Genel Pediatri

371 questions

Question 161Question

2,52,5 yaşındaki bir erkek çocuk, halsizlik ve ayaklarında şişlik yakınmasıyla polikliniğe getiriliyor. Yapılan değerlendirmede çocuğun yaşa göre ağırlık ZZ-skoru 3,2-3,2 olarak saptanıyor. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremitede gode bırakan ödem, batında asit ve saçlarda yer yer renk açılmaları (bayrak belirtisi) gözleniyor.

Bu çocukta öncelikle aşağıdaki tanılardan hangisi düşünülmelidir?

Show answer & explanation

Answer: Kwashiorkor

Answer

Klinik bulgular Kwashiorkor tanısı ile uyumludur.
Doğru seçenek olan tabloda; ağır malnütrisyon (ZZ-skoru <3 < -3), gode bırakan ödem, asit ve saçlardaki dismorfik değişiklikler (bayrak belirtisi) klasik Kwashiorkor klinik triadını ve bulgularını yansıtmaktadır. Ödem, hipoalbüminemi sonucu plazma onkotik basıncının düşmesiyle oluşur.

Step-by-Step Solution

1
Ağırlık ve büyüme verilerini değerlendir
Ağırlık ZZ-skorunun 3-3'ün altında olması ağır akut malnütrisyonu gösterir.
Hastanın beslenme durumunu ve şiddetini belirlemek için.
2
Eşlik eden klinik bulguları (ödem, saç değişikliği) analiz et
Gode bırakan ödem ve bayrak belirtisi Kwashiorkor lehine spesifiktir.
Ödemin varlığı protein eksikliğini ve Kwashiorkor ayrımını sağlar.
3
Diğer malnütrisyon tiplerinden ayırt et
Marasmus'ta ödem beklenmezken, Kwashiorkor'un ayırt edici özelliği ödemdir.
Ağır protein-enerji malnütrisyonu tiplerini doğru sınıflandırmak için.

Key Concept

Kwashiorkor'u Marasmus'tan ayıran en önemli klinik bulgu gode bırakan ödemdir.

Practice More

Kwashiorkor tedavisinde stabilizasyon fazında neden demir verilmemesi gerektiğini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 162Question

Antropometrik ölçümlerinde 'yaşa göre ağırlık' değeri -4 SD saptanan, 'ihtiyar adam yüzü' görünümünde ve kalça bölgesinde deri kıvrımları sarkık ('tütün kesesi') olan 18 aylık erkek hasta, ağır malnütrisyon tanısıyla servise yatırılıyor. İzleminin 2. gününde çocuğun vücut sıcaklığının 35.5°C (hipotermi) olduğu ve letarjikleştiği, ancak öksürük, ateş veya belirgin bir enfeksiyon odağı bulunmadığı görülüyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökositoz saptanmıyor. Bu klinik tabloda, Protein Enerji Malnütrisyonu patofizyolojisi göz önüne alındığında en olası durum ve yapılması gereken öncelikli yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İmmün yanıt baskılandığı için bu tablo 'sessiz sepsisi' işaret eder; kültürler alınıp geniş spektrumlu antibiyotik başlanmalıdır.

Answer

İmmün yanıt baskılandığı için bu tablo 'sessiz sepsisi' işaret eder; kültürler alınıp geniş spektrumlu antibiyotik başlanmalıdır.
Ağır Protein Enerji Malnütrisyonu (PEM) olan çocuklarda hücresel immünite baskılanmış (anerji) durumdadır. Bu nedenle enfeksiyonlara karşı klasik inflamatuar yanıtlar (yüksek ateş, lökositoz, taşikardi) oluşmayabilir. Bu hastalarda ani gelişen hipotermi, hipoglisemi veya bilinç değişikliği (letarji), genellikle ağır bir enfeksiyonun (sepsis) tek göstergesidir. WHO (DSÖ) ve TUS klinik kılavuzlarına göre, bu bulgular varlığında odak saptanamasa dahi derhal geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi, ısıtma ve hipoglisemi yönetimi başlatılmalıdır. Bu durum 'sessiz sepsis' olarak da adlandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu tanımla
Marasmus (ağır zayıflama), hipotermi (35.5°C), letarji, ateş/lökositoz yokluğu.
Vaka marasmik bir çocukta gelişen akut kötüleşmeyi (komplikasyon) tarif etmektedir.
2
Malnütrisyonda immün yanıtı değerlendir
Hücresel immünite bozuktur (anerji), bu nedenle klasik enfeksiyon bulguları (ateş, lökositoz) görülmeyebilir.
Vücut enerji tasarrufu modunda olduğu için inflamatuar yanıt oluşturamaz.
3
Hipotermi ve letarjiyi yorumla
Ağır malnütrisyonda hipotermi ve hipoglisemi (veya letarji), genellikle ağır sistemik enfeksiyonun (sepsis) tek bulgusudur.
Bu bulgular 'kırmızı bayrak' kabul edilir ve acil tedavi gerektirir.
4
Yönetim planını belirle
Enfeksiyon odağı saptanamasa bile geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanmalı ve hipoglisemi/hipotermi düzeltilmelidir.
Beklemek veya sadece ısıtmak mortaliteyi artırır.

Key Concept

Ağır malnütrisyonda enfeksiyon bulgularının (ateş, lökositoz) maskelenmesi ve hipoterminin sepsis göstergesi olması.

Hints

1
Malnütrisyonlu çocuklarda bağışıklık sistemi baskılandığı için enfeksiyonlara verilen 'ateş' yanıtı kaybolabilir.
2
Vücut ısısının düşmesi (hipotermi) ve şekerin düşmesi (hipoglisemi), bu hastalarda genellikle bakteriyel enfeksiyonun tek işaretidir.
3
Klasik sepsis bulguları (ateş, lökositoz) olmasa bile, hipotermik bir marasmus hastası 'septik' kabul edilip antibiyotik almalıdır.

