Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi

338 questions

Question 121Question

Kronik kanlı ishal ve tenezm şikayetleri olan 2525 yaşında bir erkek hastaya yapılan kolonoskopide, inflamasyonun rektumdan başlayarak kesintisiz bir şekilde proksimale doğru uzandığı izleniyor. Alınan biyopsi örneklerinde inflamasyonun mukoza ve submukoza ile sınırlı olduğu ve kript lümenlerinde yoğun nötrofil lökosit birikimleri (kript apsesi) saptanıyor. Bu klinik ve morfolojik bulgular eşliğinde en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ülseratif kolit

Answer

Ülseratif kolit
Ülseratif kolit, rektumdan başlayıp proksimale doğru kesintisiz bir şekilde ilerleyen, sadece mukoza ve submukozayı etkileyen yüzeyel ülserasyonlar ve kript apseleri ile karakterize bir inflamatuar bağırsak hastalığıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları ve tutulum paternini analiz et
Kanlı ishal, tenezm ve rektumdan başlayan kesintisiz (sürekli) tutulum saptandı.
İnflamatuar bağırsak hastalıklarının ayırıcı tanısında tutulumun sürekliliği en önemli makroskobik ipucudur.
2
Histopatolojik derinliği ve spesifik bulguları değerlendir
İnflamasyonun mukoza/submukoza ile sınırlı olması ve kript apselerinin varlığı belirlendi.
Ülseratif kolitte inflamasyon derin katmanlara (muskülaris propria ve seroza) uzanmaz; kript apseleri ise hastalığın aktif dönemini gösterir.

Key Concept

Ülseratif kolit ile Crohn hastalığı arasındaki temel makroskobik ve mikroskobik farklar.

Practice More

İnflamatuar bağırsak hastalıklarının ekstraintestinal bulguları (örneğin primer sklerozan kolanjit ile ülseratif kolit ilişkisi) konusuna çalışabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 122Question

6262 yaşında bir kadın hasta, sağ üst kadranda künt bir ağrı ve son 22 ayda 44 kilo kaybı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan bilgisayarlı tomografide safra kesesi duvarında fokal, nodüler kalınlaşmalar saptanıyor ve radyolojik olarak malignite dışlanamıyor. Yapılan kolesistektomi materyalinin histopatolojik incelemesinde; safra kesesi duvarında transmural olarak yayılmış, sitoplazması lipidle yüklü bol miktarda köpüksü makrofaj, lenfositler, multinükleer dev hücreler ve belirgin fibrozis alanları izleniyor. Kesitlerde hücresel atipiye veya invaziv bir epitelyal proliferasyona rastlanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ksantogranülomatöz kolesistit

Answer

Ksantogranülomatöz kolesistit
Ksantogranülomatöz kolesistit, safra kesesi duvarında safra pigmentlerinin ve lipidlerin doku içine sızması sonucu oluşan yoğun bir granülomatöz inflamasyondur. Histolojisinde karakteristik olarak transmural yerleşimli köpüksü makrofajlar (ksantom hücreleri), dev hücreler ve kronik inflamasyon eşliğinde fibrozis izlenir. Bu tablo makroskopik olarak kitle oluşturabildiği için sıklıkla safra kesesi karsinomu ile karıştırılır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik verilerin analizi
Hasta ileri yaşta, ağrı ve kilo kaybı ile başvurmuş; tomografide malignite şüphesi uyandıran nodüler duvar kalınlaşması izleniyor.
Ksantogranülomatöz kolesistit, makroskopik ve radyolojik olarak safra kesesi karsinomunu en sık taklit eden patolojidir.
2
Histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Transmural (duvarı boydan boya tutan) köpüksü makrofajlar, dev hücreler ve fibrozis saptanıyor.
Bu bulgular granülomatöz bir inflamasyon yanıtını ve lipid birikimini gösterir.
3
Diferansiyel tanının yapılması
Atipi olmaması karsinomu, birikimin transmural olması kolesterolozisi, sinüslerin yokluğu adenomiyomatozisi eler.
Spesifik olarak 'transmural köpüksü makrofaj' varlığı ksantogranülomatöz kolesistit için tanısaldır.

Key Concept

Ksantogranülomatöz kolesistit, safra kesesi duvarında safra sızıntısına ikincil gelişen, köpüksü makrofajlar ve fibrozis ile karakterize, karsinomu taklit eden psödotümoral bir inflamasyondur.

Practice More

Ksantogranülomatöz kolesistitin safra kesesi kanseri ile olan klinik ve radyolojik benzerliği TUS'ta ayırıcı tanı sorusu olarak sıkça sorulabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 123Question

38 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır devam eden halsizlik, yorgunluk ve hafif sarılık şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemelerinde serum ASTAST ve ALTALT düzeyleri belirgin yüksek, total bilirubin 3.2 mg/dl3.2\text{ mg/dl} saptanıyor. Serum protein elektroforezinde poliklonal hipergamaglobulinemi izlenen hastada antinükleer antikor (ANAANA) ve düz kas antikoru (SMASMA) pozitif bulunuyor. Bu hastadan alınan karaciğer biyopsisinde aşağıdaki histopatolojik bulgulardan hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Interface (ara yüz) hepatiti ve yoğun plazma hücresi infiltrasyonu

