Endokrinoloji

539 questions

Question 381Question

Son iki aydır diyetine ek olarak zayıflama amaçlı internetten temin ettiği bitkisel içerikli ürünleri kullanan 29 yaşında kadın hasta; çarpıntı, sinirlilik ve sıcak intoleransı şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 135/80 mmHg, nabız 112/dk ve ritmik saptanıyor. Boyun muayenesinde tiroid bezi palpe edilemiyor, hassasiyet, nodül veya servikal lenfadenopati izlenmiyor. Göz muayenesinde oftalmopati bulgusu saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serbest T4 ve serbest T3 yüksek, TSH baskılanmış (<0.01 mIU/L) bulunuyor. Çekilen tiroid sintigrafisinde radyoaktif iyot tutulumunun (uptake) diffüz olarak düşük olduğu görülüyor. Bu hastada ön tanıyı kesinleştirmek için bakılması gereken en değerli parametre ve beklenen sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serum tiroglobulin düzeyi - Düşük olması

Answer

Serum tiroglobulin düzeyi - Düşük olması
Hastada tirotoksikoz bulguları olmasına rağmen tiroid sintigrafisinde tutulumun (uptake) düşük olması, tiroid bezinin hiperaktif olmadığını gösterir. Bu durumun temel nedenleri tiroiditler (yıkıma bağlı hormon salınımı) veya ekzojen tiroid hormonu kullanımıdır (tirotoksikozis faktisiyöz). Ayırıcı tanıda 'Serum Tiroglobulin' düzeyi anahtardır. Tiroiditlerde foliküler hasar nedeniyle kana tiroglobulin salınır ve düzeyi yüksektir. Ancak dışarıdan tiroid hormonu alındığında (zayıflama ilaçları vb.) endojen TSH baskılandığı ve bez aktivitesi durduğu için tiroglobulin sentezi olmaz ve serum düzeyi düşük veya ölçülemez bulunur. Öyküde zayıflama ilacı kullanımı olması tanıyı destekler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını analiz et
Hasta tirotoksikoz tablosunda (düşük TSH, yüksek sT4/sT3) ancak tiroid sintigrafisinde radyoaktif iyot tutulumu (uptake) düşük.
Düşük uptake, tiroid bezinin hormon sentezlemediğini, dolaşımdaki hormonun ya yıkımdan (tiroidit) ya da dışarıdan alımdan (ekzojen) kaynaklandığını gösterir.
2
Düşük uptake nedenleri arasında ayırıcı tanı yap
Olasılıklar: Subakut tiroidit, Sessiz tiroidit, Tirotoksikozis faktisiyöz (ekzojen alım), İyoda bağlı tirotoksikoz.
Hastanın 'zayıflama ilacı' kullanma öyküsü ekzojen alımı, boyun ağrısı olmaması subakut tiroiditi dışlar.
3
Yıkım ile ekzojen alımı ayırt eden parametreyi belirle
Tiroglobulin.
Tiroiditlerde (yıkım) kana tiroglobulin salınır (Tg yüksek). Ekzojen hormon alımında ise tiroid bezi baskılanır ve Tg salınımı olmaz (Tg düşük).

Key Concept

Tirotoksikoz ayırıcı tanısında, düşük radyoaktif iyot tutulumu (RAIU) olan hastalarda tiroidit (yüksek Tg) ile ekzojen hormon alımı (düşük Tg) ayrımı serum tiroglobulin düzeyi ile yapılır.
Question 382Question

4242 yaşında erkek hasta, optik kiazmaya bası yaparak görme alanı kaybına neden olan bir kraniyofarenjiyom nedeniyle transsfenoidal cerrahi ile opere ediliyor. Ameliyat sonrası ilk 2424 saatte hastada günlük 88 litre idrar çıkışı, idrar dansitesinin 10031003 ve idrar osmolalitesinin 8585 mOsm/kgmOsm/kg olduğu saptanıyor. Ancak postoperatif 44. günde idrar miktarının günlük 900900 mLmL'ye gerilediği, idrar osmolalitesinin 550550 mOsm/kgmOsm/kg olduğu, serum sodyum düzeyinin 129129 mEq/LmEq/L ve serum osmolalitesinin 265265 mOsm/kgmOsm/kg olduğu gözleniyor. Hastanın fizik muayenesinde övolemik olduğu saptanıyor.

Bu hastada postoperatif 44. günde gelişen klinik tablonun en olası mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hasar gören magnoselüler nöronlardan depolanmış ADH'nın kontrolsüz salınımı

Answer

Hasar gören magnoselüler nöronlardan depolanmış ADH'nın kontrolsüz salınımı
Doğru cevap olan ifade, trifazik yanıtın ikinci evresini açıklar. Hipofiz sapı hasar gördüğünde, başlangıçtaki aksonal şok evresini (Evre 1: Diyabetes İnsipidus) takiben, dejenere olan hipotalamik nöronların içinde önceden sentezlenmiş ve depolanmış olan ADH'nın kontrolsüz bir şekilde kana sızdığı dönem başlar (Evre 2). Bu dönemde hastada SIADH benzeri bir tablo (idrar miktarında azalma, hiponatremi) gelişir. Bu evre genellikle cerrahiden 2-8 gün sonra ortaya çıkar.

Step-by-Step Solution

1
Ameliyat sonrası ilk 24 saatteki bulguların (poliüri, düşük dansite) değerlendirilmesi
Geçici santral diyabetes insipidus (Trifazik yanıtın 1. evresi)
Cerrahi travma sonrası nörohipofizer aksonlarda oluşan geçici 'şok' durumu ADH salınımını durdurur.
2
4. gündeki laboratuvar bulgularının (hiponatremi, idrar miktarında azalma, yüksek idrar osmolalitesi) analizi
Uygunsuz ADH benzeri tablo (Trifazik yanıtın 2. evresi)
Dejenere olan magnoselüler nöronlardan depolanmış ADH'nın kontrolsüz bir şekilde dolaşıma sızması su tutulumuna ve dilüsyonel hiponatremiye yol açar.
3
Klinik seyrin bütünüyle tanımlanması
Trifazik Yanıt
Hipofiz sapı veya hipotalamus hasarlarında görülen klasik üç evreli (DI - SIADH - Kalıcı DI/Düzelme) seyirdir.

Key Concept

Hipofiz cerrahisi veya travması sonrası görülen 'Trifazik Yanıt' (Triphasic Response)

Practice More

Trifazik yanıtın 3. evresinin kalıcı mı yoksa geçici mi olacağını belirleyen faktörleri (nöronal kayıp oranı) gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 383Question

68 yaşında erkek hasta, ağır toplumda gelişen pnömoni ve septik şok tablosuyla yoğun bakım ünitesinde takip edilmektedir. Özgeçmişinde bilinen bir tiroid hastalığı öyküsü bulunmayan hastanın yapılan laboratuvar tetkiklerinde şu sonuçlar saptanmıştır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
TSH0,50,5 mIU/L0,44,00,4 - 4,0
Serbest T40,820,82 ng/dL0,81,90,8 - 1,9
Serbest T31,31,3 pg/mL2,34,22,3 - 4,2
Ters T3 (rT3)8585 ng/dL102410 - 24

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, hastanın yönetimi için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tiroid fonksiyonlarının hastalıktan iyileşme sonrası tekrar değerlendirilmesi

