Toksikoloji

235 questions

Question 161Question

Organofosfatlı bir insektisit maruziyeti sonrası gelişen akut kolinerjik kriz tablosu uygun antidot tedavisi ile başarıyla kontrol altına alınan bir hasta, taburcu edildikten 20 gün sonra alt ekstremitelerde belirgin güçsüzlük, ataksi ve simetrik seyreden parestezi şikayetleriyle tekrar başvuruyor. Nörolojik muayenesinde distal kaslarda atrofi, tendon reflekslerinde azalma ve 'düşük ayak' saptanıyor. Bu klinik tabloda asetilkolinesteraz aktivitesinin normale döndüğü gözleniyor. Bu hastada gelişen gecikmiş nöropati tablosunun (OPIDN) patogenezinden sorumlu olan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nöropati hedef esteraz (NTE) enziminin fosforilasyonu ve ardından gerçekleşen yaşlanma (aging) süreci

Answer

Organofosfat ilişkili gecikmiş nöropati (OPIDN) patogenezinde temel adım, nöropati hedef esteraz (NTE) enziminin inhibe edilmesi ve yaşlanmasıdır.
Doğru seçenek olan 'Nöropati hedef esteraz (NTE) enziminin fosforilasyonu ve aging süreci', OPIDN (Organophosphate-Induced Delayed Neuropathy) tablosunun tanımlayıcı mekanizmasıdır. Bazı organofosfatlar, sinir dokusunda bulunan ve aksonal bütünlüğün korunmasında rol oynayan NTE enzimini inhibe eder. Bu inhibisyonu takiben enzimin 'yaşlanması' (dealkilasyon), distal aksonal dejenerasyona ve tipik olarak 2-3 hafta sonra ortaya çıkan motor nöropati bulgularına yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik zamanlamanın değerlendirilmesi
Maruziyetten 20 gün (2-3 hafta) sonra başlayan distal nöropati bulguları saptanmıştır.
Bu süre, akut kriz (dakikalar/saatler) ve intermidiyer sendrom (1-4 gün) aşamalarının geçildiğini gösterir.
2
Enzim spesifikliğinin belirlenmesi
AChE aktivitesi normal olmasına rağmen nöropati gelişmiştir.
OPIDN, kolinerjik aşırı uyarılma ile değil, duyarlı organofosfatların (TOCP, klorpirifos vb.) NTE enzimi ile etkileşimiyle ilişkilidir.
3
Moleküler mekanizmanın tanımlanması
NTE inhibisyonu ve 'aging' (yaşlanma) süreci.
NTE'nin sadece inhibe olması yetmez; enzimin fosforilasyon sonrası bir yan grubunu kaybetmesi (yaşlanma) aksonal transportun bozulması ve dejenerasyon için şarttır.

Key Concept

Organofosfat Zehirlenmesinde Üç Fazlı Toksisite
Question 162Question

45 yaşında bir kadın hasta, ev temizliği sırasında yanlışlıkla sodyum hidroksit (NaOHNaOH) içeren yoğun kıvamlı bir lavabo açıcı içmesi sonrası acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde ağız çevresinde ve orofarenkste yaygın yanıklar, stridor ve yutma güçlüğü saptanıyor. Bu hastanın acil servis yönetimindeki genel prensiplerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hava yolu güvenliğinin sağlanması, solunum ve dolaşımın stabilize edilmesi (ABC) en öncelikli basamaktır.

Answer

Zehirlenme tedavisinin genel hiyerarşisinde, toksinin uzaklaştırılmasından önce hava yolu, solunum ve dolaşımın (ABC) değerlendirilmesi ve stabilizasyonu en öncelikli adımdır.
Zehirlenme vakalarında yönetim hiyerarşisi her zaman destekleyici bakım ile başlar. Stridor ve aşırı salivasyonu olan bir hastada hava yolu tıkanıklığı riski yüksektir, bu nedenle ABC (Airway, Breathing, Circulation) stabilizasyonu tüm dekontaminasyon girişimlerinden önce gelir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaşamsal bulgularının (Hava yolu, Solunum, Dolaşım) kontrol edilmesi.
Hava yolu güvenliğinin sağlanması (Stridor varlığı nedeniyle gerekirse entübasyon).
Zehirlenme yönetiminde destekleyici bakım her zaman dekontaminasyondan önce gelir.
2
Alınan maddenin doğasının (korozif alkali) belirlenmesi.
Gastrik lavaj ve kusturmanın kontrendike olduğunun saptanması.
Korozif maddeler özofagus duvarında hasar oluşturur; tekrar yukarı çıkarılmaları perforasyon riskini artırır.

Key Concept

Zehirlenme yönetiminde öncelik sırası: 1. Destekleyici Bakım (ABC), 2. Dekontaminasyon Kontrendikasyonlarının Belirlenmesi.

Practice More

Petrol distilatı (gaz yağı, benzin) zehirlenmelerinde de aspirasyon pnömonisi riski nedeniyle kusturmanın kontrendike olduğunu hatırlayınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 163Question

Acil servise derin sedasyon ve konfüzyon şikayetiyle getirilen 3030 yaşındaki erkek hastanın, intihar amacıyla çok sayıda diazepam tableti aldığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde solunum sayısının azaldığı ancak pupillerin normal büyüklükte olduğu saptanıyor. Bu hastada tabloyu geri döndürmek amacıyla kullanılması gereken spesifik antidot aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Flumazenil

Answer

Diazepam bir benzodiazepin türevi olduğu için, spesifik antidotu olan flumazenil kullanılmalıdır.
Diazepam, benzodiazepin grubuna dahil bir ilaçtır ve GABAAGABA_A reseptör kompleksi üzerindeki spesifik bölgelere bağlanarak klor kanallarının açılma frekansını artırır. Flumazenil ise bu bölgelere kompetitif (yarışmalı) olarak bağlanan bir antagonisttir. Bu sayede benzodiazepinlerin neden olduğu sedasyon ve solunum depresyonu gibi etkileri hızla geri döndürür.

Step-by-Step Solution

1
Zehirlenmeye neden olan etken maddeyi tanımla.
Diazepam, benzodiazepin grubuna ait bir ilaçtır.
Doğru antidotu seçebilmek için öncelikle toksik ajanın farmakolojik grubu belirlenmelidir.
2
Klinik bulguları ve ajanın etki mekanizmasını eşleştir.
Benzodiazepinler GABAAGABA_A reseptörleri üzerinden santral sinir sistemi depresyonuna yol açar; pupiller genellikle normaldir.
Opioid zehirlenmesindeki miyozis (iğne ucu pupil) ile benzodiazepin zehirlenmesini ayırt etmek kritik bir basamaktır.
3
Belirlenen ilaç grubuna yönelik spesifik antidotu seç.
Benzodiazepin reseptör antagonisti olan flumazenil seçilir.
Flumazenil, benzodiazepinlerin reseptör düzeyindeki etkilerini yarışmalı olarak engelleyen tek spesifik antidottur.

