Elli beş yaşında, yıldır düzenli ilaç kullanmayan hipertansiyon hastası bir erkeğin ekokardiyografisinde sol ventrikül duvar kalınlığında belirgin artış saptanıyor. Karşılaştırma amacıyla incelenen yaşındaki elit bir maraton koşucusunda da benzer derecede sol ventrikül hipertrofisi izleniyor. Bu iki farklı hipertrofi gelişim süreci moleküler düzeyde incelendiğinde, hipertansif hastadaki kardiyomiyositlerde aşağıdaki sinyal yolaklarından veya hücresel değişikliklerden hangisinin fizyolojik hipertrofiye kıyasla çok daha belirgin olması beklenir?
- G-protein kenetli reseptörlerin (GPCR) uyarılması ve fetal dönem genlerinin yeniden eksprese edilmesiAnswer
- Bİnsülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF-1) aracılığıyla PI3K/AKT yolağının baskın olarak aktive olması
- CHücre içi kalsiyum azalmasına bağlı olarak kalsinörin-NFAT yolağının inaktif hale gelmesi
- DUbikuitin-proteazom sisteminin aşırı aktivasyonuyla yeni miyofibriler protein sentezinin uyarılması
- EKardiyomiyositlerin hücre siklusuna girerek belirgin mitotik aktivasyon ve proliferasyon göstermesi
Answer
Hipertansiyona bağlı patolojik hipertrofide G-protein kenetli reseptörlerin (GPCR) aktivasyonu ve atriyal natriüretik faktör (ANF) gibi fetal dönem genlerinin yeniden eksprese edilmesi görülür.
Kardiyak hipertrofi temelde iki farklı moleküler yolakla gerçekleşir. Hipertansiyon, kapak hastalıkları gibi durumlara bağlı gelişen patolojik hipertrofi; anjiyotensin II, endotelin ve katekolaminlerin G-protein kenetli reseptörleri (GPCR) uyarmasıyla başlar. Bu kaskad kalsinörin-NFAT gibi transkripsiyon faktörlerini aktive ederek normalde erişkinde sessiz olan embriyonik/fetal genlerin (Atriyal Natriüretik Faktör [ANF], b-MHC) yeniden eksprese edilmesine yol açar. Atletlerde görülen fizyolojik hipertrofi ise IGF-1 reseptörlerinin uyarılmasıyla PI3K/AKT yolağı üzerinden gelişir ve fetal gen ekspresyonu eşlik etmez.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Fizyolojik ve Patolojik Hipertrofi Moleküler Mekanizmaları