Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

478 questions

Question 61Question

Yumuşama Dönemi'nde Türkiye'nin Batı dünyasıyla olan ekonomik ilişkilerini kurumsallaştırma çabaları sonucunda; hazırlık, geçiş ve son aşama olmak üzere üç kademeli bir süreci başlatan, 12 Eylül 1963 tarihinde Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ile imzalanan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ankara Antlaşması

Answer

Ankara Antlaşması
Doğru cevap olan Ankara Antlaşması, 12 Eylül 1963'te imzalanarak Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu ile olan ortaklık sürecini başlatan yasal dayanaktır. Antlaşma; hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve nihai hedef olan Gümrük Birliği'ni kapsayan üç aşamalı bir entegrasyon öngörmüştür.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki tarih ve kurum bilgilerini analiz edin.
1963 yılı ve Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) vurgusu belirlenir.
Sorunun hangi diplomatik süreçle ilgili olduğunu netleştirmek için.
2
Türkiye-AET ilişkilerinin başlangıç aşamasını hatırlayın.
İlişkilerin 'Ankara Antlaşması' ile resmiyet kazandığı bilgisine ulaşılır.
Seçenekler arasındaki benzer süreçlerin kronolojik farkını ayırt etmek için.

Key Concept

Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinin Başlangıcı (Ankara Antlaşması)

Practice More

Türkiye-AB ilişkilerinde 'Katma Protokol'ün hangi hükümet döneminde ve hangi amaçla imzalandığını tekrar ediniz.
Estimated Time:45s
Question 62Question

1918 yılında Hokand'da başlayan ve kısa sürede tüm Türkistan coğrafyasına yayılan, "Türkistan Türkistanlılarındır" parolasıyla Rus yönetimine karşı yürütülen Basmacı Hareketi'nin başarısız olmasında aşağıdakilerden hangisinin etkili olduğu savunulamaz?

Show answer & explanation

Answer: Hareketin sadece dini bir tepki niteliği taşıması, milli bir bağımsızlık hedefinin bulunmaması

Answer

Basmacı Hareketi'nin sadece dini bir nitelik taşıdığı ve milli bir hedefinin olmadığı iddiası yanlıştır. Hareket, Zeki Velidi Togan gibi entelektüellerin ve Enver Paşa gibi askeri liderlerin katılımıyla siyasi ve milli bir bağımsızlık karakteri kazanmıştır.
Doğru cevap olan seçenekte belirtilen ifadenin aksine, Basmacı Hareketi'nin çok güçlü bir milli bağımsızlık ve siyasi vizyonu vardı. Zeki Velidi Togan'ın liderlik ettiği Türkistan Milli Birliği ve Enver Paşa'nın askeri stratejileri, hareketin sadece dini bir tepki olmadığını, modern bir milli istiklal mücadelesi olduğunu kanıtlar. Bu nedenle, 'milli hedefin bulunmaması' ifadesi tarihsel bir hata içerir ve bir başarısızlık nedeni olarak gösterilemez.

Step-by-Step Solution

1
Basmacı Hareketi'nin hedeflerini analiz et
Hareketin 'Türkistan Türkistanlılarındır' parolasıyla bağımsızlık hedeflediği görülür.
Hareketin sadece dini değil, aynı zamanda milli bir karakter taşıdığını anlamak için gereklidir.
2
Başarısızlık nedenlerini iç ve dış faktörler olarak sınıflandır
İç nedenler (birlik yokluğu), dış nedenler (Rus baskısı, lojistik eksiklik) belirlenir.
Seçeneklerdeki tarihsel gerçekliği doğrulamak için gereklidir.
3
D seçeneğindeki ifadeyi tarihsel gerçeklikle karşılaştır
İfadenin hareketin doğasına aykırı olduğu (milli hedefin olduğu) saptanır.
Yanlış olan yargıyı tespit ederek doğru seçeneğe ulaşmak için gereklidir.

Key Concept

Basmacı Hareketi'nin Karakteri ve Başarısızlık Nedenleri
Question 63Question

1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri arasındaki ilişkileri kurumsal bir yapıya kavuşturmak amacıyla 1992 yılında başlatılan ‘Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirveleri’ süreci, aşağıdaki belgelerden hangisinin 2009 yılında imzalanmasıyla ‘Türk Konseyi’ (Türk Devletleri Teşkilatı) adıyla kalıcı bir uluslararası örgüte dönüşmüştür?

Show answer & explanation

Answer: Nahçıvan Anlaşması

Answer

Türk Konseyi'ni kalıcı bir uluslararası örgüte dönüştüren belge Nahçıvan Anlaşması'dır.
Doğru cevap olan Nahçıvan Anlaşması, 2009 yılında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye tarafından imzalanarak Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi'ni (Türk Konseyi) kuran belgedir. Bu yapı, 2021 yılında Türk Devletleri Teşkilatı adını almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Bağımsızlık sonrası süreci analiz etme
1991'de bağımsız olan Türk Cumhuriyetleri (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan) ile Türkiye arasındaki zirveler süreci 1992'de başlamıştır.
Zirveler sürecinin başlangıcı ile kurumsallaşma süreci arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.
2
Kurumsallaşma aşamasını belirleme
Zirveler sürecinin bir teşkilata dönüşmesi için hukuki bir dayanak (antlaşma) gerekmektedir.
Uluslararası örgütlerin kuruluşu genellikle imzalanan temel bir kurucu antlaşma ile gerçekleşir.
3
Doğru belgeyi saptama
3 Ekim 2009'da imzalanan Nahçıvan Anlaşması ile Türk Konseyi resmen kurulmuştur.
Nahçıvan Anlaşması, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) günümüzdeki yapısının temelini oluşturan belgedir.

