Enfeksiyon Hastalıkları

346 questions

Question 221Question

6262 yaşında kadın hasta, sistemik lupus eritematozus tanısıyla günlük 4040 mg prednizolon kullanmaktadır. Son 44 gündür halsizlik ve ateş şikayeti olan hastada dün başlayan dengesizlik ve çift görme gelişmiştir. Fizik muayenesinde ateşi 38.8C38.8^\circ C saptanmış; bilateral abdusens paralizisi ve sağda fasiyal parezi gözlenmiştir. Hastanın yürümesi ataksiktir. Beyin MR incelemesinde beyin sapı ve serebellum düzeyinde T2 sekansında hiperintens, yama tarzında kontrast tutan lezyonlar izlenmiştir. Lomber ponksiyon tetkikinde; BOS basıncı 180180 mmH2O, hücre sayısı 120/mm3120/mm^3 (%7070 lenfosit), protein 9090 mg/dL, glukoz 4545 mg/dL (eş zamanlı kan glukozu 110110 mg/dL) bulunmuştur. BOS Gram boyamasında mikroorganizma saptanmamıştır. Bu hastada en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Listeria monocytogenes

Answer

Listeria monocytogenes
Listeria monocytogenes, özellikle yaşlılar ve steroid kullananlar gibi hücresel immünitesi baskılanmış bireylerde rombensefalit (beyin sapı ensefaliti) etkenidir. Klinik olarak kafa çifti felçleri, serebellar bulgular ve ataksi ile seyreder. BOS bulguları tipik bakteriyel menenjite göre daha hafiftir (lenfositik pleositoz görülebilir) ve mikroorganizmanın Gram boyamasında görülme olasılığı oldukça düşüktür.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk faktörlerini belirle.
SLE ve yüksek doz steroid kullanımı (hücresel bağışıklık baskılanmış).
Listeria, intrasellüler bir patojen olduğu için hücresel bağışıklığı zayıf olanlarda fırsatçı enfeksiyon yapar.
2
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
Ateş, kafa çifti felçleri (abdusens, fasiyal), ataksi ve beyin sapında lezyonlar.
Bu tablo 'rombensefalit' (beyin sapı ensefaliti) olarak adlandırılır ve Listeria için karakteristiktir.
3
BOS bulgularını değerlendir.
Lenfositik hakimiyetli pleositoz ve Gram boyama negatifliği.
Listeria enfeksiyonlarında BOS'ta Gram boyama %75-80 vakada negatif kalır ve monositik/lenfositik yanıt görülebilir.

Key Concept

Listeria monocytogenes Rhombencephalitis
Estimated Time:2m 30s
Question 222Question

52 yaşında, alkolik siroz tanısıyla izlenen erkek hasta, Ege kıyısında tatil yaparken sağ bacağındaki basit bir abrazyonun deniz suyuyla temasından yaklaşık 1818 saat sonra gelişen ani başlangıçlı yüksek ateş, titreme ve bacakta şiddetli ağrı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde sağ kruris bölgesinde hızla genişleyen, üzerinde hemorajik büllerin ve morumsu renk değişikliğinin bulunduğu, palpasyonla oldukça hassas nekrotizan selülit alanı saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökositoz ve belirgin sola kayma izleniyor. Hasta takibinin 66. saatinde hipotansif seyretmeye başlıyor. Bu hastada görülen nekrotizan deri enfeksiyonu ve sepsis tablosundan sorumlu olması en muhtemel etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Vibrio vulnificus

Answer

Sirozlu hastada deniz suyu teması sonrası gelişen hemorajik büllü nekrotizan selülit ve sepsis tablosunda en olası etken Vibrio vulnificus'tur.
Vibrio vulnificus, Gram negatif, virgüle benzeyen, halofilik (tuz seven) bir bakteridir. Siroz, kronik hepatit veya hemokromatozis gibi karaciğer hastalığı veya demir yüklenmesi olan kişilerde, deniz suyuyla temas eden yaralar aracılığıyla veya çiğ istiridye tüketimi sonrası hızla ilerleyen selülit, hemorajik büller ve ölümcül seyreden sepsise (primer septisemi) yol açması karakteristiktir.

Step-by-Step Solution

1
Risk faktörlerini ve maruziyeti belirle
Hasta siroz hastasıdır ve deniz suyuyla (halofilik ortam) temas öyküsü vardır.
Vibrio türleri tuzlu suyu sever ve karaciğer hastalığı olanlarda invaziv seyretme eğilimindedir.
2
Klinik bulguları analiz et
Hızlı ilerleyen nekrotizan selülit, hemorajik büller ve septik şok tablosu mevcuttur.
Vibrio vulnificus, sitolizin ve proteaz gibi virülans faktörleriyle doku yıkımına ve yaygın sepsise neden olur.
3
Ayırıcı tanı yap
Tatlı su teması (Aeromonas) ve nötropeni (Pseudomonas) dışlanarak en uygun etkene karar verilir.
Maruziyetin spesifik doğası (deniz suyu) tanıyı Vibrio vulnificus yönüne çeker.

Key Concept

Vibrio vulnificus, siroz ve demir aşırılığı (hemokromatozis) olan bireylerde deniz suyu teması veya çiğ deniz ürünü tüketimi sonrası primer sepsis ve mortalitesi yüksek nekrotizan deri/yumuşak doku enfeksiyonlarına yol açar.
Estimated Time:2m 30s
Question 223Question

4545 yaşında erkek hasta, karın içi sepsis tanısıyla yoğun bakım ünitesinde izlenmektedir. Hastaya ampirik olarak piperasilin-tazobaktam ve amikasin tedavisi başlanmıştır. Bu antibiyotiklerin farmakokinetik ve farmakodinamik (FK/FDFK/FD) özellikleri göz önüne alındığında, tedavi yönetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Piperasilin-tazobaktam için etkinlikte en belirleyici parametre, serbest ilaç konsantrasyonunun MI˙KMİK değerinin üzerinde kaldığı süredir (T>MI˙KT > MİK).

