Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi

338 questions

Question 141Question

4242 yaşında bir kadın hasta, son birkaç aydır devam eden, epigastrik bölgede kuşak tarzında ağrı ve iştahsızlık şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın soygeçmişinde babasında ve ağabeyinde multipl displastik nevüs ve malign melanom öyküsü olduğu öğreniliyor. Yapılan genetik analizlerde hastada 9p219p21 lokusunda germ-hattı mutasyonu saptanıyor. Görüntülemede pankreas gövdesinde kitle saptanan bu hastada, gelişen tümörün patogenezinde yer alan p16/INK4Ap16/INK4A proteininin normal hücresel görevi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Siklin bağımlı kinazları (CDK4/6CDK4/6) inhibe ederek RbRb proteininin fosforilasyonunu engellemek

Answer

Pankreas duktal adenokarsinomu gelişiminde rol oynayan p16/INK4A proteininin normal görevi, siklin bağımlı kinazları (CDK4/6) inhibe ederek Rb proteininin fosforilasyonunu engellemek ve böylece hücre döngüsünü G1/S sınırında baskılamaktır.
Siklin bağımlı kinazları (CDK4/6CDK4/6) inhibe ederek RbRb proteininin fosforilasyonunu engellemek şeklindeki seçenek doğrudur. FAMMM sendromunda mutasyona uğrayan CDKN2ACDKN2A geninin ürünü olan p16p16, hücre döngüsünün en önemli fren mekanizmalarından biridir. p16p16 inaktive olduğunda CDK4/SiklinDCDK4/Siklin D kompleksi kontrolsüz şekilde RbRb proteinini fosforile eder, bu da E2FE2F'nin serbest kalarak hücrenin sürekli SS fazına girmesine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Hastadaki ailevi melanom öyküsü ve displastik nevüsler, Ailesel Atipik Multipl Mol-Melanom (FAMMM) sendromuna işaret eder.
FAMMM sendromu, pankreas kanseri riskini 20-30 kat artıran otozomal dominant bir durumdur.
2
Genetik lokusu tanımla
9p21 lokusu, CDKN2A genini içerir.
CDKN2A geni, pankreas kanserlerinin %95'inde inaktive olan en önemli tümör baskılayıcı genlerden biridir.
3
Proteinin biyokimyasal etkisini belirle
CDKN2A geni p16/INK4A ve p14/ARF olmak üzere iki protein kodlar; p16, CDK4/6 inhibisyonu yapar.
Siklin D ile kompleks yapan CDK4/6, Rb proteinini fosforile ederek E2F transkripsiyon faktörünü serbest bırakır ve S fazına geçişi sağlar. p16 bunu durdurur.

Key Concept

CDKN2A (p16/INK4A) mutasyonu, FAMMM sendromu ve hücre döngüsü regülasyonu arasındaki ilişki.

Practice More

Pankreas karsinomu gelişimindeki PanIN sekansını (KRAS -> CDKN2A -> TP53/SMAD4) kronolojik olarak inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 142Question

4848 yaşında erkek hasta, epigastrik ağrı ve her iki bacakta gode bırakan ödem şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar analizlerinde serum albumin düzeyi 2.2 g/dL2.2 \text{ g/dL} olarak saptanıyor. Endoskopik incelemede midenin fundus ve korpus bölgelerinde serebriform (beyin kıvrımı şeklinde) dev mukoza kıvrımları izleniyor. Alınan biyopsi örneğinin histopatolojik incelemesinde foveoler epitelde belirgin hiperplazi, fundik bezlerde ise atrofi saptanıyor. Bu klinik ve patolojik bulgular ışığında, bu hastalıkla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Patogenezinde Transforming Growth Factor-α\alpha (TGF-α\alpha) aşırı ekspresyonu birincil rol oynar.

Answer

Menetrier hastalığının patogenezinde TGF-α\alpha aşırı ekspresyonu ve buna bağlı EGFR aktivasyonu temel mekanizmadır.
Hastada görülen serebriform dev kıvrımlar, foveoler hiperplazi ve protein kaybına (ödem/hipoalbuminemi) bağlı tablo tipik olarak Menetrier hastalığını işaret eder. Bu hastalığın patogenezindeki temel defekt, TGF-α\alpha (Transforming Growth Factor-alpha) düzeyindeki aşırı artıştır. Bu büyüme faktörü EGFR reseptörüne bağlanarak foveoler hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Ödem, hipoalbuminemi ve midede dev kıvrımlar protein kaybeden gastropatiyi düşündürür.
Serum albumin düşüklüğü protein sızıntısını, dev kıvrımlar ise hipertrofik yapıyı gösterir.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir
Foveoler hiperplazi ve fundik bez atrofisi Menetrier hastalığı tanısını doğrular.
Mukoza kıvrımlarının büyümesinin nedeni foveoler hücre artışıdır, pariyetal hücre artışı değildir.
3
Moleküler mekanizmayı hatırla
TGF-α\alpha artışı epitel proliferasyonunu tetikler.
TGF-α\alpha, epidermal büyüme faktörü reseptörü (EGFR) üzerinden mitojenik etki yapar.

Key Concept

Menetrier Hastalığı (Hipertrofik Gastropati)

Practice More

Menetrier hastalığının çocuklardaki formu (genellikle CMV ilişkili) ile erişkin formunu karşılaştırınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 143Question

38 yaşında erkek hasta, yoğun alkol alımını takiben ani başlayan, kuşak tarzında sırta vuran şiddetli epigastrik ağrı ve kusma şikayeti ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenede periumbilikal bölgede ekimotik alanlar (Cullen belirtisi) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum amilaz düzeyi 3200 U/L3200 \text{ U/L} (N<110N < 110) ve lipaz düzeyi 1800 U/L1800 \text{ U/L} (N<60N < 60) olarak ölçülüyor. Bu hastada izlenen vasküler destrüksiyon ve interstisyel hemorajiden sorumlu olan temel pankreatik enzim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Elastaz

Answer

Vasküler hasar ve hemorajiden sorumlu olan temel enzim elastazdır.
Akut pankreatit sürecinde tripsin tarafından aktive edilen elastaz, kan damarlarının duvarında bulunan elastik lifleri sindirerek damar bütünlüğünü bozar. Bu durum interstisyel hemorajiye ve klinik olarak Cullen veya Grey Turner gibi ekimotik belirtilerin ortaya çıkmasına neden olan temel mekanizmadır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Kuşak tarzı ağrı ve yüksek enzimler akut pankreatiti; Cullen belirtisi ise hemorajik pankreatiti gösterir.
Tanının doğru konulması, hasar mekanizmasının belirlenmesi için ilk adımdır.
2
Hemoraji mekanizmasını hatırla
Vasküler duvar hasarı elastaz enziminin aktivasyonu ile gerçekleşir.
Pankreatik enzimlerin her biri farklı doku komponentlerini hedef alır; vasküler bütünlük elastik liflere bağlıdır.