Key Concept

Türk Dünyası Kurumsallaşması ve Türk Konseyi'nin Kuruluşu

Practice More

Türk Devletleri Teşkilatı'nın gözlemci üyelerini ve teşkilata bağlı yan kuruluşları (TÜRKSOY, TürkPA) inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 64Question

Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye'nin dış politika öncelikleri arasında yer alan Orta Asya ve Kafkasya'daki yeni bağımsız devletlerle ilişkileri kurumsallaştırmak, bu ülkelere teknik yardım götürmek ve kalkınma projelerine destek vermek amacıyla 19921992 yılında kurulan teşkilat aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)

Answer

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA)
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), 1992 yılında Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurularak, bağımsızlığını yeni kazanan Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerle teknik iş birliği ve kalkınma yardımları sürecini yürütmekle görevlendirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel bağlamı belirleme
1991'de SSCB'nin dağılmasıyla Orta Asya'da bağımsız Türk Cumhuriyetleri ortaya çıkmıştır.
Soruda verilen 1992 tarihi ve 'yeni bağımsız devletler' ifadesi bu süreci işaret eder.
2
Kuruluş amacını analiz etme
Kalkınma yardımı, teknik destek ve iş birliğini koordine eden yapı TİKA'dır.
Seçenekler arasında teknik yardım ve proje odaklı çalışan kurum TİKA olarak bilinir.

Key Concept

TİKA'nın kuruluşu ve Türk Dünyası ile ilişkilerdeki rolü

Practice More

TİKA'nın günümüzde hangi bakanlığa bağlı olduğunu ve son dönemdeki önemli faaliyetlerini incelemek faydalı olacaktır.
Estimated Time:45s
Question 65Question

1917 Bolşevik İhtilali sonrası Rusya'da yaşanan otorite boşluğundan yararlanarak Türkistan'ın bağımsızlığını sağlamak amacıyla başlatılan, Korbaşı Ergaş önderliğinde Hokand kentinde ortaya çıkan ve 'Türkistan Türkistanlılarındır' sloganıyla özdeşleşen millî direniş hareketi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Basmacı Hareketi

Answer

Türkistan Türklerinin Rus boyunduruğuna karşı başlattığı direnişin adı Basmacı Hareketi'dir.
Basmacı Hareketi, 1918 yılında Hokand'da Korbaşı Ergaş önderliğinde başlamış, Türkistan'ın bağımsızlığını hedeflemiş ve Enver Paşa'nın 1921'de katılımıyla geniş kitlelere yayılmış olan silahlı direniştir. Soruda belirtilen 'Türkistan Türkistanlılarındır' parolası bu hareketin temel motivasyonudur.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki zaman dilimini ve coğrafyayı belirle.
Zaman: 1917 sonrası, Coğrafya: Orta Asya / Türkistan.
Doğru olay tespiti için tarihsel ve coğrafi sınırları çizmek gerekir.
2
Verilen anahtar kelimeleri (Korbaşı Ergaş, Hokand, slogan) analiz et.
Bu kavramlar Basmacı Hareketi ile doğrudan ilişkilidir.
Hokand Milli Hükümeti'nin dağıtılması üzerine Korbaşıların başlattığı bu hareket, bölgedeki en kapsamlı direniştir.
3
Seçeneklerdeki diğer hareketlerin odak noktalarını ele.
Japonya, Çin ve Kazakistan özelindeki yapılar Basmacı Hareketi'nin genel tanımıyla uyuşmamaktadır.
Kronolojik ve bölgesel ayrım yaparak çeldiricileri elemek sonuca ulaştırır.

Key Concept

Basmacı Hareketi ve Türkistan Direnişi

Hints

1
Direnişin adı, Ruslar tarafından küçümseme amacıyla kullanılan 'akıncı/baskıncı' anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir.
2
Bu hareketin en önemli askeri liderlerinden biri Osmanlı Devleti'nin eski Harbiye Nazırı Enver Paşa'dır.
3
Hareketin liderlerine 'Korbaşı' unvanı verilmektedir.

Practice More

Basmacı Hareketi'nin başarısız olma nedenlerini ve Zeki Velidi Togan gibi fikir adamlarının bu süreçteki rolünü inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 66Question

19901990'lı yıllarda Yugoslavya'nın dağılma sürecinde yaşanan gelişmelerden biri de Kosova Sorunu'dur. Sırp yönetiminin bölgedeki baskıcı politikalarına karşı Kosova'nın bağımsızlığını kazanması amacıyla kurulan ve silahlı mücadele yürüten direniş örgütü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK)

Answer

Kosova'nın bağımsızlığı için silahlı mücadele yürüten örgüt Kosova Kurtuluş Ordusu'dur (UÇK).
Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK), 19901990'lı yılların ortasından itibaren Sırp yönetimine karşı Kosova'nın bağımsızlığını kazanması amacıyla silahlı eylemler başlatan ve Kosova Savaşı'nın kaderini tayin eden en önemli direniş gücüdür.

