İslamiyet Öncesi Türk Tarihi

422 questions

Question 261Question

I.I. Göktürk Devleti’nin yönetim modelinde "ikili teşkilat" sistemi uygulanmış; devletin Doğu kanadı Kağan tarafından, Batı kanadı ise "Yabgu" unvanıyla İstemi tarafından yönetilmiştir. İstemi Yabgu, İpek Yolu ticaretini kontrol altına almak amacıyla önce Sasanilerle ittifak kurarak Akhun Devleti’nin yıkılmasını sağlamış; daha sonra Sasanilerin İpek Yolu üzerinde engelleyici bir güç haline gelmesi üzerine bu kez Bizans İmparatorluğu ile diplomatik temas kurarak Sasanilere karşı cephe almıştır.

Bu bilgiler doğrultusunda I.I. Göktürk Devleti’nin dış politikası ve yönetim yapısı hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Dış politikada ekonomik çıkarların gözetildiği ve konjonktürel ittifaklara başvurulduğu

Answer

Dış politikada ekonomik çıkarların gözetildiği ve konjonktürel ittifaklara başvurulduğu
Doğru seçenek olan dış politikadaki ekonomik çıkarlar ve konjonktürel ittifaklar vurgusu, İstemi Yabgu'nun İpek Yolu ticaretini ele geçirmek adına önce Sasanilerle birleşip Akhunları yıkması, ardından güç dengesi değişince Sasanilere karşı Bizans ile ittifak kurması gerçeğiyle tam örtüşmektedir. Bu durum, 'düşmanımın düşmanı dostumdur' mantığıyla hareket edilen faydacı bir diplomasiyi kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
İstemi Yabgu'nun siyasi hamlelerini analiz etme
İstemi Yabgu'nun İpek Yolu için farklı güçlerle (Sasani ve Bizans) dönemsel iş birlikleri yaptığı görülmektedir.
Bu hamlelerin temel amacı bölgenin en önemli gelir kaynağı olan İpek Yolu'nu kontrol etmektir.
2
Yönetim yapısını değerlendirme
İkili teşkilat sistemi içerisinde Batı kanadının stratejik kararlar alabildiği ancak ana merkeze bağlı olduğu anlaşılmaktadır.
İkili teşkilatın getirdiği özerklik, Batı'nın diplomasi yürütmesine imkan tanımıştır.
3
Çıkarım yapma
Devletin dış politikasının sabit bir dostluk veya düşmanlık üzerine değil, çıkarlar ve değişen dengeler (konjonktür) üzerine kurulduğu sonucuna ulaşılır.
Sasani ittifakından Bizans ittifakına geçiş, pragmatik (faydacı) bir diplomasi örneğidir.

Key Concept

İstemi Yabgu Dönemi Diplomasisi ve İpek Yolu Mücadelesi

Hints

1
İstemi Yabgu'nun neden sürekli müttefik değiştirdiğine ve bu müttefikliklerin hangi ticaret yolu için yapıldığına odaklanın.
2
Diplomaside 'konjonktürel' terimi, mevcut duruma ve şartlara göre değişen politikaları ifade eder. İstemi Yabgu'nun Sasani ve Bizans hamlelerini bu açıdan değerlendirin.
3
Türk tarihinde Bizans'a ilk elçi gönderen devlet I. Göktürk Devleti'dir ve bu durum İpek Yolu üzerindeki Sasani tekelini kırmak içindir.

Practice More

İstemi Yabgu'nun Bizans'a gönderdiği elçi (Maniakh) ve Bizans'ın karşılık olarak gönderdiği elçinin (Zemarkhos) isimlerini öğrenmek, bu diplomatik süreci daha iyi pekiştirebilir.
Estimated Time:1m 15s
Question 262Question

II. Göktürk (Kutluk) Devleti'nde Bilge Kağan'ın, devletin kalıcılığını sağlamak ve Çin karşısında kültürel bir üstünlük kurmak amacıyla şehirlerin surlarla çevrilmesi ve Budizm-Taoizm gibi öğretilerin kabul edilmesi yönündeki fikirlerine, Başvezir Tonyukuk karşı çıkmıştır. Tonyukuk bu itirazını; Türk nüfusunun Çin nüfusu karşısında çok az olduğu, yerleşik hayata geçilmesi durumunda askeri hareket kabiliyetinin kaybolacağı ve olası bir yenilgide topyekun yok olma riskinin doğacağı argümanlarıyla temellendirmiştir.

Tonyukuk'un bu stratejik duruşu, devletin bekası açısından aşağıdakilerden hangisini temel bir 'varoluşsal savunma doktrini' olarak benimsediğini kanıtlamaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Demografik dezavantajı askeri dinamizm ve konar-göçer yaşam tarzıyla dengeleyerek, asimilasyon riskine karşı asimetrik bir direnç hattı oluşturulması.

Answer

Tonyukuk'un stratejisi, demografik dezavantajı askeri hareket kabiliyetiyle dengeleyerek milli kimliği ve devletin bağımsızlığını koruma amacını taşımaktadır.
Vezir Tonyukuk'un Bilge Kağan'a karşı çıkışının temelinde, Türklerin Çin nüfusu karşısında %1 bile olmadığı gerçeği yatar. Tonyukuk, Türklerin en büyük gücünün 'hareket kabiliyeti' (mobilite) olduğunu, şehirler kurup surlar arkasına saklanmanın bu gücü yok ederek Türkleri Çin için kolay bir hedef haline getireceğini ve milli benliğin kaybolmasına (asimilasyon) yol açacağını savunmuştur. Bu, demografik dezavantajı asimetrik savaş stratejisiyle yönetme çabasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Tonyukuk'un 'Aygucı' (Vezir) sıfatıyla sunduğu argümanların analiz edilmesi.
Temel kaygının 'nüfus azlığı' ve 'hareket kabiliyeti' olduğu saptanmıştır.
Tonyukuk, Türklerin Çin karşısındaki sayıca zayıflığının bilincinde olan realist bir devlet adamıdır.
2
Yerleşik hayat ve surların askeri açıdan yaratacağı risklerin değerlendirilmesi.
Surlu şehirlerin, hareketli Türk ordusunu sabit bir hedefe dönüştüreceği anlaşılmıştır.
Göçebe yaşam, ordunun yenilgi durumunda geri çekilip tekrar toplanmasına (Turan taktiği) olanak tanırken, şehirler kuşatılmaya ve topyekun imhaya açıktır.
3
Budizm ve Taoizm gibi öğretilerin siyasi ve kültürel etkilerinin incelenmesi.
Bu dinlerin Türk savaşçı karakterini (akıncılık ve dinamizm) zayıflatacağı sonucuna varılmıştır.
Pasifizm ve dünyevi hırslardan arınmayı öğütleyen bu inançlar, Türklerin askeri disiplini ile çelişmektedir.
4
II. Göktürk Devleti'nin 'Milli Kimlik' politikasıyla bağlantı kurulması.
Kutluk Devleti'nin asimilasyona karşı bilinçli bir 'özüne dönme' politikası izlediği teyit edilmiştir.
Göktürk alfabesinin kullanılması ve Tonyukuk'un itirazları, bağımsızlığın sadece askeri değil, kültürel bir dirençle mümkün olduğunu gösterir.

Key Concept

Tonyukuk'un Asimetrik Savunma ve Milli Benlik Doktrini

Hints

1
Tonyukuk'un 'nüfus' ve 'hareket kabiliyeti' vurgularını dikkate alın.
2
Bilge Kağan'ın şehir kurma isteğinin neden 'topyekun yok oluş' riski taşıdığını düşünün.
3
Bir toplumun azınlıkta olduğu bir bölgede hayatta kalması için en büyük avantajı, düşmanına sabit bir hedef vermemesidir.

Practice More

II. Göktürklerin bu stratejik tercihini, daha sonra yerleşik hayata geçerek asimile olan veya yıkılan diğer Türk devletleriyle (örn. Uygurlar) kıyaslayınız.

