Neonatoloji

406 questions

Question 361Question

Postnatal 4848. saatinde olan, miadında (3939 haftalık) doğan erkek bebek, geçici takipne nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Bebeğe henüz oral besleme başlanamamış olup %10\%10 dekstroz içeren intravenöz sıvı desteği verilmektedir. Bebeğin doğum ağırlığı 3500 gram3500 \text{ gram}, güncel ağırlığı 3350 gram3350 \text{ gram} dır. Bebeğin son 2424 saatlik idrar çıkışı 2.2 ml/kg/saat2.2 \text{ ml/kg/saat} olarak hesaplanmıştır.

Bu bebeğin sıvı ve elektrolit yönetiminde bir sonraki adımda aşağıdakilerden hangisinin yapılması en uygundur?

Show answer & explanation

Answer: Sıvı içeriğine 22-3 mEq/kg/gu¨n3 \text{ mEq/kg/gün} sodyum ve 11-2 mEq/kg/gu¨n2 \text{ mEq/kg/gün} potasyum eklenmesi

Answer

Sıvı içeriğine sodyum (22-3 mEq/kg/gu¨n3 \text{ mEq/kg/gün}) ve potasyum (11-2 mEq/kg/gu¨n2 \text{ mEq/kg/gün}) eklenmesi en uygun yaklaşımdır.
Miadında bir bebekte, yaşamın ilk 24-48 saati boyunca böbreklerin sodyum koruma yeteneği ve potasyum atılımı sınırlı olduğu için genellikle elektrolit eklenmez. Ancak 48. saatten itibaren (veya idrar çıkışı başladıktan sonra) sodyum (22-3 mEq/kg/gu¨n3 \text{ mEq/kg/gün}) ve potasyum (11-2 mEq/kg/gu¨n2 \text{ mEq/kg/gün}) idame dozda sıvıya eklenmelidir. Bu vakada bebek 48 saatliktir ve idrar çıkışı yeterlidir, dolayısıyla her iki elektrolitin eklenmesi gerekir.

Step-by-Step Solution

1
Bebeğin postnatal yaşını değerlendir
Bebek 48 saatliktir (2. günün sonu).
Yenidoğanlarda elektrolit ihtiyacı genellikle yaşamın 24-48. saatinden sonra başlar.
2
İdrar çıkışını kontrol et
2.2 ml/kg/saat2.2 \text{ ml/kg/saat} (Normal > 1 ml/kg/saat1 \text{ ml/kg/saat}).
Potasyum eklemeden önce böbrek fonksiyonlarının yeterli olduğunu (idrar çıkışını) görmek hiperkalemi riskini önlemek için şarttır.
3
Gerekli elektrolit dozlarını belirle
Sodyum: 22-3 mEq/kg/gu¨n3 \text{ mEq/kg/gün}, Potasyum: 11-2 mEq/kg/gu¨n2 \text{ mEq/kg/gün}.
Bu değerler standart yenidogan idame elektrolit dozlarıdır.

Key Concept

Yenidoğanlarda intravenöz sıvı tedavisine elektrolit (Na ve K) ekleme zamanlaması ve kriterleri.

Practice More

Yenidoğan döneminde sodyum ve potasyumun idame dozlarını bebeklerin doğum haftalarına (prematüre vs. term) göre karşılaştırın.
Estimated Time:1m 15s
Question 362Question

Postnatal 1212. saatinde olan, 3939 haftalık gebelik sonrası normal spontan vajinal yol ile doğan ve anne sütü ile beslenen bir yenidoğanın rutin takibinde kapiller kan şekeri 41 mg/dL41 \text{ mg/dL} olarak saptanmıştır. Bebek aktif emmekte olup fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmamıştır. Bu bebek için bir sonraki aşamada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bebeğin beslenmesi ve 11 saat sonra kan şekerinin tekrar kontrol edilmesi

Answer

Asemptomatik olan ve kan şekeri 41 mg/dL41 \text{ mg/dL} saptanan 12 saatlik bebekte en uygun yaklaşım besleme ve 1 saat sonra tekrar kontrol etmektir.
Yenidoğan hipoglisemi yönetiminde 4-24 saatlik dönem kritik bir geçiş evresidir. Bu evrede asemptomatik bebeklerde kan şekeri 35 mg/dL35 \text{ mg/dL}'nin altındaysa IV glukoz infüzyonu gerekirken, 3545 mg/dL35-45 \text{ mg/dL} arasında ise bebeğin beslenip 1 saat sonra tekrar kontrol edilmesi önerilir. Bebeğin şekerinin 41 mg/dL41 \text{ mg/dL} olması ve aktif emmesi bu yaklaşımı destekler.

Step-by-Step Solution

1
Bebeğin postnatal yaşını ve semptom durumunu belirle.
Bebek 12 saatlik (4-24 saat aralığında) ve asemptomatiktir.
Yenidoğan hipoglisemi yönetimi yaşa ve klinik bulgulara göre değişir.
2
Mevcut kan şekeri değerini rehber eşikleriyle karşılaştır.
Kan şekeri 41 mg/dL41 \text{ mg/dL}'dir. Bu değer, 4-24 saat arası asemptomatik bebekler için belirlenen 3545 mg/dL35-45 \text{ mg/dL} sınır aralığındadır.
Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) önerilerine göre müdahale eşikleri yaşa göre güncellenir.
3
Eşik değere göre uygun müdahaleyi seç.
Bebek beslenmeli ve 1 saat sonra tekrar ölçüm yapılmalıdır.
35 mg/dL35 \text{ mg/dL} altı IV tedavi gerektirirken, 3545 mg/dL35-45 \text{ mg/dL} arası beslenme sonrası yakın takip gerektirir.

Key Concept

Yenidoğan asemptomatik hipoglisemisinde, postnatal 4-24 saat arası dönemde IV tedavi eşiği 35 mg/dL35 \text{ mg/dL}, hedef değer ise 45 mg/dL45 \text{ mg/dL}'dir.

