Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 questions

Question 81Question

Soğuk Savaş sürecinde Doğu Bloku ülkeleri arasında askeri iş birliğini ve eş güdümü sağlamak amacıyla 1955 yılında Varşova Paktı kurulmuştur. Aşağıdaki devletlerden hangisi, bu paktın kurucu üyeleri arasında yer almasına rağmen 1968 yılında Çekoslovakya'nın SSCB tarafından işgal edilmesine tepki göstererek pakt üyeliğinden resmen ayrılmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Arnavutluk

Answer

Arnavutluk, 1968 yılında Çekoslovakya'nın işgaline tepki göstererek Varşova Paktı'ndan ayrılan devlettir.
Arnavutluk, Enver Hoca liderliğinde Sovyetler Birliği'nin 'Yumuşama' politikalarına ve revizyonizmine karşı çıkarak Çin ile yakınlaşmış, 1968'deki Çekoslovakya işgalini ise egemenlik haklarının ihlali olarak görerek Varşova Paktı'ndan resmen ayrılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Doğu Bloku'ndaki askeri paktın belirlenmesi
Varşova Paktı (1955)
Soru kökünde belirtilen askeri iş birliği örgütü Varşova Paktı'dır.
2
1968 Çekoslovakya müdahalesinin etkilerinin analizi
Blok içi çatlakların derinleşmesi
SSCB'nin 'Brejnev Doktrini' kapsamında yaptığı bu müdahale, bazı sosyalist ülkelerin tepkisini çekmiştir.
3
Pakttan ayrılan devletin tespiti
Arnavutluk
Zaten Sovyetler ile arası açık olan Arnavutluk, bu işgali bahane ederek pakt üyeliğini resmen sonlandırmıştır.

Key Concept

Doğu Bloku'ndaki Çözülmeler ve Varşova Paktı
Estimated Time:50s
Question 82Question

Türkiye'nin 1964 yılında Kıbrıs'taki çatışmaları durdurmak amacıyla adaya müdahale kararı alması üzerine, ABD Başkanı tarafından Başbakan İsmet İnönü'ye gönderilen ve Türk-Amerikan ilişkilerinde büyük bir krize neden olan belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Johnson Mektubu

Answer

Türkiye'nin Kıbrıs müdahalesini engellemek için gönderilen ve krize yol açan belge Johnson Mektubu'dur.
Johnson Mektubu, 1964 yılında Türkiye'nin Kıbrıs'a yapmayı planladığı askeri müdahaleyi durdurmak için ABD Başkanı Lyndon Johnson tarafından gönderilmiştir. Mektuptaki 'Türkiye'nin ABD silahlarını bu müdahalede kullanamayacağı' ve 'Sovyetler Türkiye'ye saldırırsa NATO'nun yardıma gelmeyebileceği' yönündeki ifadeler Türkiye'de büyük bir hayal kırıklığı yaratmış ve iki ülke ilişkilerinde dönüm noktası olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Olayın zamanını ve konusunu belirle.
Olay 1964 yılındadır ve Kıbrıs meselesi ile ilgilidir.
Soruda verilen tarih ve konu bizi doğrudan 1960'lı yılların diplomatik krizlerine yönlendirir.
2
Seçeneklerdeki belgelerin tarihlerini ve içeriklerini karşılaştır.
Johnson Mektubu 1964 tarihli olup ABD-Türkiye arasındaki Kıbrıs krizini temsil eder.
Diğer seçenekler ya farklı dönemlere (Truman, Marshall, Balfour) ya da farklı coğrafi odaklara (Eisenhower) aittir.

Key Concept

Johnson Mektubu (1964)

Practice More

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye-ABD ilişkilerini etkileyen diğer bir önemli olay olan 'Haşhaş Krizi' konusuna çalışabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 83Question

Yumuşama (Detant) sürecinin diplomatik mimarisi kurulurken ABD tarafından uygulanan bir strateji; nükleer silahların sınırlandırılması (SALT) görüşmelerini, Sovyetler Birliği'nin Vietnam veya Orta Doğu gibi bölgelerdeki siyasi ve askeri tutumlarıyla bir bütün olarak değerlendirmeyi esas almıştır. Bu anlayışa göre, teknik bir alanda (silah kontrolü) sağlanacak ilerleme, diğer alanlardaki (bölgesel çatışmalar) gerginliğin azaltılmasına ve tarafların yapıcı davranmasına bağlı kılınmıştır. Henry Kissinger ile özdeşleşen ve dış politikada farklı konuların birbirine bağlanarak pazarlık gücü devşirilmesini öngören bu stratejik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bağlantısallık (Linkage)

Answer

Yumuşama döneminde nükleer silahların sınırlandırılması ile bölgesel siyasi davranışlar arasında karşılıklı koşulluluk kuran strateji 'Bağlantısallık' (Linkage) olarak adlandırılır.
Doğru yanıt olan Bağlantısallık stratejisi, Detant döneminde ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger tarafından geliştirilmiştir. Bu stratejiye göre, SSCB ile yürütülen silah kontrolü müzakereleri (SALT) bir vakum içinde değildir; SSCB'nin diğer bölgelerdeki davranışları bu görüşmeleri etkilemelidir. Yani bir alandaki ödün, ancak diğer alandaki olumlu davranışla karşılık bulabilir.

