XX. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti

371 questions

Question 241Question

1911 yılında İtalya'nın Trablusgarp'a saldırması üzerine Osmanlı Devleti, bölgeye donanma gönderememiş; karadan ise Mısır'ın İngiliz işgalinde olması nedeniyle ordu sevk edememiştir. Bunun üzerine Mustafa Kemal ve Enver Paşa gibi gönüllü subaylar gizlice bölgeye giderek yerel halkı İtalyanlara karşı örgütlemişlerdir. Savaşın sonunda imzalanan ve Osmanlı Devleti’nin Afrika kıtasındaki son toprak parçasını kaybetmesine neden olan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uşi Antlaşması

Answer

Osmanlı Devleti'nin Afrika'daki son toprak parçasını kaybetmesine neden olan gelişme Uşi Antlaşması'dır.
Uşi Antlaşması, 1912 yılında imzalanmış ve Trablusgarp ile Bingazi'nin İtalya'ya bırakılmasıyla sonuçlanmıştır. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki (dolayısıyla tüm Afrika'daki) varlığının resmen sona ermesi anlamına gelir.

Step-by-Step Solution

1
Savaşın nedenlerini ve taraflarını belirleme
İtalya, sömürge arayışı doğrultusunda Osmanlı toprağı olan Trablusgarp'a saldırmıştır.
Osmanlı Devleti'nin bölgeyi savunmakta zorlanacağını bilen İtalya, diplomatik hazırlıklardan sonra işgale başlamıştır.
2
Osmanlı Devleti'nin savunma stratejisini analiz etme
Donanma yetersizliği ve Mısır'ın işgal altında olması nedeniyle ordu gönderilememiş, Mustafa Kemal ve Enver Paşa gibi subaylar gönüllü olarak halkı örgütlemiştir.
Kara bağlantısının kesik olması ve deniz gücünün zayıflığı, merkezi yönetimin doğrudan müdahalesini engellemiştir.
3
Antlaşma maddelerini ve sonuçlarını değerlendirme
Balkan Savaşları'nın başlaması üzerine imzalanan Uşi Antlaşması ile Trablusgarp İtalya'ya bırakılmış ve On İki Ada geçici olarak İtalya'nın korumasına verilmiştir.
Osmanlı Devleti, iki cephede savaşma riski nedeniyle İtalya ile barış yapmak zorunda kalmıştır.

Key Concept

Uşi Antlaşması ile Osmanlı Devleti üç kıtada toprağı olan devlet özelliğini kaybetmiştir.

Hints

1
Bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin Afrika kıtasındaki siyasi varlığını tamamen sona erdirmiştir.
2
Söz konusu antlaşma, İtalya ile 1912 yılında İsviçre'de imzalanmıştır.
3
Antlaşmanın adı, Lozan kentindeki bir semtten gelmektedir ve Trablusgarp Savaşı'nı sonlandırmıştır.

Practice More

Uşi Antlaşması'nda On İki Ada'nın geçici olarak İtalya'ya bırakılma nedenini (Yunan işgali tehlikesi) araştırınız.
Estimated Time:45s
Question 242Question

I.I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin batı sınırı Midye-Enez hattı olarak belirlenmiştir. Bu antlaşmanın hükümleri ve savaşın sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti'nin bu süreçte egemenliğini kaybettiği topraklardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: On İki Ada

Answer

On İki Ada, Balkan Savaşları sonucunda değil, Trablusgarp Savaşı'nı bitiren Uşi Antlaşması ile kaybedilmiştir.
On İki Ada'nın kaybı, I.I. Balkan Savaşı'ndan önce gerçekleşen Trablusgarp Savaşı sonucunda imzalanan Uşi Antlaşması (19121912) ile ilişkilidir. Londra Antlaşması (19131913) ise Balkan devletleri ile yapılmıştır ve bu adaların statüsünü kapsamaz.

Step-by-Step Solution

1
Londra Antlaşması'nın sınırını belirle.
Osmanlı Devleti'nin batı sınırı Midye-Enez hattı olarak kabul edildi.
Bu hattın batısında kalan tüm Rumeli toprakları (Edirne dahil) kaybedilmiştir.
2
Seçeneklerdeki yerlerin hangi savaş/antlaşma ile kaybedildiğini kontrol et.
Selanik, Manastır ve Edirne Balkan Savaşları sürecinde kaybedilirken; On İki Ada daha önce kaybedilmiştir.
Öğrencinin kronolojik olarak birbirine yakın olan Trablusgarp ve Balkan Savaşları sonuçlarını ayırt etmesi gerekir.

Key Concept

Londra Antlaşması (1913) Kayıpları vs. Uşi Antlaşması (1912) Kayıpları

Hints

1
Balkan Savaşları'ndan hemen önce gerçekleşen Trablusgarp Savaşı'nın sonuçlarını hatırlayın.
2
Ege Adaları ile On İki Ada'nın kaybedilme süreçleri farklıdır; On İki Ada İtalya ile ilgilidir.
3
19121912 yılında imzalanan Uşi Antlaşması ile İtalya'ya bırakılan yer hangisidir?

Practice More

II. Balkan Savaşı'ndan sonra imzalanan İstanbul ve Atina Antlaşmalarını inceleyerek geri alınan ve kesin olarak kaybedilen yerleri karşılaştırabilirsiniz.

Alternative Method

Kronolojik bir eleme yöntemi kullanılabilir: Uşi (19121912) -> On İki Ada; Londra (19131913) -> Makedonya, Trakya, Arnavutluk, Ege Adaları.
Estimated Time:45s
Question 243Question

1913 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından gerçekleştirilen Bâb-ı Âli Baskını, Osmanlı siyasi tarihinde modern anlamda ilk "hükümet darbesi" olarak nitelendirilir. Bu olayda ordu içerisindeki bir grup subay, Kâmil Paşa hükümetinin Balkan Savaşları'ndaki başarısızlığını ve Edirne'nin teslim edileceği şayiasını gerekçe göstererek hükümet merkezini basmış ve sadrazamı istifaya zorlamıştır.

Buna göre, Bâb-ı Âli Baskını'nın Osmanlı siyasal sisteminde yarattığı yapısal değişim ve demokratik süreçlere etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Yürütme organının belirlenmesinde parlamenter denetim ve anayasal prosedürlerin yerini, askeri ve siyasi baskı yoluyla kurulan fiili bir vesayetin alması

Answer

Yürütme organının belirlenmesinde parlamenter denetim ve anayasal prosedürlerin yerini fiili bir vesayetin alması
Bâb-ı Âli Baskını, parlamenter bir sistemde olması gereken 'meclis güvenoyu' ve 'anayasal prosedür' mekanizmalarını devre dışı bırakmıştır. Hükümetin (Kâmil Paşa kabinesi) silahlı bir baskınla istifaya zorlanıp yerine cemiyetin istediği bir ismin (Mahmut Şevket Paşa) getirilmesi, yürütme gücünün demokratik yollarla değil, fiili güç kullanımıyla (vesayetle) şekillendiğini kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Olayın niteliğini analiz etme
Bâb-ı Âli Baskını bir 'hükümet darbesi'dir (coup d'état), bir 'rejim darbesi' değildir.
Olay sonucunda sadece hükümet kabinesi değişmiş, Meşrutiyet ve Kanun-i Esasi (Anayasa) kağıt üzerinde varlığını korumuştur.
2
Anayasal prosedürleri değerlendirme
Normal şartlarda hükümetler padişah tarafından atanır ve Meclis-i Mebusan'dan güvenoyu alır; ancak burada silah zoruyla bir istifa ve atama söz konusudur.
Bu durum, parlamenter sistemin temel taşı olan 'milli irade' ve 'meclis denetimi' ilkelerinin baypas edildiğini gösterir.
3
Sonuçları sentezleme
İttihat ve Terakki Cemiyeti, bu olayla devlet yönetiminde tek söz sahibi güç haline gelmiş ve fiili bir tek parti hegemonyası kurmuştur.
Yürütme gücü, demokratik mekanizmalar yerine baskı ve ordu desteğiyle kontrol edilmeye başlanmıştır.