Practice More

Eğer bebek 2 saatlik olsaydı ve aynı şeker değerine sahip olsaydı yaklaşımın nasıl değişeceğini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 363Question

2828 haftalık, 10501050 gram ağırlığında doğan bir prematüre bebek, postnatal 99. gününde beslenme sonrası batın distansiyonu, letarji ve dışkıda gizli kan pozitifliği ile değerlendiriliyor. Fizik muayenede bağırsak sesleri azalmış ve batında hassasiyet saptanıyor. Ayakta direkt batın grafisinde (ADBG) bağırsak duvarında yaygın pnömatozis intestinalis ve portal venöz gaz izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde hafif metabolik asidoz ve trombosit sayısında düşüş (90.000/mm390.000/mm^3) saptanan bu hasta için en olası tanı ve Bell evrelemesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nekrotizan enterokolit - Evre IIB

Answer

En olası tanı Nekrotizan enterokolit - Evre IIB'dir.
Hastada saptanan pnömatozis intestinalis NEC tanısı için patognomoniktir. Bell sınıflamasına göre, bağırsak duvarındaki havaya ek olarak portal venöz sistemde gaz görülmesi ve metabolik asidoz/trombositopeni gibi sistemik bulguların eşlik etmesi durumu 'Evre IIB' (Orta derece NEC) olarak tanımlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik ön bulguları analiz et
Prematüre bebekte beslenme intoleransı ve pnömatozis intestinalis varlığı Nekrotizan Enterokolit (NEC) tanısını doğrular.
Pnömatozis intestinalis NEC için patognomonik bir radyolojik bulgudur.
2
Sistemik ve radyolojik ek bulguları değerlendir
Portal venöz gaz, metabolik asidoz ve trombositopeni mevcudiyeti saptandı.
Bu bulgular NEC'in şiddetini ve Bell sınıflamasındaki yerini belirlemek için kritiktir.
3
Bell kriterlerine göre evreleme yap
Bulgular Evre IIB ile tam uyumludur.
Portal venöz gaz ve metabolik asidoz, Evre IIA'yı (sadece pnömatozis) Evre IIB'ye yükselten temel kriterlerdir.

Key Concept

Nekrotizan Enterokolit (NEC) tanısı pnömatozis intestinalis ile konur; portal venöz gaz, metabolik asidoz ve trombositopeni eşlik ediyorsa Bell Evre IIB olarak sınıflandırılır.
Question 364Question

2828 gebelik haftasında, 11001100 gram ağırlığında doğan prematüre bir bebekte postnatal 1212. günde beslenme sonrası batın distansiyonu, safralı rezidü ve dışkıda gizli kan pozitifliği saptanıyor. Direkt batın grafisinde pnömatozis intestinalis izlenen hastaya Bell evrelemesine göre Evre 2A2A Nekrotizan Enterokolit (NEK) tanısıyla tıbbi tedavi başlanıyor. Tedavinin 3636. saatinde hastanın genel durumu bozuluyor; inatçı metabolik asidoz (pH:7.18pH: 7.18) ve belirgin trombositopeni (55.000/mm355.000/mm^3) gelişiyor. Seri çekilen grafilerde sağ alt kadranda lokalizasyonu ve şekli değişmeyen, dilate bir bağırsak ansı ("fixed loop") saptanıyor. Pnömoperitonyum saptanmayan bu bebekte en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cerrahi eksplorasyon ve laparotomi

Answer

Cerrahi eksplorasyon ve laparotomi yapılması en uygun yaklaşımdır.
Nekrotizan enterokolit izleminde seri çekilen batın grafilerinde görülen ve 243624-36 saat boyunca aynı konumda/şekilde kalan bağırsak ansı (fiks ans), o segmentte gangren geliştiğini gösteren önemli bir radyolojik cerrahi endikasyondur. Hastada eşlik eden inatçı metabolik asidoz ve trombositopeni gibi sistemik bozulma bulguları, pnömoperitonyum (serbest hava) gelişmesini beklemeden cerrahi eksplorasyon yapılmasını zorunlu kılar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Hastada NEK tanısı mevcutken gelişen inatçı asidoz ve trombositopeni sistemik kötüleşmeyi; 'fixed loop' ise lokalize gangreni işaret eder.
Tıbbi tedaviye rağmen klinik kötüleşme cerrahi müdahale ihtiyacını belirlemek için kritiktir.
2
Cerrahi endikasyonları değerlendir.
Pnömoperitonyum kesin endikasyondur; ancak fiks loop, batın duvarı eritemi ve tıbbi tedaviye yanıtsız klinik kötüleşme de cerrahi eksplorasyon gerektirir.
Perforasyon gelişmesini beklemeden gangrenli segmentin çıkarılması prognozu iyileştirir.
3
En uygun cerrahi yöntemi belirle.
11001100 gram ağırlığındaki bebekte fiks ans varlığında laparotomi ile nekrotik segmentin rezeksiyonu ve ostomi açılması standart yaklaşımdır.
Peritoneal drenaj bu vakada nekrotik dokuyu uzaklaştırmayacağı için yetersiz kalacaktır.

Key Concept

Nekrotizan Enterokolit'te (NEK) Cerrahi Endikasyonlar

Practice More

Bell Evrelemesindeki diğer cerrahi endikasyonları (parasentez bulguları, batın duvarı bulguları) gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 365Question

Otuz dokuz haftalık miadında doğan ve sadece anne sütü ile beslenen üç günlük bir yenidoğan, jeneralize konvülziyon geçirmesi üzerine acil servise getiriliyor.

Fizik muayenesinde konvülziyon dışında dismorfik bir bulgu veya kardiyak üfürüm saptanmıyor.

Laboratuvar incelemelerinde;
- Kan glukozu: 65 mg/dL65\text{ mg/dL}
- Serum total kalsiyumu: 6.2 mg/dL6.2\text{ mg/dL}
- Fosfor: 8.5 mg/dL8.5\text{ mg/dL}
- Magnezyum: 1.9 mg/dL1.9\text{ mg/dL}
- Parathormon (PTH): 8 pg/mL8\text{ pg/mL} (Düşük) olarak saptanıyor.

Annenin tıbbi öyküsü derinleştirildiğinde, gebelikten kısa bir süre önce tekrarlayan böbrek taşları nedeniyle araştırıldığı ve boyun bölgesinden bir cerrahi operasyon geçirdiği öğreniliyor.

Bu bebeğin klinik ve laboratuvar bulgularını açıklayan en olası temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Maternal hiperparatiroidizme sekonder gelişen neonatal paratiroid bezi süpresyonu

Answer

Maternal hiperparatiroidizme sekonder gelişen neonatal paratiroid bezi süpresyonu
Bu vakada yenidoğanda hipokalsemi, hiperfosfatemi ve düşük PTH tablosu mevcuttur; bu profil klasik hipoparatiroidi bulgusudur. Annenin tekrarlayan böbrek taşı ve boyun bölgesinden ameliyat öyküsü, gebeliğinde hiperparatiroidi ve buna bağlı hiperkalsemi yaşadığını gösterir. Kalsiyum plasentadan aktif transportla fetüse geçer. Maternal hiperkalsemi, fetal dolaşımda yüksek kalsiyum seviyelerine neden olarak fetal paratiroid bezlerini suprese eder. Bebek doğduğunda plasental kalsiyum akışı aniden kesilir, ancak baskılanmış olan paratiroid bezleri yeterli PTH sentezleyemediğinden kalsiyum mobilize edilemez ve yenidoğanda semptomatik hipokalsemi gelişir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar tablosunu analiz et.
Hipokalsemi (6.2 mg/dL6.2\text{ mg/dL}), hiperfosfatemi (8.5 mg/dL8.5\text{ mg/dL}) ve düşük PTH (8 pg/mL8\text{ pg/mL}), primer hipoparatiroidi profili ile uyumludur.
Kalsiyum regülasyon bozukluğunun tipini (PTH eksikliği mi, D vitamini eksikliği mi, organ direnci mi) belirlemek için.
2
Anamnezdeki annenin tıbbi öyküsünü değerlendir.
Annedeki böbrek taşı ve boyun cerrahisi (paratiroidektomi) öyküsü, gebelik döneminde maternal hiperparatiroidi ve hiperkalsemi varlığına işaret eder.
Yenidoğan dönemindeki metabolik bozukluklar sıklıkla maternal fizyoloji ile doğrudan ilişkilidir.
3
Fetal-maternal kalsiyum fizyolojisini birleştir.
Maternal hiperkalsemi fetüse geçerek fetal paratiroid bezini baskılar. Doğumda maternal kalsiyum akışı kesilince, bebekte fonksiyone olmayan paratiroid bezi nedeniyle belirgin ve erken hipokalsemi gelişir.
Bebeğin tablosunu açıklayan temel patofizyolojik mekanizmayı doğrulamak için.