Answer

Tiroid fonksiyonlarının hastalıktan iyileşme sonrası tekrar değerlendirilmesi
Doğru yanıt olan yaklaşım, ötiroid hasta sendromu (non-tiroidal hastalık) tanısına dayanmaktadır. Bu tabloda, ağır sistemik hastalık (sepsis, travma, cerrahi) sırasında periferik 55'-deiyodinaz aktivitesi inhibe olur, böylece T4'ten T3'e dönüşüm azalır ve rT3 artar. T3 düşüklüğü bu süreçte en erken görülen bulgudur. Mevcut durumda hormon replasmanı prognozu iyileştirmez, aksine metabolik yükü artırabilir. Bu nedenle en uygun yaklaşım, altta yatan pnömoni ve sepsisin tedavisi ile iyileşme sonrası tiroid testlerinin kontrol edilmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik durum ve laboratuvar verilerinin analizi
Yoğun bakımda yatan ağır bir hastada düşük T3, düşük-normal T4 ve hafif baskılanmış TSH saptanmıştır.
Bu bulgular tipik olarak 'Ötiroid Hasta Sendromu' (Non-tiroidal hastalık) ile uyumludur.
2
Tanısal doğrulamada Ters T3 (rT3) kullanımının değerlendirilmesi
Ters T3 düzeyinin yüksek olduğu belirlenmiştir.
Yüksek rT3, santral hipotiroididen ayrımda kritiktir çünkü santral hipotiroidide rT3 düşüktür.
3
Tedavi kararının verilmesi
Aktif bir tiroid hormonu tedavisi verilmemesi kararlaştırılmıştır.
Bu durum vücudun metabolizmayı yavaşlatarak katabolizmayı sınırlamaya çalıştığı adaptif bir süreçtir; replasmanın mortaliteye faydası yoktur.

Key Concept

Ötiroid Hasta Sendromu (Non-tiroidal Hastalık)

Practice More

Santral hipotiroidi ile ötiroid hasta sendromu arasındaki rT3 farkını tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 384Question

4444 yaşında erkek hasta, avuç içlerindeki turuncu-sarı renkli çizgilenmeler (ksantomaksantoma striatastriata palmarispalmaris) ve dirseklerindeki tüberöz ksantomlar nedeniyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde vücut kitle indeksi 3131 kg/m2kg/m^2 saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde elde edilen bulgular aşağıdadır:

ParametreSonuçNormal Aralığı
Total Kolesterol380380 mg/dL<200< 200
Trigliserid420420 mg/dL<150< 150
HDL-Kolesterol3232 mg/dL>40> 40

Hastanın lipoprotein elektroforezinde VLDLVLDL ve LDLLDL bölgeleri arasında geniş bir bant (broadbetabroad-beta bandı) izlendiğine göre; bu hastada altta yatan genetik mekanizma veya tanıyı kesinleştirmek için yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: ApoE2ApoE2 homozigotluğu (ϵ2/ϵ2\epsilon 2 / \epsilon 2 genotipi)

Answer

Tip III Hiperlipoproteinemi (Dizbetalipoproteinemi) tanısı için karakteristik olan ApoE2ApoE2 homozigotluğudur (ϵ2/ϵ2\epsilon 2 / \epsilon 2 genotipi).
Hastada saptanan ksantomaksantoma striatastriata palmarispalmaris (avuç içi ksantomları) ve mikst hiperlipidemi ile birlikte elektroforezde saptanan geniş beta bandı (broadbetabroad-beta bandband), Tip III Hiperlipoproteinemi (Dizbetalipoproteinemi) için karakteristiktir. Bu hastalığın genetik temelinde, lipoprotein remnantlarının (kalıntılarının) karaciğerdeki reseptörler tarafından tanınmasını sağlayan Apolipoprotein E'nin reseptöre bağlanma yeteneği düşük olan ApoE2ApoE2 izoformunun homozigot (ϵ2/ϵ2\epsilon 2 / \epsilon 2) olması yatar. Bu durum şilomikron ve VLDLVLDL kalıntılarının dolaşımda birikmesine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Avuç içi çizgilerinde ksantomlar (ksantomaksantoma striatastriata palmarispalmaris) Tip III Hiperlipoproteinemi için patognomoniktir.
Spesifik fizik muayene bulguları nadir görülen lipid metabolizması bozukluklarını ayırt etmede birincil öneme sahiptir.
2
Lipid profilinin ve elektroforezin değerlendirilmesi
Hem kolesterol hem trigliserid düzeylerinin benzer oranlarda artması (mikst dislipidemi) ve elektroforezde 'geniş beta bandı' saptanması.
Geniş beta bandı, şilomikron ve VLDL kalıntılarının (remnantların) birikimini gösterir, bu da Tip III için tipiktir.
3
Altta yatan moleküler defektin belirlenmesi
Remnant temizlenmesinden sorumlu olan Apolipoprotein E'nin ApoE2ApoE2 izoformunun homozigotluğu.
ApoE2ApoE2, karaciğerdeki reseptörlere bağlanma kapasitesi en düşük olan izoformdur; bu durum şilomikron ve VLDL remnantlarının birikmesine yol açar.

Key Concept

Tip III Hiperlipoproteinemi (Dizbetalipoproteinemi) Patogenezi ve Tanısı

Practice More

Sekonder nedenlerin (hipotiroidi, diyabet, obezite) Tip III Hiperlipoproteinemi kliniğini nasıl tetiklediğini ve fenofibrat tedavisinin bu tablodaki önceliğini gözden geçirin.

Alternative Method

Laboratuvarda VLDL-kolesterol / Total Trigliserid oranının >0.3> 0.3 (mg/dL cinsinden) olması Tip III Hiperlipoproteinemi tanısını destekleyen önemli bir hesaplama yöntemidir.
Estimated Time:2m 0s
Question 385Question

Herhangi bir klinik semptomu olmayan 5050 yaşındaki bir hastanın rutin sağlık kontrollerinde açlık plazma glukozu 134134 mg/dL saptanmıştır. Bu hastada Diabetes Mellitus tanısını kesinleştirmek için izlenmesi gereken en uygun basamak aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Açlık plazma glukozu ölçümünün başka bir gün tekrarlanması

Answer

Tanıyı kesinleştirmek için açlık plazma glukozu ölçümü başka bir gün tekrarlanmalıdır.
Diabetes Mellitus tanısı için açlık plazma glukozunun 126\geq 126 mg/dL olması gerekir. Ancak hasta asemptomatikse (poliüri, polidipsi, kilo kaybı gibi şikayetleri yoksa), bu sonucun başka bir gün yapılacak ikinci bir ölçümle veya HbA1c, OGTT gibi diğer tanısal testlerle doğrulanması şarttır. Bu nedenle en uygun yaklaşım ölçümün tekrarlanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik durumunu ve laboratuvar sonucunu değerlendir
Hasta asemptomatiktir ve açlık plazma glukozu 134134 mg/dL (126126 mg/dL eşiğinin üzerinde) bulunmuştur.
Tanı kriterlerinin hangi klinik senaryoda uygulandığını belirlemek için.
2
Kılavuzlardaki (ADA/EASD) tanı algoritmasını uygula
Klasik hiperglisemi semptomları olmayan bireylerde, tek bir laboratuvar yüksekliği tanı için yeterli değildir.
Hatalı tanı koyma riskini önlemek ve sonucu doğrulamak için.
3
En uygun doğrulama yöntemini seç
Aynı testin (açlık glukozu) veya alternatif bir testin (HbA1c veya OGTT) başka bir gün tekrarlanması kararı verilir.
Tanının kesinleşmesi (konfirmasyonu) için standart protokol budur.

