Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 questions

Question 561Question

1930'lu yılların ikinci yarısında İtalya'nın Habeşistan'a saldırması ve Almanya'nın Ren bölgesine asker çıkarması gibi gelişmeler, Avrupa'daki güç dengesini sarsmış ve kolektif güvenlik anlayışını zayıflatmıştır. Bu süreçte Türkiye, Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile getirilen kısıtlamaların kendi güvenliğini tehlikeye attığını belirterek mevcut rejimin değiştirilmesini talep etmiştir.

Türkiye'nin, Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini engelleyen hükümleri ortadan kaldırmak amacıyla uluslararası hukukta yer alan "değişen koşullar" (Rebus sic stantibus) ilkesine dayanarak izlediği temel strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İlgili devletlere diplomatik notalar göndererek Boğazlar'ın statüsünün uluslararası bir konferansta yeniden görüşülmesini talep etmek

Answer

Türkiye, uluslararası hukuka uygun olarak ilgili devletlere notalar göndermiş ve bir konferans toplanmasını sağlayarak Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanmasına öncülük etmiştir.
Türkiye, 1930'lu yıllardaki savaş tehditlerine karşı saldırgan bir tutum sergilemek yerine, uluslararası hukukun 'Rebus sic stantibus' ilkesini öne sürerek diplomatik notalar göndermiş ve barışçıl bir yolla konferans talep etmiştir. Bu yaklaşım, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki kısıtlamaları meşru bir zeminde kaldırmasını sağlamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin jeopolitik risklerini analiz etme
İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikaları sonucu Avrupa'da savaş riskinin arttığı tespit edilir.
Bu riskler Türkiye'nin Lozan'daki silahsızlanma hükümlerini değiştirmek istemesinin meşru zeminini oluşturur.
2
Hukuki gerekçeyi belirleme
"Rebus sic stantibus" (Değişen koşullar) ilkesi temel dayanak olarak seçilir.
Uluslararası hukukta, bir antlaşmanın imzalandığı koşullar temelden değişmişse antlaşmanın gözden geçirilmesi talep edilebilir.
3
Diplomatik yöntemi seçme
Türkiye, tek taraflı bir emrivaki yapmak yerine Lozan'ı imzalayan devletlere 11 Nisan 1936'da nota gönderir.
Türkiye'nin barışçıl ve hukuk odaklı dış politika anlayışını gösterir.
4
Süreci sonuçlandırma
İsviçre'nin Montrö şehrinde düzenlenen konferans sonucunda 20 Temmuz 1936'da sözleşme imzalanır.
Bu sözleşme ile Boğazlar üzerindeki tüm yabancı denetimi kalkmış ve tam Türk egemenliği sağlanmıştır.

Key Concept

Hukuk temelli dış politika ve tam egemenlik

Hints

1
Türkiye'nin Atatürk dönemindeki dış politika anlayışını düşünün: Emrivaki mi yoksa diplomasi mi?
2
Boğazlar'da Lozan'dan beri süregelen 'Uluslararası Komisyon' ancak çok taraflı yeni bir antlaşmayla kaldırılabilirdi.
3
Türkiye 1936'da İngiltere ve Fransa dahil ilgili devletlere resmi bir yazı (nota) göndererek sorunu konferans masasına taşımıştır.

Practice More

Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nde kıyıdaş olan ve olmayan devletlerin savaş gemileri için getirilen tonaj ve süre sınırlamalarını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 562Question

19301930’lu yıllarda İtalya’nın Habeşistan’a saldırması ve Doğu Akdeniz ile Orta Doğu’da yayılmacı bir politika izlemesi, bölge ülkelerini ortak bir güvenlik zemini oluşturmaya itmiştir. Bu tehdit karşısında Türkiye’nin öncülüğünde 88 Temmuz 19371937 tarihinde Tahran’da imzalanan Sadabat Paktı’na Türkiye ile birlikte katılan diğer devletler aşağıdakilerden hangisinde bir arada verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: İran - Irak - Afganistan

Answer

Sadabat Paktı'na Türkiye ile birlikte katılan devletler İran, Irak ve Afganistan'dır.
Sadabat Paktı, 19371937 yılında Tahran'da Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanmıştır. Paktın temel amacı, üye devletlerin birbirlerinin iç işlerine karışmaması ve sınır güvenliğinin karşılıklı olarak sağlanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Dış tehdidi tanımlama
İtalya'nın 19351935 Habeşistan işgaliyle artan yayılmacı tehdidi belirlendi.
Paktın kurulma gerekçesini anlamak için o dönemdeki uluslararası konjonktürün bilinmesi gerekir.
2
Bölgesel ittifakı belirleme
Doğu sınırlarını korumak için 19371937 yılında Tahran'da kurulan Sadabat Paktı tespit edildi.
Türkiye'nin Batı'da Balkan Antantı, Doğu'da Sadabat Paktı ile güvenlik kuşağı oluşturduğunu ayırt etmek gerekir.
3
Üye devletleri eşleştirme
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan dörtlüsü doğrulandı.
Suriye'nin Hatay meselesi nedeniyle pakt dışında kaldığı bilgisiyle doğru sonuca ulaşılır.

Key Concept

Atatürk Dönemi Bölgesel İttifaklar ve Sınır Güvenliği

Hints

1
Bu pakt Türkiye'nin Doğu ve Güney sınırlarını güvence altına almak için kurulmuştur.
2
Paktın imzalandığı yer İran'ın başkenti Tahran'daki Sadabat Sarayı'dır.
3
İmzacı ülkeler arasında Orta Doğu ve Orta Asya'dan Türkiye dışında üç Müslüman ülke yer almaktadır, ancak Suriye bunlardan biri değildir.

Practice More

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı üyelerini karşılaştıran bir tablo hazırlayarak üyelerin hangi coğrafi bölgelerde olduğunu not edebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 563Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikası, temel amaçları ve karşılaşılan sorunların niteliği bakımından 192319301923-1930 ve 193019391930-1939 yılları olmak üzere iki ana döneme ayrılmaktadır. İlk dönemde ağırlıklı olarak Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesine odaklanılırken; ikinci dönemde dünyada hızla artan savaş tehdidine karşı kolektif güvenlik önlemlerine ve bölgesel paktlara öncelik verilmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türk dış politikasının ikinci döneminde (193019391930-1939) gerçekleşen gelişmelerden biridir?