Alternative Method

Soruyu çözerken Çin'in kalabalık nüfusu ile Türklerin göçebe savaş taktikleri (Vur-Kaç / Turan) arasındaki ilişkiyi kurarak, 'sabitlenme' (yerleşiklik) durumunun hangi taktiği geçersiz kılacağını sorgulayabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 263Question

I.I. Göktürk Devleti, 552552 yılında Bumin Kağan'ın Avar hakimiyetine son vermesiyle merkezi Ötüken olmak üzere kurulmuştur. Devletin yönetiminde "İkili Teşkilat" sistemi uygulanmış; Bumin Kağan "İl Kağan" unvanıyla doğuyu yönetirken, kardeşi İstemi "Yabgu" unvanıyla batı topraklarının yönetimini üstlenmiştir. İstemi Yabgu, Batı'daki faaliyetlerinde ve İpek Yolu diplomasisinde (Sasaniler ve Bizans ile ilişkiler) geniş bir idari özerkliğe sahip olmuştur. Bu bilgilere göre I.I. Göktürk Devleti'nin siyasi yapısı ve yönetim uygulamalarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Siyasi yetkilerin hanedan üyeleri arasında paylaştırılması, devletin merkezi otoritesini sarsılmaz bir bütünlüğe kavuşturarak merkeziyetçi yapıyı mutlak hale getirmiştir.

Answer

Siyasi yetkilerin paylaştırılmasının merkezi otoriteyi mutlaklaştırdığını savunan seçenek yanlıştır; zira ikili teşkilat merkeziyetçi yapıyı zayıflatan bir unsurdur.
Türk devlet geleneğinde uygulanan 'İkili Teşkilat' sistemi, devletin hanedan üyeleri arasında paylaştırılması esasına dayanır. Bu durum, merkeziyetçi bir yönetim anlayışından ziyade federalist/konfederatif bir yapıya yakındır. Yetkilerin paylaştırılması, merkezi otoriteyi mutlaklaştırmaz; aksine, batı kanadının zamanla bağımsızlaşmasına veya taht kavgalarının çıkmasına zemin hazırlar. Bu nedenle, otoritenin 'sarsılmaz bir bütünlük' kazandığı iddiası tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz.

Step-by-Step Solution

1
Kavram Analizi
İkili Teşkilat sisteminin özelliklerini belirle.
Sistemin merkezi otorite ile ilişkisini anlamak için gereklidir.
2
Tarihsel Veri Kontrolü
Bumin Kağan ve İstemi Yabgu arasındaki yetki dağılımını incele.
Doğu ve batı kanatlarının hukuki ve fiili statüsünü teyit etmek gerekir.
3
Mantıksal Çıkarım
Yetki paylaşımının 'mutlak merkeziyetçilik' ile çeliştiğini saptan.
Paylaşılan otorite, mutlak otorite olamaz; bu durum taht kavgalarına yol açar.

Key Concept

İkili Teşkilat ve Merkezi Otorite Paradoksu

Hints

1
İkili teşkilatın (Doğu-Batı) yönetimsel avantajlarını ve dezavantajlarını düşünün.
2
Türklerde 'Devlet hanedanın ortak malıdır' anlayışının merkezi otoriteyi her zaman güçlendirip güçlendirmediğini sorgulayın.
3
Bir yönetimin 'mutlak' olması ile yetkilerin kardeşler arasında 'paylaştırılması' arasındaki mantıksal çelişkiye odaklanın.

Practice More

İstemi Yabgu'nun İpek Yolu siyaseti çerçevesinde Sasaniler ve Bizans ile kurduğu ittifakların kronolojisini incelemek, konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:2m 0s
Question 264Question

Türk hitabet sanatının ilk örneği kabul edilen Orhun Yazıtları'nda; kağanın halkına hesap vermesi, devletin sosyal devlet anlayışıyla yönetilmesi ve Çin siyasetine karşı uyanık olunması gibi konular işlenmiştir. Bu yazıtlarda metinlerin taşlara hakkedilmesi (kazınması) ve edebi bir dille düzenlenmesi bir devlet geleneği olarak uygulanmıştır. Buna göre; Kül Tigin ve Bilge Kağan adına dikilen anıtları bizzat kaleme alarak Türk tarihinin bilinen ilk müellifi (yazarı) kabul edilen kişi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yolluğ Tigin

Answer

Türk tarihinin ilk müellifi ve edebiyatçısı kabul edilen kişi Yolluğ Tigin'dir.
Doğru cevap olan Yolluğ Tigin, II. Göktürk Devleti hükümdarı Bilge Kağan'ın yeğenidir ve amcası Bilge Kağan ile babası Kül Tigin adına dikilen anıtların metinlerini düzenleyip taşa kazıyan kişidir. Bu başarısı nedeniyle Türk tarihinin ilk yazarı olarak kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Orhun Yazıtları'nın kimler adına dikildiğini belirle.
Yazıtlar Bilge Kağan, Kül Tigin ve Vezir Tonyukuk adına dikilmiştir.
Soruda bahsedilen anıtların sahiplerini belirlemek yazarın kim olduğunu bulmak için ön koşuldur.
2
Yazıtların metinlerini kimin oluşturduğunu ve taşa kazıdığını analiz et.
Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarının son kısmında 'Bu yazıtı ben, Yolluğ Tigin yazdım' ifadesi yer alır.
Edebi metnin kime ait olduğunun tespiti için birincil kaynak bilgisi kullanılır.
3
Yolluğ Tigin'in tarihsel sıfatını tanımla.
Bilinen ilk Türk yazarı (müellifi) sıfatını kazanmıştır.
Yazılı belgeler üzerindeki ismi, onu tarihimizin kayıtlı ilk edebiyatçısı yapar.

Key Concept

Türk Tarihinin İlk Yazarı (Müellifi)

Hints

1
Yazıtların üzerindeki ifadelerin çoğu Bilge Kağan'ın ağzından dökülse de bunları taşa kazıyan kişi bir başkasıdır.
2
Bu kişi Bilge Kağan'ın akrabasıdır (yeğenidir) ve Türk edebiyatının ilk müellifi sayılır.
3
Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarının sonunda metni bizzat düzenlediğini ifade eden ve ismini belirten 'Tigin' unvanlı şahsiyettir.

Practice More

Tonyukuk Yazıtı ile Bilge Kağan/Kül Tigin yazıtları arasındaki üslup ve yazar farklarını incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.

Alternative Method

Orhun Yazıtları'nın '3 büyük' isminden (Bilge, Kül Tigin, Tonyukuk) hangisinin bir 'yazar' gibi metni kurguladığını hatırlamak, seçeneklerdeki hükümdarları elemenizi sağlar.
Estimated Time:50s
Question 265Question

Antik Yunan kaynaklarında 'İskit', Pers kaynaklarında ise 'Saka' olarak adlandırılan; bozkır hayatının ve atlı-göçebe kültürün tarihteki ilk temsilcileri kabul edilen bu topluluk, altın ve gümüş işlemeciliğindeki ustalıkları nedeniyle 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak nitelendirilmiştir. Tarihin ilk kadın hükümdarı kabul edilen Tomris Hatun tarafından yönetilen bu savaşçı topluluk aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İskitler (Sakalar)

Answer

İskitler (Sakalar)
İskitler (Sakalar), M.Ö. 7. yüzyılda Karadeniz'in kuzeyinde görülen ve tarihte bilinen ilk Türk topluluğudur. Tomris Hatun gibi önemli liderleri, Amazon adı verilen kadın savaşçıları ve maden işlemeciliğindeki ustalıkları (Bozkırın Kuyumcuları) onları diğer topluluklardan ayırır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anahtar kelimeleri belirle.
Saka/İskit isimleri, Tomris Hatun, Bozkırın Kuyumcuları ve ilk topluluk ifadesi.
Sorudaki tanımlayıcı ifadeler bizi doğrudan belirli bir topluluğa götürür.
2
Topluluk ve devlet ayrımını yap.
İskitler bir devlet değil, tarihte bilinen ilk Türk topluluğudur.
Asya Hunları ilk 'devlet' iken, İskitler onlardan önce var olan 'topluluktur'.
3
Kültürel özellikleri eşleştir.
Hayvan üslubu ve maden işleme sanatındaki başarı 'Bozkırın Kuyumcuları' unvanını doğrular.
İskit sanatı Türk sanatının temellerini atmıştır.