Practice More

Protein Enerji Malnütrisyonunda 'Refeeding Sendromu' ve hipofosfatemi ilişkisini inceleyen soruları gözden geçiriniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 163Question

1010 aylık sağlıklı bir süt çocuğunun büyüme izleminde, son üç aydır ağırlık artış hızının persentil kaybına yol açacak şekilde düştüğü saptanıyor. Beslenme öyküsünde; bebeğin sadece blenderdan geçirilmiş, oldukça akışkan kıvamlı sebze suları ve meyve pürelerini kabul ettiği, annesinin ise bebeğin mide kapasitesini zorlayacak şekilde her öğünde 300300 mL'ye varan hacimlerde bu gıdaları vermeye çalıştığı öğreniliyor. Bu bebekteki büyüme duraklamasının en olası patofizyolojik nedeni ve yapılması gereken temel müdahale aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tamamlayıcı besinlerin enerji yoğunluğunun (densitesinin) düşük olması; gıda kıvamı artırılmalı ve hacim yerine enerji yoğunluğuna odaklanılmalıdır.

Answer

Tamamlayıcı besinlerin enerji yoğunluğunun (densitesinin) düşük olması en olası nedendir; müdahale olarak gıda kıvamı artırılmalı ve hacim yerine enerji yoğunluğuna odaklanılmalıdır.
Süt çocuklarının mide kapasitesi sınırlı (3030 mL/kg) olduğu için, tamamlayıcı gıdaların enerji yoğunluğunun anne sütünden (0.650.65-0.70.7 kcal/mL) daha yüksek veya en azından ona yakın olması (0.80.8-1.01.0 kcal/g) beklenir. Sulu ve blenderdan geçmiş gıdalar mideyi hızla doldurarak tokluk hissi yaratır ancak toplamda düşük kalori sağladıkları için büyüme duraklamasına (fail to thrive) neden olurlar. Çözüm, gıdaları daha koyu kıvamlı hazırlamak ve sağlıklı yağlar ekleyerek enerji yoğunluğunu artırmaktır.

Step-by-Step Solution

1
Bebeğin mide kapasitesi ile aldığı gıda hacmini karşılaştırın.
1010 aylık bir bebek yaklaşık 99-1010 kg ağırlığındadır; mide kapasitesi 3030 mL/kg üzerinden 270270-300300 mL'dir. Annenin verdiği 300300 mL hacim, kapasitenin sınırındadır.
Bebeğin neden daha fazla yiyerek kalori açığını kapatamadığını anlamak için anatomik sınırları bilmek gerekir.
2
Gıdaların kıvamı ile enerji yoğunluğu arasındaki ilişkiyi analiz edin.
Blenderdan geçmiş, akışkan sebze suları yaklaşık 0.40.4-0.50.5 kcal/g enerji sağlarken, olması gereken yoğunluk 0.80.8-1.01.0 kcal/g civarındadır.
Sıvı/sulu gıdalar mideyi hacimsel olarak doldurur ancak yeterli kalori (enerji) sağlamaz.
3
Büyüme duraklamasını düzeltmek için uygun beslenme stratejisini belirleyin.
Hacmi artırmak yerine, gıdaya püre kıvamı vermek ve içine bitkisel yağ/tereyağı ekleyerek birim hacimdeki kaloriyi artırmak gerekir.
Gastrik kapasiteyi zorlamadan enerji açığını kapatmanın tek yolu enerji densitesini artırmaktır.

Key Concept

Süt çocuklarında enerji yoğunluğu (energy density) ve gastrik kapasite dengesi.
Question 164Question

Yedi aylık sağlıklı bir bebek, ilk altı ay sadece anne sütü ile beslenmiş ve bir hafta önce tamlayıcı beslenmeye geçilmiştir. Annesi, hazırladığı sebze pürelerinin bebeği için yeterince besleyici olup olmadığı konusunda endişelidir.

Güncel çocuk beslenme rehberlerine göre, bu bebeğin beslenme düzeniyle ilgili aşağıdakilerden hangisi en uygun öneridir?

Show answer & explanation

Answer: Küçük mide kapasitesiyle enerji ihtiyacını karşılayabilmek için püreye her öğünde 11-22 tatlı kaşığı bitkisel sıvı yağ eklenmelidir.

Answer

Küçük mide kapasitesiyle enerji ihtiyacını karşılayabilmek için püreye her öğünde sıvı yağ eklenmesi en uygun yaklaşımdır.
Yedi aylık bir bebeğin mide kapasitesi küçük olduğu için, tamamlayıcı besinlerin enerji yoğunluğu yüksek olmalıdır. Sebze pürelerine bitkisel sıvı yağ eklenmesi, bebeğin yeterli enerjiyi daha az hacimle almasını sağlar ve bu uygulama güncel rehberlerde özellikle önerilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Bebeğin gelişimsel dönemini ve beslenme ihtiyaçlarını analiz et.
77 aylık bir bebekte mide kapasitesi sınırlıdır (3030 ml/kg civarı), ancak enerji ihtiyacı artmıştır.
Tamlayıcı besinlerin hacimce küçük, kalorice yoğun olması gerekir.
2
Yaygın beslenme mitlerini ve hatalarını değerlendir.
Et suyunun etin yerini tuttuğu veya tadı güzelleştirmek için tuz eklenmesi gerektiği düşüncesi yanlıştır.
Et suyu demir içermez ve tuz renal solüt yükü artırarak böbreklere zarar verir.
3
Enerji yoğunluğunu artırma stratejisini onayla.
Püreye bitkisel yağ (zeytinyağı vb.) eklenmesi enerji yoğunluğunu 0.80.8 - 1.01.0 kcal/g düzeyine çıkarır.
Bu uygulama, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve T.C. Sağlık Bakanlığı rehberlerinde temel öneridir.

Key Concept

Tamlayıcı beslenmede enerji yoğunluğu ve renal solüt yük dengesi.
Question 165Question

1414 yaşında bir erkek çocuk, rutin sağlık kontrolü sırasında değerlendiriliyor. Yapılan fizik muayenede; her iki testis hacmi 1212 mL, penis boyunda belirgin uzama saptanırken glans gelişiminin henüz tamamlanmadığı görülüyor. Pubik kılların koyulaştığı, kıvırcıklaştığı ve simfizis pubise yayıldığı ancak uyluk iç yüzüne uzanmadığı gözleniyor.