Show answer & explanation

Answer: Balkan Antantı'nın imzalanmasıyla batı sınırlarının güvence altına alınması

Answer

Balkan Antantı'nın imzalanması, Türk dış politikasının ikinci döneminde (193019391930-1939) gerçekleşen, kolektif güvenliğe yönelik bir adımdır.
Doğru cevap olan Balkan Antantı, 19341934 yılında imzalanmıştır. Bu gelişme, soruda belirtilen ikinci dönemin (193019391930-1939) temel özelliği olan 'yaklaşan savaş tehdidine karşı kolektif güvenlik önlemleri alma' stratejisiyle tam olarak örtüşmektedir. Türkiye bu dönemde Batı sınırını güvence altına almak için bu paktı imzalamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemlerin temel özelliklerini belirle
1. Dönem (192319301923-1930): Lozan'dan kalan sorunlar (Okullar, Borçlar, Musul, Mübadele). 2. Dönem (193019391930-1939): Dünya barışı ve güvenlik (Milletler Cemiyeti, Paktlar, Boğazlar, Hatay).
Soruda istenen gelişmeyi doğru zaman dilimine yerleştirmek için temel ayrımı bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki olayların tarihlerini ve niteliklerini kontrol et
Balkan Antantı (19341934), II. Dünya Savaşı öncesi İtalya ve Almanya'nın yayılmacılığına karşı kurulan bir güvenlik ittifakıdır.
Olayın tarihsel bağlamı, hangi dönemin stratejisine uygun olduğunu gösterir.

Key Concept

Atatürk Dönemi Dış Politika Dönem Ayrımı

Hints

1
19301930 sonrasının 'dünya barışını koruma ve ittifak kurma' dönemi olduğunu unutmayın.

Practice More

Diğer güvenlik ittifakı olan Sadabat Paktı'nın (19371937) hangi sınıra yönelik olduğunu tekrar ediniz.
Estimated Time:45s
Question 564Question

1936 yılında Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sonlandıracağını açıklaması üzerine Türkiye, Misak-ı Millî sınırları içinde yer alan Hatay'ın (Sancak) statüsünü Milletler Cemiyeti'ne taşımıştır. Cemiyet tarafından görevlendirilen İsveçli temsilci Sandler'in hazırladığı rapor doğrultusunda Hatay, 1937'de "ayrı bir varlık" (entité distincte) statüsü kazanmıştır.

Bu gelişme ve sonrasındaki diplomatik süreç dikkate alındığında, Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen bu "ayrı varlık" statüsünün Türkiye'ye sağladığı en temel stratejik kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bölgenin Suriye'den ayrı bir siyasi varlık olarak tanınmasıyla, Fransa ile Suriye arasında yapılan anlaşmanın Hatay üzerindeki hükümlerinin geçersiz kılınması

Answer

Bölgenin Suriye'den ayrı bir siyasi varlık olarak tanınmasıyla, Fransa ile Suriye arasında yapılan anlaşmanın Hatay üzerindeki hükümlerinin geçersiz kılınması
Sandler Raporu ile kabul edilen "ayrı varlık" statüsü, Hatay'ın iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Suriye'ye bağlı ancak özel bir anayasaya sahip olmasını sağlamıştır. Bu düzenlemenin en kritik stratejik kazanımı, Fransa'nın Suriye'ye bağımsızlık verirken Hatay'ı da otomatik olarak Suriye idaresine devretme planını hukuken bozmasıdır. Bu sayede Hatay, Suriye'nin bir parçası olmaktan çıkmış ve kendi kaderini tayin edebilecek bağımsız bir meclis kurma yoluna girmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Krizin nedenini analiz etme
Fransa, 1936'da Suriye'ye bağımsızlık verirken Hatay'ı (Sancak) da Suriye'ye bırakma eğilimindeydi.
Bu durum 1921 Ankara Antlaşması'ndaki özel statüye aykırıydı.
2
Sandler Raporu'nun içeriğini değerlendirme
Raporda Hatay için "ayrı bir varlık" (entité distincte) tanımı kullanıldı.
Bu hukuki tanım, Hatay'ın Suriye'nin sıradan bir ili olmadığını tescilledi.
3
Stratejik sonucu belirleme
Hatay ayrı bir varlık olunca, Fransa ile Suriye'nin kendi aralarında yaptığı anlaşma Hatay'ı kapsayamaz hale geldi.
Bu durum Hatay'ın bağımsız bir cumhuriyet olmasının ve ardından Türkiye'ye katılmasının hukuki zeminini hazırladı.

Key Concept

Hatay'ın Suriye'den Hukuken Ayrılması (Sandler Raporu)

Hints

1
Fransa 1936'da Suriye'den çekilirken Hatay'ı kime bırakmak istiyordu ve Türkiye buna neden karşı çıktı?
2
Sandler Raporu'ndaki 'Ayrı Varlık' tanımı, Hatay'ın Suriye ile olan yasal bağlarını nasıl etkilemiş olabilir?
3
Eğer Hatay 'Suriye'nin ayrılmaz bir parçası' sayılsaydı, Fransa oradan çekildiğinde Hatay doğrudan Suriye Devleti'ne kalacaktı. 'Ayrı Varlık' statüsü bu devri engellemiştir.

Practice More

Hatay Cumhuriyeti'nin kurulması (1938) ve Türkiye'ye katılma kararı (1939) arasındaki süreci ve bu süreçte Avrupa'daki savaş tehlikesinin etkisini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 565Question

19281928 yılında Osmanlı borçlarının tasfiyesi için alacaklı devletlerle (başta Fransa) yapılan antlaşma, kısa süre sonra patlak veren 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı nedeniyle uygulanamaz hale gelmiştir. Türkiye, bu süreçte Hoover Moratoryumu'nun getirdiği ödeme erteleme imkanından yararlanmış ve 19331933 yılında Paris'te yeni bir sözleşme imzalamıştır.

Bu süreçte imzalanan 19331933 Paris Antlaşması'nın, 19281928 yılındaki düzenlemeye göre Türkiye'ye sağladığı en temel teknik ve siyasi avantaj aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Borçların "altın frank" yerine "kağıt frank" üzerinden hesaplanması ve ödemelerde Türk mallarının kullanımına imkan tanıyan "takas (clearing)" sistemine geçilmesi

Answer

Borçların "altın frank" yerine "kağıt frank" üzerinden hesaplanması ve ödemelerde Türk mallarının kullanımına imkan tanıyan "takas (clearing)" sistemine geçilmesi
1933 Paris Antlaşması, 1929 krizinin getirdiği ağır şartları hafifletmek için borç birimini altın yerine kağıt para birimine çevirmiş ve döviz ödemesi yerine 'Takas' sistemini getirerek Türkiye'nin yerli ürünlerini borç karşılığı vermesine olanak sağlamıştır. Bu durum hem mali yükü azaltmış hem de ekonomik bağımsızlığı desteklemiştir.