Key Concept

İskitler (Sakalar) ve Kültürel Özellikleri

Hints

1
Bu grup bir devlet değil, tarihte bilinen ilk Türk topluluğudur.
2
Perslerin 'Saka' dediği bu topluluk, maden işlemedeki başarıları nedeniyle kuyumcularla özdeşleşmiştir.
3
Tomris Hatun ve Alp Er Tunga bu topluluğun en önemli tarihi kişilikleridir.

Practice More

İskitlerin ardından kurulan ve tarihin ilk teşkilatlı Türk devleti olan Asya Hun Devleti'nin özelliklerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 266Question

I. Göktürk Devleti'nin Batı kanadını yöneten İstemi Yabgu döneminde gerçekleşen;

I. Sâsânîler ile ittifak yapılarak Akhun (Eftalit) Devleti'ne son verilmesi,
II. Bizans İmparatorluğu'na Maniakh başkanlığında bir elçilik heyeti gönderilmesi,
III. Sâsânîlerin ipek ticaretini engellemesi üzerine bu devlete karşı Bizans ile iş birliği yapılması,

gibi gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, izlenen politikanın temel 'jeopolitik hedefi' aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Orta Asya'daki ticari tekelin kırılarak doğrudan Batı dünyasıyla ekonomik entegrasyon sağlanması

Answer

Orta Asya'daki ticari tekelin kırılarak doğrudan Batı dünyasıyla ekonomik entegrasyon sağlanması
Doğru yanıt olan Orta Asya'daki ticari tekelin kırılarak doğrudan Batı dünyasıyla ekonomik entegrasyon sağlanması ifadesi, İstemi Yabgu'nun çok yönlü diplomasisinin temel nedenini açıklar. Sâsânîlerin aracılık rolünü ve ipek üzerindeki ambargosunu kırmak için Bizans'a gönderilen Maniakh heyeti, Türk tarihinde Orta Asya'dan Avrupa'ya (İstanbul) gönderilen ilk resmi diplomatik görevdir. Bu süreç, ekonomik çıkarların (İpek Yolu kontrolü) siyasi ittifakları nasıl belirlediğinin klasik bir örneğidir.

Step-by-Step Solution

1
Siyasi Hamlelerin Analizi
İstemi Yabgu'nun önce Sâsânîlerle Akhunları yıkması, ardından Sâsânîlere karşı Bizans'la ittifak kurması 'konjonktürel ittifak' mantığını gösterir.
Dış politikada değişen şartlara göre müttefik seçilmesi, ideolojik değil stratejik hareket edildiğini kanıtlar.
2
Ekonomik Arka Planın Değerlendirilmesi
Sâsânîlerin İpek Yolu ticaretini kısıtlaması, Göktürk ekonomisi için hayati önem taşıyan ipek ihracatını durma noktasına getirmiştir.
Ticaret yollarının açık kalması, göçebe imparatorlukların finansal sürdürülebilirliği için temel gerekliliktir.
3
Geometrik ve Coğrafi Sentez
Orta Asya'dan Bizans'a elçilik heyeti (Maniakh) gönderilmesi, Sâsânî topraklarını baypas eden bir ticaret rotasının hedeflendiğini gösterir.
Bu hamle, Türk devletlerinin küresel ticarette doğrudan bir aktör olma ve Batı pazarlarına (Bizans) doğrudan bağlanma arzusunun sonucudur.

Key Concept

Konjonktürel İttifak ve İpek Yolu Ekonomisi

Hints

1
İstemi Yabgu'nun Akhunlar ve Sâsânîlere karşı izlediği değişen ittifakların merkezinde hangi ticaret yolu bulunmaktadır?
2
Sâsânîlerin ipek ticaretinde 'aracı' olmaktan çıkıp 'engelleyici' bir konuma gelmesi Göktürkleri kime yönlendirmiş olabilir?
3
Bu politika, tarihte bir devletin çıkarları için düşmanıyla bile iş birliği yapabildiği 'konjonktürel ittifak' kavramının ilk örneklerinden biridir.

Practice More

İstemi Yabgu'nun Bizans ile kurduğu bu diplomatik ilişkinin, Bizans kaynaklarında Türkler hakkında verilen ilk detaylı bilgilerin kaynağı olduğunu araştırabilirsiniz.

Alternative Method

Süreci bir satranç tahtası gibi düşünün: Göktürkler (A) ve Sâsânîler (B) birlikte Akhunları (C) yendi. Sonra B, A'nın yolunu kapattı. Bunun üzerine A, B'nin rakibi olan Bizans (D) ile el sıkıştı. Hedef her zaman yolun sonundaki pazara ulaşmaktır.
Estimated Time:2m 0s
Question 267Question

Tarihte bilinen ilk Türk topluluğu kabul edilen, kadın savaşçılarına 'Amazon' adı verilen ve maden işlemeciliğindeki üstün yetenekleri sebebiyle 'Bozkırın Kuyumcuları' unvanıyla tanınan topluluk aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İskitler (Sakalar)

Answer

İskitler (Sakalar), maden işlemeciliğindeki ustalıkları nedeniyle 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak bilinirler.
İskitler (Sakalar), maden işlemeciliğinde ulaştıkları ileri seviye nedeniyle tarihçiler tarafından 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak adlandırılmışlardır. Ayrıca tarihte bilinen ilk Türk topluluğudur ve ordularındaki kadın savaşçılar (Amazonlar) ile tanınırlar.

Step-by-Step Solution

1
Anahtar kavramları belirleme
'Bozkırın Kuyumcuları', 'Amazonlar' ve 'İlk Türk Topluluğu' kavramları tespit edildi.
Soruda verilen özelliklerin hangi topluluğa ait olduğunu bulmak için karakteristik tanımlamalar kullanılır.
2
Topluluk ve devlet ayrımı yapma
İskitler bir topluluk/federasyon yapısındayken, Hunlar ve Göktürkler teşkilatlı devletlerdir.
Soruda 'ilk Türk topluluğu' vurgusu yapılarak devletlerden ayrılması sağlanır.
3
Doğru seçeneği belirleme
Tüm özellikler İskitler (Sakalar) ile örtüşmektedir.
İskitler, Karadeniz'in kuzeyinde ve Orta Asya'da yaşamış, altın ve gümüş işçiliğinde zirve yapmış topluluktur.

Key Concept

İskitler (Sakalar) ve 'Bozkırın Kuyumcuları' unvanı

Hints

1
Bu topluluğun en meşhur hükümdarlarından biri Alper Tunga'dır.
2
Altın işlemeciliğindeki maharetleri sebebiyle onlara bir 'kuyumculuk' unvanı verilmiştir.
3
Karadeniz'in kuzeyinde yaşamış, tarihte bilinen ilk Türk topluluğudur.

Practice More

İskitlerin en önemli kadın hükümdarı olan Tomris Hatun'un Perslere karşı mücadelesini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:30s
Question 268Question

İskitler (Sakalar), bozkır kültürünün en eski temsilcileri olarak maden işlemeciliğindeki ustalıklarıyla 'Bozkırın Kuyumcuları' unvanını kazanmış, aynı zamanda Tomris Hatun gibi kadın liderleri ve 'Amazon' adı verilen kadın savaşçılarıyla tanınmışlardır. Buna göre, İskitlerin genel özellikleri ve Türk tarihindeki konumu dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi bu topluluk için söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Orta Asya'da siyasi birliği sağlayarak tarihteki ilk teşkilatlı Türk devletini kurmuşlardır.