Key Concept

Asemptomatik bireylerde Diabetes Mellitus tanısı için en az iki patolojik test sonucu (aynı gün veya farklı günlerde) gereklidir.
Estimated Time:45s
Question 386Question

Kilo artışı, proksimal kas güçsüzlüğü, menstrüel düzensizlik ve karın cildinde geniş mor striaları olan 34 yaşındaki kadın hastada Cushing sendromundan şüphelenilmektedir. Bu hastada patolojik hiperkortizolizmin varlığını kanıtlamak (tarama yapmak) amacıyla ilk aşamada kullanılabilecek testler arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Sabah 08:00'de ölçülen serum kortizol düzeyi

Answer

Sabah 08:00'de ölçülen serum kortizol düzeyi Cushing sendromu taramasında kullanılmaz.
Cushing sendromu (hiperkortizolizm) taramasında amaç, kortizol salınımındaki patolojiyi göstermektir. Sağlıklı bireylerde sabah 08:00'de serum kortizol düzeyi fizyolojik olarak zaten en yüksek seviyededir (peak yapar). Cushing sendromlu hastalarda da bu değer yüksek veya normal olabilir; dolayısıyla sabah ölçümü hasta ve sağlıklı bireyleri birbirinden ayırt etmede yetersizdir. Tanı için gece yarısı kortizolü (ritim kaybını gösterir), 24 saatlik idrar kortizolü (toplam yükü gösterir) veya deksametazon baskılama testleri (feedback bozukluğunu gösterir) kullanılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın kliniğini değerlendir
Obezite, stria, miyopati bulguları Cushing sendromunu (hiperkortizolizm) işaret etmektedir.
Klinik şüphe varlığında ilk adım, hiperkortizolizmin varlığını biyokimyasal olarak kanıtlamaktır (tarama).
2
Tarama testlerinin mantığını hatırla
Cushing tarama testleri, kortizolün sirkadiyen ritminin bozulmasını (gece yüksekliği) veya feedback mekanizmasının bozulmasını (baskılanamama) göstermelidir.
Normal fizyolojide sabah kortizolü zaten en yüksek düzeydedir.
3
Seçeneklerdeki testleri analiz et
Sabah 08:00 kortizolü, normal bireylerde de yüksek olduğu için hastalık ile sağlığı ayırt edemez (düşük özgüllük).
Diğer tüm seçenekler (gece tükürük kortizolü, idrar kortizolü, deksametazon baskılama) rehberlerde önerilen tarama testleridir.

Key Concept

Cushing sendromu tanısında sabah kortizol düzeyinin tanısal değeri yoktur; tanı sirkadiyen ritim kaybının veya baskılanamamanın gösterilmesine dayanır.

Hints

1
Sağlıklı bir insanda kortizol hormonu gün içinde nasıl bir seyir izler? En yüksek olduğu saat hangisidir?
2
Tarama testleri, normal fizyolojiden sapmayı (örneğin ritim bozukluğunu veya baskılanamamayı) göstermelidir. Hangi seçenek normal fizyolojide de yüksek çıkan bir değeri ölçmektedir?
3
Sabah 08:00'de herkesin kortizolü yüksektir, bu nedenle bu saatte yapılan ölçüm hastalığı ayırt edemez.

Practice More

Adrenal yetmezlik (Addison) tanısında sabah kortizolünün önemi nedir?
Estimated Time:1m 0s
Question 387Question

5252 yaşında kadın hasta, 1212 yıldır kronik böbrek yetmezliği tanısıyla izlenmekte olup son 55 yıldır düzenli hemodiyaliz programındadır. Yaygın kemik ağrısı, proksimal kas güçsüzlüğü ve şiddetli kaşıntı şikayetleri ile başvuran hastanın fizik muayenesinde konjonktivalarda kalsifikasyon odakları saptanıyor. Laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum11.111.1 mg/dL8.510.58.5 - 10.5 mg/dL
Serum Fosfor7.27.2 mg/dL2.54.52.5 - 4.5 mg/dL
Alkalen Fosfataz (ALP)580580 U/L3012030 - 120 U/L
İntakt PTH14501450 pg/mL156515 - 65 pg/mL

Çekilen el grafilerinde falanksların radial yüzeylerinde subperiosteal kemik rezorpsiyonu saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tersiyer hiperparatiroidizm

Answer

Tersiyer hiperparatiroidizm
Doğru yanıt olan tersiyer hiperparatiroidizm, kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda uzun süreli hipokalsiyemi ve hiperfosfatemi uyarısı sonucu paratiroid bezlerinin hiperplastik hale gelerek artık kalsiyum seviyesinden bağımsız olarak kontrolsüz PTH salgılaması (otonomi) durumudur. Bu hastada KBY öyküsü, ekstrem PTH yüksekliği ve buna eşlik eden hiperkalsiyemi tanıyı kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Hastanın 12 yıllık kronik böbrek yetmezliği (KBY) ve 5 yıllık diyaliz geçmişi, renal osteodistrofı riskini belirler.
Zemin hastalığı, kemik metabolizmasındaki sapmaların ana nedenidir.
2
Laboratuvar parametrelerinin analizi
Belirgin hiperfosfatemi (7.27.2 mg/dL), yüksek ALP (580580 U/L) ve çok yüksek PTH (14501450 pg/mL) yüksek döngülü (high turnover) kemik hastalığını işaret eder.
ALP ve PTH değerleri kemik yıkım hızının göstergeleridir.
3
Kalsiyum düzeyine göre ayırıcı tanı yapılması
KBY hastasında beklenen hipokalsiyemi yerine hiperkalsiyemi (11.111.1 mg/dL) saptanması, paratiroid bezlerinin otonomi kazandığını gösterir.
Sekonder hiperparatiroidizmde kalsiyum düşük/normal iken, tersiyer fazda hiperkalsiyemi gelişir.
4
Radyolojik bulguların entegrasyonu
Subperiosteal rezorpsiyon, aşırı PTH etkisine bağlı gelişen Osteitis Fibrosa Cystica'nın klasik bulgusudur.
Görüntüleme bulguları laboratuvar ile saptanan yüksek döngülü kemik hastalığını doğrular.

Key Concept

Kronik böbrek yetmezliği olan bir hastada hiperfosfatemiye eşlik eden hiperkalsiyemi ve aşırı yüksek PTH düzeyi, otonom paratiroid aktivitesini (tersiyer hiperparatiroidizm) gösterir.
Estimated Time:2m 0s
Question 388Question

28 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır belirginleşen aşırı su içme (88-1010 L/gün) ve sık idrara çıkma şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 146146 mEq/L, plazma osmolalitesi 305305 mOsm/kg ve idrar osmolalitesi 115115 mOsm/kg ölçülüyor. Yapılan standart su kısıtlama testi sonunda idrar osmolalitesi 135135 mOsm/kg olarak saptanıyor. Bu aşamada hastaya 22 μ\mu g subkütan desmopressin uygulanıyor ve 22 saat sonra ölçülen idrar osmolalitesinin 440440 mOsm/kg'a çıktığı görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Santral diyabetes insipidus

Answer

Vazopressin (desmopressin) uygulaması sonrası idrar osmolalitesinde %50'nin üzerinde (bu vakada %200'den fazla) artış izlenmesi, ADH eksikliğini yani santral diyabetes insipidus tanısını kesinleştirir.
Santral diyabetes insipidus tanısı; su kısıtlama testiyle idrarın konsantre edilememesi ve ardından uygulanan vazopressin (desmopressin) analoguna idrar osmolalitesinde belirgin artış (genellikle >%50) ile yanıt verilmesiyle konur. Vakada idrar osmolalitesi 135135'den 440440'a çıkarak dramatik bir artış göstermiştir.

