Endokrinoloji

539 questions

Question 121Question

Multiple Endokrin Neoplazi (MENMEN) sendromları, belirli genetik mutasyonlar sonucu ortaya çıkan otozomal dominant geçişli kalıtsal hastalıklardır. Bu sendromlar ve gelişimlerinden sorumlu olan genetik mutasyonlar düşünüldüğünde, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: RETRET proto-onkogeni — MENMEN 2A2A

Answer

RETRET proto-onkogeni — MENMEN 2A2A eşleşmesi doğrudur.
Doğru eşleşme RET proto-onkogeni ve MEN 2A arasındadır. MEN 2A ve MEN 2B sendromları, 10. kromozom üzerinde yer alan RET proto-onkogenindeki aktive edici (gain-of-function) mutasyonlar nedeniyle ortaya çıkar.

Step-by-Step Solution

1
MEN sendromlarının genetik temellerini hatırla.
MENMEN 11 sendromu 11q1311q13 lokusundaki MEN1MEN1 (menin) tümör baskılayıcı geni ile ilişkilidir.
Genetik sınıflamanın temelini oluşturur.
2
MEN 2 serisinin genetik mutasyonunu belirle.
MENMEN 2A2A ve MENMEN 2B2B sendromlarının her ikisi de 1010. kromozomdaki RETRET proto-onkogenindeki nokta mutasyonları sonucu gelişir.
MEN 2 serisinin ortak genetik kökenini doğrulamak için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki eşleştirmeleri kontrol et.
RETRET ve MENMEN 2A2A eşleşmesinin doğru olduğu görülür.
Doğru yanıtı onaylamak için son adımdır.

Key Concept

MEN sendromlarının genetik kökenleri (MEN 1: Menin, MEN 2: RET)

Hints

1
MEN 2 serisindeki (2A ve 2B) tüm hastalıkların ortak genetik mutasyonu aynıdır.

Practice More

MEN 2B'nin MEN 2A'dan klinik olarak hangi bulgularla ayrıldığını tekrar ediniz.
Estimated Time:45s
Question 122Question

62 yaşında erkek hasta, rutin sağlık kontrolü amacıyla polikliniğe başvuruyor. Bilinen bir hastalığı olmayan ve herhangi bir şikayeti bulunmayan hastanın fizik muayenesinde tiroid bezi normal büyüklükte saptanıyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
TSH11.5 mU/L11.5\text{ mU/L}0.44.20.4 - 4.2
Serbest T4T_41.2 ng/dL1.2\text{ ng/dL}0.81.90.8 - 1.9
Anti-TPONegatif-

Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: LL-tiroksin tedavisi başlanması

Answer

LL-tiroksin tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.
Laboratuvar bulguları (yüksek TSH ve normal serbest T4T_4) subklinik hipotiroidi ile uyumludur. Güncel kılavuzlara göre, TSH düzeyi 10 mU/L10\text{ mU/L} ve üzerinde olan hastalarda, eşlik eden semptom, pozitif antikor veya ek hastalık olmasa dahi aşikar hipotiroidiye ilerleme riski ve kardiyovasküler mortalite artışı nedeniyle LL-tiroksin replasman tedavisi başlanması önerilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Tiroid fonksiyon testlerini (TFT) değerlendir.
TSH yüksek (11.5 mU/L11.5\text{ mU/L}), serbest T4T_4 normal (1.2 ng/dL1.2\text{ ng/dL}); bu tablo subklinik hipotiroidi olarak tanımlanır.
Tanıyı netleştirmek için laboratuvar paternini belirlemek gerekir.
2
Tedavi endikasyonlarını gözden geçir.
Hastanın TSH düzeyi >10 mU/L> 10\text{ mU/L}'dir.
Subklinik hipotiroidide TSH'ın 10 mU/L10\text{ mU/L}'den yüksek olması, semptomlardan bağımsız olarak aşikar hipotiroidiye gidiş ve kardiyovasküler risk artışı nedeniyle tedavi gerektirir.
3
Tedavi planını belirle.
LL-tiroksin replasmanına başla.
Hormon düzeylerini normalize ederek olası komplikasyonları önlemek hedeflenir.

Key Concept

Subklinik hipotiroidi yönetiminde TSH eşik değeri

Hints

1
Öncelikle hastanın TSH ve serbest T4T_4 değerlerine bakarak hangi tiroid durumunda (ötiroid, hipertiroid, hipotiroid, subklinik vb.) olduğunu belirleyin.
2
Subklinik hipotiroidide her zaman tedavi gerekmez. Tedavi kararı için TSH'ın hangi kritik eşiği aştığına dikkat edin.
3
TSH değerinin 10 mU/L10\text{ mU/L} üzerinde olması, semptomlardan bağımsız olarak tedaviye başlamak için yeterli bir kriterdir.

Practice More

Gebelik planlayan kadınlarda subklinik hipotiroidi tedavi eşiklerini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 0s
Question 123Question

6262 yaşında, tip 22 diyabet ve hipertansiyon tanıları olan erkek hastanın tedavisine hiperlipidemi nedeniyle rosuvastatin eklenmiştir. Üç ay sonraki kontrolde LDL-kolesterol düzeyi hedef değerlere gerilemiş ancak trigliserid düzeyi 480480 mg/dLmg/dL olarak saptanmıştır. Hastanın tedavisine trigliserid düşürücü bir ajan eklenmesi planlanmaktadır.

Aşağıdaki ilaçlardan hangisinin bu hastanın tedavisine eklenmesi, statinlerin glukuronidasyonunu engelleyerek plazma seviyelerini artırır ve rabdomiyoliz riskini belirgin şekilde yükseltir?

Show answer & explanation

Answer: Gemfibrozil

Answer

Gemfibrozil, statinlerin glukuronidasyonunu inhibe ederek miyopati ve rabdomiyoliz riskini artıran ajandır.
Gemfibrozil, statinlerin eliminasyonunda kritik rol oynayan glukuronidasyon yolunu (özellikle UGT1A1 ve UGT1A3 enzimlerini) inhibe eder. Bu durum statinlerin plazma konsantrasyonunun birkaç kat artmasına, dolayısıyla iskelet kası toksisitesine, miyopatiye ve hayatı tehdit edebilecek rabdomiyolize yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın mevcut tedavi ve lipid profilini değerlendir.
Hasta rosuvastatin kullanıyor, LDL hedefte ancak TG (480480 mg/dLmg/dL) yüksek.
Kombine dislipidemi durumunda statine ek ajan ihtiyacı belirlenmelidir.
2
Trigliserid düşürücü ajanların statinlerle etkileşimini analiz et.
Fibratların statinlerle kullanımı genel olarak miyopati riskini artırır.
İlaç güvenliği ve ciddi yan etkilerin (rabdomiyoliz) önlenmesi esastır.
3
Spesifik olarak glukuronidasyon inhibisyonu yapan ajanı belirle.
Gemfibrozil, statinlerin eliminasyon yolu olan glukuronidasyonu (UGT aracılı) güçlü şekilde inhibe eder.
Mekanizma bilgisi, en riskli kombinasyonun Gemfibrozil + Statin olduğunu gösterir.

