Bakteriyoloji

394 questions

Question 101Question

Bir hastane enfeksiyonu salgınında izole edilen *Enterobacteriaceae* suşlarında, farklı antibiyotik sınıflarına karşı direnç genlerinin hem plazmidler arasında hem de plazmid ile bakteriyel kromozom arasında hızla yer değiştirdiği gözlenmiştir. Bu süreçte rol oynayan, kendi başına replike olma yeteneği bulunmayan ve DNA segmentlerinin bir lokasyondan diğerine taşınmasını sağlayan genetik eleman aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Transpozonlar

Answer

Transpozonlar
Transpozonlar, kendi başlarına replike olamayan ancak bir replikona (kromozom veya plazmid) entegre olarak yaşamını sürdüren ve DNA üzerinde lokasyon değiştirebilen elemanlardır. Antibiyotik direnç genlerini taşıma kapasiteleri sayesinde bakterilerde çoklu direncin (MDR) genomik düzeyde yayılmasında kritik öneme sahiptirler.

Step-by-Step Solution

1
Genetik elemanın temel özelliklerini belirle
Elemanın bağımsız replike olamadığı ve DNA segmentlerini taşıdığı saptanmıştır.
Bu özellikler 'sıçrayan gen' olarak da bilinen transpozonları tanımlar.
2
Antibiyotik direnci ile olan klinik ilişkiyi değerlendir
Direnç genlerinin plazmid ve kromozom arasında geçiş yapması transpozisyon mekanizmasıyla gerçekleşir.
Çoklu ilaç direncinin hızlı yayılımı bu mobil genetik elemanlara bağlıdır.

Key Concept

Bakteriyel Transpozonlar ve Antibiyotik Direnci

Alternative Method

Sorudaki 'bağımsız replike olamama' ve 'segmentlerin yer değiştirmesi' anahtar kelimeleri üzerinden giderek, sadece transpozonların bu tanıma tam uyduğunu görebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 102Question

Sağlıklı bir bireyin nazofarenksinden yapılan tarama kültüründe izole edilen; kanlı agar ve çikolatamsı agarda üreyen, Gram boyamasında Gram negatif diplokok şeklinde görülen, oksidaz pozitif bir bakterinin biyokimyasal testlerinde glukoz ve maltozu fermente ettiği, ancak laktozu fermente etmediği saptanmıştır. Bu bakteri aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Neisseria meningitidis

Answer

İzole edilen bakteri Neisseria meningitidis türüdür.
Neisseria meningitidis, Gram negatif diplokok morfolojisine sahip, oksidaz ve katalaz pozitif bir bakteridir. Biyokimyasal olarak glukoz ve maltozu fermente ederek asit oluşturur, ancak laktozu fermente etmez. Sağlıklı bireylerin nazofarenksinde asemptomatik olarak bulunabilir.

Step-by-Step Solution

1
Morfoloji ve temel testlerin değerlendirilmesi
Gram negatif diplokok ve oksidaz pozitifliği, izolatın Neisseria veya Moraxella ailesine ait olduğunu gösterir.
Bu özellikler Gram negatif koklar için ayırt edici temel özelliklerdir.
2
Karbonhidrat kullanım testlerinin (CTA) analizi
Glukoz (+), Maltoz (+) ve Laktoz (-) sonuçları elde edilmiştir.
Neisseria türleri karbonhidrat kullanım profillerine göre birbirlerinden ayırt edilirler.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Glukoz ve maltoz pozitifliği Neisseria meningitidis için karakteristiktir. Laktoz negatifliği ise Neisseria lactamica'yı dışlar.
Meningokoklar (M) maltozu fermente ederken, gonokoklar (G) sadece glukozu kullanır.

Key Concept

Neisseria türlerinin karbonhidrat kullanım profilleri ile identifikasyonu
Estimated Time:1m 0s
Question 103Question

4545 yaşında erkek hasta, bahçede çalışırken ayağına metal bir cismin batmasından 1010 gün sonra çene kaslarında sertlik ve yutma güçlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede masseter kaslarında spazm (trismus) ve yüz kaslarının kasılmasına bağlı karakteristik bir yüz ifadesi (risus sardonicus) saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan mikroorganizmanın salgıladığı temel toksinin etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnhibitör nörotransmitterler olan GABA ve glisin salınımının engellenmesi

Answer

Doğru seçenek, inhibitör nörotransmitterler olan GABA ve glisin salınımının engellenmesini ifade eden şıktır.
Hastadaki klinik tablo (trismus, risus sardonicus ve batıcı yara öyküsü) tetanosu göstermektedir. Clostridium tetani tarafından salgılanan tetanospasmin, spinal kordun ön boynuzundaki inhibitör internöronlara (Renshaw hücreleri) bağlanır. Burada GABA ve glisin gibi inhibitör nörotransmitterlerin veziküllerden salınımını sağlayan sinaptobrevin proteinini parçalayarak bu maddelerin salınımını bloke eder. Sonuçta motor nöronlar üzerindeki baskı kalkar ve şiddetli kas spazmları (spastik paralizi) gelişir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Trismus (çene kilitlenmesi) ve risus sardonicus (sardonik gülüş) bulguları spastik paraliziye işaret eder.
Bu bulgular Clostridium tetani enfeksiyonu (tetanos) için patognomoniktir.
2
Etken mikroorganizmayı ve toksini tanımla
Etken Clostridium tetani, ilgili toksin ise Tetanospasmin'dir.
C. tetani, anaerobik, gram pozitif ve sporlu bir basildir; nörotoksini tetanos tablosundan sorumludur.
3
Toksinin etki mekanizmasını belirle
Toksin, retrograd taşınım ile spinal korda ulaşır ve inhibitör nöronları (Renshaw hücreleri) etkiler.
Sinaptobrevin proteinini parçalayarak GABA ve glisin salınımını önler, bu da motor nöronların kontrolsüz deşarjına ve spazmlara yol açar.

Key Concept

Tetanospasmin, spinal korddaki inhibitör internöronlardan (Renshaw hücreleri) GABA ve glisin salınımını engelleyerek spastik paraliziye neden olur.

