasıl tasnif edileceğini ve hangilerinin "anlamlı" kabul edileceğini belirleyen temel unsurdur. (III) Bu durum, bilimin nesnelliği tartışmalarında gözlemcinin etkisini kaçınılmaz bir veri olarak karşımıza çıkarır. (IV) Bilimsel araştırmalarda kullanılan laboratuvar tekniklerinin standartlaştırılması, deneylerin farklı ortamlarda tekrarlanabilirliğini kolaylaştırır. (V) Sonuç olarak bilimsel bir devrim, genellikle yeni bir olgunun keşfiyle değil, bilinen bir olguya yönelik bakış açısının kökten değişmesiyle gerçekleşir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Geleneksel tarih yazımının büyük anlatılara ve devlet merkezli olaylara odaklanan makro yaklaşımına bir tepki olarak doğan mikro tarihçilik, merceğini geniş kitlelerden ziyade bireye, yerel topluluklara ve sıradan olaylara çevirir. Bu yaklaşım, tarihin "büyük adamlar" tarafından yazıldığı yanılsamasını kırarak, resmi belgelerin satır aralarında kalmış, tarihin sessiz tanıklarının izini sürer. Mikro tarihçi için bir köydeki dava tutanağı veya bir esnafın tuttuğu günlük, imparatorlukların yükseliş ve çöküşünü anlatan kroniklerden daha az kıymetli değildir. Burada amaç, küçük bir birimi inceleyerek o dönemin zihniyet dünyasını, toplumsal ilişkilerini ve iktidar mekanizmalarını daha yakından kavramaktır. Carlo Ginzburg gibi öncülerin "istisnai normal" olarak tanımladığı bu yöntem, tekil olanın içinde genel olanın izlerini arar. Ancak mikro tarih, genel tarihsel süreçleri tamamen reddetmez; aksine, büyük resmin içindeki ayrıntıları belirginleştirerek genel anlatının eksiklerini tamamlamayı hedefler. Bu disiplin, geçmişin karmaşık dokusunu anlamak için tümdengelim yerine tümevarım yöntemini benimseyerek tarihe daha insani bir boyut kazandırır.
Bu parçada "mikro tarihçilik" ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Okuma eylemi, sadece satırların üzerinden göz gezdirmek değil, yazarın zihin dünyasına konuk olmaktır. Bir kitabı eline alan birey, aslında kendinden farklı bir düşünce evrenine adım atar. Bu süreçte okur, kendi bildikleriyle yazarın sunduklarını karşılaştırır, sorgular ve yeni sentezlere ulaşır. Okumak, durağan bir bilgi aktarımı değil; zihni sürekli aktif tutan, düşünme yetisini besleyen ve geliştiren dinamik bir süreçtir. Düşünce dünyasını zenginleştirmek isteyen bir insanın en güçlü dayanağı, nitelikli eserlerle kurduğu bu bağdır. Çünkü her yeni kitap, zihinde yeni bir pencere açarak insanın olaylara bakış açısını genişletir. Bu yüzden, gerçek bir okuma deneyimi, okuru metni bitirdikten sonra aynı kişi olarak bırakmaz; onu daha derin düşünen biri haline getirir ve olayları çok yönlü değerlendirmesini sağlar.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Türk evi mimarisinde "sofa", odaların açıldığı merkezî bir alan olmanın ötesinde, evin ruhunu temsil eden bir çekim merkezidir. (II) Aile bireylerinin bir araya geldiği bu mekân, hem geçiş alanı hem de oturma birimi olarak işlev görerek dinamik bir yapı sunar. (III) Geleneksel konut tasarımında sofanın konumu, evin iç düzenini ve odaların hiyerarşisini belirleyen en önemli unsurdur. (IV) Bu mimaride kullanılan ahşap malzemenin esnekliği, deprem kuşağında yer alan Anadolu coğrafyası için hayati bir önem taşır. (V) Dolayısıyla bu alan, sadece mimari bir tercih değil; toplumsal değerlerin, komşuluk ilişkilerinin ve misafirperverliğin mekâna yansıyan biçimidir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Kahve, dünyada sudan sonra en çok tüketilen içeceklerin başında gelmektedir. (II) Genellikle tropikal iklimlerde yetişen kahve ağaçlarının meyve çekirdeklerinden üretilir. (III) Türkiye'de çay tüketimi de toplumun büyük bir kesimi tarafından tercih edilmektedir. (IV) Toplanan bu çekirdekler, çeşitli kavrulma işlemlerinden geçerek o bildiğimiz aromasına kavuşur. (V) Farklı demleme teknikleri kullanılarak hazırlanan bu içecek, her kültürde farklı bir sunum biçimi kazanmıştır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Cümlede anlam ilişkileri incelenirken yargının hangi temele dayandığı; eylemin bir ereğe yönelik olması (amaç) veya gerçekleşmiş bir sebebe dayanması (neden) bakımından farklılık gösterir. Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleştirilme amacı belirtilmiştir?