Key Concept

Benzodiazepin zehirlenmesinde spesifik antidot flumazenildir.

Practice More

Benzodiazepin zehirlenmesinde flumazenil kullanımının, trisiklik antidepresan alanlarda veya kronik benzodiazepin kullanıcılarında nöbet riskini artırabileceği unutulmamalıdır.
Estimated Time:45s
Question 164Question

Acil servise getirilen bir hastanın fizik muayenesinde bilateral miyozis (pupil daralması), aşırı tükürük salgısı (siyalore), gözyaşı artışı (lakrimasyon) ve diyare (ishal) saptanmıştır. Bu klinik bulgular aşağıdaki toksidromlardan hangisi ile en uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: Kolinerjik toksidrom

Answer

Miyozis ve sekresyon artışı ile karakterize olan Kolinerjik toksidromdur.
Soruda tanımlanan bilateral miyozis, siyalore (tükürük artışı), lakrimasyon (gözyaşı artışı) ve diyare bulguları, muskarinik reseptörlerin aşırı uyarılması sonucu ortaya çıkan 'ıslak' tablodur. Bu klinik tablo organofosfat veya karbamat zehirlenmelerinde görülen kolinerjik toksidromun tipik yansımasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Otonomik bulguların (pupil ve sekresyonlar) değerlendirilmesi
Hastada pupil daralması (miyozis) ve ekzokrin salgılarda (tükürük, gözyaşı, GIS motilitesi) artış saptanmıştır.
Toksidrom ayrımında pupil boyutu ve cildin/sekresyonların durumu en kritik ayırt edici özelliklerdir.
2
DUMBELS kısaltmasının klinik tabloya uygulanması
Diyare, Miyozis, Lakrimasyon ve Siyalore bulguları mevcuttur.
DUMBELS (Diyare, Ürinasyon, Miyozis, Bradikardi/Bronkospazm, Emesis, Lakrimasyon, Siyalore) kolinerjik (muskarinik) krizin klasik bulgularıdır.

Key Concept

Kolinerjik toksidromda 'ıslak' bulgular (sekresyon artışı) ve miyozis görülür.
Estimated Time:45s
Question 165Question

Epilepsi tanısıyla uzun süredir karbamazepin tedavisi gören bir hasta, tarımsal ilaçlama sırasında kaza sonucu 'paratiyon' içerikli bir insektisite maruz kalmıştır. Hasta, maruziyetten beklenenden çok daha kısa bir süre sonra ağır bir kolinerjik kriz tablosu (yaygın fasikülasyonlar, ciddi bronkore ve solunum sıkıntısı) ile acil servise getirilmiştir. Bu hastada toksisite bulgularının beklenenden daha hızlı ve şiddetli ortaya çıkmasının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Karbamazepinin hepatik mikrozomal enzimleri indükleyerek paratiyonun aktif metaboliti paraoksona dönüşümünü hızlandırması

Answer

Karbamazepinin hepatik mikrozomal enzimleri indükleyerek paratiyonun aktif metaboliti paraoksona dönüşümünü hızlandırması seçeneği doğrudur.
Paratiyon ve Malatiyon gibi organofosfat insektisitler, kimyasal yapılarında kükürt (S) atomu içerirler (tiyo-fosfatlar) ve inaktiftirler. İnsan vücudunda sitokrom P450 enzimleri aracılığıyla kükürt atomunun oksijen ile yer değiştirmesi (oksidatif desülfürasyon) sonucu aktif 'okson' formlarına (Paraokson, Malaokson) dönüşürler. Karbamazepin, fenobarbital ve rifampin gibi güçlü CYP indükleyicileri kullanan hastalarda bu dönüşüm çok hızlı gerçekleşir. Sonuç olarak, vücutta birim zamanda oluşan aktif toksik madde miktarı artar ve kolinerjik kriz beklenenden daha şiddetli ve hızlı gelişir.

Step-by-Step Solution

1
Toksik ajanın özelliklerini belirle
Paratiyon, kendisi inaktif olan bir 'prodrug'dır (tiyo-organofosfat). Etki gösterebilmesi için vücutta desülfürasyon reaksiyonu ile 'okson' formuna (paraokson) dönüşmesi gerekir.
Zehirlenme mekanizmasını anlamak için ajanın metabolizmasını bilmek şarttır.
2
İlaç etkileşimini analiz et
Hasta karbamazepin (güçlü bir CYP450 indükleyicisi) kullanmaktadır. Bu ilaç karaciğerdeki oksidatif enzimleri artırır.
Hastanın mevcut ilaç geçmişi toksikokinetiği değiştirebilir.
3
Sonucu sentezle
CYP indüksiyonu, paratiyonun zehirli metaboliti olan paraoksona dönüşümünü normalden çok daha hızlı hale getirir. Bu da toksisitenin beklenenden daha ağır ve hızlı seyretmesine neden olur.
Normalde enzim indüksiyonu ilaç etkinliğini azaltırken (metabolizmayı hızlandırarak), aktif metaboliti zehirli olan ön-ilaçlarda (paratiyon gibi) toksisiteyi artırır.

Key Concept

Biyoaktivasyon (Lethal Synthesis)

Practice More

Hangi organofosfat zehirlenmesinde asetilkolinesteraz enziminin 'aging' (yaşlanma) süresi en kısadır? (Soman)
Estimated Time:1m 30s
Question 166Question

Kronik civa buharı maruziyetine bağlı gelişen tremor, nöropsikiyatrik bozukluklar (erethizm) ve diş eti bulguları ile seyreden tabloda; cıvanın santral sinir sistemine redistribüsyonuna yol açmadığı için tercih edilen, oral yolla etkili şelatör aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Süksimer (DMSADMSA)

Answer

Süksimer (DMSA), kronik civa zehirlenmesinde cıvayı santral sinir sistemine redistribüe etmediği için güvenle kullanılan oral şelatördür.
Süksimer (2,3-dimerkaptosüksinik asit - DMSA), cıvaya karşı yüksek afinite gösteren sülfhidril grupları içerir. Suda çözünürlüğü yüksek olduğu için dimerkaprolden (BAL) farklı olarak santral sinir sistemine civa dağılımını artırmaz ve oral yolla etkili bir şekilde emilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et.
Tremor ve erethizm bulguları kronik elemental civa buharı maruziyetini (Mad Hatter sendromu) işaret eder.
Doğru şelatörü seçmek için önce maruz kalınan metalin türü ve süresi belirlenmelidir.
2
Şelatörlerin farmakokinetik özelliklerini değerlendir.
Dimerkaprol (BAL) lipofilik olduğu için cıvayı beyne taşıyabilir; Süksimer (DMSA) ise hidrofiliktir ve bu riski taşımaz.
Kronik maruziyette santral sinir sistemi toksisitesini artırmamak kritiktür.