Step-by-Step Solution

1
1929 krizinin etkisini analiz etme
Küresel kriz nedeniyle Türkiye'nin döviz rezervleri azalmış ve 1928'de belirlenen altın bazlı taksitleri ödemesi imkansızlaşmıştır.
Hoover Moratoryumu ile doğan hakların hukuki zemine oturtulması gerekmiştir.
2
Para birimi ve ödeme yöntemi değişikliğini saptama
1933 Antlaşması ile borç birimi 'Altın Frank'tan daha ucuz olan 'Kağıt Frank'a çevrilmiştir.
Ödeme miktarını reel olarak azaltmak ve Türkiye'nin mali yükünü hafifletmek hedeflenmiştir.
3
Dış ticaret dengesi ile borç ödemesi arasındaki bağı kurma
Takas (Clearing) sistemi ile Türkiye, borçlarını ihraç ettiği tarım ve sanayi ürünleri ile ödeme imkanı kazanmıştır.
Döviz çıkışını engelleyerek ekonomik bağımsızlığı ve yerli üretimi korumak amaçlanmıştır.

Key Concept

1933 Paris Borçlar Antlaşması ve Clearing Sistemi

Hints

1
1929 Ekonomik Krizi'nin Türkiye üzerindeki döviz sıkıntısını nasıl etkilediğini ve devletin buna karşı nasıl bir ticaret politikası izlediğini düşünün.

Practice More

Hoover Moratoryumu'nun uluslararası mali sistemdeki yerini ve Türkiye'nin bu haktan yararlanan ilk devletlerden biri olmasının önemini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 566Question

Yeni Türk Devleti’nin eğitimde birliği sağlamaya yönelik adımları, Türkiye’de okulları bulunan bazı Avrupa devletlerinin tepkisini çekmiştir. Özellikle Fransa, bu okulların statüsünü görüşmek üzere diplomatik yollarla baskı kurmaya çalışmış ancak Ankara hükümeti bu talepleri kesin bir dille geri çevirmiştir.

Ankara hükümetinin bu talepleri reddederken kullandığı temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sorunun bir iç mesele olduğu ve egemenlik haklarının tartışılamayacağı

Answer

Türkiye, yabancı okullar konusunu bir iç mesele olarak tanımlamış ve bu konuda hiçbir yabancı devletle diplomatik pazarlığa oturmayarak egemenlik haklarını korumuştur.
Türkiye Cumhuriyeti, Lozan sonrası dönemde bağımsızlık ve egemenlik anlayışını pekiştirmek için kendi topraklarındaki tüm eğitim kurumlarını denetleme hakkına sahip olduğunu savunmuştur. Fransa'nın görüşme taleplerini 'Eğitim politikalarımız bizim iç işimizdir.' diyerek reddetmesi, bu konunun bir iç mesele (domestic issue) olarak görüldüğünün kanıtıdır.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin yabancı okullara yönelik yaptığı düzenlemelerin (Türkçe dersleri, Türk öğretmenler, müfettiş denetimi) niteliğini belirlemek.
Bu düzenlemeler, eğitimde milli bir standart oluşturmayı amaçlayan bağımsızlık adımlarıdır.
Yabancı okulların kontrolsüz faaliyetleri milli egemenliği zedelemektedir.
2
Fransa ve Vatikan gibi dış güçlerin bu düzenlemelere müdahale etme girişimlerine verilen cevabı analiz etmek.
Türkiye, konunun bir dış politika sorunu olmadığını, bir 'iç mesele' olduğunu bildirmiştir.
Uluslararası hukukta devletlerin kendi içindeki kurumları düzenlemesi egemenlik hakkıdır.

Key Concept

İç Mesele (Domestic Jurisdiction) ve Milli Egemenlik

Hints

1
Türkiye bu sorunu bir dış politika başlığı olarak değil, kendi yasalarının uygulanması olarak görmüştür.
2
Fransa'nın görüşme masasına oturma teklifine karşı Türkiye'nin verdiği 'Egemenlik hakkımızdır' cevabını düşünün.
3
Bir devletin kendi topraklarındaki okulları denetlemesini 'başka devletlerle tartışmama' tutumuna ne ad verilir?

Practice More

Yabancı Okullar Sorunu'nun çözümünde etkili olan Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun içeriğini ve bu konunun hangi devletle (Fransa) en büyük krize yol açtığını tekrar edin.
Estimated Time:1m 15s
Question 567Question

1923 yılında imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nin uygulanması sürecinde ortaya çıkan "etabli" (yerleşik) uyuşmazlığı, 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur. 1930 Ankara Antlaşması ile getirilen bu çözümün temel esası aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın "yerleşik" kabul edilmesi

Answer

İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin, şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) kabul edilmesi.
Doğru yanıt olan seçenek, 1930 yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması'nın getirdiği temel yeniliği ifade eder. Bu antlaşma ile İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türklerin yerleşik sayılması için aranan 'Mondros Ateşkesi'nden önce orada bulunma' şartı kaldırılmış, geliş tarihlerine bakılmaksızın bu kişiler etabli kabul edilerek sorun çözülmüştür.

Step-by-Step Solution

1
Etabli uyuşmazlığının nedenini hatırla.
Sorun, İstanbul Rumlarının hangilerinin 'yerleşik' sayılacağı ve hangi tarihin esas alınacağı üzerineydi.
Yunanistan daha fazla Rum'u İstanbul'da bırakmak isterken Türkiye sınırlandırma taraftarıydı.
2
1930 Ankara (Ahali) Antlaşması'nın içeriğini analiz et.
Antlaşma ile 'geliş tarihi' ve 'ikamet kaydı' gibi hukuki engeller kaldırılmıştır.
İki ülke arasındaki ilişkileri düzelterek Balkan Antantı'na giden yolu açmak amaçlanmıştır.
3
Kesin çözüm kriterini belirle.
İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türkler, geliş tarihlerine bakılmaksızın etabli sayılmıştır.
Bu durum sorunu siyasi bir uzlaşıyla tamamen ortadan kaldırmıştır.

Key Concept

1930 Ankara Antlaşması ve Etabli Çözümü

Hints

1
Etabli uyuşmazlığı, kişilerin bölgeye hangi tarihte geldikleri üzerinden çıkmıştır.
2
1930 Ankara Antlaşması, uyuşmazlığı sona erdirmek için tarih kısıtlamasını kaldırmıştır.
3
Bu antlaşma ile İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri, geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılmıştır.