Key Concept

Akut pankreatitte enzimatik otodigesyon ve spesifik enzim hedefleri
Question 144Question

5858 yaşında erkek hasta, son 33 aydır devam eden 1212 kg kilo kaybı, halsizlik ve son bir haftadır şiddetlenen, kuşa tarzında sırtına vuran epigastrik ağrı ve sarılık şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum amilaz ve lipaz seviyeleri normalin 44 katı, konjuge bilirubin ise 1212 mg/dL saptanıyor. Abdominal görüntülemede pankreas başında 4,54,5 cm'lik kitle ve bu kitlenin distaliyle sınırlı enzimatik yağ nekrozu alanları ile karakterize akut pankreatit bulguları izleniyor. Yapılan cerrahi rezeksiyonda makroskobik olarak peripankreatik yağ dokusunda tebeşir beyazı renkli kalsiyum çökeltileri saptanıyor; mikroskobik incelemede ise çekirdeği kaybolmuş, 'gölge (shadow) hücre' görünümünde nekrotik adipositler izleniyor. Bu hastada saptanan primer tümöral lezyonun patogenezindeki en erken (başlatıcı) moleküler değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: KRAS onkogeninde nokta mutasyonu ve GTPaz aktivitesinin kaybı

Answer

Pankreatik duktal adenokarsinomun moleküler patogenezindeki en erken ve başlatıcı olay KRAS onkogeninde meydana gelen nokta mutasyonudur.
Pankreatik duktal adenokarsinomun gelişiminde PanIN-1 (Grade 1) lezyonlarında saptanan ilk ve en karakteristik değişiklik KRAS genindeki nokta mutasyonudur. Bu mutasyon, KRAS proteininin GTPaz aktivitesini bozarak sinyal iletim yolağının sürekli aktif kalmasına yol açar. Vakada tanımlanan ağrı, sarılık ve akut pankreatit bulguları (enzimatik yağ nekrozu ve sabunlaşma), pankreas başında yerleşen ve ana kanalı tıkayan bir adenokarsinomun klasik klinik-patolojik yansımasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve patolojik bulguları analiz et.
Kilo kaybı ve sarılık pankreas başı tümörünü; kuşak tarzı ağrı ve tebeşir beyazı odaklar ise kitlenin yol açtığı sekonder akut pankreatiti (enzimatik yağ nekrozu) gösterir.
Primer neoplazinin (Pankreatik Duktal Adenokarsinom) tanınması için klinik tabloyu birleştirmek gerekir.
2
PanIN (Pankreatik İntraepitelyal Neoplazi) moleküler progresyon modelini hatırla.
Progresyon: KRAS (PanIN-1) → CDKN2A/p16 (PanIN-2) → TP53/SMAD4 (PanIN-3/İnvaziv).
En erken değişikliğin PanIN-1 aşamasında gerçekleşen KRAS mutasyonu olduğunu belirlemek gerekir.
3
KRAS mutasyonunun biyokimyasal sonucunu doğrula.
KRAS mutasyonu, proteinin GTP'ye bağlı 'aktif' formda takılı kalmasına (GTPaz aktivitesinin kaybına) ve sürekli büyüme sinyali gönderilmesine neden olur.
Doğru seçeneğin biyokimyasal açıklamasını teyit etmek için.

Key Concept

Pankreatik Duktal Adenokarsinom Moleküler Patogenezi (KRAS → p16 → SMAD4/TP53)
Question 145Question

Kronik reflü özofajiti zemininde gelişen intestinal metaplazi ve buna bağlı karsinom gelişim süreci (metaplazi-displazi-karsinom sekansı) düşünüldüğünde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İntestinal metaplazi saptanan hastaların çoğunda adenokarsinom gelişmez; yıllık kanser gelişim hızı yaklaşık %0,2\%0,2 - %0,5\%0,5 olarak bildirilmektedir.

Answer

İntestinal metaplazi (Barrett özofagusu) saptanan hastaların yıllık adenokarsinom gelişim hızı yaklaşık %0,2\%0,2 - %0,5\%0,5 civarındadır ve hastaların çoğunda karsinom gelişmez.
Barrett özofagusu saptanan bireylerde adenokarsinom riski genel popülasyona göre belirgin artmış olsa da, yıllık kanser gelişme hızı düşüktür (%0,2\%0,2 - %0,5\%0,5) ve çoğu hasta karsinom gelişmeden yaşamını sürdürür.

Step-by-Step Solution

1
Tanımlama
Barrett özofagusu, kronik reflüye bağlı olarak distal özofagustaki skuamöz epitelin intestinal tip (goblet hücreli) kolumnar epitele dönüşmesidir.
Bu durumun asit hasarına dirençli bir adaptasyon (metaplazi) olduğunu anlamak gerekir.
2
İnsidans Analizi
Bu hastaların yıllık kanser riski düşüktür (%0,2\%0,2 - %0,5\%0,5).
Popülasyon çalışmalarındaki istatistiksel verileri değerlendirmek doğru yanıtı bulmamızı sağlar.
3
Moleküler Süreç Kontrolü
p53p53 ve p16p16 değişiklikleri displazi sekansının erken-orta evrelerinde görülür.
Genetik hasarların karsinogenezdeki kronolojik yerini belirlemek yanlışı elemeyi sağlar.