Key Concept

Neonatal Hipokalsemi Etiyolojisi ve Maternal-Fetal Kalsiyum Dengesi
Question 366Question

3838 haftalık, 3200 gram3200\text{ gram} olarak spontan vajinal yolla doğan bir yenidoğanın ilk değerlendirmesinde solunumu yetersiz ve kas tonusu zayıf bulunmuştur. Isıtma, kurulama ve stimülasyon sonrası yapılan değerlendirmede apneik olduğu ve kalp hızının 70 atım/dakika70\text{ atım/dakika} olduğu saptanan bebeğe uygun teknikle pozitif basınçlı ventilasyon (PBV) başlanmıştır. PBV’nin 1515. saniyesinde yapılan ilk değerlendirmede kalp hızının artmadığı ve göğüs hareketinin olmadığı gözlenmiştir.

Bu aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ventilasyon düzeltici adımlara (MR. SOPA) başlanması

Answer

Kalp hızı artmayan ve göğüs hareketi gözlenmeyen yenidoğanda ventilasyon düzeltici adımlara (MR. SOPA) başlanmalıdır.
Yenidoğan Canlandırma Programı (NRP) güncel kılavuzuna göre, PBV başlandıktan 15 saniye sonra yapılan ilk kontrolde kalp hızı artmıyor ve göğüs hareketi gözlenmiyorsa, ventilasyonun etkin olmadığı kabul edilir. Bu durumda PBV'ye devam etmek yerine hemen ventilasyon düzeltici adımlar olan MR. SOPA (Maske, Repozisyon, Suction, Open mouth, Pressure, Alternative airway) uygulanmalıdır. Etkin ventilasyon (göğüs hareketi) sağlandıktan sonra 30 saniye PBV yapılır ve kalp hızı tekrar değerlendirilir.

Step-by-Step Solution

1
İlk PBV değerlendirmesinin yorumlanması
PBV'nin 15. saniyesinde göğüs hareketi yok ve kalp hızı artmıyor.
Ventilasyonun yetersiz olduğunu ve akciğerlerin havalanmadığını gösterir.
2
NRP algoritmasındaki ilgili basamağın seçilmesi
MR. SOPA (Maske düzeltme, Yeniden pozisyon verme, Aspirasyon, Ağzın açılması, Basınç artırma, Alternatif havayolu) adımları.
Etkin ventilasyon sağlanmadan bir sonraki basamağa (kompresyon) geçilemez.
3
Düzeltici adımların uygulanması
Göğüs hareketi sağlanana kadar adımlar sırayla uygulanır.
Başarılı canlandırmanın en kritik adımı akciğerlerin etkin ventilasyonudur.

Key Concept

Yenidoğan canlandırmasında (NRP) ventilasyon düzeltici adımların (MR. SOPA) zamanlaması ve endikasyonları.

Hints

1
PBV başladıktan sonraki ilk değerlendirme noktası (15. saniye) göğüs hareketine odaklanır.
2
Göğüs kalkmıyorsa ventilasyon tekniğinde bir sorun var demektir.

Practice More

Etkin ventilasyon sağlandıktan sonra kalp hızı 60'ın altında kalırsa bir sonraki adımın ne olacağını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 367Question

Yirmi dört haftalık, 650 gram650 \text{ gram} ağırlığında doğan bir bebek, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde radyan ısıtıcı (açık yatak) altında ve aktif fototerapi alarak izlenmektedir. Postnatal 24. saatte bebeğin vücut ağırlığının 580 grama580 \text{ grama} düştüğü (10.710.7 kayıp), serum sodyum düzeyinin 152 mEq/L152 \text{ mEq/L}, potasyum düzeyinin 5.2 mEq/L5.2 \text{ mEq/L} ve idrar çıkışının 0.6 mL/kg/saat0.6 \text{ mL/kg/saat} olduğu saptanıyor. Bebeğin sadece %5\%5 dekstroz içeren 100 mL/kg/gu¨n100 \text{ mL/kg/gün} hızında intravenöz sıvı aldığı bilinmektedir.

Bu bebekteki sıvı-elektrolit dengesizliğini yönetmek için atılması gereken en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bebeği kuvöze alarak ortam nem oranını %8090\%80-90 düzeyine yükseltmek

Answer

Bebeği kuvöze alarak ortam nem oranını %80-90 düzeyine yükseltmek
Doğru yanıt, bebeğin kuvöze alınarak nem oranının artırılmasıdır. 24 haftalık bir bebekte deri keratinizasyonu eksiktir ve vücut yüzey alanı/hacim oranı çok yüksektir. Radyan ısıtıcılar ve fototerapi, buharlaşma yoluyla olan sıvı kaybını (IWL) aşırı düzeylere çıkarır. Bu durumda ortaya çıkan hipernatremi, sodyum fazlalığından değil, serbest suyun aşırı kaybından kaynaklanır. Ortam nemini %80-90'a çıkarmak IWL'yi %50'ye varan oranlarda azaltarak sıvı dengesini düzeltir ve yüksek hacimli IV sıvı ihtiyacını (ve buna bağlı komplikasyonları) minimize eder.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
24 haftalık ELBW bebekte 24 saatte %10'dan fazla ağırlık kaybı ve hipernatremi (152 mEq/L152 \text{ mEq/L}) saptandı.
Hızlı ağırlık kaybı ve hipernatremi, ciddi serbest su kaybına işaret eder.
2
Çevresel faktörleri değerlendir
Radyan ısıtıcı IWL'yi %50, fototerapi %40 artırır.
Bebeğin maruz kaldığı ortam, deri yoluyla buharlaşmayı (insensible water loss - IWL) maksimize etmektedir.
3
Postnatal sıvı evresini belirle
Postnatal 24. saat 'Pre-diüretik Evre' (Evre I) içindedir.
Bu evrede sodyum atılımı kısıtlıdır ve sodyum verilmesi ekstraselüler sıvı artışına bağlı komplikasyon (PDA, NEK) riskini artırır.
4
En uygun müdahaleyi seç
Yüksek nemli kuvöz kullanımı IWL'yi %30-50 oranında azaltır.
Sıvı hızını aşırı artırmak yerine kaybı azaltmak, ÇDDA bebeklerde hemodinamik stabilite için en güvenli yoldur.