Key Concept

Statin ve fibrat kombinasyonlarında, Gemfibrozil'in statin metabolizmasını (glukuronidasyon) bozarak miyopati riskini artırması.
Estimated Time:1m 30s
Question 124Question

6464 yaşında erkek hasta, 1212 yıldır Tip 2 Diabetes Mellitus ve 44 yıldır kalp yetersizliği (LVEF: %5555) tanılarıyla takip edilmektedir. Mevcut tedavisinde metformin 2×1000 mg2 \times 1000 \text{ mg}, ramipril 10 mg10 \text{ mg}, bisoprolol 5 mg5 \text{ mg} ve furosemid 40 mg40 \text{ mg} bulunmaktadır. Fizik muayenesinde pretibial 1+1+ ödem saptanan hastanın laboratuvar incelemesinde şu bulgular saptanmıştır:

ParametreSonuç
HbA1c%7,97,9
Serum Kreatinin2,2 mg/dL2,2 \text{ mg/dL}
eGFR26 mL/dk/1,73 m226 \text{ mL/dk/1,73 m}^2
İdrar Albümin/Kreatinin Oranı450 mg/g450 \text{ mg/g}

Bu hasta için en uygun tedavi değişikliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Metforminin kesilerek tedaviye SGLT-2 inhibitörü eklenmesi

Answer

Metforminin kesilerek tedaviye SGLT-2 inhibitörü eklenmesi
Metformin kullanımı laktik asidoz riski nedeniyle eGFR 30 mL/dk/1,73 m230 \text{ mL/dk/1,73 m}^2 değerinin altına düştüğünde kesinlikle kontrendikedir ve kesilmelidir. Korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliği (HFpEF) ve albuminürik kronik böbrek hastalığı olan bireylerde, SGLT-2 inhibitörleri (özellikle empagliflozin ve dapagliflozin) kardiyovasküler olayları, kalp yetersizliği ilişkili hastaneye yatışları ve böbrek yetmezliği progresyonunu azaltmak amacıyla güncel kılavuzlarca (ADA 2024) eGFR 20 mL/dk/1,73 m220 \text{ mL/dk/1,73 m}^2 düzeyine kadar başlanabilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Metformin güvenlik sınırının değerlendirilmesi
Laktik asidoz riski nedeniyle eGFR < 30 mL/dk/1,73 m230 \text{ mL/dk/1,73 m}^2 olduğunda metformin kesilmelidir.
Hastanın eGFR değeri 2626 olduğu için metformin kontrendikedir.
2
Eşlik eden hastalıklar için en uygun ajanın belirlenmesi
Hastada HFpEF ve albüminürik KBY bulunmaktadır.
SGLT-2 inhibitörleri hem kalp yetersizliğinde (HFrEF ve HFpEF) hastaneye yatışları azaltır hem de KBY progresyonunu yavaşlatır.
3
SGLT-2 inhibitörü başlama sınırının kontrolü
Güncel kılavuzlara (ADA/EASD/KDIGO) göre empagliflozin ve dapagliflozin eGFR 2020 düzeyine kadar başlanabilir.
Hastanın eGFR değeri 2626 olduğu için bu gruptaki ilaçlar güvenle başlanabilir.

Key Concept

Kardiyorenal riski yüksek Tip 2 DM hastalarında eGFR sınırlarına göre ilaç yönetimi
Estimated Time:2m 0s
Question 125Question

6060 yaşında erkek hasta, 1212 yıldır son dönem böbrek yetmezliği nedeniyle düzenli hemodiyaliz programındadır. Son zamanlarda artan yaygın kemik ağrısı ve şiddetli kaşıntı şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum kalsiyumu 10.810.8 mg/dL (N: 8.510.58.5-10.5), fosfor 6.26.2 mg/dL (N: 2.54.52.5-4.5) ve intact paratiroid hormon (PTH) 11501150 pg/mL (N: 156515-65) saptanıyor. Bu hastadaki klinik ve laboratuvar tabloyu en iyi tanımlayan tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tersiyer hiperparatiroidizm

Answer

Hastanın uzun süreli diyaliz öyküsü, belirgin PTH yüksekliği ve beraberindeki hiperkalsemi ile hiperfosfatemi tablosu Tersiyer Hiperparatiroidizm tanısını doğrulamaktadır.
Tersiyer hiperparatiroidizm, genellikle kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda uzun süreli paratiroid uyarımı (hipokalsemi ve hiperfosfatemi nedeniyle) sonucunda bezlerin nodüler hiperplazi geliştirip otonom hale gelmesiyle karakterizedir. Bu durumda PTH düzeyi çok yüksekken kalsiyum düzeyi de (sekonder hiperparatiroidizmin aksine) yükselmeye başlar. Hastadaki kaşıntı ve kemik ağrıları, kalsiyum-fosfor çarpımının artmasına ve renal osteodistrofiye bağlıdır.

Step-by-Step Solution

1
Kalsiyum ve PTH düzeylerini birlikte değerlendiriniz.
CaCa ve PTH'ın her ikisi de yüksektir.
Hiperkalsemiye rağmen PTH'ın baskılanmamış olması otonom bir paratiroid aktivitesini gösterir.
2
Fosfor düzeyini kontrol ediniz.
Fosfor düzeyi yüksek (6.26.2 mg/dL) saptanmıştır.
Primer hiperparatiroidizmde fosfor düşük olurken, kronik böbrek yetmezliği zemininde gelişen durumlarda fosfor yüksektir.
3
Hastanın tıbbi öyküsü ile laboratuvarı birleştiriniz.
Diyaliz hastasında otonomi kazanan bezler hiperkalsemiye yol açmıştır.
Uzun süreli sekonder hiperparatiroidizmden otonom tersiyer faza geçişi tanımlar.

Key Concept

Tersiyer hiperparatiroidizm, kronik böbrek yetmezliğinde paratiroid bezlerinin uzun süreli uyarım sonucu hiperplaziye uğrayıp otonomi kazanması ve hiperkalsemiye yol açmasıdır.

Practice More

Tersiyer hiperparatiroidizmin post-transplant dönemdeki seyrini ve cerrahi endikasyonlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 126Question

48 yaşında erkek hasta, diüretik dahil üç farklı antihipertansif ilaç kullanmasına rağmen kan basıncı değerlerinin 150/95 mmHg seviyelerinde seyretmesi nedeniyle değerlendiriliyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum potasyum düzeyi 2.92.9 mEq/L olarak saptanıyor. Plazma aldosteron konsantrasyonu / plazma renin aktivitesi oranı (ARR) yüksek bulunan hastaya yapılan intravenöz salin infüzyon testi ile 'Primer Hiperaldosteronizm' tanısı doğrulanıyor.

Çekilen sürrenal Bilgisayarlı Tomografi (BT)'de; sol sürrenal bezde 16 mm çapında, düzgün sınırlı hipodens bir nodül izlenirken, sağ sürrenal bez normal yapıda değerlendiriliyor.

