Gastroenteroloji

431 questions

Question 201Question

58 yaşında erkek hasta, son 1 yıldır devam eden kramp tarzında karın ağrısı ve günde 4-5 kez olan sulu ishal nedeniyle başvuruyor. Hasta, özellikle heyecanlandığında veya alkol aldığında belirginleşen, yüz ve göğüs ön yüzünde yaklaşık 10-15 dakika süren ani kızarma (flushing) atakları tanımlıyor. Fizik muayenesinde karaciğer kot kenarını 4cm4 cm geçmekte ve yüzeyi nodüler kıvamda palpe edilmektedir. Oskültasyonda triküspit odakta solunumla şiddeti artan 3/63/6 şiddetinde pansistolik üfürüm duyuluyor. Bu hastanın tanısını kesinleştirmek için ilk aşamada yapılması gereken en uygun laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 24 saatlik idrarda 5-hidroksiindolasetik asit (5-HIAA) düzeyi

Answer

Karsinoid sendromun biyokimyasal tanısını doğrulamak için yapılması gereken ilk tetkik 24 saatlik idrarda 5-HIAA düzeyinin ölçülmesidir.
Karsinoid sendrom; ishal, flushing ve triküspit yetmezliği (veya pulmoner stenoz) ile karakterize paraneoplastik bir tablodur. İnce bağırsak (ileum) kaynaklı karsinoidlerde bu sendromun ortaya çıkması karaciğer metastazının varlığını gösterir. Tanıda ilk aşamada serotoninin idrardaki yıkım ürünü olan 24 saatlik idrarda 5-HIAA düzeyine bakılması en uygun yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik triadın değerlendirilmesi
Sulu ishal, yüzde flushing ve triküspit yetmezliği bulguları karsinoid sendromu işaret eder.
Bu semptomlar, tümörden salınan serotonin ve vazoaktif maddelerin sistemik dolaşıma karışmasıyla oluşur.
2
Tümör lokalizasyonu ve metastaz analizi
Gastrointestinal karsinoidlerde sendromun oluşması için karaciğer metastazı (veya ekstra-portal drenaj) gereklidir.
Karaciğer, normalde portal kanla gelen serotonini yıkar; metastaz varlığında serotonin bu yıkımdan kaçarak sistemik dolaşıma girer.
3
Biyokimyasal doğrulama
Serotonin metaboliti olan 5-hidroksiindolasetik asit (5-HIAA) ölçümü istenir.
İdrarda 5-HIAA yüksekliği, karsinoid sendrom için yüksek sensitivite ve spesifiteye sahip ilk basamak testtir.

Key Concept

Karsinoid Sendrom Tanısı
Estimated Time:2m 0s
Question 202Question

5252 yaşında erkek hasta, bilinen non-alkolik steatohepatit (NASH) zemininde gelişen karaciğer sirozu tanısıyla takip edilmektedir. Son 22 gündür gelişen uykuya meyil, çevreye ilgisizlik ve ellerinde titreme şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Hastanın son 11 haftadır dışkılama düzeninin bozulduğu ve kabızlık çektiği öğreniliyor. Fizik muayenede dezoryantasyon saptanıyor ve hastanın bilekleri pasif ekstansiyona getirildiğinde kaba, ritmik olmayan bir titreme (asteriks) gözleniyor. Yapılan tetkiklerde elektrolit bozukluğu veya enfeksiyon odağı saptanmıyor. Bu hastanın klinik tablosuna yönelik ilk basamak tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Oral laktüloz uygulaması

Answer

Hepatik ensefalopati atağı ile başvuran sirozlu hastada ilk basamak tedavi, tetikleyici faktörün (bu vakada kabızlık) düzeltilmesi ve oral laktüloz uygulanmasıdır.
Vakadaki klinik bulgular (asteriks, konfüzyon) ve tetikleyici öykü (kabızlık) tipik bir Hepatik Ensefalopati atağına işaret etmektedir. Bu durumun tedavisinde laktüloz, hem laksatif etkisiyle bağırsaktaki nitrojenli yükü temizlemesi hem de kolonik pH'ı asidifiye ederek amonyak emilimini azaltması nedeniyle ilk seçenek (gold standart) ilaçtır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Uykuya meyil, dezoryantasyon ve asteriks varlığı hastada Hepatik Ensefalopati (HE) olduğunu gösterir.
Hepatik ensefalopati tanısı klinik olarak konur.
2
Presipitan (tetikleyici) faktörün tespiti
Öyküdeki kabızlık, HE atağını tetikleyen en yaygın faktörlerden biridir.
Konstipasyon, bağırsakta nitrojenli atıkların kalış süresini artırarak amonyak üretimini artırır.
3
Tedavi seçimi
Laktüloz uygulaması ile bağırsak pH'ı düşürülür ve laksatif etki sağlanır.
Laktüloz, amonyağın (NH3NH_3) emilmeyen amonyuma (NH4+NH_4^+) dönüşmesini sağlayarak kan düzeyini düşürür.

Key Concept

Hepatik ensefalopati yönetiminde ilk adım tetikleyici faktörün (enfeksiyon, GIS kanama, kabızlık, elektrolit bozukluğu) bulunup düzeltilmesi ve laktüloz ile amonyak klirensinin sağlanmasıdır.

Practice More

Hepatik ensefalopati evrelerini (West-Haven kriterleri) ve Child-Pugh skorlama sistemini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 203Question

Acil servise ani başlayan bol miktarda kan kusma (hematemez) şikayetiyle getirilen 4545 yaşında erkek hastanın yapılan ilk değerlendirmesinde; konfüzyon saptanıyor, kan basıncı 80/50 mmHg80/50\text{ mmHg} ve nabzı 125/dakika125/\text{dakika} ölçülüyor. Bu hastanın yönetiminde atılması gereken ilk adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hava yolu güvenliğinin sağlanması ve geniş lümenli iki adet intravenöz damar yolu açılarak kristaloid sıvı resüsitasyonuna başlanması

Answer

Hava yolu güvenliğinin sağlanması ve agresif sıvı resüsitasyonuna başlanması hastanın yönetimindeki ilk adımdır.
Hastada saptanan düşük kan basıncı (80/50 mmHg80/50\text{ mmHg}) ve yüksek nabız (125/dakika125/\text{dakika}), akut kan kaybına bağlı gelişen hipovolemik şoku göstermektedir. Bu durumda tıbbi yönetimin en temel ve ilk adımı, ABC (Hava yolu, Solunum, Dolaşım) prensiplerine uygun olarak hastanın stabilize edilmesidir. Geniş lümenli damar yolları üzerinden yapılacak hızlı sıvı resüsitasyonu, hayati organ perfüzyonunu sürdürmek için zorunludur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın vital bulgularının (kan basıncı ve nabız) ve bilinç durumunun değerlendirilmesi.
Hastada hipotansiyon (80/50 mmHg80/50\text{ mmHg}), taşikardi (125/dakika125/\text{dakika}) ve konfüzyon saptanarak hipovolemik şok tanısı konulur.
Kanamalı bir hastada yönetimi belirleyen en önemli faktör hemodinamik stabilitedir.
2
Acil stabilizasyon önceliklerinin (ABC) uygulanması.
Hava yolunun korunması, yüksek akımlı oksijen desteği ve geniş lümenli (14-16G) iki adet damar yolu açılması.
Şok tablosundaki hastada doku perfüzyonunu korumak için hızlı volüm replasmanı hayati önem taşır.
3
Kristaloid sıvı ve gerekirse kan ürünleri ile resüsitasyonun başlatılması.
Hastanın vital bulguları stabilize edilene kadar agresif sıvı tedavisine devam edilmesi.
Endoskopi gibi tanısal ve girişimsel işlemler ancak hasta stabilize edildikten sonra güvenle yapılabilir.

