Gastroenteroloji

431 questions

Question 321Question

2828 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır hem katı hem de sıvı gıdalara karşı olan yutma güçlüğü ve yediklerinin ağza geri gelmesi şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan baryumlu özofagus grafisinde distal özofagusta düzgün sınırlı daralma ve proksimalde genişleme ile karakterize 'kuş gagası' (bird's beak) görünümü saptanıyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için yapılması gereken altın standart tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Özofagus manometrisi

Answer

Özofagus manometrisi
Hem katı hem sıvı gıdalara karşı disfaji ve radyolojide 'kuş gagası' görünümü klasik bir akalazya tablosudur. Akalazyada tanıyı kesinleştiren altın standart yöntem özofagus manometrisidir. Manometrede tipik olarak AÖS istirahat basıncında artış, yutma sonrası AÖS'nin gevşememesi ve özofagus gövdesinde aperistaltizm saptanır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik semptomlarını (hem katı hem sıvı disfajisi) değerlendir.
Öncelikle özofagusun motor (motilite) bozukluğu düşünülür.
Mekanik tıkanıklıklarda (tümör, darlık) disfaji önce katılara, sonra sıvılara karşı gelişirken; motilite bozukluklarında her ikisine birden başlar.
2
Radyolojik bulgu olan 'kuş gagası' görünümünü yorumla.
Akalazya ön tanısı konulur.
Alt özofagus sfinkterinin (AÖS) gevşeyememesi sonucunda özofagusun distalinde daralma, üzerinde ise gıdaların birikmesine bağlı genişleme (dilatasyon) oluşur.
3
Tanıyı kesinleştirecek yöntemi belirle.
Altın standart test olan manometri seçilir.
Akalazya bir fonksiyonel bozukluktur ve AÖS basınç değişiklikleri ile peristaltizm kaybı ancak manometri ile gösterilebilir.

Key Concept

Akalazya Tanısı
Estimated Time:45s
Question 322Question

5454 yaşında erkek hasta, bilinen alkolik karaciğer sirozu ve dirençli asit nedeniyle takip edilmektedir. Son aylarda eforla artan nefes darlığı şikayeti üzerine yapılan transtorasik ekokardiyografide sağ ventrikül dilatasyonu saptanmış ve tahmini pulmoner arter sistolik basıncı 55 mmHg55 \ mmHg olarak ölçülmüştür. Tanısal amaçla yapılan sağ kalp kateterizasyonunda (SKK) elde edilen veriler şöyledir:

- Ortalama pulmoner arter basıncı (mPAB): 38 mmHg38 \ mmHg
- Pulmoner kapiler uç basıncı (PKUB): 10 mmHg10 \ mmHg
- Pulmoner vasküler direnç (PVD): 4.2 Wood u¨nitesi4.2 \ Wood \ ünitesi
- Kardiyak indeks (Kİ): 2.6 L/dk/m22.6 \ L/dk/m^2

Bu hastanın klinik durumu ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Ortalama pulmoner arter basıncı >35 mmHg> 35 \ mmHg olduğu için karaciğer nakli öncesi pulmoner vasküler direnci düşürmeye yönelik vazodilatör tedavi başlanmalıdır.

Answer

Ortalama pulmoner arter basıncı 35 mmHg üzerinde olan portopulmoner hipertansiyonlu hastalarda karaciğer nakli öncesi pulmoner vazodilatör tedavi başlanması doğrudur.
Verilen sağ kalp kateterizasyonu değerleri (mPAB > 20, PKUB ≤ 15, PVD > 3) Portopulmoner Hipertansiyon (PoPH) tanısı için klasiktir. mPAB değerinin 35-45 mmHg arasında olması, karaciğer nakli operasyonu için anlamlı risk taşır. Güncel kılavuzlar, bu gruptaki hastalarda nakil öncesi vazodilatör tedavi (PDE5 inhibitörleri, endotelin reseptör antagonistleri veya prostanoidler) ile basıncın 35 mmHg altına düşürülmesini önerir.

Step-by-Step Solution

1
Sağ kalp kateterizasyonu verilerini analiz et.
mPAB 38 (>20), PKUB 10 (≤15), PVD 4.2 (>3) bulundu.
Bu değerler pre-kapiler pulmoner hipertansiyon (Portopulmoner Hipertansiyon) tanısını koydurur.
2
Hastalığın şiddetini ve karaciğer nakli uygunluğunu değerlendir.
mPAB 35-45 mmHg arası 'orta' şiddette PoPH olarak sınıflandırılır.
Nakil sırasında mPAB > 35 mmHg olması yüksek mortalite riskidir; bu yüzden vazodilatör tedavi ile basınç düşürülmelidir.
3
Diğer komplikasyonlar (HPS, TIPS riski) ile ayırıcı tanıyı yap.
PVD yüksekliği HPS'yi dışlar; TIPS ise artmış basınç nedeniyle kontrendikedir.
Sirozdaki akciğer tutulumlarının (HPS vs PoPH) patofizyolojik ve tedavi yaklaşımları tamamen farklıdır.

Key Concept

Portopulmoner Hipertansiyon (PoPH) Tanı Kriterleri ve Nakil Yönetimi
Question 323Question

45 yaşında, VKI˙=34kg/m2VKİ = 34 kg/m^2 olan ve 5 yıldır Ülseratif Kolit nedeniyle takip edilen kadın hasta, sağ üst kadranda 8 saattir devam eden, sağ kürek kemiğine vuran şiddetli ağrı ve bulantı ile acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ üst kadranda hassasiyet ve pozitif Murphy bulgusu saptanıyor. Hastanın ateşi 38.2C38.2^\circ C olup skleraları anikteriktir.

Aşağıdaki laboratuvar bulguları saptanmıştır:

ParametreDeğerReferans
Lökosit (WBC)15.500/mm315.500/mm^34.00010.0004.000-10.000
Toplam Bilirubin0.9mg/dL0.9 mg/dL0.31.20.3-1.2
ALP90U/L90 U/L3012030-120
GGT35U/L35 U/L5405-40

Bu klinik tablo için en olası tanı ve Tokyo Kılavuzlarına (TG18) göre en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akut kolesistit; Gram-negatif ve anaerobları kapsayan antibiyoterapi ve erken kolesistektomi

Answer

En olası tanı Akut Kolesistit olup, en uygun yaklaşım Gram-negatif ve anaerobları da kapsayan geniş spektrumlu antibiyoterapi eşliğinde erken laparoskopik kolesistektomidir.
Hastada 6-8 saati aşan ağrı, sistemik inflamasyon bulguları (ateş, lökositoz) ve lokal peritonal irritasyon bulgusu olan Murphy belirtisinin varlığı tipik bir 'Akut Kolesistit' tablosudur. Bilirubin ve kolestatik enzimlerin normal olması taşın ana safra kanalında (koledok) olmadığını, sistik kanalda tıkalı kalarak kesede inflamasyona yol açtığını gösterir. Tokyo Kılavuzlarına (TG18) göre eşlik eden organ yetmezliği olmayan (Grade I) hastalarda geniş spektrumlu antibiyotiklerle birlikte erken dönemde (ilk 72 saat) laparoskopik kolesistektomi yapılması önerilen altın standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
8 saatten uzun süren ağrı, ateş ve pozitif Murphy bulgusu saptandı.
Biliyer kolik genellikle 6 saatten kısa sürer ve ateş/lökositoz eşlik etmez; bu bulgular akut kolesistiti işaret eder.
2
Laboratuvar ve kolestaz bulgularını değerlendir
Lökositoz mevcut ancak bilirubin ve ALP/GGT normaldir.
Bilirubinin normal olması koledokolitiyazis ve akut kolanjit olasılığını (Charcot triadı) dışlamaya yardımcı olur.
3
Evreleme ve tedavi planını belirle
Tokyo Kılavuzlarına (TG18) göre Evre I (Hafif) Akut Kolesistit.
Organ yetmezliği bulgusu olmayan hafif vakalarda erken (ilk 72 saat içinde) kolesistektomi en efektif tedavidir.