Türkçede bazı cümleler, bir eylemin hangi hedefi gerçekleştirmeye yönelik yapıldığını (amaç-sonuç) bildirirken bazılarında yargı bir gerekçeye (neden-sonuç) dayalı olarak sunulur. Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde yargı, bir amaca bağlı olarak ortaya çıkmıştır?
Arılar, doğanın en çalışkan canlılarından biridir ve ekosistem için hayati öneme sahiptir. Çiçeklerden topladıkları nektarı kovanlarına taşıyarak bal üretirler. Bir kovanda kraliçe arı, işçi arılar ve erkek arılar olmak üzere üç farklı tipte arı bulunur. Arıların en önemli görevi bitkilerin tozlaşmasını sağlayarak meyve ve sebze üretimini desteklemektir.
Bu parçada arılarla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Bir kişinin yaşadığı olumsuz bir durumdan veya birinin davranışından duyduğu memnuniyetsizliği, durumu o kişinin yüzüne karşı değil de bir başkasına anlatmasına "yakınma" denir. Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yakınma söz konusudur?
Sanat, insanın evrendeki mutlak yalnızlığını dindirme arzusunun en estetik meyvesidir. Zihnin derinliklerinde filizlenen bir imge, sanatçının elinde somut bir varlığa dönüşürken aslında kolektif bir ruhu da temsil eder. Klasik eserlerin o ağırbaşlı ve mağrur duruşu, zamanın aşındırıcı dişlerine karşı verilmiş sessiz bir cevaptır. Buna karşın popüler kültürün sığ suları, saman alevi gibi bir an parlayıp sönen geçici birer hevesten ibarettir. Gerçek sanat eseri, bir ayna gibi toplumu olduğu gibi yansıtmakla yetinmez; o aynayı kırıp hakikati yeniden inşa etme gücünü de kendinde bulur.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
Modern edebiyatın bireyi merkeze alan tutumu, insanın iç dünyasındaki karmaşayı görünür kıldığı ölçüde, toplumsal sorunların arka planda kalmasına yol açan bir 'körleşmeyi' de beraberinde getirmiştir.
Bu cümleyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Anadolu’nun bozkır köylerinde kerpiç, sadece bir yapı malzemesi değil, toprağın barınma kültürüne dönüşmüş hâlidir. Yazın kavurucu sıcağını dışarıda bırakan, kışın ise ayazın içeri sızmasına izin vermeyen bu kalın duvarlı evler, doğayla kurulan sessiz bir anlaşmanın ürünüdür. Samanla karıştırılan çamurun güneş altında pişmesiyle elde edilen kerpiç bloklar, betonun soğuk ve ruhsuz dokusunun aksine nefes alan bir yapı sunar. Eski bir ustanın dediği gibi: "Toprak, insanın aslıdır; ona yaslanan evde huzur eksik olmaz." Bu yapılar, modern mimarinin seri üretim konutlarından ziyade, bulundukları coğrafyanın ruhunu taşıyan yaşayan birer organizma gibidir.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
(I) Türk ebru sanatı, suyun üzerine serpilen boyaların çeşitli araçlarla şekillendirilip kâğıda aktarılmasıyla gerçekleştirilen geleneksel bir görsel sanattır. (II) Bu sanatta kullanılan kitreli suyun kıvamı, boyaların yüzeyde dengeli bir şekilde dağılması açısından büyük önem taşır. (III) Sanatçı, kullandığı metal uçlu "biz" adı verilen aletler yardımıyla su yüzeyindeki boyalara dilediği formu verir. (IV) Batı dünyasında yağlı boya resim geleneği, perspektif ve ışık-gölge kullanımıyla kendine has bir gelişim çizgisi izlemiştir. (V) Tamamlanan bu desenlerin kâğıda tek bir hamleyle geçirilmesi, ebrunun en hassas ve ustalık gerektiren aşamasıdır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Edebiyat eleştirisi, metnin kusurlarını teşhir eden bir yargıç kürsüsü değil; metnin katmanları arasında yol alan bir kazı çalışmasıdır. Roland Barthes'ın belirttiği üzere, yazarın ölümü metnin doğumudur ve bu doğum, ancak okurun anlam üretme sürecinde gerçekleşir. Klasik eleştiri anlayışı metni dondurulmuş bir anıt gibi görürken modern yaklaşım onu devingen bir enerji alanı olarak kurgular. Eleştirmen, bu enerji alanında dolaşan bir kâşif titizliğiyle, satır aralarındaki sessizliği sese dönüştürmeyi amaçlar.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