Cerrahi tedaviye istekli olan bu hastada, operasyon kararını netleştirmek ve doğru tedavi yaklaşımını belirlemek için en uygun sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Adrenal ven örneklemesi (AVS) yapılması

Answer

Adrenal ven örneklemesi (AVS) yapılması
Bu hastada Primer Hiperaldosteronizm (Conn Sendromu) tanısı kesinleşmiştir. Tedavi planı için hastalığın tek taraflı (adenom) mı yoksa iki taraflı (hiperplazi) mı olduğunun ayrımı şarttır. Genç hastalarda (<35 yaş) belirgin hipokalemi ve tek taraflı adenom varlığında doğrudan cerrahi yapılabilir. Ancak 40 yaş üstü hastalarda adrenal insidentaloma (rastlantısal, hormon salgılamayan nodül) sıklığı artar. Bu hastada BT'de görülen sol nodül fonksiyonsuz olabilir ve asıl patoloji iki taraflı hiperplazi olabilir. Eğer AVS yapılmadan sol adrenalektomi uygulanırsa, hasta gereksiz bir ameliyat olmuş olur ve hipertansiyonu düzelmez. Bu nedenle, cerrahi öncesi aldosteron sekresyonunun gerçekten o nodülden kaynaklandığını kanıtlamak (lateralizasyon) için Adrenal Ven Örneklemesi (AVS) altın standarttır.

Step-by-Step Solution

1
Tanıyı Doğrula
Primer Hiperaldosteronizm (PHA) tanısı, tarama (ARR) ve doğrulama (Salin infüzyon) testleri ile kesinleşmiştir.
Sıradaki aşama hastalığın alt tipini (tek taraflı adenom vs. iki taraflı hiperplazi) belirlemektir.
2
Görüntüleme Bulgularını Yaş ile Birlikte Değerlendir
Hasta 48 yaşında ( > 35-40 yaş) ve BT'de tek taraflı nodül var.
40 yaş üstü bireylerde 'non-fonksiyone adrenal insidentaloma' sık görülür. Yani BT'de görülen nodül masum olabilir ve asıl hastalık iki taraflı mikro-hiperplazi olabilir.
3
Tedavi Yöntemini Seç
Eğer hastalık tek taraflı ise (lateralizasyon) tedavi cerrahidir; iki taraflı ise medikaldir (Spironolakton).
Nodülün gerçekten aldosteron salgıladığını kanıtlamak gerekir.
4
Altın Standart Testi Belirle
Adrenal Ven Örneklemesi (AVS).
Kılavuzlar, cerrahi düşünülen ve 35-40 yaş üstündeki hastalarda, BT bulgusu tek taraflı nodül olsa bile, yanlış taraf cerrahisini önlemek için AVS önerir.

Key Concept

Primer Hiperaldosteronizm Alt Tip Ayrımı ve AVS Endikasyonu

Hints

1
BT'de görülen her nodül, hastalığın asıl sebebi olmayabilir; yaşlı hastalarda 'masum' nodüller sık görülür.
2
Cerrahi tedavi geri dönüşsüzdür. Sol taraftaki nodülün hormon üretip üretmediğini, sağ tarafın ise baskılanıp baskılanmadığını kanıtlamanız gerekir.
3
Primer Hiperaldosteronizm cerrahisi öncesi 'Lateralizasyon'un kanıtlanması için altın standart invaziv test hangisidir?

Practice More

Adrenal ven örneklemesinde lateralizasyon kriteri olarak kullanılan kortizol düzeltmeli aldosteron oranlarını inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 127Question

55 yaşında erkek hasta, 10 yıl önce mide adenokarsinomu nedeniyle total gastrektomi operasyonu geçirmiştir. Son bir yıldır giderek artan yaygın kemik ağrısı ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde proksimal kas güçsüzlüğü ile uyumlu ördekvari yürüyüş saptanıyor. Hastanın tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum8.2mg/dL8.2 \, mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum Fosfor2.3mg/dL2.3 \, mg/dL2.54.52.5 - 4.5
Alkalen Fosfataz (ALPALP)450U/L450 \, U/L3012030 - 120
Paratiroid Hormon (PTHPTH)140pg/mL140 \, pg/mL156515 - 65
25-hidroksi Vitamin D8ng/mL8 \, ng/mL>30>30
Lomber Omurga T Skoru3.1-3.1-
Lomber Omurga Z Skoru2.7-2.7-

Bu hasta için en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mineralize olmamış osteoid doku miktarında artış ve mineralizasyon lag süresinde uzama

Answer

Mineralize olmamış osteoid doku miktarında artış ve mineralizasyon lag süresinde uzama
Hastada total gastrektomi sonrası gelişen malabsorbsiyona bağlı ağır D vitamini eksikliği ve buna sekonder osteomalazi tablosu mevcuttur. Osteomalazinin temel histopatolojik özelliği, osteoid dokunun kalsifikasyonundaki yetersizlik nedeniyle mineralize olmamış osteoid miktarının artması ve mineralizasyonun tamamlanması için gereken sürenin (mineralization lag time) uzamasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Biyokimyasal parametrelerin analizi
Hipokalsemi (8.2mg/dL8.2 \, mg/dL), hipofosfatemi (2.3mg/dL2.3 \, mg/dL), yüksek ALPALP (450U/L450 \, U/L) ve yüksek PTHPTH (140pg/mL140 \, pg/mL) saptanmıştır.
Bu tablo, D vitamini eksikliğine bağlı gelişen sekonder hiperparatiroidizm ve mineralizasyon kusuruna işaret eder.
2
Klinik öykü ile korelasyon kurulması
Total gastrektomi öyküsü, kalsiyum ve D vitamini malabsorbsiyonuna neden olarak osteomalazi riskini artırır.
Mide asidinin kaybı ve bypass edilen emilim yüzeyleri kemik metabolizmasını bozar.
3
Kemik mineral dansitometrisi (DEXA) sonuçlarının yorumlanması
Z skorunun 2.0-2.0 altında olması (2.7-2.7), düşük kemik kütlesinin sekonder bir nedene (malabsorbsiyon) bağlı olduğunu destekler.
Z skoru yaş ve cinsiyet uyumlu kontrollerle karşılaştırmayı gösterir ve sekonder osteoporoz/osteomalazi ayırımında önemlidir.
4
Hastalık tanısının ve histopatolojik karşılığının belirlenmesi
Tanı osteomalazidir ve karakteristik bulgusu mineralizasyon kusurudur.
Osteomalazide osteoid matriks sentezlenir ancak kalsifiye olamaz, bu da osteoid dikişlerin genişlemesine yol açar.