Answer

İskitler (Sakalar) tarihte bilinen ilk Türk topluluğudur ancak ilk teşkilatlı Türk devleti Asya Hun Devleti'dir.
İskitler, Karadeniz'in kuzeyinden Orta Asya'ya kadar uzanan geniş bir sahada yaşamış ilk Türk topluluğu olmalarına rağmen, tarihte ilk kez merkezi bir devlet teşkilatı ve siyasi birlik kuran yapı Asya Hun Devleti'dir. Bu nedenle İskitlerin ilk teşkilatlı Türk devletini kurduğu ifadesi tarihsel olarak yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
İskitlerin (Sakalar) tarihsel kimliğini analiz etmek.
İskitlerin tarihte bilinen 'ilk Türk topluluğu' olduğu sonucuna varılır.
Topluluk ve devlet ayrımını yapmak sorunun temelidir.
2
Seçeneklerdeki 'devlet' ve 'topluluk' kavramlarını karşılaştırmak.
İskitlerin bir 'devlet' teşkilatı değil, 'boylar birliği' (topluluk) olduğu belirlenir.
Teşkilatlı ilk Türk devleti unvanının Asya Hun Devleti'ne (Büyük Hun Devleti) ait olduğunu hatırlamak gerekir.
3
Yanlış olan yargıyı tespit etmek.
İskitlerin ilk teşkilatlı devleti kurduğu bilgisi elenir.
Bilgi karmaşasını gidermek ve doğru akademik tanımı seçmek için.

Key Concept

İskitler: İlk Türk Topluluğu vs. Asya Hunları: İlk Türk Devleti

Hints

1
İskitlerin 'ilk' olma özelliği ile Hunların 'ilk' olma özelliği arasındaki farkı düşünün.
2
'Topluluk' kavramı ile 'Teşkilatlı Devlet' kavramı aynı şeyi mi ifade eder?
3
Asya Hun Devleti'nin (Büyük Hun Devleti) tarihteki en bilinen 'ilk' özelliğini hatırlayın; bu özellik İskitlere mi aittir?

Practice More

İskitlerin 'Bozkırın Kuyumcuları' unvanı ile Hunların 'Onlu Sistem' askeri yapısını karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 269Question

Orta Asya'da yapılan arkeolojik kazılar sonucunda bölgenin tarih öncesi devirlerine ışık tutan çeşitli kültür merkezleri tespit edilmiştir. Bu merkezlere dair bazı bilgiler aşağıdaki tabloda verilmiştir:

Kültür MerkeziTemel Özellik
AnavOrta Asya'nın bilinen en eski kültür merkezidir.
AfanesyevoTürklerin en eski kültür merkezi olarak kabul edilir.
AndronovoOrta Asya'da en geniş yayılma alanına sahip kültürdür.
KarasukBölgede demir madeninin ilk kez işlendiği merkezdir.
TagarEn gelişmiş ve kronolojik olarak en yeni kültür merkezidir.

Bu tablo ve Orta Asya'nın tarih öncesi özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi hatalı bir değerlendirmedir?

Show answer & explanation

Answer: Anav kültürü, bölgedeki en eski merkez olduğu için aynı zamanda Türklerin de ilk kültür merkezi kabul edilir.

Answer

Anav kültürü Orta Asya'nın genel olarak en eski kültür merkezi olsa da, Türklerin atalarına ait en eski kültür merkezi Afanesyevo'dur.
Orta Asya'nın en eski kültür merkezi olan Anav, Aşkabat (Türkmenistan) yakınlarında bulunmuştur ve tarım/hayvancılık izleri taşır. Ancak bu kültürün doğrudan Türklerle olan bağı kanıtlanmamıştır. Türklerin bilinen en eski kültür merkezi ise Altay-Sayan dağları bölgesinde gelişen Afanesyevo kültürüdür. Dolayısıyla Anav'ın Türklerin ilk kültür merkezi olduğu bilgisi hatalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Tablodaki verileri analiz et.
Anav'ın bölge geneli için 'en eski', Afanesyevo'nun ise Türkler için 'en eski' olduğu bilgisine ulaşıldı.
Soruda verilen tablo, temel ayırıcı özellikleri net bir şekilde sunmaktadır.
2
Etnik ve coğrafi ayrımı değerlendir.
Orta Asya'daki ilk yerleşim izleri (Anav) ile Türklerin ilk izleri (Afanesyevo) farklı merkezlerde toplanmıştır.
Anav kültürü yerleşik yaşam ve tarım izleri taşırken, Türklerin atalarıyla doğrudan ilişkilendirilen ilk bulgular Afanesyevo'da başlar.
3
Hatalı olan çıkarımı belirle.
Anav'ın doğrudan Türklerin ilk kültürü olduğunu iddia eden seçeneğin yanlış olduğu saptandı.
KPSS müfredatında bu iki merkezin ayrımı en temel bilgi düzeylerinden biridir.

Key Concept

Orta Asya Kültür Merkezlerinin Kronolojik ve Etnik Ayrımı

Hints

1
Tablodaki 'en eski' ifadelerinin hangi gruplar için kullanıldığına dikkatlice bakın.
2
Orta Asya'nın en eski kültürü ile Türklerin en eski kültürü aynı yer değildir.
3
Aşkabat yakınlarındaki Anav ile Altay Dağları çevresindeki Afanesyevo arasındaki temel farkı hatırlayın.

Practice More

Diğer bir kültür merkezi olan Kelteminar'ın (Aral Gölü çevresi) balıkçılık ve avcılıkla olan ilişkisini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik bir hat çizerek kültürleri Anav (MO¨4000MÖ 4000), Afanesyevo (MO¨3000MÖ 3000), Andronovo (MO¨1700MÖ 1700), Karasuk (MO¨1200MÖ 1200) ve Tagar (MO¨700MÖ 700) şeklinde sıralayabilir ve özelliklerini bu sırayla eşleştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 270Question

Uygurlar, Türk tarihinde yerleşik hayata geçişle birlikte toplumsal, ekonomik ve hukuki alanlarda devrim niteliğinde değişimler yaşamışlardır. Bu değişimler, bozkır kültüründen şehir kültürüne geçişin doğal bir yansıması olarak kabul edilir.

Buna göre, Uygur Devleti’nde görülen aşağıdaki uygulamalardan hangisinin ortaya çıkmasında yerleşik yaşam tarzına geçilmesinin doğrudan bir etkisinden söz edilemez?

Show answer & explanation

Answer: Ülkenin hanedanın ortak malı sayılması ve yönetme yetkisinin tanrısal kaynaklı görülmesi

Answer

Ülkenin hanedanın ortak malı sayılması ve Kut inancının devam etmesi, yerleşik yaşamın bir sonucu değil, geleneksel Türk devlet yönetim anlayışının sürdürüldüğünü gösteren bir sürekliliktir.
Doğru cevap, Türk devlet geleneğinin temelini oluşturan veraset anlayışını içermektedir. Ülkenin hanedanın ortak malı sayılması ve yönetme yetkisinin ilahi bir kaynağa (Kut) dayandırılması, Asya Hunlarından itibaren gelen bir gelenektir. Uygurlar yerleşik hayata geçseler de bu merkezi siyasi anlayış değişmemiştir; dolayısıyla bu durum yerleşik hayatın bir sonucu değil, bir sürekliliktir.

Step-by-Step Solution

1
Seçenekleri analiz et
Seçeneklerin bir kısmı 'değişim' (inovasyon), bir kısmı ise 'süreklilik' (gelenek) içermektedir.
Uygurlar yerleşik hayata geçseler de tüm kurumlarını değiştirmemişlerdir.
2
Yerleşik hayatın sonuçlarını belirle
Mimari, yazılı hukuk, matbaa ve toprak mülkiyeti yerleşik yaşamın doğrudan sonuçlarıdır.
Bu unsurlar göçebe yaşam tarzında (bozkır kültürü) teknik veya pratik nedenlerle mümkün değildir.
3
Siyasi yönetim yapısını değerlendir
Veraset sistemi ve Kut anlayışının Uygurlarda da devam ettiği saptanır.
Bu durum, Uygurların kültürel olarak değişseler de siyasi meşruiyet temelinde köklerine sadık kaldıklarını gösterir.