Key Concept

Akut gastrointestinal kanama yönetiminde 'Resüsitasyon Önce, Endoskopi Sonra' kuralı esastır.
Estimated Time:45s
Question 204Question

6565 yaşında erkek hasta, 22 saattir devam eden kahve telvesi şeklinde kusma ve baş dönmesi şikayetiyle acil servise getiriliyor. Hastanın özgeçmişinde osteoartrit nedeniyle günde 22 kez 500500 mgmg naproksen kullanımı mevcuttur. Fizik muayenesinde kan basıncı 105/65105/65 mmHgmmHg, nabız 98/dk98/dk ve konjunktivalar soluk saptanıyor. Yapılan acil üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide antrumunda 1.51.5 cmcm çapında, tabanında kuvvetli yıkama (vigorousvigorous irrigationirrigation) ile yerinden ayrılmayan yapışık pıhtı (adherentadherent clotclot) izlenen bir ülser tespit ediliyor. Bu hastadaki ülserin Forrest sınıflaması ve en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Forrest IIb - Pıhtı mekanik olarak uzaklaştırılmalı ve altındaki vasküler yapıya yönelik endoskopik tedavi uygulanmalıdır.

Answer

Ülser Forrest IIb olarak sınıflandırılmalı, pıhtı uzaklaştırılmalı ve alttaki vasküler yapıya endoskopik tedavi uygulanmalıdır.
Yapışık pıhtı izlenen ülserler Forrest IIb olarak sınıflandırılır. Bu lezyonlar, kuvvetli irrigasyon ile yerinden ayrılmıyorsa mekanik olarak uzaklaştırılmalı ve altındaki olası vasküler yapı (görünür damar) endoskopik yöntemlerle (epinefrin + termal/mekanik) tedavi edilmelidir. Bu yaklaşım nüks kanama oranlarını anlamlı ölçüde azaltır.

Step-by-Step Solution

1
Endoskopik bulgunun tanımlanması
Yapışık pıhtı (adherentadherent clotclot) saptandı.
Peptik ülser kanamalarında Forrest sınıflamasına göre yapışık pıhtı evre IIb olarak adlandırılır.
2
Risk analizi yapılması
Forrest IIb ülserlerde sadece medikal tedavi ile nüks kanama riski %25-30 civarındadır.
Yüksek riskli stigmata (Ia, Ib, IIa, IIb) varlığında endoskopik tedavi endikedir.
3
Müdahale stratejisinin belirlenmesi
Pıhtının irrige edilmesi, ayrılmazsa mekanik olarak (soğuk snare veya aspirasyon) çıkarılması.
Güncel kılavuzlar (ESGE/ACG), pıhtı altındaki asıl vasküler odağın (çoğunlukla IIa lezyonu) tedavi edilmesini önermektedir.

Key Concept

Peptik Ülser Kanamalarında Forrest IIb Yönetimi
Estimated Time:1m 30s
Question 205Question

Ülseratif kolit tanısıyla izlenen 4242 yaşındaki erkek hastada halsizlik ve kaşıntı şikayetleri başlıyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde alkalen fosfataz (ALPALP) ve gamma-glutamil transferaz (GGTGGT) düzeyleri normalin üst sınırının 33 katı saptanıyor. Çekilen MR kolanjiyopankreatografide (MRCPMRCP) hem intrahepatik hem de ekstrahepatik safra yollarında çok sayıda segmental darlık ve bu darlıklar arasında genişlemiş segmentler ile karakterize "tespih tanesi" (beading) görünümü izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Primer sklerozan kolanjit

Answer

Primer sklerozan kolanjit
Ülseratif kolit tanısı olan bir hastada kolestatik enzim yüksekliği (ALP, GGT) ve radyolojik olarak safra yollarında darlıklar ile karakterize 'tespih tanesi' görünümü saptanması, primer sklerozan kolanjit tanısı için en spesifik klinik-radyolojik tablodur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik birlikteliğin değerlendirilmesi
Hastanın ülseratif kolit (ÜK) öyküsü bulunmaktadır.
Primer sklerozan kolanjit (PSK), hastaların %70-80'inde inflamatuar bağırsak hastalığı (en sık ÜK) ile birliktelik gösterir.
2
Laboratuvar bulgularının analizi
ALP ve GGT yüksekliği (kolestatik patern).
Safra yollarını tutan kronik süreçlerde kolestaz parametreleri ön planda yükselir.
3
Görüntüleme bulgusunun yorumlanması
MRCP'de 'tespih tanesi' (beading) görünümü.
PSK'da safra yollarında gelişen multifokal fibrotik darlıklar ve aradaki dilatasyonlar MRCP veya ERCP'de bu patognomonik görünüme neden olur.

Key Concept

Primer sklerozan kolanjit (PSK), inflamatuar bağırsak hastalıkları (özellikle ülseratif kolit) ile güçlü ilişkisi olan ve safra yollarında 'tespih tanesi' görünümü veren fibrozis ile karakterize kronik kolestatik bir hastalıktır.
Estimated Time:1m 30s
Question 206Question

39 yaşında erkek hasta; son 6 aydır giderek artan karın şişliği ve eforla gelen nefes darlığı şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın sigara öyküsü bulunmuyor. Fizik muayenesinde asit, splenomegali ve pretibial ödem saptanıyor. Akciğer oskültasyonunda bilateral bazallerde solunum sesleri azalmış ve ekspiryum hafif uzamış olarak değerlendiriliyor. Hastanın laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

TetkikSonuçBirim / Referans Aralığı
AST8282U/LU/L
ALT7474U/LU/L
Albümin2.82.8g/dLg/dL
Total Bilirubin3.43.4mg/dLmg/dL
α1\alpha_1-Antitiripsin2828mg/dLmg/dL (9020090-200)

Karaciğer biyopsisinde periportal hepatositlerde PAS pozitif ve diyastaz dirençli sitoplazmik globüller izleniyor. Bu hastada karaciğer sirozuna yol açan temel patogenetik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yanlış katlanmış mutant proteinin hepatosit endoplazmik retikulumunda polimerize olması

Answer

Yanlış katlanmış mutant proteinin hepatosit endoplazmik retikulumunda polimerize olması
Bu hastada α1\alpha_1-antitiripsin eksikliği (PiZZ fenotipi) mevcuttur. Karaciğer sirozunun temel nedeni, karaciğerde sentezlenen ancak yanlış katlandığı için hücre dışına salınamayan mutant proteinlerin hepatositlerin endoplazmik retikulumunda polimerize olması ve buna bağlı gelişen kronik hepatosit hasarıdır (toksik fonksiyon kazancı).

