Gastroenteroloji

431 questions

Question 121

4040 yaşında, kilolu kadın hasta, son bir yıldır tekrarlayan, özellikle ağır ve yağlı yemeklerden sonra sağ üst kadranda başlayan ve yaklaşık 22 saat içinde kendiliğinden tamamen geçen şiddetli ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ üst kadranda hafif hassasiyet dışında bulgu saptanmıyor; ateşi 36,7C36,7^\circ C ve Murphy belirtisi negatiftir. Laboratuvar tetkiklerinde lökosit sayısı ve karaciğer fonksiyon testleri normal sınırlarda bulunmuştur. Tüm batın ultrasonografisinde safra kesesi içinde multipl milimetrik taşlar saptanmış, safra kesesi duvar kalınlığı normal (22 mm) olarak ölçülmüştür. Bu klinik tabloya göre, hastada planlanması gereken en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Analjezik tedavi ve elektif laparoskopik kolesistektomi

Answer

Analjezik tedavi ve elektif laparoskopik kolesistektomi
Hastanın klinik tablosu (sağ üst kadranda yağlı yemek sonrası başlayan, 22 saat süren ve kendiliğinden geçen ağrı), sistemik inflamasyon bulgularının (ateş, lökositoz) yokluğu ve ultrasonografide safra kesesi duvar kalınlığının normal olması tipik bir 'Biliyer Kolik' vakasıdır. Biliyer kolik yönetiminde, ağrı akut dönemde kontrol altına alındıktan sonra komplikasyonları önlemek amacıyla elektif şartlarda laparoskopik kolesistektomi önerilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Ağrı süresi < 66 saat, ateş yok, lökositoz yok, USG'de duvar kalınlığı normal.
Bu bulgular tablonun akut kolesistit (inflamasyon) değil, biliyer kolik (geçici mekanik tıkanıklık) olduğunu gösterir.
2
Tanıyı netleştir
Semptomatik kolelitiazis (Biliyer kolik).
Safra kesesi taşlarının yemek sonrası geçici olarak sistik kanalı tıkaması sonucu oluşan klasik ağrı tablosudur.
3
Tedavi protokolünü belirle
Ağrı yönetimi ve semptomların tekrarlamasını önlemek için elektif kolesistektomi.
Komplikasyon riskini (kolesistit, pankreatit) azaltmak için semptomatik taş hastalarında cerrahi önerilir.

Key Concept

Biliyer Kolik Yönetimi
Estimated Time:50s
Question 122

Alkole bağlı karaciğer sirozu tanısıyla takip edilen 58 yaşındaki erkek hasta, karın şişliğinde artış ve idrar miktarında azalma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede batın asitik ve skleralar ikterik saptanıyor; hipotansiyon veya şok bulgusu izlenmiyor.

Laboratuvar tetkiklerinde; serum kreatinin değeri 5 gün önceki 1.0 mg/dL seviyesinden 2.2 mg/dL'ye yükselmiş olarak bulunuyor. İdrar analizinde proteinüri saptanmıyor ve eritrosit görülmüyor (sediment normal). Renal ultrasonografide parankim hastalığı veya obstrüksiyon bulgusu izlenmiyor.

Uluslararası Asit Kulübü (ICA) kriterlerine göre, bu hastada Hepatorenal Sendrom (HRS-AKI) tanısını kesinleştirmek ve vazokonstriktör tedaviye geçiş kararını vermek için aşağıdaki durumlardan hangisinin gerçekleşmesi zorunludur?

Show answer & explanation

Answer: Diüretiklerin kesilip kg başına 1 gr/gün albümin ile 2 gün hacim genişletilmesine rağmen serum kreatinin değerinde düzelme olmaması

Answer

Doğru yanıt, diüretiklerin kesilip albümin ile yapılan hacim genişletme tedavisine (albimin challenge) yanıt alınamamasıdır.
Hepatorenal Sendrom (yeni adıyla HRS-AKI), sirozlu hastalarda splanik vazodilatasyona sekonder gelişen renal vazokonstriksiyon ile karakterize fonksiyonel bir böbrek yetmezliğidir. Tanısı 'dışlama' ile konur. Uluslararası Asit Kulübü (ICA) kriterlerine göre tanı için; şokun olmaması, nefrotoksik ajan kullanımının olmaması, parankimal hastalığın dışlanması VE EN ÖNEMLİSİ diüretik kesilip plazma hacim genişletilmesine (1 g/kg/gün Albümin, 2 gün) rağmen kreatinin değerinde düzelme olmaması gereklidir. Albümin verilmesine rağmen kreatinin düşmüyorsa tanı HRS-AKI olarak kesinleşir ve Terlipressin+Albümin tedavisine başlanır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
Siroz zemininde gelişen Akut Böbrek Hasarı (AKI) mevcut (Kreatinin artışı). Şok, nefrotoksik ilaç veya parankimal böbrek hastalığı (proteinüri/hematüri/USG bulgusu) yok.
HRS tanısı bir dışlama tanısıdır; diğer nedenlerin (ATN, post-renal vb.) ekarte edilmesi gerekir.
2
Prerenal azotemi ile HRS ayrımını yap
Hem Prerenal Azotemi hem de HRS'de idrar sodyumu düşüktür ve sediment temizdir. Tek ayırıcı nokta sıvı tedavisine yanıttır.
Prerenal azotemi sıvı replasmanına yanıt verir ve düzelir; HRS ise fizyolojik olarak yanıt vermez (renal vazokonstriksiyon sabittir).
3
Güncel tanı kriterlerini uygula (ICA Guidelines)
Tanı için diüretikler kesilmeli ve 1 g/kg (max 100g) albümin ile 2 gün plazma genişletilmelidir. Kreatinin düşmezse HRS-AKI tanısı kesinleşir.
Bu kriter, gereksiz ve potansiyel yan etkileri olan vazokonstriktör (terlipressin) tedavisine başlamadan önce zorunlu basamaktır.

Key Concept

Hepatorenal Sendrom (HRS-AKI) Tanı Kriterleri

Hints

1
Sirozlu bir hastada böbrek yetmezliği geliştiğinde, sorunun sadece 'sıvı açığı' (prerenal) olup olmadığını anlamak için ne yaparsınız?
2
İdrar sodyumunun düşük olması böbreğin sağlam olduğunu ve sodyum tuttuğunu gösterir; bu hem susuzlukta (prerenal) hem de HRS'de olur. Ayrım için hastaya sıvı yüklemesi yapmanız gerekir.
3
HRS tanısı koymadan önce hastanın 'sıvı açığına yanıt vermediğini' kanıtlamanız gerekir. Bunun için 2 gün boyunca albümin verilir.