Hints

1
Hastadaki bulgular (trismus ve risus sardonicus) kasların gevşeyemediğini, yani sürekli kasıldığını göstermektedir.
2
Bu durum, normalde kasılmayı durdurması gereken 'inhibitör' sistemlerin devre dışı kaldığına işaret eder.

Practice More

Clostridium türlerinin (C. tetani, C. botulinum, C. perfringens, C. difficile) toksin mekanizmalarını bir tablo halinde karşılaştırarak çalışmak kalıcılığı artıracaktır.
Estimated Time:1m 15s
Question 104Question

44 aylık bir erkek bebek, son iki gündür gelişen beslenme güçlüğü, kabızlık ve halsizlik şikayetleriyle acil servise getirilmiştir. Fizik muayenede bebeğin başını tutamadığı, göz kapaklarında düşme (ptozis) olduğu, ağlarken sesinin zayıf çıktığı ve derin tendon reflekslerinin azaldığı gözlenmiştir. Annesinden alınan ayrıntılı öyküde, bebeğin mamasına yaklaşık bir haftadır tatlandırıcı olarak süzme bal eklendiği öğrenilmiştir.

Bu klinik tabloya neden olan hastalık ve etken ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sorumlu toksin, nöromüsküler kavşaktaki veziküllerden asetilkolin salınımını inhibe ederek etki gösterir.

Answer

Botulinum toksini, nöromüsküler kavşakta asetilkolin salınımını inhibe ederek gevşek felç (flask paralizi) tablosuna neden olur.
Bebeğin kliniği ve bal öyküsü infantil botulizmi işaret etmektedir. Bu tabloda *Clostridium botulinum* tarafından salgılanan nörotoksin, motor sinir uçlarında asetilkolin veziküllerinin membranla birleşmesini sağlayan SNARE proteinlerini keserek asetilkolin salınımını durdurur, bu da kaslarda flask felce neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun değerlendirilmesi
Bebek botulizmi (İnfantil Botulizm)
44 aylık bebekte bal tüketimi sonrası gelişen kabızlık ve hipotoni (gevşek bebek) tablosu tipiktir.
2
Patogenezin analizi
İn vivo toksin üretimi
Bebeklerde bağırsak florası tam gelişmediği için balda bulunan *Clostridium botulinum* sporları bağırsakta vejetatif forma geçip toksin üretir.
3
Toksin mekanizmasının belirlenmesi
Asetilkolin blokajı
Botulinum toksini SNARE proteinlerini parçalayarak veziküllerin sinaptik boşluğa füzyonunu ve dolayısıyla asetilkolin salınımını engeller.

Key Concept

İnfantil botulizm, sporların sindirilmesiyle oluşan bir enfeksiyon/kolonizasyon tablosudur ve toksin periferik kolinerjik sinapsları bloke eder.
Question 105Question

Gram-pozitif bakterilerin hücre duvarında peptidoglikan tabakasına kovalent olarak bağlanan, hücre yüzeyine negatif yük kazandıran ve antijenik özellik gösteren temel yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Teikoik asit

Answer

Teikoik asit
Teikoik asitler, Gram-pozitif bakterilerin hücre duvarındaki peptidoglikan tabakasına kovalent bağlarla bağlanan (veya lipoteikoik asit durumunda sitoplazmik membrana bağlı olan) polimerlerdir. Fosfat grupları sayesinde bakteri yüzeyine negatif yük kazandırırlar, antijenik özellik gösterirler ve bazı bakteriyofajlar için reseptör işlevi görürler.

Step-by-Step Solution

1
Gram-pozitif bakteri hücre duvarı bileşenlerini tanımla.
Gram-pozitiflerde kalın bir peptidoglikan tabakası ve buna bağlı teikoik asitler bulunur.
Soruda hedeflenen bakteri grubu olan Gram-pozitiflerin yapısal özelliklerini belirlemek gerekir.
2
Hücreye negatif yük sağlayan ve antijenik olan yapıyı belirle.
Teikoik asitler, fosfat grupları içermesi nedeniyle hücreye negatif yük sağlar ve yüzey antijeni olarak görev yapar.
Teikoik asitlerin biyokimyasal ve fonksiyonel özelliklerini teyit etmek için bu adım gereklidir.
3
Diğer seçenekleri eleyerek Gram-negatif yapıları dışla.
LPS, dış membran ve porinler sadece Gram-negatiflerde bulunur.
Yanlış seçeneklerin neden yanlış olduğunu kavramsal olarak doğrulamak için elenmelidir.

Key Concept

Gram-pozitif bakteri hücre duvarının ayırt edici yapısal bileşenleri.
Estimated Time:45s
Question 106Question

6868 yaşında bir erkek hasta, üç ay önce takılan protez kalp kapağı sonrası gelişen yüksek ateş, halsizlik ve üşüme-titreme şikayetleriyle hastaneye başvuruyor. Fizik muayenede yeni gelişen bir sistolik üfürüm saptanıyor. Hastadan alınan kan kültürlerinde Gram pozitif, üzüm salkımı şeklinde kümelenmiş koklar ürüyor. Yapılan biyokimyasal testlerde izolatın katalaz pozitif, koagülaz negatif ve novobiyosine duyarlı olduğu saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken ve bu etkenin protez materyallere tutunarak enfeksiyon oluşturmasını sağlayan temel mekanizma aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Staphylococcus epidermidis — Ekzopolisakkarit (biyofilm) sentezi

