Kan ve Lenfoid Sistem

301 questions

Question 121Question

Dilin kök kısmında (posterior 1/31/3) yer alan, yüzeyi çok katlı yassı epitel ile örtülü olan ve genellikle tek bir kript yapısına sahip olmasıyla karakterize lenfoid yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tonsilla lingualis

Answer

Doğru yanıt, dil kökünde yerleşen ve karakteristik olarak tek bir kript yapısı içeren Tonsilla lingualis'tir.
Doğru seçenek olan tonsilla lingualis, dil kökünde yerleşmiş lenfoid doku topluluklarıdır. Bu yapıların serbest yüzeyi, ağız boşluğunun devamı niteliğinde olan çok katlı yassı non-keratinize epitel ile örtülüdür. Histolojik olarak en belirgin özellikleri, her bir tonsilla ünitesinin genellikle tabanına Weber bezlerinin (müköz bezler) açıldığı tek bir geniş kript yapısına sahip olmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Lenfoid yapının anatomik lokalizasyonunu belirlemek.
Soruda belirtilen yapı dilin kök kısmında (posterior 1/31/3) yer almaktadır.
Tonsillalar bulundukları bölgeye göre isimlendirilirler.
2
Yüzey epitelini ve kript yapısını analiz etmek.
Yüzeyin çok katlı yassı epitel ile örtülü olması ve genellikle tek bir kript içermesi lingual tonsil için tipiktir.
Tonsilla palatina çok sayıda derin kript içerirken, Tonsilla pharyngea solunum epiteli ile örtülüdür ve kript içermez.

Key Concept

Tonsillaların (Waldeyer halkası) histolojik ayrımı

Practice More

Tonsilla pharyngea (adenoid) ile tonsilla palatina'nın epitel tipleri arasındaki temel farkları gözden geçirmek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:45s
Question 122Question

Sağlıklı bir kadının periferik kan yayması incelendiğinde, bazı nötrofillerin nükleus loblarından birine ince bir sapla bağlı, küçük bir kromatin çıkıntısı gözlenmektedir. 'Davul tokmağı' (drumstick) görünümü veren bu yapı aşağıdakilerden hangisini temsil eder?

Show answer & explanation

Answer: İnaktif XX kromozomu (Barr cisimciği)

Answer

İnaktif XX kromozomu (Barr cisimciği)
Doğru yanıt olan seçenek, dişilerde embriyonik gelişim sırasında rastgele inaktive edilen ve heterokromatin haline gelen XX kromozomunu ifade eder. Bu yapı nötrofillerde çekirdek lobuna bağlı küçük bir sap ve yoğun bir baş kısmı (davul tokmağı) şeklinde belirginleşir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın cinsiyetini ve hücre tipini analiz et.
Örnek bir kadından alınmıştır ve hücre bir nötrofildir.
Soruda belirtilen 'drumstick' yapısı tipik olarak kadınların nötrofillerinde görülür.
2
Nötrofil çekirdeğindeki özel morfolojik yapıyı tanımla.
Çekirdek lobuna bağlı saplı yapı, yoğun bir kromatin kütlesidir.
Bu yapı, Lyon hipotezine göre inaktive olan XX kromozomunun nötrofillerdeki yansımasıdır.
3
Yapının genetik karşılığını belirle.
Bu yapı Barr cisimciğidir.
İnaktif XX kromozomu heterokromatin olarak yoğunlaşır ve periferik yaymada 'drumstick' olarak fark edilir.

Key Concept

Nötrofillerde cinsiyet kromatininin (Barr cisimciği) görünümü
Question 123Question

Eritrositlerin (alyuvarların) damarlar içerisinde kolayca esnemesini, dar kapillerlerden geçebilmesini ve karakteristik bikonkav şeklini korumasını sağlayan temel hücre iskeleti proteini aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Spektrin

Answer

Eritrositlerin bikonkav şeklini ve esnekliğini sağlayan temel hücre iskeleti proteini spektrindir.
Spektrin, eritrositlerin plazma membranının altında aktin ve ankirin gibi proteinlerle etkileşime girerek esnek bir ağ oluşturur. Bu ağ, hücrenin bikonkav şeklini korumasını ve kapillerlerden geçerken deforme olup tekrar eski haline dönmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Eritrosit morfolojisini değerlendir.
Eritrositler, yüzey alanını artırmak ve esneklik sağlamak için bikonkav disk şeklindedirler.
Hücrenin dar alanlardan geçebilmesi için özelleşmiş bir iskelete ihtiyacı vardır.
2
Membran iskelet proteinlerini tanımla.
Hücre zarı altında spektrin proteinleri tetramerler oluşturarak bir ağ yapısı kurar.
Bu ağ yapısı, hücrenin mekanik gerilmelere karşı direncini ve şeklini korumasını sağlar.

Key Concept

Eritrosit membran iskeletinin temel bileşeni spektrin proteinidir.