Practice More

Tip 1 ve Tip 2 HRS (veya yeni sınıflamayla HRS-AKI ve HRS-NAKI) arasındaki prognoz ve tedavi farklarını inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 123

4242 yaşında erkek hasta, son 33 aydır devam eden epigastrik ağrı, bulantı ve kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral pretibial ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum albümin düzeyi 2,22,2 g/dL olarak ölçülüyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide fundus ve korpusunda antrumu tutmayan, beyin kıvrımlarını andıran dev mukoza katlantıları izleniyor. Biyopsi sonucunda foveolar hiperplazi ve glandüler atrofi rapor ediliyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Menetrier hastalığı

Answer

Menetrier hastalığı
Menetrier hastalığı, foveolar hücrelerin hiperplazisi sonucu mide mukozasının aşırı kalınlaşması (beyin kıvrımı görünümü) ve buna sekonder gelişen protein kaybı (hipoalbüminemi ve ödem) ile seyreden bir tablodur. Antrumun tipik olarak korunması tanıyı destekleyen güçlü bir ipucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Hipoproteinemi (2,22,2 g/dL albümin) ve buna bağlı gelişen pretibial ödem saptandı.
Protein kaybeden bir gastropati varlığını değerlendirmek için.
2
Endoskopik bulguları yorumla.
Fundus ve korpusta dev kıvrımlar varken antrumun korunmuş olduğu görüldü.
Menetrier hastalığında karakteristik tutulum lokalizasyonunu doğrulamak için.
3
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Foveolar hiperplazi ve glandüler atrofi saptandı.
TGF-α\alpha aşırı ekspresyonuna bağlı gelişen hipertrofik gastropati tanısını netleştirmek için.

Key Concept

Menetrier hastalığı, protein kaybeden bir gastropati olup fundus ve korpusu tutan dev kıvrımlar (antrum korunur) ve foveolar hiperplazi ile karakterizedir.

Practice More

Menetrier hastalığında patogenezde rol oynayan TGF-α\alpha ve EGFR sinyal yolu üzerindeki tedavileri (örneğin Setuksimab) gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 124

4242 yaşında kadın hasta, son 66 aydır özellikle katı gıdalarla belirginleşen yutma güçlüğü ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde dilde papillalarda silinme (atrofik glossit) ve tırnaklarda çökme (koilonişi) izleniyor. Yapılan tetkiklerde saptanan değerler aşağıdaki tabloda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin9.29.2 g/dL1212-1616 g/dL
MCV7272 fL8080-100100 fL
Ferritin55 ng/mL1515-150150 ng/mL

Bu hastada disfajiye neden olan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Özofageal web

Answer

Disfajinin en olası nedeni, Plummer-Vinson sendromunun bir parçası olan özofageal webdir.
Klinik tabloda sunulan demir eksikliği anemisi (HbHb 9.29.2, MCVMCV 7272, ferritin 55), atrofik glossit ve koilonişi bulguları, klasik Plummer-Vinson (Paterson-Kelly) sendromunu tanımlamaktadır. Bu sendromda yutma güçlüğüne neden olan temel anatomik patoloji, üst özofagusta (postkrikoid bölge) yerleşen ince membranöz yapılardır (özofageal web).

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Disfajiye ek olarak koilonişi ve atrofik glossit varlığı sistemik bir süreci düşündürür.
Yutma güçlüğünün sistemik bulgularla birlikteliği ayırıcı tanıda spesifik sendromlara yönlendirir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla.
Düşük hemoglobin, MCV ve ferritin değerleri demir eksikliği anemisini kanıtlar.
Anemi tipinin belirlenmesi, disfaji ile olan patofizyolojik bağlantıyı kurmak için gereklidir.
3
Triadı birleştirerek tanıyı koy.
Demir eksikliği anemisi + Atrofik glossit + Üst özofageal web = Plummer-Vinson (Paterson-Kelly) sendromu.
Bu klasik klinik triad, üst özofagusta mekanik bir tıkanıklık olan web oluşumuna yol açar.

Key Concept

Plummer-Vinson sendromunda demir eksikliği anemisi ile ilişkili postkrikoid özofageal web oluşumu.
Question 125

Epigastrik ağrı ve kilo kaybı nedeniyle tetkik edilen 5252 yaşında bir erkek hastada yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; mide gövdesini (korpus) çevreleyen, lümende daralmaya yol açan ancak belirgin bir kitle oluşturmayan infiltratif bir lezyon saptanıyor. Biyopsi sonucu 'taşlı yüzük hücreli karsinom' olarak raporlanıyor.

Bu klinik ve histopatolojik bulgulara sahip hasta hakkında, Lauren sınıflaması göz önüne alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu tümör tipi, genç yaşlarda intestinal tipe göre daha sık izlenme eğilimindedir.

Answer

Lauren sınıflamasına göre bu tümör tipinin (diffüz tip) genç yaşlarda daha sık izlenmesi doğrudur.
Klinik senaryoda tarif edilen infiltratif büyüme paterni ve taşlı yüzük hücreli morfoloji, Lauren sınıflamasındaki 'diffüz tip' mide kanserini tanımlar. Bu tip karsinomlar, intestinal tipin aksine daha genç yaşlarda ortaya çıkma eğilimindedir, cinsiyet farkı gözetmez ve genellikle E-kadherin (CDH1) ekspresyon kaybı gibi genetik faktörlerle ilişkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Lezyonun makroskobik ve mikroskobik özelliklerini analiz et.
İnfiltratif büyüme (linitis plastica) ve taşlı yüzük hücreli histoloji, Lauren sınıflamasındaki 'diffüz tip' mide kanserine işaret eder.
Lauren sınıflaması, mide kanserlerini histolojik ve epidemiyolojik özelliklerine göre intestinal ve diffüz olarak ayırır.
2
Diffüz tip mide kanserinin epidemiyolojik özelliklerini değerlendir.
Diffüz tip; genç yaşlarda görülme, kadın-erkek oranının eşit olması ve genetik (E-kadherin kaybı) zeminle ilişkilidir.
İntestinal tip genellikle ileri yaş, erkek baskınlığı ve çevresel faktörlerle (H. pylori, diyet) ilişkilidir.
3
Seçenekleri bu bilgiler ışığında karşılaştır.
Genç yaş vurgusu yapan seçeneğin diffüz tip için karakteristik olduğu görülür.
Diğer seçenekler intestinal tipin klasik özelliklerini (antrum yerleşimi, glandüler yapı, çevresel risk faktörleri) tanımlamaktadır.

Key Concept

Lauren Sınıflamasına göre Diffüz Tip Mide Kanseri Özellikleri

Alternative Method

Diffüz tipi 'Genç, Genetik ve Gövde (Korpus)' olarak kodlayarak, intestinal tipin 'İleri Yaş, İntestinal Metaplazi ve İleri (Antrum)' özelliklerinden ayırt edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 126

3232 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır devam eden karın ağrısı, kilo kaybı ve ishal şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede ağız içinde aftöz ülserler saptanıyor. Kolonoskopide terminal ileumda "parke taşı" görünümü ve derin lineer ülserler; biyopside ise transmural inflamasyon ve non-kazeifiye granülomlar görülmesi üzerine Crohn hastalığı tanısı konuyor. Steroid bağımlı seyreden hastaya "steroid koruyucu" etki sağlaması ve remisyonun sürdürülmesi amacıyla Azatioprin başlanması planlanıyor.