Answer

Staphylococcus epidermidis — Ekzopolisakkarit (biyofilm) sentezi
Protez materyal (kalp kapağı, kateter, protez eklem) varlığında gelişen enfeksiyonlarda ilk akla gelmesi gereken etken Staphylococcus epidermidis'tir. Laboratuvar verilerinde belirtilen katalaz pozitifliği mikroorganizmanın stafilokok olduğunu, koagülaz negatifliği S. aureus olmadığını, novobiyosin duyarlılığı ise S. saprophyticus olmadığını kanıtlar. Bu bakterinin en önemli virülans faktörü, polimerik bir ekzopolisakkarit olan ve biyofilm oluşumunu sağlayan 'slaym' tabakasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin ve başlangıç laboratuvar testlerinin değerlendirilmesi.
Gram pozitif küme yapmış koklar ve katalaz pozitifliği, etkenin bir Stafilokok olduğunu gösterir.
Stafilokoklar ile Streptokokların ayrımında katalaz testi ilk basamaktır.
2
Koagülaz ve novobiyosin duyarlılık testlerinin yorumlanması.
Koagülaz negatifliği izolatı S. aureus'tan ayırır; novobiyosin duyarlılığı ise S. epidermidis tanısını koydurur.
Koagülaz negatif stafilokoklar (KNS) arasında novobiyosin duyarlılığı ayırıcı tanıda kritiktir.
3
Etkenin virülans mekanizması ile klinik tablonun ilişkilendirilmesi.
Protez materyal varlığında S. epidermidis'in biyofilm oluşturma yeteneği patogenezin temelidir.
Ekzopolisakkarit (slaym) tabakası bakterinin plastik ve metal yüzeylere tutunmasını ve antibiyotiklerden korunmasını sağlar.

Key Concept

Koagülaz negatif stafilokokların (özellikle S. epidermidis) ayrımı ve biyofilm patogenezi.
Estimated Time:1m 15s
Question 107Question

34 yaşında bir erkek hasta, ayağına paslı çivi batmasından yaklaşık 10 gün sonra gelişen çene kilitlenmesi, yutma güçlüğü ve vücutta yaygın kasılmalar şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hastada ağrılı kas spazmları, 'risus sardonicus' (alaycı gülüş) ifadesi ve 'opistotonus' pozisyonu saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etkenin salgıladığı temel toksinin etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Merkezi sinir sistemindeki inhibitör ara nöronlarda GABA ve glisin salınımının engellenmesi

Answer

Klinik tabloya neden olan etken Clostridium tetani olup, salgıladığı tetanospazmin toksini merkezi sinir sistemindeki inhibitör ara nöronlarda GABA ve glisin salınımını engelleyerek etki gösterir.
Hastada tarif edilen klinik tablo tetanozdur. Clostridium tetani tarafından üretilen tetanospazmin toksini, retrograd aksonal transport ile MSS'ye taşınır. Burada inhibitör ara nöronlarda (Renshaw hücreleri) bulunan sinaptobrevini (bir SNARE proteini) proteolitik olarak parçalar. Bu durum, inhibitör nörotransmitterler olan GABA ve glisinin salınımını engeller; sonuçta motor nöronlar üzerindeki baskı kalkar ve yaygın spastik kasılmalar görülür.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Paslı çivi batması (derin yara), trismus (çene kilitlenmesi), risus sardonicus ve opistotonus bulguları tetanoz hastalığını işaret eder.
Tetanoz, topraktaki sporların derin yaralara girmesiyle oluşan klasik bir klinik tablodur.
2
Etken mikroorganizmayı belirle
Tabloya neden olan mikroorganizma sporlu, anaerob bir Gram pozitif basil olan Clostridium tetani'dir.
Klinik tablo ve bulaş yolu bu mikroorganizma ile tam uyumludur.
3
Toksin mekanizmasını eşleştir
Tetanospazmin, Renshaw hücreleri gibi inhibitör ara nöronlarda sinaptobrevin proteinini parçalayarak inhibitör transmitterlerin salınımını bloke eder.
Bu blokaj, motor nöronların sürekli uyarılmasına ve spastik kasılmalara yol açar.

Key Concept

Clostridium tetani ve Tetanospazmin Patogenezi

Practice More

Clostridium türlerinin ürettiği diğer toksinlerin (alfa toksin, Toxin A/B) hedeflerini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 108Question

Bakteriyel genetik materyal aktarım yollarıyla ilgili laboratuvar ortamında yapılan bir çalışmada, verici hücrelerden ortama salınan "çıplak" (nakednaked) DNA fragmanlarının alıcı hücre tarafından doğrudan alındığı ve bu durumun alıcı hücrede fenotipik değişime yol açtığı gözlenmiştir. Ortama DNAseDNAse (deoksiribonu¨kleazdeoksiribonükleaz) enzimi eklenmesinin ise bu aktarım sürecini tamamen engellediği belirlenmiştir.

Buna göre, bahsedilen gen transfer mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Transformasyon

Answer

Dış ortamdaki serbest DNA'nın alınmasıyla gerçekleşen ve enzim duyarlılığı gösteren mekanizma transformasyondur.
Transformasyon, verici hücrenin ölümüyle veya başka bir sebeple dış ortama salınan serbest DNA parçacıklarının (çıplak DNA), alıcı bakteri tarafından hücre içine alınmasıdır. Bu DNA parçaları bir kapsül veya hücre temasıyla korunmadığı için, ortama deoksiribonükleaz (DNAse) eklendiğinde parçalanırlar ve aktarım durur.

Step-by-Step Solution

1
Aktarımın gerçekleştiği fiziksel koşulları değerlendir.
Genetik materyal ortamda serbest (çıplak) haldedir.
Soruda DNA'nın hücreler arası temas olmadan ortamdan alındığı belirtilmiştir.
2
Enzim duyarlılığını analiz et.
DNAse enzimi süreci durdurmaktadır.
DNAse, sadece dış ortamdaki korumasız DNA'yı parçalayabilir; faj içindeki veya pilus aracılığıyla aktarılan DNA'ya ulaşamaz.
3
Bulguları bilinen mekanizmalarla eşleştir.
Transformasyon mekanizması saptanmıştır.
Hem serbest DNA alımı hem de DNAse duyarlılığı transformasyonun ayırt edici özellikleridir.

Key Concept

Transformasyon, bakterilerin dış ortamdaki serbest DNA fragmanlarını hücre içine alarak genetik yapılarını değiştirmeleri sürecidir ve bu süreç dış ortamdaki nükleazlara (DNAse) karşı hassastır.