Key Concept

Barrett özofagusu bir prekanseröz lezyon olsa da, adenokarsinoma ilerleme hızı düşüktür.
Question 146Question

3232 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden halsizlik, iştahsızlık ve karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde otoimmün tiroidit öyküsü mevcuttur. Laboratuvar incelemesinde serum ASTAST: 450450 U/L, ALTALT: 510510 U/L, total bilirubin: 3.23.2 mg/dL saptanıyor. Serolojik incelemede ANAANA (1/6401/640, homojen patern) ve Anti-düz kas antikoru (ASMAASMA) pozitif; HBsAgHBsAg, Anti-HCVHCV ve AMAAMA ise negatif bulunuyor. Karaciğer biyopsisinde portal ve periportal alanlarda yoğun plazma hücrelerinden oluşan infiltrasyon, limit plakta harabiyetle giden arayüz (güve yeniği) hepatiti ve hepatositlerde "rozet" oluşumu izleniyor. Bu klinik ve histopatolojik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Otoimmün hepatit

Answer

Otoimmün hepatit
Otoimmün hepatit, tipik olarak kadınlarda görülen, serumda yüksek transaminaz düzeyleri, hipergamaglobulinemi ve otoantikor (ANA, ASMA, Anti-LKM1) pozitifliği ile karakterize kronik bir hastalıktır. Histopatolojik olarak portal alanlarda belirgin plazma hücresi infiltrasyonu, portal alan ile parankim sınırında hepatosit hasarı (arayüz/interface hepatiti) ve hepatositlerin rejenerasyon çabasını gösteren 'rozet' oluşumları en önemli tanısal bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın demografik ve serolojik verilerini değerlendir
Genç kadın hasta, yüksek titreli ANA ve ASMA pozitifliği, yüksek transaminazlar.
Otoimmün karaciğer hastalıkları genellikle kadınlarda ve belirli serolojik belirteçlerle (ANA, ASMA, Anti-LKM1) seyreder.
2
Histopatolojik bulguları analiz et
Plazma hücrelerinden zengin portal infiltrasyon, arayüz (interface) hepatiti ve hepatosit rozetleri.
Plazma hücrelerinin varlığı ve arayüz hepatiti otoimmün hepatitin karakteristik morfolojik özellikleridir.
3
Etiyolojik ayırıcı tanıyı tamamla
Viral markerlar ve AMA negatifliği ile diğer nedenler dışlanır.
Negatif markerlar tanıyı otoimmün hepatite yönlendirir.

Key Concept

Otoimmün hepatitin histopatolojik ve serolojik tanı kriterleri.
Question 147Question

Siroz veya viral hepatit öyküsü bulunmayan 24 yaşındaki erkek hastada, abdominal BT tetkikinde karaciğerde saptanan kitleden alınan biyopsi örneğinde; bol miktarda granüler eozinofilik sitoplazmalı, iri nükleollü neoplastik hepatositlerin paralel seyreden kollajen bantları ile çevrelendiği görülmüştür. Serum alfa-fetoprotein (AFPAFP) düzeyi normal olan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fibrolameller karsinom

Answer

Fibrolameller karsinom
Doğru seçenek olan fibrolameller karsinom; genç erişkinlerde (genellikle 20-40 yaş arası), siroz zemini olmayan karaciğerde gelişen ve serum AFP düzeyi normal olan bir hepatosellüler karsinom varyantıdır. Mikroskobik olarak, bol eozinofilik (onkositik) sitoplazmalı büyük poligonel hücrelerin, paralel seyreden kollajen liflerinden oluşan lameller fibrozis ile birbirinden ayrılması en tipik bulgusudur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın demografik ve klinik verilerini analiz et.
Genç yaş (24 yaş), siroz ve hepatit öyküsü yokluğu ve normal serum AFP düzeyi saptandı.
Fibrolameller karsinom, klasik hepatosellüler karsinomun aksine gençlerde ve sağlıklı karaciğerde gelişir.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Geniş eozinofilik sitoplazmalı poligonel hücreler ve bu hücreleri saran paralel (lameller) kollajen bantları gözlendi.
Bu morfolojik görünüm fibrolameller karsinom varyantı için patognomoniktir.

Key Concept

Fibrolameller karsinomun karakteristik klinik (genç yaş, siroz yokluğu, normal AFP) ve morfolojik (lameller fibrozis) özellikleri.
Question 148Question

42 yaşında erkek hasta, epigastrik ağrı, iştahsızlık ve ayak bileklerinde şişlik şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesinde pretibial 2+2+ ödem saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde total protein ve albumin düzeyleri (2.1 g/dL2.1\text{ g/dL}) düşük bulunuyor. Endoskopik incelemede mide korpusunda beyin kıvrımlarını (serebriform) andıran dev mukoza katlantıları gözleniyor. Bu hastanın mukoza biyopsisi sonucunda foveoler hücrelerde belirgin hiperplazi, bezlerde ise atrofi izlenmesi durumunda, altta yatan patogenetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Transforme edici büyüme faktörü alfa (TGFαTGF-\alpha) aşırı ekspresyonu

Answer

Ménétrier hastalığında temel mekanizma TGF-alfa (Transforme edici büyüme faktörü alfa) aşırı ekspresyonudur.
Vakada tanımlanan klinik (hipoalbuminemiye bağlı ödem) ve endoskopik (serebriform dev kıvrımlar) bulgular Ménétrier hastalığına işaret etmektedir. Bu hastalığın patogenezinde EGFR ligandı olan Transforme edici büyüme faktörü alfa (TGFαTGF-\alpha)'nın aşırı ekspresyonu temel rol oynar. Bu durum foveoler hücrelerin aşırı proliferasyonuna ve protein kaybına yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hipoproteinemi/ödem (protein kaybeden enteropati) ve endoskopide 'serebriform' dev kıvrımlar saptandı.
Bu bulgular hipertrofik gastropatiler (Ménétrier veya Zollinger-Ellison) için karakteristiktir.
2
Histopatolojik bulguları değerlendir.
Foveoler hiperplazi (müköz hücre artışı) ve bezlerde atrofi (asit salgılayan hücre kaybı) saptandı.
Foveoler hiperplazi ile birlikte asit azlığı Ménétrier hastalığını, paryetal hücre hiperplazisi ile birlikte asit artışı Zollinger-Ellison'u işaret eder.
3
Patogenezi hatırla.
Ménétrier hastalığının TGFαTGF-\alpha (EGFR ligandı) aşırı salınımıyla ilişkili olduğu bilinmektedir.
TGF-alfa büyüme sinyallerini artırarak müköz epitelin aşırı çoğalmasına yol açar.