Key Concept

Osteomalazi histopatolojisi ve malabsorbsiyon ilişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 128Question

4242 yaşında erkek hasta; halsizlik, son 66 aydır belirginleşen cinsel istekte azalma ve her iki elindeki eklem ağrıları şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde ciltte grimsi-kahverengi hiperpigmentasyon, hepatomegali ve el 2.2. ile 3.3. metakarpofalangeal eklemlerde hassasiyet saptanıyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralık
Total Testosteron180180 ng/dLng/dL3001000300 - 1000 ng/dLng/dL
LHLH1.21.2 mIU/mLmIU/mL1.78.61.7 - 8.6 mIU/mLmIU/mL
FSHFSH1.51.5 mIU/mLmIU/mL1.512.41.5 - 12.4 mIU/mLmIU/mL
Açlık Kan Şekeri135135 mg/dLmg/dL7010070 - 100 mg/dLmg/dL

Bu hastada gonadal yetmezliğin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Herediter hemokromatozis

Answer

Herediter hemokromatozis, hipofizdeki gonadotrop hücrelerde demir birikimine bağlı olarak sekonder hipogonadizme yol açan sistemik bir hastalıktır.
Herediter hemokromatozis, vücutta aşırı demir birikimi ile karakterize bir hastalıktır. Demir, hipofiz bezinde birikerek gonadotropin salınımını bozar ve hipogonadotropik hipogonadizme yol açar. Hastadaki el eklemlerindeki artropati (özellikle 2.2. ve 3.3. MCP eklemleri), karaciğer büyümesi, cilt rengi değişikliği ve diyabet (hiperglisemi) bu tanıyı destekleyen klasik bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Gonadal aksın değerlendirilmesi
Düşük testosteron düzeyi ile birlikte düşük/uygunsuz normal LH ve FSH düzeyleri saptanmıştır.
Bu tablo hipogonadotropik (sekonder) hipogonadizme işaret eder.
2
Eşlik eden klinik bulguların analizi
Artropati (23.2-3. MCP eklemleri), hepatomegali, hiperpigmentasyon ve hiperglisemi saptanmıştır.
Bu bulgular 'Bronz Diyabet' olarak bilinen sistemik demir yüklenmesi tablosunu düşündürür.
3
Tanının sentezlenmesi
Hipofizde demir birikimi sonucu oluşan sekonder hipogonadizm ve sistemik bulgular birleştirildiğinde tanı Herediter Hemokromatozis'tir.
Demir, hipofiz ön lobunda en sık gonadotrop hücreleri etkileyerek hipogonadizme yol açar.

Key Concept

Herediter hemokromatoziste hipogonadizm, demir birikiminin testislerden ziyade hipofizde (gonadotrop hücrelerde) gerçekleşmesi sonucu sekonder olarak gelişir.

Hints

1
Hastadaki testosteron, LH ve FSH düzeylerinin tamamının düşük olması hipofiz veya hipotalamus kaynaklı bir sorunu (sekonder) düşündürür.
2
Ciltteki hiperpigmentasyon (bronz deri) ve el eklemlerindeki ağrı ile birlikte olan diyabet tablosu tipik bir sistemik hastalığı işaret eder.
3
Demir birikiminin hipofizde en sık etkilediği hücre grubu gonadotroplardır.

Practice More

Sekonder hipogonadizmin diğer infiltratif nedenlerini (örneğin sarkoidoz veya histiyositoz) ve bunların ayırt edici klinik özelliklerini gözden geçirin.

Alternative Method

Tanıyı kesinleştirmek için serum ferritin düzeyi ve transferrin satürasyonu bakılmalı, gerekirse genetik analiz (HFE mutasyonu) yapılmalıdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 129Question

2424 yaşında erkek hasta, ergenlik gelişiminin tamamlanmaması, cinsel isteksizlik ve sakal-bıyık çıkmaması şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünden, henüz 33 haftalıkken hiponatremik dehidratasyon ve hiperkalemi ile seyreden sürrenal kriz nedeniyle hastaneye yatırıldığı ve o zamandan beri düzenli glukokortikoid ile mineralokortikoid replasman tedavisi aldığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde boyu 182182 cm, kulaç mesafesi 186186 cm, testis volümleri bilateral 22 ml (yumuşak kıvamda) ve pubik kıllanması Tanner evre 22 olarak saptanıyor. Hastanın koku alma duyusu normaldir.

Aşağıdaki tablo hastanın güncel laboratuvar bulgularını göstermektedir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Total Testosteron6060 ng/dL240950240 - 950 ng/dL
LH0,50,5 mIU/mL1,591,5 - 9 mIU/mL
FSH0,80,8 mIU/mL1,5121,5 - 12 mIU/mL
Prolaktin1010 ng/mL3153 - 15 ng/mL
Hipofiz MRGNormal-

Bu hastada saptanan hipogonadotropik hipogonadizmin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: DAX1 (NR0B1) gen mutasyonu

Answer

DAX1 (NR0B1) gen mutasyonu
DAX1 (NR0B1) gen mutasyonu, X'e bağlı kalıtılan sürrenal hipoplazi konjenita (AHC) tablosuna yol açar. Bu hastalık yenidoğan döneminde veya erken çocuklukta hayatı tehdit eden sürrenal krizlerle (tuz kaybı) prezante olur. DAX1 aynı zamanda hipotalamus ve hipofiz gonadotrof hücrelerinin gelişiminde/fonksiyonunda rol oynadığı için, bu hastalar ergenlik döneminde hipogonadotropik hipogonadizm (düşük testosteron, düşük LH/FSH) tablosuyla başvururlar. Hipofiz MRG'nin normal olması ve koku alma duyusunun korunmuş olması da bu tanıyı destekler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykünün analizi
Yenidoğan döneminde primer sürrenal yetmezlik (tuz kaybı krizi) varlığı saptandı.
Hastanın çocukluktan beri glukokortikoid ve mineralokortikoid alması sürrenal korteks yetmezliğini gösterir.
2
Güncel hormonal durumun değerlendirilmesi
Düşük testosteron ile birlikte düşük LH ve FSH (hipogonadotropik hipogonadizm) saptandı.
Primer sürrenal yetmezliği olan bir hastada beklenen gonadotropin yanıtının (yüksek LH/FSH) aksine, merkezi bir yetersizlik olduğu görüldü.
3
Sendromik eşleştirme
X'e bağlı Adrenal Hipoplazi Konjenita (AHC) ve Hipogonadotropik Hipogonadizm birlikteliği saptandı.
Bu iki spesifik klinik tablonun bir arada görüldüğü en tipik genetik defekt DAX1 mutasyonudur.

Key Concept

DAX1 (NR0B1) mutasyonu, adrenal korteks gelişimi için kritik olan bir transkripsiyon faktörü kusurudur ve hem primer sürrenal yetmezliğe (Adrenal Hipoplazi Konjenita) hem de hipotalamik-hipofizer seviyede hipogonadotropik hipogonadizme neden olur.

Practice More

Sürrenal yetmezlik ile birlikte giden diğer hipogonadizm nedenlerini (örn: adrenolökodistrofi - ancak burada primer hipogonadizm görülür) gözden geçirin.
Estimated Time:3m 0s
Question 130Question

4242 yaşında kadın hasta, son birkaç yıldır giderek artan kilo artışı ve sabahları yorgun uyanma şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde bel çevresi 85 cm85 \text{ cm}, kan basıncı 128/82 mmHg128/82 \text{ mmHg} ve vücut kitle indeksi (VKİ) 37 kg/m237 \text{ kg/m}^2 saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde açlık kan şekeri 106 mg/dL106 \text{ mg/dL}, trigliserid 165 mg/dL165 \text{ mg/dL} ve HDL kolesterol 52 mg/dL52 \text{ mg/dL} bulunuyor. Yapılan polisomnografide hastada ağır obstrüktif uyku apnesi sendromu (OUAS) tespit ediliyor.

Bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hasta, IDF kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı alır ve mevcut ek morbiditesi nedeniyle bariatrik cerrahi için uygundur.