Answer

Piperasilin-tazobaktam bir beta-laktam antibiyotiktir ve bu grubun farmakodinamik etkinliği zamana bağımlıdır; en önemli parametre serbest ilaç konsantrasyonunun MİK değerinin üzerinde kaldığı süredir (T>MI˙KT > MİK).
Piperasilin-tazobaktam gibi beta-laktam antibiyotikler zamana bağımlı bakterisidal aktivite gösterirler. Bu grup ilaçlarda klinik başarının en güçlü göstergesi, doz aralığı boyunca ilaç konsantrasyonunun hedeflenen patojenin MİK değerinin üzerinde kaldığı süredir. Bu nedenle uzatılmış veya sürekli infüzyon stratejileri bu grubun etkinliğini artırmak için kullanılır.

Step-by-Step Solution

1
İlaç sınıflarının ve temel FK/FD özelliklerinin belirlenmesi.
Piperasilin-tazobaktam (Beta-laktam) → Zamana bağımlı; Amikasin (Aminoglikozid) → Konsantrasyona bağımlı.
Antibiyotik gruplarının bakteriyel öldürme kinetikleri farklılık gösterir.
2
Zamana bağımlı ilaçlar için kritik parametrenin değerlendirilmesi.
Beta-laktamlarda etkinlik için konsantrasyonun MİK üzerinde kaldığı sürenin maksimize edilmesi gerekir (T>MI˙KT > MİK).
Dozun artırılmasından ziyade, maruziyet süresinin artırılması (örneğin uzatılmış infüzyon) bu grupta daha etkilidir.
3
Konsantrasyona bağımlı ilaçlar ve Post-Antibiyotik Etki (PAE) ilişkisinin analizi.
Aminoglikozidlerde Cmaks/MI˙KC_{maks}/MİK oranı esastır ve uzun PAE sayesinde günlük tek doz uygulama güvenlidir.
İlaç konsantrasyonu serumda MİK altına düşse bile bakteri üremesinin baskılanmaya devam etmesi (PAE), aminoglikozidlerin tek dozda verilmesine imkan tanır.

Key Concept

Antibiyotiklerin FK/FD parametreleri: Beta-laktamlarda zamana bağımlılık (T>MI˙KT > MİK), Aminoglikozidlerde konsantrasyona bağımlılık (Cmaks/MI˙KC_{maks}/MİK) ve Post-Antibiyotik Etki (PAE).

Practice More

Florokinolonların hem AUC/MİK hem de Cmax/MİK parametrelerini kullandığını ve aminoglikozidlere benzer şekilde PAE'ye sahip olduğunu gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 224Question

5555 yaşında erkek hasta, toprakla kontamine olmuş derin bir delici yara sonrasında uylukta ani başlayan şiddetli ağrı ve gerginlik hissi ile acil servise başvuruyor. Muayenede hastanın toksik görünümde olduğu, taşikardisinin bulunduğu (120/dk120/dk) ve yara çevresinde "kirli çamaşır suyu" kokulu serosanjinöz bir akıntı olduğu gözleniyor. Palpasyonda ciltte krepitasyon (çıatırtı sesi) saptanıyor. Yaradan hazırlanan Gram boyamada Gram pozitif, kalın, uçları küt (box-car/kutu vagonu görünümü) basiller saptanıyor; ancak preparatta hiç polimorfnüveli lökositin (PMNL) görülmemesi dikkat çekiyor.

Bu hastada saptanan klinik ve laboratuvar bulgularından (özellikle lökosit yokluğundan) sorumlu olan temel virülans faktörünün etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Konak hücre membranındaki fosfolipidleri (lesitin) parçalayarak hücre lizizine ve lökositlerin yıkımına neden olmak

Answer

Doğru yanıt, konak hücre membranındaki fosfolipidleri (lesitin) parçalayarak hücre lizizine ve lökositlerin yıkımına neden olan seçenektir.
Clostridium perfringens enfeksiyonu olan gazlı gangrende, 'Alfa Toksin' (lesitinaz veya fosfolipaz C) en önemli virülans faktörüdür. Bu toksin hücre membranlarında bulunan lesitini (fosfatidilkolin) hidroliz ederek hücrelerin, eritrositlerin ve polimorfnüveli lökositlerin (PMNL) parçalanmasına neden olur. Bu nedenle, Gram boyamada bol miktarda bakteri görülmesine rağmen lökositlerin görülmemesi bu patojen için tipik bir laboratuvar bulgusudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Travma öyküsü, şiddetli ağrı, kirli çamaşır suyu kokusu ve krepitasyon varlığı 'Klostridyal Miyonekroz' (Gazlı Gangren) tanısını koydurur.
Bu bulgular Clostridium perfringens enfeksiyonu için karakteristiktir.
2
Mikroskobik bulguların yorumlanması
Gram pozitif box-car basillerin görülmesi ve ortamda lökosit bulunmaması patognomoniktir.
Lökositlerin yokluğu, bakterinin salgıladığı toksinin lökositleri parçaladığını gösterir.
3
Toksin mekanizmasının belirlenmesi
C. perfringens'in temel toksini Alfa Toksindir (Lesitinaz/Fosfolipaz C).
Bu toksin hücre membranındaki lesitini parçalayarak hücre ölümüne ve lökosit lizisine neden olur.