Key Concept

Akut kolesistit tanısı; klinik (Murphy bulgusu), sistemik inflamasyon (ateş, lökositoz) ve radyolojik bulguların kombinasyonu ile konur. Tedavide Tokyo Kılavuzlarına göre erken cerrahi esastır.
Estimated Time:1m 30s
Question 324Question

62 yaşında erkek hasta, bilinen ChildPughChild-Pugh BB alkolik siroz ve koroner arter hastalığı (1 yıl önce stentstent uygulanmış) öyküsüyle, masif hematemez sonrası acil servise başvuruyor. Resüsitasyon ile hemodinamisi sağlanan hastanın fizik muayenesinde; TA: 95/6095/60 mmHg, nabız: 105105/dk, batında asit ve palmar eritem saptanıyor. Üst GİS endoskopisinde; özofagus ve mide fundusunda varis izlenmiyor, ancak duodenum bulbusunda 1.51.5 cm çapında, üzerinde yıkamakla yerinden ayrılmayan yapışık pıhtı bulunan bir ülser (ForrestForrest IIbIIb) saptanıyor. Bu hastanın yönetiminde aşağıdakilerden hangisinin uygulanması yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Hem kanamanın kontrol altına alınması hem de splanknik kan akımını azaltarak portal venöz basıncın düşürülmesi amacıyla intravenöz somatostatin veya oktreotid infüzyonu başlanmalıdır.

Answer

Peptik ülser kanaması (non-varis) yönetiminde somatostatin veya oktreotid infüzyonunun yeri yoktur; bu tedavi varis kanamaları için rezervedir.
Sirozlu bir hastada gastrointestinal kanama geliştiğinde, kanama odağı varis olsun ya da olmasın enfeksiyon profilaksisi (antibiyotik) ve kısıtlı transfüzyon stratejisi hayatta kalma üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Ancak, somatostatin veya oktreotid gibi splanknik vazokonstriktörler sadece varis kanaması veya portal hipertansif gastropati gibi portal basınç bağımlı kanamalarda etkilidir. Duodenum ülseri (peptik ülser) bir non-varis kanamadır ve tedavisinde birincil farmakolojik ajan proton pompası inhibitörleridir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu (siroz + peptik ülser) analiz et.
Kanama kaynağının duodenal ülser (Forrest IIb) olduğu saptandı.
Sirozlu hastalarda kanama her zaman varis kaynaklı olmayabilir (%15-20 non-varis).
2
Siroza bağlı genel önlemleri değerlendir.
Kısıtlı transfüzyon (hedef 7-9 g/dL) ve antibiyotik profilaksisi (seftriakson) gereklidir.
Portal hipertansiyon varlığında transfüzyon ve enfeksiyon yönetimi kritiktir.
3
Ülser tipine göre spesifik endoskopik ve farmakolojik tedaviyi seç.
Oktreotid/somatostatin kullanımı bu vaka için hatalıdır.
Forrest IIb (yapışık pıhtı) için irrigasyon ve endoterapi gerekirken, ilaç olarak PPI seçilmelidir.

Key Concept

Sirozlu hastalarda gastrointestinal kanama yönetimi; kanama kaynağı varis olmasa dahi antibiyotik profilaksisi ve kısıtlı transfüzyon gerektirirken, spesifik hemostatik ajanlar (oktreotid gibi) sadece varis kanamalarında endikedir.
Estimated Time:2m 30s
Question 325Question

Henüz 1919 yaşında olan bir erkek hasta, erken çocukluk döneminden beri süregelen steatore (yağlı dışkılama) ve gelişme geriliği öyküsü ile izlenmektedir. Son yıllarda tabloya ilerleyici dengesizlik, ataksi ve gece görme bozukluğu da eklenmiştir. Fizik muayenede derin tendon reflekslerinde kayıp, ataksik yürüyüş ve vibrasyon duyusunda azalma saptanmaktadır. Laboratuvar incelemesinde serum trigliserid düzeyi 1212 mg/dL, toplam kolesterol düzeyi 4242 mg/dL bulunurken, apolipoprotein B (ApoBApo-B) saptanamamıştır. Bu hastada tanı kesinleştirmek amacıyla yapılan ince bağırsak biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin görülmesi en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Açlıkta bile enterosit sitoplazmasında belirgin lipid vakuollerinin birikimi

Answer

Açlıkta bile enterosit sitoplazmasında belirgin lipid vakuollerinin birikimi
Açlıkta bile enterosit sitoplazmasında belirgin lipid vakuollerinin birikimi, Abetalipoproteinemi için patognomonik bir histolojik bulgudur. Bu hastalıkta MTP (mikrozomal trigliserid transfer protein) mutasyonu sonucu Apo-B içeren lipoproteinler (şilomikron, VLDL, LDL) sentezlenemez. Bağırsak epiteli emdiği trigliseridleri dolaşıma şilomikron olarak veremediği için bu yağlar hücre içinde hapsolur ve biyopside şeffaf vakuoller şeklinde izlenir. Hastadaki ataksi ve DTR kaybı E vitamini eksikliğine, gece körlüğü ise A vitamini eksikliğine bağlıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Malabsorpsiyon (steatore), nörolojik bulgular (ataksi, DTR kaybı) ve oküler bulgular (gece körlüğü/retinitis pigmentosa) bir arada bulunmaktadır.
Bu semptomlar yağda eriyen vitaminlerin (A ve E) eksikliğini ve sistemik bir lipid metabolizması bozukluğunu düşündürür.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
Serum trigliserid ve kolesterol düzeylerinin aşırı düşük olması (<50< 50 mg/dL) ve Apo-B'nin saptanamaması kritiktir.
Apo-B48 ve Apo-B100 eksikliği, şilomikron ve VLDL sentezinin imkansız olduğunu gösterir.
3
Tanıyı belirle ve patolojiyle ilişkilendir
Tanı Abetalipoproteinemi'dir (Bassen-Kornzweig Sendromu).
Şilomikron sentezlenemediği için diyetle alınan yağlar bağırsak lümeninden enterosite girer ancak dışarı çıkamaz; bu da biyopside enterositlerin içinde lipid hapsolması olarak görülür.