Answer

Interface (ara yüz) hepatiti ve yoğun plazma hücresi infiltrasyonu
Hastanın klinik sunumu (kadın cinsiyet, halsizlik, sarılık), laboratuvar bulguları (hipergamaglobulinemi) ve serolojik belirteçleri (ANAANA ve SMASMA pozitifliği) tip 1 otoimmün hepatit ile tam uyumludur. Bu hastalığın karaciğer biyopsisindeki en tipik bulgusu, portal alanlardaki inflamatuar infiltratın sınırlayıcı plağı (limiting plate) aşarak parankime taşması (interface hepatit) ve bu infiltratın yoğun plazma hücresi içermesidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verileri analiz edilir.
Genç-orta yaşlı kadın hasta, yüksek transaminazlar, poliklonal hipergamaglobulinemi, ANA ve SMA pozitifliği saptandı.
Bu tablo klasik olarak Otoimmün Hepatit (Tip 1) tanısını düşündürür.
2
Otoimmün hepatitin karakteristik histopatolojik bulguları hatırlanır.
Interface (ara yüz) hepatiti, plazma hücrelerinden zengin inflamatuar infiltrat ve hepatosit rozetleri en tipik bulgulardır.
Otoimmün süreçte plazma hücreleri antikor üretimi nedeniyle infiltrasyonun baskın elemanıdır.
3
Seçenekler arasında en uygun histopatolojik eşleşme seçilir.
Interface hepatit ve yoğun plazma hücresi infiltrasyonu doğru cevaptır.
Diğer seçenekler farklı etiyolojilere (HBV, HCV, A1AT eksikliği, Alkol/NASH) özgüdür.

Key Concept

Otoimmün hepatit, karakteristik olarak plazma hücresi baskın interface hepatit ile seyreder.
Estimated Time:1m 15s
Question 124Question

5454 yaşında kadın hasta, son 22 aydır devam eden iştahsızlık, kilo kaybı ve yeni gelişen diyabet tanısı nedeniyle araştırılıyor. Hastanın epigastrik bölgeden sırtına vuran şiddetli ağrı şikayeti mevcut. Abdominal BT incelemesinde pankreas gövdesinde 33 cm çapında kitle izlenen hastada, bu neoplazinin moleküler patogenezinde (PanIN-invaziv karsinom progresyonu) %95\%95 oranında saptanan ve ailesel vakalarda 'Atipik Multipl Köstebek-Melanom (FAMMM)' sendromu ile ilişkilendirilen tümör baskılayıcı gen aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: CDKN2A (p16) geninin inaktivasyonu

Answer

Pankreas duktal adenokarsinomu progresyonunda en sık saptanan (%95) ve FAMMM sendromu ile ilişkili olan gen CDKN2A (p16) genidir.
Pankreas duktal adenokarsinomu patogenezinde CDKN2A (p16) geninin inaktivasyonu, sporadik olguların yaklaşık %95\%95'inde görülür ve PanIN-22 (orta evre) aşamasında ortaya çıkar. Ayrıca bu genin germ hattı mutasyonları, hem melanom hem de pankreas kanseri riskinin arttığı 'Atipik Multipl Köstebek-Melanom (FAMMM)' sendromuna neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu (kilo kaybı, sırt ağrısı, yeni diyabet, pankreatik kitle) değerlendir.
Tanı olarak pankreas duktal adenokarsinomu ön plana çıkar.
Semptom ve radyolojik bulgular bu malignite ile uyumludur.
2
Pankreatik İntraepitelyal Neoplazi (PanIN) progresyon modelindeki moleküler basamakları hatırla.
KRAS (PanIN-1), CDKN2A/p16 (PanIN-2), SMAD4 ve TP53 (PanIN-3) genetik hitleri sırasıyla birikir.
Neoplastik ilerleyiş belirli bir genetik sıralama takip eder.
3
Soruda verilen '%95 saptanma oranı' ve 'FAMMM sendromu' ipuçlarını eşleştir.
Bu özellikler CDKN2A geninin inaktivasyonu için karakteristiktir.
CDKN2A mutasyonu melanom ve pankreas kanseri riskini artıran FAMMM sendromunun temel nedenidir.

Key Concept

Pankreas duktal adenokarsinomu moleküler patogenezi (PanIN progresyonu)
Estimated Time:1m 30s
Question 125Question

3030 yaşında, yaklaşık 55 yıldır Ülseratif kolit tanısıyla takip edilen erkek hasta; şiddetli karın ağrısı, karında belirgin distansiyon, ateş (38.5C38.5^\circ C) ve taşikardi şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde batında yaygın hassasiyet ve defans saptanıyor. Çekilen ayakta direkt batın grafisinde transvers kolon çapı 88 cm olarak ölçülüyor ve haustra yapılarının kaybolduğu izleniyor. Bu hastada gelişen klinik tablonun (toksik megakolon) altında yatan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnflamasyonun mukoza ve submukozayı aşarak muskularis propriaya ilerlemesi sonucu oluşan nöromüsküler hasar ve düz kas felci

Answer

İnflamasyonun mukoza ve submukozayı aşarak muskularis propriaya ilerlemesi sonucu oluşan nöromüsküler hasar ve düz kas felci
Doğru yanıt olan seçenek, toksik megakolonun patogenezini tam olarak açıklar. Ülseratif kolitte inflamasyon mukoza ve submukozayı aşıp kas tabakasına (muskularis propria) ulaştığında, myenterik pleksus hasarı ve lokal nitrik oksit artışı meydana gelir. Bu durum düz kaslarda felce ve sonucunda ani lümen dilatasyonuna yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri değerlendir.
Uzun süreli Ülseratif kolit öyküsü olan bir hastada akut gelişen karın ağrısı, ateş ve transvers kolonda 66 cm'den fazla (88 cm) dilatasyon saptanması Toksik Megakolon tanısını koydurur.
Toksik megakolon, inflamatuar bağırsak hastalıklarının (özellikle ülseratif kolitin) hayatı tehdit eden en ciddi komplikasyonlarından biridir.
2
Patolojik süreci ve tutulan katmanları analiz et.
Ülseratif kolitte inflamasyon normalde mukoza ve submukoza ile sınırlıdır; ancak toksik megakolon gelişen vakalarda inflamasyon muskularis propria tabakasına kadar ilerlemiştir.
Kas tabakasının tutulumu, bağırsak duvarındaki nöral pleksusların hasarına ve nitrik oksit gibi düz kas gevşetici mediatörlerin aşırı salınımına neden olur.
3
Mekanizmayı klinik tablo ile eşleştir.
Nöromüsküler hasar sonucu peristaltizm durur, bağırsak düz kasları felç olur ve intralüminal basınç artışıyla belirgin bir dilatasyon gelişir.
Bu süreçte bağırsak duvarı incelir ve perforasyon riski maksimum seviyeye çıkar.