Key Concept

Clostridium perfringens'in Alfa Toksini (Lesitinaz), hücre membran bütünlüğünü bozarak doku nekrozu ve lökosit lizisine yol açan bir fosfolipazdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 225Question

5656 yaşında erkek hasta, son birkaç aydır bacaklarında "şimşek çakar tarzda" ani ağrılar ve yürüme sırasında dengesizlik şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde pupillerin ışığa yanıt vermediği ancak akomodasyonun korunduğu (Argyll Robertson pupili) saptanıyor. Alt ekstremitelerde vibrasyon ve pozisyon duyusunun azaldığı, Romberg testinin pozitif olduğu gözleniyor. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde serum RPR negatif, serum TP-PA pozitif, BOS VDRL ise pozitif saptanıyor. Bu hastadaki serolojik profil ve klinik tablo göz önüne alındığında, sifiliz testlerinin yorumlanmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tersiyer sifiliz evresindeki hastalarda non-treponemal testlerin (RPR/VDRL) duyarlılığı azalabilir, ancak treponemal testler (TP-PA) genellikle ömür boyu pozitif kalır.

Answer

Tersiyer sifiliz evresinde non-treponemal testlerin duyarlılığı düşebilir, ancak treponemal testler genellikle ömür boyu pozitif kalır.
Tersiyer sifiliz evresindeki hastalarda (örneğin Tabes Dorsalis), tarama testi olarak kullanılan non-treponemal testlerin (RPR/VDRL) duyarlılığı düşebilir ve vakaların yaklaşık %2530\%25-30'unda negatif sonuçlanabilir. Buna karşılık, özgül treponemal testler (TP-PA, FTA-ABS, TPHA) enfeksiyonun tüm evrelerinde yüksek duyarlılığa sahiptir ve başarılı tedavi sonrasında bile genellikle ömür boyu pozitif kalmaya (serolojik skar) devam ederler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir.
Hastada şimşek ağrılar, propriosepsiyon kaybı (Tabes dorsalis) ve Argyll Robertson pupili mevcuttur. Bu tablo nörosifilizin geç bir formudur.
Tanısal süreci doğru evreye odaklamak için klinik tabloyu tanımlamak gerekir.
2
Serum serolojisini analiz et.
RPR (non-treponemal) negatif, TP-PA (treponemal) pozitiftir.
Sifiliz evrelerine göre testlerin duyarlılık farklarını anlamak gerekir.
3
BOS bulgularını yorumla.
BOS VDRL pozitifliği nörosifiliz için tanı koydurucudur.
BOS VDRL'nin spesifitesinin yüksek olması tanıyı kesinleştirir.

Key Concept

Sifiliz evrelerine göre serolojik testlerin duyarlılığı değişir; özellikle geç (tersiyer) sifilizde RPR/VDRL duyarlılığı %7075\%70-75 seviyelerine gerilerken, FTA-ABS ve TP-PA gibi treponemal testlerin duyarlılığı %95\%95'in üzerinde kalmaya devam eder.
Question 226Question

Bir restoranda az pişmiş hamburger yeme öyküsü olan 2828 yaşında bir erkek hastada, 33 gün sonra şiddetli abdominal kramp ve kanlı ishal gelişiyor. Ateşi olmayan hastanın dışkı incelemesinde bol eritrosit görülüyor ancak lökosit saptanmıyor. Yapılan kültürde *Escherichia coli* O157:H7 izole ediliyor. Hastanın izleminde Hemolitik Üremik Sendrom (HU¨SH\text{Ü}S) gelişme riskini artırabileceği gerekçesiyle antibiyotik tedavisinden kaçınılması kararlaştırılıyor.

Bu hastada antibiyotik kullanımının Shiga toksin salınımını artırarak HU¨SH\text{Ü}S riskini tetiklemesinin temel moleküler mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bakteriyel SOS yanıtının uyarılması sonucu toksin genini taşıyan bakteriyofajların litik siklusa girmesi

Answer

Bakteriyel SOS yanıtının uyarılması sonucu toksin genini taşıyan bakteriyofajların litik siklusa girmesi
Shiga toksini üreten *E. coli* (STEC) suşlarında toksini kodlayan genler, bakteri genomuna entegre olmuş lambdoid bakteriyofajlar üzerinde yer alır. Bazı antibiyotikler (özellikle kinolonlar, trimetoprim-sülfametoksazol ve bazı beta-laktamlar) bakteride DNA hasarına yol açarak 'SOS yanıtı' adı verilen tamir mekanizmasını uyarır. Bu durum, profajın litik siklusa geçmesine, faj replikasyonuna ve buna paralel olarak Shiga toksini genlerinin aşırı miktarda sentezlenip hücre dışına salınmasına neden olur. Artan toksin yükü, böbreklerdeki vasküler endotel hücrelerine (Gb3 reseptörleri aracılığıyla) daha fazla zarar vererek HU¨SH\text{Ü}S gelişimini tetikler.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun ve etkenin tanımlanması
Kanlı ishal, ateşsiz seyir ve hamburger öyküsü Shiga toksini üreten E. coli (STEC/EHEC) enfeksiyonunu (O157:H7) gösterir.
STEC enfeksiyonlarında Shiga toksini (Stx1Stx1 ve Stx2Stx2) temel virülans faktörüdür.
2
Toksin genetiğinin değerlendirilmesi
StxStx genlerinin bakteriyel genomda bir 'lambdoid profaj' üzerinde bulunduğu saptanır.
Bu genetik yapı, toksin üretiminin fajın yaşam döngüsüyle bağlantılı olduğu anlamına gelir.
3
Antibiyotik etkisinin moleküler düzeyde analizi
Özellikle kinolonlar gibi DNA hasarı yapan antibiyotiklerin bakteride 'SOS yanıtı'nı aktive ettiği görülür.
SOS yanıtı, fajın litik siklusa geçmesini sağlar, bu da faj replikasyonuyla birlikte toksin genlerinin aşırı ifadesine (ekspresyonuna) yol açar.
4
Klinik sonucun belirlenmesi
Artan toksin yükü, vasküler endotel hasarını tetikleyerek Hemolitik Üremik Sendrom (HU¨SH\text{Ü}S) riskini artırır.
Bu nedenle STEC diyarelerinde ampirik antibiyotik kullanımından kaçınılır.