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç yaşta sigara içmeyen bir hastada hem amfizem (nefes darlığı) hem de siroz (asit, splenomegali) birlikteliği saptandı.
Bu kombinasyon α1\alpha_1-antitiripsin (AAT) eksikliğini düşündüren klasik bir sunumdur.
2
Biyopsi ve laboratuvar bulgularını yorumla
Düşük serum AAT düzeyi (28 mg/dL28\ mg/dL) ve biyopsindeki PAS (+), diyastaz dirençli globüller tanıyı doğrular.
PAS (+), diyastaz dirençli globüller, karaciğerde biriken hatalı katlanmış AAT proteinlerini temsil eder.
3
Organa özgü patogenezi ayırt et
Akciğer hasarı 'fonksiyon kaybı' (proteaz inhibitörü eksikliği), karaciğer hasarı ise 'toksik fonksiyon kazancı' (protein birikimi) ile oluşur.
Soru kökü karaciğer sirozunun mekanizmasını sorduğu için birikim (polimerizasyon) vurgulanmalıdır.

Key Concept

alpha1\\alpha_1-Antitiripsin Eksikliğinde Karaciğer Hasarı Mekanizması

Practice More

Hastanın genetik analizi sonucunda PiZZ genotipi saptanması durumunda aile taraması ve akciğer/karaciğer fonksiyonlarının yakın takibi önerilir.

Alternative Method

Biyopsi bulgusundaki 'diyastaz direnci' anahtar kelimedir. Diyastaz (amilaz) glikojeni sindirir; globüller sindirilmiyorsa bunlar karbonhidrat değil proteindir, bu da AAT eksikliğini Wilson veya Glikojen depo hastalıklarından ayırır.
Estimated Time:1m 30s
Question 207Question

2626 yaşında erkek hasta, yaklaşık 22 yıldır devam eden kramp tarzında sağ alt kadran ağrısı, kilo kaybı ve günde 454-5 kez olan, kan içermeyen şekilsiz dışkılama şikayetleri ile başvuruyor. Hasta, son 11 haftadır idrar yaparken idrar yolundan hava gelmesi (pnömatüri) ve idrarında dışkı parçaları saptanması (fekalüri) nedeniyle endişeli olduğunu belirtiyor. Fizik muayenesinde sağ alt kadranda hassasiyet ve dolgunluk saptanıyor; ayrıca her iki bacak ön yüzünde ağrılı, eritematöz nodüler lezyonlar izleniyor. Yapılan radyolojik görüntülemelerde enterovezikal fistül saptanıyor.

Bu klinik tabloya yol açan altta yatan hastalığın en karakteristik patolojik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bağırsak duvarı boyunca transmural tutulum

Answer

Hastalığın tüm bağırsak katmanlarını etkileyen transmural inflamasyon özelliği, fistül oluşumundan sorumlu olan temel patolojik süreçtir.
Hastada tarif edilen sağ alt kadran ağrısı, kilo kaybı, kansız ishal ve eritema nodozum birlikteliği tipik olarak Crohn hastalığını işaret etmektedir. Crohn hastalığı, bağırsak duvarının tüm katmanlarını tutan (transmural) inflamasyon ile karakterizedir. Bu derin inflamasyon süreci, bağırsak duvarında fissürlerin ve komşu organlarla (bu vakada mesane ile - enterovezikal fistül) fistül kanallarının oluşmasına zemin hazırlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendirme
Sağ alt kadran ağrısı, kilo kaybı, kansız ishal ve eritema nodozum (bacaklardaki lezyonlar) Crohn hastalığını düşündürür.
Crohn hastalığı genellikle terminal ileumu tutar ve sistemik bulgularla seyreder.
2
Komplikasyonu tanımlama
Pnömatüri ve fekalüri, bağırsak ile mesane arasında bir fistül (enterovezikal fistül) olduğunu gösterir.
Hava ve dışkının idrara karışması anatomik bir bağlantının varlığına işaret eder.
3
Hastalık ve komplikasyon ilişkisini kurma
Crohn hastalığı 'transmural' (tüm katmanları tutan) bir inflamasyon yaptığı için fistüllere neden olur.
Ülseratif kolit sadece mukoza ve submukozayı tuttuğu için fistül oluşumu beklenmez.

Key Concept

Crohn hastalığının transmural tutulum özelliği ve fistül oluşumu
Estimated Time:1m 30s
Question 208Question

55 yaşında erkek hasta, karnında şişlik ve iştahsızlık yakınmalarıyla başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde asit ve splenomegali saptanan hastaya karaciğer sirozu tanısı konuluyor. Bu hastada gelişen aşağıdaki klinik veya laboratuvar bulgularından hangisi doğrudan portal venöz basınç artışının (portal hipertansiyon) bir sonucu olarak ortaya çıkar?

Show answer & explanation

Answer: Özofagus varisleri

Answer

Doğru yanıt, portal venöz sistemdeki basınç artışının doğrudan bir sonucu olan özofagus varisleridir.
Sirozda portal venöz direncin artması, kanın karaciğer dışı yollara (kollateral dolaşım) sapmasına neden olur. Özofagus varisleri, bu kollateral dolaşımın en klinik önemi yüksek ve doğrudan portal hipertansiyona bağlı gelişen bir sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Hastada karaciğer sirozu zemininde asit ve splenomegali mevcuttur, bu da portal hipertansiyon varlığına işaret eder.
Sirozun klinik sonuçlarını sınıflandırmak için portal hipertansiyon ve hepatoselüler yetmezlik ayrımını yapmak gerekir.
2
Portal hipertansiyonun sonuçlarını belirle
Portal venöz basınç arttığında kan akımı portosistemik şantlara yönelir; bu da özofagus varisleri, anorektal varisler ve kaput medusa gibi bulgulara yol açar.
Portal basınç artışı fiziksel bir basınç gradyanı yaratarak kollateral damar gelişimini tetikler.
3
Seçenekleri mekanizmalarına göre ele
Jinekomasti ve palmar eritem hormonal değişimlerle; PT uzaması ve hipoalbüminemi ise karaciğerin sentez kapasitesindeki azalma ile ilgilidir.
Portal hipertansiyon mekanik bir süreç iken, diğerleri metabolik ve sentetik süreçlerdir.