Key Concept

Abetalipoproteinemide enterosit içi lipid birikimi ve sistemik bulgular.
Question 326Question

4545 yaşında erkek hasta, mide adenokarsinomu nedeniyle total gastrektomi ve Roux-en-Y özofagojejunostomi operasyonu geçirmiştir. Postoperatif 22. ayında olan hasta; özellikle yemeklerden 203020-30 dakika sonra başlayan karın ağrısı, şişkinlik, çarpıntı, terleme ve halsizlik şikayetleriyle polikliniğe başvurmaktadır. Bu hastada semptomların kontrol altına alınması için önerilmesi gereken ilk basamak yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Az az, sık öğünler şeklinde beslenme ve öğünlerde sıvı alımının kısıtlanması

Answer

Semptomları kontrol altına almak için hastaya az az, sık öğünler şeklinde beslenmesi ve öğünler sırasında sıvı alımını kısıtlaması önerilmelidir.
Hastada tarif edilen tablo, gastrektomi sonrası mide rezervuar fonksiyonunun kaybına bağlı gelişen Erken Dumping Sendromu'dur. Bu durumda hiperozmolar içerik ince bağırsağa hızla geçerek plazmadan lümene sıvı şiftine yol açar. Tedavide temel amaç, mide boşalmasını yavaşlatmak ve ozmotik yükü azaltmaktır. Az az, sık öğünler tüketilmesi ve öğünler sırasında sıvı alımının kısıtlanarak öğün aralarına kaydırılması bu amaca hizmet eden ilk basamak yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu tanımla
Post-gastrektomi döneminde, yemekten 203020-30 dakika sonra gelişen gastrointestinal ve vazomotor semptomlar Erken Dumping Sendromu ile uyumludur.
Zamanlama ve semptom karakteristiği (çarpıntı, terleme, karın ağrısı) tanı için kritiktir.
2
Patofizyolojiyi analiz et
Hiperozmolar gıda içeriğinin hızla ince bağırsağa geçmesi sonucu gelişen sıvı şifti ve distansiyon.
Tedavi stratejisi bu hızlı geçişi ve ozmotik yükü azaltmaya yönelik olmalıdır.
3
Tedavi basamaklarını belirle
Diyet düzenlemeleri (basit şeker kısıtlaması, küçük öğünler, yemekle sıvı almama) ilk basamak tedavidir.
Hastaların büyük çoğunluğu sadece diyet önlemleriyle semptom kontrolü sağlar.

Key Concept

Erken Dumping Sendromu Yönetimi

Hints

1
Semptomların yemekten ne kadar süre sonra başladığına dikkat edin (203020-30 dakika).
2
Bu tablo, hiperozmolar içeriğin ince bağırsağa hızlı geçişiyle ilgilidir; tedavide öncelikle hayat tarzı ve beslenme değişiklikleri planlanmalıdır.
3
Gastrik boşalmayı yavaşlatmak için öğünlerde katı ve sıvı gıdaların ayrılması önerilen temel yöntemlerden biridir.
Estimated Time:1m 30s
Question 327Question

4242 yaşında erkek hasta, safra taşına bağlı şiddetli akut pankreatit tanısıyla 33 haftadır hastanede izlenmektedir. Yatışının 2222. gününde hastanın ateşi 38,8C38,8^{\circ}C'ye yükseliyor ve lökosit sayısı 18.500/mm318.500/mm^3 olarak saptanıyor. Çekilen kontrastlı batın BT'de pankreasta %60\%60 oranında kontrast tutmayan nekrotik alanlar ve bu alanlar içerisinde hava kabarcıkları izleniyor. Hastanın hemodinamisi stabil olup fizik muayenesinde peritonit bulgusu saptanmıyor. Bu aşamada en uygun yaklaşım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanması ve klinik yanıta göre minimal invaziv drenaj planlanması

Answer

Geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanması ve klinik yanıta göre minimal invaziv (perkütan veya endoskopik) drenaj planlanması en uygun yaklaşımdır.
Enfekte pankreatik nekroz tanısı, ateş ve lökositoz gibi enfeksiyon bulgularına eşlik eden BT'deki hava kabarcıkları ile konur. Hemodinamisi stabil olan hastalarda güncel yaklaşım 'Step-up' stratejisidir. Bu stratejiye göre önce geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanır; hastada klinik düzelme olmazsa perkütan veya endoskopik minimal invaziv drenaj yöntemlerine geçilir. Açık cerrahi necrosectomy, bu basamaklardan yanıt alınamayan veya komplikasyon gelişen hastalarda, mümkünse 4. haftadan sonraya ertelenerek uygulanır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguların analizi
Ateş yüksekliği, lökositoz ve BT'de hava kabarcıkları varlığı 'Enfekte Pankreatik Nekroz' tanısını koydurur.
Nekroz içinde hava görülmesi, gaz üreten bakterilerin varlığını gösteren patognomonik bir bulgudur.
2
Hastanın stabilite durumunun değerlendirilmesi
Hemodinamik stabilite ve peritonit bulgusunun olmaması minimal invaziv yaklaşıma olanak tanır.
Akut cerrahi müdahale gerektiren (perforasyon, masif kanama vb.) bir komplikasyon yoktur.
3
Modern yönetim stratejisinin (Step-up yaklaşımı) uygulanması
İlk olarak uygun antibiyotik (örn. karbapenem) başlanır ve sıvı nekrozun sıvılaşması/organize olması için zaman kazanılır.
Erken cerrahi yüksek mortalite ile ilişkilidir; cerrahi mümkünse 4. haftadan sonraya (walled-off aşaması) ertelenmelidir.

Key Concept

Enfekte Pankreatik Nekrozda Step-up Yaklaşımı

Alternative Method

Eğer minimal invaziv drenaj yapılamıyorsa veya hasta bu basamağa rağmen kötüleşiyorsa, 'Video-assisted Retroperitoneal Debridement' (VARD) cerrahi bir seçenek olarak düşünülebilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 328Question

4242 yaşında kadın hasta, son 11 aydır yemeklerden sonra sağ üst kadranda başlayan ve yaklaşık 22 saat süren, sağ kürek kemiğine yayılan ağrı şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenede sağ üst kadranda hafif hassasiyet mevcut, skleralar doğal ve Murphy bulgusu negatiftir.