Key Concept

Hükümet Darbesi (Coup d'état) vs. Rejim Değişikliği

Hints

1
Bâb-ı Âli, Osmanlı Devleti'nde 'Sadrazamlık Makamı' yani hükümet merkezidir; saray (padişah) değildir.
2
Bu olayın sonucunda padişah değişmemiş, rejim (Meşrutiyet) değişmemiş; sadece Sadrazam ve bakanlar değişmiştir.
3
Demokratik bir sistemde hükümetler nasıl değişir? Seçimle veya meclis kararıyla. Bâb-ı Âli'de ise bu değişim silah zoruyla olmuştur.

Practice More

Bâb-ı Âli Baskını ile 31 Mart Vakası'nı karşılaştırarak; birinin hükümeti, diğerinin ise rejimi (hedef olarak) odağına aldığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 244Question

19121912 yılında imzalanan Uşi Antlaşması'nın; "Trablusgarp ve Bingazi halkı dini bakımdan Osmanlı halifesine bağlı kalacak, bölgede padişahın 'Naibü's-Sultan' unvanlı bir temsilcisi ile Şeyhülislam tarafından atanan bir kadı bulunacaktır." hükmüyle Osmanlı Devleti'nin temel stratejik hedefi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bölge halkı üzerindeki kültürel ve dini otoriteyi muhafaza ederek ileride oluşabilecek siyasi fırsatlar için hukuki meşruiyet zeminini saklı tutmak

Answer

Bölge halkı üzerindeki kültürel ve dini otoriteyi muhafaza ederek ileride oluşabilecek siyasi fırsatlar için hukuki meşruiyet zeminini saklı tutmak
Osmanlı Devleti, Trablusgarp üzerindeki fiili ve siyasi hakimiyetini kaybetmiş olsa da, bölgedeki Müslüman nüfus ile olan bağlarını Halifelik kurumu üzerinden devam ettirerek, uluslararası hukuk önünde bölge halkıyla olan kültürel aidiyetini tescillemiştir. 'Naibü's-Sultan' (Sultan Vekili) ve kadı atama yetkisi, Osmanlı'nın bölge üzerinde tamamen bir yabancı devlet haline gelmesini engellemiş ve ileride değişebilecek siyasi dengelerde hak iddia edebilmesine olanak sağlayan bir 'meşruiyet rezervi' oluşturmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Uşi Antlaşması'ndaki Halifelik ve Naibü's-Sultan maddesinin içeriğini analiz etme
Osmanlı'nın bölge halkıyla dini/kültürel bağını kestiği değil, kurumsal bir yapıya (temsilci ve kadı) bağladığı görülür.
Bu maddeler, siyasi egemenliğin kaybının ardından uygulanan bir 'yumuşak güç' stratejisidir.
2
Siyasi egemenlik ile kültürel bağ arasındaki farkı değerlendirme
Osmanlı Devleti bölgeyi resmen terk etmiştir ancak halkın 'tebaa' bilincini Halife üzerinden korumaya çalışmıştır.
Bu durum, gelecekte bölgedeki Müslüman halkın haklarını savunmak veya bölgeye geri dönmek için bir dayanak noktası oluşturur.
3
Seçenekler arasında en kapsamlı ve stratejik amacı belirleme
Meşruiyet zeminini saklı tutma ifadesi, tarihteki benzer uygulamalarla (Küçük Kaynarca gibi) paralellik gösterir.
Diplomaside bu tür maddeler, kesin kaybı kabullenemeyen devletlerin 'bekle-gör' politikasıdır.

Key Concept

Halifelik Makamının Siyasi ve Kültürel Bir Diplomasi Aracı Olarak Kullanılması

Hints

1
Osmanlı'nın benzer bir uygulamayı ilk kez hangi antlaşmada (Kırım için) yaptığını hatırlayın.

Practice More

Küçük Kaynarca Antlaşması'ndaki Kırım maddesi ile Uşi Antlaşması'ndaki Trablusgarp maddesini 'Halifelik makamının kullanımı' açısından karşılaştırın.
Estimated Time:2m 0s
Question 245Question

3131 Mart Vakası’nın Hareket Ordusu tarafından bastırılmasının ardından IIII. Abdülhamid tahttan indirilmiş ve yerine VV. Mehmed Reşad getirilmiştir. Bu siyasi gelişmenin hemen akabinde, 19091909 yılında Kanun-i Esasi üzerinde yapılan köklü değişikliklerle mutlak monarşiden parlamenter sisteme geçiş yolunda kritik adımlar atılmıştır.

Bu anayasal düzenlemeler ve dönemin siyasi atmosferi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi 19091909 Anayasa değişiklikleri ile getirilen yeniliklerden biri *değildir*?

Show answer & explanation

Answer: Padişahın, kamu güvenliğini gerekçe göstererek kişileri yargılamasız sürgün etme yetkisinin anayasaya eklenmesi

Answer

Padişahın kamu güvenliğini gerekçe göstererek kişileri yargılamasız sürgün etme yetkisinin anayasaya eklenmesi seçeneği yanlıştır; çünkü 1909 değişiklikleri ile bu yetki kaldırılmıştır.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü 19091909 Anayasa değişiklikleri, 18761876 Anayasası'nın padişaha tanıdığı anti-demokratik yetkileri tasfiye etmiştir. Özellikle 113113. maddede yer alan ve padişahın 'idari bir kararla' kişileri sürgüne göndermesine imkan tanıyan yetki, bu düzenlemelerle tamamen kaldırılmıştır. Bu durum kişisel hürriyetlerin güvence altına alınması adına atılmış en büyük adımlardan biridir.

Step-by-Step Solution

1
3131 Mart Vakası sonrası siyasi iklimi analiz edin.
Hareket Ordusu'nun müdahalesiyle İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetimdeki etkisi artmış ve padişahın otoritesi sembolik düzeye çekilmiştir.
Anayasa değişikliklerinin temel amacı, mutlakiyetçi eğilimleri engellemek ve yasama organını (meclis) güçlendirmektir.
2
18761876 ve 19091909 Kanun-i Esasi metinlerini karşılaştırın.
18761876'da padişahın elinde olan 'sürgün', 'mutlak veto' ve 'hükümetin padişaha sorumluluğu' gibi maddeler değiştirilmiştir.
Demokratikleşme adımları padişahın yetkilerinin kısıtlanmasını gerektirir.
3
Yanlış olan maddeyi tespit edin.
113113. maddedeki sürgün yetkisi anayasaya eklenmemiş, tam tersine anayasal metinden çıkarılmıştır.
Bireysel hak ve özgürlüklerin korunması adına yargısız infaz ve sürgün yetkisinin kaldırılması modern hukuk anlayışının bir gereğidir.

Key Concept

1909 Kanun-i Esasi Değişiklikleri ve Parlamenter Sistem

Hints

1
3131 Mart Vakası sonrası yapılan değişikliklerin ana temasının 'Padişahı kısıtlamak, Meclisi güçlendirmek' olduğunu düşünün.
2
IIII. Abdülhamid'in daha önce 18781878'de meclisi kapatmak için kullandığı maddelerin nasıl değiştirilmiş olabileceğine odaklanın.
3
18761876 Anayasası'nın ilk halinde yer alan ve Mithat Paşa'nın da sürülmesine neden olan meşhur 'Sürgün Yetkisi'nin (Madde 113113) akıbetini hatırlayın.