Key Concept

Karaciğer sirozunda portal hipertansiyon ve hepatoselüler yetmezlik bulgularının ayırımı.

Hints

1
Sirozun bulgularını 'Karaciğer Yetmezliği' (sentez kaybı) ve 'Portal Hipertansiyon' (basınç artışı) olarak ikiye ayırın.
2
Hangi seçenek damar içindeki fiziksel basınç artışının damar dışına veya başka damarlara yansımasıdır?
3
Karaciğer yetmezliğinde hormonlar metabolize edilemez ve proteinler sentezlenemez. Portal hipertansiyonda ise kan geri teper ve kollateral damarlar genişler.

Practice More

Sirozda Child-Pugh skorlamasında kullanılan parametreleri (Bilirübin, Albümin, INR, Asit, Ensefalopati) tekrar edin.
Estimated Time:45s
Question 209Question

48 yaşında erkek hasta, ağızdan taze kan gelmesi şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde uzun yıllardır alkol kullanım öyküsü ve tekrarlayan karın ağrısı atakları olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede splenomegali saptanıyor ancak asit, palmar eritem veya spider anjiom gibi kronik karaciğer hastalığı bulguları izlenmiyor. Laboratuvar tetkiklerinde karaciğer fonksiyon testleri (AST, ALT, Bilirubinler) ve albümin düzeyi normal sınırlarda bulunuyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde özofagus normal görünümde iken, mide fundusunda yaygın varis yapıları tespit ediliyor. Bu klinik tabloya yol açan en olası patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kronik pankreatite bağlı splenik ven trombozu

Answer

Kronik pankreatite bağlı splenik ven trombozu
Hastada tanımlanan tablo 'Sol Taraflı' veya 'Sinistral' Portal Hipertansiyondur. Bunun en sık nedeni, pankreas ile yakın komşuluğu nedeniyle kronik pankreatit veya pankreas tümörlerine bağlı gelişen Splenik Ven Trombozudur. Splenik ven tıkandığında, dalaktan gelen kan portal sisteme doğrudan dökülemez ve kısa gastrik venler (v. gastricae breves) yoluyla mide fundusuna yönelir. Bu durum, özofagus varisleri olmaksızın izole gastrik varislere yol açar. Karaciğer fonksiyonlarının normal olması sirozu dışlar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
Alkol öyküsü, tekrarlayan karın ağrıları (kronik pankreatit düşündürür), hematemez, splenomegali, normal karaciğer fonksiyonları.
Altta yatan hastalığı ve mevcut komplikasyonun kaynağını belirlemek için.
2
Endoskopik bulguları yorumla
Özofagus normal, ancak mide fundusunda izole varisler var.
Varislerin lokalizasyonu, portal hipertansiyonun tipini (genel vs. segmenter) ayırt etmede kilit noktadır.
3
Patofizyolojik bağlantıyı kur
Splenik ven, pankreasın hemen arkasından geçer. Kronik pankreatit inflamasyonu splenik ven trombozuna neden olabilir. Bu durumda kan, kısa gastrik venler yoluyla mideye döner ve 'izole gastrik varisler' oluşur.
Sol taraflı (sinistral) portal hipertansiyon tanısını doğrulamak için.

Key Concept

Sol taraflı (segmenter/sinistral) portal hipertansiyon, sıklıkla kronik pankreatit komplikasyonu olan splenik ven trombozu sonucu gelişir ve izole gastrik varislerle karakterizedir.

Hints

1
Hastada karaciğer hastalığı bulgusu yok, sorun sadece mide fundusundaki damarlarda ve dalakta.
2
Pankreasın hemen arkasından geçen büyük bir venin tıkanması, kanın mide duvarındaki damarlar üzerinden geri dönmesine neden oluyor.
3
Sol taraflı (sinistral) portal hipertansiyonu hatırlayın; splenik ven trombozu izole gastrik varis yapar.

Practice More

Splenik ven trombozuna bağlı gastrik varis kanamalarında kesin tedavi seçeneği nedir? (Cevap: Splenektomi)
Estimated Time:1m 30s
Question 210Question

6262 yaşında erkek hasta, bilinen alkolik siroz tanısıyla izlenmektedir. Acil servise ani başlayan masif parlak kırmızı renkli rektal kanama (hematokezya) ve halsizlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde; konfüzyonel olduğu gözlenen hastanın kan basıncı 80/5080/50 mmHg, nabzı 126126/dakika saptanıyor. Nazogastrik tüp aspirasyonunda kahve telvesi şeklinde içerik gelmesi üzerine üst gastrointestinal sistem (GİS) kanaması ön tanısıyla resüsitasyon başlanıyor. Yapılan acil üst GİS endoskopisinde; özofagusta varis saptanmazken, mide fundusunda aktif kanayan geniş gastrik varisler (İzole Gastrik Varis Tip 11 - IGV1) izleniyor. Bu hastada kanama kontrolünü sağlamak için en uygun endoskopik tedavi yöntemi hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Doku yapıştırıcısı (Siyanoakrilat) enjeksiyonu

Answer

Mide fundusunda yerleşen ve aktif kanayan izole gastrik varislerin (IGV1) tedavisinde en uygun endoskopik yöntem doku yapıştırıcısı (siyanoakrilat) enjeksiyonudur.
Doğru seçenek mide fundusunda yerleşen izole gastrik varislerin (IGV1) tedavisinde en yüksek başarı oranına sahip olan doku yapıştırıcısı (siyanoakrilat) kullanımıdır. Bu yöntem, geniş çaplı fundal varislerin lümenini hızla tıkayarak hemostaz sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Hemodinamik instabilitesi olan hastada rektal parlak kan varlığına rağmen üst GİS kanaması dışlanmalıdır.
Nazogastrik aspirasyonun 'kahve telvesi' gelmesi kanamanın üst GİS kaynaklı olduğunu doğrular.
Masif üst GİS kanamaları bağırsak pasajının hızlanması nedeniyle hematokezya ile prezante olabilir.
2
Acil endoskopi ile kanama odağı saptanmalıdır.
Endoskopide mide fundusunda IGV1 tipi varisler saptanmıştır.
Gastrik varislerin tipi (GOV vs IGV) tedavi seçimini belirler.
3
Fundal varisler için en etkili endoskopik yöntemi seçilmelidir.
Siyanoakrilat (doku yapıştırıcısı) enjeksiyonu uygulanır.
Fundal varisler özofagus varislerine göre daha geniştir ve band ligasyonu bu bölgede genellikle yetersiz kalır.

Key Concept

Sarin sınıflamasına göre mide fundusunda yerleşen izole gastrik varislerin (IGV1) ve gastroözofageal varis tip 2'nin (GOV2) tedavisinde doku yapıştırıcıları (siyanoakrilat), band ligasyonuna üstündür.

