Toksikoloji

235 questions

Question 221Question

5252 yaşında erkek hasta, aort diseksiyonu nedeniyle yoğun bakımda yüksek doz sodyum nitroprussid infüzyonu almaktadır. Tedavinin 4848. saatinde hastada ani gelişen konfüzyon, ajitasyon ve dirençli metabolik asidoz saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde laktik asit düzeyi belirgin yüksek bulunurken, venöz kan gazı analizinde oksijen satürasyonunun arteriyel kan gazı değerlerine çok yakın olduğu (arteriyo-venöz oksijen farkında belirgin azalma) görülüyor. Bu hastada gelişen tablonun spesifik tedavisinde kullanılan ve rodanaz enzimi için sülfür donörü sağlayarak toksik metabolitin atılımını hızlandıran ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sodyum tiyosülfat

Answer

Sodyum tiyosülfat
Sodyum tiyosülfat, siyanür zehirlenmesinde rodanaz (sulfurtransferase) enzimi için gerekli olan sülfür grubunu sağlayarak, siyanürün çok daha az toksik olan ve idrarla atılabilen tiyosiyanata dönüşmesini sağlayan spesifik bir antidottur. Soruda verilen 'arteriyo-venöz oksijen farkında azalma' bulgusu, siyanürün sitokrom oksidazı inhibe ederek dokuların oksijeni kullanmasını engellediğinin (histotoksik hipoksi) tipik bir kanıtıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun tanımlanması
Sodyum nitroprussid kullanımı sonrası gelişen konfüzyon, laktik asidoz ve arteriyo-venöz oksijen farkında azalma (parlak kırmızı venöz kan), siyanür zehirlenmesine işaret eder.
Sodyum nitroprussid metabolize olduğunda siyanür açığa çıkar; siyanür sitokrom oksidazı inhibe ederek hücresel solunumu durdurur.
2
Detoksifikasyon yolunun belirlenmesi
Vücutta siyanürün ana atılım yolu karaciğerdeki rodanaz (tiyosülfat sülfürtransferaz) enzimi aracılığıyla tiyosiyanata dönüşümdür.
Bu reaksiyon için bir sülfür kaynağına ihtiyaç vardır ve endojen sülfür depoları hızlıca tükenir.
3
Doğru antidotun seçilmesi
Sodyum tiyosülfat uygulaması, rodanaz enzimi için gerekli olan ekzojen sülfürü sağlar.
Tiyosiyanat suda çözünür bir metabolittir ve böbrekler yoluyla vücuttan kolayca atılır.

Key Concept

Siyanür detoksifikasyonunda sülfür donörü kullanımı
Question 222Question

Arkadaşlarıyla çıktığı bir akşam yemeğinde 'balon balığı' (pufferfish) tüketen 34 yaşındaki erkek hastada, yemekten yaklaşık 30 dakika sonra dudak ve parmak uçlarında uyuşma, ardından ilerleyici kas güçsüzlüğü ve solunum güçlüğü gelişiyor. Bu klinik tabloya neden olan toksinin temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Voltaj bağımlı sodyum kanallarının blokajı

Answer

Balon balığında bulunan tetrodotoksinin temel mekanizması voltaj bağımlı sodyum kanallarının blokajıdır.
Balon balığında (Fugu) bulunan tetrodotoksin, voltaj bağımlı sodyum kanallarını seçici ve güçlü bir şekilde bloke ederek aksiyon potansiyeli yayılımını durdurur. Bu durum perioral parestizi (dudak çevresi uyuşma) ve ardından gelen flask felcin temel nedenidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipucunu ve kaynağı tanımlayın.
Balon balığı tüketimi ve perioral parestizi (uyuşma) ile başlayan tablo tetrodotoksini işaret eder.
Tetrodotoksin (TTX), balon balığının karaciğer ve gonadlarında yüksek konsantrasyonda bulunur.
2
Toksinin moleküler hedefini belirleyin.
Tetrodotoksin, voltaj bağımlı sodyum kanallarının alfa alt birimine bağlanır.
Sodyum kanallarının blokajı, sinir iletimini ve kas kontraksiyonunu durdurarak paraliziye yol açar.
3
Bulgularla mekanizmayı eşleştirin.
Duyu sinirlerindeki blokaj uyuşmaya, motor sinirlerdeki blokaj ise kas güçsüzlüğüne neden olur.
Solunum yetmezliği, diyafram ve interkostal kasların felci sonucunda gelişen ölüme yol açan temel nedendir.

Key Concept

Tetrodotoksin (TTX) ve voltaj bağımlı sodyum kanalı blokajı ilişkisi.