Key Concept

STEC enfeksiyonlarında toksin üretiminin bakteriyofaj kontrolünde olması ve antibiyotiklerin (SOS yanıtı üzerinden) bu üretimi tetiklemesi.

Practice More

Shiga toksininin hedef hücredeki etki mekanizması (28S rRNA deadenilasyonu ve protein sentezi inhibisyonu) gözden geçirilmelidir.
Estimated Time:2m 0s
Question 227Question

6262 yaşında kronik karaciğer hastalığı (Child-Pugh B) nedeniyle takip edilen bir erkek hasta; karın ağrısı, karında şişlik ve ateş şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın bazal laboratuvar değerlerinde bilirubin 2.22.2 mg/dL, trombosit sayısı 110.000/μL110.000/\mu L ve kreatinin 0.90.9 mg/dL olarak biliniyor. Mevcut değerlendirmesinde; ateş 38.8C38.8^{\circ}C, kan basıncı 105/65105/65 mmHg, nabız 102102/dakika, solunum sayısı 2222/dakika ve hafif konfüzyon (GKS: 1414) saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde bilirubin 4.64.6 mg/dL, trombosit 48.000/μL48.000/\mu L, kreatinin 2.12.1 mg/dL ve laktat 1.91.9 mmol/L ölçülüyor.

Sepsis-3 (Üçüncü Uluslararası Konsensus Tanımları) kriterlerine göre, enfeksiyon odağı olarak spontan bakteriyel peritonit düşünülen bu hastadaki klinik tablo aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanmalıdır?

Show answer & explanation

Answer: Sepsis

Answer

Sepsis
Sepsis-3 rehberine göre sepsis, enfeksiyona karşı gelişen konak yanıtının bozulmasıyla ortaya çıkan hayatı tehdit edici organ disfonksiyonudur. Klinik olarak organ disfonksiyonu, SOFA skorunda bazal değerlere göre 2\geq 2 puanlık bir artışla tanımlanır. Bu hastada bazal SOFA skoru 33 iken, mevcut verilerle SOFA skoru 88 olarak hesaplanmıştır. Aradaki fark (55) sepsis tanımı için yeterlidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın bazal SOFA (Sequential Organ Failure Assessment) skorunu hesaplayın.
Bazal SOFA: 33 puan (Bilirubin 2.22.2 mg/dL +2\rightarrow +2, Trombosit 110.000/μL110.000/\mu L +1\rightarrow +1, Kreatinin 0.90.9 mg/dL 0\rightarrow 0)
Sepsis-3 kriterlerine göre tanı koymak için bazal durumdaki organ fonksiyonlarının bilinmesi gerekir.
2
Hastanın mevcut klinik ve laboratuvar verilerine göre güncel SOFA skorunu hesaplayın.
Güncel SOFA: 88 puan (Bilirubin 4.64.6 mg/dL +2\rightarrow +2, Trombosit 48.000/μL48.000/\mu L +3\rightarrow +3, Kreatinin 2.12.1 mg/dL +2\rightarrow +2, GKS 1414 +1\rightarrow +1)
Mevcut organ disfonksiyonunun derecesini belirlemek için standart skorlama parametreleri uygulanır.
3
SOFA skorundaki değişimi (\Delta SOFA) ve şok kriterlerini değerlendirin.
Δ\Delta SOFA: 83=58 - 3 = 5. Laktat (1.91.9 mmol/L) 2\leq 2 ve vazopresör ihtiyacı yok.
Δ\Delta SOFA 2\geq 2 olması sepsis tanısı koydurur. Septik şok için laktat >2> 2 ve dirençli hipotansiyon gereklidir.

Key Concept

Sepsis-3 tanımı, enfeksiyon varlığında SOFA skorunda bazale göre 2\geq 2 puanlık artış olarak belirlenmiştir.

Practice More

SOFA skorunun bileşenlerini (PaO2/FiO2, trombosit, bilirubin, ortalama arter basıncı/vazopresör, GKS, kreatinin/idrar çıkışı) tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 228Question

Hayvancılıkla uğraşan 4545 yaşındaki erkek hasta, sağ ön kolunda yaklaşık 11 hafta önce başlayan, başlangıçta kaşıntılı bir papül olan ancak hızla genişleyerek ortası siyah renkli, nekrotik ve ağrısız bir yara haline gelen lezyon nedeniyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede lezyon çevresinde belirgin, gode bırakmayan ödem ve lokal lenfadenopati saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası etken hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: BacillusBacillus anthracisanthracis