Practice More

Bakterilerde 'kompetans' (yetkinlik) kavramını ve bu durumun transformasyon üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 109Question

Hayvancılıkla uğraşan 4242 yaşında bir erkek hasta, sağ ön kolunda yaklaşık 11 hafta önce küçük bir kabarıklık olarak başlayan, ardından ortası siyahlaşan, ağrısız ve çevresi ödemli bir yara şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede 33 cm çapında, ortası nekrotik (püstül malin) bir lezyon saptanıyor. Lezyondan alınan örnekte Gram boyamada büyük, Gram pozitif, uçları küt basiller görülüyor. Kültürde kanlı agarda hemoliz yapmayan, kenarları düzensiz ("Medusa başı" görünümü) koloniler saptanıyor. Bu etken ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Polipeptit (D-glutamik asit) yapısında kapsüle sahiptir.

Answer

Doğru yanıt, etkenin polipeptit (D-glutamik asit) yapısında kapsüle sahip olduğunu belirten seçenektir.
Vaka sunumundaki ağrısız siyah nekrotik lezyon (püstül malin), hayvancılık öyküsü, hemoliz yapmayan Medusa başı koloniler ve Gram pozitif küt uçlu basiller Bacillus anthracis tanısı için tipiktir. Bacillus anthracis'in en önemli virülans faktörlerinden biri, bakteriler arasında istisnai bir durum olan polipeptit (D-glutamik asit) yapısındaki kapsülüdür. Bu kapsül antifagositik özelliktedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et.
Hayvancılıkla uğraşma, ağrısız siyah eschar (püstül malin) ve ödem varlığı Bacillus anthracis enfeksiyonunu (şarbon) düşündürür.
Kutanöz şarbonun en tipik prezentasyonu ağrısız, nekrotik odaklı deri lezyonlarıdır.
2
Mikrobiyolojik bulguları değerlendir.
Gram pozitif küt basiller ve kanlı agarda hemoliz yapmayan Medusa başı koloniler B. anthracis tanısını kesinleştirir.
B. anthracis, sporlu gram pozitif basiller arasında hareketsiz ve hemoliz yapmayan tek önemli patojendir.
3
Etkenin yapısal özelliklerini hatırla.
B. anthracis, antifagositik özellikteki polipeptit (D-glutamik asit) kapsülü ile bilinir.
Diğer çoğu patojen bakterinin kapsülü polisakkarit yapıdayken, şarbon basili protein (polipeptit) yapıda kapsül içerir.

Key Concept

Bacillus anthracis'in ayırt edici yapısal ve laboratuvar özellikleri (Polipeptit kapsül, hareketsizlik, hemolizsizlik).
Estimated Time:1m 30s
Question 110Question

Hastanelerde cerrahi aletlerin sterilizasyonunda en sık ve en güvenilir yöntem olarak tercih edilen basınçlı buhar (otoklav) uygulaması, mikroorganizmaları esas olarak hangi mekanizma ile yok etmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Proteinlerin koagülasyonu ve denatürasyonu

Answer

Basınçlı buhar (otoklav) sterilizasyonu, mikroorganizmaları proteinlerin koagülasyonu ve denatürasyonu yoluyla yok eder.
Otoklav, su buharının doymuş haldeki ısısını kullanarak mikroorganizmaların yapısal ve enzimatik proteinlerini denatüre eder ve koagüle (pıhtılaşma) olmasına yol açar. Bu süreç, proteinlerin fonksiyonlarını geri dönüşümsüz olarak yitirmesine neden olur ve sterilizasyonun en hızlı, en güvenilir şekilde gerçekleşmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Otoklav yönteminin fiziksel doğasını belirle.
Otoklav, nemli ısı (buhar) ve yüksek basınç kullanan bir yöntemdir.
Yöntemin etki mekanizması, kullanılan fiziksel ajanın (nemli ısı) biyolojik moleküller üzerindeki etkisine dayanır.
2
Nemli ısının mikroorganizmalar üzerindeki temel biyokimyasal etkisini hatırla.
Nemli ısı, kuru ısıya göre daha düşük sıcaklıklarda proteinlerin denatüre olmasına ve pıhtılaşmasına neden olur.
Su molekülleri, protein yapısındaki hidrojen bağlarının kopmasını kolaylaştırarak süreci hızlandırır.
3
Diğer seçeneklerdeki mekanizmalarla karşılaştır.
Alkillerici ajanlar (EtO), UV radyasyonu (DNA hasarı) ve oksidatif ajanlar (Plazma/Kuru ısı) farklı yöntemlere aittir.
Her sterilizasyon yönteminin kendine özgü bir primer öldürme mekanizması vardır.

Key Concept

Nemli Isı Sterilizasyon Mekanizması
Question 111Question

Bakteriyel endosporların dehidrasyonunu sağlayarak hem yüksek ısıya hem de çeşitli fiziksel ajanlara karşı ekstrem direnç kazanmasında anahtar rol oynayan, sporun kuru ağırlığının yaklaşık %1015\%10-15'ini oluşturan ve spor protoplastında (core) kalsiyum (Ca2+Ca^{2+}) iyonları ile kompleks yaparak bulunan şelatör bileşik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kalsiyum dipikolinat

Answer

Endosporların yüksek ısıya karşı direncinden sorumlu olan temel bileşen kalsiyum dipikolinattır.
Kalsiyum dipikolinat, endosporun çekirdek (protoplast) kısmında yüksek konsantrasyonda bulunur. Bu bileşik, suyun hücre dışına atılmasını sağlayarak sporu dehidre eder ve serbest suyu bağlayarak enzimlerin ve DNA'nın ısıya karşı stabilize olmasını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Endosporun dayanıklılık mekanizmasını analiz et.
Endosporun en önemli özelliği dehidrasyon (su kaybı) ve buna bağlı olarak proteinlerin denatüre olmamasıdır.
Düşük su içeriği, termal enerjinin proteinlere zarar vermesini engeller.
2
Spor protoplastındaki (çekirdek) özgün molekülleri tanımla.
Dipikolinik asit, sporulasyon sırasında sentezlenen ve sadece sporda bulunan bir moleküldür.
Vejetatif hücrelerde dipikolinik asit bulunmaz, bu da onu sporun direnç özelliklerinden sorumlu kılar.
3
Molekülün kalsiyum iyonları ile etkileşimini değerlendir.
Dipikolinik asit, kalsiyum iyonları ile şelat yaparak kalsiyum dipikolinat kompleksini oluşturur.
Bu kompleks sporun kuru ağırlığının %1015\%10-15'ini oluşturur ve suyun protoplasttan uzaklaştırılmasını sağlar.

