Hematoloji

406 questions

Question 241Question

Halsizlik, yaygın ekimozlar ve diş eti kanaması şikayetleriyle acil servise başvuran 42 yaşındaki erkek hastanın periferik yaymasında %85 oranında blastik hücreler görülüyor. Yapılan akım sitometri incelemesinde blastların CD13, CD33 ve MPO pozitif; ancak CD34 ve HLA-DR negatif olduğu saptanıyor. Koagülasyon testlerinde PT ve aPTT süresinde uzama ve fibrinojen düşüklüğü tespit ediliyor.

Bu hasta için en olası sitogenetik anomali ve beklenen prognoz aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: t(15;17) - İyi prognoz

Answer

t(15;17) translokasyonu ve iyi prognoz seçeneği doğrudur.
Verilen vaka tipik bir Akut Promiyelositik Lösemi (APL) tablosudur. APL'nin en önemli klinik özelliği, hücrelerin içerdiği prokoagülan granüllerin salınımıyla tetiklenen Yaygın Damar İçi Pıhtılaşma (DIC) riskidir (uzamış PT/aPTT, düşük fibrinojen). İmmünofenotipik olarak APL, miyeloid antijenleri (CD13, CD33) ifade ederken, diğer AML türlerinden farklı olarak tipik bir şekilde CD34 ve HLA-DR negatiftir. Bu hastalığın patognomonik genetik değişimi t(15;17) translokasyonudur. Bu translokasyon PML-RARA füzyon genini oluşturur ve ATRA (All-trans retinoik asit) tedavisine mükemmel yanıt vererek 'iyi prognoz' grubunda yer alır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Halsizlik, kanama diyatezi (ekimoz, diş eti kanaması) ve DIC bulguları (PT/aPTT uzun, fibrinojen düşük) mevcuttur. Bu tablo hematolojik maligniteler içinde özellikle bir alt tipi işaret eder.
Yaygın damar içi pıhtılaşma (DIC) ile en sık prezente olan lösemi türü Akut Promiyelositik Lösemidir (APL).
2
İmmünofenotipik profili değerlendir
Hücreler miyeloid belirteçler (CD13, CD33, MPO) pozitifken, kök hücre belirteçleri (CD34) ve HLA-DR negatiftir.
Klasik AML vakalarının aksine, APL (FAB M3) tipik olarak CD34 ve HLA-DR negatifliği ile karakterizedir. Bu 'negatiflik' paterni tanı koydurucudur.
3
Sitogenetik ilişkiyi ve prognozu belirle
APL, t(15;17)(q22;q12) translokasyonu (PML-RARA füzyon geni) ile karakterizedir. All-trans retinoik asit (ATRA) tedavisi ile kür şansı çok yüksektir (İyi prognoz).
Tanı kesinleştirildikten sonra genetik anomali ve prognoz eşleştirmesi yapılır.

Key Concept

Akut Promiyelositik Lösemi (APL/AML-M3) Tanısı

Hints

1
Hastada ciddi bir kanama bozukluğu (DIC) ve blastlarda miyeloid belirteçler var, ancak kök hücre belirteçleri (CD34) eksik.
2
CD34 ve HLA-DR negatifliği, AML'nin spesifik bir alt tipi olan ve 'Medikal Acil' kabul edilen türü için çok karakteristiktir.
3
Bu hastalık A vitamin türevi ilaçlarla (ATRA) tedavi edilir ve 15. ile 17. kromozomlar arası parça değişimi görülür.

Practice More

APL tedavisinde kullanılan ATRA'nın yan etkisi olan Diferansiasyon Sendromu'nun klinik bulgularını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 242Question

Pansitopeni nedeniyle tetkik edilen, periferik yaymasında atipik hücre veya blast görülmeyen bir hastada kemik iliği biyopsisi hiposelüler olarak değerlendirilmiştir. Bu hastada aşağıdaki fizik muayene bulgularından hangisinin saptanması, tanının idiyopatik aplastik anemi olma olasılığını en çok zayıflatır?

Show answer & explanation

Answer: Splenomegali

Answer

Splenomegali
İdiyopatik aplastik anemi, kemik iliğinin yağ dokusu ile yer değiştirmesi ve hematopoetik elemanların azalması ile karakterizedir. Bu hastalıkta infiltratif bir süreç (tümör, granülom vb.) veya ekstramedüller hematopoez tipik olarak görülmediğinden, splenomegali (dalak büyümesi) beklenmez. Splenomegali saptanan bir hastada tanı öncelikle lösemi, lenfoma, miyelofibrozis, hipersplenizm veya enfeksiyöz süreçlere kayar.

Step-by-Step Solution

1
Hastalık tablosunu analiz et
Hasta pansitopenik ve kemik iliği hiposelüler (aplastik anemi ile uyumlu temel bulgular).
Tanısal yaklaşım için mevcut verileri doğrulamak gerekir.
2
Aplastik aneminin fizik muayene özelliklerini hatırla
Aplastik anemide tipik olarak organomegali (hepatosplenomegali) ve lenfadenopati görülmez.
Hastalık infiltratif değil, hipoproliferatif bir süreçtir.
3
Seçenekleri bu bilgiyle karşılaştır
Diğer seçenekler (kanama bulguları, anemi semptomları) pansitopeninin doğrudan sonuçlarıdır, ancak splenomegali aplastik anemi tanısıyla çelişir.
Splenomegali varlığında lösemi, lenfoma, miyelofibrozis veya hipersplenizm gibi diğer nedenler araştırılmalıdır.

Key Concept

Aplastik anemi tanısında fizik muayenede splenomegali saptanması beklenmez; varlığı tanıyı sorgulatır.
Question 243Question

70 yaşındaki bir hasta, halsizlik ve efor dispnesi şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde saptanan değerler şöyledir:

ParametreSonuçReferans
Hemoglobin8.28.2 g/dL13.517.513.5 - 17.5
MCV106106 fL8010080 - 100
Lökosit2.800/mm32.800/mm^34.00010.0004.000 - 10.000
Nötrofil1.200/mm31.200/mm^31.5007.0001.500 - 7.000
Trombosit85.000/mm385.000/mm^3150.000400.000150.000 - 400.000

Periferik yaymada Pelger-Huet anomalisi ve hipogranüler nötrofiller izlenmiştir. Kemik iliği incelemesi ile miyelodisplastik sendrom (MDS) tanısı konulan bu hastada, aşağıdakilerden hangisinin saptanması bu tanıdan öncelikle uzaklaştırır?

Show answer & explanation

Answer: Masif splenomegali

Answer

Miyelodisplastik sendrom (MDS) tanılı bir hastada masif splenomegali saptanması beklenmeyen bir bulgudur ve öncelikle miyeloproliferatif bir süreci düşündürür.
Miyelodisplastik sendromlar (MDS), bir veya daha fazla miyeloid hücre serisinde displazi ve etkisiz hematopoez ile karakterize klonal kök hücre hastalıklarıdır. MDS hastalarında en sık görülen fizik muayene bulguları anemiye bağlı solukluk, nötropeniye bağlı enfeksiyonlar ve trombositopeniye bağlı peteşi/purpuralardır. MDS'de hafif derecede splenomegali görülebilse de, masif splenomegali miyeloproliferatif neoplazilere (özellikle primer miyelofibrozis veya kronik miyeloid lösemi) özgü bir bulgudur ve MDS tanısından öncelikle uzaklaştırır.