Answer

Deri lezyonunun ağrısız olması, ortasında siyah bir eskar (nekroz) bulunması ve çevresinde belirgin ödemin eşlik etmesi BacillusBacillus anthracisanthracis enfeksiyonu (kutanöz şarbon) için karakteristiktir.
Kutanöz şarbonun en tipik prezentasyonu; kaşıntılı bir papül olarak başlayıp veziküle dönüşen ve ardından ağrısız, ortası siyah nekrotik (eskar) bir hal alan deri lezyonudur. Lezyon çevresinde belirgin ödem (malign ödem) eşlik eder. Hayvancılık öyküsü olan bu hastadaki tablo BacillusBacillus anthracisanthracis enfeksiyonunu kesin olarak düşündürür.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın meslek ve maruziyet öyküsünü değerlendir.
Hayvancılıkla uğraşması, zoonotik bir enfeksiyon riskini artırır.
Şarbon, kontamine hayvan ürünleri ile temas sonucu bulaşan klasik bir zoonozdur.
2
Deri lezyonunun morfolojik özelliklerini incele.
Ağrısız olması, ortasındaki siyah nekrotik doku (eskar) ve belirgin perilezyonal ödem saptandı.
Bu üçleme (ağrısızlık, eskar, ödem) kutanöz şarbon için tanı koydurucudur.
3
Ayırıcı tanıda diğer zoonotik etkenleri ele.
Tularemi ülserinin ağrılı olması ve diğer etkenlerin bu tip eskar yapmaması nedeniyle elendi.
Klinik bulgular sadece BacillusBacillus anthracisanthracis ile tam uyumludur.

Key Concept

Kutanöz Şarbon Tanısal Bulguları
Estimated Time:45s
Question 229Question

5858 yaşında erkek hasta, geçirdiği batın içi cerrahi sonrası gelişen yüksek ateş ve hipotansiyon nedeniyle yoğun bakım ünitesine takip ediliyor. Hastaya yeterli sıvı resüsitasyonu yapılmasına rağmen, ortalama arter basıncını 6565 mmHg ve üzerinde tutabilmek için vazopresör desteği gerekiyor ve serum laktat düzeyi 33 mmol/L ölçülüyor. Sepsis-3 (Üçüncü Uluslararası Sepsis ve Septik Şok Tanımları Uzlaşı Raporu) kriterlerine göre, bu hastanın klinik tablosu aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanır?

Show answer & explanation

Answer: Septik şok

Answer

Vazopresör desteğine rağmen devam eden hipotansiyon ve yüksek laktat düzeyi nedeniyle bu tablo 'Septik şok' olarak tanımlanır.
Septik şok tanısı; sepsisi olan bir hastada, yeterli sıvı resüsitasyonuna rağmen ortalama arter basıncını 6565 mmHg ve üzerinde tutabilmek için vazopresör desteği gerekmesi VE serum laktat düzeyinin 22 mmol/L'den büyük olması kriterlerinin her ikisinin birden sağlanması ile konur. Soruda verilen hastada her iki kriter de mevcuttur.

Step-by-Step Solution

1
Enfeksiyon varlığının ve organ disfonksiyonunun değerlendirilmesi
Cerrahi sonrası ateş ve genel durum bozukluğu sepsisi düşündürür.
Sepsis tanısının ilk adımı olası bir enfeksiyon odağını saptamaktır.
2
Sıvı resüsitasyonuna yanıtın kontrol edilmesi
Yeterli sıvıya rağmen ortalama arter basıncı (OAB) 6565 mmHg altında kalmış ve vazopresör başlanmıştır.
Septik şoku sepsisten ayıran en önemli özellik sıvıya yanıtsız hipotansiyondur.
3
Serum laktat düzeyinin incelenmesi
Laktat düzeyi 33 mmol/L saptanmıştır (>2> 2 mmol/L kriteri sağlanmıştır).
Septik şok tanısı için vazopresör ihtiyacı ile birlikte hiperlaktatemi gereklidir.

Key Concept

Sepsis-3 Septik Şok Tanımı
Estimated Time:45s
Question 230Question

6868 yaşında kadın hasta, son 33 haftadır devam eden düşük dereceli ateş, halsizlik ve iştahsızlık şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede mitral odakta yeni duyulan pansistolik üfürüm saptanıyor. Alınan kan kültürlerinde duyarlı *Enterococcus faecalis* üremesi olması üzerine hastaya ampisilin ve gentamisin kombinasyonu başlanıyor. Bu hastada uygulanan antibiyotik rejimindeki sinerjistik etkinin temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ampisilinin hücre duvarı sentezini bozarak gentamisinin hücre içine girişini kolaylaştırması

Answer

Ampisilinin hücre duvarı sentezini bozarak gentamisinin hücre içine girişini kolaylaştırması
Enterokok endokarditinde kullanılan ampisilin-gentamisin kombinasyonu, klasik bir sinerji örneğidir. Ampisilin gibi hücre duvarı sentezini inhibe eden ajanlar, bakterinin koruyucu tabakasını bozarak, normal şartlarda hücre içine girişi sınırlı olan aminoglikozidlerin (gentamisin) sitoplazmaya penetrasyonunu dramatik şekilde artırır. Bu durum, gentamisinin ribozomal hedeflerine daha kolay ulaşmasını sağlar ve bakterisid etki ortaya çıkar.