Key Concept

Çok Düşük Doğum Ağırlıklı (ÇDDA) bebeklerde insensible sıvı kaybı (IWL) yönetimi
Estimated Time:2m 30s
Question 368Question

Gestasyonel diyabeti olan 36 yaşındaki anneden, 34. gebelik haftasında elektif sezaryen ile 2700 gram ağırlığında bir erkek bebek doğuyor. Doğumdan 30 dakika sonra bebekte inleme, interkostal çekilmeler ve siyanoz gelişiyor. Oskültasyonda solunum sesleri bilateral azalmış olarak duyuluyor. Çekilen akciğer grafisinde her iki akciğerde yaygın retikülogranüler infiltrasyon (buzlu cam görünümü) ve hava bronkogramları izleniyor.

Bu hastadaki klinik tablonun gelişiminden sorumlu olan en olası temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fetal hiperinsülineminin tip II pnömositlerde sürfaktan sentezini baskılaması

Answer

Fetal hiperinsülineminin tip II pnömositlerde sürfaktan sentezini baskılaması
Vaka, tipik klinik (inleme, siyanoz) ve radyolojik (buzlu cam, hava bronkogramı) bulgularıyla Respiratuvar Distres Sendromu (RDS) tablosudur. 34. gebelik haftasında RDS görülmesi, özellikle diyabetik anne öyküsüyle ilişkilidir. Diyabetik gebeliklerde fetusta gelişen hiperinsülinemi, sürfaktan sentezinin en önemli hormonal uyarıcısı olan kortizolün etkisini antagonize eder. Bu da tip II pnömositlerden sürfaktan üretimini ve salınımını geciktirerek RDS'ye neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
34 hafta prematürite, inleme, buzlu cam görünümü ve hava bronkogramları Respiratuvar Distres Sendromu (RDS) tanısını koydurur.
Buzlu cam görünümü ve hava bronkogramı RDS'nin patognomonik radyolojik bulgusudur.
2
Risk faktörlerini analiz et
Hasta 34 haftalık (geç preterm) olmasına rağmen RDS geliştirmiştir. Diyabetik anne bebeği (IDM) olmak RDS için majör bir risk faktörüdür.
Normalde 34. haftada sürfaktan üretimi yeterli olabilir, ancak diyabetik anne bebeklerinde bu süreç gecikir.
3
Patofizyolojik mekanizmayı belirle
Anneden geçen yüksek glukoz fetusta hiperinsülinemiye yol açar. İnsülin, kortizolün tip II pnömositler üzerindeki sürfaktan sentezini uyarıcı etkisini inhibe eder.
Bu durum, diyabetik anne bebeklerinde RDS riskinin neden gestasyonel haftaya göre beklenenden yüksek olduğunu açıklar.

Key Concept

Diyabetik anne bebeklerinde (IDM), fetal hiperinsülinemi sürfaktan sentezini baskılayarak RDS riskini artırır.
Question 369Question

3939 haftalık, plasenta dekolmanı nedeniyle acil sezaryenle doğurtulan 3250 gram3250\text{ gram} ağırlığındaki bir yenidoğanın; doğumda soluk ve apneik olduğu, kas tonusunun ise gevşek olduğu saptanmıştır. Kurulama, pozisyon verme ve stimülasyon sonrası apneik kalan bebeğe pozitif basınçlı ventilasyon (PBV) başlanmış, ancak göğüs hareketi gözlenmemesi üzerine hızlıca endotrakeal entübasyon yapılmıştır. Entübasyon sonrası bilateral solunum sesleri alınmış ve göğüs hareketleri doğrulanmıştır. Yapılan değerlendirmede kalp hızı 50/dakika50/\text{dakika} olarak saptanması üzerine, %100\%100 oksijen konsantrasyonu ile 6060 saniye boyunca kordone göğüs basısı ve ventilasyon uygulanmıştır. Bu sürenin sonunda yapılan kontrolde kalp hızı 55/dakika55/\text{dakika} ölçülmüştür.

Bu aşamada uygulanacak adrenalin tedavisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Umbilikal venden 0.02 mg/kg0.02\text{ mg/kg} dozunda, 1:10.0001:10.000’lik dilüsyonda uygulanmalıdır.

Answer

Adrenalin, umbilikal venden (intravenöz) 0.02 mg/kg0.02\text{ mg/kg} dozunda ve 1:10.0001:10.000’lik dilüsyonda uygulanmalıdır.
Yenidoğan canlandırmasında, etkin ventilasyon ve %100\%100 oksijenle yapılan 6060 saniyelik göğüs basısına rağmen kalp hızı 60/dakika60/\text{dakika}’nın altında kalırsa adrenalin uygulanmalıdır. NRP 8. edisyon kılavuzuna göre, umbilikal ven (IV) veya intraosseöz (IO) yol üzerinden önerilen adrenalin dozu 1:10.0001:10.000 dilüsyondan 0.02 mg/kg0.02\text{ mg/kg}'dır. Bu doz aralığı 0.010.03 mg/kg0.01-0.03\text{ mg/kg} olarak tanımlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik durumunu ve canlandırma basamaklarını değerlendir.
Hasta entübe, göğüs hareketleri var ancak %100\%100 O2O_2 ile yapılan 6060 saniyelik göğüs basısına rağmen kalp hızı <60/dakika< 60/\text{dakika}.
Bu durum adrenalin endikasyonudur.
2
Uygulama yolunu ve dozunu belirle.
İntravenöz (IV) veya intraosseöz (IO) yol tercih edilir. Doz 0.010.03 mg/kg0.01-0.03\text{ mg/kg} (önerilen 0.02 mg/kg0.02\text{ mg/kg}) olmalıdır.
İntravenöz yol endotrakeal yola göre daha etkili ve güvenilirdir.
3
Konsantrasyonu kontrol et.
Adrenalin 1:10.0001:10.000 (0.1 mg/mL0.1\text{ mg/mL}) dilüsyonunda hazırlanmalıdır.
Yüksek konsantrasyonlu (1:10001:1000) adrenalin yenidoğanda ciddi yan etkilere yol açabilir.

Key Concept

Yenidoğan Canlandırmasında (NRP) Adrenalin Kullanımı ve Dozajı

Practice More

Adrenalin uygulamasına rağmen yanıt alınamayan vakalarda hacim genişletici endikasyonlarını ve pnömotoraks gibi komplikasyonları gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 370Question

Miadında ve uygun ağırlıkta doğan bir bebek, postnatal dördüncü gününde cildinde sararma fark edilmesi üzerine polikliniğe getiriliyor. Yapılan ilk tetkiklerde total bilirubin düzeyi fototerapi sınırı üzerinde saptanan hastaya zaman kaybetmeden ışık tedavisi başlanıyor. Fototerapi altındaki klinik izleminde bebeğin cilt ve serum renginin koyu kahverengi-bronz bir görünüm aldığı, idrarının da belirgin şekilde koyulaştığı dikkati çekiyor. Buna göre hastada ortaya çıkan tablonun gelişmesini önlemek amacıyla, fototerapi kararı verilmeden önce aşağıdaki laboratuvar parametrelerinden hangisinin öncelikle değerlendirilmiş olması gerekirdi?