Step-by-Step Solution

1
Bazal laboratuvar değerlerini değerlendir.
Yüksek plazma osmolalitesi (>295>295 mOsm/kg) ve düşük idrar osmolalitesi (<300<300 mOsm/kg) diyabetes insipidus (DI) lehinedir.
Vücut hiperozmolar durumdayken idrarın konsantre edilememesi uygunsuz bir su kaybını gösterir.
2
Su kısıtlama testi yanıtını analiz et.
İdrar osmolalitesinin 135135 mOsm/kg'da kalması, primer polidipsiyi dışlar.
Primer polidipsi hastalarında ADH aksı sağlam olduğu için su kısıtlandığında idrar konsantre olur.
3
Desmopressin yanıtını değerlendir.
İdrar osmolalitesinde 135440135 \rightarrow 440 mOsm/kg'a (belirgin artış) yükselme saptandı.
Dışarıdan verilen ADH analoguna yanıt alınması, sorunun böbrekte değil (nefrojenik değil), ADH sentez veya salınımında (santral) olduğunu kanıtlar.

Key Concept

Diyabetes insipidus ayırıcı tanısında su kısıtlama testi ve ekzojen vazopressin yanıtı.

Hints

1
İdrar osmolalitesinin desmopressin (vazopressin analoğu) sonrası değişim oranına odaklanın.

Practice More

Nefrojenik diyabetes insipidusun en sık edinsel nedenlerini (örneğin lityum kullanımı) gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 389Question

24 yaşında kadın hasta, ergenlik döneminden beri devam eden adet düzensizliği ve son bir yılda artan çene ve göğüs bölgesinde tüylenme şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 115/75 mmHg, nabız 78/dakika, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 26 kg/m² ve Ferriman-Gallwey skoru 14 olarak saptanıyor. Cushingoid görünüm veya stria izlenmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde serbest testosteron düzeyi üst sınırda, DHEAS hafif yüksek bulunuyor. Pelvik ultrasonografide bilateral polikistik over görünümü izleniyor. Polikistik Over Sendromu (PKOS) ayırıcı tanısı amacıyla bakılan foliküler faz bazal sabah 17-hidroksiprogesteron düzeyi 5 ng/mL (Referans: < 2 ng/mL; Gri Bölge: 2-10 ng/mL) olarak ölçülüyor.

Bu hastada 'geç başlangıçlı konjenital adrenal hiperplazi' tanısını doğrulamak için yapılması gereken en uygun test aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: ACTH (Sentetik) stimülasyon testi

Answer

ACTH (Sentetik) stimülasyon testi
Geç Başlangıçlı Konjenital Adrenal Hiperplazi (Non-klasik KAH), hirsutizm ve adet düzensizliği ile başvuran kadınlarda PKOS'un en önemli ayırıcı tanısıdır. Hastalığın temelinde 21-hidroksilaz enzim eksikliği yatar. Tanıda ilk adım bazal 17-OH Progesteron düzeyidir. Bu değerin 2-10 ng/mL arasında (gri bölge) olması durumunda, tanıyı kesinleştirmek için enzim bloğunu provokatif olarak gösteren ACTH stimülasyon testi uygulanır. Test sonrası 17-OHP düzeyinin belirgin artışı (>10 ng/mL) tanıyı koydurur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik Tabloyu Değerlendir
Hirsutizm ve oligomenore şikayeti olan genç kadın hastada PKOS ön tanısı mevcut, ancak ayırıcı tanıda Geç Başlangıçlı Konjenital Adrenal Hiperplazi (Non-klasik KAH) düşünülüyor.
PKOS tanısı bir dışlama tanısıdır ve benzer klinik tabloya yol açan KAH mutlaka ekarte edilmelidir.
2
Tarama Testi Sonucunu Yorumla
Bazal 17-Hidroksiprogesteron (17-OHP) düzeyi 5 ng/mL ölçülmüş. Bu değer 'gri zon' (2-10 ng/mL) içerisindedir.
17-OHP < 2 ng/mL olsaydı KAH dışlanırdı; > 10 ng/mL olsaydı tanı konulurdu. Gri zonda ileri test gerekir.
3
Doğrulama Testini Seç
Gri zonda kalan hastalarda 21-hidroksilaz enzim aktivitesini değerlendirmek için ACTH uyarısı sonrası 17-OHP artışına bakılmalıdır.
ACTH (Sentetik) stimülasyon testi, enzim bloğunu göstererek tanıyı kesinleştiren altın standart yöntemdir.

Key Concept

Hirsutizm ayırıcı tanısında, bazal 17-OHP düzeyi şüpheli (2-10 ng/mL) olan hastalarda Geç Başlangıçlı Konjenital Adrenal Hiperplazi (Non-klasik KAH) tanısını doğrulamak için ACTH stimülasyon testi yapılır.

Hints

1
Hastanın klinik tablosu (hirsutizm, adet düzensizliği) androjen fazlalığını işaret ediyor, ancak Cushingoid bulgusu yok.
2
17-OH Progesteron bir enzim eksikliği sonucu biriken bir ön maddedir. Eğer bazal düzey kesin tanı için yeterli değilse (gri zon), bu enzimi 'zorlayarak' test etmek gerekir.
3
Adrenal bezin kortizol ve androjen üretmesini sağlayan ana hormon ACTH'dır. Bu hormonu dışarıdan vererek enzimin çalışıp çalışmadığını kontrol edebilirsiniz.

Practice More

Primer adrenal yetmezlik (Addison) tanısında kullanılan testlerin sırasını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 390Question

4646 yaşında kadın hasta, rutin sağlık kontrolü amacıyla polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayene ve laboratuvar incelemelerinde elde edilen bulgular aşağıdadır:

ParametreSonuç
Bel çevresi9494 cmcm
Kan basıncı135/85135/85 mmHgmmHg
Açlık plazma glukozu9595 mg/dLmg/dL
Trigliserid145145 mg/dLmg/dL
HDLHDL kolesterol4242 mg/dLmg/dL

NCEP ATP III (National Cholesterol Education Program Adult Treatment Panel III) kriterleri temel alındığında, bu hastanın tanısı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bel çevresi, HDL kolesterol ve kan basıncı kriterlerini karşıladığı için metabolik sendrom tanısı alır.

Answer

Hastanın bel çevresi, HDL kolesterol ve kan basıncı kriterlerini karşılaması nedeniyle metabolik sendrom tanısı aldığı seçenek doğrudur.
Hasta; bel çevresi (>88> 88 cmcm), HDLHDL kolesterol (<50< 50 mg/dLmg/dL) ve kan basıncı (130/85\geq 130/85 mmHgmmHg) olmak üzere NCEP ATP III kriterlerinden üçünü karşılamaktadır. Toplamda beş kriterden üçünün karşılanması metabolik sendrom tanısı koydurur.