Step-by-Step Solution

1
Hemogram ve periferik yayma bulgularını analiz et.
Hastada makrositik anemi, nötropeni ve trombositopeni (pansitopeni) mevcuttur. Pelger-Huet anomalisi gibi displastik bulgular MDS tanısını destekler.
MDS tanısı için pansitopeni ile birlikte en az bir seride belirgin displazi görülmesi temel kriterdir.
2
MDS'nin karakteristik klinik özelliklerini değerlendir.
MDS bir kemik iliği yetmezliği tablosudur; etkisiz hematopoez sonucu çevre kanında hücre azlığı görülürken organlarda hücre birikimi (organomegali) genellikle görülmez.
Organomegali (özellikle masif splenomegali), miyeloproliferatif neoplazilerde (KML, miyelofibrozis vb.) görülen ekstramedüller hematopoez veya proliferasyonun bir göstergesidir.
3
Ayırıcı tanı için bulguları karşılaştır.
Blast oranı (%15), del(5q) varlığı, halka sideroblastlar ve ferritin yüksekliği MDS tablosunda sık rastlanan bulgulardır.
MDS'de IPSS-R skoru hesaplanırken blast oranı, sitogenetik risk ve sitopeni derinliği kullanılır; masif splenomegali ise bu tablodan uzaklaştırıcı bir fizik muayene bulgusudur.

Key Concept

MDS ve MPN ayırıcı tanısında fizik muayene bulguları

Practice More

IPSS-R (Revize Uluslararası Prognostik Skorlama Sistemi) parametrelerini ve bu parametrelerin prognoz üzerindeki ağırlıklarını inceleyin.
Estimated Time:1m 30s
Question 244Question

77 yaşında bir erkek çocuk, üç gün önce geçirdiği viral üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben, karlı havada dışarıda oyun oynadıktan kısa süre sonra aniden gelişen şiddetli sırt ağrısı, bacak ağrısı ve "çay rengi" idrar şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde belirgin solukluk ve hafif ikter saptanırken, organomegali saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 6.56.5 g/dL, laktat dehidrogenaz (LDH) 16801680 U/L, haptoglobin saptanmayacak düzeyde düşük ve periferik yaymada polikromazi ile sferositler görülüyor. Direkt Coombs testi polivalan serum ile pozitif; monospesifik antiserumlar ile yapılan incelemede ise sadece C3d ile pozitif, IgG ile negatif sonuçlanıyor. Bu klinik tabloda tanıyı kesinleştirmek için istenmesi gereken spesifik tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Donath-Landsteiner testi

Answer

Paroksizmal Soğuk Hemoglobinürisi (PCH) tanısını doğrulamak için Donath-Landsteiner testi istenmelidir.
Doğru yanıt olan test, Paroksizmal Soğuk Hemoglobinürisi'ne (PCH) özgü olan bipazik hemolizini (Donath-Landsteiner antikoru) gösterir. Bu klinik tabloda çocuk hasta, geçirilmiş enfeksiyon, soğuk tetiklemeli hemoglobinüri ve sadece C3d pozitif Coombs bulguları birleştiğinde PCH tanısı kesinleşir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik senaryonun analizi
Viral enfeksiyon sonrası soğuk maruziyeti ile başlayan akut hemoglobinüri
Çocuklarda PCH'nin en tipik sunum şekli viral enfeksiyonu takip eden ani intravasküler hemolizdir.
2
Laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Yüksek LDH, düşük haptoglobin ve sferositlerin varlığı
Bu bulgular şiddetli bir hemolitik süreci ve intravasküler yıkımı kanıtlar; sferositler immün aracılı membran kaybını gösterir.
3
İmmünolojik profilin yorumlanması
Sadece C3d pozitifliği gösteren Direkt Coombs testi
PCH'ye neden olan Donath-Landsteiner antikoru (anti-P), bir bipazik IgG'dir. Soğukta komplemanı bağlar, ancak 37C37^\circ C'de eritrosit yüzeyinden ayrıldığı için Coombs testinde sadece kompleman (C3d) saptanır.
4
Tanısal testin belirlenmesi
Donath-Landsteiner testi seçimi
Hastanın kanının önce 4C4^\circ C'de (antikor bağlanması ve kompleman fiksasyonu için), ardından 37C37^\circ C'de (hemoliz için) inkübe edilmesiyle yapılan bu test PCH için patognomoniktir.

Key Concept

Paroksizmal Soğuk Hemoglobinürisi (PCH) ve Bipazik Hemolizin (Donath-Landsteiner) Özellikleri

Practice More

PCH ve Soğuk Aglütinin Hastalığı (CAD) arasındaki antikor tipi (IgG vs IgM) ve hemoliz bölgesi (İntravasküler vs Ekstravasküler) farklarını karşılaştırın.
Estimated Time:2m 0s
Question 245Question

2525 yaşında erkek hasta, ani başlayan halsizlik, bel ağrısı ve gözlerde sararma şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Öyküsünden 33 gün önce idrar yolu enfeksiyonu nedeniyle bir sülfonamid türevi kullanmaya başladığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, skleralar ikterik saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin 8.88.8 g/dL, retikülosit %7.2\%7.2, indirekt bilirübin 3.43.4 mg/dL ve laktat dehidrogenaz (LDHLDH) 850850 U/L bulunuyor. Periferik yaymada polikromazi ve irregüler şekilli eritrosit fragmanları izleniyor. Tanısal amaçla istenen glukoz-66-fosfat dehidrogenaz (G6PDG6PD) enzim düzeyi normal sınırlarda saptanıyor.

Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için izlenmesi gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hemolitik atak düzeldikten yaklaşık 33 ay sonra enzim düzeyini tekrar ölçmek

Answer

Tanıyı kesinleştirmek için hemolitik atak düzeldikten yaklaşık 33 ay sonra enzim düzeyini tekrar ölçmek gerekir.
Doğru yaklaşım, hemolitik kriz bittikten ve kemik iliği yanıtı stabilize olduktan (yaklaşık 33 ay sonra) enzim düzeyini tekrar kontrol etmektir. Akut hemoliz sırasında enzimi en az olan yaşlı hücreler öncelikle yıkıldığı için, geriye kalan genç eritrositlerin enzim aktivitesi testin normal çıkmasına neden olabilir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu ve tetikleyici faktörü değerlendir.
Sülfonamid kullanımı sonrası gelişen akut hemoliz, hemoglobinüri (koyu idrar) ve ikter tablosu G6PDG6PD eksikliğini düşündürür.
İlaçla indüklenen oksidan stres, enzim eksikliği olan bireylerde hemolizi tetikler.
2
Akut atak sırasında enzim düzeyinin neden normal saptanabileceğini analiz et.
Enzimi en düşük olan yaşlı eritrositler hemolize uğramıştır; dolaşımda enzimi daha yüksek olan retikülositler ve genç hücreler kalmıştır.
G6PDG6PD aktivitesi eritrosit yaşlandıkça azalır; bu durum yanlış negatif test sonuçlarına yol açar.
3
Tanısal doğrulamayı planla.
Eritrosit popülasyonunun normale dönmesi için eritrosit ömrü kadar (yaklaşık 120120 gün) beklenmelidir.
Kararlı bir eritrosit popülasyonunda enzim eksikliğini doğru saptayabilmek için.

Key Concept

Glukoz-6-fosfat dehidrogenaz (G6PDG6PD) eksikliğinde tanısal pencere dönemi ve yanlış negatiflik nedenleri.

Hints

1
Eritrositlerin ömrü ile enzim seviyesi arasındaki ilişkiyi düşünün.
2
Akut hemoliz sırasında kanda hangi yaştaki eritrositlerin hayatta kaldığını değerlendirin.
3
Retikülositlerin G6PDG6PD enzim aktivitesi, olgun ve yaşlı eritrositlere göre çok daha yüksektir.