Bu hastada Azatioprin tedavisine bağlı gelişebilecek hayatı tehdit edici kemik iliği toksisitesi (pansitopeni) riskini öngörmek için tedavi öncesi bakılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tiopürin metiltransferaz ($TPMT$) enzim aktivitesi

Answer

Azatioprin tedavisi öncesinde kemik iliği toksisitesi riskini değerlendirmek için Tiopürin metiltransferaz (TPMTTPMT) enzim aktivitesi veya genotiplemesi yapılmalıdır.
Azatioprin ve 66-merkaptopürin tedavisi sırasında görülen en ciddi yan etki kemik iliği süpresyonudur. Bu ilaçların inaktivasyonunda görev alan tiopürin metiltransferaz (TPMTTPMT) enziminin aktivitesi popülasyonda genetik polimorfizm gösterir. Enzim aktivitesi çok düşük veya olmayan bireylerde toksik metabolitler (66-tiyoguanin nükleotidleri) birikerek hayatı tehdit eden pansitopeniye yol açar. Bu nedenle tedavi öncesi TPMTTPMT bakılması önerilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Hastada terminal ileum tutulumu, transmural inflamasyon ve granülom varlığı ile Crohn hastalığı tanısı kesinleşir.
Tedavi planını belirlemek için doğru tanı şarttır.
2
Tedavi hedefini ve ilacı belirle
Steroid bağımlı Crohn hastasında idame tedavisi için Azatioprin (tiopürin analoğu) seçilir.
Steroidler uzun dönem idame tedavisinde kullanılmaz, immünmodülatörlere geçiş gereklidir.
3
İlacın metabolizma yolunu analiz et
Azatioprin vücutta 66-Merkaptopürin'e (66-MPMP) dönüşür. 66-MPMP ise TPMTTPMT enzimi ile inaktif hale getirilir veya HGPRTHGPRT yoluyla aktif/toksik 66-TGNTGN'ye dönüşür.
TPMTTPMT enzim eksikliği durumunda metabolizma aktif 66-TGNTGN yoluna kayar.
4
Toksisite riskini belirle
TPMTTPMT aktivitesi düşük olan hastalarda aşırı 66-TGNTGN birikimi sonucu şiddetli lökopeni ve pansitopeni gelişir.
Bu yan etkiden korunmak için tedavi öncesi TPMTTPMT testi yapılması standart yaklaşımdır.

Key Concept

Tiopürin grubu ilaçların (Azatioprin, 66-MP) kullanımında TPMTTPMT enzim aktivitesi, doz ayarı ve pansitopeni riskini öngörmek için kritik bir güvenlik belirtecidir.

Alternative Method

Eğer TPMTTPMT enzim testi yapılamıyorsa, Azatioprin tedavisine düşük dozla başlanıp haftalık tam kan sayımı takibi ile doz artırımı yapılması alternatif bir klinik yaklaşımdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 127

6262 yaşında erkek hasta, bilinen alkolik karaciğer sirozu tanısıyla takip edilirken son birkaç gündür gelişen uyku düzeninde bozulma, ellerde titreme ve konfüzyon şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenede asit saptanıyor ve asteriksis (flapping tremor) pozitif bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde; Serum K+:3.1K^+: 3.1 mEq/L, Na+:136Na^+: 136 mEq/L, BUN:48BUN: 48 mg/dL, Kreatinin: 1.21.2 mg/dL saptanıyor. Hastanın son bir haftadır yoğun diüretik (furosemid ve spironolakton) kullandığı öğreniliyor. Bu hastada hepatik ensefalopatiyi tetikleyen temel neden ve izlenmesi gereken en uygun tedavi stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hipokalemi ve alkaloz - Potasyum replasmanı ve laktüloz

Answer

Hepatik ensefalopatiyi tetikleyen temel neden hipokalemi ve buna eşlik eden metabolik alkalozdur; tedavi stratejisi ise potasyum replasmanı ile laktüloz kullanımını içermelidir.
Hepatik ensefalopati tablosundaki bir siroz hastasında hipokalemi ve metabolik alkaloz, amonyak (NH3NH_3) ile amonyum (NH4+NH_4^+) arasındaki dengeyi amonyak lehine kaydırarak toksik maddenin kan-beyin bariyerini geçişini kolaylaştırır. Bu hastada diüretik kullanımı sonrası gelişen hipokalemi tablonun temel nedenidir. Tedavide potasyumun yerine konulması amonyak üretimini azaltırken, laktüloz bağırsak pH'ını düşürerek amonyağı bağırsak lümeninde hapseder (NH4+NH_4^+'ya dönüştürür) ve atılımını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Asteriksis ve konfüzyon, hepatik ensefalopati (HE) tanısını koydurur.
HE'nin evrelenmesi ve tanısında fizik muayene bulguları kritiktir.
2
Laboratuvar verilerinin ve tetikleyici faktörlerin analizi
Diüretik kullanımına bağlı K+:3.1K^+: 3.1 mEq/L (hipokalemi) saptanmıştır.
Hipokalemi, böbreklerde amonyak üretimini artırır ve eşlik eden alkaloz amonyağın (NH3NH_3) hücre içine ve kan-beyin bariyerinden geçişini kolaylaştırır.
3
Tedavi planının oluşturulması
Tetikleyici faktör olan hipokaleminin düzeltilmesi ve amonyak yükünü azaltmak için laktüloz başlanması.
HE yönetiminde ilk basamak her zaman presipite edici (tetikleyici) faktörün saptanması ve tedavi edilmesidir.

Key Concept

Hepatik Ensefalopati Tetikleyicileri ve Metabolik Alkaloz İlişkisi

Practice More

Hepatik ensefalopatide laktüloza yanıt alınamayan durumlarda tedaviye rifaksimin eklenmesi gerektiğini hatırlayınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 128

32 yaşında kadın hasta, 5 yıldır Crohn hastalığı (ileokolik tutulum) tanısıyla takip edilmektedir. Son 1 aydır diyare ve sağ alt kadran ağrısında artış olan hastanın fizik muayenesinde, her iki bacak ön yüzünde (pretibial bölge) ağrılı, eritematöz nodüler lezyonlar saptanıyor. Bu hasta ve İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları (İBH) seyrinde görülen deri bulguları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Metastatik Crohn hastalığı; perianal bölge, stomalar veya fistül ağızları gibi gastrointestinal sistemle anatomik sürekliliği olan deri alanlarındaki granülomatöz inflamasyondur.