Key Concept

Uygurlarda Kültürel Değişim ve Siyasi Süreklilik

Hints

1
Soruda yerleşik hayatın 'değiştirmediği', yani eski Türk devletlerinden miras kalan bir özellik aranmaktadır.

Practice More

Uygurlarda unvanların 'Ay' veya 'Kün' gibi göksel cisimlerle anılmaya başlamasının Maniheizm ile ilişkisini araştırın.
Estimated Time:1m 30s
Question 271Question

IV. yüzyılın sonlarında Hunların Balamir önderliğinde Karadeniz'in kuzeyinden batıya doğru ilerlemesiyle başlayan Kavimler Göçü, Avrupa'nın siyasi ve sosyal yapısında köklü değişimlere yol açmıştır. Bu süreçte Roma İmparatorluğu'nun merkezi otoritesinin sarsılması ve halkın can güvenliği endişesiyle yerel güçlere sığınması sonucunda ortaya çıkan, toprak mülkiyetine ve kişisel bağlılığa dayalı siyasi ve ekonomik düzen aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Feodalite (Derebeylik)

Answer

Feodalite (Derebeylik)
Kavimler Göçü sonucunda Roma İmparatorluğu'nun parçalanması ve merkezi otoritenin yok olmasıyla, Avrupa'da toprağa dayalı yerel güçlerin egemen olduğu Feodalite (Derebeylik) rejimi doğmuştur. Bu sistemde halk, kendini koruyacak bir merkezi güç bulamadığı için yerel senyörlere biat ederek onların koruması altına girmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Kavimler Göçü'nün Avrupa üzerindeki etkisini analiz et.
Roma İmparatorluğu'nun saldırılar karşısında zayıfladığı ve merkezi otoritenin çöktüğü görülür.
Siyasi bir boşluğun oluştuğunu tespit etmek gerekir.
2
Halkın bu kaos ortamında nasıl bir güvenlik stratejisi izlediğini belirle.
Halk, can ve mal güvenliği için merkezi krallık yerine yakındaki güçlü yerel beylere (senyörlere) sığınmıştır.
Süzeren-vassal (koruyan-korunan) ilişkisinin kökenini anlamak için gereklidir.
3
Ortaya çıkan yeni düzenin ismini tanımla.
Parçalanmış yönetim birimlerinden oluşan bu düzene Feodalite veya Derebeylik denir.
Soruda tarif edilen siyasi ve ekonomik yapının karşılığını bulmak amaçlanır.

Key Concept

Kavimler Göçü'nün Siyasi Sonuçları

Hints

1
Roma İmparatorluğu'nun zayıflamasıyla Avrupa'da büyük krallıklar yerine küçük yönetim birimleri oluşmuştur.
2
Bu düzen, koruyan (senyör) ve korunan (vassal) arasındaki kişisel bağlılığa ve şatolara dayanır.
3
Türkçe karşılığı 'Derebeylik' olan ve Orta Çağ Avrupa'sının en temel siyasi özelliğidir.

Practice More

Kavimler Göçü'nün sonucunda kurulan Avrupa Hun Devleti'nin, bu feodal yapılar üzerindeki askeri etkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 272Question

Avrupa Hun İmparatorluğu, Attila döneminde askeri ve siyasi gücünün zirvesine ulaşmış olsa da Attila'nın 453 yılındaki ani ölümü imparatorluk içinde hızlı bir çözülme sürecini başlatmıştır. Attila’nın oğulları arasındaki taht kavgaları merkezi otoriteyi zayıflatırken, daha önce Hun boyunduruğu altında yaşayan Germen kavimleri bu otorite boşluğundan yararlanarak isyan etmişlerdir.

Buna göre, 454 yılında gerçekleşen ve Hunların Avrupa'daki siyasi üstünlüğünün kesin olarak sona ermesine, ardından da Orta Asya'ya (Karadeniz'in kuzeyine) doğru çekilmelerine neden olan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nedao Savaşı

Answer

Hunların Avrupa'daki hakimiyetini bitiren gelişme Nedao Savaşı'dır.
Nedao Savaşı (454), Attila'nın ölümünden sonra Hunların hakimiyetindeki Germen kavimlerinin (başta Gepidler olmak üzere) Hunlara karşı kazandığı zaferdir. Bu savaşta Attila'nın en büyük oğlu İlek ölmüş ve Hunlar Macaristan ovalarından çekilmek zorunda kalmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Attila sonrası dönemi analiz etme
453'te Attila öldü ve oğulları İlek (Ellac), Dengizik ve İrnek arasında taht kavgaları başladı.
Yıkılışın iç sebeplerini anlamak için liderlik boşluğunu belirlemek gerekir.
2
Germen kavimlerinin tepkisini değerlendirme
Hun baskısı altında yaşayan Gepidler, Ostrogotlar ve Heruller gibi kavimler isyan etti.
Dış baskıların ve etnik ayaklanmaların siyasi sonuca etkisini görmek.
3
Kritik savaşı tespit etme
454 yılında yapılan Nedao Savaşı'nda Hun ordusu Germen ittifakına yenildi ve İlek hayatını kaybetti.
Bu savaşın Hunların Avrupa'daki varlığına vurduğu son darbeyi onaylamak.

Key Concept

Nedao Savaşı ve Avrupa Hun İmparatorluğu'nun Çöküşü

Hints

1
Soruda bahsedilen olay Attila'nın ölümünden hemen sonra, imparatorluğun dağılma sürecinde yaşanmıştır.
2
Bu savaşta Hunlar Romalılarla değil, isyan eden Germen kavimleriyle (Gepidler vb.) karşı karşıya gelmiştir.
3
454 yılında gerçekleşen ve Attila'nın oğlu İlek'in de öldüğü bu savaş, Pannonia (Macaristan) üzerindeki Türk hakimiyetini bitirmiştir.

Practice More

Hunların dağılmasıyla Avrupa'da oluşan otorite boşluğunun Feodalizm ve yeni Germen krallıkları üzerindeki etkisini inceleyin.
Estimated Time:1m 30s
Question 273Question

Uygurlar, Bögü Kağan döneminde Maniheizm dinini benimseyerek Türk tarihinde köklü bir değişim sürecine girmişlerdir. Bu yeni inançla birlikte hayvancılığın yerini tarım ve ticaret almış; kağıt ve matbaanın kullanımıyla kültürel hayat canlanmıştır. Bu yaşam tarzı değişikliği, Türklerin sanattan hukuka, sosyal yapıdan mimariye kadar pek çok alanda 'ilkleri' gerçekleştirmesine zemin hazırlamıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Uygurların yerleşik hayata geçmesi ve yeni bir inanç benimsemesiyle birlikte Türk kültüründe ilk kez görülen bir gelişmedir?

Show answer & explanation

Answer: Şehirlerin kurularak saray, kütüphane ve tapınak gibi kalıcı mimari yapıların inşa edilmesi

Answer

Şehirlerin kurularak saray, kütüphane ve tapınak gibi kalıcı mimari yapıların inşa edilmesi Uygurlar döneminde ilk kez görülen bir gelişmedir.
Türk tarihinde yerleşik hayata geçişle birlikte çadır kültüründen bina kültürüne geçilmiştir. Şehirlerin (balık) etrafının surlarla çevrilmesi, saraylar yapılması ve Maniheizm inancı gereği inşa edilen tapınaklar (stupalar) bu dönemin en belirgin ilkleridir.