Practice More

1909 değişiklikleri ile 'Padişahın Sadrazamı atama yetkisinin nasıl kısıtlandığını' ve 'Vükela (Bakanlar Kurulu) seçimindeki değişikliği' inceleyerek bilginizi derinleştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 246Question

I.BalkanSavas\cıI. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması ile Midye-Enez hattının batısına çekilen Osmanlı Devleti, II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sürecinde Balkan devletlerinin birbirine düşmesinden ve Romanya'nın da savaşa dahil olmasından yararlanarak kayıplarının bir kısmını telafi etmiştir. Bu mücadelenin ardından Bulgaristan ile imzalanan 19131913 İstanbul Antlaşması'nın sonuçları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Dedeağaç ve Kavala şehirleri, Osmanlı Devleti'nin Ege Denizi'ndeki etkinliğini artırmak amacıyla geri alınmıştır.

Answer

Dedeağaç ve Kavala şehirlerinin Osmanlı Devleti'ne bırakıldığı bilgisi yanlıştır; bu şehirler sırasıyla Bulgaristan ve Yunanistan'ın egemenliğinde kalmıştır.
Doğru cevap olan Dedeağaç ve Kavala'nın geri alındığı ifadesi yanlıştır. 19131913 İstanbul Antlaşması ile Dedeağaç Bulgaristan'a, aynı yıl imzalanan Atina Antlaşması ile de Kavala Yunanistan'a bırakılmıştır. Osmanlı Devleti bu savaşla sadece Edirne, Kırklareli ve Dimetoka'yı geri kazanabilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Savaşın nedenini ve Osmanlı'nın hamlesini analiz et.
Bulgaristan'ın fazla toprak almasıyla başlayan II. Balkan Savaşı'nda Osmanlı, Edirne ve Kırklareli'yi geri almıştır.
Londra Antlaşması'ndaki Midye-Enez sınırını geçmek için uygun diplomatik ortam oluşmuştur.
2
1913 İstanbul Antlaşması'nın toprak maddelerini incele.
Sınır Meriç Nehri olarak belirlenmiş; Edirne, Kırklareli ve Dimetoka Osmanlı'ya kalmıştır.
Osmanlı'nın askeri başarılarının diplomatik olarak tescillenmesi gerekmiştir.
3
Kaybedilen diğer bölgelerin (Dedeağaç, Kavala) durumunu kontrol et.
Kavala Yunanistan ile yapılan Atina Antlaşması'nda, Dedeağaç ise Bulgaristan ile yapılan İstanbul Antlaşması'nda karşı tarafa bırakılmıştır.
Osmanlı'nın geri aldığı topraklar sadece Doğu Trakya ile sınırlı kalmıştır.

Key Concept

II. Balkan Savaşı sonucunda imzalanan antlaşmaların (İstanbul, Atina, İstanbul) toprak ve azınlık hakları açısından içeriği.

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin bu savaşta geri aldığı bölge 'Doğu Trakya' ile sınırlıdır.
2
Geri alınan yerler arasında Edirne ve Kırklareli bulunur ancak Kavala ve Dedeağaç daha batıda kalmaktadır.
3
Meriç Nehri sınır kabul edildiğine göre, nehrin batısında kalan Kavala gibi şehirlerin Osmanlı'ya geçmesi coğrafi olarak mümkün değildir.

Practice More

Osmanlı Devleti'nin Balkan Savaşları sonrasında Yunanistan ile imzaladığı Atina ve Sırbistan ile imzaladığı İstanbul antlaşmalarının içeriklerini karşılaştırarak azınlık hakları konusunu pekiştirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 247Question

I.I. Balkan Savaşı sonunda 3030 Mayıs 19131913 tarihinde imzalanan Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti, Midye-Enez hattının batısındaki topraklarını (Edirne, Kırklareli ve Trakya) kaybetmiştir. Bu antlaşmanın hükümleri dikkate alındığında, Ege Adaları'nın gelecekteki statüsü ile ilgili alınan karar aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Büyük devletlerin (Düvel-i Muazzama) hakemliğine ve kararına bırakılması

Answer

Ege Adaları'nın statüsü büyük devletlerin (Düvel-i Muazzama) hakemliğine ve kararına bırakılmıştır.
Londra Antlaşması'na göre Osmanlı Devleti; Midye-Enez hattının batısındaki toprakları kaybederken, Ege Adaları'nın ve Girit'in geleceği konusundaki kararı büyük devletlerin hakemliğine bırakmıştır. Bu, Osmanlı'nın bölgedeki zayıflığını ve meselenin uluslararası bir boyut kazandığını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
I. Balkan Savaşı'nın sonuçlarını ve Londra Antlaşması'nı analiz et.
Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki büyük toprak kaybı ve Midye-Enez sınırının belirlenmesi saptandı.
Antlaşmanın genel çerçevesini anlamak, özel maddeleri değerlendirmek için gereklidir.
2
Ege Adaları ile ilgili özel maddeyi incele.
Antlaşma metninde adaların geleceğinin Avrupalı büyük devletlerin (İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Avusturya-Macaristan, İtalya) kararına bırakıldığı görüldü.
Adaların durumu savaşın en tartışmalı konularından biri olduğu için çözüm büyük devletlere havale edilmiştir.

Key Concept

Londra Antlaşması'nda Ege Adaları'nın Durumu

Hints

1
Osmanlı Devleti bu dönemde kaybettiği toprakların ve adaların durumunu belirleme yetkisini tek başına kullanamamaktadır.
2
Antlaşma metni, çözümün Avrupa'nın güçlü devletlerine (Düvel-i Muazzama) devredildiğini belirtir.
3
Ege Adaları'nın statüsü, tıpkı Berlin Antlaşması'ndaki bazı maddeler gibi, uluslararası bir hakemlik sürecine bırakılmıştır.

Practice More

Balkan Savaşları sırasında bağımsızlığını ilan eden son Balkan devleti olan Arnavutluk'un durumunu inceleyiniz.
Estimated Time:50s
Question 248Question

Osmanlı Devleti'nde 19091909 yılında meşrutiyet rejimine karşı çıkan 3131 Mart Vakası’nın bastırılmasının ardından, IIII. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi süreci sadece dini bir fetva ile değil, Yeşilköy'de toplanan Meclis-i Umumi Milli'nin (Milli Meclis) aldığı kararla hukuki bir nitelik kazanmıştır. Bu uygulama, Osmanlı siyasal sisteminde meydana gelen aşağıdaki değişimlerden hangisinin en güçlü kanıtıdır?

Show answer & explanation

Answer: Yasama organının, yürütmenin başı olan padişah üzerindeki siyasi ve hukuki üstünlüğünün pekiştiğinin

Answer

Meclisin padişahı görevden alma yetkisini kullanması, yasama organının yürütme üzerindeki denetim ve yaptırım gücünün arttığını kanıtlar.
Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişah, milli iradeyi temsil eden bir meclis kararıyla tahttan indirilmiştir. Bu durum, yasama organının (Meclis), yürütmenin başı olan padişah karşısında hukuki ve siyasi bir üstünlük kazandığını ve mutlak otoritenin sınırlandığını gösteren en somut gelişmedir.

Step-by-Step Solution

1
3131 Mart Vakası'nın niteliğini analiz etmek
İsyanın mevcut meşrutiyet rejimine ve anayasal düzene karşı yapıldığı tespit edilir.
Olayın rejim karşıtı bir irtica faaliyeti olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Hareket Ordusu'nun ve Meclis-i Umumi Milli'nin rolünü değerlendirmek
Ordunun isyanı bastırdığı ve meclisin Yeşilköy'de toplanarak meşruiyet zemini oluşturduğu görülür.
Tahttan indirme kararının askeri bir darbe görünümünden çıkarılıp hukuki bir zemine oturtulduğunu anlamak için gereklidir.
3
Tahttan indirme yöntemindeki değişikliği yorumlamak
Geleneksel fetva yöntemine halkın temsilcisi olan Meclis kararının eklenmesi, egemenlik anlayışındaki kaymayı gösterir.
Padişahın mutlak otoritesinin meclis iradesine boyun eğdiğini kanıtlamak için gereklidir.