Key Concept

Toksik megakolon, ülseratif kolitte inflamasyonun muskularis propriaya ulaşarak nöromüsküler hasar ve düz kas paralizisi yapması sonucu gelişen bir tablodur.
Estimated Time:1m 30s
Question 126Question

5858 yaşında erkek hasta, ilerleyici sarılık ve kilo kaybı nedeniyle başvuruyor. Yapılan görüntülemelerde pankreasın diffüz olarak genişlediği ("sosis pankreas" görünümü) ve serum IgG4IgG4 düzeyinin anlamlı derecede yüksek (>135>135 mg/dLmg/dL) olduğu saptanıyor. Bu hastanın pankreas biyopsisinde görülmesi en olası histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Storiform (hasır sepeti benzeri) fibrozis ve obliteratif flebit ile karakterize yoğun lenfoplazmasitik infiltrasyon

Answer

Storiform fibrozis, obliteratif flebit ve yoğun lenfoplazmasitik infiltrasyon otoimmün pankreatitin temel bulgularıdır.
Doğru yanıt olan storiform fibrozis ve obliteratif flebit, Otoimmün Pankreatit (Tip 1) için patognomonik kabul edilen histolojik bulgulardır. Bu hastalık IgG4IgG4 ilişkili hastalık spektrumunun bir parçasıdır ve klinik olarak sıklıkla pankreas kanserini taklit eden kitle veya diffüz büyüme ile başvurur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et.
İlerleyici sarılık, "sosis pankreas" görünümü ve yüksek IgG4IgG4 düzeyi saptandı.
Bu bulgular IgG4IgG4 ilişkili sistemik hastalığın pankreas tutulumu olan Tip 1 Otoimmün Pankreatiti işaret eder.
2
Hastalığa özgü histopatolojik özellikleri hatırla.
Otoimmün pankreatitte üç ana bulgu beklenir: lenfoplazmasitik infiltrat, storiform fibrozis ve obliteratif flebit.
Bu triad, hastalığı diğer kronik pankreatit formlarından ve malignitelerden ayırır.

Key Concept

Otoimmün Pankreatit (Tip 1) ve IgG4 İlişkili Hastalık

Hints

1
Hastadaki yüksek IgG4IgG4 düzeyi, sistemik bir immün süreci düşündürür.
2
"Sosis pankreas" ve IgG4IgG4 yüksekliği Tip 1 Otoimmün Pankreatit için klasiktir.
3
Bu hastalıkta fibrozis düzensiz değil, girdap benzeri veya "hasır sepeti" (storiform) şeklinde dizilir.

Practice More

IgG4 ilişkili hastalıkların diğer organ tutulumlarını (örneğin Riedel tiroiditi, Ormond hastalığı) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 127Question

Safra kesesi karsinomu saptanan hastaların yaklaşık %95\%95 gibi büyük bir çoğunluğunda eşlik ettiği bilinen ve bu tümörün gelişimi için en önemli risk faktörü kabul edilen patolojik durum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Safra kesesi taşları (kolelitiazis)

Answer

Safra kesesi taşları (kolelitiazis)
Safra kesesi karsinomu, safra kesesinin en sık görülen malign tümörüdür ve hastaların yaklaşık %95\%95'inde safra kesesi taşları (kolelitiazis) mevcuttur. Taşların neden olduğu kronik irritasyon ve buna bağlı gelişen kronik kolesistitin karsinogenezde en önemli hazırlayıcı faktör olduğu kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Safra kesesi karsinomu vakalarındaki epidemiyolojik verileri değerlendirmek.
Vakaların %95\%95'inde safra taşlarının (kolelitiazis) eşlik ettiği görülür.
Risk faktörleri arasında en yüksek korelasyona sahip olanı belirlemek için.
2
Kolelitiazisin karsinogenezdeki rolünü anlamak.
Taşların neden olduğu kronik mekanik irritasyon ve inflamasyonun malign transformasyona zemin hazırladığı sonucuna varılır.
Patogenezi açıklamak için.

Key Concept

Safra kesesi karsinomunun patogenezinde kolelitiazisin (safra taşları) rolü.
Estimated Time:45s
Question 128Question

5050 yaşında erkek hasta, iştahsızlık, kilo kaybı ve giderek artan sarılık şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan manyetik rezonans kolanjiyopankreatografi (MRCP) incelemesinde intra ve ekstrahepatik safra kanallarında diffüz daralmalar saptanıyor. Hastadan alınan karaciğer iğne biyopsisinin mikroskobik incelemesinde; portal traktlarda yoğun lenfoplazmositer hücre infiltrasyonu, storiform fibrozis (hasır örgü benzeri) ve obliteratif flebit alanları izleniyor. Bu hastadaki klinik ve patolojik tablo için aşağıdakilerden hangisi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Serum IgG4IgG4 düzeylerinde belirgin artış saptanması

Answer

Hastada saptanan storiform fibrozis ve obliteratif flebit bulguları ışığında, serum IgG4 düzeylerinde belirgin artış saptanması en olası durumdur.
Storiform fibrozis (hasır örgü şeklinde düzensiz kollajen dizilimi) ve obliteratif flebit (ven lümenlerinin inflamasyon ve fibrozis ile tıkanması), IgG4-ilişkili sklerozan kolanjitin patognomonik histopatolojik özellikleridir. Bu hastalıkta ayrıca plazma hücrelerinden zengin infiltrasyon izlenir ve serumda IgG4 düzeyleri yükselir. PSK'dan farklı olarak steroid tedavisine hızlı ve dramatik yanıt vermesi önemli bir klinik özelliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Hastada obstrüktif sarılık tablosu ve MRCP'de safra yolu daralmaları mevcut.
Bu bulgular Primer Sklerozan Kolanjit (PSK), IgG4-ilişkili sklerozan kolanjit veya kolanjiyokarsinom ayırıcı tanısını gerektirir.
2
Histopatolojik spesifik bulguları analiz et
Biyopside storiform fibrozis ve obliteratif flebit saptandı.
Bu bulgular PSK'daki 'soğan zarı' fibrozisinden farklıdır ve IgG4-ilişkili sklerozan kolanjit için karakteristiktir.
3
Hastalığa özgü serolojik belirteci belirle
IgG4-ilişkili hastalıkta serum IgG4 düzeyleri yükselir.
Tanıyı doğrulamak ve steroid tedavisine dramatik yanıtı öngörmek için bu belirteç kritiktir.