Show answer & explanation

Answer: Direkt bilirubin düzeyi

Answer

Direkt bilirubin düzeyi
Hastada tarif edilen tablo, fototerapi alan ve eş zamanlı kolestazı (direkt hiperbilirubinemisi) olan yenidoğanlarda görülen 'Bronz Bebek Sendromu'dur. Bu sendromun patogenezi tam olarak aydınlatılamamış olsa da, fototerapinin bakır porfirinleri üzerindeki etkisiyle ilişkili olduğu ve ciltte pigment birikimine yol açtığı düşünülmektedir. Bu komplikasyonu önlemek için fototerapi başlanmadan önce sarılığın sadece indirekt değil, aynı zamanda direkt fraksiyonu da mutlaka ölçülmelidir. Direkt hiperbilirubinemi varlığında fototerapi göreceli olarak kontrendikedir veya çok dikkatli kullanılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Fototerapi sonrası ciltte ve idrarda koyu bronz-kahverengi renk değişikliği görülmesi, 'Bronz Bebek Sendromu' ile uyumludur.
Belirtiler bu spesifik fototerapi komplikasyonunun tipik göstergeleridir.
2
Sendromun etyolojisinin belirlenmesi
Bronz bebek sendromu, kolestazı (direkt hiperbilirubinemisi) olan yenidoğanlara fototerapi uygulandığında ortaya çıkar.
Fototerapinin, artmış porfirinler ve direkt bilirubin üzerindeki etkisi bu duruma yol açar.
3
Klinik önlemin çıkarılması
Bu komplikasyonu önlemek için fototerapi öncesinde hastanın sadece total değil, direkt bilirubin seviyesi de kontrol edilmeli ve kolestaz dışlanmalıdır.
Direkt bilirubin yüksekliğinde fototerapi uygulanması bu komplikasyona zemin hazırlayacağından kararın gözden geçirilmesi gerekir.

Key Concept

Bronz bebek sendromu ve direkt hiperbilirubinemi

Hints

1
Fototerapi uygulandıktan sonra bebeğin renginin koyulaşması spesifik bir sendromu (Bronz Bebek Sendromu) tanımlar.
2
Bu sendrom, genellikle safra yolları ile ilgili bir sorunu olan veya konjuge (suda çözünen) bilirubini yüksek olan bebeklere yanlışlıkla fototerapi verildiğinde ortaya çıkar.

Practice More

İndirekt hiperbilirubinemi yapan nedenler ile direkt hiperbilirubinemi yapan nedenlerin ayırıcı tanısını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 10s
Question 371Question

Gebeliğinin 1414. haftasında yaygın veziküler döküntü ve ateş şikayeti olan bir anneden, 3939 haftalık ve 29002900 gram olarak doğan erkek bebeğin fizik muayenesinde; sol kolda ekstremite hipoplazisi, bu ekstremite üzerinde dermatom takibine uymayan lineer skatrisyel (nedbe benzeri) cilt lezyonları, mikrosefali ve korioretinit saptanmıştır. Bu bebekte görülen klinik tabloya en olası neden olan enfeksiyöz etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Varicella-Zoster virüsü

Answer

Ekstremite hipoplazisi, skatrisyel cilt lezyonları ve korioretinit bulguları ile seyreden klinik tabloya neden olan etken Varicella-Zoster virüsüdür.
Vakadaki bebekte görülen ekstremite hipoplazisi ve bu bölgedeki skatrisyel (nedbeleşmiş) cilt lezyonları, gebeliğin erken döneminde (88-2020. haftalar) geçirilen maternal Varisella (suçiçeği) enfeksiyonu sonucunda gelişen Konjenital Varisella Sendromu'nu işaret eder. Diğer nörolojik bulgular (mikrosefali, korioretinit) da bu tabloyu desteklemektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Ekstremite hipoplazisi (kolun küçük/gelişmemiş olması) + skatrisyel cilt lezyonları + mikrosefali/korioretinit.
Bu kombinasyon 'Konjenital Varisella Sendromu' için patognomonik kabul edilen bulgulardır.
2
Annenin gebelik öyküsünü değerlendir
Gebeliğin 1414. haftasında ateş ve veziküler döküntü.
V veziküler döküntü suçiçeği (VZV) enfeksiyonunu işaret eder; 88-2020. gebelik haftaları bu sendromun gelişimi için en riskli dönemdir.
3
Diğer TORCH etkenlerini dışla
CMV, Toksoplazma ve Rubella gibi etkenlerde ekstremite hipoplazisi ve skatrisyel skar dokusu görülmez.
Ayırıcı tanıda deri bulgularının tipi ve ekstremite tutulumu kritiktir.

Key Concept

Konjenital Varisella Sendromu karakteristik bulguları

Alternative Method

Klinik İpucu: TUS sorularında 'ekstremite hipoplazisi' ve 'skatrisyel lezyon' ifadeleri yan yana geliyorsa, anne öyküsüne bakılmaksızın ilk düşünülmesi gereken etken Varisella-Zoster virüsüdür.
Estimated Time:1m 0s
Question 372Question

3939 haftalık, 34003400 gram (miadında ve uygun ağırlıklı) olarak dünyaya gelen bir bebeğin yaşamının birinci dakikasında yapılan fiziksel değerlendirmesinde; kalp hızı 9595/dakika, solunumu düzenli ve ağlaması kuvvetli, ekstremitelerinde aktif hareketleri mevcut, uyarana sadece yüz buruşturma ile yanıt veriyor ve gövdesi pembe ancak el-ayakları siyanotik (mavi) olarak saptanmıştır. Buna göre, bu bebeğin APGAR skoru aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 77

Answer

Bebeğin fizik muayene bulgularına göre hesaplanan APGAR skoru 77'dir.
Bebeğin değerlendirmesinde; kalp hızı 100100'ün altında olduğu için 11 puan, kuvvetli ağlama için 22 puan, aktif hareket için 22 puan, uyarana yüz buruşturma için 11 puan ve akrosiyanoz için 11 puan verilmiştir. Tüm bu değerlerin toplamı (1+2+2+1+11+2+2+1+1) 77 etmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Kalp hızı puanını belirle.
11 Puan
Kalp hızı 100100/dakikanın altında (9595/dk) olduğu için 11 puan verilir.
2
Solunum çabası puanını belirle.
22 Puan
Düzenli solunum ve kuvvetli ağlama 22 puan değerindedir.
3
Kas tonusu (aktivite) puanını belirle.
22 Puan
Ekstremitelerde aktif hareketlerin olması 22 puan olarak değerlendirilir.
4
Uyarana yanıt (refleks irritabilite) puanını belirle.
11 Puan
Uyarana sadece yüz buruşturma (grimace) ile yanıt verilmesi 11 puan kazandırır; öksürme veya hapşırma olsaydı 22 puan olurdu.
5
Cilt rengi (görünüm) puanını belirle.
11 Puan
Vücudun pembe, el ve ayakların siyanotik olması (akrosiyanoz) 11 puan değerindedir.
6
Tüm puanları topla.
1+2+2+1+1=71 + 2 + 2 + 1 + 1 = 7
Bebeğin genel klinik durumunu yansıtan toplam skor elde edilir.