Key Concept

Ménétrier hastalığı (Hipertrofik Gastropati)

Alternative Method

Vakada ödem ve düşük albumin varlığına odaklanarak 'protein kaybeden bir mide hastalığı' arandığında, patoloji literatüründe bu tabloya uyan tek hipertrofik gastropatinin Ménétrier olduğu hatırlanabilir.
Estimated Time:1m 15s
Question 149Question

4545 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır giderek artan yorgunluk, nefes darlığı ve özellikle katı gıdalara karşı belirginleşen yutma güçlüğü (disfajidisfaji) şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalarda solukluk, atrofik glossit ve tırnaklarda çanaklaşma (koilonis\cikoilonişi) saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hipokrom mikrositer anemi tespit ediliyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde post-krikoid bölgede mukoza kıvrımları (webweb) izleniyor. Bu hastada gelişme riski en yüksek olan neoplazi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Genellikle proksimal veya orta 1/31/3 özofagus yerleşimli olup, histopatolojik olarak keratin incileri ve interselüler köprüler içerir.

Answer

Plummer-Vinson sendromu zemininde gelişen neoplazi yassı hücreli karsinomdur; bu tümör genellikle üst/orta 1/31/3 yerleşimli olup keratin incileri ve interselüler köprüler içerir.
Hastada saptanan demir eksikliği anemisi, koilonişi, atrofik glossit ve özofageal web bulguları Plummer-Vinson sendromu ile uyumludur. Bu sendromda özellikle özofagusun proksimal kesimlerinde yassı hücreli karsinom gelişme riski belirgin şekilde artmıştır. Yassı hücreli karsinomlar histopatolojik olarak keratin incileri ve hücreler arası bağlantıları sağlayan interselüler köprüler ile karakterize edilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları sentezle
Disfaji + Demir eksikliği anemisi + Glossit + Özofageal web = Plummer-Vinson (Paterson-Kelly) Sendromu
Hastanın demir eksikliği bulguları ve endoskopik olarak saptanan web yapısı bu spesifik sendromu tanımlar.
2
Kanser riskini belirle
Yassı Hücreli (Skuamöz) Karsinom riski artmıştır
Plummer-Vinson sendromunda özellikle post-krikoid bölge ve proksimal özofagusta yassı epitelden kaynaklanan malignite gelişimi sıktır.
3
Morfolojik ve lokalizasyon özelliklerini karşılaştır
Üst/orta 1/31/3 yerleşim ve skuamöz diferansiyasyon (keratinizasyon)
Özofagusun iki ana kanser tipinden yassı hücreli karsinom üst seviyeleri, adenokarsinom ise distal seviyeleri tutar.

Key Concept

Plummer-Vinson Sendromu ve Özofagus Karsinomları Ayırıcı Tanısı
Question 150Question

1010 yıldır devam eden mide yanması ve retrosternal yanma (pirozipirozi) şikayetleri olan 4545 yaşındaki erkek hastaya yapılan endoskopik incelemede, distal özofagusta normal soluk görünümlü yassı epitel arasında somon kırmızısı renkli mukoza adacıkları izlenmiştir. Bu bölgelerden alınan biyopside çok katlı yassı epitelin yerini, içinde belirgin goblet hücreleri barındıran intestinal tip kolumnar epitelin aldığı saptanmıştır. Bu hastadaki patolojik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Barrett özofagusu

Answer

Barrett özofagusu
Doğru cevap, distal özofagusta kronik reflü hasarı sonucu normal skuamöz epitelin yerini goblet hücreleri içeren intestinal tip kolumnar epitelin almasıyla karakterize olan Barrett özofagusudur. Bu durum, dokunun stres altındaki bir hücre tipinden, o stresi daha iyi tolere edebilecek başka bir hücre tipine dönüşmesi olan 'metaplazi'nin klasik bir örneğidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları ve endoskopik görünümü analiz et.
Kronik pirozi (reflü) öyküsü ve distal özofagusta somon renkli mukoza, Barrett özofagusu için tipik klinik/endoskopik ön tanıdır.
Gastroözofageal reflü hastalığı (GÖRH), distal özofagus mukozasında kronik hasara yol açar.
2
Histopatolojik değişikliği değerlendir.
Çok katlı yassı epitelin yerini goblet hücreli intestinal kolumnar epitelin alması 'intestinal metaplazi' olarak tanımlanır.
Özofagusta saptanan intestinal metaplazi, Barrett özofagusunun kesin tanı kriteridir.

Key Concept

Barrett özofagusu, kronik reflüye sekonder gelişen bir intestinal metaplazi örneğidir ve adenokarsinom için prekanseröz bir lezyondur.
Estimated Time:45s
Question 151Question

2222 yaşında kadın hasta, sol ön kolunda saptanan ağrısız bir kitle ve mandibulasındaki kemik çıkıntısı nedeniyle başvuruyor. Yapılan biyopside ön koldaki kitlenin "desmoid tümör" olduğu, mandibula grafisinde ise "osteom" bulunduğu raporlanıyor. Hastanın babasının 3030 yaşında kolondaki çok sayıda polip nedeniyle total kolektomi ameliyatı geçirdiği öğreniliyor. Bu hastada gastrointestinal sistem taramasında saptanması beklenen poliplerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Neoplastik (adenomatöz) karakterde olan bu lezyonlar, tanım gereği en az düşük dereceli (low-grade) displazi barındırır.