Practice More

Saksitoksin (kabuklu deniz canlıları) ve Batrakotoksin (ok zehirli kurbağa) gibi diğer sodyum kanalı etkili toksinleri inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 223Question

Tarımsal ilaçlama sonrası miyozis, aşırı sekresyon artışı ve yaygın kas fasikülasyonları ile acil servise getirilen bir hastaya, atropin ve pralidoksime (22-PAM) yanıt veren akut kolinerjik kriz tanısı konulmuştur. Başarılı tedaviden yaklaşık 22 hafta sonra, hastada simetrik seyreden distal kas güçsüzlüğü, duyu kaybı ve derin tendon reflekslerinde azalma gözlenmiştir. Bu tablo "Organofosfat Kaynaklı Gecikmiş Nöropati" (OPIDN) olarak tanımlanmıştır. Bu klinik durumun gelişiminde rol oynayan temel moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nöropati hedef esteraz (NTE) enziminin fosforilasyonu ve ardından dealkilasyon (yaşlanma) süreci

Answer

Organofosfat kaynaklı gecikmiş nöropati (OPIDN), nöropati hedef esteraz (NTE) enziminin fosforilasyonu ve yaşlanması sonucu gelişir.
Doğru seçenek, gecikmiş nöropatinin (OPIDN) temelinde yatan 'nöropati hedef esteraz' (NTE) enziminin fosforilasyonu ve ardından gerçekleşen 'yaşlanma' (dealkilasyon) sürecini ifade etmektedir. Bu biyokimyasal olay, aksonal proteinlerin yapısını bozarak distal aksonlarda Wallerian dejenerasyonuna benzer bir tabloya yol açar ve klinik olarak maruziyetten 131-3 hafta sonra ortaya çıkar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik seyrini değerlendir.
Akut kolinerjik kriz tedavisi sonrası 131-3 hafta (geç dönem) gelişen distal güçsüzlük ve duyu kaybı.
Zaman çizelgesi bizi akut kriz (0240-24 saat) ve ara sendromdan (249624-96 saat) uzaklaştırıp OPIDN (131-3 hafta) tanısına yönlendirir.
2
OPIDN patogenezindeki moleküler hedefi hatırla.
Nöropati Hedef Esteraz (NTE) enziminin kalıcı etkilenmesi.
Bu tablo AChE inhibisyonuyla değil, aksonal NTE enziminin fosforilasyonu ve 'yaşlanma' (bir yan grubun ayrılması) süreciyle ilgilidir.
3
Nöropati tipini doğrula.
Aksonal dejenerasyon (Wallerian benzeri).
NTE inhibisyonu hücre içi kalsiyum dengesini bozarak aksonların distalden proksimale doğru dejenerasyonuna yol açar.

Key Concept

Organofosfat toksisitesinde gecikmiş nöropati (OPIDN), AChE inhibisyonundan bağımsızdır ve NTE yaşlanmasıyla karakterizedir.
Question 224Question

Acil servise getirilen 3030 yaşındaki bir hastanın, yaklaşık 4545 dakika önce özkıyım amacıyla hem sıvı bir lavabo açıcı (kuvvetli alkali) hem de yüksek dozda zayıf asit karakterli bir ilaç (pKa:3.2pKa: 3.2) aldığı öğreniliyor. Hastanın fizik muayenesinde orofarengeal yanıklar, hipersalivasyon ve solunum güçlüğü (stridor) saptanıyor.

Bu hastanın acil servisteki ilk yönetimi ve zehirlenme genel prensipleri açısından aşağıdakilerden hangisi en uygun yaklaşımdır?

Show answer & explanation

Answer: Korozif madde alımı ve stridor varlığı nedeniyle, herhangi bir gastrointestinal dekontaminasyondan önce havayolu güvenliğinin (ABC) sağlanması ve endotrakeal entübasyon hazırlığı yapılması

Answer

Korozif madde alımı ve stridor varlığı durumunda öncelikli yaklaşım havayolu güvenliğinin (ABC) sağlanmasıdır.
Zehirlenme olgularında klinik yaklaşımın temeli, her türlü spesifik tedavi veya dekontaminasyondan önce hastanın yaşamsal fonksiyonlarının (havayolu, solunum, dolaşım - ABC) güvence altına alınmasıdır. Bu vakada korozif madde alımına bağlı gelişen orofarengeal ödem ve stridor, hastanın havayolunun kapanma riski altında olduğunu gösterir ve acil entübasyon hazırlığını en öncelikli adım yapar.