Key Concept

Bakteriyel endospor yapısında kalsiyum dipikolinatın rolü ve ısı direnci.
Estimated Time:45s
Question 112Question

Hastanelerde cerrahi girişimlerde kullanılan talk pudrası, vazelin veya susuz yağlar gibi nemli ısının (otoklav) penetre olamadığı materyallerin sterilizasyonunda tercih edilen yöntem ve bu yöntemin biyolojik monitörizasyonunda kullanılan mikroorganizma aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Kuru sıcaklık — Bacillus atrophaeus

Answer

Talk pudrası ve yağlı maddelerin sterilizasyonunda kuru sıcaklık yöntemi tercih edilir ve bu sürecin denetiminde Bacillus atrophaeus kullanılır.
Pudra, vazelin, gliserin ve susuz yağlar gibi nemli ısının penetre olamadığı veya fiziksel yapısını bozduğu maddelerin sterilizasyonunda kuru sıcaklık (Pasteur fırını) yöntemi kullanılır. Bu yöntemin biyolojik etkinliğini denetlemek amacıyla ISO standartlarına göre kuru ısıya dirençli sporları olan Bacillus atrophaeus (eski adıyla Bacillus subtilis) kullanılmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Materyalin fiziksel özelliklerini analiz et.
Talk pudrası, vazelin ve susuz yağların su içermediği ve nemli ısının bu maddelere penetre olamadığı belirlendi.
Otoklavda kullanılan buhar, yağlı maddelerin içine sızamaz ve sadece yüzeyde kalır.
2
Uygun sterilizasyon yöntemini seç.
Kuru sıcaklık (Pasteur fırını) yöntemi seçildi.
Kuru ısı, yüksek sıcaklıkta oksidasyon yoluyla mikroorganizmaları öldürür ve yağ/toz gibi maddelere penetre olabilir.
3
Yönteme özgü biyolojik indikatörü belirle.
Bacillus atrophaeus (eski adıyla Bacillus subtilis var. niger) sporları seçildi.
Kuru ısıya karşı en dirençli standart mikroorganizma sporları Bacillus atrophaeus'tur.

Key Concept

Kuru sıcaklık sterilizasyonu uygulamaları ve biyolojik kontrol parametreleri.

Practice More

Biyolojik indikatörlerin yanı sıra, sterilizasyonun her döngüsünde kullanılan kimyasal indikatörlerin (özellikle Sınıf 5 ve Sınıf 6) çalışma prensiplerini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 113Question

33 yaşında bir çocuk hasta, halsizlik ve hafif ateş şikayetleriyle pediatri polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede mitral kapak odağında yeni bir üfürüm duyuluyor. Alınan kan kültürlerinin 55. gününde şişelerde üreme sinyali alınıyor. Yapılan pasajlarda koyun kanlı agarda beta-hemoliz yapan ve agarda çöküntü (pittingpitting) oluşturan koloniler gözleniyor. İzole edilen mikroorganizma Gram negatif kokobasil diziliminde olup, oksidaz pozitif ve katalaz negatiftir.

Bu klinik tabloya ve laboratuvar bulgularına göre, olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kingella kingae

Answer

Verilen klinik ve laboratuvar bulguları (çocukta endokardit, Gram negatif kokobasil, oksidaz pozitif, katalaz negatif, beta-hemoliz ve pitting) Kingella kingae tanısını doğrulamaktadır.
Doğru yanıt olan Kingella kingae, çocuklarda subakut endokarditin en yaygın HACEK etkenidir. Laboratuvar tanısında Gram negatif kokobasil morfolojisi, oksidaz pozitifliği ve özellikle katalaz negatifliği ile karakterizedir. Koyun kanlı agarda beta-hemoliz yapması ve agarda çöküntü (pitting) oluşturması en tipik ayırt edici özellikleridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et.
Çocuk hastada saptanan yeni üfürüm ve kan kültüründeki yavaş üreme, HACEK grubu bakterilere bağlı subakut endokarditi düşündürür.
HACEK grubu (Haemophilus, Aggregatibacter, Cardiobacterium, Eikenella, Kingella) ağız florasında bulunur ve subakut endokarditlerin önemli bir nedenidir.
2
Biyokimyasal ve morfolojik verileri değerlendir.
Gram negatif kokobasil, oksidaz (+), katalaz (-) ve beta-hemoliz (+) bulguları birleştirilir.
Kingella kingae, HACEK grubu içerisinde katalaz negatif olması ve belirgin beta-hemoliz yapmasıyla (koyun kanlı agarda) diğer üyelerden ayrılır.
3
Ayırıcı tanı özelliklerini doğrula.
Agarda 'pitting' (çöküntü) oluşumu Kingella ve Eikenella için ortaktır, ancak hemoliz Kingella'ya özgüdür.
Pitting özelliği, bakterinin yüzeye tutunma yeteneği ve üreme karakteristiği ile ilişkilidir ve tanısal değeri yüksektir.