Step-by-Step Solution

1
Yugoslavya'nın dağılma sürecindeki etnik çatışmaları ve bu bölgelerde kurulan direniş yapılarını analiz etmek.
Bosna, Hırvatistan, Slovenya ve Kosova gibi bölgelerde her etnik grubun kendi askeri yapılanmasını kurduğu belirlendi.
Soruda hedeflenen bölgeye ait spesifik örgütü diğerlerinden ayırt etmek için gereklidir.
2
Kosova coğrafyasındaki Sırp baskısına karşı öne çıkan temel askeri gücü tanımlamak.
UÇK'nın (Ushtria Çlirimtare e Kosovës) Kosova'nın bağımsızlık mücadelesindeki ana aktör olduğu tespit edildi.
Benzer dönemde faaliyet gösteren diğer Balkan örgütleri arasından doğru olanı seçmek için gereklidir.

Key Concept

Balkanlarda Dağılma Süreci ve Kosova Sorunu
Estimated Time:1m 0s
Question 67Question

Versay Antlaşması'nın imzalanmasıyla ortaya çıkan yeni Avrupa haritasında, mevcut durumu (statükoyu) korumak isteyen devletler ile bu durumu kendi lehine değiştirmeye çalışan "revizyonist" devletler arasında bir rekabet başlamıştır.

Bu dönemde, özellikle Macaristan'ın kaybettiği toprakları geri alma çabalarına karşı; Çekoslovakya, Yugoslavya ve Romanya'nın bir araya gelerek oluşturduğu bölgesel güvenlik ittifakı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Küçük Antant

Answer

Çekoslovakya, Yugoslavya ve Romanya'nın Macaristan'a karşı oluşturduğu ittifak Küçük Antant'tır.
Doğru cevap olan oluşum, 19211921 yılında tamamlanan ve Çekoslovakya, Yugoslavya ile Romanya'nın Macaristan'ın yayılmacı emellerine karşı kurduğu Küçük Antant'tır. Bu ittifak, Fransa'nın Avrupa'daki güvenlik sisteminin bir parçası olarak desteklenmiştir.

Step-by-Step Solution

1
I. Dünya Savaşı sonrasındaki siyasi bloklaşmaları analiz et.
19201920-19211921 yıllarında Orta Avrupa'da statükoyu koruma çabası olduğu görülür.
Savaş sonrası kurulan düzenin korunması için bölgesel ittifaklar zorunlu hale gelmiştir.
2
Verilen devletlerin (Çekoslovakya, Yugoslavya, Romanya) ortak çekincesini belirle.
Bu üç devletin de Macaristan ile toprak sorunları ve revizyonizm endişesi bulunmaktadır.
Macaristan, Trianon Antlaşması ile kaybettiği toprakları bu devletlerden geri almak istemektedir.
3
Bu devletlerin kurduğu özel ittifakın adını tanımla.
Bu ittifak tarihte "Küçük Antant" (Little Entente) olarak adlandırılır.
Fransa'nın desteğiyle kurulan bu sistem, Orta Avrupa'da güvenliği sağlamayı amaçlamıştır.

Key Concept

İki Savaş Arası Dönem Bölgesel İttifaklar
Estimated Time:1m 15s
Question 68Question

II. Dünya Savaşı'nın ardından Sovyetler Birliği'nin toprak ve üs talepleri karşısında dış politikasını yeniden şekillendiren Türkiye, Batı Bloku'na entegre olma ve kolektif güvenlik sisteminde yer alma stratejisi izlemiştir. Bu strateji doğrultusunda hem iç siyasi yapıda demokratikleşme adımları atılmış hem de uluslararası ittifaklara dâhil olunmuştur.

Buna göre, Türkiye'nin 1945-1960 yılları arasındaki Soğuk Savaş atmosferinde gerçekleştirdiği aşağıdaki faaliyetlerden hangisi, Batı Bloku ile bütünleşme ve güvenlik arayışları kapsamında değerlendirilemez?

Show answer & explanation

Answer: Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) sürecinin bir sonucu olarak Helsinki Nihai Senedi'nin imzalanması

Answer

Helsinki Nihai Senedi'nin imzalanması, 1945-1960 yılları arasındaki Soğuk Savaş dönemine değil, 1970'li yıllardaki Yumuşama (Detant) dönemine ait bir gelişmedir.
Helsinki Nihai Senedi'nin imzalanması 1975 yılında gerçekleşmiş olup, bloklar arası ilişkilerin normalleşmeye başladığı Yumuşama (Detant) döneminin en önemli gelişmesidir. Soruda sorulan 1945-1960 (Soğuk Savaş'ın en yoğun dönemi) zaman aralığının dışında kalmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Dönem analizi yapılması
Soruda 1945-1960 yılları arasındaki Soğuk Savaş dönemi ve Türkiye'nin Batı Bloku ile ilişkileri vurgulanmaktadır.
Olayların kronolojik ve dönem bazlı ayrımını yapmak doğru cevaba ulaşmak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki olayların tarihlerinin belirlenmesi
Truman Doktrini (1947), 1946 Seçimleri, Kore Savaşı (1950) ve Bağdat Paktı (1955) belirtilen aralıkta gerçekleşmiştir.
Her bir seçeneğin soruda verilen zaman dilimine uygunluğu kontrol edilir.
3
Dönem dışı gelişmenin tespit edilmesi
Helsinki Nihai Senedi 1975 yılında imzalanmıştır.
Bu gelişme Soğuk Savaş'ın sert kutuplaşma dönemi değil, bloklar arası gerginliğin azaldığı Yumuşama dönemi ürünüdür.