Step-by-Step Solution

1
Yumuşama (Detant) dönemi diplomasi stratejilerinin genel çerçevesini analiz etmek.
Dönemin sadece silah kontrolü değil, aynı zamanda küresel rekabetin yönetilmesi süreci olduğu görülür.
Soruda bahsedilen stratejinin hangi tarihsel konjonktürde ortaya çıktığını belirlemek gerekir.
2
Henry Kissinger'ın 'Bağlantısallık' (Linkage) kavramının tanımını ve işleyişini incelemek.
SALT-I gibi teknik görüşmelerin, SSCB'nin Vietnam veya Orta Doğu'daki yayılmacı tutumuna göre şekillendirildiği (konuların birbirine bağlandığı) anlaşılır.
Sorudaki 'farklı konuların birbirine bağlanarak pazarlık gücü devşirilmesi' ifadesinin teknik karşılığını bulmak amaçlanır.
3
Diğer diplomatik ve askeri terimlerle karşılaştırma yaparak doğru terimi teyit etmek.
Mekik Diplomasisi'nin bir yöntem, Esnek Karşılık'ın askeri bir doktrin, Nixon Doktrini'nin ise savunma paylaşımı olduğu ayırt edilir.
Güçlü çeldiricileri eleyerek kavramsal netlik sağlamak için gereklidir.

Key Concept

Yumuşama Dönemi Diplomatik Stratejileri ve Bağlantısallık (Linkage) Politikası
Estimated Time:2m 0s
Question 84Question

Yumuşama (Detant) Dönemi'nde ABD Başkanı Richard Nixon'ın 1972 yılında Çin Halk Cumhuriyeti'ne gerçekleştirdiği ziyaret ve bu süreci hazırlayan "Ping-Pong Diplomasisi", Soğuk Savaş'ın gidişatını etkileyen en önemli stratejik hamlelerden biri kabul edilir. ABD'nin bu diplomatik atağıyla doğrudan hedeflediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: SSCB üzerinde baskı kurarak nükleer silahların sınırlandırılması (SALT) sürecini hızlandırmak

Answer

ABD'nin Çin ile yakınlaşarak SSCB üzerinde baskı kurması ve bu yolla nükleer silahların sınırlandırılması (SALT) sürecini hızlandırmasıdır.
Nixon'ın Çin ziyareti (1972), ABD'nin SSCB üzerindeki baskısını artırmak amacıyla kurgulanan stratejik bir hamledir. Bu yakınlaşma sayesinde SSCB, uluslararası alanda yalnızlaşmamak ve ABD-Çin ittifakının önüne geçmek için nükleer silahların sınırlandırılmasını öngören SALT-I görüşmelerini hızlandırmış ve antlaşmayı imzalamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Yumuşama Dönemi'nin 'Üçlü Diplomasi' kavramını analiz etmek.
ABD'nin, SSCB ve Çin arasındaki ideolojik ayrılıktan yararlanarak 'denge politikası' izlediği görülür.
Richard Nixon ve Henry Kissinger'ın temel stratejisi, iki komünist güç arasındaki rekabeti ABD lehine kullanmaktır.
2
Nixon'ın Çin ziyaretinin somut diplomatik sonuçlarını değerlendirmek.
Çin ile kurulan diyalog, SSCB'yi nükleer rekabette yalnız kalma endişesine sevk etmiştir.
SSCB, ABD ve Çin'in kendisine karşı bir ittifak kurmasından çekinerek diplomasi masasına yaklaşmıştır.
3
Ziyaret ile SALT-I arasındaki kronolojik ve stratejik bağı kurmak.
Nixon'ın 1972 Şubat'ındaki Pekin ziyaretinden kısa bir süre sonra, 1972 Mayıs'ında Moskova'da SALT-I imzalanmıştır.
Çin hamlesi, SALT-I'in imzalanmasındaki en büyük katalizörlerden biri olmuştur.

Key Concept

Yumuşama Dönemi Diplomasi Stratejileri (SALT ve Çin Yakınlaşması)
Estimated Time:1m 15s
Question 85Question

İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir taraftan Adana ve Kahire Konferansları ile dış baskılar yönetilmeye çalışılmış, diğer taraftan Milli Korunma Kanunu ve Varlık Vergisi gibi düzenlemelerle iç ekonomi denetim altına alınmıştır. Savaşın bitimine doğru Türkiye'nin Birleşmiş Milletler'e (BM) kurucu üye olarak kabul edilme isteği ve Batı dünyasıyla bütünleşme çabası, aşağıdaki gelişmelerden hangisine zemin hazırlamıştır?

Show answer & explanation

Answer: Almanya ve Japonya'ya sembolik olarak savaş ilan edilmesine ve iç politikada çok partili hayata geçiş sürecinin başlamasına

Answer

Almanya ve Japonya'ya sembolik olarak savaş ilan edilmesi ve iç politikada çok partili hayata geçiş sürecinin başlaması
Türkiye'nin savaşın sonunda BM'ye kurucu üye olma şartı olarak Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmesi, dış politikadaki Batı eksenli kaymanın en net göstergesidir. Bu gelişme, aynı zamanda 'Milli Şef' döneminden çok partili demokratik yapıya geçişi tetikleyen ana dış etkendir.

Step-by-Step Solution

1
Dış Politika Hedefini Belirleme
Savaşın sonuna doğru Türkiye, yeni kurulacak olan Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatında yer almayı hedeflemiştir.
Yalta Konferansı'nda alınan karara göre, 1 Mart 1945'e kadar Mihver devletlere savaş ilan edenlerin San Francisco Konferansı'na kurucu üye olarak katılabileceği belirtilmiştir.
2
Diplomatik Adımın Atılması
Türkiye, 23 Şubat 1945 tarihinde Almanya ve Japonya'ya sembolik olarak savaş ilan etmiştir.
Bu adım, Türkiye'nin BM kurucu üyesi olmasını ve Batı ittifakı içerisinde yer almasını sağlamıştır.
3
İç Politikadaki Yansımanın Analizi
Dış dünyadaki demokratikleşme dalgasına uyum sağlamak amacıyla Türkiye'de çok partili hayata geçiş süreci başlamıştır.
Savaş sonrası kurulan yeni dünya düzeninde yer almak, iç siyasette de otoriter savaş ekonomisi uygulamalarından (Varlık Vergisi vb.) uzaklaşmayı ve demokratikleşmeyi zorunlu kılmıştır.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Sonu Türkiye'nin Dış Politika ve İç Siyaset Dönüşümü