Key Concept

Meşrutiyet rejiminde meclis üstünlüğü ve 19091909 anayasa değişikliklerinin ruhu.

Hints

1
Tahttan indirme kararının kim tarafından ve hangi ortamda alındığına odaklanın.
2
Yeşilköy'deki toplantının 'Milli Meclis' adıyla anılması, halkın temsilcilerinin gücü hakkında ne söyler?
3
Bir padişahın dini fetva dışında meclis kararıyla görevden alınması, yasama ve yürütme arasındaki güç dengesini nasıl değiştirir?

Practice More

19091909 Anayasa değişikliklerinin tam listesini inceleyerek padişahın yetkilerindeki somut azalmayı not edin.

Alternative Method

Olayı 18761876 Anayasası ile 19091909 Değişiklikleri arasındaki farklar üzerinden düşünerek, padişahın meclisi feshetme yetkisinin kısıtlandığı dönemi hatırlayabilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 249Question

I.I. Balkan Savaşı'nda Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ'dan oluşan Balkan İttifakı'na karşı mücadele eden Osmanlı Devleti, ağır bir yenilgi alarak 3030 Mayıs 19131913 tarihinde Londra Antlaşması'nı imzalamıştır. Bu antlaşmanın hükümleri ve savaşın sonuçları göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu dönemde yaşanan gelişmelerden biridir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti'nin batı sınırı Midye-Enez hattı olarak belirlenmiş, bu hattın batısındaki topraklar Balkan devletlerine bırakılmıştır.

Answer

Osmanlı Devleti'nin batı sınırının Midye-Enez hattı olarak belirlenmesi ve bu hattın batısındaki toprakların kaybedilmesi doğru bir bilgidir.
Londra Antlaşması'nın en belirgin maddesi, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki sınırının Midye-Enez hattı olarak çekilmesidir. Bu hat, Osmanlı'nın Balkanlar'daki hakimiyetinin fiilen bittiğini ve Edirne gibi sembolik şehirlerin dahi elden çıktığını göstermektedir.

Step-by-Step Solution

1
I.I. Balkan Savaşı'nın taraflarını ve sonucunu belirle.
Osmanlı Devleti; Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ ittifakına karşı savaşı kaybetmiştir.
Savaşın sonucunda imzalanan antlaşmanın hangi şartlar altında yapıldığını anlamak için gereklidir.
2
Londra Antlaşması ile çizilen yeni sınırı tanımla.
Osmanlı Devleti'nin yeni sınırı Karadeniz kıyısındaki Midye ile Ege kıyısındaki Enez arasındaki hat olmuştur.
Antlaşmanın en temel mekansal sonucunu belirlemek için.
3
Kaybedilen bölgeleri ve diğer siyasi sonuçları analiz et.
Edirne, Kırklareli, Trakya, Makedonya ve Arnavutluk kaybedilmiştir. Ege Adaları'nın durumu ise Avrupalı devletlerin kararına bırakılmıştır.
Seçeneklerdeki yanlış bilgileri elemek ve tam hakimiyet sağlamak için.

Key Concept

Londra Antlaşması (19131913) ve Midye-Enez Sınırı

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin bu savaştan sonra Trakya'daki en büyük şehri olan Edirne'yi bile kaybettiğini hatırlayın.
2
Yeni sınır hattı, isimlerini biri Karadeniz diğeri Ege kıyısında bulunan iki yerleşim yerinden almaktadır.
3
Bu hattın adı Midye-Enez hattıdır ve Osmanlı'nın Avrupa'daki varlığını Doğu Trakya ile sınırlandırmıştır.

Practice More

Londra Antlaşması'nda Bulgaristan'ın en büyük payı almasının, diğer Balkan devletleri arasında nasıl bir tepkiye yol açtığını ve II.II. Balkan Savaşı'na nasıl zemin hazırladığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 250Question

II.Mes\crutiyetII. Meşrutiyet döneminin demokratikleşme süreci içerisinde, 19091909 yılında Kanun-i Esasi üzerinde yapılan kapsamlı değişiklikler "padişahın kişisel otoritesinden meclis üstünlüğüne geçiş" olarak nitelendirilir. Bu reformlar kapsamında, anayasanın 35.35. maddesinde yapılan düzenleme ile padişahın meclisi feshetme yetkisi belirli anayasal prosedürlere bağlanarak zorlaştırılmıştır.

Buna göre, 19091909 düzenlemeleriyle padişahın Meclis-i Mebusan'ı feshedebilmesi için hükümet ile meclis arasında bir uyuşmazlığın çıkmış olması şartının yanı sıra aşağıdaki kurumlardan hangisinin onayını alması zorunlu kılınmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Heyet-i Ayan (Ayan Meclisi)

Answer

Padişahın Meclis-i Mebusan'ı feshedebilmesi için Heyet-i Ayan'ın (Ayan Meclisi) onayı zorunlu hale getirilmiştir.
Doğru yanıt olan seçenek, 19091909 yılında Kanun-i Esasi'nin 35.35. maddesinde yapılan değişikliği tam olarak yansıtmaktadır. Bu düzenleme ile padişahın Meclis-i Mebusan'ı feshetmesi; hükümet ile meclis arasında bir uyuşmazlık çıkması, hükümetin istifa etmesi fakat yeni gelen hükümetin de meclis ile anlaşamaması durumunda, üst meclis olan Heyet-i Ayan'ın onay vermesi şartına bağlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
18761876 Kanun-i Esasi'nin orijinal halini analiz etme
Padişahın hiçbir şarta bağlı kalmaksızın meclisi açma ve kapama yetkisi vardı.
Bu durum mutlakiyetçi yapının korunmasını sağlıyordu.
2
19091909 Anayasa değişikliklerinin amacını belirleme
Meclisin padişah karşısında güçlendirilmesi ve fesih yetkisinin sınırlandırılması hedeflenmiştir.
3131 Mart Vakası sonrası parlamenter sistemi güvence altına alma ihtiyacı doğmuştur.
3
35.35. madde düzenlemesini inceleme
Fesih için; hükümet ile meclis uyuşmazlığı, uyuşmazlığın giderilememesi ve Ayan Meclisi'nin onayı şart koşulmuştur.
Çift meclisli sistemde üst meclisin (Ayan) denetimi, keyfiyeti önlemek için bir araç olarak kullanılmıştır.

Key Concept

1909 Kanun-i Esasi Değişiklikleri ve Parlamenter Sistem

Hints

1
19091909 değişikliklerinin temel amacı, padişahın 18781878'de yaptığı gibi meclisi keyfi olarak süresiz kapatmasını engellemektir.
2
Osmanlı parlamentosu çift meclisli bir yapıya sahipti: Halkın seçtiği Mebusan ve padişahın seçtiği Ayan.
3
Padişahın yetkisini denetleyen kurum, üyelerini bizzat kendisinin ömür boyu atadığı ancak yasamanın bir parçası olan heyettir.

Practice More

1909 değişikliklerinde yer alan 'hükümetin meclise karşı sorumluluğu' ve 'antlaşmaların onaylanması' maddelerini tekrar gözden geçirin.