Key Concept

Soğuk Savaş Dönemi Türkiye Dış Politikası (1945-1960)

Practice More

Türkiye'nin NATO'ya üyelik sürecindeki diğer diplomatik gelişmelerini (Londra ve Ottawa Konferansları gibi) gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 69Question

II. Dünya Savaşı sonrasında Amerika Birleşik Devletleri tarafından Avrupa'nın ekonomik kalkınmasını sağlamak ve komünizmin yayılmasını engellemek amacıyla hazırlanan Marshall Planı'na karşı; 1949 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) liderliğinde Doğu Bloku ülkeleri arasında ekonomik iş birliğini ve dayanışmayı güçlendirmek amacıyla kurulan teşkilat aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: COMECON (Komekon)

Answer

Doğu Bloku'nda ekonomik iş birliğini sağlamak amacıyla kurulan teşkilat COMECON'dur.
Marshall Planı'na (Batı'nın ekonomik yardımı) karşı Doğu Bloku ülkeleri arasında ekonomik dayanışmayı sağlamak için 1949'da kurulan yapı Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi olan COMECON'dur.

Step-by-Step Solution

1
Soruda istenen blok ve alanı belirleme
Doğu Bloku (SSCB tarafı) ve Ekonomik alan
Marshall Planı'na karşılık gelen ekonomik alternatifi bulmak gerekir.
2
Seçeneklerdeki kurumların işlevlerini analiz etme
Kominform (Siyasi), Komekon (Ekonomik), Varşova Paktı (Askeri)
Kurumların hangi alanda faaliyet gösterdiğini ayırt etmek doğru cevaba ulaştırır.
3
Doğru eşleştirmeyi yapma
Ekonomik yardımlaşma konseyi olan COMECON işaretlenir.
1949'da kurulan bu yapı, Batı'nın Marshall Planı'na karşı Sovyet cevabıdır.

Key Concept

Soğuk Savaş Bloklaşmaları (Ekonomik Yapılar)

Hints

1
Bu teşkilat, Batı Bloku'ndaki Marshall Planı'na Sovyetlerin verdiği ekonomik cevaptır.
2
Teşkilatın adı İngilizce 'Council for Mutual Economic Assistance' kelimelerinin kısaltmasından gelir.
3
Doğu Bloku'nda askeri örgüt Varşova Paktı iken, ekonomik örgüt bu yapıdır.

Practice More

Soğuk Savaş döneminde Batı Bloku'nun ekonomik entegrasyonu için kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) sürecini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 70Question

Türkiye Cumhuriyeti’nin II.II. Dünya Savaşı yıllarında izlediği denge politikası kapsamında, İngiltere Başbakanı Winston Churchill ile Cumhurbaşkanı İsmet İnönü arasında Ocak 19431943 tarihinde gerçekleştirilen diplomatik temas aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Adana Görüşmesi

Answer

Adana Görüşmesi
Adana Görüşmesi, II.II. Dünya Savaşı sırasında (303130-31 Ocak 19431943) İngiltere Başbakanı Winston Churchill ile Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü arasında bir tren vagonunda gerçekleşmiştir. Bu görüşmede Churchill, Türkiye'nin savaşa girmesini istemiş; Türkiye ise ordusunun modernize edilmesi şartıyla ilkesel olarak katılımı kabul etmiş ancak fiilen tarafsızlığını korumuştur.

Step-by-Step Solution

1
Dış politika olayının zaman dilimini belirle
Ocak 19431943 tarihi II.II. Dünya Savaşı'nın devam ettiği bir dönemdir.
Soruda verilen tarih ve aktörler (Churchill ve İnönü) bizi savaş yıllarındaki diplomatik görüşmelere yönlendirir.
2
Seçeneklerdeki olayların kronolojisini kontrol et
Seçenekler arasında sadece Adana Görüşmesi ve Truman Doktrini savaş sırasında veya hemen sonrasındadır; ancak Churchill-İnönü görüşmesi Adana'da gerçekleşmiştir.
Denge politikası gereği yapılan görüşmelerin isimleri ve tarihlerinin bilinmesi doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Key Concept

Denge Politikası ve Savaş Diplomasisi
Estimated Time:45s
Question 71Question

II. Dünya Savaşı’nın yarattığı olağanüstü ekonomik koşullarla mücadele etmek, karaborsayı engellemek ve devletin ekonomiye doğrudan müdahalesini sağlamak amacıyla 1940 yılında yürürlüğe konulan temel yasal düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Milli Korunma Kanunu

Answer

Milli Korunma Kanunu
Milli Korunma Kanunu, 18 Ocak 1940 tarihinde kabul edilmiştir. Bu kanun, II. Dünya Savaşı süresince hükümete ekonomiye doğrudan müdahale etme, fiyatları denetleme, mal stoklayanları cezalandırma ve gerektiğinde vatandaşlara zorunlu çalışma (mükellefiyet) getirme gibi olağanüstü yetkiler tanıyan temel düzenlemedir.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel kronolojiyi belirleme
1940 yılındaki temel düzenlemeye odaklanılır.
Soruda spesifik olarak 1940 yılındaki genel ekonomik yetki kanunu sorulmaktadır.
2
Kanunların kapsamını analiz etme
Hükümete geniş müdahale yetkisi veren çerçeve kanun tespit edilir.
Varlık Vergisi veya Toprak Mahsulleri Vergisi gibi düzenlemeler daha dar kapsamlı ve daha geç tarihlidir.