Bu çocuk için en olası Tanner evresi ve bu evreye dair beklenen gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tanner evre 33; bu dönemde spermarş (ilk ejakülasyon) gerçekleşebilir.

Answer

Olgu Tanner evre 33 ile uyumludur ve bu evrede spermarş (ilk ejakülasyon) gerçekleşmesi beklenen bir bulgudur.
Verilen klinik bulgular (testis hacmi 1212 mL, penis boyunda uzama, simfizis pubise yayılan kıvırcık kıllanma) Tanner evre 33 kriterlerini tam olarak karşılamaktadır. Bu evre, erkeklerde spermarşın (ilk ejakülasyon) gerçekleşebildiği ve pubertal gelişimin belirginleştiği bir dönemdir.

Step-by-Step Solution

1
Fiziksel bulgulara göre Tanner evresini belirleyin.
Testis hacminin 101510-15 mL aralığında (1212 mL) olması, penis boyunda uzama (glans henüz gelişmemiş) ve pubik kılların simfizis pubise yayılması Tanner evre 33 tanısını koydurur.
Tanner evrelemesinde testis hacmi ve organ spesifik morfolojik değişiklikler altın standarttır.
2
Erkeklerde boy uzama hızı (PHV) zamanlamasını değerlendirin.
Erkek çocuklarda büyüme sıçraması (PHV) kızların aksine pubertenin geç evrelerinde, genellikle Tanner evre 44'te gerçekleşir.
Cinsiyetler arası pubertal takvim farkı TUS'ta sık sorgulanan bir detaydır.
3
Spermarş ve diğer ikincil cinsiyet özelliklerini kontrol edin.
Spermarş (ilk ejakülasyon) genellikle evre 343-4 geçişinde görülür.
Spermarş, erkek pubertesinin orta döneminde beklenen bir fizyolojik kilometre taşıdır.

Key Concept

Erkeklerde Tanner evrelemesi ve büyüme hızı/spermarş ilişkisi.
Estimated Time:1m 30s
Question 166Question

77 aylık, sadece anne sütü ile beslenirken 66. ayda tamamlayıcı besinlere (yoğurt, meyve ve sebze püreleri) başlanan sağlıklı bir bebeğin rutin kontrolünde, hekim beslenme planını gözden geçirmektedir. Bu bebeğin beslenme programına yeni eklenecek besinler ve uygulama ilkeleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Demir ve çinko ihtiyacını karşılamak amacıyla sebze pürelerine her gün 121-2 tatlı kaşığı miktarında, iyice ezilmiş/kıyılmış kırmızı et veya tavuk eklenmesi önerilir.

Answer

Demir ve çinko ihtiyacını karşılamak amacıyla sebze pürelerine kıyılmış kırmızı et veya tavuk eklenmesi doğrudur.
7. aydan itibaren bebeklerin demir depoları azaldığı için sebze pürelerine 121-2 tatlı kaşığı kadar iyice ezilmiş kırmızı et, tavuk veya karaciğer eklenmesi demir ve çinko alımını desteklemek adına en uygun ve önerilen uygulamadır.

Step-by-Step Solution

1
Bebeğin ayını (77 aylık) ve mevcut beslenme durumunu (anne sütü + temel ek gıdalar) değerlendirin.
Bebeğin artık demir ve çinko bakımından zengin hayvansal proteinlere ihtiyaç duyduğu bir dönemde olduğu saptanır.
Tamamlayıcı beslenmenin 2. ayında (7. ay) protein ve mineral desteği kritik öneme sahiptir.
2
Seçeneklerdeki besinlerin başlama zamanlarını ve öğün sıklığı kurallarını karşılaştırın.
Etin 7. ayda, yumurta sarısının 7. ayda başlanması gerektiği; ancak yumurta akı, bal ve inek sütünün 1 yaşından sonraya bırakılması gerektiği hatırlanır.
Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı rehberleri bu kronolojik sıralamayı temel alır.
3
Öğün sayısını yaşa göre doğrulayın.
6-8 ay arası bebekler için günde 232-3 öğün tamamlayıcı besin yeterlidir.
Bu dönemde beslenmenin temelini hala anne sütü oluşturmaktadır.

Key Concept

Tamamlayıcı beslenmede besinlerin kronolojik giriş sırası ve kısıtlamalar.

Hints

1
Bebeğin ayına göre hangi besinlerin 'yasaklı' listesinde olduğunu hatırlayın.
2
7. ayda hayvansal proteinlerden hangisinin önce başlandığını ve günlük öğün sayısının anne sütü alan bebeklerde kaç olması gerektiğini düşünün.

Practice More

Farklı aylardaki (9. ve 12. ay) ek gıda çeşitliliği ve öğün sayılarını içeren bir tabloyu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 167Question

Tamamlayıcı beslenme sürecindeki sağlıklı bir bebekte; demir içeriğinin düşük olması, yüksek renal solüt yükü oluşturması ve bağırsaklarda mikro-kanamalara yol açabilmesi nedeniyle bir yaşına kadar temel içecek olarak kullanılması önerilmeyen besin aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnek sütü

Answer

İnek sütü, bebeklerde yüksek böbrek yükü ve demir eksikliği riski nedeniyle bir yaşına kadar temel içecek olarak tüketilmemelidir.
İnek sütü, anne sütü veya uygun formül mamalara göre çok daha yüksek protein ve mineral (sodyum, potasyum, klor) içerir. Bu durum bebeğin olgunlaşmamış böbrekleri üzerinde yüksek renal solüt yükü oluşturur. Ayrıca demir içeriği düşüktür ve mevcut demirin emilimi zayıftır. En kritik risklerden biri de süt proteinlerinin bağırsak mukozasında yarattığı irritasyon sonucu oluşan ve demir eksikliği anemisini derinleştiren gizli (mikro) kanamalardır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki risk faktörlerini (renal solüt yükü, demir eksikliği, bağırsak kanaması) analiz et.
Bu özellikler, işlenmemiş hayvansal sütlerin (özellikle inek sütünün) bebek beslenmesindeki olumsuz etkileridir.
İnek sütündeki kazein/peynir altı suyu oranı ve yüksek mineral içeriği bebek fizyolojisine uygun değildir.
2
Seçeneklerdeki besinlerin tamamlayıcı beslenme takvimindeki yerini değerlendir.
Yoğurt, sebze ve meyveler 66. aydan itibaren verilebilirken, sıvı inek sütü temel içecek olarak 1212. aya kadar ertelenmelidir.
Fermentasyon inek sütünün protein yapısını değiştirerek sindirimi kolaylaştırır, bu yüzden yoğurt erken başlanabilir ancak süt başlanamaz.