Practice More

1930 Ankara Antlaşması'ndan sonra Türkiye ve Yunanistan arasında başlayan dostluk döneminin Balkan Antantı'na etkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 568Question

Türkiye ile Yunanistan arasında 19231923 sonrasında yaşanan en ciddi diplomatik krizlerden biri olan "etabli" uyuşmazlığı, 1010 Haziran 19301930 tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile çözüme kavuşturulmuştur. Bu antlaşma, iki ülke arasındaki gerginliği sona erdirmiş ve Balkan Antantı'na giden süreci hızlandırmıştır.

19301930 yılında imzalanan bu antlaşma ile "etabli" (yerleşik) sayılma kriterinde yapılan temel değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İstanbul'da bulunan Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması

Answer

İstanbul'da bulunan Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) sayılması.
Doğru yanıt olan seçenek, 19301930 Ankara Antlaşması'nın özünü ifade eder. Bu antlaşma ile hem İstanbul'daki Rumlar hem de Batı Trakya'daki Türkler, şehre veya bölgeye ne zaman gelmiş olurlarsa olsunlar (tarih sınırı olmaksızın) yerleşik kabul edilmiş ve mübadele dışında tutulmuşlardır. Bu durum iki ülke arasındaki gerginliği bitirmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Uyuşmazlığın kökenini belirle.
Lozan'daki '30 Ekim 1918'den önce yerleşmiş olma' şartı, kimin yerleşik sayılacağı konusunda hukuki bir kriz yaratmıştır.
Türkiye'nin takvim kısıtlaması ile Yunanistan'ın geniş kapsamlı yerleşiklik talebi arasındaki farkın anlaşılması gerekir.
2
1930 Ankara Antlaşması'nın getirdiği çözümü analiz et.
Antlaşma ile yerleşme tarihine bakılmaksızın mevcut nüfusun yerleşik sayılmasına karar verilmiştir.
Siyasi gerginliği bitirmek için 'etabli' kavramının kapsamının genişletildiğini görmek gerekir.

Key Concept

1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ve Etabli Çözümü

Hints

1
Bu antlaşmanın temel amacı, yerleşiklik tanımındaki 'tarih' tartışmasını tamamen ortadan kaldırmaktı.

Practice More

Bu antlaşmanın ardından başlayan Türk-Yunan yakınlaşmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan bölgesel ittifakı (Balkan Antantı) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 569Question

1923 Lozan Antlaşması'ndan sonra Türk-Yunan ilişkilerini savaş eşiğine getiren "Etabli" (yerleşiklik) anlaşmazlığı, tarafların 1930 yılında imzaladığı Ankara Antlaşması (Ahali Mübadelesi Sözleşmesi) ile kesin olarak çözülmüştür. Bu antlaşma ile "etabli" sorununun çözüme kavuşturulmasında uygulanan temel yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yerleşik sayılmak için aranan "30 Ekim 1918 tarihinden önce orada bulunma" şartının kaldırılması

Answer

Yerleşik sayılmak için aranan 30 Ekim 1918 tarihinden önce orada bulunma şartının kaldırılması ve mevcut yerleşimin esas alınması
1930 Ankara Antlaşması ile Türkiye ve Yunanistan, etabli uyuşmazlığını bitirmek için 1923'te belirlenen '30 Ekim 1918'den önce yerleşmiş olma' şartını tamamen kaldırmıştır. Bunun yerine, İstanbul'daki tüm Rumlar ile Batı Trakya'daki tüm Türklerin, oraya ne zaman gelmiş olduklarına bakılmaksızın yerleşik kabul edilmesine karar verilmiştir. Bu durum, Balkan Antantı'na giden süreci hızlandırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Etabli uyuşmazlığının nedenini belirle
Lozan'daki '30 Ekim 1918 öncesi yerleşmiş olma' ifadesinin yorum farkı (nüfus kaydı vs. fiili durum).
Sorunun kaynağı teknik bir tarih ve kayıt kısıtlamasıdır.
2
1930 Ankara Antlaşması'nın içeriğini analiz et
Geliş tarihi ve doğum yeri ne olursa olsun, İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin 'yerleşik' (etabli) kabul edilmesi.
Siyasi gerginliği bitirmek için kısıtlayıcı kriterlerin kaldırılması yoluna gidilmiştir.

Key Concept

1930 Ankara Antlaşması (Etabli Çözümü)

Hints

1
Etabli sorunu, Lozan'daki bir tarih kriterinin yorumlanmasından doğmuştur.
2
1930'daki çözümde 'nezaman gelindiği' artık bir sorun olmaktan çıkarılmıştır.
3
30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkesi sınırını esas alan kısıtlama 1930'da terk edilmiştir.

Practice More

1930 Ankara Antlaşması'nın Türk-Yunan dostluğuna katkısını ve Balkan Antantı ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 570Question

19301930’lu yıllarda İtalya’nın Habeşistan’ı işgal etmesi ve Orta Doğu’da yayılmacı bir siyaset izlemesi üzerine Türkiye, doğu ve güney sınırlarını güvence altına almak için bölgesel ittifak arayışına girmiştir. Bu sürecin sonunda 88 Temmuz 19371937’de imzalanan Sadabat Paktı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran’da imzalanmıştır.

Answer

Pakt; Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran'da imzalanmıştır.
Sadabat Paktı, 88 Temmuz 19371937 tarihinde Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran'da imzalanmıştır. Paktın amacı, bölge devletlerinin birbirlerinin iç işlerine karışmaması ve sınır güvenliğine saygı duyması yoluyla bölgesel barışı korumaktır.

Step-by-Step Solution

1
Tehdit Analizi
İtalya'nın Habeşistan işgali ve Akdeniz'deki yayılmacılığı Orta Doğu güvenliğini tehlikeye atmıştır.
Uluslararası gerginliklerin bölgesel iş birliklerini zorunlu kılması.
2
İmzacı Devletlerin Tespiti
Türkiye liderliğinde İran, Irak ve Afganistan'ın bir araya gelmesi sağlanmıştır.
Bölgesel barış ve sınır güvenliğini sağlama amacı.
3
Dışarıda Kalan Devletleri Belirleme
Suriye, Hatay ve sınır uyuşmazlıkları nedeniyle paktın dışında bırakılmıştır.
İkili ilişkilerdeki sorunların çok taraflı paktlara yansıması.

Key Concept

Sadabat Paktı (1937) Üyeleri ve Amacı

Hints

1
Paktın hangi sınır bölgemizi (batı mı doğu mu) korumayı hedeflediğini düşünün.

Practice More

Suriye'nin neden pakt dışında kaldığını Hatay meselesi üzerinden detaylıca inceleyin.
Estimated Time:50s
Question 571Question

I.I. Dünya Savaşı'nın ardından kurulan uluslararası düzeni korumak isteyen Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya; Balkan Antantı'nı oluşturarak sınırlarını karşılıklı güvence altına almıştır. Bölgedeki "statükocu" devletlerin bu girişimine karşın Bulgaristan'ın paktın dışında kalmayı tercih etmesi, aşağıdaki durumlardan hangisiyle açıklanabilir?