Step-by-Step Solution

1
Hayati fonksiyonların değerlendirilmesi (ABC)
Hastadaki stridor ve hipersalivasyon, havayolunun tehdit altında olduğunu gösterir.
Tüm zehirlenmelerde dekontaminasyondan önce hastanın stabilizasyonu önceliklidir.
2
Kontrendikasyonların belirlenmesi
Alkali korozif alımı nedeniyle gastrik lavaj, emezis ve aktif kömür seçenekleri elenir.
Korozifler özofagus ve mide perforasyonu riskini artırır; aktif kömür ise korozifi bağlamaz.
3
Eliminasyon stratejisinin değerlendirilmesi
Zayıf asit ilaç için idrar alkalinizasyonu düşünülür, ancak bu işlem ABC'den sonra gelir.
İyon tuzağı prensibi gereği zayıf asitler alkali idrarda iyonize olup geri emilemezler.

Key Concept

Zehirlenme yönetiminde ABC stabilizasyonunun dekontaminasyondan önceliği ve korozif madde alımındaki spesifik kontrendikasyonlar.
Question 225Question

5252 yaşında bir tersane işçisi; şiddetli karın ağrısı, irritabilite ve nöbet geçirme şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde diş etlerinde koyu renkli çizgiler (Burton çizgileri) ve laboratuvar tetkiklerinde mikrositik anemi ile periferik yaymada bazofilik noktalanma izleniyor. Kurşun ensefalopatisi tanısı konulan hastada şelatör tedaviye başlanacaktır. Bu hastada, hem kurşunu yumuşak dokulardan beyne mobilize etmemesi hem de kan-beyin engelini geçebilmesi nedeniyle kalsiyum disodyum EDTAEDTA öncesinde veya onunla birlikte uygulanması gereken; ancak eş zamanlı bir demir veya selenyum zehirlenmesi şüphesi varsa nefrotoksik kompleks oluşumu riski nedeniyle kullanımı kontrendike olan şelatör ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dimerkaprol (BALBAL)

Answer

Dimerkaprol (BALBAL)
Doğru seçenek olan ajan (BALBAL), sülfhidril grupları üzerinden şelasyon yapan, yağda çözünen bir moleküldür. Kurşun ensefalopatisinde kurşunu beyin dokusundan çekebilmek için KBEKBE'yi geçmesi ve EDTAEDTA öncesinde uygulanarak redistribüsyonu önlemesi nedeniyle kritiktir. Ancak demir gibi metallerle birleştiğinde oluşan kompleks böbrekler için doğrudan toksiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların (nöbet, Burton çizgileri, bazofilik noktalanma) kurşun ensefalopatisi ile uyumlu olduğunu saptanmalıdır.
Ciddi kurşun toksisitesi ve santral sinir sistemi tutulumu tanısı konur.
Ensefalopati varlığı, şelatör seçimi ve uygulama sırasını değiştiren kritik bir durumdur.
2
Şelatörlerin kan-beyin engeli (KBEKBE) geçiş özellikleri değerlendirilmelidir.
Dimerkaprolün (BALBAL) yağda çözünen yapısıyla KBEKBE'yi geçtiği, EDTAEDTA'nın ise geçemediği belirlenir.
Sadece KBEKBE'yi geçen ajanlar beyin dokusundaki ağır metali temizleyebilir.
3
Şelatörlerin diğer metallerle etkileşimi ve kontrendikasyonları analiz edilmelidir.
Dimerkaprolün demir, kadmiyum ve selenyum ile nefrotoksik şelatlar oluşturduğu saptanır.
Bu bilgi, hastada eş zamanlı maruziyet veya takviye kullanımı (demir gibi) durumunda hayati önem taşır.

Key Concept

Kurşun ensefalopatisi tedavisinde Dimerkaprol (BALBAL) kullanımı ve spesifik metal etkileşimleri.

Practice More

Dimerkaprol'ün G6PDG6PD eksikliği olan hastalarda hemoliz riskini artırdığını hatırlayarak, toksikoloji ve genetik etkileşimleri gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 226Question

Metanol veya etilen glikol zehirlenmesi şüphesiyle acil servise getirilen bir hastada, toksik metabolitlerin oluşumunu engellemek amacıyla tedavide aşağıdaki enzimlerden hangisinin inhibe edilmesi hedeflenir?

Show answer & explanation

Answer: Alkol dehidrogenaz

Answer

Metanol ve etilen glikol zehirlenmelerinde toksik metabolit oluşumunu durdurmak için Alkol dehidrogenaz enzimi inhibe edilmelidir.
Alkol dehidrogenaz (ADH) enzimi, metanolü formaldehite ve etilen glikolü glikolaldehite dönüştüren ilk basamak enzimidir. Bu enzim fomepizol ile spesifik olarak inhibe edildiğinde veya etanol verilerek yarışmalı olarak meşgul edildiğinde, görme kaybına (metanol) veya böbrek yetmezliğine (etilen glikol) yol açan asidik metabolitlerin oluşumu durdurulur.