Key Concept

1 Yaş Altı İnek Sütü Kısıtlaması
Estimated Time:45s
Question 168Question

2020 aylık bir kız çocuk, karnında şişlik ve bacaklarında şişme şikayeti ile polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden, anne sütünün 6.6. ayda kesildiği ve o zamandan beri ağırlıklı olarak nişastalı gıdalarla beslendiği öğreniliyor. Fizik muayenesinde alt ekstremitelerde gode bırakan ödem, saçlarda bant şeklinde renk açılması (bayrak belirtisi) ve ciltte "pullanmış boya" (flaky paint) manzarası saptanıyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kwashiorkor

Answer

Kwashiorkor
Vakada tanımlanan proteinden fakir beslenme öyküsü, gode bırakan ödem, bayrak belirtisi (saçlarda renk değişikliği) ve pullanmış boya dermatiti Kwashiorkor tanısının klasik bulgularıdır. Kwashiorkor'da plazma albumin düzeyindeki düşüş onkotik basıncı azaltarak ödeme yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın beslenme öyküsünü ve temel şikayetlerini analiz et.
Düşük proteinli beslenme ve yaygın ödem saptandı.
Protein eksikliği, plazma onkotik basıncını düşürerek ödem oluşumuna neden olur.
2
Fizik muayenedeki spesifik bulguları değerlendir.
Bayrak belirtisi ve pullanmış boya dermatiti tespit edildi.
Bu bulgular Kwashiorkor için patognomonik sayılabilecek karakteristik değişimlerdir.
3
Marasmus ve Kwashiorkor ayrımını yap.
Ödemin varlığı Kwashiorkor tanısını kesinleştirir.
Marasmus'ta ödem görülmez, temel özellik belirgin zayıflıktır.

Key Concept

Kwashiorkor ve Marasmus Ayrımı

Hints

1
Bu çocukta ödem varlığı en önemli ayırt edici bulgudur.
2
Sütten kesildikten sonra karbonhidrat ağırlıklı beslenme protein eksikliğine işaret eder.
3
"Bayrak belirtisi" saçlarda protein sentezinin kesintiye uğradığı dönemleri gösteren bir bulgudur.

Practice More

Kwashiorkor ve Marasmus'u karaciğerdeki yağlanma (hepatomegali) varlığı açısından karşılaştırınız.
Estimated Time:45s
Question 169Question

Türkiye Ulusal Yenidoğan Tarama Programı protokollerine göre; fizik muayenesi normal olan ancak "makat geliş" nedeniyle risk grubunda yer alan bir bebeğe gelişimsel kalça displazisi (GKDGKD) taraması amacıyla yapılması gereken en uygun uygulama hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 4-6. haftalar arasında kalça ultrasonografisi ile değerlendirilmesi

Answer

4-6. haftalar arasında kalça ultrasonografisi ile değerlendirilmesi
Türkiye'deki Ulusal GKDGKD Tarama Programı protokolüne göre, makat geliş (breech) veya ailede GKDGKD öyküsü bulunan yenidoğanlar yüksek riskli kabul edilir. Bu bebeklerde fizik muayene normal olsa dahi, fizyolojik gevşekliğin azaldığı ve kalça yapılarının netleştiği 4-6. haftalar arasında kalça ultrasonografisi yapılması zorunludur.

Step-by-Step Solution

1
Risk faktörlerinin değerlendirilmesi
Bebek 'makat geliş' öyküsü nedeniyle majör risk grubunda tanımlanır.
Makat geliş, kalça eklemi mekaniğini bozarak displazi riskini anlamlı düzeyde artırır.
2
Görüntüleme yönteminin belirlenmesi
İlk 6 ayda kıkırdak yapıların değerlendirilmesi için ultrasonografi (USGUSG) seçilir.
Femur başı henüz kemikleşmediği için direkt grafi bu dönemde yetersiz kalır.
3
Uygulama zamanlamasının saptanması
En uygun zamanlama 4-6. haftalar olarak belirlenir.
İlk 4 haftadaki fizyolojik laksitenin (gevşekliğin) geçmesi ve stabilizasyonun beklenmesi gerekir.

Key Concept

Gelişimsel Kalça Displazisi (GKD) Tarama Protokolü
Question 170Question

Nefrotik sendrom tanısıyla 25 gündür 2 mg/kg/gün dozunda oral prednizolon tedavisi alan 12 aylık bir süt çocuğu, rutin kontrolleri için polikliniğe getirilmiştir. Hastanın Ulusal Aşı Takvimi'ne göre bu ayda yapılması gereken aşıları planlanmak istenmektedir. Bu hasta için en uygun aşılama yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sadece KPA (Konjuge Pnömokok) aşısı uygulanmalı; KKK ve Su Çiçeği aşıları tedavi bitiminden sonraya ertelenmelidir