Answer

Metastatik Crohn hastalığının gastrointestinal sistemle anatomik sürekliliği olan deri alanlarındaki granülomatöz inflamasyon olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Metastatik deri Crohn hastalığı (MCH), gastrointestinal sistemle anatomik olarak devamlılığı olmayan deri bölgelerinde (örneğin alt ekstremiteler, gövde veya yüz) non-kazeifiye granülomların saptanmasıyla karakterize nadir bir tablodur. Seçenekte belirtilen perianal bölge, stoma çevresi veya fistül ağızlarındaki granülomatöz lezyonlar 'anatomik süreklilik' gösterdiği için metastatik olarak değil, doğrudan yayılım (fistülize deri Crohn) olarak adlandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Hastadaki deri lezyonunu tanımla.
Pretibial bölgedeki ağrılı nodüller Eritema Nodozum (EN) ile uyumludur.
Klinik sunum EN için tipiktir.
2
EN ve bağırsak aktivitesi ilişkisini değerlendir.
EN lezyonları genellikle bağırsak aktivitesiyle paralel seyreder.
Aktif inflamasyon EN gelişimini tetikler.
3
İBH tiplerine göre deri bulgularının sıklığını karşılaştır.
EN Crohn hastalığında (%15), Pyoderma Gangrenozum (PG) ise Ülseratif Kolit'te (%1-5) daha sıktır.
Resmi epidemiyolojik veriler bu dağılımı destekler.
4
İlaç yan etkilerini gözden geçir.
Anti-TNF kullanımı paradoksal olarak psoriaziform lezyonlara yol açabilir.
Sitokin dengesindeki (TNF azalırken Tip 1 interferon artışı) değişim buna neden olur.
5
Metastatik Crohn hastalığının tanımını doğrula.
MCH, GİS ile anatomik sürekliliği OLMAYAN (non-contiguous) deri bölgelerindeki tutulumdur.
Perianal veya fistül çevresi tutulumlar doğrudan yayılım kabul edilir, metastatik sayılmaz.

Key Concept

İBH'nın ekstraintestinal bulgularının ayırıcı tanısı ve 'Metastatik Crohn' tanımı.

Hints

1
'Metastatik' kelimesinin tıbbi tanımı, bir sürecin orijinal odaktan uzak, sürekliliği olmayan bir yerde görülmesidir.

Practice More

İBH'da bağırsak aktivitesinden bağımsız seyreden diğer ekstraintestinal bulguları (Örn. Ankilozan spondilit, Üveit) tekrar ediniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 129

6262 yaşında erkek hasta, daha önce herhangi bir mide şikayeti veya kronik hastalık öyküsü olmaksızın ani gelişen masif hematemez şikayetiyle acil servise getiriliyor. Alkol veya NSAİİ kullanım öyküsü saptanmayan hastanın yapılan acil üst GİS endoskopisinde; mide proksimalinde (kardia komşuluğunda), çevresinde herhangi bir ülser veya enflamasyon bulgusu olmayan, tamamen normal görünümlü bir mukoza zemininde, yaklaşık 22 mm'lik bir mukoza defektinden fışkırır tarzda aktif arteriyel kanama (pulsatil) izleniyor. Bu klinik tablo için en olası tanı ve kanama nüksünü önlemede en etkili endoskopik tedavi yöntemi aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Dieulafoy lezyonu - Mekanik hemostatik tedavi (Hemoklip veya band ligasyonu)

Answer

Dieulafoy lezyonu tanısı konulmalı ve nüksü önlemek için mekanik hemostatik tedavi (hemoklip veya band ligasyonu) uygulanmalıdır.
Vakada tanımlanan 'normal görünümlü mukoza zemininde fışkırır tarzda arteriyel kanama' bulgusu Dieulafoy lezyonunun klasik tanımıdır. Bu lezyonlar genellikle mide proksimalinde (kardia yakınında) yerleşir. Yönetiminde ise mekanik yöntemler (hemoklip veya band ligasyonu), enjeksiyon tedavisine göre hemostaz başarısı ve nüksü önleme açısından daha üstündür.

Step-by-Step Solution

1
Endoskopik bulguları analiz et.
Mide proksimalinde, normal mukoza zemininde 22 mm'lik bir mukoza defektinden fışkırır tarzda arteriyel kanama saptandı.
Dieulafoy lezyonu, submukozadaki geniş kalibreli bir arterin (arteria malformans) mukoza yüzeyine erozyonu sonucu oluşur.
2
Tanıyı netleştir.
Kardia yakınındaki yerleşim ve çevrede ülser olmaması Dieulafoy lezyonunu doğrular.
Peptik ülserlerde (Forrest Ia) belirgin bir ülser krateri izlenirken, Dieulafoy'da mukoza normaldir.
3
Tedavi yöntemini seç.
Mekanik yöntemler (hemoklip veya band ligasyonu) tercih edildi.
Kılavuzlar, Dieulafoy lezyonlarında mekanik tedavinin nüks riskini tek başına enjeksiyon tedavisine göre daha fazla azalttığını göstermektedir.

Key Concept

Dieulafoy lezyonu, normal görünümlü mukozada aniden ortaya çıkan masif arteriyel kanamaların önemli bir nedenidir ve mekanik tedavi (klip/ligasyon) altın standarttır.
Question 130

Halsizlik, sarılık ve yaygın eklem ağrısı şikayetiyle polikliniğe getirilen 1414 yaşındaki kız hastanın özgeçmişinde 33 yıldır Tip 11 Diyabetes Mellitus tanısı ile insülin kullanımı mevcuttur. Fizik muayenede hepatomegali ve hafif ikter saptanmıştır. Yapılan laboratuvar incelemelerinde aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir:

TetkikSonuçNormal Değer
ASTAST480480 U/LU/L<35< 35
ALTALT550550 U/LU/L<35< 35
Total Bilirubin4.24.2 mg/dLmg/dL0.21.20.2 - 1.2
Direkt Bilirubin2.82.8 mg/dLmg/dL00.30 - 0.3
Total Protein9.29.2 g/dLg/dL6.48.36.4 - 8.3
Albümin3.23.2 g/dLg/dL3.55.03.5 - 5.0
HBsAgHBsAgNegatif-
AntiHCVAnti-HCVNegatif-

Karaciğer biyopsisinde 'arayüz hepatiti' (interface hepatitis) ve yoğun plazma hücresi infiltrasyonu saptanan bu hastada, klinik tablo ile uyumlu Tip 2 otoimmün hepatit tanısını doğrulamak için istenmesi gereken en özgül antikor aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anti-karaciğer böbrek mikrozomal tip 1 antikoru (Anti-LKM1)