Step-by-Step Solution

1
Zehirlenme etkenlerinin metabolik yolunu belirleyin.
Metanol ve etilen glikol, vücutta alkol dehidrogenaz (ADH) aracılığıyla daha toksik olan aldehit ve asit formlarına dönüşür.
Toksisitenin asıl sebebi bu ana bileşikler değil, onların metabolitleridir.
2
Tedavi hedefini seçin.
ADH enzimini inhibe eden fomepizol veya substrat yarışmasına giren etanol kullanımı.
Enzim inhibe edildiğinde toksik asitlerin (formik asit, oksalik asit) birikimi durdurulur.

Key Concept

Alkol dehidrogenaz (ADH) inhibisyonu, metanol ve etilen glikol zehirlenmelerinde antidotik tedavinin temel mekanizmasıdır.
Estimated Time:45s
Question 227Question

65 yaşında Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) nedeniyle takip edilen bir erkek hasta, nefes darlığı şikayetinin artması üzerine reçete edilen yeni bir antibiyotiği kullanmaya başladıktan 3 gün sonra acil servise inatçı kusma, ajitasyon ve jeneralize tonik-klonik nöbet şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenede kan basıncı 90/60 mmHg, nabız 140/dk ve düzensiz saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde belirgin hipokalemi ve hiperglisemi; EKG incelemesinde ise multifokal atriyal taşikardi (MAT) izleniyor. Bu klinik tablonun gelişmesine neden olan ilaç etkileşimi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Teofilin kullanan hastaya siprofloksasin başlanması

Answer

Teofilin kullanan hastaya siprofloksasin başlanması
Vaka Teofilin toksisitesini tarif etmektedir. Teofilin toksisitesinin klasik üçlüsü; gastrointestinal semptomlar (kusma), santral sinir sistemi etkileri (nöbet, ajitasyon) ve kardiyak aritmilerdir (özellikle Multifokal Atriyal Taşikardi - MAT). Ayrıca teofilin, katekolamin salınımını artırarak beta-adrenerjik stimülasyon yoluyla hipokalemi ve hiperglisemiye neden olur. Siprofloksasin (ve diğer florokinolonlar), teofilini metabolize eden CYP1A2 izoenzimini güçlü şekilde inhibe ederek teofilin klerensini azaltır ve ciddi toksisiteye yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Nöbet, kusma, hipotansiyon ve metabolik bozukluklar (hipokalemi, hiperglisemi). EKG'de Multifokal Atriyal Taşikardi (MAT).
Toksidromun tanınması için bulguların birleştirilmesi gerekir.
2
Spesifik bulgularla ilacı eşleştir
MAT ve nöbet birlikteliği, özellikle KOAH zemininde Teofilin toksisitesi için patognomoniktir.
Teofilin dar terapötik aralığa sahiptir ve katekolamin salınımıyla metabolik etkilere (hiperglisemi, hipokalemi) neden olur.
3
Tetikleyici etkileşimi belirle
Siprofloksasin güçlü bir CYP1A2 inhibitörüdür; CYP1A2 ile metabolize olan teofilinin düzeyini artırır.
Toksisitenin nedenini (enzim inhibisyonu) saptamak.

Key Concept

Teofilin Toksisitesi ve CYP1A2 Etkileşimi

Hints

1
Hastanın EKG bulgusu (Multifokal Atriyal Taşikardi) ve altta yatan KOAH hastalığı, spesifik bir bronkodilatör ilacı işaret etmektedir.
2
Toksisiteye neden olan ilaç, katekolamin deşarjına neden olduğu için potasyumu hücre içine sokar (hipokalemi) ve kan şekerini yükseltir (hiperglisemi).
3
Suçlu antibiyotik, florokinolon grubundandır ve CYP1A2 enzimini inhibe eder.

Practice More

Teofilin toksisitesinde hemodiyaliz endikasyonlarını gözden geçiriniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 228Question

28 yaşında bir tersane işçisi; yaygın karın ağrısı, şiddetli kabızlık ve halsizlik şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki el bileğinde ekstansiyon kaybı (düşük el) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde periferik yaymada eritrositlerde belirgin bazofilik noktalanma (basophilic stippling) görülüyor ve kan kurşun düzeyi 60μg/dL60 \mu g/dL olarak ölçülüyor. Bu hastanın tedavisinde kullanılan, oral yolla etkili olan ve suda çözünürlüğü yüksek olan şelatör ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Süksimer (DMSA)

Answer

Kurşun zehirlenmesinde oral yolla kullanılan, suda çözünürlüğü yüksek olan şelatör ajan Süksimer (DMSA)'dır.
Kurşun zehirlenmesinde (Pb), özellikle orta şiddetli vakalarda ve çocuklarda oral yolla tercih edilen, suda çözünürlüğü yüksek olan şelatör Süksimer'dir (2,3-dimerkaptosüksinik asit).