Show answer & explanation

Answer: Birinci Dünya Savaşı'nı bitiren Neuilly (Nöyyi) Antlaşması'nın getirdiği sınır düzenlemelerini kendi aleyhine bulması

Answer

Bulgaristan'ın Balkan Antantı'na katılmamasının temel nedeni, Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Neuilly Antlaşması ile kaybettiği toprakları geri almak istemesi ve mevcut sınırları (statükoyu) tanımamasıdır.
Balkan Antantı, üye devletlerin sınırlarını karşılıklı olarak güvence altına almayı amaçlayan statükocu bir ittifaktır. Bulgaristan ise Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmış ve Neuilly Antlaşması ile önemli toprak kayıpları yaşamıştır. Bu toprakları geri alma hedefi (revizyonizm) güden Bulgaristan, mevcut sınırları donduran ve koruyan bir anlaşmaya imza atmayı reddetmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Balkan Antantı'nın temel amacı analiz edilmelidir.
Antant, mevcut sınırları korumak (statüko) ve yayılmacı politikaları engellemek için kurulmuştur.
Antant üyesi devletlerin tamamı mevcut sınırlardan memnun olan ülkelerdir.
2
Bulgaristan'ın o dönemdeki dış politika tutumu değerlendirilmelidir.
Bulgaristan, Neuilly Antlaşması ile Dobruca, Makedonya ve Batı Trakya gibi bölgeleri kaybetmiştir.
Kaybedilen toprakları geri alma isteği, Bulgaristan'ı mevcut durumu değiştirmek isteyen 'revizyonist' bir devlet yapmıştır.
3
İttifaka katılmama gerekçesiyle örtüşen seçenek belirlenmelidir.
Mevcut sınırları garanti altına alan bir pakt, Bulgaristan'ın toprak taleplerinden vazgeçmesi anlamına gelmektedir.
Bu nedenle Bulgaristan, revizyonist emelleri doğrultusunda antantın dışında kalmıştır.

Key Concept

Statükocu (Mevcut Durumu Koruyan) ve Revizyonist (Düzeni Değiştirmek İsteyen) Politika Ayrımı

Hints

1
Balkan Antantı'na katılan devletlerin mevcut sınırlardan memnun olup olmadığını düşünün.
2
Statüko (mevcut durum) ve revizyonizm (değişim isteği) kavramlarını karşılaştırın. Bulgaristan hangi taraftadır?
3
Bulgaristan'ın Birinci Dünya Savaşı sonunda imzaladığı Neuilly Antlaşması ile toprak kaybettiğini ve bu toprakları geri almak istediğini hatırlayın.

Practice More

Balkan Antantı'na katılmayan diğer devlet olan Arnavutluk'un gerekçesinin (İtalya baskısı) Bulgaristan'ınkine göre farkını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 572Question

Türkiye, 19281928 yılında alacaklı devletlerle imzaladığı Paris Sözleşmesi’ne rağmen, 19291929 Dünya Ekonomik Buhranı’nın küresel etkileriyle ödeme güçlüğü içine girmiştir. Bu süreçte ABD Başkanı’nın önerisiyle borçların ertelenmesini öngören Hoover Moratoryumu’ndan yararlanan Türkiye, 19331933 yılında başta Fransa olmak üzere alacaklılarla yeniden masaya oturmuştur.

19331933 yılında imzalanan bu yeni borç sözleşmesinin, Türkiye’nin lehine sağladığı ve ödeme yükünü hafifleten en belirleyici teknik düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ödemelerin altın yerine kâğıt frangı üzerinden yapılması ve dış ticarette 'Takas (Clearing)' sisteminin uygulanması

Answer

Ödemelerin altın yerine kâğıt frangı üzerinden yapılması ve dış ticarette 'Takas (Clearing)' sisteminin uygulanması
Doğru cevap, 19331933 yılında yapılan düzenlemenin temel teknik farkını ortaya koymaktadır. Altın yerine kâğıt frangı üzerinden ödeme yapılması, frangın değer kaybetmesiyle Türkiye'nin borç yükünü hafifletmiştir. Ayrıca 'Takas (Clearing)' sistemi ile Türkiye, dış ticaret yaptığı ülkelerden alacaklı olduğu tutarları borç taksitlerine saydırma imkanı bulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
19281928 ve 19331933 antlaşmaları arasındaki farkı analiz et.
19281928 anlaşması altın üzerinden ödemeyi öngörürken, 19331933 anlaşması kâğıt parayı esas almıştır.
Dünya Ekonomik Buhranı nedeniyle altının değer kazanması Türkiye'nin ödeme yükünü artırmıştır.
2
Hoover Moratoryumu'nun etkisini değerlendir.
Türkiye bu moratoryum sayesinde ödemelerini erteleyerek diplomatik bir koz elde etmiştir.
Küresel kriz tüm borçlu ülkeleri etkilediği için alacaklı devletler (başta Fransa) şartları yumuşatmak zorunda kalmıştır.
3
'Takas (Clearing)' sisteminin amacını kavra.
Döviz çıkışı yerine mal karşılığı ödeme yapılabilmesi sağlanmıştır.
Döviz rezervlerinin korunması ve yerli malı kullanımının teşvik edilmesi amaçlanmıştır.

Key Concept

1933 Borç Yapılandırması (Kâğıt Frank ve Takas Sistemi)

Hints

1
19291929 krizi sonrası dünyada döviz bulmak zorlaştığı için Türkiye 'mal karşılığı ödeme' teklif etmiştir.

Practice More

Hoover Moratoryumu'nun Türkiye ekonomisindeki korumacı-devletçi politikalara geçişle olan bağını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 573Question

19231923 Lozan Barış Antlaşması’nda Boğazların yönetimi için kurulan "Uluslararası Boğazlar Komisyonu", aşağıdakilerden hangisi ile kaldırılarak yetkileri tamamen Türk Devleti’ne devredilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Montrö Boğazlar Sözleşmesi

Answer

Uluslararası Boğazlar Komisyonu'nun kaldırılarak yetkilerinin Türkiye'ye devredildiği belge Montrö Boğazlar Sözleşmesi'dir.
Doğru seçenek olan sözleşme, Lozan'da Türkiye'nin egemenliğini kısıtlayan en büyük engel olan Uluslararası Komisyonu kaldırmış, yerine Boğazların yönetimini, geçişleri düzenleme yetkisini ve savunma hakkını (asker bulundurma) tamamen Türkiye'ye bırakmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Lozan Antlaşması'ndaki Boğazlar rejimini hatırla.
Lozan'da Boğazlar; başkanı Türk olan uluslararası bir komisyon tarafından yönetiliyordu ve kıyıları askerden arındırılmıştı.
Değişimin başlangıç noktasını belirlemek gerekir.
2
Atatürk Dönemi'nde bu rejimi değiştiren gelişmeyi tespit et.
19361936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile komisyon kaldırıldı.
Türkiye'nin egemenlik haklarını kısıtlayan bu engelin ne zaman kalktığını bulmak hedeflenir.
3
Yeni rejimin sonucunu analiz et.
Boğazların yönetimi ve savunması tamamen Türkiye'ye geçerek Misak-ı Milli'ye uygun hale geldi.
Sözleşmenin temel siyasi kazanımını doğrulamak gerekir.