Key Concept

Süksimer (DMSA), dimerkaprolün suda çözünürlüğü yüksek bir türevidir; civa, kurşun ve arsenik zehirlenmelerinde sülfhidril (-SH) gruplarına bağlanarak etki gösterir.
Estimated Time:1m 0s
Question 167Question

Derin ven trombozu nedeniyle yüksek dozda anfraksiyonel heparin tedavisi alan 6262 yaşında bir hastada, gelişen şiddetli kanama komplikasyonunu ve laboratuvar incelemesinde saptanan ileri derecede uzamış aPTTaPTT süresini hızla geri döndürmek için kullanılması gereken spesifik antidot aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Protamin sülfat

Answer

Anfraksiyonel heparin toksisitesinde etkili olan spesifik antidot protamin sülfattır.
Protamin sülfat, bazik bir molekül olup asidik karakterdeki heparin ile birleşerek inaktif bir kompleks oluşturur ve heparinin antikoagülan etkisini saniyeler içinde geri döndürür.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendirmek
Şiddetli kanama ve uzamış aPTTaPTT süresinin anfraksiyonel heparin doz aşımı ile ilişkili olduğu saptanır.
Heparin tedavisinin en önemli komplikasyonu kanamadır ve laboratuvar takibi aPTTaPTT ile yapılır.
2
Spesifik antidot seçimi yapmak
Heparin gibi kuvvetli asidik bir molekülü kimyasal olarak nötralize edecek bazik bir ajan belirlenir.
Protamin sülfat bazik yapısı sayesinde heparin ile stabil ve inaktif bir tuz kompleksi oluşturur.

Key Concept

Heparin Antidotu: Protamin Sülfat
Estimated Time:45s
Question 168Question

Yarı iletken endüstrisinde çalışan bir teknik personelde, iş yerindeki bir sızıntı sonrası ani gelişen baş ağrısı, halsizlik ve karın ağrısını takiben koyu renkli idrar (hemoglobinüri) ve skleralarda ikter saptanmıştır. Yapılan analizde hastanın arsin (AsH3AsH_3) gazına maruz kaldığı doğrulanmıştır. Bu klinik tablo ve spesifik metal formu göz önüne alındığında, en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Şelasyon tedavisinin etkisiz kalması nedeniyle, hemoliz ürünlerini uzaklaştırmak ve replasman sağlamak amacıyla exchange transfüzyon uygulanması

Answer

Şelasyon tedavisinin etkisiz kalması nedeniyle exchange transfüzyon uygulanması en uygun yaklaşımdır.
Arsin gazı zehirlenmesi, sülfhidril gruplarının (özellikle glutatyonun) hızla tükenmesi sonucu şiddetli intravasküler hemolize yol açan tıbbi bir acildir. Literatürde dimerkaprolün (BALBAL) bu tabloda klinik bir fayda sağlamadığı net olarak belirtilmiştir. Tedavinin temelini, toksik kompleksleri ve hemoliz ürünlerini sistemik dolaşımdan uzaklaştıran exchange transfüzyon oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Metal formunun ve klinik tablonun tanımlanması
Arsin gazı (AsH3AsH_3) maruziyeti ve masif intravasküler hemoliz bulguları (hemoglobinüri, ikter).
Arsin gazı, diğer arsenik formlarından farklı olarak mide-bağırsak sisteminden ziyade doğrudan eritrositleri hedef alır.
2
Şelasyon tedavisinin etkinliğinin değerlendirilmesi
Dimerkaprol, süksimer ve diğer şelatörlerin arsin zehirlenmesinde etkisiz olduğunun saptanması.
Arsinin eritrositlerdeki sülfhidril grupları ve glutatyon üzerindeki etkisi çok hızlı ve geri dönüşsüzdür; şelatörler bu hasarı durduramaz.
3
Hayat kurtarıcı müdahalenin seçilmesi
Exchange transfüzyon (kan değişimi) kararı.
Serbest hemoglobin-arsin komplekslerini uzaklaştırmak ve akut renal tübüler nekrozu önlemek için en etkili yöntemdir.

Key Concept

Arsin gazı zehirlenmesi, klasik arsenik zehirlenmesinden farklı olarak masif hemolizle seyreder ve şelasyon tedavisine (BAL, DMSA) yanıt vermez; temel tedavi exchange transfüzyondur.

Practice More

İnorganik arsenik zehirlenmesindeki 'pirinç suyu diyare' ve 'sarmısak kokusu' bulgularını arsin gazı ile karşılaştırınız.
Estimated Time:2m 30s
Question 169Question

Organofosfat insektisitlere maruziyet sonucu akut kolinerjik kriz tablosuyla acil servise getirilen bir hastada, gelişen solunum yetmezliği nedeniyle entübasyon kararı alınmıştır. Bu hastada kas gevşetici olarak süksinilkolin kullanılması durumunda karşılaşılması en muhtemel farmakolojik sonuç ve nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Organofosfatların plazma kolinesterazını (psödokolinesteraz) inhibe etmesi sonucu süksinilkolin etki süresinin ve apnenin belirgin uzaması

Answer

Organofosfatların plazma kolinesterazını (psödokolinesteraz) inhibe etmesi sonucu süksinilkolin etki süresinin ve apnenin belirgin uzaması
Süksinilkolin, kısa etkili depolarizan bir nöromusküler blokördür ve etkisi plazma kolinesterazı (psödokolinesteraz) tarafından hızlı hidrolizine bağlıdır. Organofosfat insektisitler, sadece sinapslardaki asetilkolinesterazı değil, aynı zamanda plazma kolinesterazını da güçlü bir şekilde inhibe ederler. Bu enzimin inhibe olması, süksinilkolinin metabolize edilememesine, yarı ömrünün uzamasına ve sonuç olarak nöromusküler bloğun (ve apnenin) beklenenden çok daha uzun sürmesine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Organofosfatların etki mekanizmasını hatırla.
Organofosfatlar asetilkolinesteraz (AChE) enzimini geri dönüşümsüz (fosforile ederek) inhibe ederler.
Temel toksikoloji bilgisi.
2
Organofosfatların etki spektrumunu analiz et.
Organofosfatlar sadece sinaptik (gerçek) AChE'yi değil, aynı zamanda plazmada bulunan psödokolinesterazı (bütirilkolinesteraz) da inhibe ederler.
Kritik farmakokinetik ayrım.
3
Süksinilkolinin metabolizmasını değerlendir.
Süksinilkolin (depolarizan nöromusküler blokör), kanda bulunan plazma kolinesterazı tarafından hızla hidrolize edilerek etkisiz hale getirilir.
İlaç eliminasyon yolu.
4
İki bilgiyi sentezle.
Zehirlenme nedeniyle plazma kolinesterazı inhibe olduğundan, verilen süksinilkolin yıkılamaz. Bu durum ilacın etki süresini ve buna bağlı apneyi dakikalardan saatlere uzatabilir.
Klinik farmakolojik etkileşim.