Sanatın ve edebiyatın işlevi üzerine yapılan tartışmalarda genellikle eserin gerçekliği ne ölçüde yansıttığı üzerinde durulur. Oysa sanat, verili gerçekliği olduğu gibi kopyalamak yerine onu yeniden inşa etme sürecidir. Bir yazarın dünyayı anlatma biçimi, aslında o dünyayı dönüştürme iradesinin bir dışavurumudur. Okur, bir romanın sayfaları arasında gezinirken sadece yazarın kurguladığı bir evrene misafir olmaz; aynı zamanda kendi gerçekliğini sorgulama ve onu farklı açılardan görme imkânı bulur. Bu bağlamda edebiyat, hayatın durağanlığına karşı bir direniş ve sürekli bir yenilenme arayışıdır. İnsanın dünyayı kavrayış biçimini kökten değiştiren bu estetik süreç, bireyin toplumsal ve bireysel sınırlarını aşmasına yardımcı olan en güçlü araçlardan biridir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Eleştiri, bir yapıtın eksiklerini teşhir eden bir yargı kürsüsü değil; o yapıtın ontolojik derinliklerine uzanan bir keşif haritasıdır. Sanatı sadece estetik bir seyirlik olarak gören anlayışın aksine eleştiri, metnin damarlarında dolaşan kanı tahlil eden bir laboratuvar titizliği taşır. Örneğin, Nurullah Ataç'ın denemelerinde tanık olduğumuz o hırçın ama yapıcı üslup, metnin alt katmanlarını gün yüzüne çıkarırken okura yeni pencereler açar. Bir madencinin cevheri topraktan ayırması gibi, eleştirmen de estetik olanı ham maddeden süzerek sunar. Eleştirinin sustuğu bir iklimde edebiyat, yönünü kaybetmiş bir pusulaya benzer; ne kadar uzağa giderse gitsin, aslında hep aynı kısırdöngüde dolanır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
Kamu kurumlarında verimliliği artırmak ve kaynak israfını önlemek için çeşitli stratejik planlar uygulanmaktadır.
Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleştirilme amacı belirtilmiştir?
(I) Şehirlerdeki yeşil alanların yetersizliği, hava kalitesinin düşmesine ve stres seviyesinin artmasına yol açmaktadır. (II) Yerel yönetimler, kentsel dönüşüm projelerinde ekolojik dengenin korunmasını temel bir ilke olarak kabul etmişlerdir. (III) Vatandaşların doğayla olan bağını güçlendirmek için her mahallede geniş kapsamlı "millet bahçeleri" oluşturulmaktadır. (IV) Geçmiş yıllardaki plansız yapılaşma nedeniyle bugün pek çok bölgede yeni park alanı oluşturacak uygun arazi bulunamamaktadır. (V) Akıllı sulama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte park ve bahçelerin bakım maliyetlerinde ciddi bir tasarruf sağlanması öngörülmektedir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Dil, sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir toplumun hafızası ve kültürel mirasının taşıyıcısıdır. Standart dilin yaygınlaşması, eğitim ve yayıncılık açısından büyük kolaylıklar sağlasa da yerel ağızların ve şivelerin sessizce yok oluşuna zemin hazırlamaktadır. Oysa her yerel ağız, o bölgenin doğasına, tarihine ve insan ilişkilerine dair özgün kavramlar barındırır. Bir bölgedeki yerel söyleyiş biçiminin kaybolması, sadece bir telaffuz farkının yitirilmesi değil, o yöreye has bir duyuş ve düşünüş biçiminin de tarih olması demektir. Bu nedenle, standart dili korurken yerel ağızların zenginliğini birer kültürel renk olarak yaşatmak, toplumsal hafızanın sürekliliği için hayati bir önem taşır. Kültürel çeşitliliği korumak, dildeki bu mikro zenginliklere sahip çıkmaktan geçer.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Günlük tutmak, pek çok kişi için sadece yaşanılan anları kaydetmekten ibaret bir uğraş gibi görünse de aslında bireyin kendi iç dünyasına yaptığı derin bir yolculuktur. İnsan, kağıtla baş başa kaldığında, günün karmaşası içinde fark edemediği duygularını ve düşüncelerini daha berrak bir şekilde görme imkanı bulur. Bu süreç, sadece geçmişi hatırlamaya yardımcı olmakla kalmaz; aynı zamanda bireyin kendisiyle yüzleşmesini, hatalarından ders çıkarmasını ve geleceğe dair daha sağlıklı adımlar atmasını sağlar. Kelimelere dökülen her duygu, zihindeki belirsizliklerin dağılmasına ve içsel bir huzurun inşasına katkıda bulunur. Dolayısıyla günlük tutmak, bir tür kişisel terapi işlevi görerek bireyin ruhsal gelişimine ve öz farkındalık kazanmasına hizmet eder.
Bu parçada vurgulanmak istenen ana düşünce aşağıdakilerden hangisidir?