Practice More

G6PD eksikliğinde hemolizi tetikleyen diğer ilaçları (Örn: Primakin, Rasburikaz, Nitrofurantoin) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 246Question

4242 yaşında kadın hasta, son 33 aydır geceleri çamaşır değiştirmesini gerektirecek düzeyde drenching (sırılsıklam) gece terlemeleri ve son 44 ayda vücut ağırlığının %12\%12'sine tekabül eden 9 kg9\text{ kg} kilo kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde her iki aksiller bölgede 3 cm3\text{ cm} çapında, ağrısız, lastik kıvamında lenfadenopatiler saptanıyor. Yapılan eksizyonel lenf nodu biyopsisinde; geniş sitoplazmalı, "baykuş gözü" görünümünde çift çekirdekli Reed-Sternberg hücreleri izleniyor. İmmünohistokimyasal çalışmada bu hücreler CD15CD15 (+)(+) ve CD30CD30 (+)(+) iken, CD20CD20 ()(-) ve CD45CD45 ()(-) saptanıyor. Çekilen toraks ve batın BT'de; mediastinal lenf nodu konglomeratları, çölyak ve paraaortik bölgelerde patolojik boyutta lenfadenopatiler ile dalakta multipl hipodens nodüller izleniyor. Kemik iliği aspirasyon ve biyopsisi normal olarak raporlanıyor.

Bu verilere göre, hastanın Ann Arbor sistemine göre klinik evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Evre III-BS

Answer

Hastanın evresi Evre III-BS olarak saptanır.
Hastanın fizik muayene ve BT bulgularına göre diyaframın üstünde (aksiller ve mediastinal) ve altında (çölyak ve paraaortik) lenfatik istasyonlarda tutulum saptanmıştır. Bu durum Ann Arbor sistemine göre Evre III'e karşılık gelir. Hastada drenching gece terlemesi ve anlamlı kilo kaybı (son 6 ayda >%10>\%10) olması 'B' semptomlarının varlığını gösterir. Ayrıca dalağın nodüler tutulumu 'S' (Spleen) eki ile ifade edilir. Sonuç olarak en doğru tanımlama Evre III-BS'dir.

Step-by-Step Solution

1
Tanısal değerlendirme yapılması
Klasik Hodgkin Lenfoma
Reed-Sternberg hücreleri ve CD15/CD30CD15/CD30 pozitifliği, CD20/CD45CD20/CD45 negatifliği bu tanıyı doğrular.
2
Anamnezdeki semptomların değerlendirilmesi
B semptomları pozitif
Gece terlemesi ve son 6 ayda >%10>\%10 kilo kaybı Ann Arbor sisteminde 'B' ön ekini gerektirir.
3
Lenf nodu ve organ tutulum bölgelerinin analizi
Evre III
Aksiller/Mediastinal (diyafram üstü) ve Çölyak/Paraaortik (diyafram altı) tutulum Evre III'ü işaret eder.
4
Dalak tutulumunun evreye eklenmesi
Evre III-S
Spleen (dalak) tutulumu lenfoid bir tutulum olup 'S' harfi ile sembolize edilir.

Key Concept

Ann Arbor evreleme sisteminde diyaframın her iki tarafındaki lenf nodu istasyonlarının ve dalağın tutulumu Evre III olarak kabul edilir; eşlik eden sistemik semptomlar ve spesifik organ tutulumları harf ekleriyle (B, S, E, X) belirtilir.

Practice More

Ann Arbor evrelemesinde karaciğer ve kemik iliği tutulumunun evreyi nasıl etkilediğini ve 'Bulky' (X) kitle tanımını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 0s
Question 247Question

70 yaşında kadın hasta, son birkaç aydır belirginleşen halsizlik ve karın sol üst kadranda dolgunluk hissi ile başvuruyor. Fizik muayenesinde dalak kosta yayını 8 cm8\text{ cm} geçecek şekilde palpe ediliyor. Laboratuvar tetkiklerinde; hemoglobin 10,2 g/dL10,2\text{ g/dL}, lökosit 12.400/μL12.400/\mu\text{L}, trombosit 450.000/μL450.000/\mu\text{L} ve LDH 850 U/L850\text{ U/L} (N: <250) saptanıyor. Periferik yaymada dakriyositler (gözyaşı hücreleri) ve lökoeritroblastik tablo izleniyor. Kemik iliği biyopsisinde grade 3 retikülin fibrozu ile birlikte kümeleşme gösteren atipik megakaryosit proliferasyonu saptanıyor. Moleküler incelemede JAK2 V617F mutasyonu pozitif bulunuyor.

Buna göre, WHO 2022 tanı kriterlerine göre bu hastada saptanan bulgulardan hangisi "minör" kriterler arasında yer alır?

Show answer & explanation

Answer: Periferik yaymada lökoeritroblastik tablonun görülmesi

Answer

Periferik yaymada lökoeritroblastik tablo görülmesi, WHO 2022 kriterlerine göre Primer Miyelofibrozis tanısında bir minör kriterdir.
WHO 2022 kriterlerine göre Primer Miyelofibrozis tanısı için 3 majör kriterin tamamı ve en az 1 minör kriterin varlığı gereklidir. Lökoeritroblastik tablo; anemi, lökositoz, splenomegali ve artmış LDH ile birlikte beş minör kriterden biridir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et.
Splenomegali, anemi, LDH yüksekliği, dacrositler, kemik iliğinde fibrozis ve JAK2 mutasyonu Primer Miyelofibrozis (PMF) tanısını desteklemektedir.
Tanı kriterlerini sınıflandırmadan önce doğru hastalığı belirlemek gerekir.
2
WHO 2022 PMF majör kriterlerini hatırla.
1. Megakaryosit proliferasyonu ve atipisi + Fibrozis (Grade 2/3). 2. Diğer miyeloid neoplazilerin dışlanması. 3. Mutasyon varlığı (JAK2/CALR/MPL).
Hangi bulguların majör olduğunu belirleyerek seçenekleri elemek gerekir.
3
WHO 2022 PMF minör kriterlerini hatırla.
1. Anemi. 2. Lökositoz (>11.000/μL>11.000/\mu L). 3. Palpabl splenomegali. 4. LDH yüksekliği. 5. Lökoeritroblastik tablo.
Vakadaki bulguların hangisinin bu listede olduğunu tespit etmek gerekir.
4
Seçenekleri karşılaştır.
Lökoeritroblastik tablo listedeki minör kriterdir; diğerleri majör kriterdir.
Doğru sınıflandırmayı teyit etmek için.