Key Concept

IgG4-ilişkili sklerozan kolanjitin histopatolojik triadı: Yoğun lenfoplazmositer infiltrasyon, storiform fibrozis ve obliteratif flebittir.

Practice More

IgG4-ilişkili hastalığın diğer organ tutulumlarını (örneğin Tip 1 otoimmün pankreatit ve Riedel tiroiditi) ve bu antitenin sistemik doğasını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 129Question

5858 yaşında erkek hastada, rutin kontrol sırasında yapılan ultrasonografide karaciğer sağ lobunda (Segment 77) 44 cm çapında, düzensiz sınırlı solid bir kitle saptanıyor. Hastanın klinik özgeçmişinde hepatit, siroz veya bilinen bir kronik karaciğer hastalığı öyküsü bulunmamaktadır. Yapılan biyopsinin histopatolojik incelemesinde; belirgin desmoplastik stroma içerisinde asiner ve tübüler yapılar oluşturan, müsin üreten atipik epitelyal hücreler izleniyor. İmmünohistokimyasal çalışmada CK7(+)CK7(+), CK19(+)CK19(+) ve HepPar1()HepPar-1(-) olarak saptanıyor. Bu hastadaki neoplazinin anatomik yerleşimi dikkate alındığında, moleküler patogenezinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: IDH1IDH1 veya IDH2IDH2 genlerinde nokta mutasyonları

Answer

İntrahepatik kolanjiyokarsinomların moleküler profilinde IDH1IDH1 veya IDH2IDH2 mutasyonları en karakteristik bulgulardan biridir.
İntrahepatik kolanjiyokarsinomlar (iKK), son yıllarda moleküler olarak ekstrahepatik formlardan net bir şekilde ayrılmıştır. IDH1IDH1 ve IDH2IDH2 (izositrat dehidrogenaz) mutasyonları ile FGFR2FGFR2 gen füzyonları, iKK'lara özgü 'hedefe yönelik tedavi' imkanı da sunan en karakteristik genetik değişikliklerdir. Bu mutasyonlar ekstrahepatik kolanjiyokarsinomlarda veya safra kesesi kanserlerinde hemen hemen hiç görülmez.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve morfolojik verileri analiz etme
Sirozsuz karaciğerde, müsin üreten, CK7/CK19 pozitif, HepPar-1 negatif kitle 'İntrahepatik Kolanjiyokarsinom' (iKK) tanısını koydurur.
Tümörün asiner yapısı ve immün profili hepatosellüler karsinomu dışlar ve safra yolu epiteli kökenini destekler.
2
Anatomik yerleşime göre moleküler farklılıkları değerlendirme
İntrahepatik yerleşimli kolanjiyokarsinomlar, ekstrahepatik (perihiler/distal) olanlardan moleküler düzeyde ayrılır.
iKK'larda IDH1/2 mutasyonları ve FGFR2 füzyonları baskınken, ekstrahepatiklerde KRAS ve p53 mutasyonları daha sıktır.
3
Doğru genetik belirteci seçme
IDH1/2 mutasyonları intrahepatik kolanjiyokarsinomların yaklaşık %1010-2525'inde görülür ve bu yerleşim için spesifiktir.
Bu mutasyonlar tümörün epigenetik düzenlemesini bozarak onkojenik birikime yol açar.

Key Concept

İntrahepatik ve ekstrahepatik kolanjiyokarsinomlar arasındaki moleküler heterojenlik.
Question 130Question

3838 yaşında kadın hasta, son 33 aydır devam eden epigastrik ağrı, erken doyma ve 88 kg kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde annesinin 4242 yaşında mide kanseri nedeniyle eksitus olduğu öğreniliyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide duvarının belirgin derecede kalınlaştığı, lümenin daraldığı (linitislinitis plasticaplastica görünümü) ancak lümene doğru uzanan ekzofitik bir kitle saptanmadığı izleniyor. Alınan biyopsilerin mikroskobik incelemesinde, mukoza ve duvar katmanları içine diffüz olarak dağılmış, sitoplazması müsin ile dolu ve nükleusu periferik yerleşimli taşlı yüzük hücreleri saptanıyor. Bu hastadaki klinik ve patolojik tabloya neden olan en olası moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: CDH1CDH1 gen mutasyonu sonucu E-kaderin fonksiyon kaybı