Key Concept

HACEK grubu bakterilerden Kingella kingae'nin çocuklardaki endokardit rolü ve katalaz negatifliği ile beta-hemoliz yapma özelliği.
Estimated Time:2m 0s
Question 114Question

Menenjit, üretrit veya pnömoni gibi farklı klinik tablolarla başvuran hastalardan izole edilen NeisseriaNeisseria meningitidismeningitidis, NeisseriaNeisseria gonorrhoeaegonorrhoeae ve HaemophilusHaemophilus influenzaeinfluenzae suşlarının, konakçı mukoza yüzeylerinde kolonize olabilmek için salgısal antikorları parçalayarak etkisiz hale getiren ortak virülans faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: IgA1 proteaz

Answer

Doğru yanıt IgA1 proteazdır.
IgA1 proteaz, bakterinin mukoza yüzeyindeki koruyucu salgısal IgA1IgA1 antikorlarını menteşe bölgesinden (hingehinge regionregion) parçalayarak etkisiz hale getiren bir eksoenzimdir. Bu mekanizma, bakterinin epitel hücrelerine daha kolay tutunmasına ve kolonize olmasına imkan tanır. NeisseriaNeisseria meningitidismeningitidis, NeisseriaNeisseria gonorrhoeaegonorrhoeae ve HaemophilusHaemophilus influenzaeinfluenzae bu enzimi ortak olarak üreten önemli patojenlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Etken bakterilerin ortak özellikleri belirlenir.
NeisseriaNeisseria ve HaemophilusHaemophilus türlerinin her ikisinin de mukoza patojeni olduğu saptanır.
Mukoza yüzeylerinde hayatta kalmak için özel adaptasyon mekanizmaları gereklidir.
2
Mukoza yüzeyindeki temel bağışıklık bariyeri analiz edilir.
Salgısal IgAIgA (sIgAsIgA) mukoza savunmasının temel taşıdır.
Bu antikorlar bakterilerin epitel hücrelerine yapışmasını engeller.
3
Bakterilerin bu bariyeri nasıl aştığı incelenir.
IgA1 proteaz enzimi ile IgAIgA antikorlarının parçalandığı görülür.
NeisseriaNeisseria ve HaemophilusHaemophilus gibi patojenler, bu enzimi kullanarak konakçı savunmasını etkisiz hale getirir.

Key Concept

IgA1 proteaz, mukoza patojenlerinin (NeisseriaNeisseria, HaemophilusHaemophilus, SS. pneumoniaepneumoniae) salgısal antikorları etkisiz hale getirerek kolonizasyon yapmasını sağlayan kritik bir virülans faktörüdür.
Question 115Question

Hayvancılıkla uğraşan 4545 yaşındaki bir erkek hasta; yaklaşık bir aydır devam eden, akşamları yükselen ateş, titreme, gece terlemesi ve bel ağrısı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde splenomegali ve sakroiliit saptanıyor. Hastadan alınan kan kültüründe 44. günde küçük, Gram negatif kokobasil morfolojisinde bakteriler ürediği bildiriliyor. Bu hasta için en olası etken olan mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Fakültatif intrasellüler bir bakteri olup kesin tanısında kemik iliği kültürü altın standarttır.

Answer

En olası etken olan Brucella türleri fakültatif intrasellüler yerleşim gösterir ve kesin tanısında kemik iliği kültürü en duyarlı (altın standart) yöntemdir.
Brucella türleri, vücutta makrofajlar içerisinde yaşayabilen fakültatif intrasellüler patojenlerdir. Tanıda kan kültürü sıklıkla kullanılsa da, bakterinin retiküloendotelyal sistemde yoğunlaşması nedeniyle kemik iliği kültürü en duyarlı (altın standart) yöntemdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir.
Hayvancılık öyküsü, undulan ateş (akşam yükselen), splenomegali ve sakroiliit varlığı Brucella enfeksiyonunu (Bruselloz) işaret eder.
Brucella, zoonotik bir enfeksiyon olup tipik olarak retiküloendotelyal sistemi (dalak, karaciğer, kemik iliği) ve eklemleri tutar.
2
Laboratuvar verilerini analiz et.
Gram negatif kokobasil morfolojisi ve kan kültüründe 44. günde üreme, etkenin yavaş üreyen bir Gram negatif kokobasil olduğunu doğrular.
Brucella yavaş üreyen, küçük, Gram negatif kokobasillerdir.
3
Etkenin biyolojik ve tanısal özelliklerini sorgula.
Bakterinin fakültatif intrasellüler olduğu ve kemik iliği kültürünün en yüksek duyarlılığa sahip olduğu bilgisine ulaşılır.
Bakteri makrofajlar içinde yaşar; kemik iliği aspiratı bakterinin yoğunlaştığı bir bölge olduğu için en yüksek üreme şansına sahiptir.

Key Concept

Brucella türlerinin mikrobiyolojik özellikleri ve tanısında kullanılan altın standart yöntemler.
Question 116Question

Evcil kedisi tarafından elinden ısırılan 3030 yaşındaki bir kadın hastada, ısırıktan yaklaşık 66 saat sonra yara yerinde hızla gelişen şiddetli ağrı, eritem, ödem ve serosanguinöz akıntı gözlenmiştir. Yara yerinden alınan klinik örneklerin kültüründe; kanlı agarda gri renkli koloniler oluşturan, Gram negatif kokobasil morfolojisinde, oksidaz ve indol pozitif bir bakteri saptanmıştır. Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pasteurella multocida

Answer

Hızlı gelişen selülit ve laboratuvar bulguları (oksidaz/indol pozitif kokobasil) temelinde en olası etken Pasteurella multocida'dır.
Pasteurella multocida, kedi ve köpeklerin normal ağız florasında bulunan Gram negatif bir kokobasildir. Isırık yaralanmalarından sonraki ilk 2424 saat (genellikle <12<12 saat) gibi çok kısa bir sürede hızla ilerleyen selülite neden olması en tipik klinik özelliğidir. Laboratuvarda oksidaz ve indol pozitif olması, MacConkey agarda ürememesi ve bipolar boyanma göstermesi tanıyı destekler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Kedi ısırığı sonrası çok kısa sürede (66 saat) gelişen yumuşak doku enfeksiyonu saptandı.
Pasteurella multocida, ısırık sonrası ilk 2424 saat içinde enfeksiyon oluşturmasıyla karakterizedir.
2
Mikrobiyolojik verileri analiz et
Gram negatif kokobasil morfolojisi, oksidaz pozitifliği ve indol pozitifliği belirlendi.
Bu biyokimyasal profil, kedi/köpek ısırıklarıyla ilişkili en yaygın patojen olan Pasteurella multocida için spesifiktir.