Hints

1
Bu protein, hücre zarının hemen altında bir ağ (network) oluşturur.

Practice More

Eritrositlerin bu proteindeki eksikliklerde hangi hastalıklara (örn. Herediter Sferositoz) yol açabileceğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:30s
Question 124Question

Mikroskop altında bir lenfoid doku kesitini inceleyen bir öğrenci, parankime giren arteriyollerin etrafında kılıf şeklinde bir lenfosit topluluğu (PALS) ve bu kılıfın belirli bölgelerinde genişlemiş nodüler yapılar (Malpighi cisimcikleri) gözlemlemektedir. Bu yapıların hücresel kompozisyonu ve vasküler ilişkisi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Santral arteriyolün etrafını saran periarteriyel lenfatik kılıf (PALS) ağırlıklı olarak T lenfositlerden oluşurken; foliküller B lenfositlerden zengindir

Answer

Santral arteriyolün etrafını saran periarteriyel lenfatik kılıf (PALS) ağırlıklı olarak T lenfositlerden oluşurken; foliküller B lenfositlerden zengindir
Dalağın beyaz pulpası, trabeküler arterlerin parankime girmesiyle oluşan santral arteriyollerin etrafındaki lenfoid dokudur. Bu arteriyollerin hemen çevresinde 'Periarteriyel Lenfatik Kılıf' (PALS) bulunur ve bu bölge timusa bağımlı T lenfositlerden zengindir. PALS boyunca yer yer genişleyen nodüler yapılar ise Malpighi cisimcikleri (dalak folikülleri) olarak adlandırılır ve B lenfositlerden zengindir (germinal merkezler içerebilir).

Step-by-Step Solution

1
Dalağın histolojik bölümlerini tanımla
Dalak parankiması beyaz pulpa (lenfoid doku) ve kırmızı pulpa (kan filtrasyon alanı) olarak ikiye ayrılır.
Soruda bahsedilen yapılar (PALS, Malpighi cisimciği) beyaz pulpanın bileşenleridir.
2
Beyaz pulpanın vasküler ilişkisini ve hücresel dağılımını analiz et
Santral arteriyol, beyaz pulpada periarteriyel lenfatik kılıf (PALS) adı verilen T lenfosit tabakası ile çevrilidir. Bu kılıf üzerinde yer yer B lenfositlerden zengin foliküller (Malpighi cisimcikleri) gelişir.
Bu organizasyon, T ve B hücrelerinin antijen sunumu için özelleşmiş yerleşimini sağlar.
3
Seçenekleri değerlendir ve diğer lenfoid organ özelliklerini ele
Subkapsüler sinüs (lenf düğümü), Hassall cisimcikleri (timus) ve kriptalar (tonsilla) diğer organlara ait özelliklerdir. Kırmızı pulpa ise sinüzoidleri içerir.
Sadece PALS (T hücreleri) ve folikül (B hücreleri) ayrımını yapan seçenek dalak histolojisi için doğrudur.

Key Concept

Dalak Beyaz Pulpa Organizasyonu
Question 125Question

Oral kavite ve farenks mukozasında yer alan tonsillaların histolojik özellikleri değerlendirildiğinde; epitelyal invajinasyonlarla oluşan derin kriptlerin diplerine herhangi bir glandüler kanalın açılmaması nedeniyle, lümeninde debris birikimine ve inflamasyona en yatkın olan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tonsilla palatina

Answer

Tonsilla palatina
Tonsilla palatina, histolojik olarak yaklaşık 102010-20 adet derin epitelyal kript içerir. Bu kriptlerin en önemli özelliği, diplerine herhangi bir seröz veya müköz bez kanalının açılmamasıdır. Bu durum, kriptlerin içinde lenfositlerin, dökülmüş epitel hücrelerinin ve bakterilerin birikerek 'detritus' adı verilen yapıları oluşturmasına ve kronik enfeksiyonlara (tonsillit) zemin hazırlar.

Step-by-Step Solution

1
Tonsillaların yüzey epiteli ve kript yapısını analiz et
Tonsilla palatina ve lingualis çok katlı yassı epitel ile örtülüdür; tonsilla pharyngea ise solunum epiteli ile örtülüdür.
Epitel tipi organ ayrımında ilk kriterdir.
2
Kriptlerin diplerindeki bez kanalı varlığını kontrol et
Tonsilla lingualis'te müköz Weber bezleri kriptleri temizlerken, tonsilla palatina'da bez kanalı açılımı yoktur.
Kript temizlenme (flushing) mekanizması bu iki organı ayıran en spesifik histolojik farktır.

Key Concept

Tonsillalarda 'yıkama/temizleme' (flushing) mekanizmasının varlığı, kript diplerine açılan bez kanalları ile sağlanır; bu mekanizmanın eksikliği klinik olarak inflamasyona yatkınlık yaratır.
Estimated Time:1m 0s
Question 126Question

İnsan periferik kan yaymalarında agranülosit grubunda sınıflandırılan hücrelerin ayırıcı tanısında kullanılan kriterler ve bu hücrelerin immünolojik rolleri dikkate alındığında; yüzeyinde MHCMHC sınıfsınıf IIII (HLADRHLA-DR) moleküllerini yapısal olarak (konstitütif) eksprese etmesi, yüksek pinositotik aktivite göstermesi ve olgunlaştığında mononükleer fagosit sisteminin doku elemanlarını oluşturması beklenen hücre aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Monosit

Answer

Monositler, agranülositler arasında hem en büyük hücre olmaları hem de doku makrofajlarının (Kupffer hücreleri, alveolar makrofajlar, osteoklastlar vb.) öncülü olmalarıyla karakterizedirler.
Monositler, lökositler içerisinde en büyük olan hücrelerdir. Sitoplazmalarında bulunan ince azurofilik granüller (primer lizozomlar) nedeniyle 'buzlu cam' görünümü verirler. En önemli karakteristikleri, dokuya geçerek mononükleer fagosit sisteminin (makrofajlar, dendritik hücreler) üyelerine dönüşmeleridir. Ayrıca yüzeylerinde antijen sunumu için kritik olan HLADRHLA-DR (MHCMHC IIII) moleküllerini yapısal olarak taşırlar.