Key Concept

Savaş Ekonomisi ve Milli Korunma Kanunu

Hints

1
Bu kanun, hükümete ekonominin her alanında 'diktatöryal' sayılabilecek geniş yetkiler vermiştir.

Practice More

Bu kanun kapsamında kurulan 'Ofisler' (Et ve Balık Kurumu vb.) ve ekmek karnesi uygulaması hakkında bilgi edinebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 72Question

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Türk Cumhuriyetleri'nin ekonomik gelişiminde büyük önem taşıyan ve 'Yüzyılın Enerji Projesi' olarak nitelendirilen, Hazar petrolünü dünya pazarlarına taşıyan nakil hattı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı

Answer

Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı
Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı, Azerbaycan petrolünün Gürcistan üzerinden Türkiye'nin Akdeniz kıyısındaki Ceyhan limanına güvenli bir şekilde ulaştırılmasını sağladığı ve bölge ekonomisi için stratejik önem taşıdığı için 'Yüzyılın Projesi' olarak nitelendirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Soruda istenen enerji kaynağının türünü belirleme
Soru doğrudan 'petrol' nakil hattını sormaktadır.
Seçeneklerdeki doğal gaz hatlarını eleyerek doğru sonuca ulaşmak için kritiktir.
2
Projenin kapsamını ve 'Yüzyılın Projesi' nitelemesini değerlendirme
Hazar bölgesinden başlayıp Ceyhan limanına ulaşan stratejik hat belirlenir.
Azerbaycan ve Türkiye arasındaki en büyük enerji iş birliğini tanımlamak için gereklidir.

Key Concept

Hazar Enerji Kaynakları ve Enerji Diplomasisi
Estimated Time:45s
Question 73Question

II.II. Dünya Savaşı sürecinde Türkiye, fiilen sıcak çatışmalara girmemiş olsa da savaşın getirdiği siyasi ve ekonomik zorluklarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Bu dönemde dış politikada müttefiklerin baskılarına karşı denge siyaseti izlenirken, iç politikada da toplumsal ve ekonomik hayatı düzenleyen olağanüstü kararlar alınmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi II.II. Dünya Savaşı (193919451939-1945) döneminde Türkiye'de yaşanan gelişmelerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Milli Mücadele'nin hukuksal temelini oluşturmak ve milli egemenliği tescil etmek amacıyla Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun kabul edilmesi

Answer

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun kabul edilmesi II.II. Dünya Savaşı dönemine değil, 19211921 yılında Milli Mücadele dönemine ait bir gelişmedir.
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 2020 Ocak 19211921 tarihinde kabul edilmiş olup Birinci İnönü Savaşı'ndan sonra Milli Mücadele'nin hukuksal zeminini oluşturmuştur. II.II. Dünya Savaşı ise 19391939 ve 19451945 yılları arasında yaşanmıştır; dolayısıyla bu iki olay arasında yaklaşık 2020 yıllık bir zaman farkı bulunmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
II.II. Dünya Savaşı'nın tarihlerini (193919451939-1945) ve Türkiye'nin bu dönemdeki genel tutumunu belirle.
Türkiye bu süreçte denge siyaseti izlemiş, fiilen savaşa girmemiştir ancak içerde savaş ekonomisi kuralları uygulamıştır.
Sorunun zaman dilimini netleştirmek için kronolojik sınırların çizilmesi gerekir.
2
Dış politika ve ekonomi alanındaki spesifik uygulamaları seçeneklerle karşılaştır.
Adana/Kahire konferansları dış politikayı; Milli Korunma ve Varlık Vergisi ise iç ekonomi politikalarını temsil eder.
Verilen bilgilerin döneme uygunluğunu denetlemek.
3
Savaşın siyasi sonuçlarını değerlendir.
1945 sonrası müttefikler safında yer alma isteği ve demokratikleşme baskısı çok partili hayata geçişi (Milli Kalkınma Partisi, Demokrat Parti) başlatmıştır.
Sürecin sonrasındaki siyasi değişimi doğrulamak.
4
Hatalı seçeneği tespit et.
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu 19211921 yılında kabul edilmiş olup Milli Mücadele dönemine aittir.
Kronolojik farkı belirleyerek doğru cevaba ulaşmak.

Key Concept

II. Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin İç ve Dış Politikası

Practice More

Türkiye'nin savaş sonrasında Birleşmiş Milletler'e kurucu üye olarak kabul edilme şartlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 74Question

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra şekillenen Soğuk Savaş sürecinde Doğu ve Batı blokları; siyasi, askeri ve ekonomik alanlarda kendi iç bütünlüklerini sağlamak ve rakip bloğa karşı güç dengesi oluşturmak amacıyla çeşitli kurumsal yapılar kurmuşlardır.

Buna göre, aşağıda verilen organizasyon ve temel faaliyet alanı eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: COMECON - Doğu Bloku ülkeleri arasında siyasi ve ideolojik eş güdümün sağlanması

Answer

Doğu Bloku ülkeleri arasında siyasi ve ideolojik eş güdümün sağlanması amacıyla kurulan yapı COMECON değil, Cominform'dur.
Doğu Bloku'nda ekonomik iş birliğini sağlamak amacıyla 1949 yılında kurulan yapı COMECON'dur (Council for Mutual Economic Assistance). Ancak seçenekte belirtilen 'siyasi ve ideolojik eş güdüm merkezi' tanımı, 1947 yılında kurulan Cominform (Communist Information Bureau) için geçerlidir. Bu nedenle eşleştirme hatalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Blokların kurumsal yapılarını sınıflandır.
Batı Bloku: NATO (Askeri), Marshall (Ekonomik), Truman (Askeri-Siyasi); Doğu Bloku: Varşova Paktı (Askeri), COMECON (Ekonomik), Cominform (Siyasi-İdeolojik).
Soruda verilen organizasyonların hangi amaca hizmet ettiğini belirlemek için temel sınıflandırma gereklidir.
2
COMECON ve Cominform arasındaki farkı analiz et.
COMECON (Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi) ekonomik amaçlıdır. Cominform (Komünist Bilgi Bürosu) ise siyasi eş güdüm amaçlıdır.
Öğrencilerin en sık karıştırdığı nokta olan ekonomik ve siyasi örgütlenme farkını tespit etmek gerekir.