Answer

Mide kanserinin Lauren sınıflandırmasına göre diffüz tipinde (taşlı yüzük hücreli karsinom), temel moleküler bozukluk CDH1CDH1 gen mutasyonuna bağlı E-kaderin ekspresyon kaybıdır.
Vakada tanımlanan genç yaş, aile öyküsü, endoskopik olarak saptanan linitis plastik (mide duvarının yaygın sertleşmesi ve kalınlaşması) ve mikroskopideki taşlı yüzük hücreleri, Lauren sınıflandırmasına göre 'Diffüz Tip' mide adenokarsinomunu tanımlamaktadır. Bu tümör tipinin en karakteristik moleküler özelliği, CDH1CDH1 genindeki mutasyon veya epigenetik susturulma sonucu hücreler arası bağlantıyı sağlayan E-kaderin proteininin kaybıdır. Bu kayıp, tümör hücrelerinin bez yapısı oluşturmak yerine tek tek veya küçük gruplar halinde doku içine diffüz şekilde sızmasına neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Genç yaş (3838), aile öyküsü ve endoskopide 'linitis plastica' (daralmış, kalınlaşmış mide duvarı) varlığı saptandı.
Mide kanserinin tipini belirlemek için klinik ve radyolojik/endoskopik görünüm ilk ipucudur.
2
Histopatolojik bulguyu tanımla
Mikroskopide 'taşlı yüzük hücreleri' (signet ring cells) ve diffüz infiltrasyon saptandı.
Taşlı yüzük hücreleri Lauren sınıflandırmasında 'Diffüz Tip' karsinomun patognomonik özelliğidir.
3
Moleküler mekanizmayı eşleştir
Diffüz tip mide kanseri ile CDH1CDH1 (E-kaderin) mutasyonu arasındaki ilişki kuruldu.
E-kaderin, hücrelerin birbirine tutunmasını sağlayan bir proteindir; kaybı hücrelerin diffüz olarak doku içinde yayılmasına (kohezyon kaybı) neden olur.

Key Concept

Mide Kanseri Lauren Sınıflandırması: Diffüz Tip ve E-kaderin İlişkisi

Practice More

Kalıtsal diffüz tip mide kanseri (HDGC) olan bireylerde ek olarak hangi organ kanserlerinin riski artmıştır? (Cevap: Lobüler meme kanseri)
Estimated Time:2m 0s
Question 131Question

7070 yaşında kadın hasta, diz ağrıları nedeniyle son iki haftadır yüksek dozda naproksen sodyum (NSAİİ) kullanmaktadır. Epigastrik bölgede ani başlayan yanma hissi ve kahve telvesi şeklinde kusma şikayetiyle başvuran hastaya yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; mide mukozasında yaygın hiperemi, ödem, noktasal kanama odakları ve yüzeysel mukozal defektler saptanmıştır. Bu klinik ve endoskopik bulgular ışığında, hastadaki en olası patolojik tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akut gastrit (Eroziv gastrit)

Answer

Akut gastrit (Eroziv gastrit)
Akut gastrit, mide mukozasının akut bir inflamatuar sürecidir ve sıklıkla NSAİİ kullanımı, alkol veya ağır stres (Curling/Cushing ülserleri) gibi faktörlerle tetiklenir. NSAİİ'ler siklooksijenaz (COX) enzimlerini inhibe ederek mideyi asit hasarından koruyan prostaglandinlerin üretimini azaltır. Bu durum mukozal bariyerin bozulmasına, hiperemiye, kanamaya ve erozyonlara yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik öyküsünü ve risk faktörlerini analiz et.
Uzun süreli ve yüksek dozda NSAİİ (naproksen) kullanımı tespit edildi.
NSAİİ'ler mide mukozasındaki koruyucu mekanizmaları bozan en önemli ekzojen faktörlerden biridir.
2
Endoskopik bulguları patolojik süreçle eşleştir.
Mukozada hiperemi, kanama odakları ve yüzeysel defektler (erozyonlar) saptandı.
Bu bulgular mukozal hasarın tam katmanlı olmadığını ve akut bir süreci (erozyon) işaret ettiğini gösterir.
3
Etiyoloji ile morfolojik tanıyı birleştir.
NSAİİ kullanımına sekonder gelişen akut gastrit tanısına ulaşıldı.
Prostaglandin (PGE2PGE_2 ve PGI2PGI_2) sentezinin azalması, mukozal kan akımını ve bikarbonat salgısını azaltarak hasarı tetikler.

Key Concept

Akut Gastrit ve NSAİİ İlişkisi

Hints

1
Hastanın kullandığı ilacın (naproksen) mide mukozası üzerindeki yan etkilerini düşünün.

Practice More

Akut gastritin diğer nedenlerini (alkol, sigara, üremi) ve kronik gastritten farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 132Question

Peptik ülser hastalığı (PÜH), gastrointestinal sistem mukozasında asit ve pepsinin etkisiyle oluşan kronik defektlerle karakterizedir. Peptik ülser hastalığı seyri sırasında en sık karşılaşılan komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Gastrointestinal kanama

Answer

Peptik ülser hastalığının en sık görülen komplikasyonu gastrointestinal kanamadır.
Gastrointestinal kanama, peptik ülser hastalarında görülen en yaygın komplikasyondur. Genellikle ülserin bir arter duvarını erode etmesi sonucu gelişir ve akut hematemez veya melena ile kendini gösterebilir.

Step-by-Step Solution

1
Peptik ülserlerin klinik seyrini ve olası sonuçlarını değerlendirin.
Peptik ülserler; kanama, perforasyon, obstrüksiyon ve penetrasyon gibi çeşitli komplikasyonlara yol açabilir.
Komplikasyonların görülme sıklığı, hastanın tedaviye uyumu ve etiyolojik faktörlere bağlı olarak değişir.
2
Patoloji ve klinik tıp literatüründeki istatistiksel verileri karşılaştırın.
Gastrointestinal kanama vakaların yaklaşık %1520\%15-20'sinde görülürken, perforasyon yaklaşık %5\%5 oranında görülür.
Kanama, mukozal defektin bir damar duvarını aşındırması sonucu gelişen en yaygın olaydır.

Key Concept

Peptik ülser komplikasyonlarının sıklık sıralaması ve en yaygın komplikasyon olarak kanamanın tanınması.

Practice More

Duodenal ülserler ile gastrik ülserler arasındaki H. pylori sıklığı ve malignite potansiyeli farklarını gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 133Question

5555 yaşında bir hastaya yapılan tarama kolonoskopisinde, distal kolonda (sigmoid kolon ve rektum) çok sayıda, 55 mm'den küçük, sesil ve düzgün yüzeyli polipler saptanıyor. Histolojik incelemede, kriptlerin sadece lümene yakın üst kısımlarında 'testere dişi' (serrated) görünüm saptanırken, kript bazallerinin dar kaldığı ve dikey oryantasyonunu koruduğu izleniyor. Bu lezyonlar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Genellikle malignite potansiyeli taşımazlar.