Key Concept

Hayvan ısırıkları sonrası (özellikle kedi ve köpek) gelişen hızlı yumuşak doku enfeksiyonlarında en yaygın etken Pasteurella multocida'dır.

Hints

1
Isırıktan sonraki sürenin kısalığı (66 saat) çok önemlidir.
2
Hem oksidaz hem de indol pozitifliği gösteren bir Gram negatif kokobasildir.

Practice More

Pasteurella'nın MacConkey agarda ürememe özelliğini ve polisakkarit kapsülünün virulanstaki rolünü inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 117Question

Bakteriyel genetik materyal aktarımı süreçlerinden biri olan konjugasyonda, bir HfrHfr (High frequency of recombination) donör hücre ile FF^- alıcı hücre arasındaki genetik alışveriş sonucunda alıcı hücrenin genellikle F+F^+ fenotipine dönüşmemesinin (yani FF^- kalmaya devam etmesinin) temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Konjugasyon köprüsünün, tüm kromozomun ve aktarım dizisinin en sonunda yer alan FF faktörünün transferi tamamlanmadan önce kopması

Answer

Konjugasyon köprüsünün, tüm kromozomun ve aktarım dizisinin en sonunda yer alan F faktörünün transferi tamamlanmadan önce kopması alıcı hücrenin F- kalmasına neden olur.
Bakteriyel konjugasyonda HfrHfr donör hücre kullanıldığında, FF faktörü kromozoma entegre haldedir. Aktarım başladığında, FF faktörünün sadece küçük bir kısmı ( 55' ucu) alıcıya geçer, ardından tüm bakteriyel kromozom sırayla aktarılmaya başlar. FF faktörünün transferi tamamlayacak ve alıcıyı F+F^+ yapacak olan geri kalan büyük kısmı ( 33' ucu) ancak tüm kromozom aktarıldıktan sonra (yaklaşık 100 dakika) alıcıya geçebilir. Pratik olarak konjugasyon köprüsü bu kadar uzun süre dayanamaz ve koptuğu için alıcı hücre donörden gelen kromozomal genleri alsa bile (rekombinasyon frekansı yüksektir) FF plazmidinin tamamını alamadığı için fenotipik olarak FF^- kalır.

Step-by-Step Solution

1
HfrHfr hücresinin yapısını analiz etmek
FF plazmidinin bakteriyel kromozoma entegre olduğu ve aktarımın bu noktadan başladığı belirlendi.
HfrHfr hücrelerinde FF faktörü serbest değil, kromozomun bir parçasıdır.
2
Aktarım sırasını ve oriToriT (transfer başlangıcı) noktasını değerlendirmek
Aktarım FF faktörünün ortasındaki oriToriT noktasından başlar; plazmidin bir kısmı en önde, asıl fonksiyonel kısmı ise tüm kromozomun arkasında en sonda gider.
Genlerin aktarım sırası, plazmidin kromozoma entegre olduğu bölgedeki oryantasyonuna bağlıdır.
3
Zaman ve fiziksel temas kısıtlamasını hesaplamak
Bakteriyel kromozomun tamamının aktarımı yaklaşık 100 dakika sürerken, konjugasyon köprüsü genellikle bu süreden çok önce kopar.
Sıvı ortamdaki hareketlilik ve fiziksel stres, hücreler arasındaki hassas köprünün uzun süre korunmasını engeller.

Key Concept

HfrHfr (Yüksek rekombinasyon frekanslı) konjugasyonu ve 'interrupted mating' (kesintili eşleşme) prensibi.

Practice More

F' (F prime) plazmidlerinin oluşum mekanizmasını ve seksdüksiyon kavramını inceleyerek konjugasyon tiplerini karşılaştırın.
Estimated Time:1m 15s
Question 118Question

Bakterilerde hücre morfolojisinin korunması ve hücre bölünmesi süreçleri, ökaryotik hücre iskeleti proteinlerinin analogları tarafından organize edilir. Özellikle basil (çomak) şekilli bakterilerde peptidoglikan sentez komplekslerini (PBP'ler) sitoplazmik membran altında helikal bir hat boyunca organize ederek hücrenin longitüdinal (boyuna) büyümesini sağlayan ve ökaryotik aktinaktin proteini ile yapısal homoloji gösteren protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: MreBMreB

Answer

MreBMreB proteini, basil şekilli bakterilerde hücre duvarı sentezini organize ederek hücrenin boyuna uzamasını sağlayan ökaryotik aktinaktin homoloğudur.
MreBMreB proteini, ökaryotik aktinaktin proteini ile hem yapısal hem de fonksiyonel benzerlik gösteren bir hücre iskeleti bileşenidir. Basil (çomak) şekilli bakterilerde sitoplazmik membranın hemen altında helikal (sarmal) bir yapı oluşturur. Bu yapı, peptidoglikan sentezinde görev alan transpeptidaz ve transglikozilaz gibi proteinleri (PBP'ler) yönlendirerek hücre duvarı materyalinin hücrenin yan duvarları boyunca eklenmesini sağlar. Bu sayede hücre longitüdinal olarak büyür ve karakteristik basil şeklini korur.

Step-by-Step Solution

1
Bakteriyel hücre iskeleti proteinlerinin ökaryotik benzerlerini tanımla.
FtsZFtsZ-tubulintubulin, MreBMreB-aktinaktin ve KresentinKresentin-ara filaman eşleşmeleri yapılır.
Hücre iskeleti proteinlerinin homolojilerini bilmek doğru sınıflandırma için temeldir.
2
Hücre şekli (morfoloji) ve büyüme paterni arasındaki ilişkiyi analiz et.
Basil şekilli bakterilerde boyuna uzama, peptidoglikan sentezinin belirli bir hat boyunca yönlendirilmesini gerektirir.
Soruda belirtilen 'longitüdinal büyüme' ve 'helikal organizasyon' anahtar özelliklerdir.
3
Özellikle basil şeklinden sorumlu olan ve aktinaktin homoloğu olan proteini belirle.
MreBMreB proteininin bu fonksiyonları yerine getirdiği sonucuna varılır.
Kok şekilli bakterilerde genellikle MreBMreB bulunmaz, bu nedenle bu bakteriler helikal büyüme yapamaz ve küresel kalırlar.