Step-by-Step Solution

1
Enterokokların antibiyotik duyarlılığını değerlendir
Enterokoklar, ampisilin gibi beta-laktamlara karşı doğal olarak düşük duyarlılığa sahiptir ve bu ilaçlar tek başlarına genellikle bakteriyostatik etki gösterir.
Enterokok endokarditinde tam kür için bakterisid etki gereklidir.
2
Kombinasyon tedavisinin PK/PD etkileşimini analiz et
Hücre duvarı sentezini inhibe eden ampisilin, bakterinin dış bariyerini zayıflatır.
Aminoglikozidlerin (gentamisin) hücre içine girişi enerji bağımlı bir süreçtir ve enterokoklarda bu giriş kısıtlıdır.
3
Sinerji mekanizmasını tanımla
Zayıflayan hücre duvarından daha fazla gentamisin içeri sızar ve ribozomlara bağlanarak protein sentezini durdurur.
Bu 'sekonder uptake' artışı, tek tek ilaçların etkisinden daha güçlü bir bakterisid etki (sinerji) yaratır.

Key Concept

Antibakteriyel Sinerji ve Hücre Duvarı Geçirgenliği
Estimated Time:1m 30s
Question 231Question

5252 yaşında erkek hasta, tarım aletiyle bacağından yaralandıktan yaklaşık 1818 saat sonra başlayan şiddetli ağrı, huzursuzluk ve taşikardi şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede yaralanma bölgesinde bronz renk değişikliği, bül oluşumu ve palpasyonda krepitasyon saptanıyor. Yara yerinden gelen akıntının "tatlı-ekşi" kokulu olduğu fark ediliyor. Yara sürüntüsünün Gram boyamasında bol miktarda Gram pozitif "kutu vagon" (boxcar) görünümlü basiller görülmesine rağmen lökosit saptanmıyor. Bu klinik tablo ve yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tedavide penisilin G'ye klindamisin eklenmesinin temel nedeni, protein sentezini inhibe ederek alfa-toksin (lesitinaz) üretimini ve sitokin salınımını baskılamaktır.

Answer

Tedavide penisilin G'ye klindamisin eklenmesinin temel nedeni, alfa-toksin (lesitinaz) üretimini ve TNF salınımını inhibe etmektir.
Klostridiyal miyonekroz (gazlı gangren) tedavisinde penisilin G, bakterisidal etkisi nedeniyle tercih edilirken; klindamisin eklenmesi, bakterinin ürettiği alfa-toksin (lesitinaz) ve teta-toksin gibi protein yapısındaki ekzotoksinlerin üretimini ribozom düzeyinde baskılayarak doku harabiyetini ve sistemik toksisiteyi (TNF salınımı dahil) azaltır. Gram boyamada lökosit saptanmaması, alfa-toksinin lökositleri parçalayıcı etkisinin bir göstergesidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir (şiddetli ağrı, krepitasyon, bronz deri).
Clostridium perfringens kaynaklı klostridiyal miyonekroz (gazlı gangren) tanısı.
Yaralanma sonrası hızlı progresyon ve gaz varlığı bu tabloyu düşündürür.
2
Gram boyama bulgularını yorumla.
Bol Gram pozitif basil varlığına rağmen lökosit yokluğu (miyoliz).
Alfa-toksin (lesitinaz), lökositlerin lizisine neden olarak immün yanıtın baskılanmasına ve doku yıkımına yol açar.
3
Tedavi stratejisini belirle.
Cerrahi debridman + Penisilin G + Klindamisin.
Klindamisin, toksin üretimini (protein sentezi üzerinden) durdurarak enfeksiyonun yayılma hızını keser.

Key Concept

Klostridiyal miyonekrozda klindamisin, protein sentezini engelleyerek alfa-toksin üretimini baskılamak amacıyla penisiline eklenir.

Hints

1
C. perfringens'in Gram boyamasında neden lökosit görülmediğini düşünün.
2
Alfa-toksin bir fosfolipazdır ve protein yapısındadır. Protein sentezini durduran bir antibiyotik bu toksine ne yapar?
3
Klindamisin, toksin baskılayıcı etkisi nedeniyle toksik şok sendromu ve gazlı gangren gibi 'toksin-aracılı' tablolarda kombinasyona eklenir.

Practice More

Clostridium septicum ile ilişkili spontan miyonekroz ve altta yatan kolon kanseri ilişkisini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 232Question

2222 yaşında erkek hasta, yaklaşık 11 hafta önce geçirdiği ve kendiliğinden gerileyen şiddetli boğaz ağrısını takiben; aniden başlayan yüksek ateş, titreme ve boyun sol tarafında ağrılı şişlik şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenede sol sternokleidomastoid kası boyunca hassasiyet, ödem ve palpasyonla sertlik ("kordon belirtisi") saptanıyor. Akciğer grafisinde her iki akciğerde periferik yerleşimli, bazılarında hava-sıvı seviyesi (kavitasyon) izlenen multipl nodüler infiltratlar izleniyor. Kan kültürlerinin anaerobik şişelerinde Gram negatif çomak üremesi saptanan bu hastada, internal juguler venin septik tromboflebiti ile karakterize bu tabloya en sık neden olan etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fusobacterium necrophorum

Answer

Fusobacterium necrophorum
Post-anjinal sepsis veya Lemierre sendromu, genellikle sağlıklı genç erişkinlerde farenjit/tonsillit sonrası gelişen, internal juguler venin septik tromboflebiti ve bunu takiben gelişen septik pulmoner embolilerle karakterize bir tablodur. Bu klinik antitenin en yaygın etkeni zorunlu bir anaerob olan Fusobacterium necrophorum'dur. Fizik muayenede internal juguler ven boyunca saptanan hassasiyet ve endürasyon (kordon belirtisi) tanı için değerlidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların sentezi
Farenjit öyküsü + boyunda ağrılı şişlik (juguler ven tromboflebiti) + akciğerde septik emboli bulguları (kaviter nodüller).
Bu triad Lemierre sendromu (post-anjinal sepsis) için karakteristiktir.
2
Mikrobiyolojik verinin değerlendirilmesi
Anaerobik kan kültürlerinde Gram negatif çomak üremesi.
Lemierre sendromunun ana etkeni olan mikroorganizmanın morfolojisi ve solunum gereksinimi ile uyumludur.
3
Etken teşhisi
Fusobacterium necrophorum
Lemierre sendromundan sorumlu en yaygın zorunlu anaerobik ajandır.