Answer

Sadece KPA (Konjuge Pnömokok) aşısı uygulanmalı; KKK ve Su Çiçeği aşıları tedavi bitiminden sonraya ertelenmelidir
Bu hastada yüksek doz (>2 mg/kg/gün) ve uzun süreli (>14 gün) steroid kullanımı nedeniyle geçici immünsupresyon söz konusudur. Bu durumda canlı viral aşılar (KKK ve Su Çiçeği) aşı virüsüne bağlı enfeksiyon riski nedeniyle kontrendikedir ve tedavi bitiminden belirli bir süre sonraya (genellikle 1 ay) ertelenmelidir. Ancak KPA (Konjuge Pnömokok Aşısı) inaktif/ölü bir aşı olduğu için immünsupresif hastalarda güvenle uygulanabilir ve pnömokok enfeksiyonlarından korunma sağlamak amacıyla ertelenmemelidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın immün durumunu ve kullanılan ilacın dozunu/süresini değerlendir
Hasta 2 mg/kg/gün (>2 hafta) prednizolon almaktadır; bu durum 'immünsupresif tedavi' kabul edilir.
2 mg/kg/gün veya 20 mg/gün dozunu aşan ve 14 günden uzun süren sistemik steroid tedavileri canlı aşılar için kontrendikasyon oluşturur.
2
Hastanın takvim yaşına (12. ay) uygun aşıları belirle
12. ayda KKK (Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak), Su Çiçeği ve KPA (Konjuge Pnömokok) pekiştirme dozu bulunmaktadır.
Sağlık Bakanlığı Ulusal Aşı Takvimi'ne göre 12. ay aşıları bunlardır.
3
Aşıların türünü (canlı/inaktif) belirle ve kontrendikasyon durumunu eşleştir
KKK ve Su Çiçeği canlı viral aşılardır (YAPILAMAZ). KPA inaktif bir aşıdır (YAPILABİLİR).
İmmünsupresif hastalara canlı aşılar yapılmaz, ancak inaktif aşılar güvenle uygulanabilir (yanıt daha düşük olabilir ancak güvenlik riski yoktur).
4
Doğru yaklaşımı sentezle
KPA hemen uygulanmalı, canlı aşılar steroid kesildikten sonra (genellikle 1 ay) yapılmak üzere ertelenmelidir.
Enfeksiyon riskini en aza indirmek için inaktif aşılar zamanında yapılırken, canlı aşıların güvenli döneme bırakılması gerekir.

Key Concept

İmmünsupresif tedavi alan hastalarda canlı aşılar (KKK, Su Çiçeği, OPA, BCG) kontrendikedir; inaktif aşılar ise takvime uygun olarak sürdürülmelidir.
Question 171Question

Anne sütünün biyokimyasal bileşimi, immünolojik özellikleri ve emzirme yönetimi ile ilgili klinik yaklaşımlar değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Anne sütündeki laktoferrin, serbest demiri bağlayarak bağırsaktaki patojen mikroorganizmaların gelişimini inhibe eder; annenin sigara içmesi emzirme için mutlak bir kontrendikasyon değildir.

Answer

Anne sütündeki laktoferrin patojenlerin demire ulaşmasını engelleyerek koruma sağlar ve annenin sigara içmesi emzirme için mutlak bir kontrendikasyon teşkil etmez.
Laktoferrin, serbest demiri bağlayarak Escherichia coli ve Staphylococcus gibi demire ihtiyaç duyan patojenlerin çoğalmasını engelleyen güçlü bir bakteriyostatik ajandır. Emzirme kontrendikasyonları arasında sigara, mutlak bir engel değil, sınırlandırılması gereken bir durumdur.

Step-by-Step Solution

1
Biyokimyasal içerik analizi
Anne sütünde protein (özellikle kazein) ve mineral (fosfor) miktarı inek sütüne göre daha düşüktür; bu durum böbrek solüt yükünü azaltır ve sindirimi kolaylaştırır.
İnek sütündeki yüksek protein ve mineral yükü yenidoğanın olgunlaşmamış böbrekleri için risklidir.
2
İmmünolojik bileşenlerin değerlendirilmesi
Anne sütünde en önemli Ig sekretuar IgA'dır. Laktoferrin ise demiri bağlayarak bakterilerin çoğalmasını durdurur.
Yenidoğanın mukozal bağışıklığı bu spesifik proteinler sayesinde desteklenir.
3
Kontrendikasyon ve öneri kontrolü
Sigara, Hepatit B ve mastit mutlak emzirme engeli değildir. DSÖ önerisi 6 ay özel, toplamda 2 yıl emzirmedir.
Anne sütünün koruyucu etkileri, bu durumlardaki potansiyel risklerden klinik olarak daha değerlidir.

Key Concept

Anne sütünün inek sütü ile farkları ve emzirme yönetimi
Estimated Time:1m 30s
Question 172Question

Tekrarlayan meningokoksemi atakları nedeniyle izlenen ve yapılan tetkiklerinde terminal kompleman (C5C9C5-C9) eksikliği saptanan 66 yaşındaki bir çocuk için, rutin çocukluk çağı aşı takvimine ek olarak önerilmesi gereken en uygun aşılama stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Rutin takvime ek olarak hem MenACWYMenACWY hem de MenBMenB (Meningokok B) aşıları uygulanmalıdır.

Answer

Terminal kompleman eksikliği olan çocuklarda rutin aşı takvimine ek olarak hem dört valanlı meningokok (MenACWYMenACWY) hem de meningokok B (MenBMenB) aşıları uygulanmalıdır.
Terminal kompleman bileşenlerinin (C5C5, C6C6, C7C7, C8C8, C9C9) eksikliği, bakterilerin (özellikle meningokokların) lizis yoluyla öldürülmesini engeller. Bu hastalar invaziv meningokok enfeksiyonları açısından en yüksek risk grubundadır. Bu nedenle, hem MenACWYMenACWY hem de MenBMenB aşılarının rutin takvime eklenmesi hayati önem taşır.

Step-by-Step Solution

1
Hastadaki immün yetmezlik tipini belirle.
Terminal kompleman eksikliği (C5C9C5-C9), kompleman sisteminin membran atak kompleksini (MACMAC) kuramaması durumudur.
Risk altındaki patojenleri belirlemek için temel kusurun bilinmesi gerekir.
2
Bu kusura bağlı spesifik enfeksiyon riskini hatırla.
Özellikle Neisseria türlerine (meningokoklar) karşı duyarlılık belirgin şekilde artmıştır.
Meningokoklar, fagositozdan ziyade kompleman aracılı lizis ile etkisiz hale getirilir.
3
Güncel aşılama önerilerini uygula.
Hem konjuge meningokok (MenACWYMenACWY) hem de serogrup B meningokok (MenBMenB) aşıları endikedir.
Her iki aşı türü de kapsamlı koruma sağlamak için gereklidir.