Key Concept

Bakteriyel hücre iskeleti proteinleri ve homoloji
Estimated Time:1m 30s
Question 119Question

4242 yaşında, Akut Miyeloid Lösemi (AML) tanısıyla kemoterapi alan ve nötropenik fazda olan bir kadın hastada; seftazidim ve vankomisin tedavisi altında 4.4. günde ateş yükseliyor. Alınan kan kültürlerinde Gram pozitif, katalaz negatif, alfa hemolitik kokların ürediği görülüyor. İzolatın vankomisin minimal inhibitör konsantrasyonu (MİK) >256> 256 μg/mL\mu g/mL olarak saptanıyor. Yapılan ileri laboratuvar testlerinde; pirolidonil arilamidaz (PYR) negatif, lösin aminopeptidaz (LAP) negatif ve safra eskülin testi pozitif bulunuyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, enfeksiyondan sorumlu olması en muhtemel etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Leuconostoc spp.

Answer

Enfeksiyondan sorumlu en muhtemel etken Leuconostoc spp.'dir.
Vakada tanımlanan etken katalaz negatif, alfa hemolitik ve vankomisine yüksek düzeyde (intrinsik) dirençlidir. Vankomisine doğal dirençli Gram pozitif koklar arasında ayırıcı tanı PYR ve LAP testleri ile yapılır. Leuconostoc türleri hem PYR hem de LAP testi negatif olan tek gruptur. Safra eskülin pozitifliği de bu türlerde görülebilen bir özelliktir.

Step-by-Step Solution

1
Katalaz negatif Gram pozitif kokları tanımla.
Mikroorganizma Streptococcaceae ailesi veya benzeri (Streptococcus, Enterococcus, Leuconostoc vb.) bir gruptadır.
Katalaz testi Stafilokokları Streptokok benzeri organizmalardan ayırmak için kullanılan ilk adımdır.
2
Vankomisin direnç profilini analiz et.
MİK >256> 256 μg/mL\mu g/mL olması, mikroorganizmanın vankomisine karşı 'intrinsik' (yapısal) dirence sahip olduğunu gösterir.
Vankomisin tedavisi altındaki nötropenik hastada üreme olması, yapısal dirençli Leuconostoc veya Pediococcus gibi türleri akla getirir.
3
PYR test sonucunu değerlendir.
PYR negatifliği, Enterokokları dışlamaya yardımcı olur.
Enterokoklar ve S. pyogenes tipik olarak PYR pozitiftir.
4
LAP test sonucunu değerlendir.
LAP negatifliği etkenin Leuconostoc olduğunu doğrular.
Leuconostoc spp. LAP negatifken, morfolojik olarak benzer ve vankomisin dirençli olan Pediococcus spp. LAP pozitiftir.

Key Concept

İntrinsik vankomisin dirençli Gram pozitif kokların (Leuconostoc, Pediococcus) biyokimyasal (özellikle LAP testi) ayırımı.

Practice More

Vankomisin direnç mekanizmalarını (D-Ala-D-Ala yerine D-Ala-D-Laktat/Serin değişimi) tekrar etmek, hem bu intrinsik direnci hem de VRE mekanizmasını anlamaya yardımcı olacaktır.
Estimated Time:2m 0s
Question 120Question

Isıya duyarlı olan ve otoklav gibi yüksek sıcaklık gerektiren yöntemlerle steril edilemeyen serum, vitamin ve antibiyotik çözeltilerinin sterilizasyonunda membran filtreler kullanılmaktadır. Rutin mikrobiyoloji uygulamalarında kullanılan standart 0,22μm0,22 \mu m gözenek çaplı filtrelerin kullanıldığı bir işlem sonrasında, aşağıdaki mikroorganizmalardan hangisinin süzüntüde (filtrat) bulunma olasılığı en yüksektir?

Show answer & explanation

Answer: Mycoplasma hominis

Answer

Mycoplasma hominis
Doğru cevap olan seçenek Mycoplasma türlerini belirtmektedir. Mycoplasma'lar hücre duvarına sahip olmadıkları için belirli bir şekilleri yoktur (pleomorfik) ve oldukça esnektirler. Bu özellikleri sayesinde standart 0,22μm0,22 \mu m gözenek çapına sahip membran filtrelerin gözeneklerinden sıkışarak geçebilirler. Bu durum, biyolojik sıvıların filtrasyonla sterilizasyonunda Mycoplasma kontaminasyonu riskini doğurur.

Step-by-Step Solution

1
Sıvı sterilizasyonunda filtrasyon yönteminin kapasitesini değerlendir.
Standart 0,22μm0,22 \mu m filtrelerin çoğu bakteriyi tuttuğu, ancak virüsleri geçirmediği bilinir.
Filtrasyon mekanik bir ayırma işlemidir; gözenek boyutundan küçük olanlar geçer.
2
Seçeneklerdeki mikroorganizmaların yapısal özelliklerini karşılaştır.
Mycoplasma türlerinin hücre duvarı içermediği ve pleomorfik yapıda olduğu saptanır.
Hücre duvarının olmaması, mikroorganizmanın esneklik kazanarak dar kanallardan geçmesini sağlar.
3
Süzüntüde (filtrat) kalma riskini analiz et.
Mycoplasma'nın esnek yapısı nedeniyle 0,22μm0,22 \mu m hatta bazen 0,1μm0,1 \mu m filtrelerden bile sızabildiği belirlenir.
Bu özellik, Mycoplasma'yı filtrasyon yoluyla sterilizasyonda 'filtre edilebilen ajan' konumuna sokar.

Key Concept

Filtrasyon Yöntemi ve Mycoplasma'nın Filtre Edilebilirliği
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 6 / 20Next
Bakteriyoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 6 | Examkin