Aşağıdaki tabloda hastanın laboratuvar değerleri ve referans aralıkları verilmiştir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
AST38U/L38 U/L035U/L0-35 U/L
ALT42U/L42 U/L035U/L0-35 U/L
Alkalen Fosfataz (ALP)260U/L260 U/L30120U/L30-120 U/L
Total Bilirubin1,3mg/dL1,3 mg/dL0,31,2mg/dL0,3-1,2 mg/dL
Lökosit (WBC)7.200/mm37.200/mm^34.00010.000/mm34.000-10.000/mm^3

Üst batın ultrasonografisinde safra kesesinde çok sayıda milimetrik taş ve yoğun çamur izlenmiş; koledok genişliği 7mm7 mm olarak ölçülmüş ancak koledok lümeninde taş saptanmamıştır. Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Manyetik rezonans kolanjiyopankreatografi (MRCP) ile değerlendirme

Answer

Manyetik rezonans kolanjiyopankreatografi (MRCP) ile koledokun değerlendirilmesi en uygun yaklaşımdır.
Manyetik rezonans kolanjiyopankreatografi (MRCP) yapılması bu aşamada en doğru yaklaşımdır. ASGE ve ESGE kılavuzlarına göre; ultrasonografide koledokta taş görülmemesine rağmen koledok çapının >6mm> 6 mm olması veya anormal karaciğer fonksiyon testleri (ALP, AST/ALT veya bilirubin yüksekliği) hastayı koledokolitiyazis açısından 'orta risk' grubuna sokar. Bu hastalarda kolesistektomi öncesi koledokun MRCP veya EUS ile değerlendirilmesi, negatif sonuçlanması durumunda hastanın gereksiz bir ERCP işleminden korunmasını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik ve laboratuvar verilerine göre koledokolitiyazis risk sınıflaması yapılır.
Hasta 'orta risk' (intermediate risk) grubunda yer almaktadır.
Koledok çapının 6mm6 mm üzerinde olması ve ALP/Bilirubin değerlerindeki hafif yükseklik orta risk kriterleridir.
2
Orta risk grubundaki hastalar için invaziv olmayan doğrulama yöntemi seçilir.
Manyetik rezonans kolanjiyopankreatografi (MRCP) veya Endoskopik Ultrasonografi (EUS) planlanır.
Bu yöntemler invaziv olan ERCP'ye bağlı komplikasyon (pankreatit, kanama) riskini önlerken yüksek tanısal doğruluk sağlar.

Key Concept

Koledokolitiyazis şüphesinde risk sınıflaması ve tanısal algoritma (ASGE/ESGE Kılavuzları).
Estimated Time:1m 30s
Question 329Question

5858 yaşında kadın hasta, 22 gündür devam eden sağ üst kadran ağrısı, bulantı ve 38.4C38.4^\circ C ateş şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede sağ üst kadranda belirgin hassasiyet ve defans mevcut olup, palpasyonla ağrılı kitle ele gelmektedir. Laboratuvar incelemesinde lökosit 19.200/mm319.200/mm^3 ve CRP 1818 mg/dL (N: <0.5<0.5) saptanıyor. Karaciğer fonksiyon testleri ve serum bilirubin düzeyleri normal sınırlardadır. Ultrasonografide safra kesesi duvar kalınlığı 66 mm, hidrops ve perikolesistik sıvı izleniyor. Herhangi bir organ yetmezliği bulgusu saptanmayan bu hastada Tokyo 20182018 (TG18) kılavuzuna göre en olası evreleme ve en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Orta şiddette (Evre II) akut kolesistit - Erken laparoskopik kolesistektomi

Answer

Orta şiddette (Evre II) akut kolesistit tanısıyla tecrübeli bir merkezde erken laparoskopik kolesistektomi uygulanması en uygun yaklaşımdır.
Hastanın klinik tablosunda yer alan 19.200/mm319.200/mm^3 lökositoz ve sağ üst kadranda ele gelen hassas kitle, Tokyo 2018 (TG18) kılavuzuna göre Orta Şiddette (Evre II) Akut Kolesistit kriterlerini tam olarak karşılamaktadır. Herhangi bir organ yetmezliği (Evre III) bulunmadığı için, modern cerrahi yaklaşımda bu hastalara özellikle tecrübeli merkezlerde erken laparoskopik kolesistektomi yapılması önerilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularına göre şiddet evrelemesi yapılması.
Lökosit > 18.000/mm318.000/mm^3 ve palpabl kitle varlığı hastayı Evre II (Orta Şiddet) grubuna sokar.
Tokyo 2018 (TG18) kriterlerine göre lokal inflamasyon bulguları (kitle, süre >72 saat, yüksek lökositoz) evreyi belirler.
2
Organ disfonksiyonu varlığının sorgulanması.
Hastada organ yetmezliği (hipotansiyon, bilinç değişikliği, solunum yetmezliği vb.) saptanmamıştır.
Organ disfonksiyonu varlığı hastalığı Evre III (Şiddetli) kategorisine taşır ve tedavi önceliğini drenaja kaydırır.
3
Evreye uygun tedavi yönteminin seçilmesi.
Evre II hastalarda, cerrahi riski düşük olan ve tecrübeli merkezde bulunan hastalara erken laparoskopik kolesistektomi önerilir.
Erken cerrahi, inflamasyonun organize olup fibrozis gelişmesinden önce yapıldığında morbiditeyi ve hastanede kalış süresini azaltır.

Key Concept

Tokyo 2018 (TG18) Akut Kolesistit Şiddet Evrelemesi
Estimated Time:1m 30s
Question 330Question

3232 yaşında erkek hasta, ani başlayan şiddetli epigastrik ağrı, bulantı ve kusma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde tip V hiperlipoproteinemi tanısı olduğu ve son dönemde diyetine uyum sağlamadığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde gövdede ve kolların ekstansör yüzlerinde çok sayıda eruptif ksantom saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum lipaz düzeyi 1200 U/L1200\ U/L (referans: <60 U/L< 60\ U/L) bulunurken, serum amilaz düzeyi 95 U/L95\ U/L (referans: <100 U/L< 100\ U/L) olarak ölçülüyor. Serumun makroskobik olarak laktans (süt görünümünde) olduğu gözleniyor.

Bu hastada serum amilaz düzeyinin normal sınırlarda saptanmasının en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hipertrigliseridemiye bağlı dolaşımdaki bir inhibitörün amilaz ölçümünü engellemesi

Answer

Hipertrigliseridemiye bağlı pankreatitlerde amilaz ölçümü, serumdaki bir inhibitör nedeniyle yalancı normal sonuç verebilir.
Akut pankreatit tanısında amilaz ve lipaz en önemli belirteçlerdir. Ancak hipertrigliseridemi (özellikle >1000 mg/dL>1000\ mg/dL) varlığında, serumda bulunan bir inhibitör amilazın kolorimetrik tayinini engeller. Bu durum, hastada pankreatit olmasına rağmen amilazın normal ölçülmesine (yalancı negatiflik) yol açar. Lipaz düzeyi bu inhibitörden etkilenmez, bu nedenle hipertrigliseridemi şüphesi olan vakalarda lipaz ölçümü daha güvenilirdir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Genç erkek hasta, akut epigastrik ağrı ve eruptif ksantomlar (hipertrigliseridemi belirtisi) ile başvuruyor.
Hastanın özgeçmişi ve fizik muayene bulguları hipertrigliseridemiye bağlı bir akut pankreatit atağını düşündürür.
2
Laboratuvar diskordansını değerlendir
Lipaz düzeyi belirgin yüksek (1200 U/L1200\ U/L) iken amilazın normal sınırlarda (95 U/L95\ U/L) olduğu saptanıyor.
Lipazın bu denli yüksek olduğu bir akut pankreatit tablosunda amilazın normal olması tipik bir laboratuvar interferansına işaret eder.
3
Hipertrigliserideminin amilaz üzerindeki spesifik etkisini hatırla
Hipertrigliseridemi varlığında serumda dolaşan bir inhibitörün amilaz ölçümünü baskıladığı bilinmektedir.
TUS sınavlarında sıkça sorgulanan bu bilgi, laktans (lipemik) serumlu hastalarda amilazın tanısal değerinin düşük olabileceğini açıklar.