Key Concept

Soğuk Savaş Dönemi Kurumsal Bloklaşma
Estimated Time:1m 15s
Question 75Question

1960’lı yılların başından itibaren Kıbrıs’ta Türklere yönelik saldırıların artması üzerine Türkiye adaya müdahale kararı almıştır. Ancak 1964 yılında ABD Başkanı tarafından gönderilen sert içerikli bir belge, Türkiye’nin bu kararını ertelemesine ve dış politikasında çok yönlü bir anlayış benimseyerek SSCB ile yakınlaşma gibi yeni arayışlara girmesine neden olmuştur.

Türkiye’nin NATO müttefiki olan ABD ile ilişkilerinde ilk ciddi krize yol açan bu belge aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Johnson Mektubu

Answer

Sözü edilen belge Johnson Mektubu'dur.
Doğru yanıt olan Johnson Mektubu, 1964 yılında Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesini durdurmak amacıyla ABD Başkanı tarafından yazılmıştır. Mektup, Türkiye'nin ABD menşeli silahları kullanamayacağını ve olası bir Sovyet saldırısında NATO'nun Türkiye'yi savunmayabileceğini ima ederek Türk kamuoyunda büyük tepki çekmiş ve dış politikada eksen kaymalarına yol açmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel bağlamı belirleme
Olayın 1960'lar, Kıbrıs meselesi ve Türkiye-ABD ilişkileri ekseninde olduğu saptandı.
Soru kökünde 1964 yılı ve Kıbrıs müdahalesi vurgusu yapılmıştır.
2
Belgenin içeriğini analiz etme
NATO silahlarının kullanılamayacağı uyarısını içeren belgenin Johnson Mektubu olduğu belirlendi.
ABD Başkanı Lyndon B. Johnson'ın gönderdiği mektubun en belirgin özelliği 'silah ambargosu' ve 'NATO güvencesinin sorgulanması'dır.
3
Dış politika etkisini değerlendirme
Bu krizin Türkiye'yi 'Çok Yönlü Dış Politika'ya ittiği teyit edildi.
Türkiye, bu olaydan sonra tek bir bloka tam bağımlılığın risklerini görerek SSCB ve İslam ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeye başlamıştır.

Key Concept

Johnson Mektubu ve Türk Dış Politikasındaki Etkileri

Hints

1
Belge, 1960'lı yıllarda Kıbrıs Sorunu nedeniyle NATO müttefikimizle yaşanan bir krizle ilgilidir.
2
Söz konusu mektup, dönemin ABD Başkanı Lyndon B. Johnson'ın soyadıyla anılır.
3
Türkiye'nin SSCB ile ilişkilerini yumuşatmasına ve İsmet İnönü hükümetinin 'Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır' sözüne zemin hazırlayan olaydır.

Practice More

Bu olaydan sonra 1974 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı'nın nedenlerini ve sonuçlarını incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:50s
Question 76Question

Yumuşama Dönemi'nde Kıbrıs Meselesi kapsamında yaşanan 19671967 krizi (Geçitkale ve Boğaziçi olayları) sonrasında; Rumların saldırılarını durdurması ve Grivas'ın adadan ayrılmak zorunda kalmasının ardından, adadaki Türk toplumunun kendi idari işlerini yürütmek amacıyla kurduğu siyasi yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi

Answer

Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi
Doğru seçenek olan Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi, 19671967 krizinden sonra Dr. Fazıl Küçük'ün başkanlığında ve Rauf Denktaş'ın asbaşkanlığında kurulan, Türk toplumunun yasama ve yürütme işlerini düzenleyen ilk geniş kapsamlı yönetim birimidir. Bu yapı daha sonra 19711971'de 'Kıbrıs Türk Yönetimi' adını almıştır.

Step-by-Step Solution

1
19671967 yılındaki Geçitkale ve Boğaziçi köylerine yönelik Rum saldırılarının (EOKA saldırıları) etkilerini analiz et.
Saldırılar sonrası Türkiye müdahale kararı almış, ABD'nin arabuluculuğuyla kriz dindirilmiş ve Grivas adadan çıkarılmıştır.
Olayın tarihsel arka planını ve tetikleyici unsurlarını belirlemek için.
2
Kriz sonrası Türk toplumunun siyasi statüsündeki değişikliği belirle.
2828 Aralık 19671967 tarihinde Dr. Fazıl Küçük başkanlığında "Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi" kurulmuştur.
Türklerin kendi idari mekanizmalarını kurma ihtiyacını karşılayan kurumu tanımlamak için.
3
Seçeneklerdeki diğer yapılarla kronolojik karşılaştırma yap.
Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin 19751975, KKTC'nin ise 19831983 yılında kurulduğu doğrulanarak bu yapının onlardan önce geldiği saptanır.
Sıklıkla karıştırılan benzer isimli yapılar arasındaki kronolojik ayrımı yapmak için.