Answer

Anti-karaciğer böbrek mikrozomal tip 1 antikoru (Anti-LKM1)
Hastanın genç yaşı (1414 yaş), eşlik eden Tip 11 DM varlığı ve karaciğer tutulum bulguları Tip 22 otoimmün hepatiti (OİH) güçlü bir şekilde desteklemektedir. Tip 22 OİH'nin en karakteristik ve tanısal değeri en yüksek serolojik belirteci Anti-karaciğer böbrek mikrozomal tip 11 (AntiLKM1Anti-LKM1) antikorudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Hastada belirgin transaminaz yüksekliği (AST/ALTAST/ALT), direkt bilirubin artışı ve hipergamaglobulinemi (Total Protein - Albümin farkının yüksek olması) mevcuttur.
Bu bulgular viral hepatit belirteçlerinin de negatif olmasıyla birlikte inflamatuar bir karaciğer hastalığını, özellikle otoimmün hepatiti (OİH) düşündürür.
2
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Biyopside saptanan arayüz hepatiti ve plazma hücresi infiltrasyonu OİH tanısını morfolojik olarak destekler.
Interface hepatit ve plazma hücreleri OİH için patognomonik olmasa da oldukça karakteristiktir.
3
OİH tipinin ve serolojik belirtecin belirlenmesi
Hastanın çocukluk çağında olması ve eşlik eden Tip 1 Diyabet öyküsü, Tip 2 OİH tanısına yönlendirir.
Tip 2 OİH sıklıkla çocuklarda görülür, daha agresif seyirlidir ve diğer otoimmün hastalıklarla (Tip 1 DM, vitiligo vb.) birlikteliği Tip 1'e göre daha sıktır. Tip 2 OİH'nin en özgül belirteci Anti-LKM1'dir.

Key Concept

Otoimmün hepatit tiplerinin klinik ve serolojik ayrımı
Estimated Time:2m 0s
Question 131

5555 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolü amacıyla polikliniğe başvuruyor. Özgeçmişinde 19881988 yılında geçirdiği bir trafik kazası sonrası kan transfüzyonu yapıldığı öğreniliyor. Fizik muayenesi doğal olan hastanın laboratuvar incelemesinde ALT:55 U/LALT: 55\ U/L (Normal: <40 U/L< 40\ U/L) saptanıyor. Bu hastada kronik hepatit CC taraması amacıyla öncelikle istenmesi gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anti-HCV

Answer

Kronik hepatit C taramasında öncelikle Anti-HCV testi istenmelidir.
Hepatit CC virüsü (HCVHCV) taramasında, özellikle 19921992 yılından önce kan transfüzyonu almış olmak gibi risk gruplarında ilk basamak test Anti-HCV antikorunun saptanmasıdır. Anti-HCV pozitifliği saptandıktan sonra aktif enfeksiyonu (viremiyi) göstermek amacıyla HCVRNAHCV-RNA tetkikine geçilir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk faktörlerini değerlendir.
19921992 öncesi kan transfüzyonu öyküsü kronik hepatit CC için önemli bir risk faktörüdür.
Hepatit CC virüsü tarama endikasyonlarını belirlemek için anamnez kritiktir.
2
Uygun tarama testini belirle.
Kronik viral hepatit CC taramasında ilk basamak test Anti-HCV antikorudur.
Anti-HCV, duyarlılığı yüksek bir tarama testidir ve şüpheli vakalarda ilk etapta istenir.

Key Concept

Hepatit C tarama stratejisi
Estimated Time:45s
Question 132

Karaciğer sirozu tanısıyla takip edilen 54 yaşında erkek hasta poliklinik kontrolüne geliyor. Daha önce hiç gastrointestinal kanama öyküsü olmayan hastaya yapılan tarama endoskopisinde, yemek borusunda lümeni daraltan ve üzerinde kırmızı renk değişiklikleri (red signs) bulunan büyük boy (Grade III) özofagus varisleri saptanıyor. Hastanın vital bulgularında nabız 7676/dakika, kan basıncı 120/70120/70 mmHg olarak ölçülüyor.

Bu hastada ilk varis kanamasını önlemek (primer profilaksi) amacıyla uygulanması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Non-selektif beta bloker tedavisi başlanması

Answer

Kanama öyküsü olmayan ve yüksek riskli (büyük boy, red signs pozitif) varisleri olan hastalarda primer profilaksi endikedir; en uygun yaklaşım non-selektif beta blokerler (veya endoskopik bant ligasyonu) kullanılmasıdır.
Soruda tanımlanan hasta 'yüksek riskli' özofagus varislerine (büyük boy ve kırmızı renk değişiklikleri) sahiptir ancak henüz kanama geçirmemiştir. Bu durumda 'primer profilaksi' endikedir. Güncel kılavuzlara göre (Baveno kriterleri), yüksek riskli varislerin primer profilaksisinde ya Non-Selektif Beta Blokerler (NSBB) ya da Endoskopik Varis Ligasyonu (EVL) ilk seçenek olarak önerilir. Seçenekler arasında EVL bulunmadığından, farmakolojik yaklaşım olan beta bloker tedavisi doğru yanıttır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk grubunu belirle
Daha önce kanamamış ancak 'büyük boy' ve 'kırmızı nokta' (red signs) içeren varisler = Yüksek kanama riski.
Risk belirleme, tedavi gerekliliğini (profilaksi) ortaya koyar.
2
Primer profilaksi endikasyonunu değerlendir
Yüksek riskli varislerde ilk kanamayı önlemek (primer profilaksi) zorunludur.
Tedavi edilmezse kanama riski yüksektir.
3
Uygun tedavi seçeneğini belirle
Kılavuzlara göre ilk seçenekler: Non-selektif beta blokerler (Propranolol, Nadolol, Karvedilol) VEYA Endoskopik Varis Ligasyonu (EVL).
Seçenekler arasında EVL olmadığı için doğru yanıt beta bloker tedavisidir.

Key Concept

Özofagus varis kanaması primer profilaksisi
Estimated Time:1m 0s
Question 133

4848 yaşında erkek hasta, son 66 aydır devam eden, özellikle yağlı yemeklerden sonra belirginleşen karın şişliği, iştahsızlık ve kötü kokulu, tuvaletten temizlenmesi zor, yağlı dışkılama (steatore) şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde yaklaşık 2020 yıldır günde 8080 gramın üzerinde alkol kullanım öyküsü mevcuttur. Fizik muayenesinde vücut kitle indeksi 1919 kg/m2kg/m^2 saptanan hastanın epigastrik bölgesinde derin palpasyonla hafif hassasiyet dışında bulgu saptanmıyor. Bu hastada kronik pankreatit zemininde gelişen ekzokrin pankreas yetmezliği tanısını desteklemek için kullanılabilecek en duyarlı non-invaziv test aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fekal elastaz-1 düzeyi ölçümü

Answer

Kronik pankreatit zemininde gelişen ekzokrin yetmezlik tanısında kullanılan en duyarlı non-invaziv test fekal elastaz-1 düzeyi ölçümüdür.
Fekal elastaz-1, pankreasın asiner hücreleri tarafından sentezlenen bir proteazdır. Barsak pasajı sırasında değişikliğe uğramaması ve konsantrasyonunun ekzokrin çıktı ile korele olması nedeniyle, non-invaziv testler arasında orta ve ağır pankreatik yetmezlikte %90-100 duyarlılığa sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Uzun süreli alkol kullanımı ve steatore (yağlı dışkılama) varlığı kronik pankreatit ve sekonder ekzokrin yetmezliği düşündürür.
Alkol, kronik pankreatitin en sık nedenidir ve steatore, pankreatik lipaz sekresyonunun %90'ın altına düştüğünü gösterir.
2
Test yönteminin seçilmesi
İnvaziv testler (Sekretin testi) altın standart olsa da pratik değildir; non-invaziv testler arasında en yüksek duyarlılığa sahip olan seçilmelidir.
Hastanın konforu ve maliyet-etkinlik açısından non-invaziv testler önceliklidir.
3
Fekal elastaz-1'in doğrulanması
Dışkıda bakılan elastaz-1 seviyesinin <200 μg/g olması yetmezliği gösterir.
Elastaz-1, pankreasa özgüdür ve barsaktan geçerken yapısı bozulmaz.