Key Concept

Lemierre Sendromu ve Fusobacterium necrophorum ilişkisi
Estimated Time:1m 30s
Question 233Question

2828 yaşında Sistemik Lupus Eritematozus (SLESLE) tanısı olan kadın hastanın rutin sağlık taramasında VDRLVDRL (Venereal Disease Research Laboratory) testi pozitif sonuçlanmıştır. Bu sonucu doğrulamak amacıyla istenen TPHATPHA (Treponema pallidum hemaglütinasyon) testi ise negatif saptanmıştır. Bu hastadaki laboratuvar bulguları aşağıdakilerden hangisi ile en iyi açıklanır?

Show answer & explanation

Answer: Biyolojik yalancı pozitiflik

Answer

Biyolojik yalancı pozitiflik
Biyolojik yalancı pozitiflik, nontreponemal testlerin (VDRL, RPR) sifiliz enfeksiyonu dışındaki nedenlerle (otoimmün hastalıklar, gebelik, viral enfeksiyonlar, IV ilaç kullanımı vb.) pozitif çıkması durumudur. SLESLE hastalarında bulunan antifosfolipid antikorları, VDRL testinde kullanılan kardiyolipin antijeni ile çapraz reaksiyon vererek yalancı pozitifliğe yol açar. TPHATPHA gibi spesifik treponemal testlerin negatif olması, hastada gerçek bir sifiliz enfeksiyonu olmadığını kanıtlar.

Step-by-Step Solution

VDRL ve TPHA test sonuçlarının niteliğini belirle.
VDRL nontreponemal (tarama), TPHA ise treponemal (doğrulama) testidir.
Sifiliz tanısında nontreponemal testlerin pozitifliği, spesifik treponemal testlerle doğrulanmalıdır.
Hastanın klinik durumunu (SLE) test sonuçlarıyla ilişkilendir.
SLE hastalarında VDRL'nin pozitif ancak TPHA'nın negatif olması sık görülen bir durumdur.
VDRL testi bakterinin kendisine değil, kardiyolipine karşı oluşan antikorlara bakar; SLE gibi otoimmün hastalıklarda bu antikorlar sifiliz olmadan da bulunabilir.

Key Concept

Sifiliz Serolojisinde Biyolojik Yalancı Pozitiflik (BFP)
Estimated Time:45s
Question 234Question

4242 yaşında erkek hasta, son 22 gündür devam eden ateş ve öksürük şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde; vücut sıcaklığı 38.8C38.8^\circ C, nabız 115/dk115/dk, solunum sayısı 26/dk26/dk, kan basıncı 90/6090/60 mmHg ve Glasgow Koma Skoru 1313 olarak saptanıyor. Hastanın bazal (önceki) laboratuvar değerlerinin tamamen normal olduğu biliniyor. Bu hastada sepsis tanısının doğrulanması için Sepsis-3 (Üçüncü Uluslararası Konsensüs Tanımları) kılavuzuna göre atılması gereken bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Organ disfonksiyonunu değerlendirmek için SOFA skorunu hesaplamak

Answer

Sepsis-3 kılavuzuna göre, qSOFA skoru 22 veya daha fazla olan hastalarda organ disfonksiyonunu doğrulamak için SOFA skoru hesaplanmalıdır.
Sepsis-3 tanımlarına göre, enfeksiyon şüphesi olan bir hastada qSOFA skorunun 22 veya üzerinde olması, kötü prognoz ve sepsis riskini gösterir. Bu durumda tanısal süreçte bir sonraki aşama, solunum, koagülasyon, karaciğer, kardiyovasküler, merkezi sinir sistemi ve böbrek fonksiyonlarını içeren tam SOFA skorunun hesaplanarak bazale göre en az 22 puanlık bir artış olup olmadığının saptanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın qSOFA kriterlerini değerlendirin.
Hasta solunum sayısı (26/dk2226/dk \geq 22), sistolik kan basıncı (9090 mmHg 100\leq 100) ve bilinç değişikliği (GKS 13<1513 < 15) kriterlerinin üçünü de karşılamaktadır (qSOFA=3qSOFA = 3).
qSOFA, sepsis şüphesi olan hastaları hızlıca taramak için kullanılan bir başucu aracıdır.
2
Sepsis-3 tanı algoritmasındaki bir sonraki adımı belirleyin.
qSOFA skoru 2\geq 2 ise, hastada organ disfonksiyonu varlığını doğrulamak için tam SOFA (Sequential Organ Failure Assessment) skoru hesaplanmalıdır.
Sepsis, enfeksiyona karşı düzensiz konak yanıtı sonucu oluşan ve SOFA skorunda bazale göre 2\geq 2 puanlık artışla tanımlanan hayatı tehdit edici bir organ disfonksiyonudur.

Key Concept

Sepsis-3 Tanı Algoritması
Question 235Question

Divertikülit perforasyonu sonrası gelişen ve drenajı sırasında kötü kokulu cerahat boşalan bir subfrenik apse materyalinden; Gram boyamada Gram-negatif pleomorfik çomaklar izlenmiş, kültürde ise %20 safralı ortamda üreyebilen sporsuz bir mikroorganizma izole edilmiştir. Bu mikroorganizma ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Oksidatif transport sistemine sahip olmadığı için aminoglikozidlere karşı doğal (intrinsik) dirençlidir.