Key Concept

Kıbrıs Türklerinin ilk öz yönetim teşkilatlanması

Practice More

Kıbrıs Meselesi'ndeki kronolojik gelişmeleri (1960 Cumhuriyeti -> 1963 Kanlı Noel -> 1964 Johnson Mektubu -> 1967 Geçici Yönetim -> 1974 Harekat -> 1975 Federe Devlet -> 1983 KKTC) bir zaman çizelgesi üzerinde çalışmak bu tür soruların çözümünü kolaylaştırır.
Estimated Time:1m 30s
Question 77Question

19961996 yılında Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından bölgesel bir güvenlik iş birliği olarak temelleri atılan "Şanghay Beşlisi", 20012001 yılında aşağıdaki devletlerden hangisinin katılımıyla "Şanghay İşbirliği Örgütü" (ŞİÖ) adını almıştır?

Show answer & explanation

Answer: Özbekistan

Answer

Özbekistan'ın katılımıyla örgüt güncel adını almıştır.
Şanghay Beşlisi, 19961996 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın sınır güvenliğini sağlamak amacıyla kurulmuştur. 20012001 yılında Özbekistan'ın bu yapıya asil üye olarak dahil olmasıyla örgütün adı Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) olarak değiştirilmiştir. Özbekistan'ın katılımı örgütü sadece bir sınır güvenliği forumu olmaktan çıkarıp kapsamlı bir siyasi ve ekonomik iş birliği teşkilatına dönüştürmüştür.

Step-by-Step Solution

1
Örgütün kuruluş aşamasını değerlendir.
19961996 yılında beş ülkenin (Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan) katılımıyla Şanghay Beşlisi kurulmuştur.
Örgütün temel yapısını ve ilk üyelerini belirlemek için gereklidir.
2
Genişleme sürecindeki kritik yılı analiz et.
20012001 yılında Özbekistan'ın katılımı gerçekleşmiştir.
İsim değişikliğine neden olan spesifik olayı tespit etmek için gereklidir.
3
Örgütün yeni adını teyit et.
Özbekistan'ın üyeliğiyle yapı "Şanghay İşbirliği Örgütü"ne dönüşmüştür.
Soruda istenen kurumsal kimlik değişimini doğrulamak için.

Key Concept

Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) Kuruluş Süreci ve Genişlemesi

Practice More

Şanghay İşbirliği Örgütü'nün temel amaçlarını (terörizm, ayrılıkçılık ve aşırıcılıkla mücadele) ve son yıllarda örgüte katılan Hindistan ve Pakistan gibi yeni üyeleri inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 78Question

2010 yılında Tunus'ta 'Yasemin Devrimi' olarak adlandırılan süreçle başlayan, kısa sürede Mısır, Libya, Yemen ve Suriye'ye yayılarak bölgedeki siyasi dengeleri derinden sarsan 'Arap Baharı' dalgasının ilk durağı olan Tunus'ta, halk hareketleri sonucunda görevinden ayrılmak zorunda kalan lider aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zeynel Abidin Bin Ali

Answer

Tunus'ta Yasemin Devrimi sonucunda görevinden ayrılan lider Zeynel Abidin Bin Ali'dir.
Arap Baharı, 2010 yılının sonlarında Tunus'ta Muhammed Buazizi adlı gencin kendini yakmasıyla fitili ateşlenen ve 'Yasemin Devrimi' olarak bilinen halk hareketiyle başlamıştır. Bu süreçte Tunus'u 23 yıldır yöneten Zeynel Abidin Bin Ali, protestoların şiddetlenmesi üzerine 14 Ocak 2011'de ülkeyi terk ederek Suudi Arabistan'a kaçmak zorunda kalmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın başlangıç noktası ve adlandırılması tespit edilir.
Arap Baharı'nın 2010 yılında Tunus'ta 'Yasemin Devrimi' ile başladığı belirlenir.
Soru kökündeki 'Tunus' ve 'Yasemin Devrimi' ifadeleri doğru tarihsel bağlamı kurmak için anahtar kelimelerdir.
2
Tunus'un o dönemdeki siyasi lideri hatırlanır.
Tunus'un 1987-2011 yılları arasındaki liderinin Zeynel Abidin Bin Ali olduğu tespit edilir.
Halk hareketleri sonucunda devrilen ilk Arap liderin kim olduğunu bulmak için gereklidir.
3
Diğer seçeneklerdeki liderlerin hangi ülkelerle ilişkili olduğu kontrol edilerek eleme yapılır.
Mübarek (Mısır), Kaddafi (Libya), Salih (Yemen) ve Esad (Suriye) olarak eşleştirilir.
Yanlış seçeneklerin elenmesi ve cevabın doğruluğunun teyit edilmesi için gereklidir.

Key Concept

Arap Baharı ve Orta Doğu'daki Rejim Değişiklikleri

Hints

1
Bu lider, 2010 yılında kendini yakan Muhammed Buazizi olayından sonra başlayan protestolarla karşılaşmıştır.
2
Söz konusu olaylar 'Yasemin Devrimi' olarak adlandırılır ve Arap Baharı'nın başlangıç noktasıdır.
3
Cevap, Tunus'un 1987'de iktidara gelen ve 2011'de ülkeden kaçan lideri Zeynel Abidin Bin Ali'dir.

