Genel Patoloji

328 questions

Question 221Question

Apoptotik süreçte kaspaz kaskadı; 'başlatıcı' (initiator) ve 'yürütücü' (executioner) olmak üzere iki ana faza ayrılır. Yürütücü kaspazlar (33, 66 ve 77) aktive edildikten sonra, hücrenin yapısal proteinlerini ve nükleer içeriğini hedef alarak ölümü gerçekleştirir.

**Buna göre, aşağıdakilerden hangisi apoptotik bir hücrede kaspaz-33 tarafından doğrudan gerçekleştirilen bir olaydır?**

Show answer & explanation

Answer: CAD (Caspase-Activated DNase) inhibitörünün parçalanması

Answer

Apoptotik bir hücrede kaspaz-33 tarafından doğrudan gerçekleştirilen olay, CAD (Caspase-Activated DNase) inhibitörünün (ICAD) parçalanmasıdır.
Apoptotik süreçte kaspaz-33, 'yürütücü' bir kaspaz olarak görev yapar. Bu kaspazın en önemli hedeflerinden biri, normalde sitoplazmada CAD (Caspase-Activated DNase) enzimini inaktif tutan ICAD (Inhibitor of CAD) proteinidir. Kaspaz-33 bu inhibitörü parçaladığında, aktifleşen CAD enzimi nükleusa girerek DNA'yı düzenli aralıklarla (180180-200200 baz çifti katları şeklinde) parçalar ve karakteristik DNA merdiven paternini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Kaspaz fazlarının ayrımını yap
Kaspaz-33, 66 ve 77 yürütücü; kaspaz-88 ve 99 ise başlatıcı kaspazlardır.
Soru doğrudan yürütücü kaspazın (kaspaz-33) hedefini sormaktadır.
2
Yürütücü kaspazların nükleer hedefini belirle
Kaspaz-33, sitoplazmada inaktif halde bulunan CAD enziminin inhibitörü olan ICAD'ı parçalar.
Bu işlem, nükleaz aktivitesinin serbest kalması için kritik adımdır.
3
Sonucu değerlendir
Serbest kalan CAD, nükleusa girerek DNA'yı internükleozomal bölgelerden keser (180180-200200 bp fragmanlar).
Apoptotik ölümün biyokimyasal kanıtı olan DNA merdiven paterni bu şekilde oluşur.

Key Concept

Kaspaz-33 tarafından ICAD'ın (Inhibitor of Caspase-Activated DNase) proteolitik yıkımı ve buna bağlı olarak aktifleşen CAD'ın internükleozomal DNA parçalanmasına yol açması.
Estimated Time:1m 30s
Question 222Question

5454 yaşında, kronik böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz programında olan bir erkek hastada perikardiyal frotman saptanıyor. Otopsi bulgularında kalp yüzeyinin 'ekmek ve tereyağı' (bread and butter) görünümünde eozinofilik bir eksüda ile kaplı olduğu izleniyor. Bu inflamatuar eksüdanın plazminojen aktivatörleri ve fibrinolisiz ile yeterince temizlenemediği durumda, aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Organizasyon süreciyle fibröz yapışıklıkların ve skarların gelişmesi

Answer

Fibrinöz inflamasyonun temizlenemediği durumlarda organizasyon süreciyle fibröz yapışıklıklar ve skar dokusu gelişir.
Üremi gibi durumlarda gelişen fibrinöz perikarditte, vasküler geçirgenlik o kadar artar ki fibrinogen gibi büyük moleküller damar dışına sızar. Bu fibrin ağları fibrinolisiz ile ortadan kaldırılamazsa, granülasyon dokusuna benzer bir şekilde fibroblastlar ve damarlar eksüdanın içine göç eder. Bu sürece 'organizasyon' denir ve sonucunda fibröz yapışıklıklar ile organ yüzeylerinin birbirine bağlanması (obliterasyon) gerçekleşir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve makroskobik bulguları analiz et.
Kronik böbrek yetmezliği (üremi) ve 'ekmek-tereyağı' görünümü, tipik bir fibrinöz perikardit tablosuna işaret eder.
Vasküler geçirgenliğin şiddetli artışı sonucu plevra veya perikard gibi serozal yüzeylere yüksek molekül ağırlıklı fibrinogen sızar ve fibrin ağlarını oluşturur.
2
Eksüdanın akıbetini değerlendir.
Fibrinolisiz yoluyla temizlenemeyen fibrin ağları, bağ dokusu elemanları için bir iskele görevi görür.
Vücut, büyük miktardaki fibrini enzimatik olarak eritemezse, bölgeyi nedbe dokusuna dönüştürmeye başlar.
3
Organizasyon mekanizmasını tanımla.
Fibroblastlar ve yeni kapiller damarlar fibrin içine doğru büyür (organizasyon süreci).
Bu süreç, serozal boşlukların birbirine yapışmasına (adhezyon) ve zamanla fibröz skar oluşumuna neden olur.

Key Concept

Fibrinöz İnflamasyon ve Organizasyon
Estimated Time:2m 0s
Question 223Question

2828 yaşında bir kadın hasta; her iki el eklemlerinde ağrı, yüzünde güneşle artan kızarıklık (malar raş) ve idrarda proteinüri saptanması üzerine polikliniğe başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde hipokomplementemi (C3C3 ve C4C4 düşüklüğü) ve yüksek titrede antinükleer antikor (ANAANA) pozitifliği saptanıyor. Bu hastada böbrek ve eklem hasarına yol açan temel immünopatolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tip 33 hipersensitivite (Dolaşan immün komplekslerin dokularda birikimi)