Step-by-Step Solution

1
NCEP ATP III kadın cinsiyet kriterlerini belirle.
Bel > 8888 cmcm, TG >= 150150 mg/dLmg/dL, HDL<50HDL < 50 mg/dLmg/dL, KB >= 130/85130/85 mmHgmmHg, APG >= 100100 mg/dLmg/dL.
Tanı koymak için cinsiyete özgü eşik değerlerin bilinmesi gerekir.
2
Hasta verilerini kriterlerle karşılaştır.
Bel (94>8894 > 88): (+), KB (135/85135/85): (+), APG (95<10095 < 100): (-), TG (145<150145 < 150): (-), HDL (42<5042 < 50): (+).
Her bir parametrenin pozitiflik durumu kontrol edilmelidir.
3
Toplam pozitif kriter sayısını hesapla.
Toplam 33 kriter pozitif (Bel, KB, HDL).
NCEP ATP III'e göre 3/53/5 kriter tanı için yeterlidir.

Key Concept

NCEP ATP III Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri

Practice More

IDF kriterlerine göre bel çevresi artışının tanı için zorunlu (sine qua non) olduğunu hatırlayarak aynı hastayı tekrar değerlendiriniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 391Question

Sağlık personeli olduğu öğrenilen 3838 yaşında kadın hasta; son 22 aydır giderek artan çarpıntı, aşırı terleme ve sinirlilik şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde tiroid bezi palpe edilemiyor, orbitopati saptanmıyor ve deri nemli bulunuyor. Laboratuvar tetkiklerinde TSH: 0.02 mIU/L0.02\text{ mIU/L} (N: 0.440.4-4), serbest T4T_4: 2.8 ng/dL2.8\text{ ng/dL} (N: 0.81.80.8-1.8) ve serbest T3T_3: 5.2 pg/mL5.2\text{ pg/mL} (N: 2.34.22.3-4.2) olarak ölçülüyor. Tiroid sintigrafisinde radyonüklid tutulumu saptanmıyor. Serum tiroglobulin düzeyi ise <0.1 ng/mL< 0.1\text{ ng/mL} (N: 2702-70) olarak raporlanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yapay (faktitif) tirotoksikoz

Answer

Yapay (faktitif) tirotoksikoz
Dışarıdan kontrolsüz tiroid hormonu alımı (faktitif tirotoksikoz), TSH'ı baskılayarak endojen tiroid dokusunun fonksiyonunu ve tiroglobulin sentezini durdurur. Bu durum klinik olarak hipertiroidi bulguları, fizik muayenede ele gelmeyen (atrofik) bir tiroid bezi, sintigrafide 'boş' görüntü (tutulum yokluğu) ve karakteristik olarak çok düşük/ölçülemeyen serum tiroglobulin düzeyi ile kendini gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Tiroid fonksiyon testlerini değerlendir.
TSH düşük, serbest T4T_4 ve T3T_3 yüksek; bu durum primer tirotoksikoz ile uyumludur.
Hastanın klinik semptomlarının biyokimyasal temelini belirlemek için gereklidir.
2
Tiroid sintigrafisi ve radyoaktif iyot tutulumunu (RAIU) analiz et.
Tutulum saptanmaması (düşük RAIU), hipertiroidinin aşırı üretimden ziyade yıkım, ektopik kaynak veya dışarıdan alıma bağlı olduğunu gösterir.
Yüksek tutulumlu (Graves, TMNG) ve düşük tutulumlu nedenleri ayırt etmek için kritik bir adımdır.
3
Serum tiroglobulin (Tg) düzeyini kontrol et.
Tiroglobulin düzeyinin çok düşük (<0.1 ng/mL< 0.1\text{ ng/mL}) olması, dolaşımdaki hormonun tiroid bezinden kaynaklanmadığını (endojen üretim olmadığını) kanıtlar.
Yapay tirotoksikozu, iyot tutulumu düşük olan tiroiditlerden (yüksek Tg) ayıran en önemli laboratuvar parametresidir.

Key Concept

Tirotoksikoz ayırıcı tanısında serum tiroglobulin düzeyinin kullanımı.
Estimated Time:1m 30s
Question 392Question

1919 yaşında erkek hasta, babasında tesadüfen saptanan hafif kalsiyum yüksekliği öyküsü olması nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın kemik ağrısı, nefrolitiazis veya poliüri gibi herhangi bir şikayeti bulunmamaktadır. Fizik muayenesi tamamen normaldir. Yapılan laboratuvar incelemelerinde aşağıdaki sonuçlar saptanmıştır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum10.710.7 mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum Albumin4.04.0 g/dL3.55.03.5 - 5.0
Serum Fosfor2.92.9 mg/dL2.54.52.5 - 4.5
Serum PTH5858 pg/mL156515 - 65
25OH25-OH Vitamin D3232 ng/mL>30> 30
2424 Saatlik İdrar Kalsiyumu8585 mg/gün100300100 - 300
2424 Saatlik İdrar Kreatinini14001400 mg/gün-
Serum Kreatinini0.80.8 mg/dL0.61.20.6 - 1.2

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi

Answer

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları, özellikle kalsiyum/kreatinin klerens oranının 0.010.01'in altında olması, en olası tanının Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi olduğunu göstermektedir.
Ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi (FHH), kalsiyum duyarlı reseptör (CaSR) genindeki inaktive edici mutasyonlar sonucu gelişen, otozomal dominant geçişli bir durumdur. Hastalarda hafif hiperkalsemi ve normal veya hafif yüksek PTH düzeyleri görülür. En tipik özelliği, böbreklerden kalsiyum geri emiliminin artması nedeniyle idrarla kalsiyum atılımının çok düşük olmasıdır. Kalsiyum/Kreatinin klerens oranı (CCCR) hesaplandığında değerin 0.010.01'in altında kalması tanıyı doğrular. Bu hastada CCCR yaklaşık 0.00450.0045 bulunmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Hiperkalsemi ve PTH ilişkisini değerlendir.
Serum kalsiyumu 10.710.7 mg/dL (yüksek) ve PTH 5858 pg/mL (uygunsuz normal) saptanmıştır.
Hiperkalsemiye rağmen PTH'nın baskılanmaması, paratiroid kaynaklı bir patolojiyi düşündürür.
2
İdrar kalsiyum atılımını kontrol et.
2424 saatlik idrar kalsiyumu 8585 mg/gün (düşük/normal altı) olarak bulunmuştur.
Hipokalsiüri varlığı, Primer Hiperparatiroidizmden ziyade Ailesel Hipokalsiürik Hiperkalsemi (FHH) lehinedir.
3
Kalsiyum/Kreatinin Klerens Oranını (CCCR) hesapla.
CCCR=85×0.810.7×1400=68149800.0045CCCR = \frac{85 \times 0.8}{10.7 \times 1400} = \frac{68}{14980} \approx 0.0045
CCCR değerinin 0.010.01'den küçük olması FHH için oldukça duyarlı ve özgüldür.

Key Concept

Kalsiyum/Kreatinin klerens oranı (CCCR) <0.01< 0.01 ise Ailesel Hipokalsiürik Hiperkalsemi (FHH), >0.02> 0.02 ise Primer Hiperparatiroidizm düşünülmelidir.