Practice More

Savaş sonrası kurulan Milli Kalkınma Partisi ve Demokrat Parti'nin kuruluş süreçlerini inceleyerek iç politikadaki dönüşümü pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 86Question

Soğuk Savaş sürecinde Küba Füze Krizi ile zirveye ulaşan nükleer savaş tehdidi, iki süper gücü nükleer silahların kontrolü konusunda müzakere masasına oturtmuştur. Bu doğrultuda 1972 yılında Moskova'da imzalanan ve nükleer silahların sınırlandırılmasında 'ilk somut adım' olarak kabul edilen gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: SALT-I Antlaşması'nın imzalanması

Answer

SALT-I Antlaşması'nın imzalanması
Doğru yanıt olan seçenek, 1972 yılında Richard Nixon ve Leonid Brejnev arasında imzalanan ve stratejik saldırı silahlarının artışını durdurmayı amaçlayan ilk resmi antlaşmayı ifade etmektedir. Bu antlaşma, Yumuşama Dönemi'nin nükleer denge üzerindeki en somut kazanımıdır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemi ve aktörleri analiz etme
Yumuşama (Detant) dönemi, ABD ve SSCB arasındaki gerginliğin azaldığı süreçtir.
Soru 1972 yılındaki nükleer silahlarla ilgili gelişmeyi sormaktadır.
2
Nükleer sınırlandırma belgelerini tarama
SALT (Stratejik Silahları Sınırlandırma Görüşmeleri) bu dönemin en temel askerî müzakeresidir.
1972 yılında imzalanan SALT-I, nükleer silahların sayısını donduran ilk belgedir.
3
Çeldiricileri eleme
Helsinki (1975), Truman (1947), Eisenhower (1957) tarihsel ve içeriksel olarak farklıdır.
Yalnızca nükleer silah sınırlandırmasına odaklanan ilk somut adım SALT-I'dir.

Key Concept

Stratejik Silahları Sınırlandırma Görüşmeleri (SALT-I)
Estimated Time:50s
Question 87Question

II.II. Dünya Savaşı'nın son sürecinde toplanan Yalta Konferansı'nda; kurucu üye sıfatıyla San Francisco Konferansı'na katılabilmek için 11 Mart 19451945 tarihine kadar Mihver Devletlere savaş ilan edilmesi şartı getirilmiştir. Türkiye'nin bu şart doğrultusunda 2323 Şubat 19451945 tarihinde Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmesinin temel dış siyasi amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Birleşmiş Milletler Teşkilatının kurucu üyeleri arasında yer almak

Answer

Türkiye'nin savaşın sonuna doğru kağıt üzerinde savaş ilan etmesinin temel amacı Birleşmiş Milletler Teşkilatına kurucu üye olarak katılabilmektir.
Doğru seçenek, Türkiye'nin II.II. Dünya Savaşı'nın sonunda izlediği denge politikasının bir sonucu olan Birleşmiş Milletler kurucu üyeliği hedefini belirtmektedir. Yalta Konferansı'nda alınan karar uyarınca, San Francisco'da kurulacak olan bu teşkilata katılabilmenin ön koşulu Mihver devletlere savaş ilan etmiş olmaktır.

Step-by-Step Solution

1
Yalta Konferansı kararlarını değerlendir.
Yalta'da, kurulacak yeni dünya düzeninde (BM) yer alabilmek için 11 Mart 19451945'e kadar Mihver'e savaş ilan etme şartı getirilmiştir.
Uluslararası diplomatik kuralları anlamak için bu adım gereklidir.
2
Türkiye'nin hamlesini analiz et.
Türkiye, bu karardan hemen sonra 2323 Şubat 19451945'te Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmiştir.
Zamanlamanın San Francisco Konferansı öncesine denk gelmesi amacın BM üyeliği olduğunu kanıtlar.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Sonu Türk Dış Politikası ve BM Üyeliği
Question 88Question

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye ile ABD arasında yaşanan sorunlardan biri de haşhaş ekimi meselesidir. 1971 yılında ABD'nin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele baskısı sonucu yasaklanan haşhaş ekimi, 1974 yılında Türk hükümetinin aldığı kararla yedi ilde yeniden serbest bırakılmıştır. Bu karar, Türkiye'nin egemenlik haklarını koruma girişimi olarak görülmüş ancak ABD ile ilişkilerin ciddi şekilde gerilmesine neden olmuştur. 1974 yılında haşhaş ekimi yasağını kaldırarak ABD ile diplomatik kriz yaşanmasına neden olan hükümetin başındaki başbakan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bülent Ecevit

Answer

1974 yılında haşhaş ekimi yasağını kaldırarak ABD ile kriz yaşayan başbakan Bülent Ecevit'tir.
Bülent Ecevit başkanlığındaki hükümet, 1 Temmuz 1974'te yayımladığı kararname ile haşhaş ekimini Afyonkarahisar, Burdur, Denizli, Isparta, Kütahya, Uşak ve Konya illerinde (toplam 7 il) serbest bırakmıştır. Bu karar, ABD'nin Türkiye'ye yönelik ekonomik ve askeri yaptırımlarını (ambargo tehdidi) tetikleyen ana unsurlardan biri olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Olayın tarihsel çerçevesini belirlemek
Haşhaş ekimi krizi 1971 (yasak) ve 1974 (serbest bırakılma) yıllarını kapsar.
Soruda 1974 yılında yasağı kaldıran başbakan sorulmaktadır.
2
Dönemin hükümet yapısını analiz etmek
1974 yılında Türkiye'de CHP ve MSP ortaklığında kurulan koalisyon hükümeti görevdedir.
Yasağı kaldıran karar bu koalisyon hükümeti döneminde alınmıştır.
3
Hükümet başkanını teşhis etmek
Bu koalisyon hükümetinin başbakanı Bülent Ecevit'tir.
Bülent Ecevit, hem haşhaş ekimi hem de Kıbrıs Barış Harekâtı süreçlerinde ABD'nin baskılarına karşı direnç gösteren liderdir.