Answer

Sistemik lupus eritematozus (SLE) hastalarında gelişen vaskülit, artrit ve glomerulonefrit gibi lezyonlardan sorumlu olan temel immünolojik süreç Tip 33 hipersensitivite (immün kompleks hastalığı) reaksiyonudur.
Sistemik lupus eritematozus (SLE), antinükleer antikorların (özellikle anti-dsDNA) antijenlerle birleşerek dolaşan immün kompleksler oluşturmasıyla karakterizedir. Bu komplekslerin böbrek glomerülleri, eklem sinovyası ve damar duvarları gibi bölgelerde birikmesi, klasik kompleman yolunu aktive eder. Bu aktivasyon sonucunda salınan anafilatoksinler (C3aC3a, C5aC5a) nötrofilleri bölgeye çeker ve doku hasarına yol açar. Bu süreç Tip 33 hipersensitivite reaksiyonunun temelini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç kadın, malar raş, artralji ve proteinüri (nefrit) varlığı Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) hastalığına işaret etmektedir.
Bu bulgular SLE için klasik klinik kriterlerdir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
ANAANA pozitifliği ve hipokomplementemi (C3C3, C4C4 düşüklüğü) aktif immün kompleks hastalığını destekler.
Tip 33 hipersensitivitede dolaşan kompleksler dokularda birikirken klasik yoldan komplemanı tüketirler.
3
Patogenetik mekanizmayı eşleştir
Dolaşan antijen ve antikorların oluşturduğu komplekslerin dokularda birikimi Tip 33 hipersensitivite mekanizmasıdır.
Tip 33 reaksiyonları dokuya özgü olmayan, dolaşımdaki komplekslerin filtre edildiği bölgelerde (böbrek, eklem, damar) hasar yapar.

Key Concept

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) ve Tip 33 Hipersensitivite Mekanizması
Estimated Time:45s
Question 224Question

Granülomatöz inflamasyonun patogenezinde, makrofajlar ve dendritik hücreler gibi antijen sunan hücrelerden salınarak CD4+CD4^{+} saf (naive) T lenfositlerin Th1 alt tipine farklılaşmasını uyaran temel sitokin aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnterlökin-12 (IL-12)

Answer

Granülomatöz inflamasyonun başlangıcında T hücrelerinin Th1 yönünde farklılaşmasını sağlayan temel sitokin İnterlökin-12 (IL-12)'dir.
İnterlökin-12 (IL-12), antijen sunan hücreler (makrofaj ve dendritik hücreler) tarafından üretilir ve saf T hücrelerinin Th1 fenotipine dönüşmesini sağlayan temel indükleyicidir. Th1 hücreleri daha sonra IFN-gama üreterek makrofajları aktive eder ve granülom yapısını oluşturan epiteloid histiyositlerin gelişimini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Antijen sunumu ve başlangıç sinyalinin belirlenmesi
Makrofajlar/APC'ler antijeni sunarken IL-12 salgılar.
Th1 farklılaşması için gerekli ilk uyarı APC kaynaklıdır.
2
T hücresi farklılaşması
Saf CD4+ T hücreleri Th1 hücrelerine dönüşür.
IL-12, T hücreleri üzerinde spesifik reseptörler aracılığıyla bu yönde bir sinyal kaskadı başlatır.
3
Efektör sitokinlerin salınımı
Th1 hücreleri IFN-gama üretir.
IFN-gama, granülomun mikroskobik karakteri olan epiteloid makrofaj aktivasyonu için gereklidir.

Key Concept

Granülomatöz inflamasyon patogenezinde IL-12, Th1 farklılaşmasının ana belirleyicisidir.
Question 225Question

3838 yaşında, sigara içme öyküsü olmayan bir erkek hastada nefes darlığı ve karaciğer fonksiyon testlerinde yükseklik saptanıyor. Karaciğer biyopsisinde periportal hepatositlerde periyodik asit-Schiff (PASPAS) pozitif ve diyastaza dirençli eozinofilik sitoplazmik inklüzyonlar izleniyor. Bu hastadaki hücresel birikimin temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Proteinlerin yanlış katlanması sonucu endoplazmik retikulumda göllenmesi

Answer

Proteinlerin yanlış katlanması sonucu endoplazmik retikulumda göllenmesi
Soruda tanımlanan klinik tablo α1\alpha-1 antitripsin eksikliğidir. Bu hastalıkta, proteinin tersiyer yapısındaki bozukluk (misfolding) nedeniyle molekül endoplazmik retikulumdan (ER) salgılanamaz ve hepatosit sitoplazmasında PASPAS pozitif, diyastaza dirençli globüller şeklinde birikir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç yaşta, sigara içmeyen bir hastada amfizem ve karaciğer tutulumu birlikteliği saptandı.
Bu kombinasyon tipik olarak α1\alpha-1 antitripsin eksikliğini düşündürür.
2
Histopatolojik bulguyu yorumla
PASPAS pozitif ve diyastaza dirençli sitoplazmik globüller görüldü.
Bu bulgu, hepatositlerde glikojen değil, protein yapısında bir birikim olduğunu kanıtlar.
3
Hücresel mekanizmayı belirle
Genetik mutasyon nedeniyle proteinin yanlış katlanması (misfolding) sonucu ER'de hapsolması.
α1\alpha-1 antitripsin eksikliğinin (PiZ varyantı) temel patofizyolojik mekanizması budur.