Practice More

Primer hiperparatiroidizmde cerrahi endikasyonları (kalsiyum düzeyi, kemik densitesi, böbrek fonksiyonları) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 393Question

Tip 22 diyabetes mellitus tanısıyla takip edilen ve günlük 40 mg40 \text{ mg} Atorvastatin kullanmakta olan 5555 yaşındaki erkek hastanın yapılan laboratuvar incelemesinde aşağıdaki bulgular saptanmıştır:

TetkikSonuç
LDL kolesterol82 mg/dL82 \text{ mg/dL}
Trigliserid880 mg/dL880 \text{ mg/dL}
HDL kolesterol34 mg/dL34 \text{ mg/dL}
HbA1c%7.8\%7.8

Bu hastada akut pankreatit riskini azaltmak amacıyla mevcut tedavisine eklenmesi en uygun olan farmakolojik ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fenofibrat

Answer

Pankreatit riskini azaltmak için statin tedavisine Fenofibrat eklenmesi en uygun yaklaşımdır.
Hastanın trigliserid düzeyi 500 mg/dL500 \text{ mg/dL} barajını (880 mg/dL880 \text{ mg/dL}) aştığı için birincil hedef kardiyovasküler riskten (LDL hedefi) akut pankreatit riskini azaltmaya kayar. Bu durumda en etkili ajanlar fibratlardır. Mevcut Atorvastatin tedavisi göz önüne alındığında, statinlerle birlikte kullanıldığında miyopati ve rabdomiyoliz riski en düşük olan fibrat seçeneği fenofibrattır.

Step-by-Step Solution

1
Trigliserid düzeyinin değerlendirilmesi
880 mg/dL880 \text{ mg/dL} (Ciddi hipertrigüliseridemi)
Trigliserid düzeyi 500 mg/dL500 \text{ mg/dL}'nin üzerine çıktığında, kardiyovasküler riskten ziyade akut pankreatit riski tedavi önceliği haline gelir.
2
Uygun ilaç grubunun seçilmesi
Fibratlar
Fibratlar trigliserid düşürücü etkisi en güçlü olan ilaç grubudur ve pankreatit profilaksisinde ilk tercihtir.
3
İlaç-ilaç etkileşimi analizi
Fenofibrat seçimi
Hasta halihazırda statin kullandığı için, statinlerle etkileşimi (rabdomiyoliz riski) en az olan fenofibrat tercih edilmelidir; gemfibrozil bu kombinasyonda kontrendikedir.

Key Concept

Şiddetli hipertrigüliseridemide (>500 mg/dL> 500 \text{ mg/dL}) pankreatit profilaksisi için tedavi önceliği fibratlara kayar ve statin kullananlarda fenofibrat tercih edilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 394Question

4545 yaşında kadın hasta, non-fonksiyonel hipofiz makroadenomu nedeniyle geçirdiği transsfenoidal cerrahiden 11 hafta sonra halsizlik, bulantı ve baş dönmesi şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 95/6095/60 mmHg, nabız 105105/dakika saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 131131 mmol/L, sabah kortizolü 2.12.1 μ\mu g/dL ölçülüyor. Sekonder adrenal yetmezlik tanısıyla intravenöz hidrokortizon replasmanı başlanan hastanın genel durumu düzeliyor ve kan basıncı 120/80120/80 mmHg seviyesine çıkıyor. Ancak tedavinin 2424. saatinden itibaren hastada saatte 450450 mL (yaklaşık 10.810.8 L/gün) idrar çıkışı başlıyor.

Güncel laboratuvar değerleri:
- Serum sodyumu: 139139 mmol/L
- Plazma ozmolalitesi: 295295 mOsm/kg
- İdrar ozmolalitesi: 9090 mOsm/kg

Bu hastada poliürinin ortaya çıkmasının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Glukokortikoid replasmanının maskelenmiş santral diyabetes insipidusu açığa çıkarması

Answer

Glukokortikoid replasmanının maskelenmiş santral diyabetes insipidusu açığa çıkarması
Doğru yanıt olan durum, glukokortikoidlerin serbest su klirensi üzerindeki fizyolojik etkisinden kaynaklanır. Kortizol, hem hipotalamustan ADH salınımını tonik olarak inhibe eder hem de toplama kanallarında ADH'nin su geri emilimi üzerindeki etkisini antagonize eder. Adrenal yetmezlikte kortizol eksikliği nedeniyle ADH etkisi artar, bu da su tutulumuna ve dilüsyonel hiponatremiye yol açar (bu durum santral diyabetes insipidusu maskeler). Hastaya hidrokortizon replasmanı yapıldığında, suyun serbestçe atılmasına izin verilir ve cerrahiye bağlı mevcut olan gerçek ADH eksikliği klinik olarak poliüri şeklinde ortaya çıkar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
Hipofiz cerrahisi sonrası hipotansiyon, hiponatremi ve düşük kortizol düzeyi sekonder adrenal yetmezliği doğrular.
Replasman öncesi semptomların kaynağını belirlemek için gereklidir.
2
Tedavi sonrası gelişen poliüriyi ve idrar ozmolalitesini değerlendir.
Hidrokortizon sonrası idrar ozmolalitesinin 9090 mOsm/kg olması, masif bir su diürezini gösterir.
Sıvı kaybının niteliğini (su vs. ozmotik yük) ayırt etmek için gereklidir.
3
Kortizol ve ADH arasındaki fizyolojik ilişkiyi kur.
Kortizol eksikliği ADH salınımını artırır ve böbrekte ADH etkisini kolaylaştırır. Kortizol verildiğinde bu etki kalkar ve altta yatan ADH eksikliği (santral DI) görünür hale gelir.
Tablonun patofizyolojik mekanizmasını açıklamak için gereklidir.

Key Concept

Maskelenmiş Diyabetes İnsipidus (Masked DI)
Question 395Question

42 yaşında erkek hasta, son bir yıldır şapkalarının dar gelmesi ve ayakkabı numarasının büyümesi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede belirgin supraorbital çıkıntı, prognatizm (alt çene ileriliği) ve dilde büyüme (makroglossi) saptanıyor. Bu hastada akromegali ön tanısını değerlendirmek amacıyla yapılması gereken ilk tarama testi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serum IGF-1 düzeyi ölçümü

Answer

Akromegali şüphesi olan bir hastada yapılması gereken ilk tarama testi serum IGF-1 düzeyi ölçümüdür.
Serum IGF-1 düzeyi, büyüme hormonunun etkisiyle karaciğerde sentezlenir ve yarı ömrü uzun olduğu için serum düzeyleri gün boyu dalgalanma göstermez. Bu özelliği sayesinde akromegali şüphesi olan hastalarda en iyi tarama parametresidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Yüz hatlarında kabalaşma ve el-ayak büyümesi gibi bulgular akromegaliyi düşündürür.
Tanı sürecini başlatmak için spesifik klinik şüphe gereklidir.
2
En stabil parametreyi seç
Büyüme hormonu (GH) pulsatil salınırken, IGF-1 düzeyleri serumda gün boyu sabit kalır.
Tarama testlerinin yüksek duyarlılığa ve stabiliteye sahip olması gerekir.
3
Laboratuvar testini uygula
Serum IGF-1 ölçümü ile tarama gerçekleştirilir.
Yüksek IGF-1 düzeyi tanıyı destekleyen ilk biyokimyasal kanıttır.

