Question

Difficulty: HardSafra Kesesi ve Safra Yolları Hastalıkları

Otuz sekiz yaşında erkek hasta; son altı aydır giderek artan halsizlik, şiddetli kaşıntı ve göz aklarında sararma şikayetleriyle kliniğe başvuruyor. Hastanın özgeçmişinden 12 yıldır zaman zaman kanlı ve mukuslu ishal atakları ile seyreden kronik bir bağırsak hastalığı nedeniyle takip edildiği öğreniliyor. Laboratuvar testlerinde serum alkalen fosfataz (ALP) ve gama-glutamil transferaz (GGT) düzeylerinde belirgin artış, p-ANCA pozitifliği ve antimikokondriyal antikor (AMA) negatifliği saptanıyor. Karaciğer iğne biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; portal alanlarda orta derecede lenfositik infiltrasyon ve safra kanallarının çevresinde konsantrik ("soğan zarı" görünümünde) fibröz doku birikimi izlenirken, granülomatöz iltihap bulgularına rastlanmıyor. Radyolojik görüntülemede intrahepatik ve ekstrahepatik safra yollarında segmenter darlık ve genişlemelerin birbirini izlediği tespit ediliyor.

Bu hastanın klinik ve patolojik bulguları dikkate alındığında, mevcut hepatobiliyer hastalıkla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

  1. A
    Etkilenen hastaların büyük çoğunluğunda hastalığa eşlik eden bağırsak patolojisi, atlamalı lezyonlar ve transmural inflamasyon ile karakterizedir.
  2. B
    Karaciğer hasarının temelinde, küçük çaplı intrahepatik safra kanallarının epitel hücrelerini hedef alan otoantikor aracılı florid duktal lezyonlar yatmaktadır.
  3. İlerleyen dönemlerde biliyer sistem epitelinden köken alan kolanjiokarsinom gelişme riski sağlıklı popülasyona göre belirgin olarak yüksektir.Answer
  4. D
    Patolojik incelemede izlenen konsantrik periduktal fibrozis, viral ajanların safra kanalı epiteline direkt sitopatik etkisinin bir sonucudur.
  5. E
    Hastalığın ileri evrelerinde karaciğer parankiminde yaygın koagülasyon nekrozu gelişmesi, tablonun klasik ve beklenen bir sonucudur.

Answer

İlerleyen dönemlerde biliyer sistem epitelinden köken alan kolanjiokarsinom gelişme riski sağlıklı popülasyona göre belirgin olarak yüksektir.
Hastanın genç-orta erişkin yaşta olması, kanlı ishal öyküsü (ülseratif kolit), p-ANCA pozitifliği, karaciğer biyopsisinde granülomsuz "soğan zarı" tarzı periduktal fibrozis ve radyolojik olarak intra/ekstrahepatik yollarda "tespih tanesi" görünümü sunması Primer Sklerozan Kolanjit (PSC) tanısını kesinleştirmektedir. PSC, etiyolojisi tam bilinmeyen, safra yollarında inflamasyon ve obliteratif fibrozis ile seyreden kronik bir hastalıktır. Hastalığın en korkulan ve yaşam süresini doğrudan etkileyen komplikasyonlarından biri, hastaların yaklaşık %10-15'inde gelişen kolanjiokarsinomdur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularını sentezlemek.
Genç erkek hasta, kanlı ishal öyküsü (İnflamatuar Bağırsak Hastalığı), kolestatik enzim yüksekliği (ALP, GGT), p-ANCA pozitifliği ve AMA negatifliği saptanır.
Hepatobiliyer sistem hastalıklarının ayırıcı tanısında eşlik eden sistemik hastalıklar ve otoantikor profili (AMA vs p-ANCA) kritik öneme sahiptir.
2
Histopatolojik ve radyolojik bulguları analiz etmek.
Biyopside granülomsuz "soğan zarı" periduktal fibrozis ve görüntülemede intra/ekstrahepatik yollarda "tespih tanesi" görünümü tespit edilir.
Bu morfolojik bulgular Primer Sklerozan Kolanjit (PSC) için patognomoniktir. PBC'de görülen granülomatöz florid duktal lezyonlar ekarte edilmiştir.
3
Tanımlanan hastalığın (PSC) komplikasyonlarını ve ilişkili olduğu durumları değerlendirmek.
PSC'nin en önemli komplikasyonunun safra kanalı epitelinde malignite gelişimi (kolanjiokarsinom) olduğu hatırlanır.
Hastalığın seyrini ve prognozunu belirleyen temel faktör, artmış kolanjiokarsinom riskidir.

Key Concept

Primer Sklerozan Kolanjit (PSC) Tanısı ve Kolanjiokarsinom Riski
Rate this question