Answer

Bu hastada beklenen polipler neoplastik karakterdeki adenomlar olup, tanım gereği en az düşük dereceli displazi barındırırlar.
Verilen klinik tablo (genç hasta, mandibuler osteom, desmoid tümör ve ailede erken yaşta polipozis öyküsü) Gardner sendromunu tanımlamaktadır. Gardner sendromu, 5q215q21 kromozomundaki APC geninde meydana gelen mutasyonlar sonucu gelişen ailesel adenomatöz polipozis (FAP) varyantıdır. FAP ve varyantlarında kolonda yüzlerce tubular veya villöz adenom gelişir. Tüm adenomlar, biyolojik olarak neoplastik lezyonlardır ve tanım gereği sitolojik displazi barındırırlar. Bu displazi en az düşük dereceli (low-grade) olmak zorundadır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların (desmoid tümör + osteom + çok sayıda polip öyküsü) sentezlenmesi.
Hastanın Gardner Sendromu (FAP varyantı) olduğu sonucuna varılır.
Desmoid tümörler ve osteomlar, FAP'ın barsak dışı bulguları olan Gardner sendromu için karakteristiktir.
2
Sendromun altında yatan moleküler defektin belirlenmesi.
APC (Adenomatous Polyposis Coli) gen mutasyonu saptanır.
Gardner sendromu, ailesel adenomatöz polipozis (FAP) spektrumunda bir hastalıktır.
3
Polip tipinin ve histopatolojik özelliğinin analiz edilmesi.
Polipler neoplastik (adenomatöz) özelliktedir.
FAP/Gardner poliplerinin tamamı adenomdur ve adenomlar tanım gereği displazi barındıran neoplastik yapılardır.

Key Concept

Gardner Sendromu ve Adenomların Neoplastik Doğası

Practice More

FAP varyantlarından Turcot sendromu ile MSS (merkezi sinir sistemi) tümörleri arasındaki ilişkiyi gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 152Question

6262 yaşında erkek hasta; 1010 kg kilo kaybı, halsizlik ve epigastrik ağrı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan tetkiklerde pankreas başında 44 cm boyutunda kitle saptanıyor ve biyopsi sonucu "pankreatik duktal adenokarsinom" olarak raporlanıyor. Moleküler incelemede 1212. kodonda nokta mutasyonu içeren KRASKRAS onkogeni saptanıyor.

Bu hastada saptanan KRASKRAS mutasyonu, proteinin hangi biyokimyasal özelliğinde bozulmaya yol açarak sürekli hücre çoğalmasını tetikler?

Show answer & explanation

Answer: GTP hidroliz yeteneğinin kaybı (GTPaz aktivitesinde azalma)

Answer

KRAS mutasyonu, proteinin GTP hidroliz yeteneğinin kaybına (GTPaz aktivitesinde azalma) neden olarak sürekli aktif kalmasını sağlar.
Pankreas kanserlerinin %90\%90'ından fazlasında saptanan KRASKRAS mutasyonu, genellikle 1212. kodondaki bir nokta mutasyonudur. Bu mutasyon sonucunda proteinin içsel GTPGTP az aktivitesi bozulur ve GTPGTP hidroliz edilemez. Protein sürekli GTPGTP-bağlı (aktif) formda kalarak hücreye kesintisiz büyüme ve çoğalma sinyalleri gönderir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablo ve tanıyı analiz et.
Hastada pankreatik duktal adenokarsinom saptanmıştır.
Moleküler patogenezi anlamak için önce doğru tanıyı koymak gerekir.
2
Tanımlanan genetik mutasyonun (KRASKRAS) normal fonksiyonunu hatırla.
KRASKRAS, aktif (GTPGTP-bağlı) ve inaktif (GDPGDP-bağlı) durumlar arasında geçiş yapan küçük bir GG-proteinidir.
Mutasyonun etkisini anlamak için normal fizyolojik döngünün bilinmesi şarttır.
3
Nokta mutasyonunun protein üzerindeki etkisini belirle.
1212. kodondaki mutasyon, GTPGTP az aktivitesini bozarak proteinin GTPGTP hidroliz etmesini engeller.
GTPGTP hidroliz edilemediğinde protein sürekli "açık" konumda kalır ve mitojenik sinyaller durmaksızın devam eder.

Key Concept

Moleküler Patogenez (KRAS ve GTPaz Aktivitesi)
Estimated Time:1m 15s
Question 153Question

48 yaşında kadın hasta, hafif halsizlik ve rutin biyokimyasal tetkiklerinde saptanan hafif transaminaz yüksekliği (AST:62AST: 62 U/L, ALT:78ALT: 78 U/L) nedeniyle değerlendirilmektedir. Serolojik incelemede Anti-HCV antikor testi pozitif bulunan hastaya evreleme amacıyla karaciğer biyopsisi yapılmıştır. Biyopside; portal bölgelerde belirgin lenfoid folikül yapıları, interlobüler safra kanallarında hafif derecede epitelyal hasar ve parankim içerisinde yer yer makroveziküler steatoz alanları izlenmiştir. Ayrıca lobül içerisinde nadir apoptotik hepatositler (Councilman cisimcikleri) gözlenmiştir. Bu histopatolojik tablo aşağıdaki durumlardan hangisi için en karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: Hepatit C virüs enfeksiyonu

Answer

Hepatit C virüs enfeksiyonu, biyopsi bulgularında saptanan lenfoid foliküller, safra kanalı hasarı ve steatoz ile en uyumlu tanıdır.
Hepatit C virüs (HCV) enfeksiyonu olan hastalardan alınan karaciğer biyopsilerinde, portal alanlarda belirgin lenfositik kümelenmeler (lenfoid agregatlar/foliküller), safra kanalı epitelyal hasarı ve hepatositlerde makroveziküler yağlanma (steatoz) triadının saptanması tanısal açıdan oldukça değerlidir. Councilman cisimcikleri ise genel olarak akut veya kronik viral hepatitlerde görülebilen apoptotik hepatositlerdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve serolojik verileri analiz et.
Hastada Anti-HCV pozitifliği ve hafif enzim yüksekliği kronik bir süreci işaret eder.
Hepatit C tanısı serolojik olarak doğrulanmış bir hastadaki morfolojik korelasyonu kurmak için gereklidir.
2
Portal alan bulgularını değerlendir.
Belirgin lenfoid folikül/agregat oluşumu ve safra kanalı hasarı saptandı.
Bu bulgular kronik viral hepatitler içinde özellikle HCV için ayırt edicidir.
3
Parankimal değişiklikleri analiz et.
Makroveziküler steatoz ve Councilman cisimcikleri izlendi.
HCV enfeksiyonu, viral proteinlerin metabolik etkileri nedeniyle diğer viral hepatitlerden daha sık steatozla seyreder.