Key Concept

Süksinilkolin Metabolizması ve Organofosfat Etkileşimi

Hints

1
Süksinilkolinin vücutta nasıl ve nerede yıkıldığını düşünün.
2
Organofosfatlar 'kolinesteraz' inhibitörüdür; bu inhibisyon sadece sinapslarla sınırlı mıdır?
3
Süksinilkolin plazma kolinesterazı (psödokolinesteraz) ile yıkılır. Organofosfatlar bu enzimi de bloke eder.

Practice More

Psödokolinesteraz eksikliği olan bir hastada süksinilkolin kullanımı ile bu senaryo arasındaki benzerliği inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 170Question

3232 yaşında bir erkek hasta, son 2424 saattir giderek artan bulantı, karın ağrısı ve görme bulanıklığı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde fundoskopik incelemede optik diskte hiperemi ve belirgin ödem saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; Arteriyel kan gazında pH:7.08pH: 7.08, HCO3:8 mEq/LHCO_3: 8 \text{ mEq/L}, pCO2:24 mmHgpCO_2: 24 \text{ mmHg} ölçülüyor. Serum elektrolitlerinden hesaplanan anyon açığı (AGAG) 32 mEq/L32 \text{ mEq/L} (N:812N: 8-12) bulunurken, ölçülen serum osmolalitesi ile hesaplanan osmolalite arasındaki fark (osmoler açık) 7 mOsm/kg H2O7 \text{ mOsm/kg } H_2O (N<10N < 10) olarak hesaplanıyor. Bu hastadaki klinik ve laboratuvar tablosuyla ilgili aşağıdaki yorumlardan hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Toksik alkol alımından sonra geçen sürenin uzun olması nedeniyle ana alkolün büyük kısmı asidik metabolitlere dönüşmüştür; bu durum osmoler açığın normal bulunmasına yol açabilir.

Answer

Toksik alkol alımından sonra geçen sürenin uzun olması nedeniyle ana alkolün büyük kısmı asidik metabolitlere dönüşmüştür; bu durum osmoler açığın normal bulunmasına yol açabilir.
Metanol ve etilen glikol gibi toksik alkoller alındığında, başlangıçta serumda yüksek konsantrasyonda bulunan ana alkol molekülleri ölçülen serum osmolalitesini artırarak geniş bir osmoler açık oluşturur. Ancak bu maddeler alkol dehidrogenaz (ADHADH) aracılığıyla formik asit (metanol için) veya glikolik asit (etilen glikol için) gibi asidik metabolitlere dönüştükçe, osmoler açık küçülürken anyon açığı artar. Hasta 2424 saat gibi geç bir sürede başvurduğu için ana alkolün çoğu metabolize olmuş ve osmoler açık normal sınırlara (<10< 10) gerilemiş, ancak asit birikimine bağlı olarak anyon açığı belirgin şekilde yükselmiştir. Bu tablo metanol zehirlenmesinin geç evresi için klasiktir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın asit-baz durumunu ve klinik bulgularını değerlendir.
Hastada ağır anyon açıklı metabolik asidoz (pH:7.08pH: 7.08, AG:32AG: 32) ve metanole özgü vizüel bulgular (optik disk ödemi) mevcuttur.
Metanol ve etilen glikol zehirlenmeleri yüksek anyon açıklı metabolik asidozun temel nedenlerindendir.
2
Osmoler açık ve anyon açığı arasındaki zamansal ilişkiyi analiz et.
Alkollerin kendisi osmoler açığı artırırken (erken evre), metabolitleri (formik asit, glikolik asit) anyon açığını artırır (geç evre).
Ana alkol (osmol) metabolize edildikçe osmolalite düşer ancak asit birikimi asidozu derinleştirir.
3
Geç başvuru faktörünü göz önünde bulundurarak laboratuvar verilerini yorumla.
Hastanın 2424 saat sonra başvurması, ana metanolün büyük oranda formik aside dönüştüğünü ve bu yüzden osmoler açığın 'yalancı normal' çıktığını açıklar.
Normal bir osmoler açık, geç dönem başvurularda toksik alkol zehirlenmesini dışlamaz.

Key Concept

Toksik alkol zehirlenmelerinde osmoler açık ve anyon açığı arasındaki ters orantılı zamansal değişim.
Question 171Question

Karadeniz bölgesinde yaşayan 5555 yaşında erkek hasta, yerel bir üreticiden aldığı balı tükettikten yaklaşık 11 saat sonra şiddetli bulantı, baş dönmesi ve terleme şikayetleriyle acil servise başvurur. Fizik muayenede belirgin hipotansiyon (85/5585/55 mmHg) ve bradikardi (3838/dakika) saptanır. Hastanın öyküsünden 'deli bal' tüketmiş olabileceği şüphelenilir. Bu klinik tablodan sorumlu olan grayanotoksinin moleküler etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Voltaj bağımlı sodyum kanallarına bağlanarak inaktivasyon kapısının kapanmasını engellemek ve kanalı açık tutmak

Answer

Grayanotoksinler, voltaj bağımlı sodyum kanallarının inaktivasyonunu engelleyerek kanalı açık konumda stabilize ederler.
Deli bal zehirlenmesinde temel ajan olan grayanotoksin, voltaj bağımlı sodyum kanallarına bağlanarak bu kanalların inaktivasyonunu (kapanmasını) geciktirir veya engeller. Bu durum kanalların açık kalmasına, hücrenin depolarize kalmasına ve özellikle kalpte muskarinik benzeri (vagal) etkilerin ortaya çıkmasına (bradikardi, hipotansiyon) neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik bulgularını (bal tüketimi, bradikardi, hipotansiyon) değerlendir.
Tanı: 'Deli Bal' (Grayanotoksin) zehirlenmesi.
Özellikle Karadeniz bölgesinde Rhododendron türlerinden elde edilen balların tüketimi sonrası gelişen tipik bir tablodur.
2
Grayanotoksinin voltaj bağımlı sodyum kanalları üzerindeki etkisini hatırla.
Kanalın inaktivasyon kapısının (h kapısı) kapanmasını önler.
Kanalın sürekli açık kalması, hücrenin sürekli depolarize olmasına ve vagal sinir uçlarının uyarılmasına neden olur.