Key Concept

Haşhaş Ekimi Krizi ve Türk Dış Politikası

Hints

1
Bu başbakan, aynı yıl Kıbrıs Barış Harekâtı'nı da başlatan isimdir.
2
1974 yılında MSP (Necmettin Erbakan) ile koalisyon kuran liderdir.
3
'Karaoğlan' lakabıyla bilinen CHP lideridir.

Practice More

ABD'nin haşhaş yasağı ve Kıbrıs meselesi nedeniyle Türkiye'ye uyguladığı 1975-1978 silah ambargosunu araştırabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 89Question

19641964'te temelleri atılan Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği (RCD) mirası üzerine 19851985'te yeniden inşa edilen; Soğuk Savaş sonrası dönemde jeopolitik boşluğu doldurmak ve bölgesel kalkınmayı hızlandırmak amacıyla 19921992 yılında Tahran'da gerçekleşen toplantıyla Orta Asya ve Kafkasya'ya doğru genişleyen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Teşkilat bünyesindeki tüm üye devletler, aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) da asil üyesi konumundadır.

Answer

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) bünyesindeki tüm üyelerin aynı zamanda Türk Devletleri Teşkilatı'na (TDT) üye olduğu bilgisi yanlıştır; zira EİT İran, Pakistan ve Afganistan gibi Türk devletleri dışındaki ülkeleri de kapsamaktadır.
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT), geniş bir coğrafyada ekonomik kalkınmayı hedefler ve üyeleri arasında İran, Pakistan, Afganistan ve Tacikistan gibi Türk devletleri arasında yer almayan ülkeler bulunur. Buna karşılık Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), sadece bağımsız Türk devletlerini (ve gözlemci olarak Macaristan, KKTC ve Türkmenistan'ı) kapsamaktadır. Dolayısıyla tüm EİT üyelerinin TDT üyesi olması mümkün değildir.

Step-by-Step Solution

1
EİT'nin tarihsel kökenini analiz etme.
EİT'nin temelleri 19641964'te kurulan RCD'ye dayanır ve kurucuları Türkiye, İran, Pakistan'dır.
Teşkilatın gelişim evrelerini ve kurucu iradesini anlamak için gereklidir.
2
19921992 genişleme sürecini değerlendirme.
19921992 Tahran Zirvesi ile Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Afganistan üyeliğe kabul edilmiştir.
Teşkilatın bölgesel bir güç haline gelme aşamasını belirlemek için kritiktir.
3
EİT üyeleri ile diğer bölgesel örgütlerin (TDT) üye yapısını karşılaştırma.
EİT'de 1010 üye bulunurken, TDT sadece Türk devletlerinden oluşur. İran, Pakistan ve Afganistan EİT üyesidir ancak TDT üyesi değildir.
Üye ülkelerin siyasi ve etnik yapılarına dayalı örgüt farklılıklarını tespit etmek soruyu çözer.

Key Concept

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) ve Bölgesel İş Birlikleri

Hints

1
EİT'nin kurucu üçlüsüne ve bu ülkelerin Türk olup olmadığına odaklanın.
2
Örgütün içinde Pakistan ve İran gibi ülkelerin bulunması, üye yapısının sadece Türk devletlerinden oluşmadığını gösterir.
3
Türk Devletleri Teşkilatı ile EİT arasındaki en büyük fark üye kapsamıdır; EİT ekonomik coğrafya temellidir.

Practice More

Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi diğer bölgesel yapıların üye profillerini de inceleyin.

Alternative Method

Üye listesini hızlıca tarayın: Pakistan, İran ve Afganistan'ın varlığı, 'tüm üyeler Türk Devletleri Teşkilatı üyesidir' yargısını doğrudan çürütür.
Estimated Time:1m 30s
Question 90Question

Soğuk Savaş sürecinde Doğu ve Batı blokları arasındaki gerginliğin azaldığı, nükleer silahların sınırlandırılması ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesi çabalarının ön plana çıktığı süreç "Yumuşama (Detant) Dönemi" olarak adlandırılır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Yumuşama Dönemi'nde nükleer silahların sınırlandırılması amacıyla imzalanan ilk antlaşmadır?

Show answer & explanation

Answer: SALT-I Antlaşması

Answer

Stratejik Silahları Sınırlandırma Görüşmeleri sonucunda imzalanan SALT-I Antlaşması, Yumuşama Dönemi'nin nükleer silahların azaltılması konusundaki ilk somut adımıdır.
SALT-I (Strategic Arms Limitation Talks) Antlaşması, 1972 yılında Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği arasında Moskova'da imzalanmıştır. Bu antlaşma, nükleer fırlatma sistemlerinin ve savunma füzelerinin (ABM) sınırlandırılmasını kapsayarak nükleer silahlanma yarışını yavaşlatmış ve Yumuşama Dönemi'nin en önemli siyasi meyvesi olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin temel karakterini belirle
Yumuşama (Detant) Dönemi, nükleer silahlanma yarışını durdurma ve diplomatik diyalog kurma dönemidir.
Soru, bu döneme ait nükleer silah sınırlandırma antlaşmasını istemektedir.
2
Seçenekleri kronolojik ve içerik bakımından analiz et
Truman ve Marshall 1947 (Gerginlik), NATO 1949 (Askeri Blok), SALT-I 1972 (Silahsızlanma), Varşova Dağılışı 1991 (Savaşın Sonu).
Zaman çizelgesi ve olayların amacı doğru dönemi tespit etmeyi sağlar.