Key Concept

WHO 2022 Primer Miyelofibrozis Tanı Kriterleri Ayrımı

Practice More

Prefibrotik PMF ile Esansiyel Trombositemi arasındaki morfolojik farkları gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 248Question

3131 yaşında kadın hasta, sağ boyun bölgesinde yaklaşık 22 aydır var olan ağrısız şişlik nedeniyle başvuruyor. Hastanın ateş, gece terlemesi veya kilo kaybı şikayeti bulunmamaktadır. Fizik muayenede sağ servikal ve sağ supraklaviküler bölgelerde multipl, lastik kıvamlı lenfadenopatiler saptanıyor. Çekilen toraks bilgisayarlı tomografisinde sağ hiler lenfadenopati ve bu lenf nodundan sağ akciğer parankimine doğrudan uzanım gösteren 22 cm’lik tek bir nodüler lezyon izleniyor. Yapılan servikal lenf nodu biyopsisinde Reed-Sternberg hücreleri görülüyor; immünohistokimyasal incelemede bu hücrelerin CD15(+)CD15(+), CD30(+)CD30(+) ve CD45()CD45(-) olduğu saptanıyor. Bu hastanın Ann Arbor sistemine göre evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Evre IIEII_E A

Answer

Hastanın evresi IIE A olarak belirlenir; çünkü diyaframın tek tarafında birden fazla lenf nodu tutulumu ile birlikte komşu organa doğrudan uzanım vardır ve sistemik semptom yoktur.
Doğru cevap olan Evre IIE A seçeneği, hastanın klinik tablosunu tam olarak karşılar. Hastada diyaframın üzerinde (sağ servikal, supraklaviküler ve hiler) birden fazla lenf nodu bölgesi tutulmuştur (Evre II). Hiler lenf nodundan akciğer parankimine olan doğrudan uzanım 'E' eki ile tanımlanır. Sistemik B semptomlarının yokluğu ise 'A' takısını gerektirir.

Step-by-Step Solution

1
Patolojik ve immünohistokimyasal verilerin değerlendirilmesi
Reed-Sternberg hücreleri, CD15(+)CD15(+) ve CD30(+)CD30(+) varlığı Klasik Hodgkin Lenfoma tanısını doğrular. CD45()CD45(-) olması NHL ayrımında önemlidir.
Evreleme öncesi tanının kesinleştirilmesi gerekir.
2
Nodal bölgelerin anatomik dağılımının kontrolü
Sağ servikal, supraklaviküler ve hiler bölgeler diyaframın üstünde yer alır (Evre II).
Ann Arbor evrelemesinde diyafram temel referans hattıdır.
3
Ekstranodal tutulumun niteliğinin belirlenmesi
Akciğer tutulumu, hiler lenf nodundan doğrudan komşuluk yoluyla (ekstansiyon) gerçekleştiği için 'E' eki (IIE) alır.
Yaygın/dissemine organ tutulumu ile lokalize uzanımın ayrımı Evre IV ile Evre IIE arasındaki farkı belirler.
4
Sistemik semptomların (B semptomları) sorgulanması
Ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı olmadığı için 'A' takısı eklenir.
Semptom varlığı prognoz ve evreleme takısı için kritiktir.

Key Concept

Ann Arbor evrelemesinde 'E' takısı (Extranodal Extension), bir lenf nodu istasyonundan komşu ekstranodal dokuya olan sınırlı ve doğrudan uzanımı ifade eder.
Question 249Question

42 yaşında kadın hasta, özellikle sıcak banyo sonrası tüm vücudunda gelişen şiddetli kaşıntı ve tekrarlayan baş ağrıları şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde dalak kosta kenarını 3cm3 cm geçiyor, pletorik yüz görünümü saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Hemoglobin: 16.8g/dL16.8 g/dL, Hematokrit: %50\%50, Trombosit: 460.000/mm3460.000/mm^3 ölçülüyor. Kemik iliği biyopsisinde eritroid, granülositik ve megakaryositik hücrelerin tamamında artış (panmiyeloz) izleniyor. Bu hastada Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2022 tanı kriterlerine göre Polisitemia Vera tanısını desteklemek amacıyla kullanılan minör kriter aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serum eritropoetin (EPO) düzeyinin referans aralığının altında olması

Answer

DSÖ 2022 kriterlerine göre Polisitemia Vera tanısında kullanılan minör kriter serum eritropoetin (EPO) düzeyinin düşük (subnormal) olmasıdır.
Serum eritropoetin (EPO) düzeyinin düşük olması, Polisitemia Vera (PV) için DSÖ 2022 sınıflamasında yer alan tek minör kriterdir. Bu hastada Hemoglobin (16.8g/dL16.8 g/dL) ve kemik iliği panmiyelozu bulguları ile ilk iki majör kriter zaten karşılanmıştır; tanı için ya JAK2 mutasyonu (3. majör) ya da EPO düşüklüğü (minör) gerekmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz etmek.
Hastada akuajenik kaşıntı, splenomegali, pletorik görünüm ve belirgin eritrositoz (kadın hasta için Hgb >16.0g/dL>16.0 g/dL) mevcuttur. Bu tablo öncelikle Polisitemia Vera'yı (PV) düşündürür.
PV'nin karakteristik klinik sunumu ve laboratuvar parametrelerini saptamak tanının ilk adımıdır.
2
DSÖ 2022 Polisitemia Vera tanı kriterlerini değerlendirmek.
Tanı için 3 majör kriterin tamamı veya 2 majör + 1 minör kriter gereklidir. Majör kriterler: 1) Hemoglobin/Hematokrit yüksekliği, 2) Kemik iliği panmiyelozu, 3) JAK2 mutasyonu.
Güncel tanı algoritmaları majör ve minör kriterlerin kombinasyonuna dayanır.
3
Minör kriteri saptamak.
Tanımlanmış tek minör kriter serum eritropoetin düzeyinin referans aralığının altında (subnormal) olmasıdır.
Serum EPO düzeyi, PV ile sekonder polisitemiler arasındaki en önemli ayırıcı tanı parametrelerinden biridir.

Key Concept

Polisitemia Vera DSÖ 2022 Tanı Kriterleri

Practice More

Sekonder polisitemi nedenlerini (hipoksi, EPO salgılayan tümörler) ve bu durumlarda EPO düzeyinin nasıl değiştiğini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 250Question

Demir eksikliği gelişim sürecinde, vücut demir depolarının azaldığını gösteren en duyarlı ve laboratuvar bulguları arasında en erken saptanan değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serum ferritin düzeyinde azalma

Answer

Serum ferritin düzeyinde azalma
Vücutta demir eksikliği başladığında, organizma hemoglobin sentezini devam ettirebilmek için öncelikle karaciğer ve kemik iliğindeki demir depolarını tüketir. Serum ferritin düzeyi bu depolarla doğrudan korele olduğu için, demir eksikliğinin en erken evresinde (prelatent evre) saptanan ilk laboratuvar değişikliği ferritin düşüklüğüdür.

Step-by-Step Solution

1
Demir eksikliğinin evrelerini tanımla
Demir eksikliği; Prelatent (depo kaybı), Latent (serum demiri kaybı) ve Anemi (hemoglobin kaybı) olmak üzere üç evrede incelenir.
Parametrelerin değişim sırasını belirlemek için fizyolojik süreci anlamak gerekir.
2
Prelatent evre bulgularını değerlendir
Bu evrede sadece depolar azalır; bunu gösteren en özgül test ferritindir.
Ferritin, demirin depolanmış formunu yansıtan bir protein kompleksidir.
3
Diğer parametrelerle karşılaştır
Serum demiri ve hemoglobin değerleri daha sonraki evrelerde bozulur.
Vücut, hemoglobin sentezini korumak için önce depolardaki demiri kullanır.