Step-by-Step Solution

1
Yaşam tarzı değişimini analiz etme
Uygurların göçebelikten yerleşik hayata geçtiği tespit edilir.
Yerleşik hayat, taşınabilir eserlerden kalıcı eserlere geçişin temel şartıdır.
2
Maniheizm'in etkisini değerlendirme
Maniheizm'in etkisiyle tapınak (stupa) ve manastır inşasının başladığı görülür.
Yeni din, ibadet için kalıcı mekanlara ihtiyaç duyulmasına neden olmuştur.
3
Kültürel sonuçları eşleştirme
Saray, kütüphane ve ev mimarisinin Türk tarihinde ilk kez Uygurlarda kurumsallaştığı belirlenir.
Yerleşik düzen, şehirleşme ve mimari gelişimi beraberinde getirmiştir.

Key Concept

Yerleşik Hayatın Kültürel ve Mimari Sonuçları

Hints

1
Türk tarihinde 'balık' adı verilen şehirlerin hangi devletle ortaya çıktığını düşünün.
2
Yerleşik hayata geçiş, taşınması imkansız olan yapıların (saray, tapınak vb.) yapılmasına olanak sağlar.
3
Maniheizm inancı, Uygurları savaşçılıktan uzaklaştırarak onları ibadet edebilecekleri sabit mekanlar (tapınaklar) inşa etmeye yöneltmiştir.

Practice More

Uygur mimarisindeki 'Stupa' adı verilen tapınakların Türk-İslam mimarisindeki kümbet yapısına nasıl ilham verdiğini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 274Question

Uygurlar, Bögü Kağan döneminde Maniheizm dinini benimseyerek Türk toplumsal yapısında köklü bir değişim başlatmışlardır. Bu yeni inanç sisteminin hayvansal gıdaların tüketilmesini ve savaşmayı yasaklayan öğretileri, Uygurları göçebe hayatı terk ederek tarım ve ticarete yöneltmiştir. Bu süreçte "Balık" adı verilen planlı yerleşim birimleri oluşturulmuştur. Bu bilgilere dayanarak, Uygurların yerleşik hayata geçmesinin Türk tarihinde yol açtığı ilk ve en belirgin gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kalıcı mimari eserlerin ve sivil şehir kültürünün başlaması

Answer

Kalıcı mimari eserlerin ve sivil şehir kültürünün başlaması
Doğru cevap, Uygurların Maniheizm etkisiyle yerleşik hayata geçmelerinin bir sonucu olan kalıcı mimari ve şehirleşmedir. Türk tarihinde ilk kez tapınak, saray ve ev gibi sivil mimari örnekleri Uygurlar döneminde verilmiştir. Bu durum onları kendinden önceki göçebe Türk devletlerinden ayıran en temel farktır.

Step-by-Step Solution

1
Dini değişimin etkisini analiz et
Maniheizm'in et tüketimini ve savaşı yasaklaması, bozkır (göçebe) hayatını imkansız hale getirmiştir.
Göçebe hayat hayvancılığa ve savaşçılığa dayanır; din bu iki unsuru kısıtlamıştır.
2
Yaşam tarzı değişikliğini belirle
Uygurlar tarım yapabilmek ve ibadet edebilmek için yerleşik hayata geçmişlerdir.
Tarım ve Maniheist tapınak ihtiyacı sabit yerleşim yerlerini zorunlu kılar.
3
Sonucu tarihsel 'ilkler' açısından değerlendir
Çadırların yerini saray ve tapınakların (Balık) alması Türk tarihinde sivil mimarinin başlangıcı olmuştur.
Daha önceki Türk devletlerinde taşınabilir barınaklar (otağ) kullanılıyordu, kalıcı şehir yapıları yoktu.

Key Concept

Yerleşik Hayat ve Mimari Dönüşüm

Hints

1
Maniheizm dininin yasakladığı 'avcılık ve savaşçılık' gibi faaliyetlerin göçebe yaşamla ilişkisini düşünün.
2
Göçebe toplumlarda barınaklar taşınabilirdir (çadır). Sabit duran ve taştan/tuğladan yapılan yapılar hangi yaşam tarzında görülür?
3
Uygurların kurduğu 'Balık' isimli yerleşim birimleri, günümüzdeki 'şehir' kavramının ilk örnekleridir.

Practice More

Uygurların yerleşik hayata geçmesinin yazılı hukuk ve ticari belgeler üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 275Question

Uygurlar, Bögü Kağan döneminde Maniheizm ve Budizm gibi dinlerin etkisiyle yerleşik hayata geçerek kendilerinden önceki Türk devletlerinden farklı bir sosyo-kültürel yapı oluşturmuşlardır. Bu köklü değişim, Türk tarihinde mimariden hukuka, eğitimden sanata kadar birçok alanda teknik ve yapısal yeniliklerin önünü açmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Uygurların yerleşik yaşam ve dinsel değişim sonucunda Türk kültürüne kazandırdığı unsurlar arasında gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: Töre adı verilen hukuk kurallarının ilk kez oluşturulması

Answer

Töre adı verilen hukuk kurallarının ilk kez oluşturulması seçeneği yanlıştır çünkü töre, Türklerin konar-göçer olduğu en eski dönemlerden itibaren devlet ve toplum yapısını düzenleyen temel unsurdur.
Töre, Türk devlet geleneğinin en eski ve değişmez unsurlarından biridir. Hunlar ve Göktürkler gibi konar-göçer devletlerde de sözlü olarak uygulanan töre, Uygurlar tarafından ilk kez oluşturulmamış, sadece yerleşik hayata geçişin bir gereği olarak yazılı metinlere dökülmüştür. Bu nedenle 'ilk kez oluşturulması' ifadesi yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Uygurları diğer Türk devletlerinden ayıran temel farkı belirle.
Yerleşik hayat ve Maniheizm/Budizm inancı.
Bu değişimler sanatsal, mimari ve kültürel yeniliklerin kaynağıdır.
2
Seçeneklerdeki yeniliklerin Uygurların 'ilk'leri olup olmadığını kontrol et.
Matbaa, kağıt, tiyatro, örgün eğitim ve kütüphane Uygurların Türk tarihine kazandırdığı ilklerdir.
Bu unsurlar yerleşik yaşam ve dinsel metinlerin çoğaltılması ihtiyacıyla doğrudan ilgilidir.
3
Töre kavramının Türk tarihindeki kökenini analiz et.
Töre, Asya Hunları ve Göktürkler gibi konar-göçer devletlerde de mevcuttu.
Uygurların farkı töreyi 'oluşturmaları' değil, 'yazılı hukuk' haline getirmeleridir.

Key Concept

Uygurların Yerleşik Yaşam ve Maniheizm Etkisiyle Gelişen Kültürel Yenilikleri

Hints

1
Uygurların 'ilk'lerini düşünürken mutlaka 'yerleşik hayat' ve 'yazı/kitap' ekseninde düşünün.
2
Geleneksel Türk devletlerinde de olan ancak Uygurların sadece biçimini değiştirdiği bir kurumu arayın.
3
Töre, Hunlar ve Göktürklerde sözlü iken Uygurlarda hangi hale gelmiştir? Oluşturulması mı değişmiştir yoksa formatı mı?

Practice More

Uygurların yerleşik hayata geçmesinin ordu yapısı ve savaşçılık özellikleri üzerindeki olumsuz etkilerini inceleyen bir soru çözebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 276Question

Uygurların Maniheizm’i benimseyerek yerleşik hayata geçmesi, Türk tarihinde 'bozkır kültüründen' 'şehir medeniyetine' geçişin en keskin dönemecini temsil eder. Bu köklü değişim; yalnızca inanç sistemini ve beslenme alışkanlıklarını değil, aynı zamanda devletin kurumsal yapısını, hukuk anlayışını ve bilgi biriktirme yöntemlerini de radikal bir mutasyona uğratmıştır. Konar-göçer yaşamın sözlü geleneği, yerleşik yaşamın getirdiği karmaşık ticari ve toplumsal ilişkilerle birlikte yerini kayıtlı ve tescilli bir düzen anlayışına bırakmıştır. Buna göre, Uygur Devleti’nde görülen aşağıdaki gelişmelerden hangisi; yerleşik yaşamın zorunlu kıldığı 'hukuki denetim' ve 'bürokratik süreklilik' ihtiyacının, teknolojik bir araç olan matbaanın kullanımıyla birleştiği en kapsamlı ve özgün örneği teşkil eder?