Answer

Hasta, International Diabetes Federation (IDF) kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı alır ve mevcut obstrüktif uyku apnesi sendromu nedeniyle bariatrik cerrahi için uygun bir adaydır.
Doğru seçenek, hastanın International Diabetes Federation (IDF) kriterlerine göre metabolik sendrom tanısı aldığını (bel çevresi 80 cm\geq 80 \text{ cm} + trigliserid ve glukoz yüksekliği) ve VKİ'sinin 3540 kg/m235-40 \text{ kg/m}^2 aralığında olup ağır obstrüktif uyku apnesi sendromu (OUAS) gibi ciddi bir komorbidite taşıması nedeniyle bariatrik cerrahiye uygun olduğunu doğru şekilde belirtmektedir.

Step-by-Step Solution

1
NCEP ATP III kriterlerini değerlendir.
Bel çevresi (>88 cm>88 \text{ cm} değil), kan basıncı (>130/85>130/85 değil), HDL (<50<50 değil). Sadece TG ve Glukoz pozitif. Sonuç: 2/5 (Tanı yok).
NCEP ATP III tanısı için 5 kriterden en az 3'ü gereklidir.
2
IDF kriterlerini değerlendir.
Bel çevresi (80 cm\geq 80 \text{ cm} - Pozitif) + TG (165165 - Pozitif) + Glukoz (106106 - Pozitif). Sonuç: Pozitif.
IDF'e göre bel çevresi artışı zorunludur ve ek olarak diğer 4 kriterden 2'sinin varlığı yeterlidir.
3
Obezite cerrahisi endikasyonunu kontrol et.
VKİ 37 kg/m237 \text{ kg/m}^2 ve ağır OUAS mevcudiyeti cerrahi için yeterli kriterdir.
VKİ 3540 kg/m235-40 \text{ kg/m}^2 arasında olan hastalarda en az bir ciddi komorbidite varlığında cerrahi endikasyonu doğar.

Key Concept

Metabolik sendrom tanı kriterleri (NCEP vs IDF) ve obezite cerrahisi endikasyonları arasındaki farklar.

Practice More

Farklı etnik gruplarda IDF bel çevresi kriterlerini ve obezite cerrahisi sonrası takip parametrelerini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 131Question

28 yaşında kadın hasta, aşırı susama ve günde yaklaşık 7 litre idrar çıkarma şikayetiyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde plazma osmolalitesi 298 mOsm/kg298 \text{ mOsm/kg}, idrar osmolalitesi 110 mOsm/kg110 \text{ mOsm/kg} saptanıyor. Hastaya su kısıtlama testi uygulanıyor. Test sonunda hastanın plazma osmolalitesi 305 mOsm/kg305 \text{ mOsm/kg}'a yükselirken idrar osmolalitesi 140 mOsm/kg140 \text{ mOsm/kg} olarak ölçülüyor. Ardından hastaya desmopressin (dDAVP) uygulandıktan sonra idrar osmolalitesinin %100'den fazla artış göstererek 460 mOsm/kg460 \text{ mOsm/kg} olduğu gözleniyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sentral Diabetes Insipidus

Answer

Sentral Diabetes Insipidus
Sentral Diabetes Insipidus tanısı, hastanın su kısıtlaması ile idrarını konsantre edememesi ve dışarıdan uygulanan desmopressine (ADH) idrar osmolalitesini %50'den fazla (bu vakada %100'den fazla) artırarak yanıt vermesi ile konur.

Step-by-Step Solution

1
Bazal değerlerin değerlendirilmesi
Poliüri ile birlikte düşük idrar osmolalitesi (110 mOsm/kg110 \text{ mOsm/kg}), diabetes insipidus veya polidipsiyi düşündürür.
Vücut plazma osmolalitesi üst sınıra yakınken idrarı konsantre edememektedir.
2
Su kısıtlama testi yanıtının analizi
Su kısıtlamasına rağmen idrar osmolalitesi 140 mOsm/kg140 \text{ mOsm/kg}'da kalmıştır.
İdrar osmolalitesinin artmaması, primer polidipsiyi ekarte eder ve diabetes insipidus tanısını doğrular.
3
Desmopressin (dDAVP) testi yanıtının değerlendirilmesi
Desmopressin sonrası idrar osmolalitesinde 140140'tan 460460'a (yaklaşık %228 artış) belirgin bir yükselme olmuştur.
ADH analoğuna verilen bu dramatik yanıt, sorunun böbreklerde değil ADH sentez/salınımında olduğunu kanıtlar.

Key Concept

Su kısıtlama ve dDAVP testi ile Diabetes Insipidus ayırıcı tanısı

Hints

1
Tanı testi olan su kısıtlama testinin basamaklarını ve dDAVP yanıtını hatırlayın.
2
Desmopressin uygulaması sonrası idrar osmolalitesindeki artış miktarı (%50 eşiği) ayırıcı tanıda kritiktir.

Practice More

Sentral DI tanısı alan bir hastada etiyolojiyi belirlemek için hipofiz MR görüntüleme istenmelidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 132Question

34 yaşında kadın hasta, yaklaşık 3 aydır devam eden kuru öksürük, eforla gelen nefes darlığı ve bacaklarının ön yüzünde ağrılı kırmızı şişlikler (eritema nodozum) şikayetleriyle başvuruyor. Çekilen akciğer grafisinde bilateral hiler lenfadenopati izleniyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde Serum Kalsiyum: 11.5 mg/dL, Fosfor: 4.6 mg/dL, Albumin: 4.0 g/dL, PTH: 8 pg/mL (N: 15-65) ve 24 saatlik idrar kalsiyumu: 350 mg (N: 100-300) saptanıyor.

Buna göre, bu hastadaki hiperkalseminin patofizyolojisinden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Granülomatöz dokuda 1-alfa hidroksilaz aktivitesinde artış

Answer

Granülomatöz dokuda 1-alfa hidroksilaz aktivitesinde artış
Sorudaki vaka, bilateral hiler lenfadenopati ve eritema nodozum bulgularıyla Sarkoidoz kliniği sergilemektedir. Sarkoidoz ve diğer granülomatöz hastalıklarda (tüberküloz vb.), granülom yapısındaki aktive makrofajlar, fizyolojik regülasyondan bağımsız olarak 1-alfa hidroksilaz enzimi eksprese ederler. Bu enzim, 25-hidroksi D vitaminini aktif form olan 1,25-dihidroksi D vitaminine (kalsitriol) dönüştürür. Artan aktif D vitamini, bağırsaklardan kalsiyum ve fosfor emilimini artırarak hiperkalsemiye neden olur. Hiperkalsemiye yanıt olarak endojen PTH üretimi baskılanır (Düşük PTH).

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu tanı
Genç kadın hasta, bilateral hiler lenfadenopati ve eritema nodozum triadı, Sarkoidoz (Löfgren Sendromu varyantı) tanısını düşündürür.
Sarkoidoz tanısı, laboratuvar bulgularının yorumlanması için gerekli bağlamı sağlar.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Hiperkalsemi (11.5 mg/dL) varlığında PTH baskılanmış (8 pg/mL). Fosfor düzeyi normal/üst sınırda (4.6 mg/dL).
PTH'nın baskılanmış olması Primer Hiperparatiroidizmi dışlar. Fosforun düşük olmaması (normal/yüksek olması) PTHrP aracılı malignite hiperkalsemisini (genellikle hipofosfatemi yapar) daha az olası kılar.
3
Mekanizmayı belirle
Sarkoidozda aktive makrofajlar, PTH'dan bağımsız olarak 25(OH)D vitaminini aktif 1,25(OH)2D vitaminine dönüştürür.
Artan aktif D vitamini (kalsitriol), bağırsaklardan kalsiyum emilimini artırarak hiperkalsemiye ve hiperkalsiüriye neden olur.