Alternative Method

Tarihsel kronoloji ve neden-sonuç analizi yaparak; 3131 Mart Vakası sonrası İttihatçıların padişahın (II. Abdülhamid) gücünü nasıl kırmış olabileceğini düşünmek sizi doğru cevaba ulaştırabilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 251Question

I.I. Balkan Savaşı'nı sona erdiren Londra Antlaşması (19131913), Osmanlı Devleti'nin Balkan coğrafyasındaki toprak kayıplarını tescil etmenin ötesinde, bazı stratejik meselelerin çözümünü doğrudan büyük devletlerin (Du¨veliDüvel-i MuazzamaMuazzama) iradesine bırakmıştır. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin savaş sonrası diplomaside kendi toprakları ve egemenlik sahası üzerindeki tek taraflı karar verme yetkisini büyük ölçüde kaybettiğinin bir göstergesidir.

Buna göre, Londra Antlaşması'nın aşağıdaki hükümlerinden hangisi, Osmanlı Devleti'nin bir bölge üzerindeki nihai statüyü belirleme yetkisini doğrudan rakip devletlere devretmek yerine, uluslararası diplomasinin hakemliğine bıraktığını kanıtlamaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Arnavutluk'un sınırlarının ve Ege Adaları'nın gelecekteki durumunun büyük devletlerin kararına bırakılması

Answer

Arnavutluk'un sınırlarının ve Ege Adaları'nın gelecekteki durumunun büyük devletlerin kararına bırakılması
Londra Antlaşması'nın en özgün maddelerinden biri, yeni bağımsızlığını ilan eden Arnavutluk'un sınırlarının ve savaş sırasında Yunanistan tarafından işgal edilen Ege Adaları'nın statüsünün belirlenmesinin büyük devletlere (Düvel-i Muazzama) bırakılmasıdır. Bu, Osmanlı Devleti'nin bu bölgeler üzerindeki nihai söz hakkını uluslararası bir mekanizmaya devrettiğini gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşma Maddelerini İnceleme
Londra Antlaşması'nda Midye-Enez hattının batısındaki toprakların (Arnavutluk hariç) müttefiklere bırakıldığı görülür.
Toprak kayıplarının sınırlarını belirlemek için antlaşma metnine bakılmalıdır.
2
Hakemlik Kavramını Analiz Etme
Arnavutluk'un sınırları ve Ege Adaları'nın statüsü maddesi, kararı doğrudan Balkan devletlerine değil, büyük devletlere (İngiltere, Fransa, Almanya, vb.) bırakmıştır.
Soruda istenen 'kararın büyük devletlerin hakemliğine bırakılması' şartını sağlayan hükmü bulmak gerekir.
3
Sonuca Ulaşma
Bu durum, Osmanlı'nın bu bölgelerdeki egemenlik hakkından vazgeçerek kararı uluslararası diplomasiye bıraktığını kanıtlar.
Diplomatik bir belirsizlik ve hakemlik söz konusudur.

Key Concept

Londra Antlaşması'nda Uluslararası Hakemlik ve Belirsiz Statüler

Hints

1
Antlaşmada bazı bölgelerin geleceği 'Büyük Devletlerin' (Du¨veliDüvel-i MuazzamaMuazzama) kararına bırakılmıştır.
2
Özellikle Ege Adaları ve yeni kurulan Arnavutluk'un sınırları bu kapsamdadır.
3
Osmanlı, Midye-Enez hattıyla Edirne'yi kaybetmiş olsa da, adalar konusundaki yetkisini uluslararası hakemliğe devretmiştir.

Practice More

II. Balkan Savaşı sonunda imzalanan İstanbul ve Atina Antlaşmalarını inceleyerek Londra Antlaşması ile kaybedilen hangi yerlerin geri alındığını araştırın.
Estimated Time:1m 30s
Question 252Question

Trablusgarp Savaşı'nda Mustafa Kemal ve Enver Paşa gibi gönüllü subayların yerel halkı örgütleyerek İtalyan ilerleyişini durdurmasına rağmen, Balkan Savaşları'nın başlaması Osmanlı Devleti'ni barış masasına zorlamıştır. 1912'de imzalanan Uşi Antlaşması ile toprak kayıpları yaşanmış olsa da, Osmanlı diplomasisi devletin uluslararası statüsünü iyileştirmeye yönelik bazı diplomatik maddeleri metne dahil ettirmeyi başarmıştır.

Buna göre, Uşi Antlaşması'nın maddeleri dikkate alındığında, İtalya'nın aşağıdakilerden hangisini gerçekleştirmeyi taahhüt etmesi, Osmanlı Devleti'nin 'tam bağımsızlık' yolundaki hukuki ve ekonomik engelleri aşma çabasına doğrudan destek niteliği taşımaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti'nin kapitülasyonları kaldırma girişimlerine uluslararası alanda destek vereceğini

Answer

İtalya'nın Osmanlı Devleti'nin kapitülasyonları kaldırma girişimlerine destek vereceğini taahhüt etmesi
Uşi Antlaşması'nın az bilinen ancak önemli maddelerinden biri, İtalya'nın Osmanlı Devleti'nin kapitülasyonları (ayrıcalıkları) kaldırma konusundaki girişimlerine uluslararası alanda yardımcı olacağı taahhüdüdür. Bu, Osmanlı Devleti'nin o dönemde en büyük hedefi olan mali ve adli tam bağımsızlığa yönelik diplomatik bir kazanımdır.

Step-by-Step Solution

1
Uşi Antlaşması'nın (1912) maddelerini diplomatik ve hukuki kazanımlar açısından analiz edin.
Antlaşmanın toprak kaybı dışında dini (halifelik) ve hukuki (kapitülasyonlar) maddeler içerdiği görülür.
Uşi Antlaşması sadece bir ateşkes değil, Osmanlı'nın uluslararası hukuktaki yerini korumaya çalıştığı bir belgedir.
2
'Tam bağımsızlık' ve 'ekonomik/hukuki kısıtlamalar' kavramlarını kapitülasyonlarla ilişkilendirin.
Kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti'nin mali ve adli bağımsızlığını en çok zedeleyen unsurdur.
Soruda istenen 'destek' niteliğindeki maddeyi bulmak için devletin egemenliğini sınırlayan unsurların kaldırılmasına bakılmalıdır.
3
İtalya'nın antlaşma metninde verdiği özel taahhüdü hatırlayın.
İtalya, antlaşmanın 9. maddesi civarında Osmanlı'nın kapitülasyonları kaldırma çabalarına destek sözü vermiştir.
Bu, Osmanlı diplomasisinin bir başarısı olarak görülse de uygulamada İtalya bu sözü yerine getirmemiştir, ancak kağıt üzerinde bir kazanımdır.

Key Concept

Uşi Antlaşması'nın Diplomatik ve Hukuki Nüansları

Hints

1
Uşi Antlaşması'nın sadece toprak kaybı içermediğini, Osmanlı'nın uluslararası egemenliğini ilgilendiren bazı 'destek' maddeleri barındırdığını düşünün.
2
Osmanlı Devleti'nin o dönemde Avrupa devletleri karşısında elini kolunu bağlayan en önemli mali ve hukuki kısıtlama nedir?
3
Antlaşma maddeleri arasında İtalya'nın, Osmanlı'nın yabancı devletlere verdiği imtiyazları (kapitülasyonları) kaldırma mücadelesinde yardımcı olacağına dair bir hüküm bulunmaktadır.

Practice More

Uşi Antlaşması'ndaki dini hükümlerin (Halifeye bağlılık ve Naibü's-Sultan) Küçük Kaynarca Antlaşması ile benzerliğini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Antlaşmanın maddelerini 'kayıplar' (Trablusgarp, On İki Ada) ve 'kazanımlar' (Halifelik bağı, Kapitülasyon desteği) olarak kategorize ederek eleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 253Question

II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı, Balkan devletlerinin I.BalkanSavas\cıI. Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti'nden aldıkları toprakları paylaşırken anlaşmazlığa düşmesi üzerine başlamıştır. Savaşın sonunda, Balkan devletleri kendi aralarındaki sınırları belirlemek için bir genel antlaşma imzalarken; Osmanlı Devleti de kaybettiği toprakların bir kısmını geri alarak ilgili devletlerle ikili antlaşmalar yapmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı sonunda Balkan devletlerinin kendi aralarında imzaladığı ve Osmanlı Devleti'nin taraf olmadığı antlaşmadır?