Key Concept

APGAR skorlaması; kalp hızı, solunum, kas tonusu, refleks yanıt ve renk olmak üzere 5 parametrenin 0-2 arası puanlanmasıyla yapılır.

Practice More

APGAR skorunun 5. ve 10. dakikalardaki değişiminin resüsitasyon başarısı üzerindeki önemini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 373Question

3838. gebelik haftasında, 26002600 gram (SGASGA) olarak doğan bir günlük erkek bebeğin fizik muayenesinde mikrosefali, hepatosplenomegali ve yaygın peteşiler saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde trombositopeni ve direkt hiperbilirubinemi belirlenen bebeğin kraniyal ultrasonografisinde periventriküler kalsifikasyonlar izlenmiştir. Bu klinik tabloya sahip bir bebekte, en sık gelişmesi beklenen uzun dönem morbidite aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sensörinöral işitme kaybı

Answer

Sensörinöral işitme kaybı, konjenital CMV enfeksiyonu olan çocuklarda en sık karşılaşılan uzun dönemli nörosensöriyel bozukluktur.
Vakada tanımlanan mikrosefali, peteşiler ve özellikle periventriküler kalsifikasyonlar konjenital Sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonunu işaret etmektedir. Konjenital CMV enfeksiyonu geçiren bebeklerde (semptomatik veya asemptomatik fark etmeksizin) gelişen en yaygın uzun dönem sekeli sensörinöral işitme kaybıdır. Bu kayıp progresif karakterde olabilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Mikrosefali, peteşi (blueberry muffin döküntüsü varyantı), hepatosplenomegali, trombositopeni ve periventriküler kalsifikasyon saptandı.
Bu bulgular tipik bir konjenital (TORCH) enfeksiyonu düşündürür.
2
Ayırıcı tanı yap
Periventriküler kalsifikasyonlar konjenital CMV (Sitomegalovirüs) için patognomonik düzeyde karakteristiktir.
Toksoplazmoziste kalsifikasyonlar genellikle parankim içine yayılmış (difüz) haldedir; CMV'de ise ventrikül çevresindedir.
3
Uzun dönem komplikasyonu belirle
Konjenital CMV'nin en önemli ve en sık sekeli sensörinöral işitme kaybıdır.
CMV, gelişmiş ülkelerde genetik olmayan sensörinöral işitme kaybının en sık nedenidir.

Key Concept

Konjenital CMV enfeksiyonunda klinik triad (mikrosefali, peteşi, periventriküler kalsifikasyon) ve en sık uzun dönem sekeli (sensörinöral işitme kaybı).
Question 374Question

3333 haftalık, 19001900 gram ağırlığında doğan bir prematüre bebeğin, postnatal 88. gününde enteral beslenmeye geçildikten sonra batın distansiyonu ve safralı mide rezidüsü geliştiği gözleniyor. Çekilen direkt karın grafisinde bağırsak duvarında lineer hava gölgeleri (pnömatozis intestinalis) saptanıyor. Bu klinik ve radyolojik bulgular ışığında, bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nekrotizan enterokolit

Answer

Nekrotizan enterokolit
Nekrotizan enterokolit tanısı, prematüre bir bebekte enteral beslenme sonrası gelişen distansiyon ve radyolojik olarak saptanan pnömatozis intestinalis (bağırsak duvarında hava) bulgusu ile konur. Bu bulgu hastalık için patognomoniktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik senaryonun analizi
Prematüre bir bebekte beslenme sonrası abdominal distansiyon ve safralı kusma saptanmıştır.
Bu bulgular yenidoğanda gastrointestinal acil bir durumu (özellikle nekrotizan enterokolit) düşündürür.
2
Radyolojik bulgunun yorumlanması
Bağırsak duvarında pnömatozis intestinalis saptanmıştır.
Pnömatozis intestinalis, nekrotizan enterokolit için patognomonik (tanı koydurucu) bir bulgudur.
3
Kesin tanının konulması
En olası tanı Nekrotizan enterokolit olarak belirlenir.
Klinik risk faktörleri ve spesifik radyolojik bulgu bir araya geldiğinde tanı netleşir.

Key Concept

Pnömatozis intestinalis, nekrotizan enterokolit tanısı için en spesifik ve patognomonik radyolojik bulgudur.
Estimated Time:45s
Question 375Question

Gestasyonel yaşı 28 hafta28 \text{ hafta}, doğum ağırlığı 1100 gram1100 \text{ gram} olan bir prematüre bebek, postnatal 4.4. gününde yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Yapılan ekokardiyografik incelemesinde hemodinamik olarak anlamlı patent duktus arteriyozus (PDA) saptanan, solunum desteği ihtiyacı artan ve idrar çıkışı 3 ml/kg/saat3 \text{ ml/kg/saat} olan bu bebeğin sıvı tedavisi planlanırken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pulmoner konjesyonu azaltmak ve duktusun kapanmasını desteklemek için günlük sıvı miktarı 120130 ml/kg/gu¨n120-130 \text{ ml/kg/gün} ile kısıtlanmalıdır.

Answer

Pulmoner konjesyonu azaltmak ve duktusun kapanmasını desteklemek için günlük sıvı miktarı 120130 ml/kg/gu¨n120-130 \text{ ml/kg/gün} ile kısıtlanmalıdır.
Hemodinamik olarak anlamlı Patent Duktus Arteriyozus (PDA) varlığında, fazla sıvı verilmesi akciğerlere giden kan miktarını (pulmoner kan akımı) daha da artırarak pulmoner ödem ve kalp yetersizliği bulgularını ağırlaştırabilir. Bu nedenle, neonatal yönetimde sıvı miktarının 120130 ml/kg/gu¨n120-130 \text{ ml/kg/gün} gibi makul seviyelerde kısıtlanması, pulmoner konjesyonu azaltmak ve duktusun kapanmasını desteklemek için en uygun yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik durumun değerlendirilmesi
Bebekte hemodinamik olarak anlamlı PDA saptanmıştır.
PDA varlığında aorttan pulmoner artere sol-sağ şant gerçekleşir.
2
Sıvı dengesi ve pulmoner etkileşimin analizi
Yüksek hacimli sıvı verilmesinin pulmoner kan akımını ve konjesyonu artıracağı belirlenir.
Sol-sağ şant, akciğerlere giden kan miktarını artırarak solunum sıkıntısını ağırlaştırır.
3
Uygun sıvı kısıtlaması miktarının belirlenmesi
Günlük sıvı miktarı 120130 ml/kg120-130 \text{ ml/kg} (veya bakım sıvısının yaklaşık %80'i) düzeyinde tutulur.
Sıvı kısıtlaması, pulmoner ödemi önlemeye ve duktusun fonksiyonel kapanmasına yardımcı olur.