Practice More

Sarin sınıflamasını (GOV1, GOV2, IGV1, IGV2) ve bu tiplerin endoskopik yönetim farklarını tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 211Question

3434 yaşında erkek hasta, gastroözofageal reflü hastalığı tanısıyla 22 yıldır kesintisiz proton pompası inhibitörü (PPİ) kullanmaktadır. Hastaya yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; mide fundus ve korpusunda yaygın (yaklaşık 253025-30 adet), 151-5 mm boyutlu, sesil, yüzeyi düzgün polipler saptanıyor. Antrum bölgesinde de benzer morfolojide 33 adet polip izleniyor. Poliplerden alınan biyopsilerin sonucu 'fundik gland polibi' olarak raporlanıyor.

Bu hasta için en uygun yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hastanın kolonoskopi ile kolonik polipozis açısından taranması

Answer

Hastanın fundik gland polibi tanısı alması ve beraberinde genç yaş (<40<40), yüksek polip sayısı (>20>20) ve antral tutulum gibi atipik özellikler taşıması nedeniyle kolonoskopi ile taranması en uygun yaklaşımdır.
Fundik gland polipleri (FGP), mide gövdesi ve kubbesinde görülen en sık poliplerdir. Genellikle sporadik veya uzun süreli PPİ kullanımına bağlıdır. Ancak, hastanın yaşının 4040'tan küçük olması, polip sayısının 2020 ve üzerinde olması, antral yerleşim göstermesi veya poliplerde displazi saptanması durumunda bu durumun Ailesel Adenomatöz Polipozis (FAP) veya 'Attenuated FAP' belirtisi olabileceği unutulmamalıdır. Bu hastada genç yaş (3434), çok sayıda polip (>20>20) ve atipik antral yerleşim olduğu için kolonoskopik tarama hayat kurtarıcıdır.

Step-by-Step Solution

1
Endoskopik bulguları ve biyopsi sonucunu (fundik gland polibi) değerlendir.
Poliplerin morfolojisi ve biyopsisi benign seyirli fundik gland polibi ile uyumludur.
PPİ kullanan hastalarda fundik gland poliplerinin sık görüldüğü bilinmektedir.
2
Hastanın demografik ve klinik verilerini (yaş, sayı, yerleşim) kriterlerle karşılaştır.
Hastada 33 atipik özellik saptanmıştır: 11) Yaş 3434 (<40<40 riskli), 22) Polip sayısı >20>20 (253025-30 adet), 33) Antral yerleşim (FGP'ler normalde fundus ve korpusta olur).
Sporadik fundik gland polipleri genellikle daha ileri yaşta ve sınırlı sayıdadır.
3
Ailesel Adenomatöz Polipozis (FAP) sendromu ile ilişkisini sorgula.
Atipik fundik gland polipleri, FAP sendromunun mide tutulumu (Gastric gland polyposis) olabilir.
FAP hastalarının yaklaşık %509050-90'ında mide fundik gland polipleri görülür ve bazen ilk başvuru bulgusu olabilir.
4
Tarama protokolüne karar ver.
Alt gastrointestinal sistem (kolon) taraması için kolonoskopi planla.
Midede saptanan bu atipik polipler, kolonda malignite riski çok yüksek olan poliplerin habercisi olabilir.

Key Concept

Fundik gland polipleri (FGP) ve Ailesel Adenomatöz Polipozis (FAP) ilişkisi.

Hints

1
Hastanın yaşının genç (<40<40) ve polip sayısının fazla olmasına dikkat edin.
2
Fundik gland polipleri midede sık görülse de, bazı genetik polipozis sendromlarının ilk bulgusu olabilir.
3
Genç hastada çok sayıda fundik gland polibi saptandığında, kolonu da kapsayan bir tarama (kolonoskopi) endikedir.

Practice More

FAP tanısı alan bir hastada üst GİS endoskopisinde dikkat edilmesi gereken asıl riskli bölge (ampulla vateri çevresi ve duodenum) hakkında çalışınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 212Question

3232 yaşında kadın hasta, yaklaşık 11 yıldır devam eden karın şişkinliği, günde 343-4 kez olan bol miktarda, yağlı ve kötü kokulu dışkılama ve 88 kg zayıflama şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 10.210.2 g/dL, ortalama eritrosit hacmi (MCV) 7272 fL ve ferritin düzeyi düşük saptanıyor. Bu hastada ön tanıyı doğrulamak amacıyla istenmesi gereken en uygun ilk serolojik tarama testi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anti-doku transglutaminaz (anti-tTG) IgA

Answer

Çölyak hastalığı (Gluten enteropatisi) ön tanısı olan bu hastada istenmesi gereken en uygun ilk serolojik tarama testi anti-doku transglutaminaz (anti-tTG) IgA antikorudur.
Hastanın sunduğu steatore, kilo kaybı ve demir eksikliği anemisi tablosu çölyak hastalığı için klasiktir. Anti-doku transglutaminaz (anti-tTG) IgA, çölyak hastalığı taramasında %95'in üzerinde duyarlılık ve özgüllüğe sahip olması nedeniyle en uygun ilk seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularını analiz etmek.
Kronik ishal (steatore), kilo kaybı ve mikrositer (demir eksikliği) anemi varlığı bir malabsorbsiyon sendromunu düşündürür.
Bu bulgular tipik olarak çölyak hastalığına işaret eder.
2
Çölyak hastalığı için tarama algoritmasını uygulamak.
Tanıda ilk adım serolojik taramadır.
Biyopsi öncesi invaziv olmayan bir yöntemle ön tanı desteklenmelidir.
3
En duyarlı ve özgül tarama testini seçmek.
Anti-tTG IgA testi seçilir.
Güncel kılavuzlar, çölyak hastalığı şüphesinde ilk basamak test olarak anti-tTG IgA'yı (total IgA ölçümü ile birlikte) önermektedir.

Key Concept

Çölyak hastalığı tanısında ilk basamak serolojik tarama testi anti-tTG IgA'dır.