Key Concept

Grayanotoksin (Deli Bal) Mekanizması
Estimated Time:2m 0s
Question 172Question

32 yaşında bir erkek hasta, intihar amacıyla yüksek dozda ilaç kullanımı sonrası acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hastanın bilinci konfüze, kan basıncı 75/4575/45 mmHg, nabız 38/dakika38/dakika ve parmak ucu kan şekeri 5656 mg/dL olarak saptanıyor. EKG'de derin sinüs bradikardisi ve PR mesafesinde uzama izleniyor. Hastanın yakınlarından alınan bilgiye göre hipertansiyon tedavisi için non-selektif bir beta blokör kullandığı öğreniliyor. Bu hastada beta adrenerjik reseptörlerden bağımsız olarak adenilat siklazı aktive edip cAMPcAMP düzeylerini artırarak pozitif inotrop ve kronotrop etki sağlayan, intravenöz bolus dozunu takiben infüzyon şeklinde uygulanması gereken spesifik antidot aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Glukagon

Answer

Beta blokör intoksikasyonunda, beta reseptör blokajını baypas ederek cAMP artışı sağlayan glukagon tedavisi uygulanmalıdır.
Glukagon, beta adrenerjik reseptörleri kullanmadan miyokardiyal hücrelerde G-proteinleri aracılığıyla adenilat siklazı aktive eder. Bu durum hücre içi cAMP artışına, dolayısıyla pozitif inotropik ve kronotropik etkiye yol açar. Beta blokör zehirlenmesinde bradikardi ve hipotansiyonu düzeltmek için ilk seçenek tedavi kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların (bradikardi, hipotansiyon ve hipoglisemi) analizi
Bulgular beta blokör toksisitesi ile uyumludur.
Beta blokörler insülin salınımını inhibe edebilse de, özellikle non-selektif olanlar glikojenoliz ve glukoneogenezi baskılayarak hipoglisemiye yol açabilir.
2
Etki mekanizmasının belirlenmesi
Beta reseptörlerini devre dışı bırakıp cAMP artıran ajan gereklidir.
Aşırı dozda reseptörler tamamen işgal edildiği için reseptör düzeyindeki agonistler yetersiz kalabilir.
3
Uygun antidot seçimi
Glukagon seçilmelidir.
Glukagon, miyokardda beta reseptörlerinden farklı bir reseptöre bağlanarak adenilat siklazı uyarır ve cAMP üzerinden kalsiyum girişini artırır.

Key Concept

Glukagon, beta blokör zehirlenmesinde beta reseptörlerinden bağımsız olarak Gs proteini üzerinden adenilat siklazı aktive ederek cAMP artışı sağlayan spesifik antidottur.

Practice More

Kalsiyum kanal blokörü zehirlenmelerinde kalsiyum, glukagon ve yüksek doz insülin/dekstroz tedavilerinin kullanım farklarını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 173Question

Kapalı ortam yangınından çıkarılan 35 yaşında bir erkek hasta, bilinç bulanıklığı ve jeneralize tonik-klonik nöbet ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenede ağız ve burun çevresinde is lekeleri görülüyor. Vital bulgularında kan basıncı 90/60 mmHg, kalp hızı 112/dk saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde arteryel kan gazında pH 7.05, bikarbonat 10 mEq/L ve laktat 15 mmol/L (Normal: <2 mmol/L) olarak ölçülüyor. Eşlik eden karbonmonoksit zehirlenmesi olasılığı yüksek olan bu hastada, hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesini daha da kötüleştirmeden etki gösteren en uygun spesifik antidot aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hidroksokobalamin

Answer

Doğru cevap Hidroksokobalamin seçeneğidir.
Soru, duman inhalasyonuna bağlı siyanür zehirlenmesi yönetimindeki kritik bir ayrımı sorgulamaktadır. Yangın ortamında kalan hastalarda CO (karbonmonoksit) ve CN (siyanür) zehirlenmesi birlikte sık görülür. Siyanür, sitokrom oksidazı inhibe ederek ağır laktik asidoza yol açar. Klasik siyanür antidot kitinde yer alan amil nitrit veya sodyum nitrit, hemoglobinin demirini oksitleyerek Methemoglobin oluşturur; siyanürün sitokromlardan ayrılarak methemoglobine bağlanmasını sağlar. Ancak, yangın hastasında zaten CO nedeniyle fonksiyonel hemoglobin azalmıştır. Bu tabloya bir de nitrit ile methemoglobinemi eklenirse hipoksi derinleşir ve ölümcül olabilir. Hidroksokobalamin ise siyanürü doğrudan bağlayarak toksik olmayan siyanokobalamine dönüştürür ve oksijen taşıma kapasitesini etkilemez. Bu nedenle duman inhalasyonlarında tercih edilen ajandır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Kapalı ortam yangını, is lekeleri, koma, nöbet ve dirençli ağır laktik asidoz (>10 mmol/L) tablosu Siyanür zehirlenmesini işaret eder.
Yangınlarda CO zehirlenmesine ek olarak, yanan plastik ve sentetik maddelerden çıkan siyanür gazı hücresel hipoksiye ve ağır laktik asidoza neden olur.
2
Tedavi seçeneklerini ve kontrendikasyonları değerlendir
Siyanür kitlerinde Sodyum Nitrit veya Hidroksokobalamin bulunur. Ancak Sodyum Nitrit, Methemoglobin oluşturarak etki eder.
Yangın kurbanlarında CO zehirlenmesi (Karboksihemoglobin) zaten oksijen taşıma kapasitesini düşürmüştür. Üzerine nitrit ile Methemoglobin oluşturulması ölümcül hipoksiye yol açabilir.
3
En güvenli ajanı seç
Hidroksokobalamin, hemoglobini etkilemeden siyanürü bağlar (şelasyon benzeri etki) ve siyanokobalamin (B12) oluşturarak idrarla atılmasını sağlar.
Oksijen taşıma kapasitesini bozmadığı için duman inhalasyonu vakalarında ilk tercihtir.

Key Concept

Yangın kaynaklı siyanür zehirlenmelerinde, eşlik eden karbonmonoksit toksisitesi nedeniyle methemoglobinemi yapan antidotlardan (nitritler) kaçınılmalı; hidroksokobalamin tercih edilmelidir.
Question 174Question

Bir yangın mahallinden kurtarılan ve acil servise getirilen hastanın bilinci kapalıdır. Muayenesinde taşipne, taşikardi ve ciddi laktik asidoz saptanmıştır. Pulse oksimetre ile ölçülen oksijen satürasyonu %98\%98 olarak ölçülmesine rağmen doku hipoksisi bulguları devam eden hastanın nefesinde karakteristik olarak acı badem kokusu fark edilmiştir. Bu klinik tabloya neden olan en olası toksik ajan ve bu ajanın zehirlenmesinde tercih edilen antidot aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Siyanür - Hidroksokobalamin