Key Concept

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tam egemenliğin sağlanması

Hints

1
Lozan'da kurulan ve egemenliğimizi kısıtlayan bu komisyon, İkinci Dünya Savaşı öncesi gerginlikten yararlanan Türkiye'nin girişimiyle toplanan bir konferansta kaldırılmıştır.
2
19361936 yılında İsviçre'de imzalanan ve Boğazlar üzerinde Türkiye'nin tam kontrolünü sağlayan belgeye odaklanın.

Practice More

Montrö ile Lozan arasındaki temel farkları (komisyon ve askersizleştirme) gösteren bir tablo çalışması yapmak konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:45s
Question 574Question

Atatürk Dönemi Türk dış politikası; temel amaçlar ve uluslararası konjonktürdeki değişimler doğrultusunda 1923-1930 ve 1930-1939 yılları olmak üzere iki stratejik evreye ayrılmaktadır. Birinci evrede daha çok Lozan Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesi ve tam bağımsızlığın hukuksal tescili hedeflenirken; 1930'lu yıllardan itibaren yükselen revizyonist tehditlere karşı "kolektif güvenlik" ve "statükoyu koruma" anlayışı benimsenmiştir.

Buna göre, Türkiye'nin 1930 sonrası izlediği "aktif kolektif güvenlik" stratejisi ve dünya barışına katkı sağlama önceliği dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu dönemdeki politika değişikliğinin bir sonucu olarak gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: Bozkurt-Lotus Olayı'nın Milletlerarası Adalet Divanı'na taşınması

Answer

Bozkurt-Lotus Olayı'nın Milletlerarası Adalet Divanı'na taşınması, 1930 öncesi döneme ait olup kolektif güvenlikten ziyade bağımsızlık ve hukuksal egemenlik odaklı bir gelişmedir.
Bozkurt-Lotus Olayı 1926 yılında gerçekleşmiş ve 1927'de sonuçlanmıştır. Bu gelişme, Türkiye'nin tam bağımsızlık ve adli egemenlik haklarını uluslararası hukuk önünde kanıtlama çabasıdır. Yani 1923-1930 arasındaki 'Lozan'dan kalan pürüzlerin giderilmesi ve bağımsızlığın tescili' dönemine aittir. Diğer seçenekler ise 1930 sonrası 'kolektif güvenlik' anlayışının doğrudan sonuçlarıdır.

Step-by-Step Solution

1
Dönem analizi yapılması
Dış politikanın 1923-1930 (Bağımsızlık/Pürüzler) ve 1930-1939 (Güvenlik/Barış) dönemleri belirlenir.
Sorunun istediği kronolojik ve stratejik ayrımı yapmak için gereklidir.
2
Olayların amaçlarının incelenmesi
Balkan Antantı, Sadabat Paktı ve Milletler Cemiyeti üyeliği gibi unsurların 'güvenlik/barış' eksenli olduğu saptanır.
1930 sonrası 'statükocu' ve 'kolektif güvenlikçi' yaklaşımı ayırt etmek için lazımdır.
3
Bozkurt-Lotus Olayı'nın değerlendirilmesi
Olayın 1926'da yaşandığı ve Türkiye'nin adli egemenliğini (kabotaj ve yargı hakkı) dünyaya kabul ettirme amacı taşıdığı görülür.
Doğru cevabı eleme yoluyla veya doğrudan bilgiyle bulmayı sağlar.

Key Concept

Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasının Dönemsel Öncelikleri

Hints

1
1930 yılından sonraki gelişmeleri revizyonist (yayılmacı) devletlerin tehditlerine karşı 'savunma' ve 'barış' odaklı düşünmelisiniz.

Practice More

Türkiye'nin 1930 öncesinde çözmeye çalıştığı Musul, Yabancı Okullar ve Nüfus Mübadelesi gibi sorunların 'Bağımsızlık' ilkesiyle ilişkisini tekrar edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 575Question

1923 yılında imzalanan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nin uygulanması sürecinde Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan "etabli" (yerleşiklik) uyuşmazlığı, konunun Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı'na taşınmasına rağmen uzun süre çözülememiştir. Sorun ancak 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Sözleşmesi ile tarafların siyasi bir uzlaşıya varması sonucunda kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur. Bu sorunun ortadan kalkmasıyla sağlanan Türk-Yunan yakınlaşmasının Türk dış politikasındaki en önemli bölgesel sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı Balkan Antantı'nın kurulmasına zemin hazırlanması

Answer

İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı Balkan Antantı'nın kurulmasına zemin hazırlanması
Etabli sorunu Türk-Yunan ilişkilerindeki en büyük engeldi. 1930 Ahali Sözleşmesi ile bu engel kalkınca, iki ülke arasında başlayan hızlı yakınlaşma süreci, Avrupa'da yükselen revizyonist (yayılmacı) tehditlere karşı 1934'te Balkan Antantı'nın kurulmasının önünü açmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Sorunun kapsamını belirleme
Etabli sorununun 1923-1930 yılları arasında Türkiye ve Yunanistan arasındaki temel gerginlik kaynağı olduğu tespit edilir.
Sözleşmenin uygulanmasındaki yorum farkları iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiştir.
2
1930 Ankara Sözleşmesi'nin etkisini analiz etme
1930'da varılan uzlaşmanın sadece nüfus değişimini bitirmediği, aynı zamanda Venizelos ve Atatürk arasında dostluk köprüsü kurduğu anlaşılır.
Siyasi uzlaşı, yerleşiklik kriterini esneterek uyuşmazlığı sonlandırmıştır.
3
Bölgesel ittifaklarla ilişkilendirme
Dostluk sürecinin 1934 yılında Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanan Balkan Antantı'na yol açtığı sonucuna varılır.
Yunanistan ile sorun kalmaması, batı sınırlarında bölgesel iş birliğini mümkün kılmıştır.