Key Concept

Demir eksikliği sürecinde laboratuvar parametrelerinin zamansal değişim sırası

Practice More

Demir eksikliği ve kronik hastalık anemisi ayrımında 'çözünür transferrin reseptörü' (sTfR) düzeyinin önemini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 251Question

2626 yaşında kadın hasta, son 22 haftadır diş fırçalarken fark ettiği diş eti kanamaları ve giderek artan halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede konjonktivaların soluk olduğu, gövde ve ekstremitelerde yaygın peteşilerin bulunduğu gözleniyor; lenfadenopati veya splenomegali saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde Hemoglobin: 6,5 g/dL6,5 \text{ g/dL}, MCV: 102 fL102 \text{ fL}, Lökosit sayısı: 1.800/mm31.800/\text{mm}^3, Mutlak Nötrofil Sayısı: 350/mm3350/\text{mm}^3, Trombosit sayısı: 12.000/mm312.000/\text{mm}^3 ve Mutlak Retikülosit Sayısı: 14.000/μL14.000/\mu\text{L} (Normal: 50.000150.000/μL50.000 - 150.000/\mu\text{L}) olarak bulunuyor. Kemik iliği biyopsisinde sellülarite %15\%15 saptanırken; displastik değişiklik, blast artışı veya fibrozis izlenmiyor. Akım sitometrisinde CD55CD55 ve CD59CD59 eksikliği gösterilemiyor. Bu hasta için en uygun yönetim yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: HLA-tam uyumlu kardeş donörü mevcutsa alojenik hematopoetik kök hücre nakli planlanmalıdır.

Answer

Genç yaştaki ağır aplastik anemi hastasında, HLA-tam uyumlu kardeş donör varlığında tercih edilmesi gereken en uygun yaklaşım alojenik hematopoetik kök hücre naklidir.
Hastada saptanan pansitopeni bulguları (ANS < 500, Trombosit < 20.000, Retikülosit < 20.000) ve kemik iliği hiposellülaritesi Camitta kriterlerine göre Ağır Aplastik Anemi (SAA) ile uyumludur. 40 yaş altındaki genç erişkinlerde, HLA-tam uyumlu bir kardeş donör mevcutsa, kür sağlama potansiyeli en yüksek olan ilk basamak tedavi seçeneği alojenik hematopoetik kök hücre naklidir.

Step-by-Step Solution

1
Pansitopeni ve kemik iliği bulgularını değerlendir
Hiposellüler kemik iliği (sellülarite < %25) ve pansitopeni (blast artışı/fibrozis yok) ile Aplastik Anemi tanısı konur.
Tanının netleştirilmesi için altın standart kemik iliği biyopsisidir.
2
Hastalığın şiddetini belirle (Camitta kriterleri)
Mutlak nötrofil < 500/mm³, Trombosit < 20.000/mm³, Retikülosit < 20.000/µL kriterlerinden en az ikisi sağlandığı için 'Ağır Aplastik Anemi' (SAA) tanısı kesinleşir.
Tedavi seçimi hastalığın şiddetine göre yapılır.
3
Hasta yaşı ve donör durumuna göre tedavi seç
Genç hasta (26 yaş) ve ağır tablo varlığında, HLA-uyumlu kardeş donör varsa Allo-HSCT; yoksa immünsüpresif tedavi tercih edilir.
Genç hastalarda HSCT ile uzun dönem kür oranları daha yüksektir.

Key Concept

Ağır Aplastik Anemi (SAA) Yönetim Algoritması
Estimated Time:2m 30s
Question 252Question

6565 yaşında kadın hasta; halsizlik, yorgunluk ve son bir haftadır bacaklarında kendiliğinden oluşan morluklar şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde yaygın ekimozlar ve solukluk dışında özellik saptanmıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; hemoglobin 9.29.2 g/dLg/dL, lökosit 68.000/mm368.000/mm^3 ve trombosit 28.000/mm328.000/mm^3 ölçülüyor. Periferik yaymada %85\%85 oranında dar sitoplazmalı, belirgin nükleollü blastik hücreler izleniyor. Kemik iliği aspiratının akım sitometrisi sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir:

BelirteçSonuç
CD7CD7Pozitif
Sitoplazmik CD3CD3 (cCD3cCD3)Pozitif
Miyeloperoksidaz (MPOMPO)Pozitif
CD13CD13, CD33CD33Pozitif
CD34CD34Pozitif
CD1aCD1a, CD8CD8Negatif
CD19CD19, CD10CD10, CD79aCD79aNegatif

Bu bulgular ışığında, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Miks fenotipli akut lösemi, T/miyeloid

Answer

Miks fenotipli akut lösemi, T/miyeloid
Hastanın blastlarında hem T-hücre serisine özgü en spesifik belirteç olan sitoplazmik CD3CD3 (cCD3cCD3) hem de miyeloid seriye özgü en spesifik belirteç olan miyeloperoksidaz (MPOMPO) pozitifliği mevcuttur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kriterlerine göre, tek bir blast popülasyonunda bu iki serinin spesifik belirteçlerinin bir arada bulunması 'Miks Fenotipli Akut Lösemi (MPAL), T/miyeloid' tanısını koydurur.

Step-by-Step Solution

1
Blastlardaki T-hücre serisi belirteçlerini değerlendir.
Sitoplazmik CD3 (cCD3) pozitifliği saptandı.
cCD3, T-hücre serisi için en spesifik tanısal belirteçtir.
2
Blastlardaki miyeloid seri belirteçlerini değerlendir.
Miyeloperoksidaz (MPO) pozitifliği saptandı.
MPO, miyeloid seriye özgü en spesifik tanısal belirteçtir.
3
DSÖ sınıflandırma kriterlerine göre bulguları birleştir.
Miks fenotipli akut lösemi (MPAL), T/miyeloid tanısına ulaşılır.
Tek bir blast popülasyonunda hem cCD3 hem de MPO pozitifliği MPAL tanımı için yeterlidir.

Key Concept

Miks fenotipli akut lösemi (MPAL) tanı kriterlerinde seriye özgü spesifik belirteçlerin (MPO ve cCD3) aynı blast popülasyonunda gösterilmesi esastır.
Estimated Time:2m 30s
Question 253Question

6666 yaşında kadın hasta, son 33 aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma ve boyun bölgesinde fark ettiği şişlikler nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral servikal, aksiller ve inguinal bölgelerde çapları 232-3 cm arasında değişen, ağrısız, lastik kıvamında lenfadenopatiler ve kosta kenarını 44 cm geçen splenomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde Hemoglobin: 10.510.5 g/dL, Lökosit: 55.00055.000/mm³ (%8282 lenfosit), Trombosit: 165.000165.000/mm³ olarak bulunuyor. Periferik yaymada olgun görünümlü küçük lenfositler ve belirgin miktarda "ezilme hücreleri" (smudge cells) izleniyor. Akım sitometrisinde (flow cytometry); CD 55(+), CD 1919(+), CD 2020(zayıf+), CD 2323(+), CD 1010(-) ve FMC-77(-) patern saptanıyor. Floresan in situ hibridizasyon (FISH) analizi sonucunda del(17p)del(17p) pozitifliği raporlanıyor.

Bu hasta için en olası klinik evreleme ve izlenmesi gereken en uygun tedavi stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Rai evre IIIIII - Binet evre CC; tedavide ilk seçenekte ibrutinib veya venetoklaks gibi hedefe yönelik ajanlar tercih edilmelidir.