Alternative Method

Eğer hastada IgA eksikliği şüphesi varsa (total IgA düşükse), tarama amacıyla IgG bazlı testler (anti-tTG IgG veya DGP IgG) istenmelidir.
Estimated Time:45s
Question 213Question

4848 yaşında erkek hasta, yaklaşık bir yıldır devam eden, yüksek doz proton pompası inhibitörü tedavisine rağmen tekrarlayan epigastrik ağrı ve kronik ishal yakınmalarıyla polikliniğe başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenumun ikinci kıtasında iki adet ve proksimal jejunumda bir adet derin ülser saptanıyor. Hastanın açlık serum gastrin düzeyi 550550 pg/mLpg/mL (Normal: <100<100 pg/mLpg/mL) ve nazogastrik aspirasyon ile ölçülen mide pHpH değeri 1,81,8 olarak bulunuyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sekretin stimülasyon testi

Answer

Tanıyı kesinleştirmek için sekretin stimülasyon testi yapılmalıdır.
Zollinger-Ellison Sendromu (gastrinoma) şüphesinde, serum gastrin düzeyi 200200 ile 10001000 pg/mLpg/mL arasındaysa ve mide pHpH değeri 22'nin altındaysa, en uygun tanısal adım sekretin stimülasyon testidir. Sekretin enjeksiyonu sonrası gastrin düzeyinde >200>200 pg/mLpg/mL artış olması tanıyı kesinleştirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Atipik yerleşimli (distal duodenum ve jejunum) ve tedaviye dirençli ülserler ile ishal varlığı Zollinger-Ellison Sendromu'nu (ZESZES) düşündürür.
ZESZES tipik olarak dirençli peptik ülserler ve gastrin fazlalığına bağlı diyare ile seyreder.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Mide pH<2,0pH < 2,0 olması hiperklorhidriyi kanıtlar. Gastrin düzeyi 550550 pg/mLpg/mL olması ise anlamlıdır ancak tanısal sınır olan >1000>1000 pg/mLpg/mL değerinin altındadır.
Gastrin düzeyi 2001000200-1000 pg/mLpg/mL arasındayken hipergastrineminin diğer nedenlerinden ayrım yapılmalıdır.
3
Doğrulama testini seç
Sekretin stimülasyon testi uygulanır.
Sekretin normalde gastrin salınımını inhibe ederken, gastrinomada paradoksal olarak gastrin düzeyini 200200 pg/mLpg/mL'den fazla artırır.

Key Concept

Zollinger-Ellison Sendromu'nda tanısal algoritma ve sekretin stimülasyon testinin yeri.

Practice More

Gastrinoma tanısı konulduktan sonra lokalizasyon için kullanılan 'Kalsiyum infüzyon testi' ve 'Somatostatin reseptör sintigrafisi' farklarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 214Question

4242 yaşında erkek hasta, 55 yıldır süregelen kanlı ishal ve karın ağrısı şikayetleri nedeniyle takip edilmektedir. Yapılan kolonoskopide inflamasyonun rektumdan başlayarak proksimale doğru kesintisiz (sürekli) bir patern izlediği ve tutulumun mukoza ve submukoza ile sınırlı olduğu saptanmıştır. Bu hastada görülebilecek aşağıdaki ekstraintestinal bulgulardan hangisinin klinik seyri, bağırsak hastalığının aktivitesinden genellikle bağımsızdır?

Show answer & explanation

Answer: Primer sklerozan kolanjit

Answer

Primer sklerozan kolanjit, bağırsak hastalığının aktivitesinden bağımsız seyreden bir ekstraintestinal bulgudur.
Vakada tanımlanan sürekli tutulum ve mukoza sınırlılığı Ülseratif Kolit (ÜK) tanısını kesinleştirir. Primer sklerozan kolanjit, ÜK hastalarında görülen, bağırsak hastalığının şiddetinden, süresinden ve hatta cerrahi olarak kolonun çıkarılmasından (kolektomi) bağımsız olarak seyreden en tipik hepatobiliyer ekstraintestinal bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Rektumdan başlayan, sürekli (kesintisiz) ve mukoza/submukoza ile sınırlı tutulum Ülseratif Kolit (ÜK) tanısını koydurur.
Crohn hastalığında rektum korunma eğilimindedir, tutulum yamalıdır (skip lesions) ve transmuraldir.
2
Ekstraintestinal bulguları sınıflandır
Primer sklerozan kolanjit (PSK), ankilozan spondilit, sakroiliit ve üveit genellikle bağırsak aktivitesinden bağımsızdır.
Bazı bulgular bağırsaktaki inflamatuar yükle ilişkiliyken, bazıları genetik zeminle ilişkilidir ve bağımsız seyreder.
3
Doğru seçeneği belirle
Seçenekler arasında PSK, ÜK ile en sık ilişkilendirilen ve aktiviteden bağımsız seyreden bulgudur.
PSK, kolektomi sonrası bile ilerleyebilir ve hastalığın remisyon dönemlerinde de ortaya çıkabilir.

Key Concept

Ülseratif kolitte bağırsak aktivitesinden bağımsız seyreden ekstraintestinal bulguların (PSK, Ankilozan Spondilit vb.) tanınması.

Alternative Method

Hastalık aktivitesinden bağımsız olanları 'PASS' (P: PSK, A: Ankilozan Spondilit, S: Sakroiliit, S: Sabit göz bulgusu - Üveit bazen) şeklinde kodlayarak aktiviteyle ilişkili olanlardan ayırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 215Question

On yıldır HBsAgHBsAg pozitifliği bilinen 4242 yaşındaki erkek hasta, son iki haftadır giderek belirginleşen halsizlik, karın ağrısı ve sarılık şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde skleralar ikterik ve karaciğer kot altında 22 cmcm palpabl saptanıyor. Laboratuvar tetkik sonuçları aşağıdadır:

ParametreSonuç
ASTAST720720 U/LU/L
ALTALT850850 U/LU/L
Toplam Bilirubin4.24.2 mg/dLmg/dL
HBsAgHBsAg(+)(+)
AntiHBsAnti-HBs()(-)
HBeAgHBeAg()(-)
AntiHBeAnti-HBe(+)(+)
AntiHBcAnti-HBc IgGIgG(+)(+)
AntiHBcAnti-HBc IgMIgM()(-)
HBVHBV DNADNA1.2×1031.2 \times 10^3 IU/mlIU/ml

Bu klinik tablo ve laboratuvar bulguları ışığında, hastada öncelikle aşağıdakilerden hangisi düşünülmelidir?

Show answer & explanation

Answer: HDVHDV süperenfeksiyonu

Answer

HDVHDV süperenfeksiyonu, kronik bir HBVHBV taşıyıcısının üzerine DeltaDelta virüsünün eklenmesiyle oluşan, HBVHBV replikasyonunun sıklıkla baskılandığı ve klinik tablonun ağırlaştığı durumdur.
Doğru yanıt olan HDVHDV süperenfeksiyonu seçeneği, hastanın bilinen kronik HBVHBV taşıyıcısı olması (1010 yıldır HBsAgHBsAg pozitifliği, AntiHBcAnti-HBc IgGIgG pozitifliği) ve bu stabil tablonun üzerine akut bir hepatit atağının eklenmesiyle tam uyumludur. HDVHDV, HBVHBV üzerinden replike olurken onun çoğalmasını baskıladığı için, akut alevlenmeye rağmen HBVHBV DNADNA düzeyinin düşük saptanması tanıyı kuvvetle destekler.