Step-by-Step Solution

1
Hücre sınıflandırmasını belirle
Soruda agranülosit grubu (lenfosit ve monosit) hedeflenmektedir.
Agranülositler, sitoplazmalarında ışık mikroskobunda görülebilen spesifik granülleri olmayan lökositlerdir.
2
Ultrastrüktürel ve immünofenotipik özellikleri analiz et
Monositler, lenfositlerden farklı olarak yüksek pinositotik aktiviteye, dantelsi (fibriler) kromatinde böbrek benzeri nükleusa ve konstitütif HLADRHLA-DR ekspresyonuna sahiptir.
Bu özellikler hücrenin antijen sunan hücre (APC) öncülü olma fonksiyonuyla ilişkilidir.
3
Doku gelişim potansiyelini değerlendir
Kan monositleri dokuya geçtikten sonra mononükleer fagosit sisteminin elemanlarını oluşturur.
Lenfositler ise dokuda plazma hücresi veya bellek hücresi gibi immünolojik formlara dönüşürler, makrofaj oluşturmazlar.

Key Concept

Monositlerin Ultrastrüktürü ve Fonksiyonel Karakterizasyonu
Question 127Question

Trombositlerin yapısında bulunan; pıhtılaşma sürecinde agregasyonu (yapışmayı) artıran ADP ile damar daralmasına (vazokonstrüksiyon) neden olan serotonin moleküllerini içeren granül tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Delta granülleri

Answer

Trombositlerde ADP ve serotonin molekülleri Delta granülleri içerisinde depolanmaktadır.
Delta granülleri (yoğun cisimcikler olarak da bilinir), trombositlerin pıhtılaşma sürecini başlatmak ve sürdürmek için ihtiyaç duyduğu ADP, ATP, pirofosfat, kalsiyum ve serotonin gibi küçük molekülleri depolayan özelleşmiş veziküllerdir.

Step-by-Step Solution

1
Trombosit granül tiplerini ve içeriklerini sınıflandır.
Trombositlerde Alfa (protein faktörler), Delta (yoğun cisimcikler - ADP/serotonin) ve Lambda (lizozomal enzimler) olmak üzere üç temel granül tipi bulunur.
Hücrenin hemostaz sürecindeki farklı aşamaları yönetmek için özelleşmiş veziküllere ihtiyacı vardır.
2
Serotonin ve ADP moleküllerinin fonksiyonunu ve yerini belirle.
Serotonin vazokonstrüksiyon yapar, ADP ise diğer trombositlerin bölgeye çekilmesini (agregasyon) sağlar; her ikisi de Delta granüllerinde bulunur.
Delta granülleri, küçük moleküllü ve iyonik içeriklerin (nükleotidler, aminler, kalsiyum) depolanma merkezidir.

Key Concept

Trombosit Granülleri ve İçerikleri
Question 128Question

Eritrositlerde enerji üretimi tamamen anaerobik glikoliz yoluyla gerçekleşir ve bu sürecin hızı, glikolitik enzimlerin membran proteinlerine geri dönüşümlü olarak bağlanmasıyla düzenlenebilir. Özellikle gliseraldehit-3-fosfat dehidrogenaz (GAPDHGAPDH), fosfofruktokinaz ve aldolaz gibi enzimlerin sitoplazmik bölgesiyle etkileşime girerek bu enzimlerin aktivitesini inhibe eden, aynı zamanda ankirin aracılığıyla hücre iskeletini lipid çift tabakasına bağlayan temel integral membran proteini aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bant 3 proteini

Answer

Bant 3 proteini (Anizyon Değiştirici 1), eritrositlerde glikolitik enzimlerin bağlanarak inaktive edildiği integral membran proteinidir.
Doğru yanıt olan Bant 3 proteini, eritrosit membranında en bol bulunan integral proteindir. Bu proteinin amino-terminal sitoplazmik ucu; gliseraldehit-3-fosfat dehidrogenaz, aldolaz ve fosfofruktokinaz gibi glikolitik enzimler için bağlanma sahası sunar. Enzimler buraya bağlıyken inaktiftirler, bu da eritrosit metabolizmasının membran düzeyinde kontrol edilmesini sağlar. Ayrıca ankirin aracılığıyla hücre iskeletini membrana sabitleyerek dikey stabiliteyi korur.

Step-by-Step Solution

1
Eritrosit metabolizmasını analiz et.
Eritrositler mitokondri içermez ve enerjiyi sadece anaerobik glikoliz ile üretir.
Metabolik hızın regülasyonu bu hücreler için hayati önem taşır.
2
Enzim regülasyon mekanizmasını belirle.
Glikolitik enzimler (GAPDHGAPDH, aldolaz), Bant 3 proteininin sitozolik ucuna bağlandığında inhibe olur.
Bu mekanizma, hücrenin oksijenlenme durumuna göre glikoliz hızını ayarlar.
3
Proteinin yapısal rolünü doğrula.
Bant 3, aynı zamanda ankirin üzerinden spektrin iskeletine tutunur.
Hücrenin yapısal bütünlüğü ile metabolizması arasındaki fonksiyonel ilişkiyi sağlar.