Answer

Siyanür zehirlenmesi ve tedavide Hidroksokobalamin kullanımı
Siyanür zehirlenmesi, sitokrom c oksidaz (sitokrom a3a_3) enzimini inhibe ederek elektron transport zincirini durdurur. Bu durum kanda oksijen miktarının normal olmasına (dolayısıyla pulse oksimetrenin normal ölçülmesine) rağmen hücrelerin bu oksijeni kullanamamasına ve ağır laktik asidoza neden olur. 'Acı badem kokusu' bu zehirlenme için sınavda en sık sorgulanan anahtar bulgudur. Hidroksokobalamin ise güvenli ve hızlı etkili bir modern antidottur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Acı badem kokusu ve laktik asidoz saptandı
Siyanür zehirlenmesinde karakteristik koku ve hücresel solunumun durması sonucu anaerobik glikoliz artışı laktik asidoza yol açar.
2
Pulse oksimetre bulgusunu yorumla
Normal SaO2SaO_2 değeri saptandı
Siyanür kanda hemoglobinin oksijen bağlamasını engellemez, dokuda oksijen kullanımını engeller (histotoksik hipoksi). Bu yüzden kan oksijenle doygundur ancak kullanılamaz.
3
Spesifik antidotu belirle
Hidroksokobalamin seçildi
Siyanürün sitokrom a3a_3 üzerindeki demire ilgisinden daha fazlası hidroksokobalamindeki kobalta karşıdır; bu birleşme toksik olmayan siyanokobalamini (Vitamin B12B_{12}) oluşturur.

Key Concept

Siyanür zehirlenmesi; sitokrom c oksidaz inhibisyonu sonucu doku düzeyinde oksijen kullanımının durması (histotoksik hipoksi) ve acı badem kokusu ile karakterizedir.

Practice More

Karbonmonoksit ve Siyanür zehirlenmelerinin arter-venöz oksijen farkı (ΔavO2\Delta avO_2) üzerindeki etkilerini karşılaştırınız.
Estimated Time:1m 15s
Question 175Question

Bahçesindeki zararlılarla mücadele etmek için organofosfatlı bir insektisit kullanan şahıs, bir süre sonra bulantı, kusma, aşırı terleme ve nefes darlığı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde miyozis, akciğerlerde yaygın raller ve ekstremitelerde belirgin kas fasikülasyonları saptanıyor. Hastaya hemen yeterli dozda atropin tedavisi başlanıyor ve muskarinik bulguların (sekresyonlar, miyozis, bradikardi) gerilediği gözleniyor. Ancak, hastanın kas fasikülasyonlarının sebat ettiği görülüyor.

Bu hastada kas fasikülasyonlarının atropin tedavisine yanıt vermemesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kas fasikülasyonlarının iskelet kasındaki nikotinik reseptörlerin uyarılmasına bağlı olması

Answer

Kas fasikülasyonlarının iskelet kasındaki nikotinik reseptörlerin uyarılmasına bağlı olması nedeniyle atropin tedavisine yanıt vermez.
Doğru cevap olan ifade, atropinin reseptör seçiciliğini tam olarak açıklar. Organofosfat zehirlenmesinde biriken asetilkolin hem muskarinik hem de nikotinik reseptörleri uyarır. Atropin sadece muskarinik reseptörlerin antagonistidir. Kas fasikülasyonları, nöromüsküler kavşaktaki nikotinik reseptörlerin (NmN_m) aşırı uyarılmasıyla oluştuğu için atropin bu bulguyu düzeltemez.

Step-by-Step Solution

1
Hastadaki semptomların kökenini analiz et.
Miyozis ve sekresyon artışı muskarinik (MM); kas fasikülasyonları ise nikotinik (NmN_m) reseptör uyarımı sonucudur.
Organofosfatlar asetilkolinesterazı inhibe ederek her iki tip reseptörde de asetilkolin birikmesine yol açar.
2
Atropinin farmakodinamik etkisini değerlendir.
Atropin sadece muskarinik reseptörlerin kompetitif antagonistidir.
Atropin nikotinik reseptörler üzerinde anlamlı bir blokaj yapmaz.
3
Klinik gözlem ile ilaç etkisini eşleştir.
Atropin muskarinik bulguları düzeltirken, nikotinik kökenli olan fasikülasyonlar ve kas güçsüzlüğü üzerinde etkisiz kalır.
Fasikülasyonların tedavisi için enzim rejenerasyonu sağlayan pralidoksim gibi oksimlere ihtiyaç vardır.

Key Concept

Atropin, organofosfat zehirlenmesinde hayat kurtarıcı bir antidot olsa da sadece muskarinik reseptörleri bloke eder; nikotinik bulgular (fasikülasyon, felç) üzerinde etkisizdir.
Estimated Time:1m 15s
Question 176Question

Halk arasında 'kurtboğan' veya 'kaplanboğan' olarak bilinen *Aconitum* bitkisini eklem ağrılarını dindirmek amacıyla kaynatıp içen 5252 yaşında bir erkek hasta; tüketimden kısa bir süre sonra dilde ve dudak çevresinde şiddetli karıncalanma, tüm vücutta uyuşma, bulantı ve çarpıntı şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde hipotansiyonu ve belirgin kas güçsüzlüğü saptanan hastanın elektrokardiyografisinde (EKG) 'bidireksiyonel ventriküler taşikardi' izleniyor.

Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel toksinin (akonitin) etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Voltaj bağımlı sodyum kanallarına bağlanarak kanalların sürekli açık kalmasını sağlamak

Answer

Akonitin, voltaj bağımlı sodyum kanallarına bağlanarak onları açık durumda tutar ve inaktivasyonlarını geciktirir.
Akonitin, voltaj bağımlı sodyum kanallarına bağlanarak kanalların istirahat potansiyelinde bile açık kalmasına neden olur ve inaktivasyonu geciktirir. Bu durum hem duyusal sinirlerde aşırı uyarılmaya (parestezi) hem de kardiyomiyositlerde artmış uyarılabilirliğe bağlı tehlikeli aritmilere (bidireksiyonel VT) yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
*Aconitum* (kurtboğan) bitkisi kullanımı, perioral parestezi (nörotoksisite) ve bidireksiyonel VT (kardiyotoksisite) saptandı.
Vaka sorusunda bitki ismi ve spesifik aritmi tipi (bidireksiyonel VT) tanı koydurucudur.
2
Akonitinin moleküler hedefini belirle.
Akonitin, voltaj bağımlı sodyum kanallarının Saha 2 (Site 2) bölgesine bağlanır.
Bu bölgeye bağlanan toksinler (akonitin, batrakotoksin, veratridin) kanalları açık tutar.
3
Sodyum kanalı etkileşimlerini karşılaştır.
Tetrodotoksin kanalı kapatırken (blokaj), akonitin kanalı açık tutar (aktivasyon).
İyon kanalının durumuna göre klinik semptomların (paralizi vs. aritmi/eksitasyon) ayrımı yapılır.