Key Concept

Terminal kompleman (C5C9C5-C9) eksikliğinde invaziv meningokok hastalık riski nedeniyle tüm meningokok aşıları (ACWY ve B) önerilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 173Question

66 aylık bir süt çocuğu, rutin çocuk sağlığı izlemi ve aşılamaları için aile sağlığı merkezine getiriliyor. Bebeğin 1010 yaşındaki abisinin akut lenfoblastik lösemi (ALL) tanısıyla kemoterapi aldığı ve ağır immünsuprese olduğu öğreniliyor. T.C. Sağlık Bakanlığı aşı takvimi göz önüne alındığında, bu ziyarette uygulanması planlanan aşağıdaki aşılardan hangisinin yapılması, evdeki immünsuprese temaslı için oluşturabileceği risk nedeniyle kontrendikedir?

Show answer & explanation

Answer: Oral polio aşısı (OPA)

Answer

Oral polio aşısı (OPA), canlı virüs içerdiği ve dışkı yoluyla yayılarak ağır immünsuprese kişilerde enfeksiyona yol açabileceği için kontrendikedir.
Oral polio aşısı (OPA), Sabin suşu içeren canlı hafifletilmiş bir aşıdır. Aşılanan birey virüsü dışkı yoluyla haftalarca çevreye yayabilir. Bu durum, evde yaşayan immünsuprese kişilerde 'Aşı İlişkili Paralitik Polio' (VAPP) gelişme riskini doğurur. Bu nedenle, ağır immünsuprese ev temaslısı olan çocuklara OPA yapılmaz; bağışıklama sadece inaktif polio aşısı (İPA) ile sürdürülür.

Step-by-Step Solution

1
6.6. ay rutin aşılarını belirle.
T.C. Sağlık Bakanlığı takvimine göre 6.6. ayda Hepatit B (3.3. doz), DaBT-İPA-Hib (3.3. doz) ve OPA (1.1. doz) uygulanır.
Soruda sorulan ziyaretin içeriğini anlamak için rutin takvimi bilmek gerekir.
2
Evdeki temaslı riskini değerlendir.
Evde ağır immünsuprese (kemoterapi alan ALL hastası) bir birey bulunmaktadır.
Canlı aşıların çevreye yayılım ve temaslıya bulaşma riski bu durumda kritiktir.
3
Aşıların canlı/inaktif ayrımını yap ve kuralı uygula.
Hepatit B ve DaBT-İPA-Hib inaktiftir. OPA ise canlıdır ve dışkıyla atılır. İmmünsuprese temaslısı olanlara OPA yerine İPA (İnaktif Polio Aşısı) tercih edilmelidir.
OPA virüsü dışkıdan saçılarak temaslıda aşı ilişkili paralitik polioya (VAPP) neden olabilir.

Key Concept

İmmünsuprese kişilerin ev temaslılarında canlı aşı uygulaması sınırlamaları.
Estimated Time:1m 15s
Question 174Question

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından önerilen ağır protein-enerji malnütrisyonu tedavi protokolünde, ilk 171-7 gün boyunca uygulanan "stabilizasyon fazı"nın temel hedefleri arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Vücut ağırlığında hızlı artışın sağlanması

Answer

Vücut ağırlığında hızlı artışın sağlanması
Stabilizasyon fazının amacı çocuğun metabolik dengesini sağlamak ve hayatta tutmaktır. Hızlı ağırlık artışı (catch-up growth), çocuk stabilize olduktan ve iştahı yerine geldikten sonra başlayan rehabilitasyon evresinin (genellikle 2. haftadan itibaren) temel hedefidir. Hatta stabilizasyon fazında ödemin çözülmesiyle çocuk bir miktar kilo kaybedebilir.

Step-by-Step Solution

1
Ağır malnütrisyon yönetimindeki iki ana fazı (evreyi) belirle.
Stabilizasyon fazı (1-7 gün) ve Rehabilitasyon fazı (2-6 hafta).
Tedavi hedefleri bu iki evre arasında keskin bir şekilde ayrılır.
2
Stabilizasyon fazının temel amacını analiz et.
Hayati tehlike arz eden durumların (hipoglisemi, hipotermi, dehidratasyon, sepsis) tedavisi.
Vücut metabolizması henüz yüksek kalorili beslenmeye ve hızlı büyümeye hazır değildir.
3
Hızlı ağırlık artışının hangi evrede beklendiğini sorgula.
Rehabilitasyon (İyileşme) evresinde, iştahın yerine gelmesiyle başlar.
Bu evrede yüksek protein ve enerjili diyetle "yakalama büyümesi" hedeflenir.

Key Concept

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) malnütrisyon yönetiminde stabilizasyon fazı hayatta tutmaya, rehabilitasyon fazı ise büyütmeye odaklanır.

Practice More

Stabilizasyon fazında demir desteği verilmesinin neden kontrendike olduğunu araştırınız.
Estimated Time:45s
Question 175Question

99 aylık sağlıklı bir süt çocuğunun rutin kontrolünde annesi, bebeğinin beslenme düzenini şu şekilde ifade etmiştir: "Bebeğim 66. aya kadar sadece anne sütü aldı. Şu an sabahları pekmezi kalsiyum alsın diye yoğurtla karıştırıp veriyorum. Öğlenleri hazırladığım sebze pürelerini lezzetlendirmek için mutlaka bir miktar tuz ekliyorum. Akşamları ise evde kendim inek sütü ile hazırladığım muhallebiyi yediriyorum. Gün boyu da istediği kadar anne sütü almaya devam ediyor."