Key Concept

Akromegali taramasında en duyarlı ve ilk yapılması gereken test serum IGF-1 düzeyidir.
Question 396Question

4242 yaşında erkek hasta, son 22 yıldır giderek artan yaygın kemik ağrısı ve proksimal kas güçsüzlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede proksimal miyopati ile uyumlu "waddling" (ördekvari) yürüyüş saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde:

Serum Kalsiyum: 9.29.2 mg/dL (N: 8.510.58.5-10.5)
Serum Fosfor: 1.81.8 mg/dL (N: 2.54.52.5-4.5)
Alkali Fosfataz (ALP): 480480 U/L (N: 3012030-120)
Paratiroid Hormon (PTH): 6262 pg/mL (N: 106510-65)
25(OH)25(OH) Vitamin D: 3535 ng/mL (N: >30>30)
1,25(OH)21,25(OH)_2 Vitamin D: 1414 pg/mL (N: 186418-64)

İdrar analizinde glukozüri veya aminoasidüri saptanmıyor, ancak tübüler fosfat geri emilimi (TmP/GFRTmP/GFR) anlamlı derecede düşük bulunuyor. DEXA ölçümünde L1-L4 T-skoru 3.2-3.2 olarak raporlanıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, patogenezden sorumlu olan en olası mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Proksimal tübüllerde sodyum-fosfat kotransporter (NaPi-2a/2c) ekspresyonunun FGF-23 aracılı baskılanması

Answer

Proksimal tübüllerde sodyum-fosfat kotransporter (NaPi-2a/2c) ekspresyonunun FGF-23 aracılı baskılanması
Verilen klinik tabloda hastada normal kalsiyum, hipofosfatemi ve artmış ALP mevcuttur. 25(OH)D25(OH)D düzeyi normal iken 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D düzeyinin hipofosfatemiye rağmen düşük/normal olması, fosfat dengesini bozan humoral bir faktöre işaret eder. Erişkin yaşta aniden gelişen bu tablo 'Tümör Aracılı Osteomalazi' (TIO) için karakteristiktir. Mekanizma, mezenşimal tümörlerden salınan FGF-23'ün proksimal tübüllerdeki NaPi-2a ve NaPi-2c sodyum-fosfat kotransporterlarını inhibe ederek fosfat kaybına yol açması ve aynı zamanda 1α1\alpha-hidroksilaz enzimini baskılayarak aktif D vitamini sentezini engellemesidir.

Step-by-Step Solution

1
Biyokimyasal profilin analizi
Normal Kalsiyum, Düşük Fosfor, Yüksek ALP ve Normal 25(OH)D.
Bu tablo, renal fosfat kaybına bağlı bir osteomalazi (hipofosfatemik osteomalazi) düşündürür.
2
1,25(OH)2D1,25(OH)_2D ve TmP/GFRTmP/GFR değerlendirmesi
1,25(OH)2D1,25(OH)_2D düzeyinin düşük fosfora rağmen düşük/normal olması patolojiktir.
Normalde hipofosfatemi 1α1\alpha-hidroksilazı uyararak 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D düzeyini artırmalıdır. Artmaması, FGF-23 gibi bir inhibitörün varlığını kanıtlar.
3
Ayırıcı tanı ve mekanizma eşleştirmesi
Erişkin yaşta başlayan izole renal fosfat kaybı ve düşük 1,25(OH)2D1,25(OH)_2D, tümör aracılı osteomalazi (TIO) için tipiktir.
FGF-23, böbrekte NaPi-2a/2c kanal sayısını azaltarak fosfatüriye yol açar ve aynı zamanda 1α1\alpha-hidroksilazı baskılar.

Key Concept

Tümör Aracılı Osteomalazi (TIO) ve FGF-23 Patofizyolojisi

Practice More

FGF-23 yüksekliği saptanan bir hastada tümörün lokalizasyonu için hangi görüntüleme yöntemi (Octreoscan veya 68Ga-DOTATATE PET/CT) tercih edilmelidir?
Estimated Time:2m 30s
Question 397Question

3838 yaşında kadın hasta, suprasellar kitle (kraniofaringiyom) nedeniyle transkraniyal cerrahi operasyon geçirmiştir. Operasyon sonrası ilk 4848 saatte günlük 686-8 litrelitre idrar çıkışı olan ve idrar osmolalitesi 140140 mOsm/kgmOsm/kg saptanan hastaya santral diyabetes insipidus tanısıyla desmopressin tedavisi başlanmıştır. Postoperatif 66. günde hastada halsizlik, şiddetli bulantı ve konfüzyon gelişmesi üzerine yapılan tetkiklerde; serum sodyumu: 124124 mEq/LmEq/L, serum osmolalitesi: 260260 mOsm/kgmOsm/kg ve idrar osmolalitesi: 620620 mOsm/kgmOsm/kg saptanmıştır. Hastanın fizik muayenesinde övolemik olduğu ve vücut ağırlığının operasyon sonrasına göre 1.51.5 kgkg arttığı gözlenmiştir.

Bu klinik tablonun altında yatan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zedelenen hipotalamik nöronlardan depolanmış antidiüretik hormonun (ADH) kontrolsüz salınımı

Answer

Zedelenen hipotalamik nöronlardan depolanmış antidiüretik hormonun (ADH) kontrolsüz salınımı
Klinik tablo, hipotalamik-hipofizer cerrahi sonrası klasik olarak görülebilen 'Üç Fazlı Yanıt'ın ikinci aşamasına (Interphase) aittir. Bu evrede, zedelenen supraoptik ve paraventriküler çekirdek nöronlarından depolanmış haldeki ADH'nın kontrolsüz bir şekilde dolaşıma salınması sonucu geçici bir SIADH tablosu gelişir. Bu dönemde serbest su kısıtlaması yapılmazsa veya ilk fazdaki DI için verilen desmopressin kesilmezse şiddetli hiponatremi tablosu oluşur.

Step-by-Step Solution

1
Postoperatif ilk fazı analiz et
İlk 48 saatteki poliüri ve düşük idrar osmolalitesi (140140 mOsm/kgmOsm/kg), aksonal şoka bağlı gelişen geçici santral diyabetes insipidus (Evre 1) ile uyumludur.
Üç fazlı yanıtın başlangıcını belirlemek için.
2
İkinci fazdaki elektrolit değişikliğini değerlendir
66. gündeki hiponatremi (124124 mEq/LmEq/L) ve yüksek idrar osmolalitesi (620620 mOsm/kgmOsm/kg), uygunsuz ADH benzeri bir tabloyu göstermektedir.
Klinik tablonun SIADH benzeri karakterini doğrulamak için.
3
Mekanizmayı klinik gidişle birleştir
Hipofiz/hipotalamus cerrahisi sonrası 5105-10. günler arasında görülen bu tablo, dejenere olan nöronlardan ADH'nın kontrolsüz sızmasıdır (Evre 2).
Patofizyolojik tanıyı koymak için.

Key Concept

Üç Fazlı Yanıt (Triple Phase Response)

Practice More

Üç fazlı yanıtın üçüncü evresinde kalıcı diyabetes insipidus gelişme riskini ve bu durumun aksonal hasarın ciddiyetiyle ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 398Question

3434 yaşında erkek hasta, son 33 aydır artan halsizlik, sık idrara çıkma ve ağız kuruluğu şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde vücut kitle indeksi (VKİ) 21.521.5 kg/m² saptanıyor. Özgeçmişinde 2424 yaşından beri bilateral sensörinöral işitme kaybı nedeniyle işitme cihazı kullandığı öğreniliyor. Soygeçmişinde annesinin ve teyzesinin de diyabet hastası olduğu ve her ikisinde de erken yaşta işitme kaybı geliştiği, ancak babasının ve kardeşlerinin sağlıklı olduğu belirtiliyor. Laboratuvar incelemesinde açlık plazma glukozu 192192 mg/dL, HbA1c %8.4\%8.4, C-peptid düzeyi ise alt sınıra yakın saptanıyor. Fundus muayenesinde makula çevresinde ince pigmenter değişiklikler izleniyor. Bu hastada en olası tanısal patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mitokondriyal DNA m.3243A>G nokta mutasyonu

Answer

Diyabet, sensörinöral işitme kaybı ve maternal kalıtım paterni ile karakterize olan en olası durum Mitokondriyal DNA m.3243A>G nokta mutasyonudur.
Maternal Kalıtımlı Diyabet ve İşitme Kaybı (MIDD), mitokondriyal DNA'daki m.3243A>G nokta mutasyonu (tRNA Leu mutasyonu) nedeniyle oluşur. Bu hastalar genellikle zayıf yapılıdır, insülin sekresyon kusuru nedeniyle C-peptid düzeyleri düşüktür ve sensorinöral işitme kaybı ile makulada pigmenter değişiklikler (retinopati) eşlik eder. Kalıtım paterni sadece anne üzerinden gerçekleşir; etkilenmiş bir erkek mutasyonu çocuklarına aktaramaz.