Practice More

Arap Baharı'nın diğer ülkelerdeki etkilerini ve bölgedeki sınır değişikliklerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 79Question

II. Dünya Savaşı'nın Türkiye üzerindeki olumsuz ekonomik ve sosyal etkilerini hafifletmek, iç güvenliği sağlamak ve orduyu savaşa hazır tutmak amacıyla 1939-1945 yılları arasında ülkede bir dizi sert tedbir uygulanmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye'de uygulanan politikalardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun kabul edilerek özel sektör yatırımlarının desteklenmesi

Answer

Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun kabul edilerek özel sektör yatırımlarının desteklenmesi seçeneği, II. Dünya Savaşı yıllarına ait bir uygulama değildir.
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun kabul edilerek özel sektör yatırımlarının desteklenmesi seçeneği yanlıştır çünkü bu kanun 1927 yılında çıkarılmıştır. II. Dünya Savaşı ise 1939-1945 yılları arasında yaşanmıştır. Savaş döneminde Türkiye'de liberal ekonomi yerine devlet müdahalesinin en üst düzeyde olduğu 'Milli Korunma Kanunu' ve 'Varlık Vergisi' gibi olağanüstü tedbirler uygulanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki zaman aralığının (1939-1945) belirlenmesi.
İlgili olayların bu tarihler arasında gerçekleşip gerçekleşmediği kontrol edilmelidir.
Savaş dönemi politikalarını diğer dönemlerden ayırt etmek için kronolojik bilgi gereklidir.
2
Seçeneklerdeki kanun ve uygulamaların tarihlerinin kontrol edilmesi.
Milli Korunma Kanunu (1940), Varlık Vergisi (1942), Ekmek Karnesi (1942) ve Karartma uygulamaları savaş yıllarına aittir. Ancak Teşvik-i Sanayi Kanunu 1927 yılında çıkarılmıştır.
Teşvik-i Sanayi Kanunu, Cumhuriyet'in ilk yıllarında özel sermayeyi teşvik etmek amacıyla çıkarılmış, II. Dünya Savaşı'nın olağanüstü koşullarıyla bir ilgisi bulunmayan bir düzenlemedir.

Key Concept

II. Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye'de Sosyal ve Ekonomik Hayat

Hints

1
Türkiye bu dönemde 'Denge Politikası' izlemiş ve içeride ekonomiyi sıkı denetim altına almıştır.
2
Aradığınız seçenek, 1920'lerin sonunda özel sektörü kalkındırmak için yapılan bir girişimdir.

Practice More

II. Dünya Savaşı sırasında çıkarılan diğer bir önemli vergi olan 'Toprak Mahsulleri Vergisi' (1944) konusuna da göz atabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 80Question

1868 yılında Japonya'da İmparator Mutsuhito liderliğinde başlatılan Meiji Restorasyonu (Aydınlanmış Yönetim), ülkeyi geleneksel feodal bir yapıdan modern ve sanayileşmiş bir dünya gücüne dönüştürmeyi hedeflemiştir. Bu dönemde "Batı'nın tekniği, Japonya'nın ahlakı" prensibiyle her alanda köklü reformlar gerçekleştirilmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Japonya'da Meiji Restorasyonu sürecinde gerçekleştirilen değişimlerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Samuray adı verilen geleneksel savaşçı sınıfının toplumsal ayrıcalıklarının ve kılıç taşıma haklarının korunması

Answer

Meiji Restorasyonu sürecinde geleneksel samuray sınıfının imtiyazlarının korunması değil, aksine merkezi otoriteyi güçlendirmek için bu sınıfın ayrıcalıklarının kaldırılması gerçekleşmiştir.
Meiji Restorasyonu, Japonya'da feodalitenin (şogunluk) tasfiye edilip merkezi otoritenin kurulmasını sağlamıştır. Bu süreçte samuray adı verilen geleneksel askeri sınıfın kılıç taşıma, vergi muafiyeti ve maaş gibi tüm toplumsal ve ekonomik ayrıcalıkları kaldırılmıştır. Samurayların yerini modern, tüfekli ve zorunlu askerliğe dayalı milli bir ordu almıştır. Dolayısıyla samurayların imtiyazlarının korunduğunu ifade eden seçenek yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Meiji Restorasyonu'nun temel amacını analiz etme
Japonya'nın feodal yapıyı yıkarak merkezi ve modern bir devlet haline gelme hedefi belirlenir.
Reformların yönünü anlamak için bu temel amaç kritiktir.
2
Askeri alandaki değişimleri değerlendirme
Geleneksel samurayların yerine zorunlu askerliğe dayalı milli bir ordu kurulduğu hatırlanır.
Samuray sınıfının durumu, ordunun modernleşmesiyle doğrudan ilişkilidir.
3
Samuray sınıfının akıbetini sorgulama
Samurayların kılıç taşıma haklarının kaldırıldığı ve vergi muafiyeti gibi ayrıcalıklarının son bulduğu görülür.
İmtiyazların korunması, merkeziyetçi modernleşme politikasıyla çelişir.

Key Concept

Meiji Restorasyonu'nun Modernleşme ve Merkezileşme Reformları

Hints

1
Meiji Restorasyonu'nun 'geleneksel feodal yapıyı yıkmak' üzerine kurulu olduğunu düşünün.
2
Modern bir milli ordunun kurulması, geleneksel savaşçı sınıfların (samuraylar) ayrıcalıklarıyla nasıl bir çatışma yaratır?
3
Samurayların kılıç taşıma yasağı ve şogunluğun sonu, merkezi otoriteyi imparatorda toplamak için yapılmıştır.

Practice More

Meiji Restorasyonu ile Osmanlı Devleti'ndeki Tanzimat dönemi reformlarını karşılaştıran bir soru çözebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
PreviousPage 4 / 24Next