Key Concept

Yumuşama Dönemi Diplomasi ve Silahsızlanma
Estimated Time:45s
Question 91Question

1868-1912 yılları arasında Japonya’da İmparator Mutsuhito liderliğinde gerçekleştirilen ve "Aydınlanmış Yönetim" anlamına gelen Meiji Restorasyonu ile Japonya, kısa bir sürede feodal bir yapıdan modern bir dünya devletine dönüşmüştür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Meiji Restorasyonu döneminde gerçekleştirilen yenilikler arasında gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: Duma adı verilen bir halk meclisi kurularak mutlakiyetten meşrutiyete geçilmesi

Answer

Duma adı verilen halk meclisinin kurulması meşrutiyet dönemindeki Rusya'ya ait bir gelişmedir
Duma, 1905 yılında Çarlık Rusyası'nda kurulan yasama meclisidir. Japonya'da ise Meiji döneminde Batı tarzı bir anayasa kabul edilmiş ve parlamento (Diet) kurulmuş olsa da bu yapıya Duma adı verilmemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Meiji Restorasyonu'nun kapsamını belirle.
Meiji dönemi Japonya'nın feodalizmden kurtulup modern bir dünya gücü olma sürecidir.
Yeniliklerin hangi ülkeye ve döneme ait olduğunu anlamak için temel tanımı bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki kavramları analiz et.
Şogunluk, Daimyo ve modern ordu Japon modernleşmesiyle; Duma ise Rusya ile ilgilidir.
Kavram-ülke eşleştirmesi yaparak yanlış seçeneği tespit etmek hedeflenir.

Key Concept

Meiji Restorasyonu ve Japon Modernleşmesi
Question 92Question

II.II. Dünya Savaşı'nın yarattığı olağanüstü ekonomik yükü hafifletmek ve karaborsacılıkla mücadele etmek amacıyla 19421942 yılında yürürlüğe konulan Varlık Vergisi; her ne kadar savaş zenginlerini hedeflese de, uygulama sürecinde gayrimüslim azınlıklar üzerinde ağır bir mali baskı oluşturmuş ve vergisini ödeyemeyenlerin Aşkale gibi merkezlerde çalışma yükümlülüğüne tabi tutulması tartışmaları beraberinde getirmiştir.

Bu durumun Türkiye açısından aşağıdakilerden hangisine yol açtığı savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Batılı demokratik devletler nezdinde Türkiye'nin uluslararası prestij ve güvenilirliğinin zedelenmesine

Answer

Doğru cevap, Varlık Vergisi uygulamasının Batılı demokratik devletler nezdinde Türkiye'nin uluslararası prestij ve güvenilirliğinin zedelenmesine yol açtığıdır.
Varlık Vergisi'nin azınlıklara yönelik eşitsiz uygulanması ve Aşkale çalışma kampları süreci, Batı dünyasında Türkiye'nin demokratik bir devlet olup olmadığı konusunda ciddi şüpheler uyandırmış, bu durum müttefik devletlerle olan ilişkilerde Türkiye'nin manevi prestijini ve uluslararası güvenilirliğini olumsuz etkilemiştir.

Step-by-Step Solution

1
19421942 yılında çıkarılan Varlık Vergisi Kanunu'nun iç politikadaki uygulama sonuçlarını analiz etmek.
Verginin özellikle gayrimüslim azınlıkları hedef aldığı ve sert yöntemlerle (çalışma kampları) tahsil edildiği görülür.
Uygulamanın niteliğini belirlemek, doğuracağı dış tepkiyi anlamak için gereklidir.
2
Dönemin dış politik konjonktüründe Türkiye'nin müttefikleri olan demokratik devletlerin (I˙ngiltere,ABDİngiltere, ABD) bakış açısını değerlendirmek.
Bu devletlerin, azınlık hakları ve insan hakları ihlalleri konusundaki hassasiyetleri nedeniyle Türkiye'ye eleştirel yaklaştığı tespit edilir.
İç politikanın dış politika ve uluslararası imaj üzerindeki etkisini kurmak için bu adım şarttır.
3
Uygulamanın Türkiye'nin savaş sonrası uluslararası düzende yer alma çabalarıyla olan çelişkisini sentezlemek.
Varlık Vergisi gibi antidemokratik görülen uygulamaların, Türkiye'nin Batı blokuna entegrasyon sürecinde bir 'prestij kaybı' yarattığı sonucuna varılır.
Sorunun sorduğu 'yol açtığı sonuç' bu sentezleme ile bulunur.

Key Concept

İç Politika Kararlarının Dış Politika İmajı Üzerindeki Etkisi
Estimated Time:1m 15s
Question 93Question

Soğuk Savaş döneminde, Sovyetler Birliği (SSCB) liderliğinde Doğu Bloku ülkeleri arasında Batı Bloku'na karşı kurulan askeri savunma paktı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Varşova Paktı

Answer

Varşova Paktı
Varşova Paktı, 1955 yılında Arnavutluk, Bulgaristan, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Macaristan, Polonya, Romanya ve SSCB tarafından NATO'ya karşı Doğu Bloku'nun askeri gücünü birleştirmek amacıyla kurulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Soruda istenen 'Doğu Bloku' ve 'askeri savunma' kavramlarını analiz edin.
Doğu Bloku, SSCB liderliğindeki ülkeleri ifade eder.
Sorunun kapsamını belirlemek için temel blok ayrımını yapmak gerekir.
2
Soğuk Savaş dönemi teşkilatlarını askeri ve ekonomik olarak sınıflandırın.
NATO (Batı-Askeri), Marshall (Batı-Ekonomik), COMECON (Doğu-Ekonomik), Varşova Paktı (Doğu-Askeri).
Seçenekler arasındaki benzer ama farklı amaçlı örgütleri elemek gerekir.

Key Concept

Soğuk Savaş döneminde blokların askeri ve ekonomik yapılanmaları.
Estimated Time:45s
Question 94Question

II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye, Müttefiklerin savaşa fiilen katılması yönündeki yoğun baskılarına karşı "aktif tarafsızlık" ve "denge" politikası izlemiştir. Bu baskıların zirveye ulaştığı ve İsmet İnönü’nün Roosevelt ve Churchill ile bir araya geldiği Aralık 1943 tarihli II. Kahire Konferansı'nda Türkiye, müttefiklerin yanında savaşa girmeyi prensipte kabul etmiştir.