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların ve laboratuvar verilerinin analizi
Düşük el (radyal sinir felci), karın ağrısı, kabızlık ve periferik yaymadaki bazofilik noktalanma bulguları ağır metal olarak kurşunu işaret etmektedir.
Kurşun zehirlenmesinin tipik klinik tablosunu tanımak doğru şelatörü seçmek için ilk adımdır.
2
Farmakokinetik ve uygulama yolu kısıtlamalarına göre ajanın belirlenmesi
Kurşun zehirlenmesinde kullanılan şelatörler arasından oral etkili ve suda çözünür olan Süksimer (DMSA) seçilir.
Soruda spesifik olarak oral yol ve yüksek su çözünürlüğü vurgulanmıştır; bu özellikler Süksimer'i diğerlerinden ayırır.

Key Concept

Kurşun zehirlenmesinde şelatör seçimi ve Süksimer'in farmakolojik özellikleri
Estimated Time:1m 30s
Question 229Question

Bir insektisit türüne maruz kalan hastada tremor ve konvülsiyonlar izlenmektedir. Bu toksik tablonun, sinir membranlarındaki voltaj kapılı sodyum (Na+Na^+) kanallarının kapanmasını (inaktivasyonunu) geciktirerek membranların repolarizasyonunu engellemesi ve tekrarlayan deşarjlara yol açması sonucu geliştiği bilinmektedir. Buna göre, söz konusu etki mekanizmasına sahip insektisit grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Organoklorlu bileşikler

Answer

Organoklorlu bileşikler (DDT, Lindan vb.) sodyum kanallarının inaktivasyonunu geciktirerek etki gösterirler.
Organoklorlu bileşikler (DDT, lindan vb.), sinir membranlarındaki voltaj kapılı sodyum kanallarının kapanmasını geciktirerek sodyumun hücre içine giriş süresini uzatır. Bu durum membran repolarizasyonunu engeller ve tekrarlayan deşarjlara (nöronal hipereksitabilite) yol açarak tremor ve nöbet gibi klinik tablolara neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Tremor ve konvülsiyonlar (Merkezi Sinir Sistemi uyarılması)
Zehirlenmenin nörotoksik karakterde olduğunu belirlemek için.
2
Etki mekanizmasını analiz et
Sodyum kanallarının inaktivasyonunun gecikmesi ve uzamış repolarizasyon
Hangi toksin grubunun iyon kanalları üzerinde bu spesifik değişikliği yaptığını belirlemek için.
3
Toksin gruplarıyla eşleştir
Organoklorlu bileşikler (DDT, Lindan)
Organofosfat/Karbamatlar enzim inhibisyonu yaparken, organoklorluların temel hedefi sodyum kanallarıdır.

Key Concept

Organoklorlu insektisitlerin nörotoksik etki mekanizması (Na+Na^+ kanalı inaktivasyon gecikmesi).
Estimated Time:1m 0s
Question 230Question

55 yaşında bir erkek hasta, intihar amacıyla evde bulunan ilaçlardan çok sayıda içtiği bilgisiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 70/40 mmHg, kalp hızı 42/dakika ve solunum sayısı 14/dakika olarak ölçülüyor. Oskültasyonda akciğer sesleri doğal, ekstremiteler soğuk ancak kuru olarak değerlendiriliyor. EKG'de sinüs bradikardisi ve PR mesafesinde uzama (1. derece AV blok) izleniyor. Kan gazı ve biyokimya analizinde ise en dikkat çekici bulgu olarak kan glukoz düzeyi 285 mg/dL (hiperglisemi) saptanıyor. Hastanın diyabet öyküsü olmadığı bilindiğine göre, bu tabloya neden olan en olası ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Verapamil