Key Concept

Hücre içi protein birikimleri ve yanlış katlanmış proteinlerin endoplazmik retikulumda (ER) hapsolması mekanizması.
Estimated Time:1m 15s
Question 226Question

6262 yaşında, uzun süredir hipertansiyon ve mitral yetmezliği öyküsü olan erkek hasta, son zamanlarda artan nefes darlığı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki akciğer bazalinde raller duyuluyor. Akciğer grafisinde bilateral plevral efüzyon saptanıyor. Yapılan torasentezde alınan sıvının berrak, açık sarı renkli olduğu; protein miktarının 1.21.2 g/dL (serum proteini 6.86.8 g/dL) ve LDH düzeyinin 4545 U/L (serum LDH 210210 U/L) olduğu görülüyor. Bu hastadaki plevral sıvı birikiminden sorumlu temel hemodinamik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hidrostatik basınç artışı

Answer

Plevral sıvı birikiminden sorumlu temel mekanizma hidrostatik basınç artışıdır.
Hastanın klinik tablosu (hipertansiyon, mitral yetmezliği, raller) sol kalp yetmezliği ile uyumludur. Sol kalp yetmezliğinde akciğer venlerinde kanın göllenmesi sonucu kapiller hidrostatik basınç artar. Sıvı analizi sonuçları (düşük protein ve LDH oranları) bu efüzyonun bir 'transüda' olduğunu doğrular. Transüda tipi sıvı birikiminin en yaygın nedeni ise hidrostatik basınç artışıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin ve tıbbi öykünün değerlendirilmesi
Hastada mitral yetmezliği ve hipertansiyon öyküsü ile raller mevcuttur; bu durum sol kalp yetmezliği ve akciğer konjesyonuna işaret eder.
Klinik tablo, efüzyonun etiyolojisini anlamak için ilk adımdır.
2
Torasentez sıvısı analizinin yorumlanması (Light Kriterleri)
Protein oranı (1.2/6.8=0.17<0.51.2/6.8 = 0.17 < 0.5) ve LDH oranı (45/210=0.21<0.645/210 = 0.21 < 0.6) düşük bulunmuştur. Bu değerler sıvının transüda karakterinde olduğunu kanıtlar.
Transüda ve eksüda ayrımı, altta yatan hemodinamik mekanizmayı belirler.
3
Transüda oluşum mekanizmasının belirlenmesi
Kalp yetmezliğine bağlı venöz geri dönüşün bozulması, kapiller yatakta hidrostatik basıncı artırarak transüda tipi ödeme yol açar.
Starling güçleri dengesizliği ödem oluşumunun temel fiziksel prensibidir.

Key Concept

Starling Kuvvetleri ve Ödem Mekanizmaları

Alternative Method

Sıvı analizinde protein ve LDH oranlarının serum değerlerine göre çok düşük olması (Light kriterlerinin karşılanmaması), soruyu doğrudan transüda mekanizmalarına (hidrostatik basınç artışı veya onkotik basınç azalması) yönlendirir.
Estimated Time:1m 30s
Question 227Question

55 yaşında bir kız çocuğu; doğumundan itibaren mevcut olan saç ve derideki renk açılması ile sık tekrarlayan süpüratif deri enfeksiyonları nedeniyle getiriliyor. Fizik muayenede gümüşi gri saçlar, açık ten rengi ve fotofobi saptanıyor. Periferik yayma incelemesinde nötrofil sitoplazmalarında azurofilik karakterde dev granüller izleniyor. Bu hastalık tablosunda izlenen hücresel bozukluğun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mikrotübül polimerizasyon kusuru sonucu vezikül trafiği ve fagozom-lizozom füzyonunda bozukluk

Answer

Mikrotübül polimerizasyon kusuru sonucu vezikül trafiği ve fagozom-lizozom füzyonunda bozukluk
Vakada tanımlanan gümüşi gri saçlar, okülokutanöz albinizm ve nötrofillerdeki dev granüller Chediak-Higashi sendromunun klasik bulgularıdır. Bu hastalıkta temel kusur, LYST genindeki mutasyon nedeniyle mikrotübül fonksiyonlarının bozulması ve buna bağlı olarak intrasellüler vezikül trafiği ile fagozom-lizozom füzyonunun gerçekleşememesidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Parsiyel okülokutanöz albinizm (gümüşi saç, fotofobi) ve tekrarlayan enfeksiyonlar birlikteliği saptandı.
Bu klinik triad, nadir görülen primer immün yetmezliklerden birine işaret eder.
2
Morfolojik bulguyu değerlendir
Nötrofillerde izlenen 'dev granüller', Chediak-Higashi sendromu için patognomoniktir.
Anormal vezikül füzyonu, organellerin (lizozomlar, melanozomlar) kontrolsüz bir şekilde birleşmesine neden olur.
3
Moleküler mekanizmayı belirle
LYST (Lysosomal Trafficking Regulator) gen mutasyonu sonucu mikrotübül bağımlı vezikül trafiği bozulmuştur.
Mikrotübül kusuru hem nötrofillerde fagozom-lizozom füzyonunu engeller hem de melanositlerde pigment dağılımını bozarak albinizme yol açar.

Key Concept

Chediak-Higashi Sendromu Patogenezi
Estimated Time:1m 30s
Question 228Question

58 yaşında bir erkek hasta, ortopedik bir operasyon sonrası iyileşme sürecindeyken ani gelişen dispne ve göğüs ağrısı şikayetiyle kaybediliyor. Yapılan otopside pulmoner arter ana dallarını tıkayan eyer tarzında (saddle) bir kitle saptanıyor. Patolog, bu kitlenin ölümden sonra oluşan bir pıhtı (postmortem pıhtı) değil, yaşam sürecinde gelişmiş gerçek bir trombüs (antemortem) olduğuna karar veriyor. Aşağıdaki morfolojik bulgulardan hangisi, bu ayrımı yapmada kullanılan en güvenilir ve ayırt edici kriterdir?