Answer

Hastanın Hb değerinin 1111 g/dL'nin altında olması nedeniyle Rai evre IIIIII ve Binet evre CC olarak sınıflandırılması, eşlik eden del(17p)del(17p) varlığı sebebiyle de tedavide kemoterapi yerine ibrutinib gibi hedefe yönelik ajanların seçilmesi en uygun yaklaşımdır.
Vakada sunulan CD 55+, CD 1919+ ve CD 2323+ akım sitometrisi profili, periferik yaymadaki ezilme hücreleri ile birleştiğinde tipik bir Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) tablosunu yansıtır. Hastanın Hemoglobin değerinin 10.510.5 g/dL olması, Rai sınıflamasına göre evre IIIIII (yüksek risk) ve Binet sınıflamasına göre evre CC (yaygın hastalık/anemi) olduğunu gösterir. Bu evreler mutlak tedavi endikasyonudur. Ancak hastada saptanan del(17p)del(17p) (TP53 yolu kaybı), hastanın standart alkilleyici ajanlara veya p53 bağımlı yolakları kullanan kemoimmünoterapilere (FCR: Fludarabin, Siklofosfamid, Rituksimab) dirençli olacağını gösterir. Güncel kılavuzlarda bu genetik anomaliye sahip hastalarda ilk basamakta Ibrutinib (BTK inhibitörü) veya Venetoklaks (BCL-2 inhibitörü) kullanımı önerilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Tanısal değerlendirme yapılması
CD5+, CD19+, CD23+ ve ezilme hücreleri varlığıyla hastaya Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) tanısı konur.
KLL tanısı tipik akım sitometrisi bulguları ve periferik yayma özellikleri ile doğrulanır.
2
Klinik evrelemenin belirlenmesi
Hemoglobin 10.510.5 g/dL (< 1111 g/dL) olması hastayı Rai evre IIIIII ve Binet evre CC yapar.
KLL'de anemi ve trombositopeni varlığı en yüksek evreleri (yüksek risk) işaret eder.
3
Sitogenetik risk ve tedavi planlaması
17p delesyonu (TP53 kaybı) varlığı saptandığı için kemoterapi yerine BTK inhibitörü (Ibrutinib) veya BCL-2 inhibitörü (Venetoklaks) başlanır.
17p delesyonu olan hastalar kemoimmünoterapiye (FCR gibi) çok kötü yanıt verirler; bu nedenle hedefe yönelik tedaviler standarttır.

Key Concept

KLL Evreleme ve 17p Delesyonu Yönetimi

Practice More

17p delesyonu olmayan ancak IGHV mutasyonu saptanmayan (unmutated) KLL hastalarındaki tedavi yaklaşımlarını gözden geçirin.
Estimated Time:3m 0s
Question 254Question

30 yaşında kadın hasta, son 3 haftadır artan nefes darlığı, yüzde şişme ve boyun damarlarında belirginleşme şikayetleriyle başvuruyor. Toraks bilgisayarlı tomografisinde ön mediastende 11 cm çapında, çevre vasküler yapılara bası yapan kitle saptanıyor. Eksizyonel biyopsi materyalinin histopatolojik incelemesinde diffüz yayılım gösteren büyük atipik hücreler ve bu hücreleri çevreleyen belirgin fibrozis izleniyor. İmmünohistokimyasal boyamada tümör hücreleri CD20(+), CD45(+), CD30(+) (fokal/zayıf), CD15(-) ve CD10(-) olarak saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Primer Mediastinal (Timik) B-Hücreli Lenfoma

Answer

Primer Mediastinal (Timik) B-Hücreli Lenfoma
Doğru cevap Primer Mediastinal (Timik) B-Hücreli Lenfoma'dır. Bu hastalık tipik olarak genç kadınlarda (30-40 yaş), ön mediastende hızlı büyüyen ve çevreye bası yapan (Vena Kava Süperior Sendromu gibi) kitleler ile ortaya çıkar. Histopatolojide fibrozis (skleroz) sıktır. En önemli ayırıcı tanı noktası immünofenotiptir: PMBL hücreleri B-hücre belirteçlerini (CD19, CD20, CD79a) ve CD45'i eksprese ederken, Klasik Hodgkin Lenfoma'nın aksine CD15 negatiftir. CD30 zayıf veya fokal pozitif olabilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Genç kadın hasta, ön mediastinal kitle ve Vena Kava Süperior sendromu (yüzde şişme, boyun damarlarında dolgunluk). Bu tablo lenfoma ayırıcı tanısında Hodgkin Lenfoma, Primer Mediastinal B-Hücreli Lenfoma (PMBL) ve T-Lenfoblastik Lenfoma'yı akla getirir.
Hastanın yaşı, cinsiyeti ve kitlenin lokalizasyonu ayırıcı tanıyı daraltmak için kritik öneme sahiptir.
2
İmmünofenotipik özellikleri analiz et
Tümör hücreleri B-hücre kökenli (CD20+), lökosit ortak antijeni pozitif (CD45+) ancak Reed-Sternberg belirteci olan CD15 negatiftir.
CD45 ve CD20 pozitifliği, CD15 negatifliği ile birleştiğinde Klasik Hodgkin Lenfoma tanısından uzaklaşılır.
3
Tanıyı kesinleştir
Skleroz (fibrozis) varlığı, mediastinal yerleşim ve CD20+, CD30+(zayıf), CD15- profili Primer Mediastinal B-Hücreli Lenfoma ile tam uyumludur.
PMBL, Hodgkin Lenfoma ile karışabilen ancak B-hücre serisi özelliklerini koruyan ve CD15 negatifliği ile ayrılan bir Diffüz Büyük B-Hücreli Lenfoma alt tipidir.

Key Concept

Primer Mediastinal B-Hücreli Lenfoma ve Hodgkin Lenfoma Ayırıcı Tanısı

Hints

1
Hastanın genç bir kadın olması ve tümörün sadece mediastende yerleşip 'skleroz' (fibrozis) içermesi önemli ipuçlarıdır.
2
Tümör hücrelerinin CD20 ve CD45 pozitif olması, bunun bir B-hücreli lenfoma olduğunu ve Hodgkin olmadığını düşündürür.
3
Klasik Hodgkin Lenfoma ile en çok karışan bu antite, Hodgkin'den farklı olarak CD15 negatiftir.

Practice More

Primer Mediastinal B-Hücreli Lenfoma tedavisinde kullanılan R-CHOP veya DA-EPOCH-R protokollerinin etki mekanizmalarını ve Hodgkin Lenfoma tedavisinden farklarını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 255Question

6262 yaşında erkek hasta, 1515 yıldır yaygın bronşektazi tanısıyla takip edilmektedir. Son 33 aydır giderek artan halsizlik ve çabuk yorulma şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk saptanıyor, diğer sistem muayeneleri doğal bulunuyor. Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin (HbHb)8.68.6 g/dL13.517.513.5 - 17.5
MCVMCV7171 fL8010080 - 100
RDWRDW19.219.2 %11.514.511.5 - 14.5
Serum Demiri1818 μ\mug/dL6017060 - 170
TDBK215215 μ\mug/dL250450250 - 450
Ferritin9292 ng/mL2030020 - 300
sTfRsTfR (Çözünür Transferrin Reseptörü)ArtmışNormal

Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, hastadaki anemi tablosu için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kronik hastalık anemisi zemininde gelişen demir eksikliği anemisi

Answer

Kronik hastalık anemisi zemininde gelişen demir eksikliği anemisi
Hastada bulunan kronik bronşektazi öyküsü, düşük serum demiri ve düşük TDBKTDBK değerleri kronik hastalık anemisini desteklemektedir. Ancak, saf kronik hastalık anemisinde ferritinin belirgin yüksek (>100>100 ng/mL) olması ve sTfRsTfR düzeyinin normal kalması beklenir. Bu hastada ferritinin 100100 ng/mL altında olması ve sTfRsTfR düzeyinin artmış olması, kronik sürece gerçek bir demir eksikliğinin eklendiğini göstermektedir.