Answer

Verapamil (Kalsiyum Kanal Blokörü)
Soruda verilen klinik tablo (hipotansiyon, bradikardi, AV blok) bradikardik bir toksidromu işaret etmektedir. Ancak ayırıcı tanıda en kritik bulgu 'hiperglisemi'dir. Pankreas beta hücrelerinden insülin salınımı, voltaj bağımlı L-tipi kalsiyum kanallarından kalsiyum girişi ile tetiklenir. Kalsiyum kanal blokörü (özellikle Verapamil gibi non-dihidropiridinler) zehirlenmelerinde, bu kanalların blokajı sonucu insülin salınımı durur ve ciddi hiperglisemi gelişir. Bu mekanizma, KKB zehirlenmesini beta blokör zehirlenmesinden (genellikle hipoglisemi veya normoglisemi görülür) ayıran en önemli ipucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Bradikardi, hipotansiyon ve ileti bozuklukları (AV blok), kardiyovasküler depresyon yapan bir ajanı işaret etmektedir.
Ayırıcı tanıda beta blokörler, kalsiyum kanal blokörleri, digoksin ve santral etkili sempatolitikler (klonidin) düşünülmelidir.
2
Metabolik bulguyu değerlendir
Diyabet öyküsü olmayan hastada saptanan belirgin hiperglisemi (285 mg/dL) anahtar bulgudur.
Bradikardik ajanlar arasında metabolik etkiler ayırıcı tanıda kritiktir.
3
İlaç mekanizması ile bulguyu eşleştir
Kalsiyum kanal blokörleri (özellikle Verapamil ve Diltiazem), pankreas beta hücrelerinden insülin salınımı için gereken kalsiyum girişini bloke eder. Bu durum hipoinsülinemi ve buna bağlı hiperglisemiye yol açar.
Beta blokörler ise glikojenolizi baskılayarak hipoglisemiye neden olabilir veya kan şekerini etkilemez; hiperglisemi yapmaları beklenmez.

Key Concept

Kalsiyum Kanal Blokörü Zehirlenmesi ve Hiperglisemi İlişkisi
Question 231Question

4242 yaşındaki erkek hasta, doğada topladığı ve "yabani maydanoz" sandığı bir bitkiyi tükettikten yaklaşık 22 saat sonra bacaklarında ilerleyici güçsüzlük şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde; alt ekstremitelerde belirgin asendan (yükselen) flask paralizi, derin tendon reflekslerinde kayıp, midriyazis ve taşikardi saptanıyor. Hastanın oryantasyon ve kooperasyonu tam olup duyusal bir defisiti bulunmamaktadır. Takibinde solunum yetmezliği gelişen bu hastada, klinik tabloya neden olan toksinin temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Postsynaptik nikotinik asetilkolin reseptörlerinin blokajı

Answer

Vakadaki klinik tablo ve maruziyet öyküsü Conium maculatum (Baldıran otu) zehirlenmesini işaret etmektedir. Bu bitkide bulunan koniin toksini, nikotinik asetilkolin reseptörlerini postsynaptik düzeyde bloke ederek asendan paraliziye neden olur.
Hastanın tükettiği bitki (yabani maydanoz benzeri) ve sergilediği asendan flask paralizi tablosu Baldıran otu zehirlenmesi için tipiktir. Bu bitkide bulunan koniin alkaloidi, çizgili kaslardaki nikotinik asetilkolin reseptörlerini (Nm) bloke ederek sinir-kas iletimini durdurur ve solunum yetmezliğine kadar ilerleyen felce neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Asendan flask paralizi, korunmuş bilinç ve solunum yetmezliği saptandı.
Nörotoksik bitki zehirlenmelerini ayırmak için paralizinin yönü ve bilincin durumu kritiktir.
2
Maruziyet kaynağının tanımlanması
Yabani maydanoz benzeri bitki tüketimi Baldıran otu (Conium maculatum) için karakteristiktir.
Baldıran otu morfolojik olarak maydanoza benzer ve sıklıkla karıştırılır.
3
Mekanizma eşleştirmesi
Koniin toksini, iskelet kaslarındaki nikotinik reseptörleri (Nm) antagonize eder.
Kürar benzeri bu etki, kas gevşemesi ve asendan tipte felçten sorumludur.

Key Concept

Conium maculatum (Baldıran) zehirlenmesinde koniin, nikotinik asetilkolin reseptör antagonizması yaparak bilincin açık olduğu asendan flask paralizi tablosuna yol açar.
Question 232Question

Tarlada çalışırken bir yılan tarafından sokulan 4545 yaşındaki kadın hastada; ısırık bölgesinde şiddetli ağrı, hızla gelişen ödem ve geniş ekimozlar saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde protrombin zamanı (PTPT) ve aktive parsiyel tromboplastin zamanında (aPTTaPTT) belirgin uzama, belirgin trombositopeni ve düşük fibrinojen düzeyleri (tüketim koagülopatisi) gözlenmiştir. Bu hastadaki klinik ve laboratuvar bulgularından sorumlu olan temel venom bileşenleri aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Metaloproteinazlar ve fosfolipaz A2A_2

Answer

Viperidae (Engerek) yılan sokmalarında görülen lokal doku hasarı ve koagülopati tablosundan temel olarak metaloproteinazlar ve fosfolipaz A2A_2 sorumludur.
Viperidae ailesi (Engerek yılanları) venomu; damar geçirgenliğini artıran metaloproteinazlar, doku nekrozuna yol açan fosfolipaz A2A_2 ve pıhtılaşma faktörlerini tüketen trombin benzeri enzimler içerir. Bu durum vaka öyküsündeki ödem, ekimoz ve laboratuvardaki koagülopati tablosunu tam olarak açıklar.