Show answer & explanation

Answer: Kesit yüzeyinde soluk trombosit-fibrin katmanları ile koyu eritrosit katmanlarının ardışık izlenmesi

Answer

Kesit yüzeyinde soluk trombosit-fibrin katmanları ile koyu eritrosit katmanlarının ardışık izlenmesi (Zahn çizgileri)
Soruda tarif edilen ayrımda en güvenilir kriter 'Zahn çizgileri'dir. Trombüsler, kan akımı devam ederken oluştukları için trombosit/fibrin birikimleri (soluk alanlar) ve eritrosit birikimleri (koyu alanlar) mikroskobik veya makroskopik olarak katmanlı bir yapı oluşturur. Bu laminasyona Zahn çizgileri denir ve sadece antemortem (canlıda) oluşumun kanıtıdır.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki temel ayrımı belirle
Antemortem trombüs (yaşamda oluşan) ile postmortem pıhtı (ölümden sonra oluşan) arasındaki fark sorulmaktadır.
Adli tıp ve patolojide ölüm nedenini belirlemek için bu ayrım kritiktir.
2
Trombüs oluşum mekanizmasını hatırla
Trombüsler, kan akımı devam ederken oluşur. Bu akım, hücresel elemanların ve fibrinin belirli bir düzenle birikmesine neden olur.
Akım etkisiyle trombositler ve fibrin (soluk) ile eritrositler (koyu) sırayla birikir.
3
Seçenekleri bu mekanizmaya göre ele
Zahn çizgileri (laminasyon) sadece kan akımı varken oluşabilir. Diğer seçenekler (tavuk yağı, jelatinöz kıvam, damar kalıbını alma) kan akımının durduğu postmortem pıhtı özellikleridir.
Zahn çizgileri, kitlenin canlıyken oluştuğunun en kesin kanıtıdır.

Key Concept

Antemortem Trombüs vs Postmortem Pıhtı Ayrımı (Zahn Çizgileri)
Question 229Question

2828 yaşında bir erkek hasta, evliliğinin üçüncü yılında çocuk sahibi olamadığı gerekçesiyle üroloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenesinde hastanın normalden uzun boylu olduğu, jinekomastisi bulunduğu ve testislerinin bilateral olarak küçük (<2<2 cm) ve sert kıvamda olduğu saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde azospermi ve belirgin olarak artmış serum FSHFSH düzeyi tespit ediliyor. Bu hasta için en olası sitogenetik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 47,XXY47, XXY

Answer

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları Klinefelter sendromu ile uyumlu olup, en olası karyotip 47,XXY47, XXY şeklindedir.
Hastada saptanan uzun boy, jinekomasti, bilateral küçük/sert testisler ve hipergonadotropik hipogonadizm (yüksek FSHFSH) bulguları Klinefelter sendromu için klasiktir. Bu sendromun en sık görülen genetik temeli, maternal veya paternal mayozda ayrılmama sonucu oluşan 47,XXY47, XXY karyotipidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir.
Uzun boy, jinekomasti, bilateral küçük ve sert testisler saptandı.
Bu bulgular birincil hipogonadizmin klasik belirtileridir.
2
Laboratuvar verilerini yorumla.
Azospermi ve yüksek FSHFSH düzeyi tespit edildi.
Sert testisler ve yüksek FSHFSH, seminifer tübül atrofisi ve Leydig hücre disfonksiyonuna işaret eder.
3
Tanıyı ve sitogenetik karşılığını belirle.
Klinik tablo Klinefelter sendromu ile uyumludur ve bu durumun en sık nedeni olan 47,XXY47, XXY karyotipi seçilmelidir.
Klinefelter sendromu, erkeklerde en sık görülen cinsiyet kromozomu anomalisidir.

Key Concept

Klinefelter sendromu (47,XXY47, XXY) klinik fenotipi ve laboratuvar bulguları.
Question 230Question

Tüberküloz enfeksiyonu gibi granülomatöz hastalıklarda görülen, doku mimarisinin tamamen kaybolduğu ve makroskobik olarak yumuşak, sarı-beyaz renkli, peynirimsi bir görünüm sergileyen nekroz tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kazeifikasyon nekrozu

Answer

Kazeifikasyon nekrozu
Kazeifikasyon (peynirleşme) nekrozu, tüberküloz odaklarında görülen özgün bir hücre ölümü şeklidir. Mikroskobik olarak, doku yapısı tamamen bozulur ve granüler, amorf, pembe renkli bir debris alanı oluşur. Makroskobik olarak ise sarı-beyaz, ufalanan ve peynire benzeyen görünümü nedeniyle bu adı almıştır.

Step-by-Step Solution

1
Etiyolojik faktörü tanımla
Tüberküloz enfeksiyonu tespiti
Tüberküloz, granülomatöz inflamasyon ve spesifik bir nekroz tipiyle karakterizedir.
2
Morfolojik özellikleri analiz et
Peynirimsi (kazeöz) görünüm ve doku mimarisinin kaybı
Kazeifikasyon nekrozu, koagülasyon ve likefaksiyon nekrozunun bazı özelliklerinin birleşimi gibi görünse de kendine has 'peynirleşme' özelliğine sahiptir.
3
Tanıyı doğrula
Kazeifikasyon nekrozu seçimi
Soru kökündeki 'peynirimsi' ve 'tüberküloz' anahtar kelimeleri doğrudan bu tanıya yönlendirir.

Key Concept

Kazeifikasyon nekrozu ve tüberküloz ilişkisi
Estimated Time:45s
Question 231Question

1818 aylık bir erkek çocuk, doğumundan itibaren tekrarlayan yumuşak doku enfeksiyonları ve şiddetli diş eti kanamaları şikayetleriyle getiriliyor. Tıbbi öyküsünden göbek kordonunun 5.5. haftada düştüğü öğreniliyor. Laboratuvar incelemelerinde kanda belirgin nötrofili (35.000/mm335.000/mm^3) saptanmasına rağmen, deri enfeksiyon bölgelerinden alınan biyopsilerde cerahat (püy) oluşumu izlenmiyor. Trombosit agregasyon testlerinde ADPADP ve kolajene yanıtın ileri derecede bozuk olduğu saptanıyor. Bu hastada lökositlerin damar endoteline sıkı yapışmasını ve aktive olmasını engelleyen temel moleküler defekt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Integrin aktivasyonunda görevli Kindlin-3 defekti