Step-by-Step Solution

1
HBVHBV durumunun belirlenmesi
Kronik HBVHBV enfeksiyonu (HBsAgHBsAg >6>6 ay pozitif, AntiHBcAnti-HBc IgGIgG pozitif, AntiHBcAnti-HBc IgMIgM negatif).
Hastanın 1010 yıldır taşıyıcı olduğu bilinmektedir ve seroloji bunu doğrulamaktadır.
2
Akut alevlenmenin analizi
Transaminazlarda belirgin yükseklik (ASTAST, ALTALT >10>10 kat) ve ikter mevcuttur.
Hastada yeni gelişen bir hepatit tablosu (alevlenme veya süperenfeksiyon) söz konusudur.
3
HBVHBV replikasyon düzeyinin değerlendirilmesi
HBVHBV DNADNA seviyesi (12001200 IU/mlIU/ml) beklenenden düşüktür.
HDVHDV virüsü, HBVHBV replikasyonunu suprese etme özelliğine sahiptir. Bu laboratuvar ipucu süperenfeksiyon tanısını destekler.

Key Concept

HDVHDV süperenfeksiyonu, kronik HBVHBV hastalarında HBVHBV replikasyonunu baskılayarak akut bir alevlenme tablosuna yol açar.

Alternative Method

AntiHBcAnti-HBc IgMIgM ve IgGIgG ayrımı, TUSTUS sorularında akut hepatit tablosunun 'ko-enfeksiyon' (ikisi de IgMIgM pozitif) mu yoksa 'süperenfeksiyon' (sadece HDVHDV yeni, HBVHBV kronik) mu olduğunu anlamanın en güvenilir yoludur.
Estimated Time:1m 30s
Question 216Question

4545 yaşındaki kadın hasta, son 44 aydır devam eden, bazen sırtına da yayılan, baskı tarzında retrosternal göğüs ağrısı şikayetiyle başvuruyor. Ağrının özellikle çok soğuk su içtiğinde tetiklendiğini ve bazen yutma güçlüğünün eşlik ettiğini belirtiyor. Kardiyak incelemeleri (EKG, troponin takibi) normal sonuçlanan hastanın çekilen baryumlu özofagus grafisinde özofagus distalinde "tirbuşon" (corkscrew) görünümü saptanıyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için yapılacak özofagus manometrisinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması beklenir?

Show answer & explanation

Answer: Islak yutuşların en az %20\%20'sinde özofagus distalinde simültane (eş zamanlı) ve non-peristaltik kontraksiyonlar

Answer

Islak yutuşların en az %20'sinde özofagus distalinde simültane ve non-peristaltik kontraksiyonların saptanması
Diffüz özofageal spazmda (DÖS), özofagus gövdesindeki normal peristaltik ilerleyiş bozulur ve bunun yerini yutuşların en az %20'sinde görülen, eş zamanlı (simültane) ve non-peristaltik kontraksiyonlar alır. Bu durum göğüs ağrısı ve disfaji ile klinik verir; baryumlu grafide ise özofagusun lümenindeki bu düzensiz daralmalar "tirbuşon" görünümüne neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomların ve tetikleyici faktörlerin analizi
Hastanın soğuk içeceklerle tetiklenen retrosternal ağrısı ve disfajisi, özofageal motor bozuklukları (özellikle spazm) düşündürür.
Diffüz özofageal spazm, tipik olarak soğuk ve stres ile tetiklenen göğüs ağrısı ile karakterizedir.
2
Kardiyak dışlama ve radyolojik bulgunun değerlendirilmesi
Normal kardiyak incelemeler ağrının özofageal kökenli olduğunu destekler; "tirbuşon özofagus" radyolojik görünümü ise diffüz özofageal spazmın klasik bulgusudur.
DÖS'te özofagus gövdesindeki şiddetli ve simültane kontraksiyonlar radyografide lümende boğumlanmalara (tirbuşon görünümü) yol açar.
3
Tanısal altın standart olan manometri kriterlerinin uygulanması
Tanı için manometride ıslak yutuşların en az %20'sinde simültane, non-peristaltik kontraksiyonlar izlenmelidir.
Özofagus manometrisi, motor fonksiyon bozukluklarını ayırt etmede ve kesin tanıyı koymada en duyarlı yöntemdir.

Key Concept

Diffüz Özofageal Spazm (DÖS) ve Manometrik Tanı Kriterleri
Question 217Question

2828 yaşında kadın hasta, yaklaşık 1010 gündür devam eden halsizlik, iştahsızlık ve son 33 gündür fark ettiği göz aklarında sararma şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde skleralar ikterik ve sağ üst kadran hassasiyeti mevcut. Laboratuvar tetkiklerinde AST:1150 U/LAST: 1150 \ U/L, ALT:1420 U/LALT: 1420 \ U/L ve total bilirubin 5.8 mg/dL5.8 \ mg/dL saptanıyor. Hastanın hepatit serolojisi sonuçları aşağıdadır:

- HBsAgHBsAg: Pozitif
- AntiHBc IgMAnti-HBc \ IgM: Pozitif
- HBeAgHBeAg: Pozitif
- AntiHBsAnti-HBs: Negatif

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akut Hepatit B enfeksiyonu

Answer

Akut Hepatit B enfeksiyonu
Hastada HBsAg'nin pozitif olması aktif enfeksiyonu, Anti-HBc IgM'nin pozitif olması ise bu enfeksiyonun akut dönemde olduğunu kanıtlar. Ayrıca transaminazların (ASTAST ve ALTALT) binli değerlerin üzerinde olması akut viral hepatit kliniği ile tamamen uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
HBsAg durumunu değerlendir
HBsAg pozitifliği aktif bir enfeksiyonun varlığını gösterir.
HBsAg, virüsün yüzey antijenidir ve enfeksiyon sırasında kanda saptanan ilk belirteçtir.
2
Anti-HBc IgM durumunu değerlendir
Anti-HBc IgM pozitifliği enfeksiyonun akut (yeni) olduğunu gösterir.
Anti-HBc IgM, akut fazda yükselen ve yaklaşık 6 ay içinde yerini IgG'ye bırakan bir antikordur.
3
Bulguları birleştirerek tanıyı koy
Akut Hepatit B enfeksiyonu tanısı konulur.
HBsAg (+) ve Anti-HBc IgM (+) birlikteliği akut HBV enfeksiyonu için tanısal kombinasyondur.