Key Concept

Hipertrigliseridemiye bağlı akut pankreatitte amilaz düzeyi, serumdaki inhibitörler nedeniyle yalancı düşük (normal) saptanabilir.

Practice More

Hipertrigliseridemiye bağlı akut pankreatitin acil tedavisinde plazmaferez veya insülin infüzyonunun yerini gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 331Question

Sağ üst kadranda ani başlayan şiddetli ağrı, bulantı ve ateş şikayetleriyle başvuran 45 yaşındaki kadın hastanın fizik muayenesinde sağ üst kadranda hassasiyet ve palpasyon sırasında inspiryumun durması (Murphy belirtisi) saptanıyor.

Bu hastada tanıyı doğrulamak amacıyla ilk tercih edilmesi gereken görüntüleme yöntemi hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Üst abdominal ultrasonografi

Answer

Akut kolesistit şüphesi olan bir hastada tanıda ilk tercih edilmesi gereken görüntüleme yöntemi üst abdominal ultrasonografidir.
Üst abdominal ultrasonografi seçeneği doğrudur çünkü akut kolesistit tanısında duyarlılığı ve özgüllüğü %90\%90 üzerindedir. Safra kesesi taşı, duvar kalınlaşması (>4>4 mm), perikolesistik sıvı ve sonografik Murphy pozitifliği gibi tanısal kriterleri saptamada ilk tercihtir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik değerlendirme
Sağ üst kadran ağrısı, ateş ve Murphy belirtisi akut kolesistiti düşündürür.
Hastanın klinik tablosu safra kesesi inflamasyonu ile uyumludur.
2
Tanısal algoritma seçimi
Safra kesesi hastalıklarında ilk basamak tetkik ultrasonografidir.
Ultrasonografi; safra kesesi taşlarını, duvar kalınlaşmasını ve perikolesistik sıvıyı göstermede hızlı, ucuz ve güvenilir bir yöntemdir.

Key Concept

Akut kolesistit tanısında ilk basamak ve en uygun görüntüleme yöntemi abdominal ultrasonografidir.

Hints

1
Safra kesesi patolojilerinde genellikle ilk basamak görüntüleme yöntemi radyasyon içermeyen bir yöntemdir.

Practice More

Akut kolesistitin ultrasonografi ile kesin tanı konulamadığı durumlarda 'altın standart' kabul edilen sintigrafik yöntemi (HIDA) gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 332Question

5858 yaşında erkek hasta, bilinen alkolik siroz tanısıyla poliklinikte izlenmektedir. Son 33 aydır giderek artan nefes darlığı şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesinde palmar eritem, örümcek anjiyomlar ve belirgin çomak parmak saptanıyor. Hastanın dispnesinin ayağa kalktığında belirginleştiği, yatar pozisyonda ise hafiflediği gözleniyor. Oda havasında bakılan arteriyel kan gazında PaO2PaO_2: 6262 mmHgmmHg ve alveolo-arteriyel oksijen gradienti (AaA-a DO2DO_2) artmış olarak saptanıyor. Bu hastada ön tanıyı doğrulamak için yapılması gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kontrastlı transtorasik ekokardiyografi

Answer

Kontrastlı transtorasik ekokardiyografi (mikrokabarcık testi), hepatopulmoner sendrom tanısını doğrulamak için yapılması gereken en uygun ilk tetkiktir.
Hastada saptanan platipne, siroz zemininde gelişen Hepatopulmoner Sendrom (HPS) için oldukça özgüldür. HPS tanısı; karaciğer hastalığı, artmış alveolo-arteriyel oksijen gradienti ve intrapulmoner vasküler dilatasyonların gösterilmesiyle konur. Kontrastlı transtorasik ekokardiyografi (ajite salin kullanılarak yapılan mikrokabarcık testi), bu dilatasyonları göstermede en yüksek duyarlılığa sahip ve ilk tercih edilmesi gereken tanı yöntemidir. Bu testte, sağ atriyuma verilen mikrokabarcıkların 3-6 kalp siklusu sonra sol atriyumda görülmesi intrapulmoner şantın (dilatasyonların) varlığını kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Sirozlu hastada dispne, çomak parmak ve özellikle 'platipne' (ayakta artan dispne) varlığı saptandı.
Platipne ve ortodeoksi, sirozda gelişen Hepatopulmoner Sendrom (HPS) için karakteristik bulgulardır.
2
Arteriyel kan gazı bulgularını değerlendir.
Hipoksemi (PaO2<70PaO_2 < 70 mmHgmmHg veya 8080 mmHgmmHg) ve artmış AaA-a DO2DO_2 saptandı.
Bu bulgular HPS tanısı için gerekli olan üçlü kriterden ikisini (karaciğer hastalığı ve gaz değişim bozukluğu) karşılar.
3
İntrapulmoner vasküler dilatasyonları (IPVD) kanıtla.
Kontrastlı transtorasik ekokardiyografi planlanmalıdır.
Tanı için üçüncü kriter olan IPVD'nin gösterilmesi gerekir ve bunun için en duyarlı, non-invaziv yöntem kontrastlı (mikrokabarcık) ekokardiyografidir.

Key Concept

Hepatopulmoner Sendrom (HPS) Triadı: 1. Karaciğer hastalığı (siroz), 2. Gaz değişim bozukluğu (artmış AaA-a DO2DO_2), 3. İntrapulmoner vasküler dilatasyonlar (IPVD).

Alternative Method

Hastada platipne (ayakta artan dispne) saptanması durumunda arteriyel kan gazının hem yatar hem ayakta bakılması 'ortodeoksi'yi (oksijen satürasyonunda >>%5 veya PaO2PaO_2'de >4>4 mmHgmmHg düşüş) kanıtlayabilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 333Question

3232 yaşında kadın hasta, 55 yıl önce "pankolit" tutulumlu ülseratif kolit tanısıyla izlenirken, yoğun medikal tedaviye direnç nedeniyle total proktokolektomi ve ileal poş-anal anastomoz (IPAAIPAA) operasyonu geçirmiştir. Operasyondan 11 yıl sonra hastada günde 1010-1212 kez ishal, karın ağrısı, dışkıda gizli kan pozitifliği ve 66 kg kilo kaybı gelişiyor. Yapılan poşoskopide poş rezervuar mukozasının normal olduğu görülüyor; ancak afferent ileal ans (pos\cunhemenproksimalindekiincebag˘ırsakpoşun hemen proksimalindeki ince bağırsak) segmentinde derin lineer ülserler ve lümende daralma saptanıyor.

Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Crohn hastalığı

Answer

En olası tanı Crohn hastalığıdır.
Ülseratif kolit cerrahisi (total proktokolektomi + IPAA) sonrası hastaların bir kısmında tanı revizyonu gerekebilir. Eğer inflamasyon sadece poş rezervuarında ise 'poşit', rektal mukoza kalıntısında ise 'kafit' tanısı konur. Ancak poşun kendisinin korunduğu, poş proksimalindeki ince bağırsak segmentinde (afferent ans) derin ülserler ve darlıkların saptanması, hastalığın aslında transmural tutulum yapabilen ve ince bağırsağı tutabilen Crohn hastalığı olduğunu kanıtlar. Bu durum literatürde 'poşun Crohn hastalığı' (Crohn’s of the pouch) olarak adlandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın cerrahi geçmişini ve mevcut semptomlarını analiz et.
Ülseratif kolit nedeniyle yapılan ileal poş-anal anastomoz (IPAAIPAA) sonrası ishal ve kilo kaybı olduğu saptandı.
Poş operasyonu sonrası gelişen komplikasyonların ayırıcı tanısını yapmak için klinik tabloyu netleştirmek gerekir.
2
Endoskopik (poşoskopik) bulguları lokalizasyona göre değerlendir.
Poşun kendisi normal iken, afferent ileal ansta (proksimal ince bağırsak) lineer ülserler ve striktür saptandı.
Ülseratif kolit sadece kolonu etkileyen bir hastalık olduğu için, poş dışındaki ince bağırsak tutulumu tipik değildir.
3
Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı arasındaki temel farkı post-operatif bulgularla ilişkilendir.
Afferent ans tutulumu, altta yatan hastalığın aslında Crohn hastalığı olduğunu gösterir.
Crohn hastalığı tüm gastrointestinal sistemi tutabildiği için, kolektomi sonrası ince bağırsaklarda (afferent ans) nüks görülebilir.

Key Concept

Afferent ans tutulumu post-IPAA dönemde Crohn hastalığının en önemli göstergesidir.
Estimated Time:3m 0s
Question 334Question

5252 yaşında kadın hasta, karın şişliği şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede batında yaygın asit saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde serum albümini 2,32,3 g/dL, asit sıvısı albümini 1,01,0 g/dL ve asit sıvısı toplam proteini 1,21,2 g/dL olarak ölçülüyor. Bu bulgulara dayanarak, hastadaki asit oluşumunun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Karaciğer sirozu

Answer

Hastadaki bulgular (yüksek gradyan ve düşük protein) en olası nedenin karaciğer sirozu olduğunu göstermektedir.
Doğru seçenek olan karaciğer sirozu, hem SAAG değerinin yüksek (1,31,3 g/dL) olması hem de asit protein düzeyinin düşük (1,21,2 g/dL) olması ile tam uyumludur. Karaciğer sirozunda sinüzoidal basınç artışı süzülen sıvıda proteinin azalmasına neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Serum-asit albümin gradyanını (SAAG) hesaplayın.
SAAG = Serum Albümini - Asit Albümini = 2,31,0=1,32,3 - 1,0 = 1,3 g/dL.
SAAG değeri, asidin portal hipertansiyon kaynaklı olup olmadığını belirlemede en güvenilir parametredir.
2
SAAG değerini yorumlayın.
SAAG 1,1\geq 1,1 g/dL olduğu için asit oluşumunda portal hipertansiyonun rol oynadığı (yüksek gradyanlı asit) sonucuna varılır.
1,11,1 g/dL eşik değeridir; bu değerin üzerindeki gradyanlar portal hipertansiyonu temsil eder.
3
Asit sıvısı toplam protein değerini kullanarak ayırıcı tanı yapın.
Asit proteini 1,21,2 g/dL (yani <2,5< 2,5 g/dL) olduğu için portal hipertansiyonun nedeni kalp dışı bir durumdur.
Yüksek SAAG grubunda düşük protein (<2,5< 2,5 g/dL) karaciğer sirozunu; yüksek protein (2,5\geq 2,5 g/dL) ise kalp yetmezliğini veya Budd-Chiari sendromunu düşündürür.

Key Concept

Asit ayırıcı tanısında SAAG ve asit protein konsantrasyonu kullanımı.
Estimated Time:1m 30s
Question 335Question

5454 yaşında erkek hasta, son 44 aydır devam eden epigastrik ağrı, yemeklerden sonra belirginleşen dolgunluk hissi ve her iki bacağında giderek artan şişlik şikayeti ile polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral pretibial (++)(++) ödem saptanıyor; diğer sistem muayeneleri doğal bulunuyor. Laboratuvar incelemesinde serum albumin düzeyi 2.42.4 g/dLg/dL (N:3.55.0N: 3.5-5.0) olarak ölçülüyor. Yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde mide korpus ve fundusunda hava insüflasyonu ile açılmayan, üzerleri yer yer yoğun mukus ile kaplı dev mukozal kıvrımlar izleniyor; antrum ise normal görünümdedir. Alınan derin biyopsilerin histopatolojik incelemesinde belirgin foveolar hiperplazi, glandüler atrofi ve kistik dilatasyonlar saptanıyor. Bu klinik tablo ve bulgularla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Patogenezde gastrik mukozada TGFαTGF-\alpha (Transforme edici büyüme faktörü-alfa) aşırı ekspresyonu temel rol oynar.

Answer

Ménétrier hastalığının patogenezinde gastrik mukozada TGFαTGF-\alpha (Transforme edici büyüme faktörü-alfa) aşırı ekspresyonu temel rol oynar.
Vakada tanımlanan klinik tablo (hipoalbüminemi, ödem, endoskopide dev kıvrımlar, histolojide foveolar hiperplazi ve glandüler atrofi) Ménétrier hastalığı için klasiktir. Bu hastalığın moleküler temelinde TGFαTGF-\alpha aşırı ekspresyonu ve buna bağlı EGFR aktivasyonu yatar. Bu aktivasyon, yüzey mukus hücrelerinin (foveolar) proliferasyonuna yol açarken, asit üreten parietal hücreleri baskılayarak glandüler atrofiye neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hipoproteinemiye bağlı ödem, endoskopide dev kıvrımlar (korpus/fundus tutulumu) ve biyopside foveolar hiperplazi/glandüler atrofi saptandı.
Bu bulgular tipik bir Ménétrier Hastalığı tablosuna işaret eder.
2
Patofizyolojik düzeneği hatırla.
TGFαTGF-\alpha'nın epidermal büyüme faktörü reseptörüne (EGFR) aşırı bağlanması.
Ménétrier'deki mukoza kalınlaşmasının (foveolar hiperplazi) moleküler temelidir.
3
Ayırıcı tanıyı yap.
Zollinger-Ellison Sendromu'nda parietal hücre artışı ve hiperasidite varken, Ménétrier'de foveolar hücre artışı ve hipoasidite vardır.
Hastalığın karakteristik özelliklerini doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Ménétrier hastalığı, foveolar hiperplazi, protein kaybeden enteropati ve mide adenokarsinom riskinde artış ile karakterize, TGFαTGF-\alpha aşırı ekspresyonuna bağlı bir hipertrofik gastropatidir.