Answer

Integrin aktivasyonunda görevli Kindlin-3 defekti
Vakadaki klinik tablo (enfeksiyonlar, püy yokluğu, lökositoz, geç kordon düşmesi) ve kanama diyatezinin birlikteliği patognomonik olarak Lökosit Adhezyon Defekti tip 3'ü (LAD-3) işaret eder. Kindlin-3 proteini, lökositlerdeki β1,β2,β3\beta_1, \beta_2, \beta_3 integrinleri ile trombositlerdeki GPIIb/IIIaGPIIb/IIIa integrinini aktive eden 'içten-dışa' (inside-out) sinyal iletim yolunda kritik bir adaptördür. Bu proteinin eksikliğinde integrinler sentezlense bile 'düşük afiniteli' formda kalırlar ve ne lökositler endotele sıkıca tutunabilir ne de trombositler agregasyon gerçekleştirebilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Tekrarlayan enfeksiyonlar, püy oluşmaması, belirgin lökositoz ve göbek kordonunun geç düşmesi tipik bir 'Lökosit Adhezyon Defekti' (LAD) göstergesidir.
Lökositlerin damar dışına çıkamaması dokuda inflamatuar yanıtı engeller ve kordon ayrılmasını geciktirir.
2
Eşlik eden bulguların değerlendirilmesi
Hastanun diş eti kanamaları ve bozulan trombosit agregasyon testleri, lökosit defektine ek olarak bir trombosit fonksiyon bozukluğu olduğunu kanıtlar.
LAD-1 ve LAD-2'de kanama diyatezi görülmez, bu nedenle tablo LAD-3'e yönelir.
3
Moleküler mekanizmanın belirlenmesi
LAD-3, Kindlin-3 proteinindeki mutasyonlar sonucu gelişir ve bu protein integrinlerin aktivasyonu (aktivite artışı) için şarttır.
Lökositlerdeki LFA-1 ve trombositlerdeki GPIIb/IIIa integrinlerinin her ikisi de Kindlin-3 aracılı aktivasyona ihtiyaç duyar.

Key Concept

LAD-3 ve Kindlin-3 Aracılı Integrin Aktivasyonu
Estimated Time:2m 0s
Question 232Question

5252 yaşında bir erkek hasta, yaklaşık 1515 yıldır devam eden kronik osteomiyelit öyküsü ile takip edilmektedir. Son birkaç aydır bacaklarda şişlik ve halsizlik şikayetleri eklenen hastada masif proteinüri (>3.5> 3.5 g/gün) saptanmıştır. Yapılan böbrek biyopsisinde glomerüler kapiller duvarlarda ve mezangiumda amorf, eozinofilik madde birikimi izlenmiş; bu birikimin Kongo kırmızısı ile boyandığı ve polarize mikroskopta elma yeşili refle verdiği görülmüştür. Bu hastada biriken amiloid maddesinin prekürsörü olan protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serum amiloid-asosiye (SAASAA) proteini

Answer

Serum amiloid-asosiye (SAA) proteini
Serum amiloid-asosiye (SAA) proteini, karaciğerde sentezlenen bir akut faz reaktanıdır. Kronik osteomiyelit gibi uzun süreli inflamatuar hastalıklarda SAA düzeyi sürekli yüksek seyreder ve bu proteinin sınırlı proteolizi sonucu oluşan AA proteinleri dokularda birikerek sekonder amiloidoza yol açar. Hastadaki masif proteinüri ve biyopsi bulguları bu tabloyu doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bağlamı analiz et
Kronik osteomiyelit (kronik inflamatuar süreç) varlığı saptandı.
Amiloidoz tipi, altta yatan hastalığa göre değişkenlik gösterir.
2
Amiloidoz tipini belirle
Kronik inflamasyona ikincil gelişen durum 'Sekonder (Reaktif) Amiloidoz'dur (AA tipi).
Kronik enfeksiyonlar (osteomiyelit, tüberküloz) ve inflamasyonlar (RA, Crohn) AA tipine yol açar.
3
Prekürsör proteini tanımla
AA amiloidin prekürsörü karaciğerde üretilen Serum amiloid-asosiye (SAA) proteinidir.
SAA, akut faz reaktanıdır ve kronik uyarıda proteolitik yıkım sonrası amiloid fibrillerine (AA) dönüşür.

Key Concept

Sekonder (AA) Amiloidoz ve Prekürsör Proteini

Hints

1
Kronik bir enfeksiyon olan osteomiyelit, vücutta uzun süreli akut faz yanıtına neden olur.
2
Reaktif (sekonder) amiloidozda (AA), prekürsör protein karaciğerden sentezlenen bir akut faz reaktanıdır.

Practice More

AA amiloidozunun en sık görülen diğer nedenlerini (Romatoid Artrit, Bronşektazi, FMF) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 233Question

16 yaşında bir kız çocuk; boy kısalığı ve primer amenore (adet görememe) şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde yelken boyun (pterigyum kolli), meme gelişiminde gerilik ve geniş göğüs kafesi (kalkan göğüs) saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası sitogenetik anomali aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 45,X45,X

Answer

Hastadaki klinik bulgular Turner sendromu ile uyumludur ve en olası sitogenetik bulgu 45,X45,X karyotipidir.
Soruda tarif edilen boy kısalığı, primer amenore, yelken boyun ve geniş göğüs kafesi bulguları klasik bir Turner sendromu vakasına işaret etmektedir. Turner sendromu, dişi fenotipine sahip bireylerde bir X kromozomunun tam veya kısmi eksikliği sonucu oluşur. En sık görülen sitogenetik anomali (%50 vakada) 45,X45,X monozomisidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların (boy kısalığı, primer amenore, yelken boyun, geniş göğüs) değerlendirilmesi.
Hastada Turner sendromu ön tanısı konur.
Bu bulgular, bir X kromozomunun eksikliği ile karakterize olan sendrom için tipiktir.
2
Ön tanı ile uyumlu sitogenetik anomalinin belirlenmesi.
45,X45,X karyotipinin saptanması.
Turner sendromlu hastaların yaklaşık %50'sinde tam monozomi (45,X45,X) görülür.