Step-by-Step Solution

1
Vaka bulguları analiz edilir.
Lokal ödem, ekimoz ve laboratuvarda pıhtılaşma faktörlerinin tüketimi (koagülopati) saptanmıştır.
Bu bulgular hemotoksik ve sitotoksik venom etkisine işaret eder.
2
Yılan ailelerinin temel toksik etkileri karşılaştırılır.
Elapidae (nörotoksik) ve Viperidae (hemotoksik/sitotoksik) ayrımı yapılır.
Viperidae ailesi (Türkiye'de yaygın olan Engerekler) tipik olarak bu klinik tabloyu oluşturur.
3
Viperidae venom bileşenleri belirlenir.
Metaloproteinazlar damar duvarını yıkarak hemorajiye, fosfolipaz A2A_2 ise hücre membranını yıkarak nekroza neden olur.
Doğru mekanizma biyokimyasal içerik üzerinden doğrulanır.

Key Concept

Viperidae (Engerek) vs Elapidae (Kobra) venom mekanizmaları
Estimated Time:1m 30s
Question 233Question

Ağır metal zehirlenmelerinin farmakolojik tedavisinde kullanılan şelatör ajanların kimyasal özellikleri, uygulama yolları ve klinik kontrendikasyonları hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Dimerkaprol (BAL); demir, kadmiyum ve selenyum ile oluşturduğu komplekslerin yüksek derecede nefrotoksik olması nedeniyle bu metal zehirlenmelerinde kontrendikedir.

Answer

Dimerkaprol'ün (BAL) demir, kadmiyum ve selenyum ile oluşturduğu komplekslerin nefrotoksik potansiyeli nedeniyle bu metallerin zehirlenmesinde kullanımı kontrendikedir.
Dimerkaprol (BAL), bir ditiyol bileşiğidir. Demir (Fe), kadmiyum (Cd) ve selenyum (Se) ile oluşturduğu şelat kompleksleri suda çözünürlüğü düşük ve renal tübüller için bizzat toksik karakterdedir. Bu nedenle, bu metallerle zehirlenme durumunda BAL kullanımı toksisiteyi artıracağı için kontrendikedir.

Step-by-Step Solution

1
Şelatörlerin metal seçiciliğini ve kompleks stabilitesini değerlendir.
Dimerkaprol (BAL) birçok metale bağlanabilir ancak bazı komplekslerin toksisitesi yüksektir.
Şelatörün amacı toksisiteyi azaltmaktır; eğer şelat-metal kompleksi metalin kendisinden daha toksikse (örneğin nefrotoksikse) o şelatör kullanılmamalıdır.
2
Şelatörlerin farmakokinetik özelliklerini (çözünürlük ve uygulama yolu) analiz et.
DMSA oral/suda çözünür, BAL ise IM/yağda çözünürdür.
Uygulama yolu, hastanın durumuna (akut/kronik) ve yaş grubuna (çocuklarda oral tercih edilir) göre seçimi belirler.
3
Şelatörlerin organ dağılımlarını ve bariyer geçişlerini kontrol et.
EDTA gibi polar ajanlar kan-beyin bariyerini (KBB) geçemez.
Ensefalopati gibi santral tutulumlarda KBB'yi geçen (BAL gibi) ajanların önceliği veya kombinasyonu kritiktir.

Key Concept

Şelatörlerin metal-spesifik kontrendikasyonları ve farmakokinetik farklılıkları
Estimated Time:2m 0s
Question 234Question

*Ricinus communis* (hint yağı bitkisi) tohumlarında bulunan ve oldukça güçlü bir sitotoksin olan risin (ricin), hücresel düzeyde hangi temel mekanizma ile toksik etki gösterir?

Show answer & explanation

Answer: Ribozomun 60S alt birimini (28S rRNA) inaktive ederek protein sentezini inhibe etmek

Answer

Risin, ribozomun 60S alt birimini inaktive ederek protein sentezini inhibe eder.
Doğru seçenek olan ribozomun 60S alt biriminin inaktive edilmesi, risinin karakteristik etki mekanizmasıdır. Risin, 28S rRNA üzerinde bulunan spesifik bir adenin kalıntısını uzaklaştırarak (N-glikozidaz aktivitesi) uzama faktörlerinin ribozoma bağlanmasını engeller ve protein sentezini irreversibl olarak durdurur.