Show answer & explanation

Answer: Bükreş Antlaşması

Answer

Balkan devletlerinin kendi aralarında imzaladığı antlaşma Bükreş Antlaşması'dır.
Bükreş Antlaşması (1010 Ağustos 19131913), Bulgaristan'ın diğer Balkan devletlerine (Yunanistan, Sırbistan, Karadağ ve Romanya) karşı yenilmesi üzerine bu devletlerin kendi aralarında imzaladığı antlaşmadır. Osmanlı Devleti bu antlaşmanın tarafı değildir; kendi sınırlarını ve haklarını korumak için ilgili devletlerle ayrı ayrı (İstanbul ve Atina antlaşmaları gibi) masaya oturmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Balkan Savaşları kronolojisini ve tarafları analiz etme
II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı Bulgaristan'a karşı diğer Balkan devletlerinin (ve sonradan Romanya'nın) birleşmesiyle gerçekleşmiştir.
Savaşın niteliğini anlamak, diplomatik sonuçları ayırt etmeyi sağlar.
2
Antlaşmaların taraflarını belirleme
Osmanlı Devleti; Bulgaristan ile İstanbul (1913), Yunanistan ile Atina (1913) ve Sırbistan ile İstanbul (1914) antlaşmalarını imzalamıştır.
Osmanlı'nın taraf olduğu antlaşmaları eleyerek genel barış antlaşmasına ulaşmak.
3
Genel barış antlaşmasını saptama
Bulgaristan'ın yenilgiyi kabul etmesiyle Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Romanya ile imzaladığı metin Bükreş Antlaşması'dır.
Osmanlı Devleti bu masada yer almamış, toprak kazanımlarını ikili görüşmelerle resmileştirmiştir.

Key Concept

II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı Diplomatik Sonuçları ve Bükreş Antlaşması

Hints

1
Soruda Osmanlı Devleti'nin 'taraf olmadığı' ve Balkan devletlerinin 'kendi aralarında' yaptığı vurgusuna dikkat edin.

Practice More

II.BalkanSavas\cıII. Balkan Savaşı'na ilk savaşa katılmadığı halde dahil olan ve Bükreş Antlaşması ile Dobruca'yı alan devleti (Romanya) araştırabilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 254Question

I.I. Balkan Savaşı’nı sona erdiren 3030 Mayıs 19131913 tarihli Londra Antlaşması’nın hükümleri ve bu sürecin getirdiği diplomatik sonuçlar bütüncül bir bakış açısıyla incelendiğinde; Osmanlı Devleti’nin RumeliRumeli’deki toprak tasfiyesi ve bölgedeki siyasi statü değişimleri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti, Midye-Enez hattının batısında kalan topraklarını Balkan müttefikleri arasında önceden mutabık kalınan detaylı bir paylaşım planı çerçevesinde devretmiştir.

Answer

Osmanlı Devleti'nin topraklarını müttefikler arasında belirli bir plan dahilinde paylaştırdığı ifadesi yanlıştır; çünkü antlaşma metni paylaşım krizini çözmemiş, toprakları toplu olarak bırakmıştır.
Londra Antlaşması, Osmanlı Devleti'nin Midye-Enez hattının batısındaki toprakları Balkan müttefiklerine terk etmesini öngörmüştür. Ancak antlaşma metninde bu toprakların müttefikler arasında nasıl paylaştırılacağına dair bir madde bulunmamaktadır. Özellikle Bulgaristan'ın aslan payını alması, Sırbistan ve Yunanistan'ı rahatsız etmiş; bu belirsizlik ve paylaşım sorunu II.II. Balkan Savaşı'nın temel çıkış noktası olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmanın sınır maddesini incele
Osmanlı sınırı Midye-Enez hattı olarak belirlendi.
Osmanlı'nın Avrupa'daki topraklarının sınırını netleştirmek için.
2
Toprak paylaşım usulünü değerlendir
Topraklar Balkan müttefiklerine (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ) toplu olarak bırakıldı.
Müttefikler kendi aralarında paylaşım konusunda anlaşamadıkları için antlaşmada detaylı bir plan yer almadı.
3
Ege Adaları ve Arnavutluk durumunu kontrol et
Bu bölgelerin statüsü Büyük Devletlerin (İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya, İtalya, Avusturya-Macaristan) hakemliğine bırakıldı.
Bölgesel rekabetin uluslararası krize dönüşmesini engellemek için.
4
Yanlış yargıyı tespit et
Detaylı bir paylaşım planı olduğu iddiasının tarihsel gerçekle uyuşmadığı görüldü.
Paylaşım planı olmadığı için müttefikler birbirine düşmüş ve II. Balkan Savaşı çıkmıştır.

Key Concept

Londra Antlaşması'nın paylaşım krizi ve diplomatik belirsizlikleri

Hints

1
Londra Antlaşması müttefiklerin Osmanlı'yı yenmesi sonrası imzalanan genel bir tasfiye belgesidir.
2
II.II. Balkan Savaşı'nın neden çıktığını hatırlayın; müttefikler kendi aralarında anlaşabilmişler miydi?
3
Antlaşma Midye-Enez hattını sınır çizerken, batıdaki toprakları belirli bir paydaşlık planı sunmadan müttefiklerin bütününe bırakmıştır.

Practice More

Londra Antlaşması'nın ardından yaşanan Bâb-ı Âli Baskını'nın iç politikadaki etkilerini inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Soruya tersten yaklaşarak II. Balkan Savaşı'nın nedenlerini (paylaşım krizi) hatırlamak, Londra Antlaşması'nın neyi eksik bıraktığını doğrudan gösterir.
Estimated Time:1m 30s
Question 255Question

Trablusgarp Savaşı devam ederken Balkan Savaşları'nın patlak vermesi, Osmanlı Devleti'ni İtalya ile hızlı bir barış yapmaya zorlamıştır. 1912 yılında imzalanan Uşi Antlaşması'nda yer alan "On İki Ada, Balkan Savaşları'nın bitimine kadar geçici olarak İtalya'nın koruyuculuğunda kalacaktır." maddesi, dönemin siyasi ve askeri koşulları çerçevesinde değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti, donanma yetersizliği nedeniyle adaları Yunan işgaline karşı korumak için stratejik bir risk alarak İtalya'nın varlığını bir 'güvenlik tamponu' olarak kullanmak istemiştir.

Answer

Osmanlı Devleti, donanma yetersizliği nedeniyle adaları Yunan işgaline karşı korumak için stratejik bir risk alarak İtalya'nın varlığını bir 'güvenlik tamponu' olarak kullanmak istemiştir.
Doğru yanıt olan seçenek, Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu askeri çaresizliği (donanma zayıflığı) ve Yunan tehdidine karşı İtalya'yı istemeyerek de olsa bir kalkan olarak kullanma stratejisini doğru analiz etmektedir. Uşi Antlaşması'ndaki 'geçici' ibaresi, adaların korunması amacını taşır ancak uygulama aşamasında bu bir diplomatik başarısızlığa dönüşmüştür.