Buna göre, Türkiye’nin II. Kahire Konferansı sonunda savaşa fiilen katılmayı ertelemek amacıyla müttefiklere karşı öne sürdüğü temel stratejik gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türk ordusunun teknik donanım ve savunma gücünün yetersizliği nedeniyle müttefiklerden talep edilen askeri/lojistik yardımların tam olarak karşılanmamış olması

Answer

Türk ordusunun savunma gücünün yetersizliği ve müttefiklerin askeri yardım taahhütlerini tam olarak yerine getirmemesi
Türkiye, II. Kahire Konferansı'nda (Roosevelt-Churchill-İnönü) savaşa girmeyi prensipte kabul etmiş ancak ordunun taarruz gücünün olmadığını, özellikle Alman hava saldırılarına karşı savunmasız olduğunu belirterek müttefiklerden büyük miktarda silah ve malzeme talep etmiştir. Bu talepler müttefikler tarafından tam karşılanamadığı için Türkiye fiili katılımı savaşın sonuna kadar ertelemeyi başarmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Konferansın bağlamını belirle
1943 sonu (Tehran ve II. Kahire), müttefiklerin Türkiye'yi savaşa çekmek için baskı yaptığı dönemdir.
Dönemin diplomatik dengelerini anlamak sorunun çözüm anahtarıdır.
2
Türkiye'nin izlediği 'erteleme' stratejisini analiz et
Türkiye, doğrudan reddetmek yerine 'Evet ama önce ordumu donatın' demiştir.
Bu strateji, müttefiklerin yardım gönderememesi durumunda Türkiye'ye meşru bir bekleme süresi kazandırmıştır.
3
Doğru gerekçeyi seçeneklerle eşleştir
Askeri teçhizat ve özellikle hava savunma desteği eksikliği (Hardihood Harekatı planları kapsamında) temel gerekçedir.
İsmet İnönü ve Numan Menemencioğlu'nun konferanslardaki temel tezi budur.

Key Concept

Aktif Tarafsızlık ve Diplomatik Erteleme Stratejisi

Hints

1
Türkiye'nin dış politikadaki en büyük başarısı, müttefiklere doğrudan 'hayır' demeden süreci nasıl yönettiğidir.
2
İsmet İnönü'nün Kahire'de üzerinde durduğu en önemli konu, müttefiklerin gönderdiği askeri yardımların Türk ordusunu bir dünya savaşına hazırlamak için yeterli olup olmadığıdır.
3
Türkiye, 'ordumuzun modernizasyonu tamamlanmadan savaşa girersek Almanlar büyük yıkım yapar' diyerek topu müttefiklerin sahasına atmıştır.

Practice More

Adana Konferansı (Ocak 1943) ile II. Kahire Konferansı (Aralık 1943) arasındaki strateji farklarını karşılaştıran bir çalışma yapabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 95Question

XX. yüzyılın başlarında İngiltere ve Rusya, Asya'daki nüfuz alanları (İran, Afganistan ve Tibet) üzerindeki uzun süreli rekabetlerini sonlandırarak 1907 yılında Anglo-Rus Antlaşması'nı imzalamışlardır. Bu antlaşma, XIX. yüzyıl boyunca süregelen "Büyük Oyun" (Great Game) rekabetinin resmen sona erdiğini ve tarafların Avrupa merkezli yeni bir ittifak sistemine yöneldiğini göstermektedir.

Buna göre, İngiltere ve Rusya'nın Asya'daki sömürgeci çıkarlarından ödün vererek böyle bir uzlaşıya varmalarındaki temel siyasi motivasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Almanya'nın dünya siyasetinde artan gücüne ve denizlerdeki yayılmacılığına karşı stratejik bir denge oluşturmak

Answer

İngiltere ve Rusya'nın 1907 yılında uzlaşmalarındaki temel neden, Almanya'nın 'Dünya Politikası' çerçevesinde artan gücüne karşı bir denge unsuru oluşturma çabasıdır.
İngiltere ve Rusya, XIX. yüzyıl boyunca süren Asya'daki rekabetlerini (Büyük Oyun) bir kenara bırakarak 1907 yılında uzlaşmışlardır. Bu uzlaşmanın temel nedeni, II. Wilhelm dönemi Almanyası'nın izlediği saldırgan dış politika, donanma yarışında İngiltere'yi zorlaması ve Bağdat Demiryolu gibi projelerle Rusya'nın nüfuz alanlarına yaklaşmasıdır. Bu durum her iki devleti ortak düşman olan Almanya'ya karşı Üçlü İtilaf bloğunda birleşmeye itmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin küresel siyasi konjonktürünü analiz edin.
XX. yüzyılın başında Almanya, askeri ve ekonomik olarak büyük bir güç haline gelmiş ve İngiltere'nin deniz hakimiyetini tehdit etmeye başlamıştır.
Uluslararası ilişkilerde 'tehdit algısı', rakip güçlerin birleşmesindeki en temel etkendir.
2
1907 Anglo-Rus Antlaşması'nın (Reval Görüşmeleri) sonuçlarını değerlendirin.
Bu antlaşma ile Üçlü İtilaf'ın (İngiltere, Fransa, Rusya) son halkası tamamlanmış ve bloklar netleşmiştir.
Büyük Oyun'un sona ermesi, sömürge rekabetinin yerini Avrupa merkezli bir varoluş mücadelesine bıraktığını gösterir.
3
Seçenekler arasındaki kronolojik ve mantıksal hataları eleyin.
Basmacı Hareketi 1917 sonrası, Japonya yenilgisi ise antlaşmanın nedeni değil tetikleyicisi (Rusya'nın güç kaybı nedeniyle uzlaşmaya zorlanması) konumundadır.
Tarih sorularında kronoloji ve aktör-amaç uyumu doğru cevaba ulaşmak için kritiktir.