Key Concept

Turner Sendromu (45,X45,X)
Estimated Time:45s
Question 234Question

3030 yaşında bir kadın hastada, sezaryen kesisinin iyileşme süreci izlenmektedir. Operasyondan 22 hafta sonra dikişleri alınan hastada yara gerilme direncinin (tensile strength) orijinal dokunun yaklaşık %10\%10'u civarında olduğu saptanmıştır. 3.3. ayın sonunda ise bu direncin %7080\%70-80 seviyelerine ulaşması beklenmektedir. Yara iyileşmesinin bu geç fazında (remodelling), dokunun mekanik direncindeki artışı sağlayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Matris metalloproteinazlar (MMP) ile Tip III kollajenin yıkılması ve yerine organize Tip I kollajen depolanması

Answer

Matris metalloproteinazlar (MMP) aracılığıyla zayıf olan Tip III kollajenin yıkılması ve yerine organize Tip I kollajenin depolanması, yara gerilme direncinin artmasını sağlayan temel mekanizmadır.
Yara iyileşmesinin remodelling (yeniden şekillenme) fazında, başlangıçta depolanan ve gevşek bir yapı sunan Tip III kollajen, matris metalloproteinazlar (MMP) tarafından yıkılır. Eş zamanlı olarak, fibroblastlar TGF-beta etkisiyle daha kalın ve çapraz bağları güçlü olan Tip I kollajen sentezler. Bu liflerin birbirine paralel ve düzenli organizasyonu, dokunun gerilme direncini (tensile strength) haftalar içinde %10\%10 seviyesinden %7080\%70-80 seviyesine taşır.

Step-by-Step Solution

1
Yara iyileşmesinin zaman çizelgesini analiz et.
İkinci haftadan itibaren granülasyon dokusu skar dokusuna dönüşmeye başlar (Remodelling/Yeniden Şekillenme fazı).
Gerilme direncinin %10\%10'dan %7080\%70-80'e çıkması, dokunun mimari yapısının değiştiğini gösterir.
2
Kollajen tiplerinin rollerini belirle.
Tip III kollajen 'yumuşak' bir iskelet sağlarken, Tip I kollajen yüksek gerilme direncine sahiptir.
Skarın güçlenmesi için düşük dirençli liflerin yüksek dirençli liflerle değiştirilmesi gerekir.
3
Moleküler mediyatörleri ve enzimleri eşleştir.
MMP'ler eski matrisi yıkarken, TGF-beta yeni Tip I kollajen sentezini uyarır.
Yeniden şekillenme süreci, sentez ve yıkım arasındaki dengeli bir dinamizme dayanır.

Key Concept

Yara İyileşmesinde Kollajen Tip Değişimi (Tip III -> Tip I) ve MMP'lerin Rolü
Estimated Time:1m 30s
Question 235Question

Kontrolsüz DiabetesDiabetes MellitusMellitus tanısı ile takip edilen ve otopsi materyalinde böbrek kesitleri incelenen bir hastada; proksimal tübül epitellerinin terminal kısımlarında ve Henle kulpunun inen kolunun sitoplazmasında belirgin, şeffaf vakuolizasyonlar dikkati çekmektedir. Histokimyasal incelemede bu birikimlerin PeriodicPeriodic AcidAcid SchiffSchiff (PASPAS) ile pozitif boyandığı, ancak diastaz enzimi ile muamele edildikten sonra boyanma özelliğini kaybettiği saptanmıştır. Bu morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Armani-Ebstein hücreleri

Answer

Armani-Ebstein hücreleri
Armani-Ebstein hücreleri, kontrolsüz diabetes mellitus hastalarında görülen, renal tübül epitellerinde (özellikle proksimal tübülün son kısmı ve Henle kulpu) glikojenin aşırı birikmesi sonucu oluşan şeffaf sitoplazmalı hücrelerdir. Glikojen, PAS boyası ile mor-pembe boyanır ve diastaz enzimi ile sindirildiği için diastaz sonrası boyanma kaybolur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bağlamı değerlendir
Kontrolsüz Diabetes Mellitus ve ağır glikozüri varlığı.
Böbrekteki değişikliklerin sistemik bir metabolik bozuklukla ilişkili olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Histopatolojik ve histokimyasal bulguları analiz et
Böbrek tübüllerinde PAS pozitif, diastaz duyarlı vakuoller saptanmıştır.
PAS pozitifliği karbonhidratları gösterir; diastaz ile bu boyanmanın kaybolması birikimin glikojen olduğunu kanıtlar.
3
Spesifik terminolojiyi eşleştir
Diyabete bağlı renal glikojen birikimi Armani-Ebstein hücreleri olarak tanımlanır.
TUS sınavında eponymous (özel isimli) morfolojik bulgular ayırt edici bilgi olarak sorgulanmaktadır.

Key Concept

Hücre içi glikojen birikimi (Diabetes Mellitus ve Armani-Ebstein hücreleri)

Hints

1
Diastaz enzimi sitoplazmadaki hangi maddeyi sindirerek PAS boyanmasını ortadan kaldırır?

Practice More

Glikojen depo hastalıklarında (GSD) görülen karaciğer ve kas birikimlerini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 236Question

Bazı intrasellüler bakteriyel enfeksiyonlar sırasında, sitoplazmik NOD-benzeri reseptörlerin (NLR) uyarılmasıyla "inflamozom" adı verilen çoklu protein kompleksinin aktive olduğu bilinmektedir. Bu süreçte kaspaz-11 aktivasyonu aracılığıyla hücrede şişme ve plazma membranı rüptürü ile karakterize olan; aynı zamanda interlökin-11 (IL-11) gibi pro-inflamatuar sitokinlerin salınımıyla belirgin bir inflamatuar yanıta yol açan hücre ölümü düzeneği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Piroptozis

Answer

İntrasellüler patojenlere yanıt olarak gelişen, inflamozom ve kaspaz-11 bağımlı, IL-11 salınımı ile karakterize hücre ölümü piroptozistir.
Piroptozis, hücre içi patojenlerin varlığında NLR'ler aracılığıyla kurulan inflamozom kompleksinin kaspaz-11 enzimini aktive etmesiyle gerçekleşir. Bu enzim, IL-1β1\beta salınımına ve hücre zarında delikler açarak hücrenin şişip ölmesine neden olur. Diğer programlı ölüm şekillerinden farklı olarak yoğun bir inflamatuar yanıtla karakterizedir.