Key Concept

Kronik Hepatit C histopatolojik triadı: Lenfoid agregatlar, safra kanalı hasarı ve steatoz.
Estimated Time:1m 30s
Question 154Question

6565 yaşında erkek hasta, 1515 yıldır devam eden kronik pirozis ve retrosternal yanma şikayetleri nedeniyle takip edilmektedir. Yapılan endoskopik değerlendirmede distal özofagusta somon renkli mukoza adacıkları görülmüş ve biyopsi ile "intestinal metaplazi" (Barrett özofagusu) tanısı doğrulanmıştır. Histopatolojik incelemede displazi bulgusuna rastlanmamıştır. Ancak bu hastada, morfolojik olarak displazi gelişmeden önce moleküler düzeyde gerçekleşen, klonal ekspansiyon ve "saha değişikliği" (fieldfield effecteffect) gelişiminden sorumlu tutulan en erken genetik/epigenetik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: CDKN2ACDKN2A (p16/INK4ap16/INK4a) geninin inaktivasyonu

Answer

Barrett özofagusu zemininde adenokarsinom gelişiminde en erken moleküler olay CDKN2ACDKN2A (p16/INK4ap16/INK4a) inaktivasyonudur.
Barrett özofagusu zemininde gelişen adenokarsinom patogenezinde, CDKN2ACDKN2A (p16/INK4ap16/INK4a) tümör baskılayıcı geninin inaktivasyonu (genellikle hipermetilasyon yoluyla) en erken saptanan genetik değişikliktir. Bu durum, histopatolojik olarak displazi saptanmayan Barrett segmentlerinde bile "saha değişikliği" (fieldfield effecteffect) olarak adlandırılan klonal bir genişlemeye neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve patogenez sürecini analiz etme
Hasta uzun süreli reflü (pirozis) sonrası Barrett özofagusu geliştirmiş bir olgudur. Soru, metaplaziden karsinoma giden yoldaki kronolojik sırayı sormaktadır.
Barrett özofagusu metaplazi-displazi-karsinom sekansı üzerinden ilerleyen bir süreçtir.
2
En erken moleküler değişikliği belirleme
CDKN2ACDKN2A (p16/INK4ap16/INK4a) kaybı, henüz displazi gelişmeden önce metaplazik epitelde saptanan ilk önemli olaydır.
Bu genin kaybı (metilasyon veya delesyon ile), anormal hücrelerin klonal olarak çoğalmasına ve tüm mukoza alanında bir 'saha değişikliği' oluşmasına yol açar.
3
Diğer genetik basamakları kronolojik olarak sıralama
p16 kaybı → p53 mutasyonu (displazi ile ilişkili) → HER2 amplifikasyonu (invazyon ile ilişkili).
Kanser patogenezinde genetik değişikliklerin bir birikim sırası vardır; saha değişikliği daima en baştaki klonal avantajı sağlar.

Key Concept

Barrett adenokarsinom patogenezinde klonal ekspansiyondan sorumlu en erken olay CDKN2ACDKN2A (p16/INK4ap16/INK4a) kaybıdır.
Estimated Time:2m 0s
Question 155Question

6262 yaşında erkek hasta; iştahsızlık, 1010 kg kilo kaybı ve son haftalarda bacaklarında yer değiştiren ağrılı, eritemli sertlikler (TrousseauTrousseau belirtisi) şikayetiyle başvuruyor. Batın tomografisinde pankreas gövdesinde düzensiz sınırlı kitle ve karaciğerde multipl metastatik nodüller saptanıyor. Bu hastada invaziv karsinom gelişimiyle sonuçlanan moleküler progresyonda, PanIN3PanIN-3 aşamasında veya sonrasında saptanması en olası karakteristik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: SMAD4SMAD4 (DPC4DPC4) tümör supresör geninin inaktivasyonu

Answer

Pankreas adenokarsinomu progresyonunda PanIN-3 aşamasında izlenen karakteristik değişiklik SMAD4 (DPC4) geninin inaktivasyonudur.
Pankreas duktal adenokarsinomu, PanIN adı verilen prekürsör lezyonlar üzerinden ilerler. Bu süreçte SMAD4 (DPC4) geninin inaktivasyonu, genellikle yüksek dereceli displazi (PanIN-3) aşamasında veya invaziv karsinom gelişimi sırasında ortaya çıkan karakteristik bir 'geç' olaydır. SMAD4, TGF-beta sinyal yolunda görev alan bir tümör supresör gendir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Trousseau belirtisi (gezici tromboflebit) ve kilo kaybı pankreas karsinomu için paraneoplastik bir işarettir.
Hastanın klinik tablosu pankreas duktal adenokarsinomu (PDAC) ile uyumludur.
2
Moleküler evrim basamaklarının değerlendirilmesi
Pankreatik İntraepitelyal Neoplazi (PanIN) aşamalı genetik hasarlar içerir.
Karsinogenez KRAS mutasyonu ile başlar, CDKN2A/p16 ile devam eder ve TP53/SMAD4 ile tamamlanır.
3
PanIN-3 ve invaziv evre ayrımı
SMAD4 (Deleted in Pancreatic Cancer 4) kaybı PanIN-3'ten invaziv karsinoma geçişte kilit rol oynar.
Soruda vurgulanan geç evre moleküler değişikliği belirlemek hedeflenmiştir.

Key Concept

Pankreas kanseri progresyonunda SMAD4 kaybı geç, KRAS mutasyonu ise erken bir olaydır.
Estimated Time:2m 0s
Question 156Question

5858 yaşında erkek hasta, iştahsızlık, kilo kaybı ve erken doyma şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde midenin proksimalinde, kardia yerleşimli, lümeni daraltan, düzensiz ve ülsere kitle izleniyor. Alınan biyopsinin mikroskobik incelemesinde; belirgin sınırları olmayan, geniş sitoplazmalı, veziküler nükleuslu atipik epitel hücrelerinin oluşturduğu küçük adalar ve kordonlar görülüyor. Bu tümöral hücrelere belirgin bir lenfosit ve plazma hücresi infiltrasyonunun (lenfoepitelyoma benzeri patern) eşlik ettiği dikkati çekiyor. Bu bulgular ışığında, söz konusu lezyon ile ilgili en doğru ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Patogenezinde Epstein-Barr virüsü (EBV) enfeksiyonu temel rol oynar ve klasik mide adenokarsinomlarına göre daha iyi prognoza sahiptir.