Key Concept

Akonitin, voltaj bağımlı sodyum kanallarını aktive eden (açık tutan) bitkisel bir toksindir ve tipik olarak ciddi ventriküler aritmilere (bidireksiyonel VT) ve duyusal bozukluklara yol açar.
Question 177Question

Ekstrakorporeal eliminasyon yöntemlerinden biri olan hemodiyaliz, belirli farmakokinetik özelliklere sahip ilaç ve toksinlerin zehirlenmelerinde atılımı hızlandırmak için kullanılan etkili bir yöntemdir.

Aşağıdaki tabloda, aşırı dozda alındığı tespit edilen beş farklı ilacın temel farmakokinetik özellikleri verilmiştir:

İlaçMolekül Ağırlığı (Da)Sanal Dağılım Hacmi (L/kg)Plazma Proteinlerine Bağlanma (%)
I1201200.40.41515
II550055000.30.32020
III2502508.58.51010
IV1801800.50.59595
V3503506.26.28585

Zehirlenme tedavisinde genel prensipler dikkate alındığında, bu ilaçlardan hangisinin hemodiyaliz ile vücuttan uzaklaştırılma (temizlenme) etkinliği en yüksektir?

Show answer & explanation

Answer: İlaç I

Answer

Verilen tabloda hemodiyaliz için tüm farmakokinetik kriterleri (düşük molekül ağırlığı, düşük sanal dağılım hacmi, düşük protein bağlanması) en iyi sağlayan İlaç I doğru seçenektir.
Bir ilacın veya toksinin hemodiyalizle etkin bir şekilde temizlenebilmesi için düşük molekül ağırlığına (<500< 500 Da), düşük sanal dağılım hacmine (Vd <1< 1 L/kg) ve düşük plazma protein bağlanma oranına sahip olması; ayrıca suda yüksek oranda çözünür olması gerekir. Tabloda verilen özelliklere bakıldığında, İlaç I (120120 Da molekül ağırlığı, 0.40.4 L/kg dağılım hacmi ve %15\%15 protein bağlanma oranı) tüm bu ideal kriterleri sağladığı için hemodiyalizden en çok fayda görecek ve klirensi en yüksek olacak olan ajandır (örn. lityum, salisilat).

Step-by-Step Solution

1
Hemodiyaliz prensibini hatırla.
İlacın kandan diyalizata geçebilmesi için zardan geçebilecek kadar küçük ve serbest halde olması, ayrıca diyaliz edilebilecek yeterli miktarda ilacın kan dolaşımında bulunması gerekir.
Diyaliz, sadece kanda serbestçe dolaşan ve membrandan geçebilecek fiziksel özelliklere sahip moleküllere etki edebilir.
2
Hemodiyalizi kolaylaştıran spesifik farmakokinetik özellikleri listele.
Düşük molekül ağırlığı (<500< 500 Da), Düşük sanal dağılım hacmi (Vd <1< 1 L/kg) ve Düşük plazma proteinlerine bağlanma oranı olmalıdır.
Bu üç parametre, ilacın membran porlarından geçişini ve kan kompartmanındaki miktarını belirleyen en önemli faktörlerdir.
3
Tablodaki ilaçların özelliklerini analiz et.
İlaç I tüm kriterleri karşılarken; İlaç II'nin molekül ağırlığı, İlaç III'ün dağılım hacmi, İlaç IV'ün protein bağlanması, İlaç V'in ise hem Vd'si hem de bağlanma oranı çok yüksektir.
Zehirlenme tedavisinde bir ilacın ekstrakorporeal yöntemle uzaklaştırılabilmesi için bu engellerin hiçbirine takılmaması gerekir.

Key Concept

Toksikokinetik özelliklerin hemodiyaliz klirensine etkisi

Hints

1
Hemodiyalizin sadece kan dolaşımındaki serbest ve küçük molekülleri temizleyebilen bir 'süzgeç' sistemi olduğunu düşünün.
2
İlacın vücutta büyük oranda nerede bulunduğunu sanal dağılım hacmi (Vd) belirler. Kanda değil de dokularda olan bir zehir diyalizle temizlenebilir mi?
3
İdeal bir diyaliz adayı; membrandan geçebilecek kadar küçük (Düşük molekül ağırlığı), albümine yapışmamış (Düşük protein bağlanması) ve dokulara dağılmayıp kanda kalmış (Düşük Vd) bir madde olmalıdır.

Practice More

Protein bağlanması yüksek olan fenobarbital, teofilin veya karbamazepin gibi ilaçların zehirlenmelerinde hemodiyaliz yerine hangi ekstrakorporeal yöntemin (örn. hemoperfüzyon) tercih edildiğini gözden geçirin.

Alternative Method

Tablodaki her parametreyi diyalize 'engel' olma potansiyeline göre kodlayabilirsiniz. Yüksek Vd = Kan dışı yerleşim (Engel), Yüksek Bağlanma = Büyük kompleks (Engel), Yüksek MA = Süzgeçten geçememe (Engel). Sadece tümü düşük olan seçenek temizlenebilir.
Estimated Time:1m 0s
Question 178Question

Acil servise bilinç bulanıklığı, taşipne ve yan ağrısı şikayetleri ile getirilen 40 yaşındaki erkek hastanın arteryel kan gazında pH: 7.15, HCO3HCO_3: 8 mEq/L ve anyon açığı: 26 mEq/L olarak saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum kalsiyum düzeyi 6.8 mg/dL bulunuyor ve idrar mikroskopisinde zarf şeklinde kristaller görülüyor. Hastaya acil olarak fomepizol ve hemodiyaliz tedavisi planlanıyor. Bu medikal tedaviye ek olarak, birikmiş olan toksik ara ürün glioksilik asidin toksik olmayan metabolitlere dönüşümünü hızlandırmak (diversiyon) amacıyla uygulanması gereken adjuvan ajan ve etki mekanizması aşağıdakilerden hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Piridoksin (B6) - Glioksilik asidin glisine transaminasyonunu kofaktör olarak katalize eder