Answer

Hiperplastik polipler genellikle malignite potansiyeli taşımayan benign lezyonlardır.
Vakada tanımlanan polipler, yerleşim (distal kolon), boyut (<5<5 mm) ve histolojik özellikler (kriptlerin üst yarısında serrasyon, dar bazal) bakımından tipik 'Hiperplastik Polip' özelliklerini taşımaktadır. Hiperplastik polipler non-neoplastik lezyonlardır ve malignite potansiyeli taşımazlar.

Step-by-Step Solution

1
Lezyonun klinik ve yerleşim özelliklerini değerlendir.
Distal kolon yerleşimi, küçük boyut (<5<5 mm) ve sesil görünüm hiperplastik polipi düşündürür.
Hiperplastik polipler en sık sol kolonda görülen non-neoplastik poliplerdir.
2
Histolojik bulguları analiz et.
Sadece üst yarısı testere dişi görünümlü ve bazalleri dar olan kript yapısı saptandı.
Bu mikroskobik patern, bazale kadar serrasyon gösteren sesil serrated lezyonlardan (SSL) ayrımını sağlar.
3
Malignite riskini belirle.
Hiperplastik poliplerin klinik önemi yoktur ve malignleşme göstermezler.
Serrated yolak üzerinden gelişen kanserlerin öncüsü SSL'lerdir, hiperplastik polipler değil.

Key Concept

Hiperplastik polip ve Sesil Serrated Lezyon (SSL) ayırıcı tanısı

Hints

1
Lezyonun sol kolonda ve çok küçük olduğunu fark ettiniz mi?
2
Histolojide serrasyonun (testere dişi görünüm) sadece üst kısımda olması ile tüm kript boyunca olması arasındaki farkı hatırlayın.
3
Sol kolonda sık görülen, küçük ve yüzeyel serrasyon gösteren polipler genellikle masumdur.

Practice More

Serrate yolak karsinogenezinde BRAF mutasyonu ve MSI ilişkisini tekrar inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 134Question

Kronik sağ üst kadran ağrısı nedeniyle kolesistektomi yapılan 4545 yaşındaki kadın hastanın spesmen incelemesinde; safra kesesi mukozasının hiperemik olduğu ve mukoza yüzeyinde yaygın, küçük, sarı renkli beneklenmeler izlendiği rapor edilmiştir. Bu makroskobik görünümle ('çilek safra kesesi') karakterize olan patolojik tabloda, mikroskobik incelemede aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Lamina propriada lipid yüklü makrofaj birikimi

Answer

Lamina propriada lipid yüklü makrofaj birikimi
Doğru yanıt olan lamina propriada lipid yüklü makrofaj birikimi, kolesterolozis hastalığının temel histopatolojik özelliğidir. Safradaki kolesterol konsantrasyonunun artmasıyla kolesterol esterleri lamina propriadaki makrofajlarca fagosite edilir ve bu durum makroskobik olarak kırmızı mukoza üzerinde küçük sarı noktacıklar (çilek görünümü) oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Makroskobik bulguyu tanımla
Hiperemik mukoza üzerinde sarı benekler 'çilek safra kesesi' (strawberry gallbladder) olarak adlandırılır.
Bu bulgu patognomoniktir ve kolesterolozis tanısını koydurur.
2
Kolesterolozis mekanizmasını belirle
Safradaki kolesterol miktarının artması sonucu kolesterol ve kolesterol esterlerinin lamina propriadaki makrofajlar tarafından fagositozu gerçekleşir.
Bu bir hücre içi birikim mekanizmasıdır.
3
Mikroskobik karşılığını bul
Lamina propriada biriken bu hücreler 'köpüksü makrofajlar' (foam cells) olarak izlenir.
Tanım direkt olarak doğru seçeneğe yönlendirir.

Key Concept

Kolesterolozis (Çilek Safra Kesesi) Patolojisi
Question 135Question

Alkol ve sigara kullanım öyküsü olan 6565 yaşındaki erkek hastada, özofagusun orta kesiminde saptanan kitle lezyonundan alınan biyopside keratin incileri ve interselüler köprüler içeren malign epitelyal hücre grupları izlenmiştir. Bu tümörün moleküler patogenezinde yer alan ve özofagusun adenokarsinomlarından farklı olarak yassı hücreli karsinom gelişiminde 'soy hattına özgü' (lineagespecificlineage-specific) amplifikasyon gösteren transkripsiyon faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: SOX2SOX2

Answer

Özofagus yassı hücreli karsinomu (SCC) patogenezinde rol oynayan soy hattına özgü transkripsiyon faktörü SOX2SOX2'dir.
Özofagus yassı hücreli karsinomu (SCC) patogenezinde, yassı hücre soy hattına özgü bir transkripsiyon faktörü olan SOX2SOX2 geninin amplifikasyonu sık görülür. Bu durum, tümörün yassı epitel özelliklerini koruması ve proliferasyonu için kritiktir. Adenokarsinomlarda ise bu mekanizmadan ziyade Barrett özofagusu zemininde gelişen intestinal belirteçler (CDX2CDX2 gibi) ve farklı onkogenler ön plandadır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve histopatolojik bulguları analiz et
Orta özofagus yerleşimi, sigara/alkol öyküsü ve keratin incileri/interselüler köprüler varlığı 'Yassı Hücreli Karsinom' (SCC) tanısını koydurur.
Doğru moleküler mekanizmayı belirlemek için önce tümör tipinin kesinleştirilmesi gerekir.
2
SCC ve Adenokarsinomun moleküler sürücülerini karşılaştır
SCC'de SOX2SOX2, TP53TP53 ve CyclinD1Cyclin D1 ön plandadır; Adenokarsinomda ise Barrett zemininde p16p16 kaybı, TP53TP53 mutasyonu ve HER2HER2 amplifikasyonu izlenir.
İki tümör tipi farklı etiyolojik ve genetik yolakları kullanır.
3
'Soy hattına özgü' (lineage-specific) kavramını uygula
SOX2SOX2, yassı epitel diferansiyasyonu için kritik bir transkripsiyon faktörüdür ve SCC'de spesifik olarak amplifiye olur.
Soruda istenen spesifik moleküler ayrımı yapmak için bu bilgi gereklidir.