Key Concept

Granülomatöz Hastalıklarda Hiperkalsemi

Hints

1
Hastanın akciğer grafisi bulguları (bilateral hiler lenfadenopati) ve cilt bulguları (eritema nodozum) spesifik bir sistemik hastalığı işaret etmektedir.
2
Düşük PTH ve Yüksek Kalsiyum, paratiroid dışı bir nedeni gösterir. Fosfor düzeyinin düşük olmaması (4.6 mg/dL), PTH benzeri etki (PTHrP) olmadığını düşündürür.
3
Sarkoidozda hiperkalseminin nedeni, makrofajların D vitaminini aktif forma kontrolsüzce dönüştürmesidir.

Practice More

Sarkoidoz tedavisinde kortikosteroidlerin hiperkalsemi üzerindeki etki mekanizmasını (1-alfa hidroksilaz inhibisyonu) araştırın.
Estimated Time:1m 30s
Question 133Question

Poliklinik kontrolünde değerlendirilen 55 yaşındaki erkek hastanın lipid paneli sonuçları aşağıdaki gibidir:

ParametreSonuç
Total Kolesterol240 mg/dL
HDL Kolesterol35 mg/dL
Trigliserid450 mg/dL

Laboratuvar raporunda LDL kolesterol düzeyi belirtilmemiş ve bu parametre için "Hesaplanamaz" notu düşülmüştür.

Bu durumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Trigliserid düzeyinin 400 mg/dL üzerinde olması nedeniyle Friedewald formülünün güvenilirliğini yitirmesi

Answer

Trigliserid düzeyinin 400 mg/dL üzerinde olması nedeniyle Friedewald formülünün güvenilirliğini yitirmesi
Rutin biyokimya laboratuvarlarında LDL kolesterol genellikle direkt ölçülmez, Friedewald formülü (LDL=TCHDLTG/5LDL = TC - HDL - TG/5) ile hesaplanır. Bu formülde TG5\frac{TG}{5} ifadesi VLDL kolesterolü temsil eder. Ancak bu varsayım, trigliserid düzeyinin 400 mg/dL'nin altında olduğu durumlar için geçerlidir. Trigliserid düzeyi 400 mg/dL'yi aştığında (sorudaki hastada 450 mg/dL), plazmada şilomikronlar ve beta-VLDL gibi partiküller artar, VLDL/TG oranı değişir ve formül LDL'yi yanlış (genellikle olduğundan düşük) hesaplar. Bu nedenle laboratuvarlar bu sınırın üzerindeki değerlerde hesaplama yapmaz ve direkt LDL ölçümü önerir.

Step-by-Step Solution

1
Friedewald formülünü hatırla
LDL=Total KolesterolHDLTrigliserid5LDL = Total\ Kolesterol - HDL - \frac{Trigliserid}{5}
LDL kolesterolü rutin pratikte hesaplamak için kullanılan standart yöntemdir.
2
Formüldeki VLDL varsayımını analiz et
Formül, VLDL kolesterolün trigliseridin beşte birine eşit olduğunu (VLDL=TG5VLDL = \frac{TG}{5}) varsayar.
Bu varsayım, trigliserid moleküllerinin yoğunluğu ile ilgilidir.
3
Hastanın trigliserid düzeyini sınır değer ile karşılaştır
Hasta TG: 450 mg/dL > Sınır: 400 mg/dL.
Trigliserid düzeyi 400 mg/dL'yi aştığında, şilomikronların varlığı ve VLDL bileşimindeki değişiklikler nedeniyle TG5\frac{TG}{5} oranı bozulur ve LDL yanlış hesaplanır.

Key Concept

Friedewald Formülü Kısıtlılıkları

Hints

1
LDL kolesterol genellikle direkt ölçülmez, diğer lipid parametreleri kullanılarak bir formülle hesaplanır.
2
Bu formül (Friedewald), VLDL kolesterolü tahmin etmek için Trigliserid değerini kullanır.
3
Trigliserid değeri çok yükseldiğinde (özellikle >400 mg/dL), VLDL tahmini bozulur ve formül geçersiz hale gelir.

Practice More

Friedewald formülü geçersiz olduğunda LDL kolesterolün nasıl ölçüleceğini (direkt ölçüm) veya Non-HDL kolesterolün önemini araştırınız.
Estimated Time:1m 0s
Question 134Question

6060 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan yaygın kemik ağrısı ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede proksimal kas güçsüzlüğü ve "ördekvari yürüyüş" saptanıyor. Hastanın laboratuvar ve görüntüleme bulguları aşağıda verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum8.4mg/dL8.4 \, mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum Fosfor2.1mg/dL2.1 \, mg/dL2.54.52.5 - 4.5
Alkalen Fosfataz (ALP)420U/L420 \, U/L3012030 - 120
Paratiroid Hormon (PTH)140pg/mL140 \, pg/mL106510 - 65
L1-L4 DEXA T-skoru3.1-3.11.0-1.0 ve üzeri

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osteomalazi

Answer

Osteomalazi
Laboratuvar bulgularında saptanan düşük kalsiyum, düşük fosfor ve yüksek ALP ile kompanzatuar olarak artmış PTH düzeyi, tipik bir vitamin D eksikliği ve buna bağlı gelişen osteomalazi tablosudur. Hastadaki proksimal kas güçsüzlüğü ve ördekvari yürüyüş, osteomalazide sık görülen psödofraktürler ve mineralizasyon bozukluğuna eşlik eden miyopati ile uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Biyokimyasal parametreleri analiz et
Hipokalsemi (8.4mg/dL8.4 \, mg/dL), hipofosfatemi (2.1mg/dL2.1 \, mg/dL) ve belirgin ALP yüksekliği (420U/L420 \, U/L) saptandı.
Bu kombinasyon kemik mineralizasyonunda bir bozukluğa işaret eder.
2
Paratiroid hormon yanıtını değerlendir
Düşük kalsiyum düzeyine yanıt olarak PTH artmış (140pg/mL140 \, pg/mL).
Bu durum, vitamin D eksikliğine bağlı gelişen sekonder hiperparatiroidizmi gösterir.
3
Klinik ve radyolojik bulguları birleştir
Proksimal kas güçsüzlüğü (ördekvari yürüyüş) ve DEXA'da osteoporotik T-skoru (3.1-3.1) mevcuttur.
Osteomalazi, hem kemik ağrısı hem de karakteristik miyopati ile seyreder; DEXA kemik yoğunluğunu düşük gösterse de mineralizasyon defektini ayırt edemez.