Alternative Method

Ménétrier hastalığını tanımak için 'Hipoalbüminemi + Hipoklorhidri + Hipertrofik Gastropati' üçlemesini kullanabilirsiniz. Eğer asit yüksek olsaydı tanı ZES olurdu.
Estimated Time:2m 30s
Question 336Question

2424 yaşında karın ağrısı ve ishal şikayetiyle başvuran bir hastaya yapılan kolonoskopik incelemede; terminal ileumda ve çekumda yer yer derin ülserasyonlar izlenirken, bu iki bölge arasında kalan çıkan kolon segmentinde mukozanın tamamen normal olduğu saptanmıştır. Bu şekilde izlenen "atlamalı tutulum" (skip lesions) özelliği aşağıdaki hastalıklardan hangisi için en karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: Crohn hastalığı

Answer

Atlamalı tutulum (skip lesions) Crohn hastalığı için karakteristik bir bulgudur.
Doğru seçenek Crohn hastalığıdır çünkü bu hastalıkta inflamasyon tüm gastrointestinal sistem boyunca yamalı veya segmental bir dağılım gösterir. Endoskopide izlenen ve hastalıklı segmentler arasında kalan normal görünümlü mukoza alanlarına "atlamalı tutulum" (skip lesions) denir.

Step-by-Step Solution

1
Endoskopik bulguyu analiz et
Hastada lezyonlar arasında sağlam mukoza alanları mevcut (atlamalı tutulum).
İnflamatuar bağırsak hastalıklarının ayırıcı tanısında tutulumun sürekliliği en önemli kriterlerden biridir.
2
IBH tipleri ile eşleştir
Atlamalı tutulum Crohn hastalığını, kesintisiz tutulum ise ülseratif koliti düşündürür.
Crohn hastalığı segmental tutulum yaparken, ülseratif kolit rektumdan itibaren kontinuite gösterir.
3
Tanıyı kesinleştir
Bulgular Crohn hastalığı ile tam uyumludur.
Terminal ileum tutulumu ve aradaki sağlam alanlar Crohn hastalığının klasik sunumudur.

Key Concept

Crohn hastalığında inflamasyonun segmental (atlamalı) karakterde olması, ülseratif kolit ile ayırıcı tanıda temel bir özelliktir.

Hints

1
İnflamatuar bağırsak hastalıklarından hangisi 'ağızdan anüse kadar' her yeri yamalı şekilde tutabilir?

Practice More

Ülseratif kolitte görülen 'pseudopolip' oluşumu ile Crohn hastalığındaki 'parke taşı' (cobblestone) görünümü arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 337Question

3232 yaşında erkek hasta, 55 yıldır Ülseratif Kolit tanısıyla izlenmektedir. Rutin kontrollerinde serum alkalen fosfataz (540540 U/L, N: <120<120) ve GGT (290290 U/L, N: <60<60) düzeylerinin yükseldiği saptanıyor. Hastanın yapılan MRCP incelemesinde intrahepatik ve ekstrahepatik safra yollarında çok sayıda segmental darlık ve dilatasyonlar (tesbih tanesi görünümü) saptanıyor. Abdominal ultrasonografide ise safra kesesinde 44 mm çapında, lümene doğru uzanan, hareket etmeyen hiperekojen polipoid bir yapı izleniyor. Bu hasta için en uygun klinik yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hastaya kolesistektomi uygulanmalıdır.

Answer

Primer sklerozan kolanjit hastalarında saptanan herhangi bir boyuttaki safra kesesi polibi için kolesistektomi uygulanmalıdır.
Ülseratif kolitli hastalarda PSK gelişme riski yüksektir ve PSK hastalarında safra kesesi kanseri insidansı dramatik şekilde artmıştır. Genel cerrahi ve gastroenteroloji kılavuzları, PSK tanılı bir hastada ultrasonografide saptanan herhangi bir boyuttaki polipoid lezyonun, yüksek malignite riski nedeniyle kolesistektomi ile tedavi edilmesini önermektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir
Ülseratif kolit zemininde kolestaz (ALPALP, GGTGGT yüksekliği) ve MRCP'de beading (tesbih tanesi) görünümü Primer Sklerozan Kolanjit (PSK) tanısını doğrular.
Hastanın temel hastalığını belirlemek risk faktörlerini anlamak için ilk adımdır.
2
Safra kesesi bulgusunu PSK bağlamında yorumla
Saptanan 44 mm polip, PSK hastalarında genel popülasyona göre çok daha yüksek malignite potansiyeli taşır.
PSK, safra kesesi adenokarsinomu için güçlü bir risk faktörüdür.
3
Güncel kılavuzlara göre yönetim planını seç
PSK hastalarında saptanan kitle lezyonları veya polipler için (boyut ne olursa olsun) kolesistektomi kararı verilir.
Erken evre maligniteyi atlamamak ve progresyonu önlemek için agresif cerrahi yaklaşım önerilir.

Key Concept

Primer sklerozan kolanjitte (PSK) safra kesesi poliplerinin boyuttan bağımsız cerrahi endikasyon olması.

Practice More

PSK hastalarında kolanjiyokarsinom taraması için yıllık MRCP ve CA 19-9 takibi önerilerini gözden geçirin.

Alternative Method

Ayırıcı tanıda Primer Bilier Kolanjit (PBK) düşünülürse; PBK'nın kadınlarda sık olduğu, AMA pozitifliği ile seyrettiği ve genellikle Ülseratif Kolit ile ilişkili olmadığı hatırlanmalıdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 338Question

34 yaşında erkek hasta, 5 yıldır ülseratif kolit (pankolit) tanısıyla takip edilmektedir. Son 1 yıldır idame tedavisi olarak 8 haftada bir 5 mg/kg5 \text{ mg/kg} infliksimab almaktadır. Son 2 aydır günde 6-7 kez kanlı dışkılama ve sol alt kadran ağrısı şikayeti olan hastanın yapılan kolonoskopisinde yaygın mukozal ödem, vaskülarite kaybı ve multipl ülserler saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde CRP: 42 mg/L42 \text{ mg/L} (Normal: <5), Albümin: 3.2 g/dL3.2 \text{ g/dL} bulunmuştur. Bir sonraki doz öncesi bakılan infliksimab trough (ilaç çukur) düzeyi 7.5 \mug/mL7.5 \text{ \mu g/mL} (hedef: >5 \mug/mL>5 \text{ \mu g/mL}) ve anti-infliksimab antikorları negatif olarak raporlanmıştır.