Key Concept

Özofagus kanserlerinin moleküler heterojenliği ve SCC için SOX2SOX2 amplifikasyonunun spesifikliği.

Practice More

Özofagusun SCC ve Adenokarsinom ayrımında kullanılan p40 ve p63 immünohistokimyasal boyanma paternlerini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 136Question

Dudak ve ağız mukozasında melanin pigmentasyonu (lentigo) bulunan 1212 yaşındaki bir hastada, gastrointestinal sistemde çok sayıda hamartomatöz polip saptanmıştır. Bu poliplerin histopatolojik incelemesinde, mukoza içinde ağaçsı dallanma (arborizasyon) gösteren düz kas demetlerinin izlenmesi aşağıdaki tanılardan hangisi için karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: Peutz-Jeghers sendromu

Answer

Dudaklardaki pigmentasyon ve poliplerde düz kas arborizasyonu ile karakterize olan tablo Peutz-Jeghers sendromudur.
Peutz-Jeghers sendromunda polipler hamartomatöz niteliktedir. En tipik histolojik özellikleri, mukoza içine doğru uzanan ve ağaç dallarına benzeyen (arborizasyon) kalın düz kas demetleridir. Klinik olarak dudak, ağız mukozası ve parmak uçlarındaki koyu lekeler (melanin pigmentasyonu) bu tanıya eşlik eder.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Çocuk yaşta mukokütanöz pigmentasyon ve poliplerin varlığı bir sendromu işaret eder.
Genç yaşta saptanan çoklu polipler genellikle kalıtsal bir zemin düşündürür.
2
Mikroskobik özelliği analiz et
Düz kasların arborizasyon (ağaçsı dallanma) göstermesi Peutz-Jeghers polibi için patognomoniktir.
Bu morfoloji, lamina propriadaki düz kasların mukoza içine doğru organize bir şekilde büyümesiyle oluşur.

Key Concept

Peutz-Jeghers polibi, düz kas liflerinin oluşturduğu ağaçsı bir çatı (arborizasyon) üzerinde oturan hamartomatöz bir yapıdır.

Practice More

Peutz-Jeghers sendromunda mutasyona uğrayan STK11STK11 (LKB1LKB1) genini ve artmış pankreas/meme kanseri riskini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 137Question

Kronik karaciğer enzim yüksekliği nedeniyle takip edilen 4242 yaşındaki bir hastanın karaciğer iğne biyopsisinde; portal alanlarda belirgin lenfositik agregatlar ve folikül oluşumu, hepatositlerde yer yer makroveziküler steatoz ve safra duktus epitelinde non-süpüratif inflamatuar hasar gözlenmiştir.

Bu histopatolojik bulgular aşağıdaki etiyolojik nedenlerden hangisi için en karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: Hepatit C virüs enfeksiyonu

Answer

Hepatit C virüs enfeksiyonu (HCV), portal alanlarda lenfoid folikül oluşumu, fokal steatoz ve safra kanalı hasarı ile karakterize bir histopatolojik tablo sergiler.
Kronik Hepatit C virüs (HCV) enfeksiyonu, portal alanlarda lenfoid folikül veya agregat oluşumuna en sık neden olan viral hepatit etkenidir. Ayrıca hepatositlerde görülen fokal makroveziküler steatoz (yağlanma) ve safra duktuslarında izlenen lenfositik hasar, HCV tanısını destekleyen diğer önemli histolojik bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
Biyopsi bulgularının (lenfoid folikül, steatoz, safra duktus hasarı) değerlendirilmesi.
Hepatit C virüsüne (HCV) özgü morfolojik triad tanımlanmıştır.
Bu üç bulgunun bir arada bulunması kronik viral hepatitler içinde en güçlü şekilde HCV'yi düşündürür.
2
Diğer viral ve metabolik nedenlerin ekarte edilmesi.
HBV (buzlu cam), Otoimmün (plazma hücreleri) ve Alkolik (Mallory-Denk) bulgularının eksikliği doğrulanmıştır.
Ayırıcı tanıda her ajanın kendine özgü mikroskobik belirteçleri vardır.

Key Concept

Hepatit C virüsü (HCV) histopatolojisinde portal lenfoid agregatlar ve makroveziküler steatoz birlikteliği tanısal değer taşır.

Practice More

Viral hepatitlerin histolojik 'grading' (aktivite) ve 'staging' (fibrozis) kriterlerini tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 138Question

Kronik alkol kullanımı olan 3232 yaşındaki erkek hasta, ardışık şiddetli kusma atakları sonrası gelişen taze kanlı kusma (hematemez) şikayetiyle acil servise getirilmiştir. Yapılan endoskopik değerlendirmede gastroözofageal bileşke düzeyinde mukoza ve submukozayı tutan, lümen aksına paralel seyirli lineer laserasyonlar saptanmıştır. Bu hastadaki klinik ve endoskopik bulgular göz önüne alındığında, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mallory-Weiss sendromu

Answer

Şiddetli kusma epizodlarını takiben gastroözofageal bileşkede mukoza ve submukozayı tutan lineer yırtılmalarla karakterize olan tablo Mallory-Weiss sendromudur.
Mallory-Weiss sendromu, şiddetli kusma veya öğürme sonrası gastroözofageal bileşkede meydana gelen, mukoza ve submukozayı tutan lineer yırtılmalarla (laserasyonlar) seyreder ve sıklıkla hematemez ile sonuçlanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öyküyü analiz et.
Alkol kullanımı ve şiddetli kusma atakları saptandı.
Mallory-Weiss sendromu sıklıkla kronik alkoliklerde şiddetli kusma sonrası görülür.
2
Endoskopik bulguları değerlendir.
Gastroözofageal bileşkede lineer mukoza-submukoza laserasyonları görüldü.
Bu bulgu, sendromun karakteristik patolojik ve endoskopik işaretidir.
3
Tanıyı netleştir.
Mallory-Weiss sendromu tanısı konuldu.
Klinik seyir ve lezyonun derinliği (mukoza/submukoza) bu tanıyı doğrular.