Key Concept

Bant 3 proteini (AE1), eritrositlerde hem iyon değişimi (Cl/HCO3Cl^-/HCO_3^-) ve yapısal destek sağlar hem de glikolitik enzimlerin bağlanma bölgesi olarak görev yapar.
Estimated Time:1m 30s
Question 129Question

Elektron mikroskobu incelemesinde, sitoplazmasındaki spesifik granüllerin elektron-yoğun kristalize bir merkez (internum) ve bunu çevreleyen daha az yoğun bir matriks (eksternum) yapısına sahip olduğu izlenen lökosit hücresi değerlendirilmektedir. Bu granüllerin kristalize merkezinde (internum) yoğun olarak bulunan ve hücrenin ışık mikroskobunda karakteristik kuvvetli asidofilik boyanmasından birincil derecede sorumlu olan molekül aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Major Bazik Protein (MBP)

Answer

Eozinofil granülünün kristalize merkezinde (internum) bulunan ve asidofilik boyanmayı sağlayan molekül Major Bazik Protein (MBP)'dir.
Soruda tarif edilen kristalize merkez (internum) ve matriks (eksternum) yapısı, eozinofil granülositlerin spesifik granüllerinin elektron mikroskobik karakteristik özelliğidir. Bu granüllerin internum kısmında Major Bazik Protein (MBP) bulunur. MBP, parazitlerin kutikulasını bozarak sitotoksik etki gösterir ve güçlü bazik yapısı (argininden zengin) nedeniyle asidik boya olan eozini tutarak granüllerin parlak pembe/kırmızı görünmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Hücre tipini belirle
Tanımlanan 'kristalize merkez' (internum) yapısı, eozinofil granülositlerin spesifik granüllerine özgü ayırt edici bir ultrastrüktürel bulgudur.
Sadece eozinofil granülleri internum ve eksternum ayrımı gösterir.
2
Granül alt birimlerinin içeriğini analiz et
Bu granüllerin kristalize internum kısmında Major Bazik Protein (MBP) bulunurken, matriks (eksternum) kısmında Eozinofil Peroksidaz (EPO), Eozinofil Katyonik Protein (ECP) ve Eozinofil Türevli Nörotoksin (EDN) bulunur.
MBP'nin kristalize formu internumu oluşturur.
3
Boyanma özelliğini ilişkilendir
MBP, içerdiği yüksek orandaki arginin amino asidi nedeniyle güçlü bazik bir proteindir ve asidik boyalarla (eozin) kuvvetli reaksiyon vererek hücreye asidofilik (pembe-kırmızı) görünümünü kazandırır.
Hücrenin adını aldığı 'eozinofili' özelliğinin temel nedeni MBP'dir.

Key Concept

Eozinofil granüllerinin ultrastrüktürel yapısında, kristalize internum (MBP içerir) ve amorf matriks/eksternum (EPO, ECP, EDN içerir) ayrımı bulunur. MBP, hücrenin asidofilik boyanmasından sorumludur.

Hints

1
Sorudaki 'kristalize merkez' ifadesi eozinofil granülositleri işaret etmektedir.
2
Bu hücrenin adını almasını sağlayan (eozini seven) özellik, bu proteinin aşırı bazik yapısından kaynaklanır.
3
Proteinin adı 'Major' ve 'Bazik' kelimelerini içerir.

Practice More

Nötrofil granülositlerin primer ve sekonder granül içeriklerini karşılaştıran bir soru çözebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 130Question

Tonsillaların histolojik özellikleri ve mukozayla ilişkili lenfoid doku (MALTMALT) içindeki organizasyonları değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tonsilla lingualis'te epitelyal invajinasyonların oluşturduğu kriptlerin tabanına Weber bezlerinin kanalları açılır.

Answer

Tonsilla lingualis'te bulunan kriptlerin tabanına müköz karakterdeki Weber bezlerinin kanalları açılır ve bu salgı kriptlerin temizlenmesine (flushing) yardımcı olur.
Tonsilla lingualis, dil kökünde yer alan çok sayıda lenfoid nodülden oluşur. Her bir nodülün merkezinde tek bir kript bulunur. Bu kriptlerin tabanına Weber bezleri adı verilen müköz tükürük bezlerinin kanalları açılır. Bu salgı, kript içindeki döküntüleri temizleyerek enfeksiyon riskini azaltır. Bu özellik, bez kanallarının kriptlere açılmadığı Tonsilla palatina'dan en önemli farkıdır.

Step-by-Step Solution

1
Tonsillaların yerleşim yerlerine göre epitel tiplerini ayırt et.
Tonsilla palatina ve lingualis çok katlı yassı epitel ile örtülüyken, tonsilla pharyngea solunum epiteli ile örtülüdür.
Organların lümenle temas eden yüzeyleri, bulundukları anatomik bölgenin epitel özelliklerini yansıtır.
2
Kript ve yüzeyel katlanma (pleat) yapılarını karşılaştır.
Tonsilla palatina'da 10-20 adet derin kript, tonsilla lingualis'te tek bir kript bulunurken; tonsilla pharyngea'da kript yerine yüzeyel katlanmalar görülür.
Histolojik preparatlarda kript yapısı en önemli ayırıcı tanılardan biridir.
3
Bezlerin kriptlerle olan ilişkisini değerlendir.
Tonsilla lingualis'te Weber bezleri doğrudan kript tabanına açılır; tonsilla palatina'da ise bezler kapsülün dışında yer alır ve kriptlere açılmaz.
Bu özellik tonsilla lingualis'in en karakteristik histolojik markerıdır.