Answer

Doğru yanıt, lezyonun patogenezinde Epstein-Barr virüsü (EBV) enfeksiyonunun rol oynadığını ve klasik adenokarsinomlara göre daha iyi prognoza sahip olduğunu belirten seçenektir.
Mide karsinomlarının lenfoepitelyoma benzeri (veya medüller) alt tipi, mide adenokarsinomlarının yaklaşık %10’unu oluşturur ve vakaların büyük çoğunluğunda Epstein-Barr virüsü (EBV) ile ilişkilidir. Mikroskobik olarak, kötü tanımlanmış epitel hücre adaları arasında yoğun bir lenfositik infiltrasyon izlenir. Bu grup tümörler genellikle proksimal midede görülür ve klasik mide kanserlerine göre daha iyi bir prognoza sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve endoskopik verilerini değerlendir.
Proksimal mide yerleşimli (kardia), ülsere ve lümeni daraltan kitle saptandı.
Tümörün yerleşimi ayırıcı tanı için ilk ipucudur.
2
Histopatolojik bulguları analiz et.
Geniş sitoplazmalı, veziküler nükleuslu epitel hücre adaları ve bunlara eşlik eden yoğun lenfositik/plazmositik stroma (lenfoepitelyoma benzeri patern) görüldü.
Bu spesifik morfolojik patern, mide karsinomlarının yaklaşık %10'unu oluşturan özel bir alt grubu tanımlar.
3
Moleküler ve prognostik korelasyonu kur.
Bu paternin EBV enfeksiyonu ile %80-90 oranında ilişkili olduğu ve prognozun klasik tiplere göre daha iyi olduğu bilgisini hatırla.
EBV ile ilişkili mide karsinomları, immün yanıtın güçlü olması nedeniyle daha sınırlı kalma eğilimindedir.

Key Concept

EBV İlişkili Mide Karsinomu (Lenfoepitelyoma Benzeri)

Hints

1
Gastrointestinal sistemde 'lenfoepitelyoma benzeri' terimi genellikle EBV ile ilişkili neoplazileri tanımlar.

Practice More

Mide karsinomlarının TCGA (The Cancer Genome Atlas) sınıflamasındaki dört moleküler alt tipi (EBV, MSI-H, GS, CIN) ve her birinin klinik özelliklerini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 157Question

5858 yaşında kadın hasta, kronik osteoartrit nedeniyle uzun süredir yüksek dozda non-steroid anti-inflamatuar ilaç (NSAI˙I˙NSAİİ) kullanımı öyküsüyle başvuruyor. Yapılan endoskopik incelemede midede yaygın peteşiyel kanamalar ve küçük erozyonlar saptanıyor. Mide korpusundan alınan biyopsinin histopatolojik incelemesinde; foveolar hiperplazi, lamina propriada ödem, konjesyon ve düz kas proliferasyonu izlenirken, belirgin bir akut veya kronik inflamatuar hücre infiltrasyonu saptanmıyor.

Bu hastadaki histopatolojik bulgular aşağıdakilerden hangisi ile en uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: Reaktif (kimyasal) gastropati

Answer

Reaktif (kimyasal) gastropati seçeneği bu hastanın hem klinik öyküsü (uzun süreli NSAI˙I˙NSAİİ kullanımı) hem de histopatolojik bulguları (inflamasyonsuz foveolar hiperplazi ve düz kas artışı) ile tam olarak uyuşmaktadır.
Reaktif (kimyasal) gastropati, NSAI˙I˙NSAİİ kullanımı gibi kimyasal ajanlara yanıt olarak gelişir. Histolojisinde epitelin kıvrımlı hale gelmesi (foveolar hiperplazi), lamina propriada ödem, damarlarda konjesyon ve düz kas liflerinin mukoza yüzeyine doğru uzanması (proliferasyon) görülür. Bu bulgulara rağmen nötrofil veya lenfosit artışının olmaması tanının en ayırt edici özelliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
NSAI˙I˙NSAİİ kullanımı tespit edildi.
NSAI˙I˙NSAİİ'ler gastrik mukozada prostaglandin sentezini inhibe ederek kimyasal hasara yol açar.
2
Histopatolojik bulguların analizi
Foveolar hiperplazi, ödem ve düz kas proliferasyonu saptandı ancak inflamasyon yok.
Bu histopatolojik triad (üçleme), gerçek bir 'gastrit'ten ziyade bir 'gastropati' olduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanı yapılması
Reaktif gastropati tanısına ulaşıldı.
İnflamasyonun yokluğu H.H. pyloripylori ve otoimmün süreçleri dışlar.

Key Concept

Reaktif gastropati, inflamasyonun eşlik etmediği veya çok az olduğu, mukozal hasar ve foveolar rejeneratif yanıt ile karakterize bir tablodur.
Estimated Time:1m 15s
Question 158Question

55 yaşında erkek hasta, yaklaşık 10 yıldır devam eden midede yanma (pirozis) ve ağzına acı su gelmesi şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan endoskopik incelemede özofagus distalinde, normal sedefsi beyaz mukoza yerine kadifemsi kırmızı renkli mukoza adacıkları izleniyor. Bu hastadan alınan biyopsi örneğinde Barrett özofagusu tanısı koyduracak en karakteristik histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Goblet hücreleri içeren intestinal metaplazi

Answer

Goblet hücreleri içeren intestinal metaplazi
Barrett özofagusu, kronik gastroözofageal reflü (GÖRH) sonucu oluşan bir adaptasyon yanıtıdır. Özofagusun normal yassı epitelinin asit hasarına daha dayanıklı olan goblet hücreli intestinal kolumnar epitele dönüşmesi (intestinal metaplazi) durumudur. Bu durum, özofagus adenokarsinomu için en önemli prekanseröz lezyondur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Kronik reflü (pirozis) öyküsü ve endoskopide distal özofagusta kadifemsi kırmızı mukoza varlığı.
Bu kombinasyon klinik olarak Barrett özofagusu şüphesini en üst düzeye çıkarır.
2
Patolojik tanımı hatırla
Barrett özofagusu, özofagusun normal çok katlı yassı epitelinin metaplazi yoluyla intestinal tipte kolumnar epitel ile yer değiştirmesidir.
Tanı için bu hücresel dönüşümün kanıtlanması gerekir.
3
Tanısal kriteri belirle
Biyopside intestinal metaplazinin kanıtı olan goblet hücrelerinin saptanması.
Gastrik tipte kolumnar epitel (goblet hücresi içermeyen) tek başına Barrett tanısı için yeterli kabul edilmez.