Key Concept

Etabli Sorunu ve Balkan Antantı İlişkisi

Hints

1
Etabli sorunu Türkiye ve Yunanistan arasındaydı; çözümden sonra hangi ülke ile dost olduk?
2
1930'da başlayan Türk-Yunan dostluğu 1934'te hangi bölgesel paktın kurulmasını sağladı?
3
Batı sınırımızı güvence altına almak için Balkan ülkeleriyle kurduğumuz iş birliğini hatırlayın.

Practice More

1930 Ahali Sözleşmesi'nde etabli sayılma kriterinin 'ikamet' olarak değiştirilmesinin pratikteki sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 576Question

Atatürk Dönemi’nde Türkiye, batı sınırlarının güvenliği için Balkan Antantı’na (19341934), doğu sınırlarının güvenliği için ise Sadabat Paktı’na (19371937) öncülük etmiştir. Bu iki bölgesel oluşumun kurulmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sınır güvenliğini korumak ve bölgesel barışı pekiştirmek

Answer

Sınır güvenliğini korumak ve bölgesel barışı pekiştirmek
Doğru cevap, Türkiye'nin sınır güvenliğini korumak ve bölgesel barışı pekiştirmek amacıyla hareket ettiğini belirtmektedir. Balkan Antantı batıdan, Sadabat Paktı ise doğudan gelecek tehditlere karşı oluşturulmuş savunma kalkanlarıdır.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen paktların (Balkan Antantı ve Sadabat Paktı) kurulduğu dönem ve coğrafi kapsam incelenir.
19301930’lu yıllarda İtalya ve Almanya’nın yayılmacı politikalarının dünya barışını tehdit ettiği görülür.
Dış politikanın hangi tehditlere karşı şekillendiğini anlamak için tarihsel bağlam önemlidir.
2
Türkiye'nin bu paktlara öncülük etme nedeni sorgulanır.
Türkiye, batı ve doğu sınırlarını bölgesel iş birlikleriyle güvence altına alarak savaşa girmeden güvenliğini sağlamayı hedeflemiştir.
Paktların savunma amaçlı ve bölgesel güvenlik odaklı olduğu sonucuna ulaşılır.

Key Concept

Bölgesel Güvenlik ve Barış Siyaseti

Hints

1
Türkiye'nin dış politikadaki temel sloganı olan 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesini hatırlayın.
2
Bu paktların 19301930'larda ortaya çıkan İtalya ve Almanya gibi yayılmacı devletlerin tehditlerine karşı kurulduğunu düşünün.

Practice More

Sadabat Paktı'na katılan devletleri (Türkiye, İran, Irak, Afganistan) ve katılmayan Orta Doğu ülkelerini (örneğin Suriye) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 577Question

Türkiye, 19201920’li yıllarda Musul Meselesi’nde taraflı davrandığı gerekçesiyle Milletler Cemiyetine karşı mesafeli bir tutum sergilemiş; 19301930’lu yılların başında ise cemiyete üye olmayı ancak "onurlu bir davet" gelmesi durumunda kabul edeceğini diplomatik kanallarla hissettirmiştir. Bu hassasiyet sonucunda Milletler Cemiyeti, kendi tüzüğündeki genel işleyişin dışına çıkarak Türkiye için özel bir süreç işletmiştir.

Buna göre, Türkiye'nin 19321932 yılında Milletler Cemiyetine giriş sürecini diğer devletlerden ayıran ve dış politikadaki bağımsızlık anlayışını pekiştiren temel usul farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Üyeliğin, Türkiye'nin resmi bir müracaatı olmadan, İspanya ve Yunanistan'ın önerisiyle genel kurulun oy birliğiyle yaptığı davet üzerine gerçekleşmesi

Answer

Türkiye'nin resmi bir başvuru yapmadan, İspanya ve Yunanistan'ın teklifiyle cemiyet tarafından üyeliğe davet edilmesi
Doğru yanıt, Türkiye'nin dış politikadaki saygınlığını korumak adına izlediği stratejiyi açıklar. Türkiye, cemiyete kendisi başvurmak yerine, cemiyetin tüzüğünü değiştirerek Türkiye'yi davet etmesini sağlamıştır. Bu teklif İspanya tarafından yapılmış, Yunanistan tarafından desteklenmiş ve 1818 Temmuz 19321932'de oy birliğiyle kabul edilmiştir. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası alandaki gücünün ve barışçı kimliğinin tescilidir.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin 19201920’lerdeki tutumunu analiz et
Musul Meselesi nedeniyle cemiyete karşı güvensizlik duyulmaktadır.
Cemiyetin İngiltere güdümünde kararlar vermesi Türkiye'yi uzaklaştırmıştır.
2
19301930’lu yıllardaki stratejik değişikliği değerlendir
Dünya barışına katkı sağlama ve güvenlik ihtiyacı üyeliği gündeme getirmiştir.
Yükselen totaliter rejim tehditleri Türkiye'yi kolektif güvenlik arayışına itmiştir.
3
Üyelik usulündeki benzersizliği tespit et
Normalde devletler başvurur, ancak Türkiye davet edilmiştir.
Türkiye'nin "başvuran" değil, "arzu edilen" devlet olma imajı korunmuştur.

Key Concept

Milletler Cemiyetine Davet Usulüyle Giriş

Hints

1
Türkiye'nin cemiyete girişinde bir 'başvuru' mu yoksa bir 'çağrı' mı etkili oldu, buna odaklanın.

Practice More

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine girdikten sonra cemiyete taşıdığı ilk konuyu (Bozkurt-Lotus mu, Musul mu, Hatay mı?) araştırarak bilgilerini pekiştirebilirsin.
Estimated Time:1m 30s
Question 578Question

Lozan Barış Antlaşması'ndan sonra çözümü 99 ay içinde yapılacak ikili görüşmelere bırakılan Musul Sorunu için 19241924 yılında İstanbul'da toplanan Haliç Konferansı'na Türk heyeti başkanı olarak katılan ve İngiltere'nin Hakkâri üzerindeki haksız taleplerine karşı çıkarak diplomatik mücadeleyi yürüten devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ali Fethi Okyar

Answer

Haliç Konferansı'na Türk heyeti başkanı olarak katılan devlet adamı Ali Fethi Okyar'dır.
Musul Sorunu'nun çözümü için Lozan sonrası İngiltere ile yapılan ilk doğrudan görüşme olan Haliç Konferansı'nda (19241924), Türk heyetine Ali Fethi Okyar başkanlık etmiştir. İngiltere'nin bu görüşmelerde Hakkâri bölgesini de talep etmesi üzerine görüşmelerden bir sonuç alınamamış ve sorun Milletler Cemiyeti'ne taşınmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Konferansın kapsamını belirle.
Lozan sonrası Musul Sorunu için toplanan Haliç Konferansı (19241924).
Sorunun hangi diplomatik aşamada olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Dönemin temsilcilerini hatırla.
Ali Fethi Okyar, dönemin TBMM Başkanı olarak bu teknik ve siyasi görevi üstlenmiştir.
Konferansa katılan heyet başkanını saptamak için bu bilgi kritiktir.
3
Görüşmelerin sonucunu analiz et.
İngiltere'nin Hakkâri'yi de istemesi üzerine görüşmeler tıkanmış ve konu Milletler Cemiyeti'ne taşınmıştır.
Konferansın içeriği ve temsilcinin tavrını doğrulamak için sonuç bilgisi kullanılır.