Key Concept

Ekzokrin Pankreas Yetmezliği Tanısı

Alternative Method

Pankreatik yetmezlik tanısında altın standart (en duyarlı ve özgül) test invaziv bir yöntem olan Sekretin stimülasyon testidir; ancak klinik pratikte zorluğu nedeniyle yerini büyük oranda elastaz-1 ölçümüne bırakmıştır.
Estimated Time:1m 15s
Question 134

4949 yaşında erkek hasta, alkole bağlı karaciğer sirozu tanısı ile takip ediliyor. Son bir haftadır artan karın şişliği ve nefes darlığı şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenede batın gergin, asit sıvısı mevcut ve solunum sıkıntısı gözleniyor. Hastaya terapötik (boşaltıcı) parasentez yapılması planlanıyor. İşlem öncesi bakılan laboratuvar değerleri şöyledir:

* INR: 1.91.9
* Trombosit: 42.000/mm342.000/mm^3
* Bilirubin: 2.8 mg/dL2.8\ mg/dL
* Kreatinin: 1.1 mg/dL1.1\ mg/dL

Bu hastada parasentez işlemi öncesi kanama riskini yönetmek için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Profilaktik kan ürünü verilmesine gerek yoktur, işlem güvenle yapılabilir

Answer

Profilaktik kan ürünü verilmesine gerek yoktur, işlem güvenle yapılabilir
Siroz hastalarında karaciğer sentez kusuruna bağlı PT/INR uzaması ve hipersplenizme bağlı trombositopeni sık görülür. Ancak bu hastalarda pro-koagülan faktörlerin azalmasına paralel olarak anti-koagülan faktörler de (Protein C, Protein S, Antitrombin) azalır, bu durum 'yeniden dengelenmiş hemostaz' olarak adlandırılır. Parasentez, kanama komplikasyonu riski oldukça düşük (<%1) bir işlemdir. Güncel AASLD ve EASL kılavuzları, belirgin klinik kanama bulgusu (DIC vb.) olmayan hastalarda, INR yüksekliği (>1.5>1.5) veya trombositopeni (<50.000<50.000) varlığında bile terapötik parasentez öncesi rutin Taze Donmuş Plazma (TDP) veya trombosit transfüzyonunu önermemektedir. Gereksiz transfüzyon, portal basıncı artırarak varis kanaması riskini tetikleyebilir ve volüm yüküne neden olabilir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik durumunu ve planlanan işlemi değerlendir
Hasta semptomatik (nefes darlığı olan) gergin asit hastasıdır ve rahatlatıcı (terapötik) parasentez gerekmektedir.
Gergin asit solunum sıkıntısına yol açtığında parasentez acil bir konfor gereksinimidir.
2
Laboratuvar değerlerini kanama riski açısından analiz et
INR 1.91.9 (hafif yüksek) ve Trombosit 42.00042.000 (trombositopenik).
Siroz hastalarında standart koagülasyon testleri (PT, INR) kanama riskini tam yansıtmaz çünkü 'yeniden dengelenmiş hemostaz' (rebalanced hemostasis) mevcuttur.
3
Parasentez için kılavuz önerilerini uygula
AASLD ve EASL kılavuzlarına göre, parasentez düşük kanama riskine sahip (<%1) bir işlemdir.
INR > 1.5 veya Trombosit < 50.000 olsa bile, belirgin DIC veya fibrinoliz yoksa profilaktik TDP veya trombosit transfüzyonu önerilmez. Transfüzyonun riskleri (volüm yükü, TRALI), işlemin kanama riskinden fazladır.

Key Concept

Sirozda parasentez öncesi koagülopati yönetimi ve yeniden dengelenmiş hemostaz kavramı
Question 135

5454 yaşında erkek hasta, yaklaşık 1010 yıldır alkolik siroz tanısıyla takip edilmektedir. Son 33 aydır giderek artan nefes darlığı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde belirgin "spider" anjiyomlar, palmar eritem ve çomak parmak saptanıyor. Hastanın dispnesinin ayakta dururken belirginleştiği, yatar pozisyonda ise azaldığı (platipne) gözleniyor. Oda havasında yapılan nabız oksimetresinde SaO2SaO_2 değeri oturur pozisyonda %89\%89, yatar pozisyonda ise %95\%95 (ortodeoksi) ölçülüyor. Dinlemekle akciğer sesleri doğal saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tablo ve hipokseminin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İntrapulmoner vasküler dilatasyonlara bağlı gelişen sağ-sol şant

Answer

İntrapulmoner vasküler dilatasyonlara bağlı gelişen sağ-sol şant (Hepatopulmoner Sendrom)
Hastada saptanan platipne (ayakta artan nefes darlığı) ve ortodeoksi (ayakta oksijen satürasyonunun düşmesi) Hepatopulmoner Sendrom (HPS) için patognomoniktir. HPS, karaciğer hastalığı zemininde intrapulmoner vasküler dilatasyonlar sonucu gelişen bir oksijenasyon bozukluğudur. Ayaktayken akciğer tabanlarındaki perfüzyon artışı, bu dilate damarlarda ventilasyon-perfüzyon uyumsuzluğunu ve fonksiyonel sağ-sol şantı artırarak hipoksemiyi derinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Siroz tanısı, spider anjiyomlar, çomak parmak ve en önemlisi 'platipne' (ayakta artan dispne) ile 'ortodeoksi' (ayakta düşen SaO2SaO_2) saptandı.
Bu spesifik bulgu kombinasyonu sirozun akciğer komplikasyonlarından Hepatopulmoner Sendrom (HPS) için karakteristiktir.
2
Patofizyolojik mekanizmayı belirle.
Prekapiller ve kapiller düzeyde nitrik oksit aracılı vazodilatasyonlar (intrapulmoner vasküler dilatasyonlar) mevcuttur.
Ayaktayken yerçekimi etkisiyle akciğer bazallerine daha fazla kan gider; ancak bu bölgelerdeki damarlar aşırı dilate olduğu için alveoler gaz değişimi yetersiz kalır ve sağ-sol şant etkisiyle hipoksemi derinleşir.
3
Diğer tanıları dışla.
Dinlemekle akciğer seslerinin doğal olması efüzyonu (hidrotoraks) ve pulmoner ödemi dışlar; ortodeoksi varlığı ise pulmoner hipertansiyon (PoPH) yerine HPS'yi destekler.
HPS'de tanı genellikle kontrastlı ekokardiyografide (kabarcık testi) sol atriyumda 363-6 siklus sonra kabarcıkların görülmesiyle doğrulanır.