Key Concept

Barrett özofagusu tanısı için özofagus distalinde goblet hücreli intestinal metaplazinin gösterilmesi zorunludur.

Practice More

Özofagus adenokarsinomu ve yassı hücreli karsinomun risk faktörlerini (sigara, alkol, obezite, achalasia) karşılaştıran soruları inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 159Question

6262 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır belirginleşen halsizlik, yorgunluk ve dilde yanma şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde makrositer anemi (Hgb:9.2 g/dLHgb: 9.2 \text{ g/dL}, MCV:112 fLMCV: 112 \text{ fL}) ve düşük serum B12B_{12} vitamini düzeyi saptanıyor. Hastaya uygulanan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpus ve fundus mukozasının yaygın atrofik olduğu, antrumun ise normal görünümde olduğu izleniyor. Korpus yerleşimli, çapları 0.30.5 cm0.3-0.5 \text{ cm} arasında değişen çok sayıda küçük polipoid lezyon saptanarak biyopsi alınıyor. Bu polipoid lezyonların gelişimiyle en yakın ilişkili olan patogenetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hipergastrinemiye sekonder gelişen ECL (enterokromaffin benzeri) hücre hiperplazisi

Answer

Paryetal hücre kaybına bağlı gelişen hipergastrinemiye sekonder ECL hücre hiperplazisidir.
Soruda tanımlanan klinik tablo otoimmün gastriti işaret etmektedir. Paryetal hücrelerin kaybı sonucu asit üretilemez (aklorhidri). Bu durum, antrumdaki G hücrelerini uyararak hipergastrinemiye yol açar. Gastrin hormonu, fundus ve korpustaki ECL (enterokromaffin benzeri) hücrelerini uyararak hiperplaziye ve multipl küçük nöroendokrin tümörlerin (karsinoid lezyonlar) oluşumuna neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Makrositer anemi (B12B_{12} eksikliği) ve sadece korpus/fundus tutulumu gösteren gastrik atrofi, Otoimmün Gastrit (Tip A gastrit) tanısını koydurur.
Otoimmün gastrit, paryetal hücrelere ve intrinsik faktöre karşı antikorlarla karakterizedir, bu da B12 emilim bozukluğuna (Pernisiyöz anemi) yol açar.
2
Patofizyolojik geri bildirim (feedback) mekanizmasını değerlendir.
Paryetal hücre kaybı → Aklorhidri → Antral G-hücre stimülasyonu → Hipergastrinemi.
Mide asidinin azalması, antrumdaki G hücreleri üzerindeki negatif feedback baskısını kaldırarak gastrin salınımını artırır.
3
Hipergastrineminin fundus üzerindeki etkisini belirle.
Yüksek gastrin düzeyi, fundus mukozasındaki ECL hücrelerinde hiperplaziye neden olur.
Gastrin, ECL hücreleri için güçlü bir büyüme faktörüdür (trofik etki).
4
Endoskopik bulguyla eşleştir.
ECL hücre hiperplazisi zamanla multipl, küçük nöroendokrin tümörlere (karsinoid tümörler) dönüşebilir; bu da endoskopide çok sayıda polipoid lezyon olarak görülür.
Tip 1 Gastrik Nöroendokrin Tümörler, otoimmün gastrit zemininde hipergastrinemi nedeniyle gelişir.

Key Concept

Otoimmün gastritte paryetal hücre kaybına sekonder gelişen hipergastrinemi, ECL hücre hiperplazisi ve karsinoid tümör (nöroendokrin tümör) riskini artırır.

Practice More

Otoimmün gastrit ile Helicobacter pylori ilişkili gastritin (çevresel metaplastik atrofik gastrit) antrum ve asit sekresyonu üzerindeki farklarını karşılaştırınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 160Question

4242 yaşında bir hasta, ani başlayan kuşak tarzı karın ağrısı ve kusma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum lipaz seviyesinin anlamlı derecede yüksek olduğu saptanıyor. Akut pankreatit tanısı alan bu hastanın omentum ve mezenter gibi peripankreatik dokularında görülmesi beklenen temel nekroz tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yağ nekrozu

Answer

Akut pankreatit tablosunda yağ dokusunda görülmesi beklenen nekroz tipi yağ nekrozudur.
Akut pankreatit seyrinde, asiner hücre hasarıyla açığa çıkan ve aktifleşen lipaz enzimi, peripankreatik yağ dokusundaki trigliseridleri hidrolize ederek serbest yağ asitlerine dönüştürür. Bu yağ asitlerinin kalsiyum iyonlarıyla birleşerek sabunlaşma alanları (saponifikasyon) oluşturması sürecine 'yağ nekrozu' adı verilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Kuşak tarzı ağrı ve yüksek lipaz seviyesi akut pankreatit tanısını destekler.
Tanının doğru konulması beklenen patolojik süreci belirlemek için gereklidir.
2
Hedef dokuyu ve enzimatik süreci belirle.
Peripankreatik yağ dokusunda aktifleşen lipaz enzimi trigliseridleri parçalar.
Yağ dokusundaki yıkım mekanizması spesifik nekroz tipini belirler.
3
Sonuç patolojiyi tanımla.
Açığa çıkan yağ asitlerinin kalsiyum ile birleşmesi (saponifikasyon) yağ nekrozuna yol açar.
Yağ nekrozu, bu enzimatik sürecin son aşamasıdır.

Key Concept

Akut pankreatitte yağ dokusunda gelişen enzimatik yağ nekrozu ve saponifikasyon süreci.

Practice More

Pankreas başı tümörlerinde görülen klinik bulgular ve genetik mutasyonlar (KRAS) konusunu gözden geçirin.
Estimated Time:45s
PreviousPage 8 / 17Next
Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 8 | Examkin