Key Concept

Mallory-Weiss sendromu, şiddetli kusma epizodları sonrası gastroözofageal bileşkede oluşan non-transmural (mukoza ve submukoza ile sınırlı) longitudinal laserasyonlardır.
Estimated Time:45s
Question 139Question

1414 yaşında bir erkek çocuk, tekrarlayan rektal kanama ve halsizlik şikayetleri ile getirilmiştir. Yapılan üst ve alt gastrointestinal sistem endoskopisinde mide, ince bağırsak ve kolonda çok sayıda, saplı, yüzeyi düz polipler saptanmıştır. Rektumdaki bir polipin histopatolojik incelemesinde; lamina proprianın ileri derecede ödemli ve genişlemiş olduğu, glandların kistik olarak dilate olduğu ve lümenlerinin müsin ile dolu olduğu gözlenmiştir. Hastanın özgeçmişinde çocukluk çağından itibaren sık burun kanamaları olduğu, fizik muayenesinde ise alt dudak ve dilde milimetrik telanjiektaziler bulunduğu fark edilmiştir. Bu klinik ve histopatolojik bulgular ışığında, bu hastada aşağıdaki genlerden hangisinin mutasyonu en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: SMAD4SMAD4

Answer

Doğru yanıt SMAD4SMAD4 gen mutasyonudur; çünkü bu gen hem hamartomatöz jüvenil poliplere hem de kalıtsal hemorajik telanjiektazi bulgularına yol açan tek gendir.
Hastada saptanan kistik dilate glandlar ve ödemli lamina propria içeren polip yapısı 'jüvenil polip' için karakteristiktir. Çok sayıda polip olması Jüvenil Polipozis Sendromu'na işaret eder. Bu hastadaki burun kanamaları ve telanjiektaziler, Kalıtsal Hemorajik Telanjiektazi (HHT) tablosudur. JPS vakalarının yaklaşık %2020'sinde görülen bu örtüşme sendromu, sadece SMAD4SMAD4 (DPC4DPC4) gen mutasyonuna özgüdür.

Step-by-Step Solution

1
Polip morfolojisini analiz et
Genişlemiş lamina propria ve kistik dilate glandlar 'Jüvenil Polip' tanısını koydurur.
Histopatolojik tanım jüvenil polip için karakteristiktir.
2
Klinik sendromu belirle
Çok sayıda polip varlığı 'Jüvenil Polipozis Sendromu' (JPS) olduğunu gösterir.
Tekil polipler sporadik olabilirken, çok sayıda polip sendromiktir.
3
Ekstraintestinal bulguları değerlendir
Epistaksis ve telanjiektaziler Kalıtsal Hemorajik Telanjiektazi (Osler-Weber-Rendu) bulgularıdır.
Ayırıcı tanıda genetik mutasyonun spesifikliğini belirler.
4
Genotip-fenotip eşleştirmesi yap
JPS + HHT fenotipi SMAD4SMAD4 mutasyonu ile ilişkilidir.
BMPR1ABMPR1A sadece JPS yaparken, SMAD4SMAD4 her iki sendromun örtüşmesine neden olur.

Key Concept

Jüvenil Polipozis Sendromu'nda SMAD4SMAD4 mutasyonu, Kalıtsal Hemorajik Telanjiektazi (HHT) ile 'overlap' (örtüşme) sendromuna yol açar.

Practice More

Hamartomatöz polipozis sendromlarının (Cowden, Peutz-Jeghers, Jüvenil) histopatolojik farklarını ve eşlik eden kanser risklerini içeren bir tabloyu inceleyin.
Estimated Time:2m 30s
Question 140Question

Ülseratif kolit tanısıyla takip edilen bir hastada; şiddetli karın ağrısı, ateş ve kolonun radyolojik olarak ileri derecede genişlemiş (dilatasyondilatasyon) görülmesi ile karakterize olan, perforasyon riski yüksek en önemli akut komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Toksik megakolon

Answer

Toksik megakolon, ülseratif kolit hastalarında inflamasyonun derin katmanlara yayılması sonucu gelişen acil bir komplikasyondur.
Doğru seçenek olan toksik megakolon, ülseratif kolit seyrinde inflamasyonun mukoza dışına taşarak kas tabakasına ulaşması ve buradaki pleksusları etkileyerek bağırsak motilitesini durdurması sonucu gelişir. Bu durum kolonun aşırı genişlemesine ve duvarın incelerek delinmesine (perforasyon) yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik bulgularının (şiddetli ağrı, ateş) ve radyolojik verilerinin (dilatasyon) değerlendirilmesi.
Akut bir batın tablosu ve kolonik genişleme saptandı.
Ülseratif kolitin seyri sırasında gelişen komplikasyonları ayırt etmek için gereklidir.
2
Ülseratif kolit ve Crohn hastalığının akut komplikasyonlarının karşılaştırılması.
Ülseratif kolitte inflamasyonun muskularis propriaya ilerlemesiyle nöromüsküler fonksiyonun bozulduğu sonucuna varıldı.
Toksik megakolon mekanizmasını anlamak için bu patolojik süreç kritiktir.

Key Concept

İnflamatuar bağırsak hastalıklarının komplikasyonları
Estimated Time:45s
PreviousPage 7 / 17Next
Gastrointestinal ve Hepatobiliyer Sistem Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 7 | Examkin