Bu hasta için en uygun bir sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Başka bir etki mekanizmasına sahip olan vedolizumaba geçmek

Answer

Başka bir etki mekanizmasına sahip olan vedolizumaba (veya ustekinumab gibi farklı sınıfa) geçmek en uygun adımdır.
İnflamatuar bağırsak hastalıklarında biyolojik tedavi alan hastalarda ikincil yanıt kaybı geliştiğinde terapötik ilaç izlemi (TDM) kritik öneme sahiptir. Hastanın infliksimab trough düzeyi terapötik eşiğin (>5 \mug/mL>5 \text{ \mu g/mL}) üzerindedir ve anti-ilaç antikorları saptanmamıştır. Bu tablo 'mekanistik başarısızlık' olarak adlandırılır. Bu durumda TNF-alfa dışındaki yolları hedefleyen (integrin blokajı yapan vedolizumab veya interlökin-12/23 blokajı yapan ustekinumab gibi) farklı mekanizmalı bir ajana geçmek en rasyonel yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik durumu ve tedavi yanıtını değerlendir
Hasta infliksimab idamesi altındayken klinik ve endoskopik olarak aktif hastalık (alevlenme) bulgularına sahiptir.
Tedavi altındaki alevlenmelerde ikincil yanıt kaybı (secondary loss of response) araştırılmalıdır.
2
Terapötik ilaç izlemi (TDM) sonuçlarını yorumla
İlaç düzeyi 7.5 \mug/mL7.5 \text{ \mu g/mL} (terapötik) ve antikorlar negatiftir.
İlacın kanda yeterli miktarda bulunması, sorunun ilacın farmakokinetiğinde olmadığını gösterir.
3
Başarısızlık tipini belirle
Mekanistik başarısızlık (Mechanistic failure).
TNF-alfa yolağının blokajı kanda yeterli düzeyde sağlanmasına rağmen hastalık kontrol edilememektedir; bu durum inflamasyonun başka bir yolak üzerinden ilerlediğini düşündürür.
4
Tedavi değişikliğini planla
Anti-TNF sınıfı dışındaki ajanlara (integrin antagonistleri, IL-12/23 inhibitörleri veya JAK inhibitörleri) geçiş yapılmalıdır.
Sınıf içi geçiş (başka bir anti-TNF) genellikle immunojenik başarısızlıkta (yüksek antikor varlığı) tercih edilir.

Key Concept

İnflamatuar bağırsak hastalıklarında terapötik ilaç izlemi (TDM) ve ikincil yanıt kaybı yönetimi.
Estimated Time:2m 30s
Question 339Question

5858 yaşında kadın hasta, 66 aydır devam eden, günde 686-8 kez olan, kansız, sulu dışkılama ve gece ishal şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde özellik saptanmayan hastanın yapılan laboratuvar tetkiklerinde hemogram, biyokimya ve sedimentasyon değerleri normal sınırlardadır. Hastaya yapılan kolonoskopide mukoza makroskobik olarak tamamen normal görünümde saptanmıştır. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mikroskobik kolit

Answer

Mikroskobik kolit, makroskobik olarak normal kolonoskopik görünüme rağmen kronik sulu ishal ile seyreden hastada en olası tanıdır.
Doğru seçenek olan mikroskobik kolit, özellikle 5050 yaş üstü kadınlarda kronik, sulu ve kansız ishalin önemli bir nedenidir. En karakteristik özelliği kolonoskopide mukozanın tamamen normal görünmesidir; tanı ancak biyopsi ile konur. Gece ishali varlığı bu tablonun organik olduğunu kanıtlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik semptomların (kronik sulu ishal, gece ishali) değerlendirilmesi
Gece ishalinin varlığı organik bir hastalığı düşündürür ve fonksiyonel bozuklukları (IBS) dışlar.
Organik ishaller uykudan uyandırırken, fonksiyonel ishaller genellikle gündüz saatlerinde görülür.
2
Laboratuvar ve endoskopik bulguların incelenmesi
Normal enflamatuar belirteçler ve makroskobik olarak normal kolonoskopi bulguları not edildi.
Bu bulgular klasik enflamatuar bağırsak hastalıklarından (Crohn, ÜK) uzaklaştırır.
3
Ayırıcı tanıda mukoza biyopsisi gerekliliğinin saptanması
Tanı için mukoza biyopsisi ile lenfositik veya kollajenöz kolit ayrımı yapılmalıdır.
Mikroskobik kolit tanısı sadece histopatolojik inceleme ile konulabilir.

Key Concept

Makroskobik olarak normal kolonoskopik görünümle seyreden kronik ishallerde 'Mikroskobik Kolit' akla gelmelidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 340Question

6060 yaşında erkek hasta, bilinen karaciğer sirozu tanısıyla takip edilmektedir. Acil servise ani başlayan, bol miktarda taze kan kusma ve baş dönmesi şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde konfüzyon, kan basıncı 80/5080/50 mmHg ve nabız 125/dk125/dk saptanıyor. Karın muayenesinde splenomegali ve asit mevcuttur. Bu hastanın acil yönetiminde aşağıdakilerden hangisinin uygulanması uygun değildir?

Show answer & explanation

Answer: Portal venöz basıncı düşürmek amacıyla hemen oral veya intravenöz propranolol başlanması

Answer

Akut varis kanaması sırasında portal venöz basıncı düşürmek amacıyla propranolol gibi beta blokerlerin kullanılması, hastanın hemodinamik yanıtını bozabileceği için uygun değildir.
Propranolol ve nadolol gibi non-selektif beta blokerler, splanknik vazokonstrüksiyon yaparak portal venöz basıncı düşürürler. Ancak bu etkileri, varis kanaması riskini azaltmak (birincil profilaksi) veya tekrar kanamayı önlemek (ikincil profilaksi) için stabil hastalarda kullanılır. Akut kanama ve hemodinamik instabilite (şok) varlığında, hastanın en önemli savunma mekanizması olan taşikardiyi engelledikleri ve kan basıncını düşürdükleri için kesinlikle kullanılmamalıdırlar.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunun ve tanısının değerlendirilmesi
Siroz ve portal hipertansiyon zemininde gelişen akut üst gastrointestinal sistem (varis) kanaması ve hipovolemik şok tablosu saptandı.
Hastalık yönetimine başlamadan önce kanamanın şiddeti ve hastanın hemodinamik durumu belirlenmelidir.
2
Akut varis kanamasında standart tedavi protokollerinin gözden geçirilmesi
Hacim resüsitasyonu, vazoaktif ilaçlar, profilaktik antibiyotik ve endoskopik müdahalenin akut dönemde endike olduğu görüldü.
Bu dörtlü yaklaşım sirotik hastalarda kanama yönetiminin temelini oluşturur.
3
Beta blokerlerin farmakodinamik etkilerinin ve kullanım zamanlamasının analizi
Beta blokerlerin (propranolol) akut şok tablosunda taşikardiyi önleyerek kardiyak debiyi düşürdüğü ve kan basıncını daha da azalttığı belirlendi.
Beta blokerler akut tedavi için değil, kanama durduktan sonra birincil veya ikincil koruma (profilaksi) amacıyla kullanılır.

Key Concept

Akut varis kanaması yönetiminde beta blokerlerin kullanımı kontrendikedir; bu ilaçlar sadece profilaksi amaçlıdır.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 17 / 22Next
Gastroenteroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 17 | Examkin