Key Concept

Osteomalazi laboratuvarında hipokalsemi, hipofosfatemi, yüksek ALP ve sekonder hiperparatiroidizm görülür.
Question 135Question

1818 yaşında bir hasta; dilde ve konjonktivada saptanan çok sayıda milimetrik, ağrısız nodüler kitleler, kalınlaşmış dudak yapısı ve marfanoid vücut yapısı ile fizik muayene ediliyor. Yapılan ileri tetkiklerinde medüller tiroid karsinomu saptanan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2B2B (MENMEN 2B2B)

Answer

Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2B2B (MENMEN 2B2B)
Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2B2B (MENMEN 2B2B), medüller tiroid karsinomu ve feokromositomanın yanı sıra hastada tarif edilen mukozal nöromlar, marfanoid vücut yapısı ve intestinal ganglionöromatozis gibi karakteristik fenotipik özelliklerle diğer MENMEN sendromlarından ayrılır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada medüller tiroid karsinomu (MTCMTC), mukozal nöromlar ve marfanoid yapı mevcuttur.
Bu bulgular belirli bir endokrin sendromu işaret eder.
2
MENMEN sendromları arasında ayırıcı tanı yap.
MENMEN 2B2B (MENMEN 33), MTCMTC ve feokromositomanın yanı sıra mukozal nöromlar ve marfanoid habitus ile karakterizedir.
MENMEN 2A2A ve MENMEN 11 sendromlarında bu spesifik fiziksel bulgular görülmez.
3
Tanıyı doğrula.
En olası tanı MENMEN 2B2B'dir.
Mukozal nöromlar bu sendromun en spesifik ve erken tanı koydurucu bulgusudur.

Key Concept

MENMEN 2B2B sendromunun ayırıcı fizik muayene bulguları (mukozal nöromlar ve marfanoid yapı).

Practice More

MENMEN 2B2B hastalarında medüller tiroid karsinomu diğer tiplere göre daha erken yaşta ve daha agresif seyretme eğilimindedir.
Estimated Time:45s
Question 136Question

5252 yaşında erkek hasta; son birkaç aydır belirginleşen halsizlik, soğuğa tahammülsüzlük, ses kısıklığı ve inatçı kabızlık şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde bradikardi, cilt kuruluğu, yüzde ödemli görünüm ve aşil tendon reflekslerinin relaksasyon fazında belirgin gecikme saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; TSH:62TSH: 62 mIU/L (N: 0.44.20.4 - 4.2 mIU/L) ve serbest T4:0.4T4: 0.4 ng/dL (N: 0.81.80.8 - 1.8 ng/dL) olarak bulunuyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Primer hipotiroidi

Answer

Hastadaki yüksek TSHTSH ve düşük serbest T4T4 düzeyi ile uyumlu olan 'Primer hipotiroidi' en olası tanıdır.
Hastanın klinik tablosu (halsizlik, kabızlık, cilt kuruluğu, bradikardi, reflekslerde gecikme) hipotiroidizm ile tam uyumludur. Laboratuvar tetkiklerinde tiroid bezinin yetersizliğini dengelemek için artan TSHTSH (6262 mIU/L) ve buna rağmen yetersiz kalan düşük serbest T4T4 (0.40.4 ng/dL) düzeyi, primer (tiroid bezi kaynaklı) aşikar hipotiroidi tanısını kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Tiroid fonksiyon testlerinin (TFT) başlangıç değerlendirmesini yapınız.
TSHTSH düzeyinin belirgin şekilde yüksek (6262 mIU/L) olduğu saptandı.
TSHTSH yüksekliği vücudun tiroid hormonu eksikliğine verdiği primer yanıttır.
2
Serbest T4T4 düzeyini değerlendirerek yetmezliğin derecesini belirleyiniz.
Serbest T4T4 düzeyi düşük (0.40.4 ng/dL) olarak bulundu.
TSHTSH yüksekliğine eşlik eden düşük sT4sT4, tablonun subklinik değil aşikar (overt) hipotiroidi olduğunu gösterir.
3
Klinik bulgularla laboratuvar sonuçlarını birleştiriniz.
Bradikardi, kabızlık, ses kısıklığı ve tendon reflekslerinde gecikme ile laboratuvar bulguları tam uyumludur.
Primer hipotiroidide bazal metabolizma hızının yavaşlamasına bağlı tüm bu semptomlar görülür.

Key Concept

Primer hipotiroidi tanısında yüksek TSHTSH ve düşük serbest tiroid hormonu (sT4sT4) kombinasyonu altın standarttır.
Estimated Time:45s
Question 137Question

3434 yaşında kadın hasta; son 66 ay içinde 1212 kg ağırlık artışı, yüzde yuvarlaklaşma ve karın cildinde belirgin mor çatlaklar (striastria) nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 165/105165/105 mmHgmmHg, hirsutizm ve ense bölgesinde yağ yastıkçığı (buffalobuffalo humphump) saptanıyor. Laboratuvar testlerinde 2424 saatlik idrar serbest kortizol düzeyi referans aralığın 44 katı yüksek bulunuyor. Bazal ACTH düzeyi 9595 pg/mLpg/mL (N: 106010-60) olarak ölçülüyor. 11 mg deksametazon supresyon testi sonucunda serum kortizolü 1515 μg/dL\mu g/dL (su¨presyonsüpresyon yokyok) saptanıyor. Sonrasında uygulanan 88 mg (yüksek doz) deksametazon supresyon testi ile serum kortizol düzeyinde bazal değere göre %65\%65 oranında azalma saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cushing hastalığı (Hipofizer ACTH adenomu)

Answer

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları, hipofiz kaynaklı bir ACTH salınımına bağlı olan Cushing hastalığı ile uyumludur.
Hastada saptanan yüksek ACTH düzeyi, tablonun ACTH-bağımlı olduğunu kanıtlar. ACTH-bağımlı Cushing sendromu vakalarında hipofizer kaynak (Cushing hastalığı) ile ektopik kaynak (örn. küçük hücreli akciğer kanseri) ayrımında yüksek doz deksametazon supresyon testi kullanılır. Kortizol düzeyinde %50\%50'den fazla baskılanma olması hipofizer adenomu (Cushing hastalığı) işaret eden klasik bir bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Hiperkortizolizmin doğrulanması
İdrar serbest kortizolü yüksek ve 11 mg DST'de supresyon yok (1515 μg/dL\mu g/dL).
Cushing sendromu tanısını kesinleştirmek için ilk adım hiperkortizolizmin varlığını göstermektir.
2
ACTH düzeyinin değerlendirilmesi
ACTH düzeyi 9595 pg/mLpg/mL (yüksek).
Yüksek ACTH düzeyi, tablonun ACTH-bağımlı (hipofizer veya ektopik) olduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanı için yüksek doz (88 mg) DST yapılması
Kortizol düzeyinde %65\%65 oranında belirgin azalma saptanması.
Hipofizer adenomlar (Cushing hastalığı), ektopik kaynakların aksine yüksek doz glukokortikoid ile kısmi de olsa baskılanabilir.

Key Concept

Cushing sendromu ayırıcı tanısında ACTH düzeyi ve yüksek doz deksametazon supresyon testinin rolü.
Estimated Time:1m 30s
Question 138Question

4545 yaşında erkek hasta, tekrarlayan nefrolitiazis ve epigastrik ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde kalsiyum 11.211.2 mg/dL, PTH 120120 pg/mL (N: 106510-65), gastrin 800800 pg/mL (N: <100100) saptanıyor. Hastanın yapılan boyun ultrasonografisinde dört paratiroid bezinde de büyüme izleniyor. Abdominal BT'de pankreas gövdesinde 1.51.5 cm'lik bir kitle ve duodenal duvarda milimetrik nodüller saptanıyor. Multiple Endokrin Neoplazi Tip 11 (MEN1MEN 1) tanısı konulan bu hastada izlenecek klinik seyir ve tedavi yaklaşımları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hastada tarama amaçlı çekilen toraks BT'de saptanabilecek bir timik lezyonun, agresif seyirli bir karsinoid tümör olma olasılığı erkek cinsiyet nedeniyle yüksektir.