Key Concept

Hepatopulmoner Sendrom (HPS) Tanısı ve Patofizyolojisi

Practice More

Hepatopulmoner Sendrom tanısında altın standart tanı yöntemi olan kontrastlı ekokardiyografi (kabarcık testi) bulgularını ve 'geç pasaj' kavramını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 136

4242 yaşında erkek hasta, 66 hafta önce geçirdiği ağır akut biliyer pankreatit atağı sonrası poliklinik kontrolüne geliyor. Hasta son 11 haftadır yemeklerden sonra belirginleşen erken doyma ve epigastrik bölgede dolgunluk hissi tanımlıyor. Yapılan fizik muayenede epigastrik bölgede palpasyonla hafif hassas, yaklaşık 88 cm çapında düzgün sınırlı kitle saptanıyor. Üst abdominal USG'de pankreas korpus komşuluğunda 7,57,5 cm çapında, ince duvarlı, içerisinde debris bulunmayan hipoekoik kistik lezyon izleniyor. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Semptomatik olması nedeniyle endoskopik transmural drenaj planlanması

Answer

Hastanın semptomatik olması ve kistin gelişiminden itibaren yeterli süre (66 hafta) geçmesi nedeniyle endoskopik transmural drenaj planlanmalıdır.
Pankreatik psödokistler, akut pankreatit sonrası en sık görülen kistik koleksiyonlardır. Tedavi kararında kistin boyutu (>6>6 cm) ve süresi (>6>6 hafta) klasik kriterler olsa da, günümüzde en güçlü endikasyon semptom varlığıdır. Bu hastada erken doyma ve karın ağrısı bası bulgusu olarak kabul edilir. Endoskopik transmural drenaj, cerrahi işleme göre daha az invaziv olduğu için ilk tercih edilen yöntemdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykü ve radyolojik bulguları değerlendir.
Hastanın 66 hafta önceki akut pankreatit öyküsü ve USG'de saptanan ince duvarlı kistik yapı, tanının pankreatik psödokist olduğunu gösterir.
Psödokist, akut pankreatit atağından sonra gelişen ve epitel ile döşeli olmayan sıvı koleksiyonudur.
2
Drenaj endikasyonlarını kontrol et.
Hastada erken doyma ve epigastrik dolgunluk gibi bası semptomları mevcuttur; ayrıca kist boyutu 66 cm'den büyük ve üzerinden 66 haftadan fazla süre geçmiştir.
Semptomatik psödokistler, boyut ve süreden bağımsız olarak drenaj gerektirir.
3
Uygun tedavi yöntemini seç.
Modern klinik yaklaşımda, anatomik olarak uygunsa ilk seçenek endoskopik transmural (kistogastrostomi/kistoduodenostomi) drenajdır.
Endoskopik drenaj, cerrahiye göre daha düşük morbidite ve benzer başarı oranlarına sahiptir.

Key Concept

Pankreatik psödokist yönetiminde semptom varlığı, drenaj kararındaki en önemli kriterdir.

Alternative Method

Eğer endoskopik yöntem teknik olarak mümkün değilse veya başarısız olursa, laparoskopik veya açık cerrahi kistogastrostomi bir sonraki basamak olarak düşünülmelidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 137

3030 yaşında erkek hasta, son 33 aydır devam eden kanlı ishal ve karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Hastaya yapılan kolonoskopi ve biyopsi sonucunda ülseratif kolit tanısı konuluyor. Aşağıdakilerden hangisi bu hastada saptanması beklenen özelliklerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Transmural (duvarın tüm katlarını tutan) inflamasyon

Answer

Transmural (duvarın tüm katlarını tutan) inflamasyon, ülseratif kolitte beklenen bir bulgu değildir; bu özellik Crohn hastalığına özgüdür.
Ülseratif kolit, bağırsak duvarının sadece mukoza ve submukoza tabakalarını tutan, rektumdan başlayarak kesintisiz ilerleyen bir inflamatuar hastalıktır. Transmural tutulum ise bağırsak duvarının tüm katlarını etkileyen bir durum olup Crohn hastalığına özgü temel bir patolojik bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın tanısını belirle.
Hasta ülseratif kolit tanısı almıştır.
Soruda hastanın ülseratif kolit tanısı aldığı açıkça belirtilmiştir.
2
Ülseratif kolitin tipik tutulum özelliklerini hatırla.
Rektal tutulum, kontinü (kesintisiz) yayılım ve mukoza/submukoza sınırlılığı.
Bu özellikler ülseratif koliti diğer inflamatuar bağırsak hastalıklarından ayıran temel klinik ve patolojik kriterlerdir.
3
Seçeneklerdeki bulguları ayırıcı tanı açısından değerlendir.
Transmural tutulumun Crohn hastalığına ait olduğu saptanır.
Crohn hastalığı transmural (tüm katları tutan) tutulum yaparken, ülseratif kolit sadece yüzeysel tabakalarda sınırlı kalır.

Key Concept

Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı arasındaki anatomik ve histolojik farklar (tutulum derinliği ve sürekliliği).
Estimated Time:45s
Question 138

4444 yaşında kadın hasta, ani başlayan epigastrik ağrı ve bulantı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde epigastrik hassasiyet dışında özellik saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde serum amilaz düzeyi 12001200 U/L (N: 01100-110), lipaz düzeyi 15001500 U/L (N: 01600-160) bulunuyor. Abdominal ultrasonografide safra kesesinde multipl milimetrik taşlar saptanıyor; koledok çapı 55 mm olup normal izleniyor. Hastanın takibinde klinik tablosu hızla düzeliyor, yatışının 33. gününde oral alımı tolere ediyor ve karaciğer fonksiyon testleri tamamen normale dönüyor. Bu hastada biliyer pankreatit nüksünü önlemek için kolesistektomi zamanlamasıyla ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aynı yatış döneminde, hasta taburcu edilmeden kolesistektomi yapılması

Answer

Hafif seyirli biliyer pankreatit hastalarında kolesistektomi, aynı yatış döneminde taburcu edilmeden yapılmalıdır.
Biliyer pankreatit tanısı alan ve klinik tablosu hafif seyreden (organ yetmezliği veya nekroz olmayan) hastalarda, taburculuk öncesi kolesistektomi yapılması nüksleri ve biliyer komplikasyonları anlamlı derecede azaltır. Bu hastalarda karaciğer fonksiyon testlerinin ve semptomların düzelmesi cerrahi için yeterli kriterlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosu ve pankreatit şiddetinin değerlendirilmesi
Hızlı düzelme ve normal laboratuvar değerleri hastanın 'hafif' pankreatit geçirdiğini gösterir.
Yönetim planı pankreatitin şiddetine (hafif vs. şiddetli/nekrotizan) göre belirlenir.
2
Etiyolojik faktörün belirlenmesi
Ultrasonografide saptanan taşlar biliyer pankreatiti doğrular.
Safra taşına bağlı pankreatitlerde nüks riski çok yüksektir.
3
Cerrahi zamanlamasının planlanması
Nüksü önlemek için 'indeks' yatışta cerrahi yapılması kararı alınır.
Taburcu edilen hastaların önemli bir kısmı cerrahi yapılana kadar geçen sürede tekrar pankreatit veya biliyer kolik ile başvurur.