Key Concept

Tonsillaların (Palatina, Pharyngea, Lingualis) epitel, kapsül, kript ve bez yapıları üzerinden histolojik ayrımı.
Question 131Question

Lenf düğümü histolojisi ve bu organ içerisindeki lenfosit sirkülasyon dinamikleri dikkate alındığında, 'parakorteks' (derin korteks) bölgesi için aşağıdakilerden hangisi en karakteristik özelliktir?

Show answer & explanation

Answer: Kübik endotelli postkapiller venüller (HEV) aracılığıyla naif T lenfositlerin kan sirkülasyonundan organ parankimasına geçişini sağlaması

Answer

Parakorteks, kübik endotelli postkapiller venüller (HEV) aracılığıyla T lenfositlerin sirkülasyondan organa girdiği temel bölgedir.
Parakorteks, lenf düğümünün 'timusa bağımlı' (thymus-dependent) bölgesidir. Bu bölgenin en karakteristik özelliği, yüksek endotelli venüllerin (HEV) burada bulunmasıdır. Naif T lenfositler, bu kübik/kolumnar endotelli damarlar üzerinden kan sirkülasyonunu terk ederek lenf düğümü parankimasına girerler. DiGeorge sendromu gibi timus gelişiminin bozulduğu durumlarda bu bölge hipoplaziktir.

Step-by-Step Solution

1
Lenf düğümü bölgelerinin (korteks, parakorteks, medulla) hücre içeriğini belirle.
Dış korteks B hücresi, parakorteks T hücresi, medulla ise plazma hücresi ve makrofaj ağırlıklıdır.
Bölgelerin fonksiyonel ayrımını yapmak sorunun temelidir.
2
Parakorteksin (derin korteks) ayırt edici vasküler yapısını tanımla.
Bu bölgede yüksek endotelli venüller (High Endothelial Venules - HEV) bulunur.
HEV'ler, lenfositlerin postkapiller düzeyde kanı terk edip lenfoid dokuya geçmesini sağlayan spesifik yapılardır.
3
Diğer lenfoid organlarla (timus, dalak) karşılaştırma yap.
PALS dalağa, Hassall korpuskülleri timusa, foliküller ise dış kortekse aittir.
TUS sınavında benzer organ yapıları arasındaki farklar sıklıkla sorgulanır.

Key Concept

Parakorteks (Derin Korteks) ve HEV Fonksiyonu

Practice More

Lenf düğümü sinüslerindeki lenf akış sırasını (afferent -> subkapsüler -> trabeküler -> medüller -> efferent) tekrar etmek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 30s
Question 132Question

Olgun eritrositler, gelişim süreçlerinde organellerini kaybetmeleri ve metabolik enerjilerini tamamen anaerobik glikoliz yoluyla sağlamaları nedeniyle, mikrosirkülasyondaki mekanik strese karşı koyabilmek için yüksek oranda özelleşmiş bir membran iskeletine ihtiyaç duyarlar. Bu iskeletin plazma membranına tutunması 'dikey' (vertical) stabiliteyi, iskeletin kendi içindeki protein ağının bütünlüğü ise 'yatay' (horizontal) stabiliteyi sağlar. Buna göre, spektrin tetramerlerinin distal uçlarını kısa aktin protofilamentlerine bağlayarak yatay stabiliteyi sağlayan ve eksikliğinde hücrelerin eliptik bir form almasına (herediter eliptositoz) neden olan bağlantı kompleksi (junctional complex) bileşeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Protein 4.1

Answer

Doğru seçenek Protein 4.14.1 olup, bu protein eritrosit membran iskeletinde spektrin-aktin etkileşimini stabilize ederek yatay (horizontal) bütünlüğü sağlar.
Protein 4.14.1, eritrosit membran iskeletinde 'bağlantı kompleksi' (junctional complex) adı verilen kritik düğüm noktalarında yer alır. Bu protein, spektrin tetramerlerinin distal uçlarının kısa aktin protofilamentlerine bağlanma afinitesini artırarak iskeletin yatay (horizontal) düzlemdeki bütünlüğünü ve esnekliğini sağlar. Bu etkileşimin bozulması, hücrenin mekanik deformasyon sonrası bikonkav şekline dönememesine ve eliptik bir formda kalmasına (herediter eliptositoz) neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Eritrosit membran stabilite mekanizmalarını dikey ve yatay olarak ayırın.
Dikey stabilite iskeleti membrana bağlar (Ankirin yolu), yatay stabilite iskeletin kendi içindeki ağ yapısını (Spektrin-Aktin yolu) korur.
Hangi proteinin hangi düzlemde çalıştığını belirlemek sorunun çözüm anahtarıdır.
2
Bağlantı kompleksi (junctional complex) bileşenlerini tanımlayın.
Kompleks; spektrin uçları, kısa aktin filamentleri, Protein 4.14.1, adusin ve tropomiyozinden oluşur.
Yatay stabiliteyi sağlayan spesifik moleküler yapıyı tanımlamak gerekir.
3
Klinik korelasyonu (eliptositoz) değerlendirin.
Yatay stabilite bozuklukları (spektrin tetramerizasyon hatası veya Protein 4.14.1 eksikliği) eliptositoza yol açar.
Mekanik stres altındaki hücrenin geri dönememesi şekil bozukluğunun tipini belirler.