Step-by-Step Solution

1
Klinik triadı tanımlama
Diyabet + Bilateral sensörinöral işitme kaybı + Zayıf fenotip
Hastanın multisistemik tutulumunu açıklayacak spesifik diyabet tiplerini daraltmak için gereklidir.
2
Kalıtım paternini analiz etme
Maternal (anneden geçişli) kalıtım
Annenin ve teyzenin etkilenmiş olması, babanın sağlıklı olması mitokondriyal geçişi düşündürür.
3
Ekstrapankreatik bulguları değerlendirme
Pigmenter retinopati (tuz-biber görünümü)
MIDD (Maternal Inherited Diabetes and Deafness) sendromu için karakteristik bir bulgudur.
4
Genetik korelasyon kurma
m.3243A>G mutasyonu
Bu sendromun en sık saptanan genetik nedenidir.

Key Concept

Maternal Kalıtımlı Diyabet ve İşitme Kaybı (MIDD)
Estimated Time:2m 30s
Question 399Question

Romatoid artrit tanısı ile uzun süredir sistemik glukokortikoid tedavisi alan 54 yaşındaki kadın hasta, ilaçlarını üç gün önce aniden kestikten sonra gelişen şiddetli halsizlik, bulantı ve baş dönmesi şikayetleri ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 90/60 mmHg, nabız 104/dakika olarak ölçülüyor. Cilt ve mukozalarda hiperpigmentasyon izlenmiyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum düzeyi 131 mEq/L, potasyum düzeyi 4.2 mEq/L (Normal: 3.5-5.0) ve açlık kan şekeri 58 mg/dL saptanıyor.

Bu hastada beklenen en olası hormonal profil aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Plazma ACTH düşük, Serum Kortizol düşük, Plazma Aldosteron normal

Answer

Plazma ACTH düşük, Serum Kortizol düşük, Plazma Aldosteron normal profili
Hastanın uzun süreli steroid kullanımı hipotalamo-hipofizer-adrenal (HPA) aksı baskılar. İlaç aniden kesildiğinde hipofiz yeterli ACTH üretemez, bu da kortizol eksikliğine (hipoglisemi, hipotansiyon) yol açar. Ancak adrenal bezin zona glomerulosa katmanı ve aldosteron üretimi esas olarak Renin-Anjiyotensin sistemi (RAAS) ile kontrol edildiğinden, ACTH eksikliğinden minimal etkilenir. Bu nedenle aldosteron seviyeleri normal kalır ve hastada hiperkalemi (potasyum yüksekliği) gelişmez. Hiperpigmentasyonun olmaması da ACTH yüksekliğinin (POMC artışının) olmadığını doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu tanımla
Uzun süre steroid kullanımı sonrası ani kesilme, hipotansiyon ve hipoglisemi tablosu 'Adrenal Kriz'i işaret eder.
Eksojen steroidler hipotalamo-hipofizer aksı baskılar.
2
Primer ve Sekonder ayrımı yap
Hiperpigmentasyonun olmaması (ACTH düşük) ve potasyumun normal olması (Aldosteron normal) Sekonder Adrenal Yetmezliği gösterir.
Sekonder yetmezlikte mineralokortikoidler (Aldosteron) RAAS sistemi ile korunduğu için hiperkalemi beklenmez.
3
Hormonal profili belirle
Hipofiz baskılandığı için ACTH düşüktür, buna bağlı Kortizol düşüktür; ancak RAAS çalıştığı için Aldosteron normaldir.
Seçenekler arasında bu fizyopatolojiye uyan tek profil ACTH düşük, Kortizol düşük, Aldosteron normal olandır.

Key Concept

Sekonder Adrenal Yetmezlik (Steroid Kesilmesine Bağlı)
Question 400Question

2626 yaşında erkek hasta, evliliğinin 22. yılında çocuk sahibi olamama (infertilite) şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde boyu 188188 cm, vücut kitle indeksi 2222 kg/m², sakal ve bıyık gelişimi seyrek, bilateral jinekomasti mevcut olarak saptanıyor. Her iki testis muayenede 22 mL hacminde ve oldukça sert kıvamda ölçülüyor.

Hastanın yapılan laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Değer
Total Testosteron150150 ng/dL3001000300 - 1000
FSH4242 mIU/mL1,512,41,5 - 12,4
LH2222 mIU/mL1,78,61,7 - 8,6

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Klinefelter sendromu

Answer

Klinik ve laboratuvar bulguları doğrultusunda en olası tanı Klinefelter sendromudur.
Doğru yanıt olan Klinefelter sendromu, erkekte en sık görülen hipogonadizm nedenidir. Tipik olarak uzun boy, jinekomasti, kadın tipi tüylenme ve özellikle küçük, sert testisler ile karakterizedir. Laboratuvar incelemesinde primer testis hasarına bağlı olarak testosteron düzeyi düşük, FSH ve LH düzeyleri ise yüksek (hipergonadotropik hipogonadizm) bulunur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik özellikleri değerlendir
Hastada uzun boy (188188 cm), jinekomasti ve pathognomonic (tanı koydurucu) olan küçük (22 mL) ve sert testisler mevcuttur.
Klinefelter sendromunda (47,XXY47,XXY) seminifer tübül disgenezi sonucu testisler küçük ve serttir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Düşük testosteron eşliğinde yüksek FSH ve LH seviyeleri 'hipergonadotropik hipogonadizm' (primer gonadal yetmezlik) gösterir.
Testislerdeki Leydig ve Sertoli hücre fonksiyon bozukluğu, negatif geri bildirimin kalkmasına ve gonadotropinlerin artmasına neden olur.
3
Ayırıcı tanı yap
Sekonder nedenler (Kallmann, Prolaktinoma) ve izole FSH yüksekliği (Sertoli-cell-only) elenerek Klinefelter tanısına ulaşılır.
Klinik bulguların (boy, testis kıvamı) ve laboratuvarın tam uyumu bu tanıyı kesinleştirir.

Key Concept

Hipergonadotropik hipogonadizm tablosuyla seyreden ve küçük-sert testislerle karakterize en sık genetik gonadal hastalık Klinefelter sendromudur.

Alternative Method

Testislerin 'sert' kıvamda olması TUS sorularında Klinefelter sendromunu diğer primer hipogonadizm nedenlerinden (örneğin testislerin yumuşak olduğu post-orşitik durumlar) ayırmak için kullanılan en önemli ipucudur.
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 20 / 27Next
Endokrinoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 20 | Examkin