Key Concept

Hafif Biliyer Pankreatitte Kolesistektomi Zamanlaması

Practice More

Şiddetli nekrotizan pankreatit varlığında kolesistektomi zamanlamasının neden ertelendiğini ve WON (walled-off necrosis) gelişim sürecini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 139

2424 yaşında kadın hasta, son 22 aydır devam eden karın ağrısı ve günde 565-6 kez olan kanlı ishal şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede sol alt kadranda hassasiyet saptanıyor. Yapılan kolonoskopide rektumdan başlayıp proksimale doğru kesintisiz (kontinu) devam eden mukoza ödemi, hiperemi ve frajilite izleniyor. Biyopside kript apseleri ve goblet hücrelerinde azalma saptanırken granüloma rastlanmıyor. Bu klinik tabloya sahip hastada aşağıdaki bulgulardan hangisinin saptanması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Perinükleer antinötrofil sitoplazmik antikor ($p-ANCA$) pozitifliği

Answer

Perinükleer antinötrofil sitoplazmik antikor (p-ANCA) pozitifliği bu klinik tabloya sahip bir hastada saptanması en olası bulgudur.
Verilen vakada rektumdan başlayan kesintisiz tutulum, granülom yokluğu ve kript apseleri tipik bir ülseratif kolit tablosudur. Ülseratif kolitli hastaların çoğunda (%60-70) perinükleer antinötrofil sitoplazmik antikor (p-ANCA) pozitifliği görülür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomları değerlendir.
Genç hastada kronik kanlı ishal ve tenesmus varlığı inflamatuar bağırsak hastalığını (İBH) düşündürür.
Kanlı ishal ve alt karın ağrısı İBH'nın temel başvuru nedenleridir.
2
Endoskopik bulguları analiz et.
Rektumdan başlayan kesintisiz (kontinu) mukoza tutulumu saptandı.
Bu bulgu, atlamalı lezyonlar gösteren Crohn hastalığından ziyade Ülseratif Kolit tanısına yönlendirir.
3
Histopatolojik verileri yorumla.
Kript apseleri ve granülom yokluğu saptandı.
Ülseratif kolitte tutulum mukoza ile sınırlıdır ve non-kazeifiye granülomlar görülmez (granülom Crohn için karakteristiktir).
4
Hastalığa özgü laboratuvar belirteçlerini hatırla.
Ülseratif kolit tanısında p-ANCA pozitifliği sık görülen bir bulgudur.
Ayırıcı tanıda p-ANCA ülseratif koliti, ASCA ise Crohn hastalığını destekler.

Key Concept

Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı Ayırıcı Tanısı
Question 140

3232 yaşında kadın hasta, bilinen ülseratif kolit tanısıyla takip edilmektedir. On gündür devam eden, günde 1212-1515 kez kanlı-mukuslu dışkılama, tenesmus ve şiddetli kramp tarzı karın ağrısı şikayetleriyle yatırılıyor. Fizik muayenesinde ateş 38,5C38,5^{\circ}C, nabız 110/dk110/dk, batında yaygın hassasiyet saptanıyor; ancak rebound veya defans izlenmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde; Hemoglobin 8,8 g/dL8,8 \text{ g/dL}, CRP 85 mg/L85 \text{ mg/L}, Albümin 2,5 g/dL2,5 \text{ g/dL} ve Potasyum 3,2 mEq/L3,2 \text{ mEq/L} olarak saptanıyor. Ayakta direkt karın grafisinde kolon segmentlerinde dilatasyon izlenmiyor. İntravenöz 60 mg/gu¨n60 \text{ mg/gün} metilprednizolon ve sıvı-elektrolit replasmanı başlanıyor. Tedavinin 7272. saatinde yapılan değerlendirmede hastanın dışkılama sayısının günde 1010 kez (kanlı) olduğu ve CRP değerinin 50 mg/L50 \text{ mg/L} seyrettiği görülüyor. Bu aşamada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnfliksimab veya intravenöz siklosporin ile kurtarma tedavisi planlamak

Answer

İnfliksimab veya intravenöz siklosporin ile kurtarma tedavisi (rescue therapy) planlanması en uygun yaklaşımdır.
Oxford kriterlerine göre, şiddetli ülseratif kolit atağı ile yatırılan hastalarda intravenöz steroid tedavisinin 3. gününde (72. saat) dışkılama sayısının 8'den fazla olması veya dışkılama sayısının 3-8 arasındayken CRP düzeyinin 45 mg/L45 \text{ mg/L}'den yüksek seyretmesi steroid direnci olarak tanımlanır. Bu hastalarda tıbbi tedaviye devam etmek yerine vakit kaybetmeden 'kurtarma tedavisi' (rescue therapy) olarak bilinen infliksimab veya siklosporin seçeneklerinden birine geçilmelidir. Bu hastada dışkılama sayısı 10 ve CRP 50 olduğu için kriterleri karşılamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik durumunu Truelove-Witts kriterlerine göre değerlendir.
Günde >6 kanlı dışkılama, ateş, taşikardi ve yüksek CRP ile 'Şiddetli Atak' tanısı konulur.
Tedavi protokolünü belirlemek için atağın şiddetini derecelendirmek gerekir.
2
İntravenöz steroid tedavisi altında 3. gün (72. saat) yanıtını Oxford kriterleri ile analiz et.
Dışkılama sayısı 10 (>8) ve CRP 50 (>45 mg/L) olduğu için steroid direnci saptanır.
Steroid direnci saptanan hastalarda kolektomi riski %85'tir ve hızlı karar verilmelidir.
3
Toksik megakolon veya perforasyon gibi cerrahi endikasyonları dışla ve kurtarma tedavisi seç.
Komplikasyon yoksa İnfliksimab veya Siklosporin başlanır.
Tıbbi kurtarma tedavisi, kolektomiyi önlemek için cerrahi öncesi son adımdır.

Key Concept

Akut Şiddetli Ülseratif Kolit Yönetimi ve Oxford Kriterleri
Estimated Time:2m 30s
PreviousPage 7 / 22Next
Gastroenteroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 7 | Examkin