Step-by-Step Solution

1
Eritrosit indekslerini değerlendir.
MCVMCV 7171 fL (mikrositik) ve RDWRDW %19.219.2 (yüksek).
Aneminin morfolojik sınıflandırmasını yapmak ve ayırıcı tanıyı daraltmak için gereklidir.
2
Demir parametrelerini analiz et.
Serum demiri düşük (1818 μ\mu g/dL), TDBKTDBK düşük (215215 μ\mu g/dL).
Düşük TDBKTDBK düzeyi öncelikle kronik hastalık anemisini düşündürür; saf demir eksikliğinde TDBKTDBK artar.
3
Ferritin ve sTfRsTfR düzeylerini inflamasyon bağlamında yorumla.
Ferritin 9292 ng/mL (nispeten düşük-normal) ve sTfRsTfR artmış.
İnflamatuar bir hastalık olan bronşektazi varlığında ferritinin 100100 ng/mL altında olması ve sTfRsTfR'nin artması, fonksiyonel demir eksikliğinin ötesinde gerçek bir demir eksikliğinin eşlik ettiğini kanıtlar.

Key Concept

İnflamatuar süreçlerde ferritin düzeyi akut faz yanıtı nedeniyle yanıltıcı olabilir; bu durumda 100100 ng/mL altındaki ferritin değerleri veya artmış sTfRsTfR düzeyi demir eksikliğini gösterir.

Practice More

Demir eksikliği anemisi ile kronik hastalık anemisi ayırıcı tanısında sTfR/log Ferritin indeksi kullanımını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 256Question

2626 yaşında erkek hasta; son iki haftadır giderek artan halsizlik, ateş ve yaygın kemik ağrıları şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde servikal ve aksiller bölgelerde multipl, ağrısız lenfadenopatiler ve bst çizgisinin 3 cm3\text{ cm} altında palpe edilen splenomegali saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde:

ParametreDeğer
Hemoglobin8,8 g/dL8,8\text{ g/dL}
Beyaz Küre (WBC)52.000/μL52.000/\mu L
Trombosit28.000/μL28.000/\mu L

Periferik yaymada %8585 oranında; dar sitoplazmalı, belirgin nükleolü olmayan, kaba kromatinli blastik hücreler izleniyor. Akım sitometrik incelemede bu hücrelerin TdT(+)TdT (+), CD19(+)CD19 (+), CD10(+)CD10 (+) ve MPO()MPO (-) olduğu saptanıyor.

Bu klinik tabloya göre en olası tanı ve bu tanı için erişkin yaş grubunda en kötü prognozla ilişkili sitogenetik anomali aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Akut Lenfoblastik Lösemi - t(9;22)t(9;22)

Answer

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) ile uyumlu olup, erişkinlerde bu hastalık için en kötü prognostik belirteç Philadelphia kromozomu yani t(9;22)t(9;22) translokasyonudur.
Hastada saptanan TdTTdT pozitifliği hücrelerin lenfoblast olduğunu kesinleştirir. B-hücreli yüzey belirteçleri (CD19CD19, CD10CD10) ile birlikte tanı B-ALL'dir. Erişkin yaş grubundaki ALL vakalarında Philadelphia kromozomu (t(9;22)t(9;22)) varlığı, klasik kemoterapiye düşük yanıt oranı ve yüksek nüks riski nedeniyle en kötü prognostik faktör olarak kabul edilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Genç erişkin hasta, lenfadenopati, splenomegali ve kemik ağrısı mevcut. Bu bulgular lenfoproliferatif süreçleri (ALL, Lenfoma) öncelikle düşündürür.
ALL'de organomegali ve LAP, AML'ye göre daha sıktır.
2
Laboratuvar ve immünfenotipi analiz et
Blastlar TdT(+)TdT (+) (lenfoblast belirteci) ve MPO()MPO (-) (miyeloid belirteç negatifliği). CD10CD10 (CALLA) ve CD19CD19 pozitifliği B-hücreli seriyi doğrular.
Hücrelerin orijinini belirlemek tedavi ve prognoz için kritiktir.
3
Prognostik anomalileri karşılaştır
Erişkin ALL vakalarında t(9;22)t(9;22) varlığı %253025-30 oranında görülür ve en kötü prognoz göstergesidir.
Philadelphia kromozomu (BCRABL1BCR-ABL1) varlığı hedefe yönelik tedavi (TKI) gerektirir ancak standart kemoterapiye dirençlidir.

Key Concept

Erişkin Akut Lenfoblastik Lösemi Tanısı ve Philadelphia Kromozomu (t(9;22)t(9;22)) Prognostik Önemi
Estimated Time:1m 30s
Question 257Question

5252 yaşında kadın hasta, katı gıdaları yutarken takılma hissi, dilde yanma ve halsizlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde; belirgin solukluk, dilde papillaların silindiği (atrofik glossit) ve tırnaklarda kaşıklaşma (koilonişi) saptanıyor.

Hastanın laboratuvar sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans
Hemoglobin9.29.2 g/dLg/dL12.016.012.0 - 16.0
Hematokrit%28\%28%3646\%36 - 46
MCVMCV7474 fLfL8010080 - 100
RDWRDW%18\%18%1114\%11 - 14
Ferritin66 ng/mLng/mL1520015 - 200
TDBKTDBK460460 μg/dL\mu g/dL250450250 - 450

Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Plummer-Vinson sendromu

Answer

Plummer-Vinson sendromu
Hastada saptanan mikrositer anemi, düşük ferritin ve yüksek TDBKTDBK düzeyleri demir eksikliği anemisini doğrular. Bu aneminin yutma güçlüğü (disfaji), kaşık tırnak (koilonişi) ve atrofik glossit ile birlikte bulunması, klasik Plummer-Vinson sendromu tanısını koydurur.

Step-by-Step Solution

1
Anemi tipini ve demir parametrelerini analiz et.
Hemoglobin ve MCV düşük, RDW ve TDBK yüksek, ferritin ise belirgin düşük. Bu tablo klasik bir demir eksikliği anemisine işaret eder.
Aneminin etiyolojisini belirlemek ilk adımdır.
2
Klinik bulguları (disfaji, koilonişi, glossit) laboratuvar sonuçlarıyla birleştir.
Demir eksikliği anemisine eşlik eden yutma güçlüğü (disfaji) ve epiteliyal değişiklikler saptandı.
Spesifik sendromların tanısı triad bulgularının bir araya getirilmesiyle konur.
3
Tanımlanan triadın karşılığı olan sendromu belirle.
Demir eksikliği + Atrofik glossit + Özofageal web (disfaji nedeni) = Plummer-Vinson (Paterson-Kelly) sendromu.
Plummer-Vinson sendromu bu klinik tablonun en tipik karşılığıdır.

Key Concept

Plummer-Vinson sendromu; demir eksikliği anemisi, atrofik glossit ve özofageal web (zar) birlikteliği ile karakterize olup post-krikoid özofagus kanseri riskinde artışla ilişkilidir.
Estimated Time:1m 15s
Question 258Question

5858 yaşında erkek hasta, 22 yıl önce aort kapak replasmanı (mekanik protez) yapılmış olup son zamanlarda artan halsizlik ve efor dispnesi ile başvuruyor. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk, aort odağında 3/63/6 şiddetinde sistolik üfürüm duyuluyor. Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Hemoglobin9.59.5 g/dL13.513.5-17.517.5
MCV7676 fL8080-100100
RDW%18\%18%11.5\%11.5-%14.5\%14.5
Ferritin1212 ng/mL3030-400400
LDH850850 U/L120120-240240
İndirekt Bilirubin2.42.4 mg/dL0.20.2-0.80.8
Periferik yaymaŞistositler mevcut-

Bu hastada gelişen anemi tablosunun patogenezinden aşağıdakilerden hangisi sorumludur?