Step-by-Step Solution

1
Tetikleyici mekanizmayı analiz etme
İntrasellüler patojenlerin NLR reseptörleri tarafından tanınması.
Piroptozis sürecinin başlangıcı hücre içi mikrobiyal ürünlerin algılanmasıdır.
2
Moleküler kompleksin belirlenmesi
İnflamozom (Inflammasome) kompleksi oluşumu.
NLR uyarımı, kaspaz-11 enzimini aktive edecek olan inflamozomun montajını sağlar.
3
Enzimatik ve morfolojik sonuçların değerlendirilmesi
Kaspaz-11 aktivasyonu, IL-11 olgunlaşması ve membran gözenekleri oluşumu.
Kaspaz-11, pro-IL-11'i aktif forma sokarken aynı zamanda hücre zarına su girişine (şişme) ve parçalanmaya neden olan porlar açar.
4
Tanımlayıcı terimi seçme
Piroptozis.
Tüm bu özellikler (inflamozom, kaspaz-11, şişme ve inflamasyon) piroptozis tanımıyla örtüşmektedir.

Key Concept

Piroptozis: İnflamozom ve Kaspaz-1 Aracılı Programlı Hücre Ölümü
Question 237Question

Kronik bir yara zemininde gelişen fibrozis sürecini inceleyen bir araştırmada, lezyonel dokudan izole edilen fibroblastların, normalden daha yüksek oranda kollajen sentezlediği ve doku inhibitörü metaloproteinaz (TIMP) ekspresyonunun arttığı saptanmıştır. Bu fenotipe neden olan ve aynı zamanda miyofibroblast dönüşümünü sağlayan en potent fibrozan sitokinin, hücre içi sinyal iletiminde kullandığı ana moleküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Reseptör serin-treonin kinaz aktivitesi ile SMAD proteinlerinin fosforilasyonu

Answer

Reseptör serin-treonin kinaz aktivitesi ile SMAD proteinlerinin fosforilasyonu
Soruda tarif edilen sitokin, doku onarımı ve fibrozisin en güçlü mediyatörü olan TGF-Beta'dır (Transforming Growth Factor-Beta). TGF-Beta, fibroblastların miyofibroblastlara dönüşümünü sağlar, kollajen sentezini artırır ve TIMP (Tissue Inhibitor of Metalloproteinases) üretimini uyararak kollajen yıkımını engeller. TGF-Beta reseptörleri, diğer birçok büyüme faktörünün aksine (ki onlar genellikle tirozin kinazdır), intrinsik serin-treonin kinaz aktivitesine sahiptir. Sinyal iletiminde SMAD (SMAD2/3) proteinlerini fosforile ederler. Fosforile olan bu proteinler, SMAD4 ile kompleks oluşturarak nükleusa geçer ve hedef genlerin transkripsiyonunu düzenler.

Step-by-Step Solution

1
Tanımlanan sitokini belirle
TGF-Beta (Transforme Edici Büyüme Faktörü-Beta)
TIMP sentezini artırarak MMP'leri baskılayan, kollajen üretimini artıran ve miyofibroblast dönüşümünü sağlayan 'en potent fibrozan ajan' TGF-Beta'dır.
2
TGF-Beta reseptör yapısını hatırla
Serin-Treonin Kinaz
Büyüme faktörlerinin çoğu (EGF, PDGF, VEGF) tirozin kinaz aktivitesine sahipken, TGF-Beta reseptörleri intrinsik Serin-Treonin kinaz aktivitesine sahiptir.
3
Sinyal iletim yolağını eşleştir
SMAD Yolağı
TGF-Beta reseptörü aktive olduğunda sitoplazmik SMAD proteinlerini fosforile eder; bu proteinler çekirdeğe geçerek gen transkripsiyonunu düzenler.

Key Concept

TGF-Beta Sinyal Yolağı ve Fibrozis Mekanizması
Question 238Question

33 günlük bir yenidoğan, tekrarlayan konvülziyonlar nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde serum kalsiyum düzeyi 6.2mg/dL6.2 mg/dL saptanıyor. Fizik muayenede hipertelorizm, düşük yerleşimli kulaklar ve mikrognati izleniyor. Ekokardiyografide trunkus arteriozus saptanıyor. Bu hastada klinik tablodan sorumlu olan en olası sitogenetik anomali aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 22q11.222q11.2 mikrodelesyonu

Answer

Hastalardaki bulgular DiGeorge sendromu ile uyumludur ve bu tablo 22q11.222q11.2 mikrodelesyonu sonucunda oluşur.
DiGeorge sendromu, 2222. kromozomun uzun kolunda (22q11.222q11.2) meydana gelen bir mikrodelesyon sonucu ortaya çıkar. Bu durum 33. ve 44. yutak ceplerinin malformasyonu ile karakterizedir ve klinikte 'CATCH-22' (Kardiyak defektler, Anormal yüz görünümü, Timik hipoplazi, Yarık damak, Hipokalsemi) bulguları ile kendini gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Hipokalsemi (paratiroid hipoplazisi), trunkus arteriozus (kardiyak çıkış yolu defekti) ve fasiyal dismorfizm (hipertelorizm, mikrognati).
Bu triad DiGeorge sendromu/Velokardiyofasiyal sendrom için tipiktir.
2
Etiyolojik mekanizmayı belirle
22q11.222q11.2 bölgesinde meydana gelen mikrodelesyon.
Bu delesyon 33. ve 44. faringeal ceplerin gelişim defektine yol açarak timus ve paratiroid bezlerinin yokluğu veya hipoplazisi ile sonuçlanır.