Key Concept

Üçlü İtilaf Bloklaşması ve 1907 Anglo-Rus Antlaşması
Estimated Time:2m 0s
Question 96Question

II.II. Dünya Savaşı süresince uygulanan Olağanüstü Ekonomik Kararlar (Milli Korunma Kanunu, Varlık Vergisi vb.) ve savaşın sonunda müttefik devletlerin galibiyetiyle pekişen demokratik eğilimler, Türkiye'nin iç siyasetinde köklü bir değişimi zorunlu kılmıştır. Özellikle Birleşmiş Milletler Anayasası'nı (San Francisco Konferansı) imzalayan ülkeler arasında yer alma isteği bu süreci hızlandırmıştır.

Bu gelişmelerin Türkiye'deki temel yansıması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tek partili yönetim anlayışından çok partili siyasi hayata geçilmesi

Answer

Türkiye'nin savaş sonrası demokratik dünyada yer alma çabası ve Birleşmiş Milletler'e katılım süreci, tek partili yönetimden çok partili siyasi hayata geçilmesini sağlamıştır.
Doğru seçenek, Türkiye'nin savaş sonrası dönemde dış politikada Batılı devletlerle uyum sağlama ve Birleşmiş Milletler'e katılma şartlarını yerine getirme amacıyla gerçekleştirdiği en önemli iç siyasi hamledir. 1945 yılından itibaren tek parti yönetimi yerini çok partili rekabete bırakmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Savaş sonu dünya konjonktürünü analiz etme
Müttefiklerin (demokratik blok) zaferi, faşist rejimlerin çöküşü.
Türkiye'nin dış politikadaki yerini belirlemek için küresel siyasi değişimi anlamak gerekir.
2
Türkiye'nin uluslararası hedeflerini değerlendirme
Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olma ve Batı ittifakına yakınlaşma isteği.
Uluslararası saygınlık ve güvenlik için demokratik standartlara uyum sağlanması amaçlanmıştır.
3
İç politikadaki somut adımı belirleme
Nuri Demirağ tarafından Milli Kalkınma Partisi'nin kurulması (1945) ve ardından Demokrat Parti'nin kuruluşu.
Dış baskılar ve iç huzursuzluklar (ekonomik tedbirler kaynaklı) siyasi rekabetin önünü açmıştır.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Sonrası Türkiye'de Demokratikleşme Süreci

Practice More

Demokrat Parti'nin kuruluşuna zemin hazırlayan 'Dörtlü Takrir' olayını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 97Question

19701970’li yıllarda Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi’ndeki kıta sahanlığı sınırlarının belirlenmesi konusunda yaşanan gerginlik, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiş; ancak 19761976 yılında imzalanan "Bern Deklarasyonu" ile taraflar sorun çözülene kadar yeni bir adım atmamayı kabul etmişlerdir. Bu sürecin fitilini ateşleyen ve Türkiye’nin Ege’deki haklarını koruma kararlılığını gösteren temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye'nin "Sismik-1" (Hora) gemisiyle Ege'nin tartışmalı sularında petrol arama faaliyetlerine başlaması

Answer

Türkiye'nin "Sismik-1" (Hora) gemisiyle Ege'nin tartışmalı sularında petrol arama faaliyetlerine başlaması
Yumuşama Dönemi'nde Türkiye ile Yunanistan arasındaki en ciddi gerginliklerden biri Ege Kıta Sahanlığı sorunudur. Yunanistan'ın Taşoz adası açıklarında petrol bulması üzerine Ege'de hak iddia etmesine karşılık, Türkiye kendi kıta sahanlığı sınırlarını belirlemiş ve Sismik-1 (Hora) gemisini araştırmaya göndermiştir. Bu hamle iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiş, Birleşmiş Milletler ve Lahey Adalet Divanı'na taşınan süreç 19761976 Bern Deklarasyonu ile tarafların tek taraflı eylemlerden kaçınmayı kabul etmesiyle geçici olarak sakinleşmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Sorunun bağlamını belirle.
19701970’li yıllardaki Ege Kıta Sahanlığı Krizi ve Bern Deklarasyonu.
Soruda bahsedilen Bern Deklarasyonu (19761976), Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanları uyuşmazlığına odaklanmaktadır.
2
Krizi tetikleyen olayı hatırla.
Türkiye'nin "Sismik-1" (Hora) gemisiyle araştırma yapması.
Yunanistan'ın Ege'de petrol aramaya başlaması üzerine Türkiye, misilleme olarak Sismik-1 gemisini göndermiş ve bu durum gerginliği zirveye taşımıştır.
3
Sonucu değerlendir.
Bern Deklarasyonu'nun imzalanması.
1111 Kasım 19761976’da Bern'de imzalanan protokol ile her iki taraf da sorun çözülene kadar Ege'nin uluslararası sularında tek taraflı arama yapmamayı taahhüt etmiştir.

Key Concept

Ege Kıta Sahanlığı Sorunu ve Bern Deklarasyonu

Hints

1
Ege'deki sorun deniz altındaki maden ve enerji kaynaklarının paylaşımıyla ilgilidir.
2
Bern Deklarasyonu, 'petrol arama' krizini dindirmek amacıyla imzalanmış bir protokoldür.
3
Türkiye'nin bu krizde kullandığı ünlü sismik araştırma gemisinin adı 'Hora'dır.

Practice More

Ege Denizi'ndeki 'Kıta Sahanlığı' ve 'Karasuları' farkını çalışarak diğer Ege sorunlarıyla karşılaştırınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 98Question

19611961 Anayasası ile Türk parlamento tarihinde ilk kez 'çift meclisli' bir yapıya geçilmiştir. Bu yapıda Millet Meclisi'nin yanı sıra yer alan, üyelerinin bir bölümü halk tarafından seçilirken bir bölümü 'Tabii Üyeler' ve 'Kontenjan Senatörleri'nden oluşan ve 19801980 yılına kadar varlığını sürdüren yasama organı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cumhuriyet Senatosu

Answer

Cumhuriyet Senatosu
Cumhuriyet Senatosu, 19611961 Anayasası'nın getirdiği en önemli siyasi yeniliklerden biridir. Millet Meclisi ile birlikte yasama organını oluşturan bu kurum, üyelerinin bir kısmının halk tarafından seçilmesi, bir kısmının ise kontenjan yoluyla belirlenmesiyle karma bir yapıya sahiptir. 19801980 darbesi sonrası faaliyetleri sona ermiş ve 19821982 Anayasası ile tekrar tek meclisli sisteme dönülmüştür.