Step-by-Step Solution

1
Konjonktürü Analiz Etme
Osmanlı Devleti aynı anda iki savaşla (Trablusgarp ve Balkan) baş edemeyecek durumdadır.
Balkan Savaşları'nın başlaması, Osmanlı'nın İtalya ile acilen barış yapmasını zorunlu kılmıştır.
2
Askeri Güç Değerlendirmesi
Osmanlı donanması zayıf olduğu için Ege adalarını Yunanistan'a karşı koruyamamaktadır.
İtalya'nın adalardaki varlığı, Yunanistan'ın adaları işgal etmesini engelleyecek bir 'ehven-i şer' (kötünün iyisi) çözüm olarak görülmüştür.
3
Hukuki ve Stratejik Sonucu Belirleme
Geçici bırakma kararı, adaların fiilen elden çıkmasına zemin hazırlamıştır.
İtalya barıştan sonra adaları boşaltmamış ve adalar ancak II. Dünya Savaşı sonunda el değiştirmiştir.

Key Concept

Uşi Antlaşması ve On İki Ada'nın Stratejik Statüsü

Hints

1
Osmanlı Devleti'nin o dönemdeki donanma gücünü ve Ege Denizi'ndeki diğer bir tehdit olan Yunanistan'ı düşünün.

Practice More

Uşi Antlaşması ile Lozan Antlaşması'ndaki ada hükümlerini karşılaştırarak diplomasi tarihindeki 'geçici işgal' kavramını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 256Question

I.I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması (19131913), Osmanlı Devleti'nin Balkan coğrafyasındaki varlığını Midye-Enez hattının doğusuna hapsederken; Edirne, Kırklareli ve tüm Trakya topraklarının Bulgaristan'a bırakılmasını öngörmüştür. Bununla birlikte, savaşın yarattığı siyasi boşlukta bağımsızlığını ilan eden Arnavutluk ile Yunan işgaline uğrayan Ege Adaları'nın geleceği konusunda nihai bir hüküm verilmemiş, bu bölgelerin statüsü Avrupalı Büyük Devletlerin (Du¨veliDüvel-i MuazzamaMuazzama) hakemliğine bırakılmıştır.

Buna göre, Londra Antlaşması'nın hükümleri ve dönemin siyasi koşulları analiz edildiğinde, aşağıdakilerden hangisi bu antlaşmanın sonuçları arasında gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: Osmanlı Devleti'nin Ege Denizi'ndeki tüm adalar üzerindeki egemenlik haklarından Yunanistan lehine feragat etmesi

Answer

Osmanlı Devleti'nin Ege Denizi'ndeki adalar üzerindeki haklarından Yunanistan lehine tamamen vazgeçtiği bilgisi yanlıştır; çünkü Londra Antlaşması bu adaların geleceğini Büyük Devletlerin (hakem devletlerin) kararına bırakmıştır.
Londra Antlaşması'nın (19131913) 5.5. maddesi uyarınca, Ege Adaları'nın statüsü ve Arnavutluk'un sınırları Büyük Devletlerin (İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya ve Rusya) vereceği karara bırakılmıştır. Osmanlı Devleti bu antlaşma ile egemenlik haklarını doğrudan Yunanistan'a devretmemiş, meseleyi uluslararası diplomasiye taşımıştır.

Step-by-Step Solution

1
Antlaşmanın toprak hükümlerini incele
Osmanlı Devleti'nin Batı sınırının Midye-Enez hattı olduğu ve Edirne dahil Trakya'nın Bulgaristan'a geçtiği görülür.
Toprak kayıplarının kapsamını belirlemek için.
2
Arnavutluk ve Adalar'ın hukuki statüsünü analiz et
Bu bölgelerin egemenlik devrinin doğrudan bir devlete yapılmadığı, kararın Avrupalı devletlere (İngiltere, Fransa, Rusya vb.) bırakıldığı tespit edilir.
Egemenlik haklarının hangi devlete veya merciye devredildiğini anlamak için.
3
Seçenekleri antlaşma metniyle karşılaştır
Adaların doğrudan Yunanistan'a devredildiği ifadesinin antlaşma maddesiyle çeliştiği sonucuna ulaşılır.
Diplomatik nuansı (hakemlik vs. doğrudan ilhak) ayırt etmek için.

Key Concept

Londra Antlaşması'nda Adalar ve Arnavutluk'un statüsünün Büyük Devletlerin kararına (hakemliğine) bırakılması.

Hints

1
Antlaşmada bazı bölgelerin geleceğinin bizzat savaşan taraflar değil, 'hakem devletler' tarafından belirleneceğine dikkat edin.
2
Midye-Enez hattının batısında kalan topraklar kime verildi? Peki ya adalar ve Arnavutluk kime emanet edildi?
3
Londra Antlaşması'na göre Adalar'ın ve Arnavutluk'un durumu 'Büyük Devletler' (Düvel-i Muazzama) tarafından karara bağlanacaktı; doğrudan bir devlete verilmedi.

Practice More

II. Balkan Savaşı sonrasında imzalanan İstanbul ve Atina Antlaşmaları ile Londra Antlaşması'ndaki sınırların nasıl değiştiğini karşılaştırın.
Estimated Time:2m 0s
Question 257Question

3131 Mart Vakası'nın bastırılmasından sonra Meclis-i Mebusan'ın aldığı bir kararla IIII. Abdülhamit tahttan indirilmiş, yerine VV. Mehmet Reşat padişah ilan edilmiştir. Bu durum, Türk siyasi tarihinde aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir kanıtıdır?

Show answer & explanation

Answer: Meclisin, saltanat makamı üzerinde hukuksal ve siyasi bir otoriteye sahip olduğunun

Answer

Meclisin, saltanat makamı üzerinde hukuksal ve siyasi bir otoriteye sahip olduğunun
Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişah, halkın temsilcilerinden oluşan bir meclis kararıyla görevinden alınmıştır. Bu durum, meclisin (milli iradenin temsilcisinin) artık hükümdardan daha üstün bir siyasi ve hukuksal otorite haline geldiğinin en somut kanıtıdır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın niteliğini belirle
3131 Mart Vakası meşrutiyet rejimine karşı bir isyandır ve Hareket Ordusu tarafından bastırılmıştır.
Sürecin askeri mi yoksa siyasi mi ilerlediğini anlamak için başlangıç noktasını bilmek gerekir.
2
Karar verici mercii analiz et
Sultanın tahttan indirilmesi kararı ordu komutanları tarafından değil, Meclis-i Mebusan tarafından alınmıştır.
Eylemi gerçekleştiren güç (ordu) ile meşruiyeti sağlayan güç (meclis) arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.
3
Siyasi sonucu yorumla
Seçilmiş bir meclisin, geleneksel ve kutsal sayılan saltanat makamını değiştirebilmesi, halk iradesinin ve yasamanın üstünlüğünü gösterir.
Türk demokrasi tarihindeki kırılma noktalarından birini tespit etmek amaçlanır.

Key Concept

Parlamenter Üstünlük ve Hukuksal Meşruiyet

Hints

1
Kararı veren kurumun (Meclis-i Mebusan) kimliği ile padişahın görevden alınış yöntemi arasındaki ilişkiye odaklanın.

Practice More

19091909 Anayasa değişikliklerinin meclis yetkileri üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 258Question

I. Balkan Savaşı'nın gelişimi ve bu savaşı sona erdiren Londra Antlaşması (30 Mayıs 1913) ile ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Edirne ve Kırklareli gibi stratejik şehirler, Londra Antlaşması hükümleri ile Osmanlı Devleti'nin egemenliğinde kalmıştır.

Answer

Edirne ve Kırklareli'nin Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nde kaldığını savunan ifade yanlıştır; çünkü bu şehirler Midye-Enez hattının batısında kaldığı için Bulgaristan'a bırakılmıştır.
I. Balkan Savaşı sonunda imzalanan Londra Antlaşması ile Osmanlı Devleti'nin Batı sınırı Midye-Enez hattı olmuştur. Edirne, Kırklareli, Dedeağaç gibi şehirler bu hattın batısında kaldığı için Bulgaristan'a bırakılmak zorunda kalınmıştır. Bu şehirlerin Osmanlı'da kaldığını iddia eden bilgi tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz.