Key Concept

Hemodinamik olarak anlamlı PDA'da sıvı yönetimi

Practice More

Hipernatremik dehidratasyonda sıvı düzeltme hızı ve serebral ödem riskini inceleyen bir vaka sorusu çözebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 376Question

3838 haftalık, elektif sezaryen ile doğan bir yenidoğanda doğumdan 11 saat sonra başlayan takipne ve hafif interkostal çekilmeler saptanıyor. Akciğer grafisinde interlober fissürlerde sıvı görünümü, perihiler havalanma artışı ve vasküler belirginleşme izleniyor. Bu klinik tabloya neden olan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Alveolar epiteldeki ENaCENaC (epitelyal sodyum kanalları) aktivitesinin yetersizliği

Answer

Yenidoğanın geçici takipnesinde temel mekanizma, alveolar epiteldeki ENaCENaC (epitelyal sodyum kanalları) üzerinden gerçekleşen sodyum ve beraberindeki sıvı emiliminin yetersiz kalmasıdır.
Doğru yanıt olan sodyum kanalları aktivitesi yetersizliği, geçici takipnenin temel fizyolojik nedenidir. Doğum eylemi sırasında alveolar epiteldeki ENaCENaC kanalları aktifleşerek akciğer sıvısının intersisyuma ve lenfatiklere çekilmesini sağlar. Elektif sezaryenle doğan bebeklerde doğum eylemi stresi ve buna bağlı hormon salınımı olmadığı için bu kanallar yeterince aktifleşemez ve sıvı akciğerlerde hapsolur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını analiz et.
3838 haftalık (term), elektif sezaryen doğumlu ve radyografisinde 'fissürde sıvı' izlenen bir bebekte en olası tanı geçici takipnedir (TTN).
Bu bulgular TTN'nin klasik sunumudur.
2
TTN'nin patofizyolojisini hatırla.
Normal doğum eylemi sırasında salınan katekolaminler ve steroidler, akciğer epitelini sıvı salgılayan yapıdan sıvı emen yapıya dönüştürür.
Bu dönüşüm sıvının doğum sonrası hızla temizlenmesini sağlar.
3
Moleküler mekanizmayı belirle.
Bu sıvı emiliminde en kritik rolü epitelyal sodyum kanalları (ENaCENaC) üstlenir; elektif sezaryende bu kanalların aktivasyonu yetersiz kalır.
Sodyum emilimi beraberinde ozmotik olarak suyun emilimini sağlar.

Key Concept

Yenidoğanın Geçici Takipnesi (TTN) ve ENaC Kanalları

Hints

1
Bebeğin gestasyonel yaşına ve doğum şekline (sezaryen) dikkat edin.
2
Grafideki 'fissürde sıvı' bulgusu, akciğer sıvısının temizlenmesindeki bir sorunu işaret eder.
3
Akciğer sıvısının emilimi için sodyumun aktif olarak epitel hücrelerine çekilmesi gerekir.

Practice More

RDS ve TTN arasındaki radyolojik farkları karşılaştıran bir tabloyu inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 377Question

3535 haftalık, diyabetik bir anneden 3800 gram3800 \text{ gram} (LGA) olarak doğan bir erkek bebeğin postnatal 22. saatindeki rutin değerlendirmesinde ekstremitelerde ince titremeler (jitteriness) ve emme zayıflığı saptanıyor. Yapılan ölçümde kan şekeri 32 mg/dL32 \text{ mg/dL} olarak saptanan bu bebek için en uygun ilk yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: %10\%10 Dekstrozdan 2 mL/kg2 \text{ mL/kg} intravenöz bolus uygulamak

Answer

Semptomatik yenidoğan hipoglisemisinde ilk yaklaşım %10 Dekstrozdan 2 mL/kg intravenöz bolus uygulamaktır.
Yenidoğan döneminde hipoglisemi yönetimi postnatal yaşa ve semptom varlığına göre değişir. AAP rehberlerine göre, kan şekeri düzeyi ne olursa olsun, hipoglisemi bulguları (titreme, letarji, apne, nöbet, zayıf emme) gösteren bir yenidoğanda acil olarak parenteral glukoz desteği sağlanmalıdır. İlk basamak müdahale, %10\%10’luk dekstroz solüsyonundan 2 mL/kg2 \text{ mL/kg} (200 mg/kg200 \text{ mg/kg}) dozunda intravenöz bolus verilmesidir. Ardından uygun bir glukoz infüzyon hızı (66-8 mg/kg/dk8 \text{ mg/kg/dk}) ile tedaviye devam edilir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın semptomatik olup olmadığını değerlendir.
Bebekte titreme (jitteriness) ve emme zayıflığı olması semptomatik olduğunu gösterir.
Semptom varlığı, tedavi eşiğini ve müdahale hızını belirleyen en kritik faktördür.
2
Kan şekeri düzeyini ve postnatal yaşı analiz et.
Postnatal 2. saatte kan şekeri 32 mg/dL saptanmıştır.
Geç prematüre ve diyabetik anne bebekleri hipoglisemi açısından risk grubundadır.
3
Semptomatik hipoglisemi protokolünü uygula.
%10 Dekstrozdan 2 mL/kg intravenöz bolus verilir ve ardından glukoz infüzyonuna (6-8 mg/kg/dk) başlanır.
Nörolojik hasarı önlemek için semptomatik bebeklerde kan şekerinin hızla yükseltilmesi zorunludur.

Key Concept

Semptomatik yenidoğan hipoglisemisinde yönetim

Hints

1
Bebekte titreme (jitteriness) ve emme zayıflığı gibi klinik bulguların olması, yönetimi 'asemptomatik' protokolden 'semptomatik' protokole taşır.
2
Semptomatik hipoglisemide kan şekeri değerinden bağımsız olarak en hızlı damar yolu müdahalesi gereklidir.
3
Standart acil tedavi dozu, %10 Dekstrozdan 2 mL/kg intravenöz puşedir.

Practice More

Hiperinsülinemi (örneğin Beckwith-Wiedemann sendromu veya şiddetli IDM) durumunda gereken yüksek glukoz infüzyon hızı (GIR) ve ek ilaç tedavilerini (diazoksit vb.) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 378Question

Miadında, 3200 gram3200 \text{ gram} ağırlığında doğan bir bebek, postnatal 1212. saatte inlemeli solunum ve takipne nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılmıştır. Bebeğin oral beslenmesi kesilerek intravenöz (İV) sıvı tedavisi planlanmıştır. Bu bebekte ilk 2424 saatlik sıvı ve elektrolit yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sadece %10 dekstroz içeren 6080 ml/kg/gu¨n60-80 \text{ ml/kg/gün} sıvı başlanmalı, elektrolit eklenmemelidir.