Key Concept

Eritrosit Membran İskeleti ve Stabilite Tipleri
Estimated Time:1m 30s
Question 133Question

Timus histolojisinde, sadece medulla bölgesinde yer alan ve yassılaşmış epitelyal retiküler hücrelerin konsantrik olarak dizilmesiyle oluşan karakteristik yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hassall cisimciği

Answer

Hassall cisimciği
Hassall cisimcikleri (timik cisimcikler), sadece timusun medulla tabakasında gözlenen, yassılaşmış Tip VI epitelyal retiküler hücrelerin konsantrik dizilimiyle oluşan yapılardır. Bu yapılar timusu diğer lenfoid organlardan ayıran en önemli histolojik özelliklerden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Timusun histolojik bölgelerini ve bu bölgelere özgü karakteristik yapıları belirleyin.
Timus korteks ve medulla olmak üzere iki ana bölgeden oluşur. Medulla bölgesi kortekse göre daha açık boyanır ve sadece bu bölgeye özgü olan Hassall cisimciklerini içerir.
Soruda istenen yapının anatomik konumunu doğrulamak için.
2
Hassall cisimciklerinin hücresel yapısını analiz edin.
Bu yapılar, Tip VI epitelyal retiküler hücrelerin konsantrik olarak kümelenmesi ve merkezde keratinleşme göstermesiyle oluşur.
Morfolojik tanımın sorudaki tanımla örtüştüğünü teyit etmek için.

Key Concept

Hassall cisimcikleri, timusun medullasına özgü tanısal bir histolojik özelliktir.
Question 134Question

Periferik kan yayması incelendiğinde; sağlıklı bir bireyde kanda en düşük oranda (<1%< 1\%) rastlanan, nükleusu genellikle sitoplazmasındaki yoğun ve iri bazofilik granüller tarafından örtüldüğü için net seçilemeyen hücre aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bazofil

Answer

Bazofil
Bazofiller, sağlıklı bireylerin periferik kan yaymalarında en nadir görülen (<1%< 1\%) granülositlerdir. Karakteristik olarak, sitoplazmalarında bulunan büyük, metakromatik ve bazofilik (mor/siyah) granüller o kadar yoğundur ki, genellikle hücrenin loblu nükleusunun üzerini örterek görünmesini engellerler.

Step-by-Step Solution

1
Lökositlerin periferik kandaki dağılım oranlarını değerlendir.
Kanda en nadir bulunan (0.51%0.5-1\%) hücre bazofildir.
Hücrenin görülme sıklığı tanı için ilk ipucudur.
2
Hücrenin nükleer ve sitoplazmik morfolojisini analiz et.
Nükleusu örten koyu bazofilik granüllerin varlığı tespit edildi.
Bu morfolojik görünüm bazofillerin en ayırt edici özelliğidir.

Key Concept

Bazofil granülositlerin morfolojik ve kantitatif özellikleri
Estimated Time:40s
Question 135Question

İnsan periferik kan yaymasında morfolojik olarak agranülosit grubunda sınıflandırılmasına rağmen, sitoplazmasında perforin ve granzim gibi mediyatörleri içeren belirgin azurofilik granüller bulundurması nedeniyle 'büyük granüler lenfosit' (LGLLGL) olarak tanımlanan hücre aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Doğal öldürücü (NK) hücre

Answer

Doğal öldürücü (NK) hücre
Doğal öldürücü (NK) hücreler, ışık mikroskobunda lenfositler gibi agranülosit sınıfında görülmelerine rağmen, sitoplazmalarında hedef hücre lizisi için gerekli perforin ve granzimleri içeren belirgin azurofilik granüller taşırlar. Bu karakteristik görünümleri nedeniyle hematolojide ve histolojide 'büyük granüler lenfosit' (LGLLGL) olarak tanımlanırlar.

Step-by-Step Solution

1
Hücre grubunun belirlenmesi
Hücrenin agranülosit (lenfosit veya monosit) olduğu saptanır.
Lökositler granül içeriğine göre granülosit ve agranülosit olarak ikiye ayrılır; lenfositler agranülosit sınıfındadır.
2
Spesifik morfolojik isimlendirmenin analizi
'Büyük granüler lenfosit' (LGLLGL) teriminin karşılığı aranır.
Agranülosit olmasına rağmen sitoplazmik granül içeren özel lenfosit alt grubu LGL olarak tanımlanır.
3
İçerik ve fonksiyon eşleştirmesi
Perforin ve granzim içeren bu hücrelerin NK hücreleri olduğu doğrulanır.
NK hücreleri ve bazı aktif sitotoksik T hücreleri, hedef hücreyi öldürmek için kullandıkları bu proteinleri azurofilik granüllerinde depolar.

Key Concept

Büyük Granüler Lenfositler (LGL) ve NK Hücre Morfolojisi
Question 136Question

Nasofarenks tavanında yer alan, serbest yüzeyi yalancı çok katlı silli prizmatik epitel (solunum epiteli) ile örtülü olan ve derin kript yapıları yerine sadece yüzeysel mukoza kıvrımları içeren lenfoid yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tonsilla pharyngea

Answer

Tonsilla pharyngea (farengeal tonsil), nazofarenks yerleşimi nedeniyle solunum epiteli ile örtülü olan ve derin kriptler yerine yüzeysel kıvrımlar içeren lenfoid yapıdır.
Tonsilla pharyngea (farengeal tonsil), nazofarenksin tavan ve arka duvarında yer alır. Bu konumu nedeniyle, ağız boşluğundaki diğer tonsillalardan farklı olarak yalancı çok katlı silli prizmatik epitel (solunum epiteli) ile örtülüdür. Ayrıca, tonsilla palatina'da görülen derin ve dallanan kriptler yerine, sadece yüzeysel mukoza katlanmalarına sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Epitelyal örtünün tanımlanması
Yalancı çok katlı silli prizmatik epitel (solunum epiteli)
Nazofarenks bölgesindeki yapıların karakteristik epitel tipidir.
2
Yüzey morfolojisinin analizi
Derin kriptlerin yokluğu, yüzeysel kıvrımların varlığı
Tonsilla palatina ve lingualis'in aksine farengeal tonsilde dallanan derin kript yapısı bulunmaz.
3
Yapının isimlendirilmesi
Tonsilla pharyngea
Verilen histolojik özelliklerin tamamı tonsilla pharyngea (adenoid) ile uyumludur.