Key Concept

Musul Sorunu'nun Diplomatik Safhaları ve Haliç Konferansı
Estimated Time:50s
Question 579Question

Türkiye Cumhuriyeti, 19201920’li yıllarda Musul Meselesi’nde Milletler Cemiyetinin (Cemiyet-i Akvam) taraflı tutum sergilemesi nedeniyle bu kuruma karşı mesafeli bir duruş sergilemiştir. 19301930’lu yılların başında uluslararası dengelerin değişmesiyle üyelik konusu tekrar gündeme gelse de Türkiye, diğer devletlerin aksine cemiyete üye olmak için resmî bir müracaatta bulunmamış; İspanya ve Yunanistan’ın teklifiyle genel kurul tarafından üyeliğe davet edilmiştir.

Türkiye’nin üyelik sürecinde izlediği bu "davet edilmeyi bekleme" politikasının temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası alanda saygınlığını korumak ve bağımsızlık onurundan ödün vermemek

Answer

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine giriş sürecinde davet usulünü şart koşmasının temel nedeni, uluslararası alanda saygınlığını korumak ve bağımsızlık onurundan ödün vermemektir.
Türkiye, Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üyelik sürecinde 'başvuran devlet' konumuna düşerek reddedilme riskini ve diplomatik itibarının zedelenmesini istememiştir. Bu nedenle, cemiyet tüzüğünün değiştirilmesi pahasına 'davet edilme' şartını aramıştır. İspanya ve Yunanistan'ın teklifiyle gerçekleşen bu davet, Türkiye'nin uluslararası alandaki gücünü ve saygınlığını tescilleyen, bağımsızlık onuruna vurgu yapan sembolik bir zaferdir.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin diplomatik atmosferini değerlendir
19201920’lerdeki Musul tecrübesi nedeniyle Türkiye'nin cemiyete karşı güvensizliği tespit edildi.
Geçmişteki taraflı kararlar, Türkiye'nin 'başvuran' değil 'talep edilen' taraf olma isteğini doğurmuştur.
2
Üyelik prosedüründeki farklılığı analiz et
Normalde üyelik için devletlerin başvurusu gerekirken, Türkiye'nin İspanya ve Yunanistan tarafından davet edildiği görüldü.
Bu durum, Türkiye'nin cemiyete girmek için yalvaran bir konumda olmadığını dünyaya göstermek istemesinden kaynaklanır.
3
Temel gerekçeyi dış politika ilkeleriyle bağdaştır
Bu tutumun 'tam bağımsızlık' ve 'diplomatik prestij' ilkeleriyle doğrudan bağlantılı olduğu anlaşıldı.
Türkiye, kendi egemenlik onurunu uluslararası bir kuruma üye olmaktan daha üstte tutmuştur.

Key Concept

Diplomatik Saygınlık ve Davet Usulü

Hints

1
Türkiye'nin 19201920'lerdeki Musul tecrübesinde cemiyete duyduğu güvensizliği hatırlayın.

Practice More

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine girmesinden sonra katıldığı ilk bölgesel pakt olan Balkan Antantı (19341934) konusunu inceleyerek dış politikadaki aktifleşmeyi pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 580Question

Türkiye, 19231923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin getirdiği güvenlik açıklarını ve 19301930’lu yıllarda Avrupa’da hızla artan silahlanma yarışı ile revizyonist politikaları gerekçe göstererek Boğazlar rejiminin statüsünün değiştirilmesini talep etmiştir. Bu doğrultuda imzalanan 19361936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenlik hakları kesinleşmiştir.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin hükümleri ve uluslararası hukuk açısından doğurduğu sonuçlar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu sözleşme ile getirilen doğru bir düzenlemedir?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye'nin savaşa girmesi veya bir savaş tehdidi ile karşı karşıya kalması durumunda, savaş gemilerinin geçişini düzenleme ve Boğazları dilediği gibi tahkim etme yetkisine kavuşması

Answer

Türkiye'nin savaş veya savaş tehdidi durumunda Boğazlar üzerinde tam askeri denetim ve geçişi düzenleme yetkisine sahip olması
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Lozan'daki en büyük eksiklik olan güvenlik meselesini çözmüştür. Sözleşme uyarınca Türkiye, kendisini bir savaş tehdidi altında hissederse veya fiilen savaşa girerse, Boğazları dilediği gibi tahkim etme (asker yerleştirme) ve yabancı savaş gemilerinin geçişine kapatma yetkisini elde etmiştir. Bu durum Boğazlar üzerindeki Türk egemenliğinin perçinlenmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Lozan ve Montrö arasındaki temel farkı analiz edin.
Lozan'da Boğazlar Komisyonu ve askersiz bölge varken, Montrö bu kısıtlamaları kaldırmıştır.
Türkiye'nin tam egemenliğini kazanıp kazanmadığını belirlemek için.
2
Savaş gemilerinin geçiş rejimini değerlendirin.
Ticaret gemileri için serbesti korunurken, savaş gemileri için kıyıdaşlık ve tonaj kriterleri getirilmiştir.
Uluslararası dengelerin Karadeniz güvenliği üzerindeki etkisini anlamak için.
3
Türkiye'nin savaş durumu yetkilerini inceleyin.
Türkiye'nin savaşta veya tehdit altında olması durumunda yetki tamamen Türk Devleti'ne geçer.
Sözleşmenin Türkiye'ye sağladığı en kritik güvenlik kazanımını tespit etmek için.

Key Concept

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye'nin tam egemenliğinin sağlanması

Hints

1
Lozan'daki kısıtlamaların hangilerinin kalktığını ve Türkiye'nin güvenlik yetkilerinin nasıl genişlediğini düşünün.

Practice More

Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni 'Komisyon', 'Askersiz Bölge' ve 'Geçiş Rejimi' başlıkları altında bir tablo yaparak karşılaştırın.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 29 / 30Next
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 29 | Examkin