Answer

Sadece %10 dekstroz içeren 6080 ml/kg/gu¨n60-80 \text{ ml/kg/gün} sıvı başlanmalı, elektrolit eklenmemelidir.
Yenidoğanlarda postnatal ilk 244824-48 saatte, vücut toplam sıvı miktarının (özellikle ekstrasellüler sıvı) fazla olması ve fizyolojik tartı kaybı beklentisi nedeniyle sodyum ve potasyum eklenmesi önerilmez. Miadında bebekler için ilk gün sıvı gereksinimi 6080 ml/kg/gu¨n60-80 \text{ ml/kg/gün} olarak kabul edilir. Glikoz homeostazını sağlamak için başlangıçta %10 dekstroz tercih edilir. Potasyum eklenmesi için genellikle idrar çıkışının görülmesi ve postnatal 2.3.2.-3. günler (yaklaşık 487248-72 saat) beklenmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Bebeğin gestasyon yaşını ve postnatal süresini belirleyin.
Bebek miadında (term) ve henüz ilk 2424 saati (postnatal 1212. saat) içindedir.
Sıvı gereksinimi günlere ve maturasyona göre değişir.
2
İlk gün sıvı miktarını hesaplayın.
Miadında bebekler için ilk gün sıvı ihtiyacı 6080 ml/kg/gu¨n60-80 \text{ ml/kg/gün}'dür.
Ekstrasellüler sıvı hacminin fazla olması ve insensibl kayıplar bu miktarı belirler.
3
Elektrolit gereksinimini değerlendirin.
İlk 244824-48 saatte Na ve K eklenmez.
Negatif sodyum dengesi (fizyolojik tartı kaybı) ve potasyumun hücre içinden dışına çıkışı nedeniyle hiperkalemi ve hipernatremi riski mevcuttur.

Key Concept

Yenidoğanlarda postnatal ilk gün sıvı-elektrolit kısıtlaması ve potasyum ekleme zamanlaması.

Practice More

Preterm bebeklerde insensibl sıvı kayıplarının (IWL) maturasyona göre nasıl değiştiğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 379Question

4343 haftalık gebelikten 22502250 gram ağırlığında doğan bir erkek bebeğin fizik muayenesinde; cildinin kuru ve parşömen kağıdı gibi soyulduğu, tırnaklarının uzun olduğu ve vücudunun mekonyumla boyandığı gözleniyor. Ayrıca kafa muayenesinde sağ parietal bölgede sütür hatlarını geçmeyen, flüktüasyon veren yumuşak bir şişlik saptanıyor. Doğum sonrası 1.1. dakika değerlendirmesinde; kalp hızının 110110/dakika olduğu, solunumun yavaş ve düzensiz seyrettiği, bebeğin uyaranla sadece yüzünü buruşturduğu, ekstremitelerinin hafif fleksiyon pozisyonunda olduğu ve gövdesinin pembe, ekstremitelerinin ise siyanotik olduğu belirleniyor. Bu bebek için yapılan aşağıdaki sınıflandırma ve değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Postterm - SGA - APGAR skoru 66 - Sefal hematom

Answer

Postterm - SGA - APGAR skoru 66 - Sefal hematom seçeneği doğrudur.
Bebek 4242 haftalık sınırı geçtiği için 'postterm'dir. 4343. haftada 22502250 gram olması onu SGA sınıfına sokar. APGAR skorlamasında; kalp hızı (22), yavaş solunum (11), grimase (11), fleksiyon (11) ve akrosiyanoz (11) puanları toplandığında sonuç 66 çıkar. Sütür hatlarını sınırlayan parietal şişlik ise sefal hematomun klasik tanımıdır.

Step-by-Step Solution

1
Gebelik haftasına göre sınıflandırma yapılması.
Postterm
4242 haftanın üzerindeki gebelikler postterm olarak tanımlanır.
2
Doğum ağırlığının persentil değerinin belirlenmesi.
SGA (10.10. persentil altı)
4343 haftalık bir bebek için 22502250 gram ağırlığı, büyüme eğrilerinde 10.10. persentilin altında kaldığı için 'Small for Gestational Age' (SGA) kabul edilir.
3
APGAR skorunun hesaplanması.
66 Puan
Kalp hızı >100100 (22 puan), Solunum yavaş/düzensiz (11 puan), Uyaranla sadece yüz buruşturma (11 puan), Ekstremitelerde hafif fleksiyon (11 puan) ve Akrosiyanoz (11 puan) toplamı 66'dır.
4
Kafa içi şişliğin diferansiyel tanısı.
Sefal hematom
Sütür hatlarını geçmeyen ve flüktüasyon veren şişlik subperiosteal kanama olan sefal hematomdur; kaput suksadenum ise sütürleri geçer.

Key Concept

Yenidoğanın gebelik haftasına ve doğum ağırlığına göre sınıflandırılması, APGAR skorlaması ve kafa travmatik lezyonlarının ayrımı.

Practice More

Postmatürite sendromundaki cilt bulgularının Ballard skorlamasındaki karşılığını inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 380Question

30 haftalık, 1300 gram olarak prematüre doğan bir bebekte, postnatal 12. günde enteral beslenme sonrası karın şişliği, safralı kusma ve gaitada kan saptanıyor. Çekilen ayakta direkt batın grafisinde bağırsak duvarında hava birikimini ifade eden 'pnömatozis intestinalis' görünümü saptanıyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nekrotizan enterokolit

Answer

Sunulan klinik tablo ve radyolojik bulgular ışığında en olası tanı nekrotizan enterokolit (NEC) olarak belirlenmiştir.
Nekrotizan enterokolit (NEC), prematüre bebeklerin en sık görülen cerrahi gastrointestinal acilidir. Soruda verilen prematürite, beslenme sonrası başlangıç ve radyolojik olarak bağırsak duvarında hava görülmesi (pnömatozis intestinalis) bu hastalık için tanı koydurucu klinik bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin analizi
Prematüre doğum (30 hafta), düşük doğum ağırlığı (1300 gr) ve postnatal 12. günde başlayan GIS bulguları.
NEC tipik olarak prematüre bebeklerde beslenme sonrası ilk 2-3 hafta içinde görülür.
2
Radyolojik bulgunun değerlendirilmesi
Pnömatozis intestinalis saptanması.
Bağırsak duvarında hava bulunması (pnömatozis intestinalis), nekrotizan enterokolit için patognomonik (tanı koydurucu) bir bulgudur.
3
Tanısal eşleştirme
Nekrotizan enterokolit tanısına ulaşılması.
Bell evrelemesine göre pnömatozis intestinalis varlığı en az Evre 2A NEC tanısını doğrular.

Key Concept

Nekrotizan enterokolit tanısında pnömatozis intestinalis radyolojik olarak patognomoniktir.
PreviousPage 19 / 21Next
Neonatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 19 | Examkin