Bu bebeğin beslenme düzenindeki uygulamalar ve bunların olası fizyolojik sonuçları hakkında yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Pekmez ve yoğurdun birlikte verilmesi kalsiyum-demir etkileşimi nedeniyle demir emilimini azaltırken; püreye tuz eklenmesi böbrek solüt yükünü artırarak dehidratasyon riskini yükseltir.

Answer

Pekmez ve yoğurdun birlikte verilmesi demir emilimini azaltırken; püreye tuz eklenmesi böbrek solüt yükünü artırarak dehidratasyon riskini yükseltir.
Doğru seçenek, tamamlayıcı beslenmedeki iki temel fizyolojik hatayı doğru analiz etmektedir. Kalsiyumun (yoğurt) non-hem demir (pekmez) emilimini azaltması klasik bir beslenme hatasıdır. Ayrıca, 11 yaş altı bebeklerde günlük tuz ihtiyacı 11 gramdan azdır ve bu miktar anne sütü ile doğal besinlerden karşılanır; eklenen tuz böbreklerin solüt yükünü artırarak serbest su ihtiyacını yükseltir ve dehidratasyon riskine neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Pekmez ve yoğurt etkileşimini değerlendir.
Kalsiyum ve demir mineral etkileşimi saptandı.
Kalsiyum, non-hem demir emilimini bağırsak düzeyinde inhibe ederek demir eksikliği anemisi riskini artırır.
2
Tuz eklenmesinin böbrek üzerindeki etkisini analiz et.
Renal solüt yükünde artış saptandı.
Bebek böbrekleri yüksek sodyum yükünü konsantre etmekte zorlanır, bu da su kaybına ve dehidratasyon riskine yol açar.
3
İnek sütü kullanım formunu incele.
Muhallebi içinde pişmiş kullanım.
İnek sütü temel içecek olmamalıdır ancak pişirilerek besinlere katılması (muhallebi/yoğurt) 1 yaş öncesi küçük miktarlarda kabul edilebilir.

Key Concept

Tamamlayıcı beslenmede mineral etkileşimleri ve renal solüt yük yönetimi.
Question 176Question

Anne sütünün inek sütü ile karşılaştırmalı biyokimyasal içeriği ve immünolojik bileşenleri değerlendirildiğinde, emzirme süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Anne sütünde en yüksek konsantrasyonda bulunan ve mukozal bağışıklığı sağlayan temel antikor Sekretuvar IgA'dır.

Answer

Anne sütünde en yüksek konsantrasyonda bulunan ve mukozal bağışıklığı sağlayan temel antikor Sekretuvar IgA'dır.
Anne sütündeki temel immünoglobulin olan Sekretuvar IgA, bebeğin mukozal yüzeylerine yapışarak bakteriyel ve viral invazyonu önler. Bu pasif bağışıklık, yenidoğanın henüz olgunlaşmamış immün sistemi için kritik öneme sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Anne sütünün immünolojik içeriğini analiz et.
Anne sütünde en bol bulunan antikorun Sekretuvar IgA (sIgA) olduğu belirlendi.
sIgA, anne sütünün temel koruyucu bileşenidir.
2
İnek sütü ile mineral ve protein karşılaştırması yap.
İnek sütünün protein ve mineral (Ca, P) miktarının daha fazla olduğu ancak renal yükünün yüksek olduğu saptandı.
Bebek fizyolojisi için düşük protein ve mineral yükü (anne sütü) daha uygundur.
3
Emzirme kontrendikasyonlarını değerlendir.
Hepatit B portörlüğünün emzirmeye engel olmadığı teyit edildi.
Profilaksi (aşı/serum) ile risk ortadan kalkar.

Key Concept

Anne Sütünün İmmünolojik ve Biyokimyasal Üstünlüğü
Question 177Question

Daha önce hiçbir aşısı yapılmamış olan 55 aylık sağlıklı bir bebek, bağışıklama şemasına başlanması amacıyla aile sağlığı merkezine getirilmiştir.

Sağlık Bakanlığı Çocukluk Çağı Aşılama Takvimi kurallarına göre, bu bebekte BCG (verem) aşısı uygulaması ile ilgili en doğru yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Önce Tüberkülin Cilt Testi (TCT) yapılmalı, test sonucu negatif ise aşı uygulanmalıdır.

Answer

Doğru yaklaşım, önce Tüberkülin Cilt Testi (TCT) yapılması ve test sonucu negatif ise aşının uygulanmasıdır.
Sağlık Bakanlığı Çocukluk Çağı Aşılama Takvimi'ne göre, rutin olarak 2. ayın sonunda uygulanan BCG aşısı, eğer zamanında yapılamamışsa 66 yaşına kadar yapılabilir. Ancak, 33 ayını (90 gün) doldurmuş çocuklarda latent tüberküloz enfeksiyonu veya doğal bağışıklık gelişmiş olma ihtimali nedeniyle aşı öncesinde mutlaka TCT (PPD) yapılmalıdır. Test sonucu negatif olan çocuklara aşı uygulanır.

Step-by-Step Solution

1
Bebeğin kronolojik yaşını ve aşılanma durumunu değerlendir.
Bebek 55 aylıktır ve hiç aşılanmamıştır.
Bağışıklama kuralları yaşa ve önceki dozlara göre değişir.
2
BCG aşısı için Türkiye ulusal aşı takvimindeki yakalama (catch-up) kurallarını uygula.
Bebek 33 aylık (90 gün) sınırını geçmiştir.
Sağlık Bakanlığı kurallarına göre 33 aydan büyük çocuklarda latent enfeksiyon riski nedeniyle test gereklidir.
3
Tüberkülin Cilt Testi (TCT/PPD) planla.
TCT sonucunun negatif (bağışıklık veya enfeksiyon yok) olduğundan emin olunmalıdır.
Pozitif sonuç aşılamayı gereksiz kılar ve altta yatan bir tüberküloz odağının araştırılmasını gerektirir.