Key Concept

DiGeorge sendromu ve 22q11.2 mikrodelesyonu

Alternative Method

DiGeorge sendromu bulgularını 'CATCH-22' akronimi ile hatırlayabilirsiniz: Cardiac defects (Kardiyak defektler), Abnormal facies (Anormal yüz), Thymic hypoplasia (Timik hipoplazi), Cleft palate (Yarık damak), Hypocalcemia (Hipokalsemi) / 22q11 deletion.
Estimated Time:1m 30s
Question 239Question

4545 yaşında bir kadın hasta, hiler lenfadenopati, halsizlik ve serum kalsiyum düzeyinin 12.512.5 mg/dLmg/dL ölçülmesi üzerine sarkoidoz tanısı alıyor. Hastanın sistemik incelemelerinde mide mukozası, akciğer alveol duvarları ve böbrek tübüllerinde yaygın kalsiyum tuzları birikimi saptanıyor. Normal dokularda gözlenen bu kalsifikasyon tablosunun, özellikle bu organlarda yoğunlaşmasına neden olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bu dokuların asit (hidrojen iyonu veya karbondioksit) sekresyonu yaparak lokal alkali bir ortam oluşturması

Answer

Kalsiyum tuzlarının mide, akciğer ve böbrek gibi dokularda öncelikle birikmesinin nedeni, bu organların asit (H+ veya CO2) salgılayarak lokal olarak alkali (yüksek pH) bir ortam oluşturmasıdır.
Metastatik kalsifikasyonun mide mukozası, akciğer parankimi ve böbrek tübülleri gibi spesifik bölgelerde yoğunlaşmasının temel nedeni, bu dokuların fizyolojik olarak asit (H+H^+ veya CO2CO_2) salgılamasıdır. Asit kaybeden bu dokularda lokal olarak alkali bir ortam (yüksek pH) oluşur. Kalsiyum tuzlarının çözünürlüğü alkali ortamda azaldığı için, hiperkalsemi durumunda bu dokularda birikim çok daha kolay gerçekleşir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve kalsiyum düzeyini değerlendir.
Sarkoidoz ve 12.512.5 mg/dLmg/dL kalsiyum değeri, hiperkalsemiye bağlı 'metastatik kalsifikasyon' olduğunu gösterir.
Metastatik kalsifikasyon, kalsiyum homeostazının bozulduğu (hiperkalsemi) durumlarda normal dokularda görülür.
2
Birikim yerlerini analiz et.
Mide, akciğer ve böbrekler, metastatik kalsifikasyonun en sık görüldüğü yerlerdir.
Bu organlar vücuttan asit uzaklaştırarak (Mide: HCl, Akciğer: CO2CO_2, Böbrek: Asit idrar) kendi iç ortamlarını alkali hale getirirler.
3
pH ve çözünürlük ilişkisini kur.
Lokal alkali ortamda kalsiyum tuzlarının çözünürlüğü azalır.
Alkali ortamda hidroksiapatit kristalleri normal doku interstisyumunda daha kolay çöker.

Key Concept

Metastatik kalsifikasyon, hiperkalsemi durumunda normal dokularda (özellikle alkali ortamlarda) gerçekleşen kalsiyum çökmesidir.

Practice More

Kalsifikasyon tiplerini ayırt etmek için serum kalsiyum düzeyi ve dokunun canlılık durumunu (nekroz varlığı) karşılaştıran soruları inceleyin.
Estimated Time:2m 0s
Question 240Question

Uzun süreli romatoid artrit veya bronşektazi gibi kronik inflamatuar hastalığı olan bir hastada gelişen 'sekonder sistemik amiloidoz' (AAAA tipi) tablosunda, dokularda biriken amiloid fibrillerinin köken aldığı karaciğer kaynaklı prekürsör protein aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serum amiloid-asosiye (SAASAA) protein

Answer

Sekonder amiloidozda (AAAA tipi) biriken protein, karaciğerde sentezlenen bir akut faz reaktanı olan Serum amiloid-asosiye (SAASAA) proteindir.
Sekonder sistemik amiloidoz (AAAA tipi), romatoid artrit, bronşektazi ve osteomiyelit gibi kronik inflamatuar hastalıkların bir komplikasyonu olarak ortaya çıkar. Bu durumda karaciğerden sentezlenen bir akut faz reaktanı olan Serum amiloid-asosiye (SAASAA) proteinin serum düzeyi artar ve bu proteinin sınırlı proteolizi sonucu oluşan amiloid fibrilleri dokularda birikir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bağlamın analizi
Hastada romatoid artrit gibi kronik bir inflamatuar süreç olduğu belirlendi.
Sekonder amiloidoz (AA tipi), her zaman altta yatan kronik bir inflamasyon (enfeksiyöz veya otoimmün) zemininde gelişir.
2
Amiloid tipinin ve prekürsörün eşleştirilmesi
Kronik inflamasyonda karaciğerden salınan SAASAA miktarının arttığı ve bunun proteolizi ile AAAA fibrillerinin oluştuğu hatırlandı.
Amiloidoz sınıflaması, biriken fibrilin kimyasal yapısına ve kaynaklandığı prekürsör proteine dayanır.

Key Concept

AA tipi amiloidoz ve SAA proteini ilişkisi
Estimated Time:45s
PreviousPage 12 / 17Next
Genel Patoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 12 | Examkin