Step-by-Step Solution

1
Toksinin kaynağını ve yapısını tanımla.
Risin, *Ricinus communis* bitkisinin tohumlarından elde edilen, iki zincirli (A ve B) bir proteindir.
Toksinin doğasını anlamak, etki mekanizmasını tahmin etmeyi sağlar.
2
Hücresel giriş ve hedef mekanizmayı belirle.
B zinciri hücreye girişi sağlar, A zinciri ise sitozolde ribozomun 60S alt birimine saldırır.
Protein sentezi inhibisyonu risinin temel öldürücü etkisidir.
3
Spesifik moleküler hedefi doğrula.
28S rRNA'daki spesifik bir adenin bazını kopararak (depürinasyon) ribozomu işlevsiz bırakır.
Bu mekanizma risini diğer protein sentezi inhibitörlerinden ayırır.

Key Concept

Risin (Ricin) Mekanizması: 60S Ribozomal Alt Birim İnhibisyonu
Estimated Time:45s
Question 235Question

Bir ev yangınından kurtarılan 40 yaşındaki hastada konfüzyon ve ciddi metabolik asidoz (pH:7,15pH: 7,15, Laktat: 1212 mmol/Lmmol/L) mevcuttur. Hastanın nefesinde hafif acı badem kokusu duyulmaktadır. Pulse oksimetre ile ölçülen satürasyon değeri %98\%98 olup, karboksihemoglobin (COHbCOHb) düzeyi %20\%20 olarak saptanmıştır. Hastaya %100\%100 normobarik oksijen tedavisi başlanmasına rağmen klinik tabloda ve laktik asidozda anlamlı bir düzelme izlenmemiştir.

Bu hastada asidozun devam etmesinden sorumlu olması en muhtemel olan toksin ve uygulanması gereken tedavi yaklaşımı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Siyanür zehirlenmesi düşünülmeli; methemoglobinemiye bağlı oksijen taşıma kapasitesini daha fazla düşürmemek için nitritler yerine hidroksokobalamin tercih edilmelidir.

Answer

Siyanür zehirlenmesi şüphesiyle, karbonmonoksitin neden olduğu hipoksiyi kötüleştirmemek adına nitritler yerine hidroksokobalamin kullanılmalıdır.
Siyanür zehirlenmesi, mitokondriyal sitokrom c oksidaz (Kompleks IV) enzimini inhibe ederek hücresel oksijen kullanımını engeller ve tipik olarak %100\%100 oksijene yanıtsız laktik asidoza neden olur. Yangın dumanı maruziyetinde CO ve siyanür sıklıkla birlikte bulunur. Klasik siyanür antidotlarından olan nitritler, methemoglobin oluşturarak çalışır; ancak CO zehirlenmesi olan bir hastada methemoglobinemi oluşturulması oksijen taşıma kapasitesini tehlikeli düzeyde düşürür. Bu nedenle, siyanüre doğrudan bağlanarak siyanokobalamin oluşturan hidroksokobalamin bu vakalarda tercih edilen güvenli seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerini analiz et.
Yangın maruziyeti, acı badem kokusu ve %100\%100 oksijene yanıtsız laktik asidoz siyanür zehirlenmesini; pulse oksimetre yanılgısı ve %20\%20 COHbCOHb düzeyi karbonmonoksit zehirlenmesini işaret eder.
Siyanür ve karbonmonoksit duman maruziyetinde sıklıkla birlikte bulunur.
2
Tedavi kısıtlamalarını değerlendir.
Nitritler (amil nitrit, sodyum nitrit) hemoglobinin demirini yükseltgeyerek methemoglobin oluşturur. Karbonmonoksit zaten hemoglobinin bir kısmını bağladığı için, ek methemoglobin oluşumu doku hipoksisini ölümcül seviyeye taşıyabilir.
Eşlik eden CO zehirlenmesi varlığında nitrit kullanımı kontrendikedir.
3
Uygun antidotu seç.
Hidroksokobalamin, siyanür ile doğrudan birleşerek siyanokobalamin (Vitamin B12B_{12}) oluşturur ve hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesini etkilemez.
Hidroksokobalamin, yangın mağdurlarında siyanür zehirlenmesi için en güvenli ve etkili ilk seçenek antidottur.

Key Concept

Yangın dumanı maruziyetinde siyanür ve karbonmonoksit zehirlenmesinin ko-eksistansı ve hidroksokobalamin kullanım önceliği.

Practice More

Siyanür zehirlenmesinde sodyum tiyosülfatın rodanez enzimi üzerinden etki mekanizmasını ve hidroksokobalamin ile kombine kullanım avantajlarını inceleyin.
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 12 / 12
Toksikoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 12 | Examkin