Step-by-Step Solution

1
Savaşın başlangıcını ve siyasi sürecini değerlendir.
Savaşın Karadağ'ın saldırısıyla başladığı ve süreç içinde Bab-ı Ali Baskını ile Arnavutluk'un bağımsızlığının yaşandığı doğrulanır.
Sürecin kronolojik doğruluğunu test etmek.
2
Londra Antlaşması'nın sınır hükümlerini incele.
Batı sınırının Midye-Enez hattı olarak kabul edildiği tespit edilir.
Antlaşmanın toprak kayıplarına etkisini belirlemek.
3
Edirne ve Kırklareli'nin durumunu analiz et.
Bu şehirlerin Midye-Enez hattının batısında kalması sebebiyle I. Balkan Savaşı sonunda kaybedildiği, ancak II. Balkan Savaşı'nda geri alındığı belirlenir.
Hatalı bilgiyi (yanlış olanı) tespit etmek.

Key Concept

Londra Antlaşması (1913) ve Midye-Enez Sınırı

Hints

1
Edirne'nin hangi Balkan Savaşı sonunda ve hangi antlaşma ile geri alındığını (İstanbul Antlaşması) hatırla.

Practice More

II. Balkan Savaşı'nı sona erdiren Bükreş ve İstanbul antlaşmalarının toprak paylaşımlarını inceleyerek aradaki farkı pekiştirebilirsin.
Estimated Time:45s
Question 259Question

Balkan Savaşları sırasında yaşanan otorite boşluğunu değerlendiren İttihat ve Terakki Cemiyeti, Edirne'nin savunulması konusundaki hassasiyeti kullanarak 2323 Ocak 19131913 tarihinde bir hükümet darbesi gerçekleştirmiştir.

Osmanlı siyasi tarihinde "Bâb-ı Âli Baskını" olarak bilinen bu askeri müdahale sonucunda görevden el çektirilen devlet adamı ve yerine getirilen sadrazam aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Kâmil Paşa — Mahmut Şevket Paşa

Answer

Bâb-ı Âli Baskını sonucunda istifa eden Kâmil Paşa, yerine göreve getirilen ise Mahmut Şevket Paşa'dır.
Bâb-ı Âli Baskını ile Kâmil Paşa hükümeti, Edirne'nin savunulmasında yetersiz kaldığı gerekçesiyle Enver Paşa liderliğindeki grup tarafından istifaya zorlanmış; yerine ise Hareket Ordusu komutanlığından da tanınan Mahmut Şevket Paşa sadrazam olarak atanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın zamanlamasını belirle.
I.I. Balkan Savaşı'nın devam ettiği ve Londra Konferansı'nın sürdüğü 19131913 yılı başı.
Baskının gerekçesi olan Edirne'nin teslimi meselesi bu dönemde gündeme gelmiştir.
2
Devrilen hükümeti tespit et.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na yakın olan Kâmil Paşa hükümeti.
Enver Paşa liderliğindeki İttihatçılar, Kâmil Paşa'yı vatan hainliği ve Edirne'yi satmakla suçlamıştır.
3
Kurulan yeni hükümeti belirle.
İttihat ve Terakki'nin desteğini alan Mahmut Şevket Paşa kabinesi.
İttihatçılar kendi kadrolarından biri yerine, orduda saygınlığı olan Mahmut Şevket Paşa'yı sadrazam yaparak meşruiyet kazanmaya çalışmıştır.

Key Concept

Bâb-ı Âli Baskını bir rejim değişikliği değil, bir hükümet darbesidir; yani sadece yönetimdeki şahıslar ve kabine değişmiştir.

Hints

1
Bu olay I.I. Balkan Savaşı'ndaki askeri başarısızlıklar bahane edilerek gerçekleştirilmiştir.
2
İstifa eden sadrazam, Edirne'yi Bulgarlara bırakmakla suçlanan Kâmil Paşa'dır.
3
Yeni hükümetin başına İttihatçıların da saygı duyduğu, Hareket Ordusu komutanlığı yapmış bir paşa getirilmiştir.

Practice More

Bâb-ı Âli Baskını'nın Osmanlı Devleti'nin rejimini değiştirip değiştirmediği (rejim vs. hükümet değişikliği) konusuna odaklanabilirsiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 260Question

Osmanlı Devleti'nin I.I. Balkan Savaşı'nda aldığı yenilgiler sonrası toplanan Londra Konferansı sürecinde, Kâmil Paşa hükümetinin Edirne'yi Bulgarlara bırakmaya hazırlandığı propagandası, İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından askeri müdahalenin meşruiyet zemini olarak kullanılmıştır. Bu doğrultuda gerçekleşen 2323 Ocak 19131913 tarihli Bâb-ı Âli Baskını ile ilgili yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi, bu olayın Türk siyasi tarihindeki özgün yerini ve niteliğini belirleyen unsurlardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Padişahın anayasal yetkilerini askıya alarak monarşik otoriteyi tamamen ilga etmesi ve cumhuriyet rejimine geçişin hukuki altyapısını kurması

Answer

Bâb-ı Âli Baskını bir hükümet darbesidir; devletin rejimini (meşrutiyeti) değiştirmemiş veya cumhuriyet ilanı gibi bir amaç taşımamıştır. Padişahın makamı ve anayasal düzen korunmuş, sadece hükümet kabinesi zorla değiştirilmiştir.
Bâb-ı Âli Baskını, Türk tarihinde anayasal düzeni veya padişahlık makamını ortadan kaldıran bir olay değildir. Bu müdahale, mevcut anayasal sistem (Meşrutiyet) içerisinde yürütme gücünü elinde bulunduran hükümetin (Kâmil Paşa kabinesi) silah zoruyla istifaya zorlanıp yerine başka bir kabinenin (Mahmut Şevket Paşa kabinesi) getirilmesidir. Dolayısıyla monarşiyi ilga etmek veya cumhuriyete geçişi sağlamak gibi bir özelliği bulunmamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın kapsamını analiz etme
Baskının padişaha (V. Mehmet Reşat) değil, hükümet başkanı olan Sadrazam Kâmil Paşa'ya yönelik olduğu tespit edilir.
Darbe ve rejim değişikliği arasındaki farkı anlamak için hedefin kim olduğu kritiktir.
2
Anayasal durumu değerlendirme
Kanun-i Esasi'nin yürürlükte kaldığı ve parlamenter sistemin (meşrutiyet) kağıt üzerinde devam ettiği görülür.
Olayın hukuki niteliğini belirlemek gerekir.
3
Siyasi sonuçları yorumlama
İttihat ve Terakki'nin Mahmut Şevket Paşa'yı sadrazamlığa getirerek iktidarı tamamen ele geçirdiği sonucuna varılır.
Baskının asıl amacının yönetimde tek elden hakimiyet kurmak olduğu anlaşılır.

Key Concept

Hükümet Darbesi vs. Rejim Değişikliği

Hints

1
Bu olayın bir 'rejim değişikliği' mi yoksa sadece bir 'hükümet değişikliği' mi olduğunu düşünün.
2
Osmanlı Devleti'nde padişahlığın ve halifeliğin bu baskın sonucunda sona erip ermediğini hatırlayın.
3
Cumhuriyet ilanı gibi köklü sistem değişiklikleri 19231923'e aittir; 19131913'teki baskında sadece kabine (hükümet merkezi) el değiştirmiştir.

Practice More

Bâb-ı Âli Baskını'nın ardından kurulan Mahmut Şevket Paşa kabinesinin I.I. Dünya Savaşı'na giden süreçteki politikalarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 13 / 19Next