Answer

Glioksilik asidin glisine transaminasyonu için gerekli kofaktör olan Piridoksin (B6) seçeneğidir.
Hastadaki bulgular (asidoz, hipokalsemi, kalsiyum okzalat kristalleri) etilen glikol zehirlenmesi ile uyumludur. Etilen glikolün toksik metabolitlerinden glioksilik asit, laktat dehidrojenaz enzimi ile oksalik aside (toksik son ürün) dönüşür. Ancak glioksilik asit alternatif yollarla toksik olmayan metabolitlere de dönüştürülebilir. Piridoksin (Vitamin B6), glioksilik asidin amino asit olan 'Glisin'e transaminasyonunu sağlayan enzimin kofaktörüdür. Bu nedenle oksalat yükünü azaltmak için tedaviye eklenir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun tanısını koy
Yüksek anyon açıklı metabolik asidoz, hipokalsemi ve idrarda zarf şeklinde (kalsiyum okzalat) kristaller Etilen Glikol zehirlenmesini gösterir.
Metanol zehirlenmesinde görme bozuklukları ön plandadır ve hipokalsemi/kristalüri beklenmez.
2
Patofizyolojik süreci ve hedef metaboliti belirle
Etilen glikol, alkol dehidrojenaz ile glikolaldehite, o da glikolik aside ve ardından glioksilik aside dönüşür. Glioksilik asit, nefrotoksik olan oksalat (oksalik asit) formuna okside olur.
Tedavinin amacı bu toksik son ürün olan oksalatın oluşumunu azaltmaktır.
3
Adjuvan tedavi (kofaktör) mekanizmasını belirle
Glioksilik asit, oksalat dışında iki zararsız yola sapabilir: 1) Piridoksin (B6) eşliğinde Glisin'e transaminasyon. 2) Tiamin (B1) eşliğinde alfa-hidroksi-beta-ketoadipat'a dönüşüm.
Soruda 'transaminasyon' veya seçeneklerdeki spesifik mekanizma eşleşmesi sorulduğu için doğru kofaktör Piridoksin'dir.

Key Concept

Etilen glikol zehirlenmesinde adjuvan kofaktör tedavisi (Tiamin ve Piridoksin)
Estimated Time:3m 0s
Question 179Question

Bir deri işleme (tabaklama) atölyesinde, atık havuzundaki asidik temizlik solüsyonlarının karışması sonucu aniden ortaya çıkan "çürük yumurta" kokusunu takiben koku duyusu hızla kaybolan bir çalışan, kısa süre içinde bilincini kaybederek ("knockdown") yere düşmüştür. Acil servise getirildiğinde ciddi metabolik asidoz (pH:7,05pH: 7,05, Laktat: 1515 mmol/Lmmol/L) saptanan hastanın arteriyel kan gazında oksihemoglobin satürasyonu %98\%98, PaO2P_aO_2 değeri ise 9595 mmHgmmHg olarak ölçülmüştür. Bu klinik tabloya neden olan toksik ajan ve yönetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Toksik ajan mitokondriyal sitokrom c oksidaza bağlanarak elektron transport zincirini durdurur; sodyum nitrit tedavide kullanılabilir.

Answer

Toksik ajan mitokondriyal sitokrom c oksidaza bağlanarak elektron transport zincirini durdurur; sodyum nitrit tedavide kullanılabilir.
Hidrojen sülfür (H2SH_2S), hücresel respirasyonun en güçlü inhibitörlerinden biridir. Sitokrom c oksidaza bağlanarak ATP üretimini durdurur. Tedavide kullanılan nitritler, hemoglobini methemoglobine (Fe3+Fe^{3+}) çevirerek sülfid iyonlarını bağlar ve sülfmethemoglobin oluşturarak toksik ajanı enzimden uzaklaştırır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
"Çürük yumurta" kokusu, yüksek konsantrasyonda koku yorgunluğu (olfactory fatigue) ve ani bilinç kaybı ("knockdown") hidrojen sülfür (H2SH_2S) zehirlenmesini gösterir.
H2S karakteristik kokusuyla bilinir ancak yüksek dozlarda olfaktör siniri felç ederek kokunun kaybolduğu yanılsamasına yol açar.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla.
Normal PaO2P_aO_2 ve satürasyona rağmen ciddi laktik asidoz mevcut.
Hücreler oksijeni kullanamadığı için anaerobik metabolizmaya geçiş (histotoksik hipoksi) söz konusudur.
3
Patofizyolojik mekanizmayı belirle.
H2SH_2S, mitokondriyal sitokrom aa3 (sitokrom c oksidaz) kompleksindeki Fe3+Fe^{3+} iyonlarına bağlanarak elektron transport zincirini durdurur.
Bu mekanizma siyanür ile aynıdır, ancak H2SH_2S bağlanması daha reversibldır.
4
Antidot stratejisini seç.
Sodyum nitrit (veya amil nitrit) ile methemoglobinemi indüklenir.
Methemoglobindeki Fe3+Fe^{3+}, sülfidi mitokondriden kendine çekerek sülfmethemoglobin oluşturur.

Key Concept

Hidrojen sülfür zehirlenmesinin siyanürden farkı; rodanez yolu/tiyosülfatın etkisizliği ve karakteristik 'knockdown' tablosudur.

Practice More

Karbonmonoksit, siyanür ve hidrojen sülfür zehirlenmelerini SvO2S_vO_2 (venöz oksijen satürasyonu) ve arteriyo-venöz oksijen farkı üzerinden karşılaştırınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 180Question

Tarımsal ilaçlama sonrası acil servise bulantı, kusma, aşırı tükürük salgısı (hipersalivasyon), yaygın bronş sekresyonu (bronkore) ve miyozis bulgularıyla getirilen bir hastada organofosfatlı insektisit zehirlenmesinden şüphelenilmektedir. Bu hastanın farmakolojik tedavisi ve kullanılan antidotların etki mekanizmaları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Atropin, muskarinik reseptörleri kompetitif olarak bloke ederek yaşamı tehdit eden bronkore ve bronkospazmı geriletir.

Answer

Atropin, muskarinik reseptörleri kompetitif olarak bloke ederek yaşamı tehdit eden bronkore ve bronkospazmı geriletir.
Atropin, parasempatik sistemin aşırı uyarılması sonucu ortaya çıkan mukoza salgılarında artış, bronşlarda daralma ve bradikardi gibi muskarinik etkileri, ilgili reseptörleri kompetitif olarak bloke ederek hızla ortadan kaldırır. Bu etkisiyle organofosfat zehirlenmesinde hayat kurtarıcıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastadaki klinik bulguların analizi
Hipersalivasyon, bronkore ve miyozis; aşırı muskarinik (parasempatik) uyarılmayı işaret eder.
Organofosfatlar asetilkolinesterazı inhibe ederek sinapslarda asetilkolin birikmesine neden olur.
2
Antidotların etki yerlerinin belirlenmesi
Atropin sadece muskarinik reseptörleri etkilerken, pralidoksim asetilkolinesteraz enzimini rejenere eder.
Yaşamı tehdit eden sekresyon artışını durdurmak için hızlı etkili bir muskarinik antagonist (atropin) gereklidir.
3
Tedavi önceliğinin değerlendirilmesi
Atropin 'atropinizasyon' sağlanana kadar tekrarlanan dozlarda verilmelidir.
Atropin, organofosfat zehirlenmesinde ölümcül olan 'boğulma' tablosunu (bronkore/bronkospazm) çözen kritik ajandır.

Key Concept

Organofosfat zehirlenmesinde atropin muskarinik bulguları (sekresyonlar, miosis, bradikardi) geri çevirirken; oksimler (pralidoksim) enzimi rejenere ederek nikotinik bulguları (fasikülasyon, güçsüzlük) iyileştirir.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 9 / 12Next
Toksikoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 9 | Examkin