Key Concept

Akut Hepatit B Serolojik Tanısı

Practice More

Akut Hepatit B'de 'pencere dönemi' serolojisini ve sadece Anti-HBc IgM pozitifliğinin klinik önemini tekrar ediniz.
Estimated Time:45s
Question 218Question

Bilinen karaciğer sirozu (Child-Pugh B) tanısı olan 55 yaşında erkek hasta, ani başlayan hematemez ve melena şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 90/6090/60 mmHg, nabız 110110/dk saptanıyor. Hastaya uygun kristaloid resüsitasyonu başlanıyor. Bu hastanın akut yönetiminde vasoaktif tedaviye ek olarak komplikasyonları ve mortaliteyi azalttığı bilinen en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Profilaktik antibiyotik tedavisi başlanması

Answer

Sirozlu hastalarda akut gastrointestinal kanama yönetiminde vazoaktif tedaviye profilaktik antibiyotik eklenmesi sağkalımı artıran kritik bir adımdır.
Sirozlu hastalarda gastrointestinal kanama, immün yetmezlik ve bakteriyel translokasyon nedeniyle ciddi bir enfeksiyon riskini (özellikle SBP) beraberinde getirir. Antibiyotik profilaksisi uygulanması, enfeksiyonu önlemenin yanı sıra erken dönemde tekrar kanama riskini azaltır ve sağkalımı artırır. Bu nedenle vazoaktif ilaçlar ve endoskopik tedaviye mutlaka eşlik etmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Hemodinamik değerlendirme ve resüsitasyon
Hastanın sıvı açığı kristaloidlerle karşılanır, gerekirse kan transfüzyonu planlanır.
Kanamalı hastada ilk öncelik vital bulguları stabilize etmektir.
2
Ampirik vazoaktif tedavi başlanması
Splanchnic vazokonstriksiyon sağlanarak portal basınç düşürülür.
Varis kanaması şüphesinde kanamayı kontrol altına almak için terlipressin, somatostatin veya oktreotid endoskopiden önce başlanmalıdır.
3
Profilaktik antibiyotik tedavisi eklenmesi
Enfeksiyon riski azaltılır ve re-bleeding (yeniden kanama) oranı düşürülür.
Sirozlu kanamalarda seftriakson gibi geniş spektrumlu antibiyotiklerin mortaliteyi azalttığı kanıtlanmıştır.

Key Concept

Siroz zeminindeki GİS kanamalarında antibiyotik profilaksisinin önemi

Hints

1
Sirozlu bir hastada GİS kanaması olduğunda en sık görülen enfeksiyon komplikasyonu nedir?
2
Bu hastaların yönetiminde antibiyotiklerin rolü sadece enfeksiyonu tedavi etmek değil, aynı zamanda re-bleeding riskini azaltmaktır.

Practice More

Sirozda varis kanamasından korunmak için kullanılan birincil (primer) profilaksi yöntemlerini ve Child-Pugh skorlamasının klinik önemini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 219Question

7272 yaşında erkek hasta, 1515 yıl önce peptik ülser perforasyonu nedeniyle Billroth II parsiyel gastrektomi ve gastrojejunostomi ameliyatı geçirdiğini belirtiyor. Hasta, son 22 aydır yemeklerden yaklaşık 306030-60 dakika sonra ortaya çıkan, giderek şiddetlenen ve kramp tarzında olan epigastrik ağrı ve dolgunluk hissi ile başvuruyor. Bu ağrının, fışkırır tarzda, içinde gıda artığı bulunmayan, bol miktarda safralı bir kusma ile aniden ve tamamen rahatladığını ifade ediyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Afferent loop (gelen ark) sendromu

Answer

Gelen ark (afferent loop) sendromu, Billroth II ameliyatı sonrası görülen, ağrının safralı kusma ile aniden geçtiği tipik bir komplikasyondur.
Doğru yanıt olan gelen ark (afferent loop) sendromu, Billroth II gastrektomi sonrası gelen arkın (duodenum ve proksimal jejunum) anastomoz bölgesindeki kısmi tıkanıklığına bağlıdır. Burada biriken safra ve pankreas salgıları yemek sonrası ağrıya neden olur; tıkanıklık aşıldığında safranın mideye fışkırarak boşalması ve kusulması ağrıyı aniden dindirir. Kusmukta gıda olmaması, arkın mide geçiş yolunun proksimalinde kalmasıyla açıklanır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın cerrahi öyküsünü değerlendir
Billroth II (gastrojejunostomi) öyküsü mevcut.
Bu komplikasyonlar spesifik olarak mide rezeksiyonu ve bağırsak anastomozları sonrası görülür.
2
Ağrı ve kusma ilişkisini analiz et
Yemek sonrası ağrı ve safralı kusma ile ani rahatlama var.
Afferent arkta biriken safra ve pankreas salgılarının yarattığı distansiyon ağrıya, boşalması ise rahatlamaya yol açar.
3
Kusmuğun içeriğini kontrol et
Kusmukta gıda bulunmaması.
Afferent ark mide içeriğinin (gıdanın) geçtiği yolun dışında kaldığı için kusmuk sadece safradan oluşur.

Key Concept

Kronik Afferent Loop Sendromu
Estimated Time:2m 0s
Question 220Question

2828 yaşında kadın hasta, yaklaşık 33 aydır devam eden halsizlik, eklem ağrıları ve hafif sarılık şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde skleralarda hafif ikter ve hepatomegali saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; AST: 380380 U/L, ALT: 410410 U/L, Total Bilirubin: 2.82.8 mg/dL, HBsAg: Negatif, Anti-HCV: Negatif, Total Protein: 9.29.2 g/dL ve Albümin: 3.23.2 g/dL saptanıyor. İstenen otoantikorlarda Anti-nükleer antikor (ANA) pozitif bulunuyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Otoimmün hepatit

Answer

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları (genç kadın, hipergamaglobulinemi, ANA pozitifliği) göz önüne alındığında en olası tanı otoimmün hepatittir.
Otoimmün hepatit (Tip 1), özellikle genç ve orta yaşlı kadınlarda görülen, serumda ANA ve/veya ASMA pozitifliği ile karakterize bir hastalıktır. Laboratuvar bulgularında karaciğer enzim yüksekliğinin yanı sıra serum globulin düzeyinde (hipergamaglobulinemi) belirgin artış olması tanı için oldukça değerlidir.

Step-by-Step Solution

1
Karaciğer enzimlerini ve bilirubin düzeyini değerlendir.
AST (380380 U/L) ve ALT (410410 U/L) değerlerinde belirgin yükseklik saptanmıştır, bu durum hepatosellüler hasarı gösterir.
Primer karaciğer patolojisinin tipini (hepatosellüler vs. kolestatik) belirlemek için.
2
Protein elektroforezi ipuçlarını incele.
Total protein (9.29.2 g/dL) ve Albümin (3.23.2 g/dL) arasındaki farkın 6.06.0 g/dL olması, belirgin bir hipergamaglobulinemiye işaret eder.
Otoimmün hepatitlerde görülen poliklonal gamaglobulin artışını saptamak için.
3
Otoantikor ve seroloji sonuçlarını birleştir.
Viral serolojinin (HBsAg, Anti-HCV) negatif olması ve ANA pozitifliği tanıyı otoimmün sürece yönlendirir.
Viral nedenleri dışlayıp otoimmün tanısını doğrulamak için.

Key Concept

Otoimmün hepatit, özellikle genç kadınlarda hipergamaglobulinemi ve ANA/ASMA pozitifliği ile seyreden kronik bir hepatit tablosudur.
Estimated Time:45s
PreviousPage 11 / 22Next
Gastroenteroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 11 | Examkin