Key Concept

Tonsillaların epitelyal örtü ve kript yapılarına göre histolojik ayrımı
Question 137Question

Lenf düğümlerinde lenfosit trafiğinin düzenlenmesi ve hücrelerin dokuyu terk etme (egressegress) süreci ile ilgili histofizyolojik mekanizmalar değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Lenfositlerin lenf düğümünden ayrılması, lenf sıvısındaki yüksek S1PS1P (sfingozin-1-fosfat) konsantrasyonuna yanıt olarak, hücre yüzeyindeki S1PR1S1PR_1 reseptörleri aracılığıyla medüller sinüslerden efferent lenf damarlarına doğru gerçekleşir.

Answer

Lenfositlerin lenf düğümünden ayrılması, lenf sıvısındaki yüksek S1P konsantrasyonuna yanıt olarak S1PR1 reseptörleri aracılığıyla medüller sinüslerden efferent lenf damarlarına doğru gerçekleşir.
Lenfositlerin lenf düğümünü terk etmesi (egressegress), lenfoid organ parankimi ile lenf/kan sıvısı arasındaki S1PS1P (sfingozin1fosfatsfingozin-1-fosfat) gradyanına dayanır. Lenfositler, yüzeylerindeki S1PR1S1PR_1 reseptörleri aracılığıyla bu yüksek konsantrasyona doğru hareket ederler. Bu süreç anatomik olarak medüller sinüslerden efferent lenf damarlarına geçiş şeklinde gerçekleşir.

Step-by-Step Solution

1
Lenfosit giriş ve çıkış yollarını tanımlayın.
Lenfositler HEV'ler (parakorteks) üzerinden girer, efferent lenf (medulla) üzerinden çıkar.
Doku trafiğinin anatomik yönünü belirlemek yanlıştan kaçınmak için ilk adımdır.
2
Egress (çıkış) sürecini yöneten moleküler gradyanı analiz edin.
Doku parankiminde S1P (sfingozin-1-fosfat) düşüktür; lenf ve kan sıvısında ise yüksektir.
Hücrelerin hareketini sağlayan kemotaktik kuvvetin kaynağını anlamak gerekir.
3
Lenfosit reseptör etkileşimini ve aktivasyon durumunu değerlendirin.
Hücreler S1PR1 reseptörü ile gradyanı takip eder. Aktivasyon durumunda CD69 ekspresyonu S1PR1'i internalize ederek çıkışı engeller.
Hücrelerin antijenle karşılaştığında neden dokuda kaldığını (retention) açıklayan mekanizmadır.
4
Anatomik yerleşimi doğrulayın.
Çıkışın son noktası medüller sinüsler ve oradan efferent lenf damarıdır.
Sürecin tamamlandığı histolojik bölgeyi netleştirmek için gereklidir.

Key Concept

Lenfosit Resirkülasyonu ve S1P Gradyanı
Question 138Question

Dalak kırmızı pulpasında bulunan venöz sinüzoidler, kan hücrelerinin filtrasyonunda görev alan özelleşmiş damar yapılarıdır. Bu sinüzoidlerin duvarını oluşturan endotel hücreleri (fıçı tahtası hücreleri) ve bazal membran organizasyonu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Endotel hücrelerini dıştan enine (transvers) saran, halka veya şerit şeklinde kesintili bir bazal membran yapısı bulunur

Answer

Endotel hücrelerini dıştan enine (transvers) saran, halka veya şerit şeklinde kesintili bir bazal membran yapısı bulunduğunu ifade eden seçenek
Dalak kırmızı pulpasındaki sinüzoidler, 'fıçı tahtası' (stave cells) olarak adlandırılan uzunlamasına yerleşmiş özelleşmiş endotel hücreleri ile döşelidir. Bu yapının en karakteristik özelliği, bazal membranın (bazal lamina) diğer kapillerlerdeki gibi sürekli bir tabaka oluşturmayıp, endotel hücrelerini dıştan saran kesintili halkalar veya şeritler şeklinde düzenlenmiş olmasıdır. Bu yapı, bir tahta fıçının etrafındaki metal çemberlere benzer ve kan hücrelerinin sinüzoid lümenine giriş-çıkışına izin veren geniş pencereler (fenestralar) sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Dalak sinüzoidlerinin temel fonksiyonunu hatırla
Dalak sinüzoidleri, yaşlı ve deforme olamayan eritrositleri kordonlardan kana geçerken filtreler. Bu, yüksek geçirgenlik gerektirir.
Yapı-fonksiyon ilişkisini kurmak için
2
Endotel ve bazal membran yapısını analiz et
Endotel hücreleri uzunlamasına (fıçı tahtası gibi) dizilmiştir. Hücreler arasında geniş yarıklar vardır.
Hücresel organizasyonu belirlemek için
3
Bazal membranın sürekliliğini değerlendir
Kan hücrelerinin (eritrositlerin) sinüzoid duvarından geçebilmesi için bazal membranın sürekli olmaması gerekir. Dalakta bazal membran, endoteli enine saran halkalar (çemberler) şeklinde ve oldukça kesintilidir.
Doğru seçeneği teyit etmek için

Key Concept

Dalak Sinüzoid Yapısı (Stave Cells)

Hints

1
Bu damarların temel görevi, yaşlı eritrositlerin dolaşımdan ayrılabilmesi için fiziksel bir bariyer/filtre oluşturmaktır.
2
Yapısı bir 'fıçıya' benzetilir; fıçının tahtaları endotel hücreleri ise, fıçıyı bir arada tutan metal çemberler neye karşılık gelir?