Show answer & explanation

Answer: Kronik intravasküler hemoliz sonucu idrarla hemosiderin ve demir kaybı

Answer

Kronik intravasküler hemoliz sonucu idrarla hemosiderin ve demir kaybı
Mekanik aort kapağı olan hastalarda eritrositlerin fiziksel olarak parçalanması sonucu intravasküler hemoliz gelişir. Bu süreçte haptoglobin kapasitesi aşıldığında serbest hemoglobin idrara geçer (hemoglobinüri). Ayrıca proksimal tübül hücreleri tarafından geri emilen demir hemosiderin olarak depolanır ve bu hücrelerin idrarla dökülmesi sonucu kronik bir demir kaybı (hemosiderinüri) meydana gelir. Bu durum hastada mutlak demir eksikliği anemisine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Eritrosit indekslerini ve demir parametrelerini değerlendir
Düşük MCV (7676 fL) ve çok düşük ferritin (1212 ng/mL) mutlak demir eksikliği anemisini (DEA) gösterir.
Anemi tipini belirlemek için ilk adımdır.
2
Hemoliz belirteçlerini ve periferik yaymayı analiz et
Yüksek LDH, indirekt hiperbilirubinemi ve şistositler mekanik bir intravasküler hemolize işaret eder.
Demir eksikliğinin nedenini (patogenezi) anlamak için ek bulgular değerlendirilir.
3
İntravasküler hemoliz ile demir kaybı arasındaki bağlantıyı kur
Plazmaya salınan hemoglobin böbreklerden filtre edilir, tübüllerde hemosiderine dönüşür ve idrarla atılır.
Mekanik kalp kapaklı hastalarda DEA gelişmesinin en spesifik mekanizması hemosiderinüridir.

Key Concept

İntravasküler hemoliz (hemosiderinüri) sonucu gelişen demir eksikliği anemisi

Hints

1
Hastadaki ferritin düzeyi demir eksikliğini, LDH ve şistositler ise hemolizi işaret etmektedir.

Practice More

İntravasküler hemoliz ile giden diğer durumlarda (örneğin PNH) demir parametrelerinin nasıl değiştiğini inceleyin.
Estimated Time:2m 0s
Question 259Question

2222 yaşında erkek hasta, son iki haftadır giderek artan nefes darlığı, öksürük ve yüzünde şişlik şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde ön mediastende kitle ile uyumlu matite saptanıyor ve venöz dolgunluk gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde; lökosit 85.000/mm385.000/mm^3, hemoglobin 9,2g/dL9,2 g/dL ve trombosit 45.000/mm345.000/mm^3 olarak bulunuyor. Kemik iliği aspirasyonunda yaygın blastik hücreler gözleniyor. Akım sitometrisinde blastların TdTTdT, CD3CD3 ve CD7CD7 pozitif; CD19CD19 ve miyeloperoksidaz (MPOMPO) negatif olduğu saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: T-hücreli akut lenfoblastik lösemi

Answer

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları ışığında en olası tanı T-hücreli akut lenfoblastik lösemidir.
T-hücreli akut lenfoblastik lösemi (T-ALL), akut lenfoblastik lösemilerin yaklaşık %15-20'sini oluşturur ve tipik olarak genç erkek hastalarda mediastinal kitle, plevral efüzyon ve yüksek beyaz küre sayısı ile ortaya çıkar. Blastlar immünolojik olarak TdT (Terminal deoksinükleotidil transferaz) pozitifliği ile lenfoid seriye ait olduklarını, CD3 ve CD7 pozitifliği ile de T-hücre soyundan geldiklerini kanıtlarlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin ve hemogram tablosunun değerlendirilmesi
Genç erişkin hasta, mediastinal kitle (Superior Vena Cava sendromu bulguları) ve pansitopeni (lökositoz ile birlikte) ile başvurmuştur.
Bu kombinasyon, mediastinal tutulumun sık görüldüğü akut lösemi tiplerini akla getirmelidir.
2
Hücre serisinin (Lineage) belirlenmesi
Blastlarda TdTTdT pozitifliği lenfoid seriyi, MPOMPO negatifliği ise miyeloid serinin olmadığını doğrular.
Akut lösemilerde lenfoid ve miyeloid ayrımı tedavinin belirlenmesi için kritiktir.
3
Spesifik immünofenotipleme yapılması
Blastlar CD3CD3 ve CD7CD7 pozitif, CD19CD19 negatiftir.
CD3CD3 ve CD7CD7 T-hücre belirteçleridir ve tanıyı T-hücreli ALL'ye yönlendirir.

Key Concept

T-hücreli ALL (T-ALL), genellikle genç erişkin erkeklerde mediastinal kitle ve yüksek lökosit sayısı ile prezante olur; immünofenotipik olarak TdT ve T-hücre yüzey markerları (CD2, CD3, CD5, CD7) pozitiftir.
Question 260Question

7474 yaşında erkek hasta, son 44 aydır giderek artan yorgunluk ve efor dispnesi şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde şu bulgular saptanıyor:

ParametreDeğer
Hemoglobin8.5 g/dL8.5\text{ g/dL}
MCV108 fL108\text{ fL}
Lökosit3.200/mm33.200/\text{mm}^3
Trombosit95.000/mm395.000/\text{mm}^3

Periferik yayma incelemesinde nötrofillerde hiposegmentasyon (Pseudo-Pelger-Huet anomalisi) izlenirken, %3\%3 oranında blast saptanıyor. Kemik iliği aspirasyon yaymalarında %7\%7 oranında blast izleniyor ve Auer cisimciği saptanmıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) sınıflamasına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: MDS, artmış blastlı-1 (MDS with excess blasts-1)

Answer

MDS, artmış blastlı-1 (MDS with excess blasts-1)
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflamasına göre, MDS-EB1 tanısı için kemik iliğinde %59\%5-9 arası blast veya periferik kanda %24\%2-4 arası blast bulunması gerekmektedir. Hastada saptanan %7\%7 kemik iliği ve %3\%3 periferik blast değerleri bu tanımı tam olarak karşılamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Hemogram ve periferik yayma bulgularını analiz et
Hastada makrositer anemi (MCV108 fLMCV 108\text{ fL}), lökopeni ve trombositopeni (pansitopeni) mevcuttur. Periferik yaymada displazi bulgusu olan Pseudo-Pelger-Huet anomalisi saptanmıştır.
MDS tanısı için pansitopeni ve displastik değişiklikler temel klinik ipuçlarıdır.
2
Blast oranlarını WHO kriterlerine göre değerlendir
Periferik kanda %3\%3, kemik iliğinde %7\%7 blast saptanmıştır.
WHO sınıflamasında MDS alt tiplerini belirleyen en önemli kriter blast yüzdeleridir.
3
Auer cisimciği varlığını kontrol et
Auer cisimciği izlenmemektedir.
Auer cisimciği varlığı, blast oranı kaç olursa olsun (lösemi sınırının altındaysa) vakayı direkt MDS-EB2 kategorisine sokar.
4
Tanıyı netleştir
MDS, artmış blastlı-1 (MDS-EB1).
Kemik iliği blast oranı %59\%5-9 aralığında veya periferik kan blast oranı %24\%2-4 aralığında olan vakalar MDS-EB1 olarak sınıflandırılır.

Key Concept

MDS WHO Sınıflaması Blast Eşikleri

Practice More

MDS'de 5q delesyonu ile giden ve trombositozun eşlik edebildiği özel alt tipi (5q- sendromu) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 13 / 21Next
Hematoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 13 | Examkin