Show answer & explanation

Answer: Kâğıt ve hareketli harf sistemine dayalı matbaayı kullanarak; vakıfnameler, vasiyetnameler ve ticari sözleşmeler gibi hukuki geçerliliği olan belgeleri çoğaltıp sistemli bir arşiv geleneği oluşturmaları

Answer

Uygurların kâğıt ve hareketli harf sistemini (matbaa) kullanarak vakıfnameler ve ticari sözleşmeler gibi hukuki belgeleri çoğaltıp arşivlemeleri, yerleşik yaşamın getirdiği bürokratik ihtiyacın teknolojik imkanlarla birleştiğinin en somut kanıtıdır.
Doğru cevap olan kâğıt ve matbaanın kullanımıyla hukuki metinlerin çoğaltılması; Uygurların yerleşik yaşamın getirdiği mülkiyet ve ticaret hukuku gibi karmaşık ihtiyaçları, o dönemin en ileri teknolojisiyle (hareketli harf sistemi) çözdüklerini ve bu birikimi kalıcı bir arşiv geleneğine dönüştürdüklerini gösterir. Bu durum, 'kurumsal süreklilik' ve 'hukuki denetim' vurgusunu tam olarak karşılar.

Step-by-Step Solution

1
Uygurların inanç ve yaşam biçimi değişikliğini analiz et.
Maniheizm yerleşik hayatı, tarımı ve ticareti zorunlu kılmıştır.
Konar-göçer yaşamdan yerleşik yaşama geçiş, toplumsal ve ekonomik ilişkileri karmaşıklaştırır.
2
Yerleşik hayatın getirdiği idari ve hukuki ihtiyaçları belirle.
Mülkiyet, kira, borç ve ortaklık gibi alanlarda sözlü kuralların yetersiz kalması sonucu yazılı hukuk belgeleri önem kazanmıştır.
Şehir hayatı, bireysel hakların ve ticari işlemlerin kayıt altına alınmasını gerektirir.
3
Kültürel birikimin kalıcı kılınması için kullanılan teknolojik aracı tespit et.
Uygurlar Çinlilerden öğrendikleri kâğıt ve matbaa tekniğini (hareketli harf sistemi) geliştirerek kullanmışlardır.
Bilginin ve hukuki kayıtların geniş kitlelere yayılması ve gelecek nesillere aktarılması ancak teknolojik araçlarla mümkündür.
4
Tüm unsurları (yerleşik hayat + hukuk + teknoloji) sentezle.
Hukuki metinlerin ve ticari belgelerin matbaa yoluyla çoğaltılarak sistemli bir şekilde arşivlenmesi, Uygurların ulaştığı medeniyet seviyesini gösterir.
Bu sentez, Türk tarihindeki 'kayıtlı medeniyet' ve 'kurumsal devlet' anlayışının temellerini oluşturur.

Key Concept

Yerleşik yaşamın ve Maniheizm’in etkisiyle Uygurlarda hukuk ve teknolojinin (matbaa) kurumsal bürokrasiyle sentezi.

Hints

1
Uygurlarda yerleşik yaşamla birlikte ticari ilişkilerin (kira, faiz, alım-satım) nasıl kayıt altına alındığını düşünün.
2
Türk tarihinde kütüphanecilik ve arşivcilik faaliyetlerinin başlamasında etkili olan teknolojik buluşa odaklanın.
3
Soru hem yerleşik yaşamın getirdiği 'hukuki' bir ihtiyacı hem de bu ihtiyacı karşılayan 'matbaa' kullanımını aynı anda istemektedir.

Practice More

Uygur hukuk belgelerinin (Turfan metinleri) içeriklerini ve bu belgelerin Türk-İslam devletlerindeki (örneğin Karahanlılar) bürokratik yapıya etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 277Question

İslamiyet öncesi Türk tarihinde Uygurlar, Maniheizm'in etkisiyle yerleşik hayata geçerek Türk devlet geleneğinde radikal bir dönüşüm başlatmışlardır. Bu süreçte matbaanın ve kâğıdın yaygın kullanımı, sadece edebî eserlerin çoğaltılmasını sağlamamış; aynı zamanda borç alıp verme, taşınmaz mal kiralama ve işçi sözleşmeleri gibi ekonomik faaliyetlerin metne dökülmesine imkân tanımıştır. Uygurlardan kalan bu yazılı hukuk vesikaları, Türk tarihinde özellikle hangi alanın kurumsal bir kimlik kazanmaya başladığının en güçlü kanıtıdır?

Show answer & explanation

Answer: Sivil hukuk

Answer

Uygurlarda ticari ve toplumsal ilişkilerin yazılı belgelere dayandırılması 'Sivil hukuk' alanının kurumsallaştığını gösterir.
Doğru cevap olan ifade, Uygurların yerleşik yaşama geçmesiyle birlikte bireyler arasındaki ticari ve hukuki ilişkilerin (borç, kira, vasiyet vb.) yazılı metinlere dökülmesini vurgular. Bu durum, Türk hukuk tarihinde kişisel hak ve borçları düzenleyen 'sivil hukuk' dalının sistemli ve kurumsal bir yapıya büründüğünün en somut kanıtıdır.

Step-by-Step Solution

1
Uygurların yaşam tarzındaki temel değişimi belirle.
Maniheizm etkisiyle yerleşik hayata geçilmesi ve ticari faaliyetlerin artması.
Yerleşik hayat, mülkiyet ve ticaret kavramlarını karmaşıklaştırır.
2
Kullanılan teknolojinin (matbaa ve kâğıt) hukuki sonuçlarını analiz et.
Kâğıt ve matbaa sayesinde hukuki işlemlerin (kira, borç, satış) yazılı hale getirilmesi.
Sözlü töre kurallarının yerleşik düzendeki ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalması.
3
Yazılı belgelerin (vesikaların) hangi hukuk dalına ait olduğunu saptama.
Borç, kira ve mülkiyet gibi bireyler arası ilişkiler 'sivil hukuk' kapsamındadır.
Türk tarihinde sivil hukukun yazılı ve kurumsal ilk örnekleri Uygurlarla başlamıştır.

Key Concept

Uygurlarda Yerleşik Hayat ve Sivil Hukukun Doğuşu

Hints

1
Uygurlar döneminde kâğıt ve matbaanın kullanılması, hukuki işlemlerin 'sözlü'den 'yazılı'ya geçmesini sağlamıştır.
2
Kira, borç ve faiz gibi kavramlar bireyler arasındaki ilişkileri düzenleyen özel hukuk kurallarıdır.
3
Türk tarihinde ilk kez bireysel sözleşmelerin yazılı vesikalarla kayıt altına alınması, 'sivil hukuk' kavramının kurumsallaştığını gösterir.

Practice More

Uygurların sivil hukuk alanındaki bu gelişimi ile sonraki Türk-İslam devletlerindeki 'Şer'i Hukuk' ve 'Örfi Hukuk' ayrımı arasındaki sürekliliği inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 278Question

Avrupa Hun hükümdarı Uldız tarafından temelleri atılan ve "Doğu Roma (Bizans) üzerinde baskı kurma, Batı Roma ile ise Germen kavimlerine karşı iyi ilişkiler geliştirme" şeklinde özetlenen geleneksel dış politika, Attila döneminde köklü bir değişikliğe uğramıştır. Attila, 451451 yılında Galya Seferi ile Batı Roma İmparatorluğu'nu doğrudan hedef almıştır.