Practice More

Dalak kan dolaşımında 'açık' ve 'kapalı' dolaşım teorilerini karşılaştıran bir soru çözülmesi önerilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 139Question

Trombositlerin ışık mikroskobik incelemesinde 'hiyalamer' olarak adlandırılan açık renkli periferik bölgede yer alan ve aktivasyon sırasında polimerize olup psödopod (yalancı ayak) oluşumunu ve pıhtı retraksiyonunu (büzülme) gerçekleştiren temel ultrastrüktürel bileşen aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aktin ve miyozin mikroflamanları

Answer

Aktin ve miyozin mikroflamanları
Aktin ve miyozin mikroflamanları, trombositin hiyalamer (yapısal zon) bölgesinde bulunur ve aktive olduklarında bir araya gelerek pıhtının hacmini küçülten (retraksiyon) ve hücreden dışarı doğru uzantılar (psödopod) oluşmasını sağlayan mekanik kuvveti oluştururlar.

Step-by-Step Solution

1
Trombosit bölgelerini ayırt et.
Trombositler periferik 'hiyalamer' ve merkezi 'granülomer' olmak üzere iki ana bölgeden oluşur.
Soru hiyalamer bölgesindeki fonksiyonel bir yapıyı sormaktadır.
2
Hiyalamer içeriğini ve fonksiyonunu analiz et.
Hiyalamer, yapısal zonu (mikrotübüller ve mikroflamanlar) içerir.
Hücre şekli ve hareketi bu bölgedeki sitoskeletal elemanlarca yönetilir.
3
Kontraktil süreci belirle.
Aktin ve miyozin polimerizasyonu, pıhtının büzülmesini (retraksiyon) sağlar.
Psödopod oluşumu ve hacimsel küçülme (retraksiyon) tipik bir aktin-miyozin etkileşimidir.

Key Concept

Trombosit hiyalamerinde bulunan aktin ve miyozin, pıhtı retraksiyonu ve şekil değişiminden sorumlu temel kontraktil proteinlerdir.
Question 140Question

Eritrositler, olgunlaşma sürecinde nükleus ve organellerini kaybeden, enerji ihtiyaçlarını sadece anaerobik glikoliz yoluyla karşılayan özelleşmiş hücrelerdir. Bu hücrelerin dar kapillerlerden geçerken şekil değiştirebilmesi ve sonrasında bikonkav formuna geri dönebilmesi, membran iskeleti ile integral proteinler arasındaki bağlantılara bağlıdır. Spektrin ağını Band 3 proteini üzerinden plazma membranına bağlayarak "vertikal stabilite" sağlayan ve eksikliğinde herediter sferositoz tablosu gelişen temel protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ankirin

Answer

Ankirin proteini, eritrosit membran iskeletini Band 3 proteini üzerinden plazma membranına bağlayarak dikey (vertikal) stabiliteyi sağlayan temel yapıdır.
Doğru yanıt olan protein, spektrin iskeletini integral bir protein olan Band 3'e bağlayarak membranın iskelet üzerine tam oturmasını sağlar. Bu bağlantı koparsa membran yüzey alanı azalır ve hücre sferositer bir hal alır.

Step-by-Step Solution

1
Eritrosit membranının yapısal organizasyonunu analiz edin.
Eritrosit membranı, altında spektrin ağından oluşan bir hücre iskeleti ile desteklenir.
Bikonkav şeklin korunması için iskeletin membrana sıkıca tutunması gerekir.
2
Vertikal ve horizontal stabilite kavramlarını ayırt edin.
Vertikal stabilite, iskeletin membrana tutunmasını; horizontal stabilite ise iskelet ağının kendi içindeki bütünlüğünü ifade eder.
Herediter sferositoz gibi klinik tablolar genellikle vertikal stabilite kusurlarından (ankirin veya spektrin eksikliği) kaynaklanır.
3
Ankirin proteininin spesifik görevini belirleyin.
Ankirin, spektrin tetramerlerinin merkezine yakın bir noktadan bağlanarak onları integral bir protein olan Band 3'e bağlar.
Bu bağlantı, membranın iskeletten ayrılmasını (veziküllenmeyi) engeller.

Key Concept

Eritrosit membranında vertikal stabilite Ankirin-Band 3 etkileşimi ile sağlanır.

Hints

1
Bu proteinin eksikliğinde eritrositler bikonkav şeklini kaybedip küre şeklini alır.
2
Bu protein, iskelet ile anyon değiştirici kanal (Band 3) arasında bir köprü kurar.

Practice More

Eritrosit bağlantı kompleksindeki (junctional complex) proteinleri ve horizontal stabilite kusurlarında görülen herediter eliptositoz tablosunu inceleyin.
Estimated Time:50s
PreviousPage 7 / 16Next
Kan ve Lenfoid Sistem — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 7 | Examkin