Answer

Timik lezyonun agresif seyirli bir karsinoid tümör olma olasılığının erkek cinsiyet nedeniyle yüksek olması doğru bir ifadedir.
Doğru ifade, timik karsinoid tümörlerin MEN1MEN 1 sendromlu erkeklerde daha sık görülmesi ve oldukça agresif seyretmesidir. Bu hastalar tipik olarak semptomsuz olabileceği için toraks BT ile tarama yapılması önerilen bir durumdur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
MEN1MEN 1 tanısı (33 P: Paratiroid hiperplazisi, Pankreatik/Duodenal NET ve Gastrinoma ile uyumlu bulgular) doğrulanmıştır.
Primer hiperparatiroidizm ve Zollinger-Ellison Sendromu birlikteliği tipik olarak MEN1MEN 1 sendromunu işaret eder.
2
MEN1MEN 1 sendromundaki tümörlerin karakteristik davranışlarını değerlendir.
Gastrinomaların multipl ve duodenal olduğu, paratiroid tutulumunun tüm bezleri etkilediği ve hipofiz tümörlerinin agresif olduğu hatırlanmalıdır.
Syndromic vakalarda tümörler sporadik vakalara göre daha yaygın ve zor tedavi edilebilir niteliktedir.
3
MEN1MEN 1 kapsamında eksternal (nadir) bileşenleri gözden geçir.
Timik karsinoidlerin erkeklerde çok daha sık ve agresif seyrettiği bilgisi kritiktir.
Timik karsinoidler, MEN1MEN 1 hastalarında (özellikle erkek sigara içicilerde) mortalitenin önemli bir nedenidir.

Key Concept

MEN1MEN 1 sendromunda pankreatik nöroendokrin tümörlerin ve karsinoidlerin biyolojik davranışı, sporadik vakalardan farklılık gösterir.

Practice More

MEN2AMEN 2A ve MEN2BMEN 2B sendromlarındaki RETRET proto-onkogen mutasyonlarının kodon spesifik yönetim stratejilerini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 139Question

4545 yaşında erkek hasta; son iki yıldır ayakkabı numarasının büyümesi, ellerinde genişleme, aşırı terleme ve yeni gelişen horlama şikayetleri ile başvuruyor. Fizik muayenesinde makroglossi, frontal çıkıntılarda (supraorbital ridge) belirginleşme ve ellerde yumuşak doku artışı saptanıyor. Bu hastada akromegali tanısına yönelik yapılacak en uygun ilk (taramada en duyarlı) laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serum insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF1IGF-1) düzeyi ölçümü

Answer

Akromegali şüphesi olan bir hastada tarama amacıyla yapılması gereken en uygun ilk test serum IGF1IGF-1 düzeyi ölçümüdür.
Akromegali taramasında serum insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF1IGF-1) düzeyi ölçümü tercih edilir. Bunun temel nedeni, büyüme hormonunun (GHGH) pulsatil bir salınım paternine sahip olması ve yarı ömrünün kısa olmasıdır. Buna karşılık IGF1IGF-1 düzeyleri gün boyunca stabildir ve 2424 saatlik ortalama GHGH salınımını en iyi yansıtan biyobelirteçtir. Yaşa ve cinsiyete göre normalize edilmiş IGF1IGF-1 yüksekliği, akromegali tanısı için çok yüksek duyarlılığa sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Akromegali ön tanısı
Yumuşak doku artışı, makroglossi ve akral büyüme gibi bulgular akromegali için tipiktir.
2
Tarama testi seçimi
Serum IGF1IGF-1 ölçümü
GHGH pulsatil salındığı için tekil ölçümü güvenilmezdir; IGF1IGF-1 ise gün içinde stabil kalır ve GHGH fazlalığını en iyi yansıtan parametredir.
3
Tanının kesinleştirilmesi (gerekirse)
OGTTOGTT ile GHGH supresyon testi
IGF1IGF-1 yüksekliği saptanan hastalarda tanıyı doğrulamak için OGTTOGTT uygulanır.

Key Concept

Akromegali tanı algoritmasında ilk basamak (tarama) testi IGF1IGF-1 düzeyidir; kesin tanı testi ise OGTTOGTT ile GHGH supresyonudur.
Estimated Time:1m 30s
Question 140Question

Günlük yaklaşık 1212 litre idrar çıkışı ve aşırı susama şikayetiyle başvuran 2929 yaşındaki erkek hastada, yapılan bazal incelemelerde serum sodyum düzeyi 143143 mEq/L, plazma ozmolalitesi 295295 mOsm/kg ve idrar ozmolalitesi 120120 mOsm/kg olarak saptanmıştır. Tanısal değerlendirme amacıyla hastaya hipertonik salin (%3NaCl)(\%3\, NaCl) infüzyonu uygulanmıştır. Plazma sodyum düzeyi 151151 mEq/L'ye ulaştığında eş zamanlı ölçülen plazma kopeptin düzeyi 3.23.2 pmol/L olarak rapor edilmiştir.

Bu laboratuvar bulguları ışığında hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Santral diyabetes insipidus

Answer

Santral diyabetes insipidus
Vazopressin (ADH) ile prekürsör molekülden eş molarda salınan kopeptin, santral diyabetes insipidusun (DI) ayırıcı tanısında yeni altın standarttır. Hipertonik salin (%3NaCl)(\%3\, NaCl) infüzyonu ile plazma sodyumu >150>150 mEq/L yapıldığında ölçülen kopeptin düzeyinin 4.94.9 pmol/L altında olması, %97 duyarlılık ve %91 özgüllükle santral DI tanısını koydurur.

Step-by-Step Solution

1
Poliüri ve idrar ozmolalitesi değerlendirmesi
İdrar ozmolalitesinin <300<300 mOsm/kg olması dilüe poliüriyi doğrular.
Diyabetes insipidus ve primer polidipsi ayırıcı tanısında ilk adımdır.
2
Ozmotik stimülasyon testi uygulanması
Plazma sodyumunun 150150 mEq/L üzerine çıkarılması vazopressin (ve kopeptin) salınımı için yeterli uyarandır.
Kopeptin ölçümü için standart bir stimülasyon gereklidir.
3
Stimüle kopeptin düzeyinin yorumlanması
Kopeptin düzeyi 3.23.2 pmol/L (eşik değer 4.94.9 pmol/L'nin altında).
Düşük kopeptin düzeyi, hipofiz arka lobundan yetersiz salınımı (Santral DI) gösterir.

Key Concept

Poliüri-polidipsi ayırıcı tanısında kopeptin ölçümü

Practice More

Parsiyel santral diyabetes insipidus ile primer polidipsi arasındaki su kısıtlama testi farklarını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 7 / 27Next
Endokrinoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 7 | Examkin