Attila'nın bu stratejik makas değişikliğine giderek Batı Roma üzerine yürümesinde etkili olan temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Batı Roma İmparatoru'nun kız kardeşi Honoria'nın Attila'ya gönderdiği evlilik teklifi ve Attila'nın bu vesileyle imparatorluk topraklarının yarısını talep etmesi

Answer

Batı Roma İmparatoru'nun kız kardeşi Honoria'nın evlilik teklifi ve Attila'nın bu durumu imparatorluk topraklarının yarısını 'çeyiz' olarak talep etmek için kullanmasıdır.
Attila'nın Batı Roma İmparatorluğu'na saldırmak için kullandığı temel gerekçe, imparatorun kız kardeşi Honoria'nın kendisine gönderdiği mühürlü yüzük ve yardım talebidir. Attila bu talebi bir evlilik teklifi olarak yorumlamış ve Batı Roma topraklarının yarısını talep ederek 451451 yılında Galya üzerine yürümüştür.

Step-by-Step Solution

1
Uldız Dönemi politikasını analiz etme
Uldız, Doğu Roma'yı baskılarken Batı Roma ile dost kalarak Hunların Batıdaki Germen kavimlerini daha rahat kontrol etmesini sağlamıştır.
Dış politikanın başlangıç noktasını anlamak için gereklidir.
2
Attila'nın Doğu Roma seferlerini değerlendirme
Margus (434434) ve Anatolius (447447) antlaşmaları ile Doğu Roma vergiye bağlanmış ve etkisizleştirilmiştir.
Attila'nın Batı'ya yönelmeden önce arka cephesini nasıl güvene aldığını belirlemek için.
3
Batı Roma seferinin (Galya) diplomatik tetikleyicisini saptama
İmparator III. Valentinianus'un kız kardeşi Honoria, zorla evlendirilmek istenince Attila'dan yardım istemiş, Attila da bunu bir evlilik teklifi sayarak toprak talep etmiştir.
Seferin resmi ve meşru gerekçesini bulmak için.

Key Concept

Avrupa Hun Dış Politikası ve Casus Belli Kavramı

Hints

1
Hunlar, başlangıçta Germen kavimlerine karşı Batı Roma ile iş birliği içindeydi; ancak Attila döneminde bu denge değişti.
2
Attila'nın Batı Roma'yı hedef alması için Doğu Roma'yı (Anatolius Antlaşması ile) tamamen devre dışı bırakmış olması gerekiyordu.
3
Galya seferinin başlangıcında kişisel bir diplomatik kriz ve 'çeyiz' olarak talep edilen topraklar söz konusudur.

Practice More

Attila'nın 451451 Galya seferinden sonra 452452 yılında düzenlediği İtalya Seferi'nin sonuçlarını ve Papa I. Leo ile olan görüşmesini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 279Question

İslamiyet öncesi Türk tarihinde; maden işlemeciliğindeki ustalıkları nedeniyle 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak tanınan, Tomris Hatun gibi tarihin ilk kadın hükümdarlarından birine sahip olan ve Alper Tunga Destanı ile özdeşleşen topluluk aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İskitler (Sakalar)

Answer

Bozkırın Kuyumcuları olarak bilinen ve Tomris Hatun ile Alper Tunga gibi figürlere sahip olan topluluk İskitler (Sakalar) topluluğudur.
İskitler (Sakalar), maden işlemeciliğindeki (özellikle altın) ustalıkları nedeniyle 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak anılırlar. Tomris Hatun tarihteki ilk kadın hükümdarlardan biridir ve Alper Tunga ise Perslerle yaptıkları mücadelelerin (Şehname'de Afrasiyab adıyla geçer) başkahramanıdır.

Step-by-Step Solution

1
Anahtar kavramları analiz etme
'Bozkırın Kuyumcuları', 'Tomris Hatun', 'Alper Tunga' ve 'Şehname (Afrasiyab)' kavramları tespit edildi.
Sorudaki ayırt edici özellikler topluluğu tanımlamak için gereklidir.
2
Kültürel ve siyasi eşleştirme yapma
Bu özelliklerin tamamının Karadeniz'in kuzeyi ve Orta Asya'da hüküm süren İskitler ile örtüştüğü belirlendi.
Diğer Türk devletleri (Hunlar, Uygurlar) farklı unvanlar ve liderlerle anılır.

Key Concept

İskitler (Sakalar) ve Kültürel Mirasları

Hints

1
Bu topluluk Türk tarihinde bilinen ilk topluluk olma özelliğini taşır.
2
Hükümdarları Pers (İran) kaynaklarında Afrasiyab adıyla geçer.
3
Amazon adı verilen kadın savaşçılarıyla ve altın işleme sanatındaki hayvan üslubuyla ünlüdürler.

Practice More

İskitlerin hayvan üslubu sanatının Hun ve Göktürk sanatına olan etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 280Question

Avrupa Hun Devleti ile Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) arasında imzalanan Margos (434) Antlaşması ile Bizans'ın ödediği yıllık vergi miktarı iki katına çıkarılmış, 447 yılındaki II. Anatolios Antlaşması ile bu miktar üç katına yükseltilerek Bizans'ın ödeyeceği savaş tazminatı ağırlaştırılmıştır.

Bu bilgilere dayanarak Attila dönemi Avrupa Hun Devleti'nin Doğu Roma politikası hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Bizans'ı askerî ve ekonomik baskı yoluyla denetim altında tutarak kendine bağımlı hale getirmeyi amaçlamıştır.

Answer

Avrupa Hun Devleti, Bizans'ı askerî ve ekonomik baskı yoluyla denetim altında tutarak kendine bağımlı hale getirmeyi amaçlamıştır.
Verilen bilgilerde Margos ve Anatolios antlaşmalarıyla vergi yükünün sistematik olarak artırıldığı vurgulanmaktadır. Bu durum, Avrupa Hun Devleti'nin Bizans'ı askerî gücüyle sindirerek ekonomik olarak sömürdüğünü ve siyasi olarak kendine bağımlı kıldığını gösterir. Doğrudan ilhak yerine vergi politikası, dönemin Türk devlet stratejisinin temel özelliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Verilen antlaşma maddelerini analiz etme
Margos ve Anatolios antlaşmalarında vergi miktarlarının sürekli ve katlanarak arttığı görülmektedir.
Antlaşmaların niteliğini belirlemek için temel maddeler arasındaki ortak noktayı bulmak gerekir.
2
Dış politika stratejisini belirleme
Ağır vergiler ve tazminatlar, askerî zaferin diplomatik ve ekonomik bir kazanca dönüştürüldüğünü gösterir.
Bir devletin başka bir devleti ağır vergiye bağlaması, onu siyasi ve ekonomik olarak kendine mahkûm etmesi anlamına gelir.
3
Siyasi hedefleri yorumlama
Attila'nın doğrudan Bizans'ı yıkmak yerine vergiye bağlaması, devleti düzenli bir gelir kaynağı olarak gördüğünü kanıtlar.
Bozkır kültürüne dayalı Türk devletleri genellikle yerleşik devletleri tamamen yıkmak yerine vergiye bağlayarak otorite kurmayı tercih etmişlerdir.

Key Concept

Avrupa Hun Devleti'nin Bizans (Doğu Roma) üzerindeki vergiye dayalı üstünlük politikası.

Hints

1
Antlaşmalardaki vergi miktarlarının 350'den 700'e, ardından 2100 altına çıkarılmasına dikkat edin.
2
Bir devletin başka bir devlete ağır ekonomik yükümlülükler dayatması, onu savaşmadan kontrol altında tutma yöntemidir.
3
Attila'nın 'Tanrı'nın Kamçısı' olarak anılması, Avrupa üzerindeki askerî ve siyasi baskısının bir sonucudur; vergi maddeleri de bu baskının diplomatik sonucudur.

Practice More

Attila'nın Bizans üzerindeki bu baskıcı politikasının, Batı Roma İmparatorluğu'na yönelik seferleri (Galia ve İtalya) ile nasıl bir bütünlük oluşturduğunu araştırabilirsiniz.
Estimated Time:50s
PreviousPage 14 / 22Next
İslamiyet Öncesi Türk Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 14 | Examkin