Step-by-Step Solution

1
19611961 Anayasası'nın getirdiği yasama organı yapısını analiz etme
19611961 Anayasası, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni; Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olmak üzere iki meclisten oluşturmuştur.
Çift meclisli sistem, iktidarın denetlenmesi ve daha olgun yasaların çıkarılması amacıyla getirilmiştir.
2
Senato'nun üye yapısını değerlendirme
Halk oyuyla seçilen üyelerin yanı sıra eski cumhurbaşkanları (tabii üyeler) ve Cumhurbaşkanı tarafından seçilen kontenjan senatörlerinden oluşur.
Soru kökündeki üye tanımlaması Cumhuriyet Senatosu'na özgüdür.
3
Kurumun görev süresini kontrol etme
Bu kurum 19611961 ile 19801980 darbesi arasında görev yapmış, 19821982 Anayasası ile kaldırılmıştır.
19801980 yılına kadar varlığını sürdürmesi bilgisi doğru cevabı teyit eder.

Key Concept

19611961 Anayasası ile kurulan Çift Meclisli Sistem
Estimated Time:1m 0s
Question 99Question

II. Dünya Savaşı sırasında müttefik devletlerin Türkiye'yi kendi yanlarında savaşa sokma baskıları karşısında Türkiye, askeri hazırlıklarının yetersizliğini ileri sürerek bir "denge politikası" yürütmüştür. Bu süreçte; Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün, ABD Başkanı Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Churchill ile bir araya gelerek Türkiye'nin savaşa katılım şartlarını ve sağlanacak askeri yardımları bizzat görüştüğü zirve aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İkinci Kahire Konferansı

Answer

İkinci Kahire Konferansı
İkinci Kahire Konferansı (4-6 Aralık 1943), Türkiye'nin müttefikler yanında savaşa girmesi baskılarının zirveye ulaştığı, İsmet İnönü'nün Roosevelt ve Churchill ile bizzat görüşerek askeri yardımlar sağlanmadan savaşa girilmeyeceğini belirttiği kilit diplomatik gelişmedir.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin II. Dünya Savaşı sürecindeki diplomatik trafiği analiz edilmelidir.
Müttefiklerin Türkiye'yi savaşa dahil etmek için çeşitli konferanslar düzenlediği görülür.
Konferansların katılımcılarını ve konularını ayırt etmek sorunun çözümünde temeldir.
2
Görüşmelere katılan liderler eşleştirilmelidir.
İsmet İnönü'nün hem Roosevelt hem de Churchill ile aynı anda görüştüğü platform belirlenmelidir.
Adana Konferansı'nda Roosevelt'in bulunmaması, İkinci Kahire'yi ayırt edici kılan en önemli unsurdur.
3
Konferansın sonucuna odaklanılmalıdır.
Türkiye'nin askeri yardım taleplerinin ve 'prensipte' savaşa katılımının görüşüldüğü İkinci Kahire Konferansı tespit edilir.
Soru kökündeki katılımcı listesi ve konu içeriği bu zirveyi doğrular.

Key Concept

II. Dünya Savaşı'nda Türk Dış Politikası ve Konferanslar
Estimated Time:1m 15s
Question 100Question

II.II. Dünya Savaşı (193919451939-1945) sürecinde Türkiye; dış politikada Adana ve Kahire Konferansları ile müttefiklerle diplomatik temaslarda bulunurken, iç politikada "Varlık Vergisi" ve "Milli Korunma Kanunu" gibi uygulamalarla savaş ekonomisini yönetmeye çalışmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin II.II. Dünya Savaşı yıllarında (193919451939-1945) başvurduğu sosyal veya ekonomik tedbirlerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Tekalif-i Milliye Emirleri'nin yayımlanması

Answer

Tekalif-i Milliye Emirleri'nin yayımlanması, Milli Mücadele dönemine (1921) ait bir uygulama olup II. Dünya Savaşı yıllarıyla ilgili değildir.
Tekalif-i Milliye Emirleri, Mustafa Kemal Paşa tarafından Başkomutanlık yetkisiyle 1921 yılında, Milli Mücadele'nin en kritik dönemlerinden biri olan Sakarya Savaşı öncesinde yayımlanmıştır. Bu düzenleme, II. Dünya Savaşı'ndan yaklaşık 20 yıl öncesine aittir. Diğer seçeneklerdeki uygulamalar ise tamamen 1939-1945 yılları arasındaki savaş ekonomisi ve sivil savunma tedbirleri kapsamındadır.

Step-by-Step Solution

1
Dönem analizi yap
II. Dünya Savaşı 1939-1945 yılları arasını kapsamaktadır.
Soru kökündeki tedbirlerin bu tarih aralığında olup olmadığını belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerin kronolojisini kontrol et
Ekmek karnesi, karartma ve yeni kurumların tesisi savaş yıllarına aittir ancak Tekalif-i Milliye Emirleri 7-8 Ağustos 1921 tarihinde yayımlanmıştır.
Tekalif-i Milliye, Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde ordunun lojistik ihtiyacını karşılamak için çıkarılmıştır.
3
Savaşın siyasi sonuçlarını değerlendir
Savaşın ardından Türkiye'de demokratikleşme çabaları hızlanmış ve 1945'ten itibaren çok partili hayata geçiş süreci başlamıştır.
Savaşın yarattığı iç ve dış konjonktür Türkiye'nin siyasi yapısını doğrudan etkilemiştir.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye'de Sosyo-Ekonomik Hayat
Estimated Time:45s
PreviousPage 5 / 24Next
Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 5 | Examkin