Key Concept

BCG aşısı yakalama şemasında 33 ay kuralı
Question 178Question

33 yaşında bir erkek çocuk, iştahsızlık, halsizlik ve bacaklarda şişlik şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boya göre ağırlığı <3<-3 standart sapma (SDSD), yaygın ödem ve ciltte yer yer hiperpigmente döküntüler saptanıyor. Ağır protein-enerji malnütrisyonu tanısıyla yatırılan hastanın DSÖ protokolleri çerçevesinde yönetilen ilk (stabilizasyon) evresinde, aşağıdakilerden hangisinin rutin tedaviye eklenmesi uygun değildir?

Show answer & explanation

Answer: Demir desteği

Answer

Stabilizasyon fazında demir desteği verilmesi uygun değildir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) protokolüne göre, ağır protein-enerji malnütrisyonlu hastaların tedavisinin ilk haftasını kapsayan stabilizasyon evresinde demir desteği verilmez. Bunun nedeni, demirin hem bakteriyel büyümeyi destekleyerek enfeksiyon riskini artırması hem de hücrelerde oksidatif stres yaratarak karaciğer ve diğer organ hasarlarını tetikleme riskidir. Demir desteğine ancak hastanın iştahının açıldığı, ödeminin azaldığı ve kilo alımının başladığı 'rehabilitasyon fazında' geçilir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın evresini belirle.
Hasta ağır protein-enerji malnütrisyonu tanısıyla 'stabilizasyon fazında' (ilk 171-7 gün) bulunmaktadır.
Tedavi protokolü, stabilizasyon ve rehabilitasyon fazları olarak ikiye ayrılır ve içerikleri farklıdır.
2
Stabilizasyon fazındaki mikrobesin desteğini değerlendir.
Potasyum, magnezyum, çinko, A vitamini ve folik asit gibi bileşenler rutin olarak verilir.
Hücre içi depoları boşalan ve enzim sistemleri bozulan hastanın hayati fonksiyonlarını korumak için bu destekler kritiktir.
3
Stabilizasyon fazında kaçınılması gereken bileşeni seç.
Demir desteği bu fazda kontrendikedir.
Demir, bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırabilir (serbest demir etkisi) ve oksidatif stresi artırarak hücre hasarına yol açabilir.

Key Concept

Ağır protein-enerji malnütrisyonu yönetiminde stabilizasyon fazında demir desteği kontrendikedir; demir ancak iştahın düzeldiği ve ödemin azaldığı rehabilitasyon fazında verilmelidir.
Estimated Time:1m 15s
Question 179Question

Türkiye Ulusal Yenidoğan Tarama Programı (NTP) kapsamında konjenital hipotiroidi taraması amacıyla alınan topuk kanı örneğinde TSH düzeyi değerlendirme ve izlem protokolü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: TSH düzeyinin 555{}5 mIU/L altında olması normal olarak kabul edilir.

Answer

Topuk kanı TSH düzeyinin 555{}5 mIU/L altında olması durumunda tarama sonucu normal kabul edilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Yenidoğan Tarama Programı rehberine göre, konjenital hipotiroidi taramasında topuk kanından (Guthrie kartı) ölçülen TSH düzeyi için belirlenen normal üst sınır 555{}5 mIU/L'dir. Bu değerin altındaki sonuçlar normal kabul edilir ve herhangi bir ek işlem yapılmaz.

Step-by-Step Solution

1
Topuk kanı TSH değerinin ilk eşik değerle karşılaştırılması
Değerin 555{}5 mIU/L altında olması durumunun belirlenmesi
Normal sınırın belirlenmesi için güncel protokol eşiğinin bilinmesi gerekir.
2
Gri bölge (55205{}5 - 20 mIU/L) yönetimi
İkinci topuk kanı örneğinin istenmesi
Yalancı pozitiflikleri elemeye yönelik standart izlem basamağıdır.
3
Yüksek riskli değer (>20> 20 mIU/L) yönetimi
Venöz örnekleme ve acil sevk
Nörolojik hasarı önlemek için zaman kaybetmeden kesin tanı ve tedaviye geçilmelidir.

Key Concept

Konjenital Hipotiroidi Tarama Algoritması
Estimated Time:1m 30s
Question 180Question

Türkiye'de yürütülen "Ulusal Yenidoğan İşitme Taraması Programı" uygulama rehberine göre, işitme tarama testlerinden geçemeyen bebeklerin klinik yönetimi ve takip süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İşitme kaybı şüphesi olan bebeklerde kesin tanı en geç 33. ayın sonunda konulmalıdır.

Answer

İşitme kaybı şüphesi olan bebeklerde kesin tanının en geç 3. ayın sonunda konulması gerektiğini belirten ifade doğrudur.
Türkiye'de ve dünyada uygulanan standart protokollere göre, yenidoğan işitme taramasında '1-3-6 kuralı' esastır. Bu kurala göre tüm yenidoğanların ilk 1 ay içinde taranması, taramayı geçemeyenlerde en geç 3. ayın sonunda kesin tanının (işitme kaybı tipi ve derecesi) konulması ve kesin tanı alanlarda en geç 6. ayın sonunda işitme cihazı veya diğer rehabilitasyon yöntemlerinin başlatılması hedeflenir.

Step-by-Step Solution

1
Ulusal İşitme Taraması Programı'nın temel prensibi olan 1-3-6 kuralını hatırla.
Bu kural; 1 ayda tarama, 3 ayda tanı, 6 ayda müdahale anlamına gelir.
Yenidoğan dönemindeki işitme kaybının erken tespiti dil ve bilişsel gelişim için kritiktir.
2
Kuraldaki 3. ayın anlamını analiz et.
Taramayı geçemeyen bebeklerin ileri tetkikler (klinik AABR vb.) ile kesin tanısının konulmasıdır.
Zamanında tanı konulması, müdahale aşamasına (6. ay) hazırlık sağlar.

Key Concept

Ulusal Yenidoğan İşitme Taraması (1-3-6 Kuralı)

Practice More

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (NICU) yatan bebeklerde işitme tarama protokolünün (başlangıçta direkt AABR kullanımı) neden farklı olduğunu araştırın.
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 9 / 19Next
Genel Pediatri — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 9 | Examkin