Answer

Anaerob bakterilerin aminoglikozidlere karşı doğal dirençli olmasının nedeni oksidatif transport sisteminin yokluğudur.
Doğru ifade; anaerob bakterilerin (örneğin Bacteroides fragilis) aminoglikozidlere (gentamisin, amikasin vb.) karşı doğal olarak dirençli olmasıdır. Aminoglikozidlerin bakteri hücresine girişi, oksijene bağımlı bir oksidatif transport sistemi gerektirir. Anaerob ortamda ve bu sisteme sahip olmayan bakterilerde ilaç hücre içine giremez ve etkisiz kalır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Batın içi apse, kötü kokulu cerahat ve Gram-negatif pleomorfik çomaklar anaerob bir enfeksiyonu, özellikle de Bacteroides fragilis'i düşündürür.
B. fragilis, batın içi apselerde en sık izole edilen anaerobdur.
2
Laboratuvar verilerini analiz et
%20 safralı ortamda üreme özelliği B. fragilis grubunu diğer anaeroblardan ayıran temel laboratuvar bulgusudur.
Tanımlama için bile-eskülin agarda üreme ve siyah pigment oluşumu tipiktir.
3
Direnç mekanizmasını belirle
Anaerobların aminoglikozid direnci oksidatif sistem eksikliğine bağlıyken, penisilin direnci beta-laktamaz üretimine bağlıdır.
Bu temel farmakolojik bilgi TUS'ta sıkça sorgulanmaktadır.

Key Concept

Bacteroides fragilis'in laboratuvar özellikleri ve antibiyotik direnç mekanizmaları.
Estimated Time:1m 30s
Question 236Question

2424 yaşında erkek hasta, az pişmiş hamburger tüketiminden 33 gün sonra başlayan, başlangıçta sulu olan ancak sonrasında kanlı karaktere dönüşen ishal ve kolik tarzda karın ağrısı şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Hastanın ateşinin olmadığı (37.1C37.1^\circ C) ve fizik muayenesinde karın bölgesinde yaygın hassasiyet dışında akut batın bulgusu saptanmadığı görülüyor. Laboratuvar incelemesinde hafif lökositoz ve trombositopeni (115.000/mm3115.000/mm^3) izleniyor. Bu hastadaki klinik tabloya neden olan en olası etken ve yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tedavide florokinolon veya trimetoprim-sulfametoksazol kullanımı, Shiga benzeri toksin salınımını uyararak Hemolitik Üremik Sendrom (HÜS) gelişme riskini artırabilir.

Answer

Tedavide florokinolon veya trimetoprim-sulfametoksazol kullanımı, toksin salınımını uyararak Hemolitik Üremik Sendrom (HÜS) gelişme riskini artırabilir.
Doğru seçenek olan ifadede belirtildiği üzere, EHEC enfeksiyonlarında florokinolonlar veya TMP-SMX gibi antibiyotiklerin kullanımı, bakteriyel DNA hasarını tetikleyerek bakteriyofajların litik döngüsüne girmesine ve Shiga benzeri toksinlerin üretiminin/salınımının artmasına neden olur. Bu durum, renal endotel hasarını şiddetlendirerek Hemolitik Üremik Sendrom (HÜS) gelişme riskini artırdığı için bu hastalarda antibiyotik kullanımı kontrendikedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Az pişmiş hamburger tüketimi öyküsü, afebril kanlı ishal ve hafif trombositopeni varlığı saptandı.
EHEC (özellikle O157:H7 suşu) enfeksiyonları tipik olarak sığır eti tüketimi sonrası, genellikle ateşsiz seyreden kanlı ishal ile karakterizedir.
2
Patogenezi ve komplikasyon riskini analiz et.
Etkenin salgıladığı Shiga benzeri toksinlerin (Vero toksin) endotel hasarına yol açarak HÜS'e zemin hazırladığı belirlendi.
HÜS tablosu; mikroanjiopatik hemolitik anemi, trombositopeni ve akut böbrek hasarı triadı ile tanınır.
3
Tedavi protokolünü belirle.
Antibiyotik kullanımının bakteriyel ölümü hızlandırarak serbest kalan toksin miktarını artırdığı ve HÜS riskini yükselttiği sonucuna varıldı.
EHEC ishalinde tedavi esas olarak destekleyicidir (sıvı-elektrolit replasmanı); antibiyotiklerden kaçınılmalıdır.

Key Concept

Enterohemorajik E. coli (EHEC) enfeksiyonlarında antibiyotik kontrendikasyonu ve HÜS riski.
Estimated Time:1m 30s
Question 237Question

28 yaşında erkek hasta, Hindistan seyahatinden döndükten 10 gün sonra başlayan baş ağrısı, halsizlik ve giderek yükselen ateş şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesinde vücut ısısı 39.8C39.8^{\circ}C, nabız 68/dakika68/dakika saptanıyor. Karın muayenesinde splenomegali ve göğüs ön yüzünde birkaç adet soluk pembe renkli maküler lezyon (rose spots) izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde lökopeni tespit ediliyor. Bu hastada en olası etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Salmonella Typhi

Answer

Sunulan klinik tablo (rölatif bradikardi, rose spots, splenomegali ve lökopeni) ile en uyumlu etken Salmonella Typhi'dir.
Salmonella Typhi, tifo (enterik ateş) tablosuna neden olur. Hastalığın klasik bulguları arasında yüksek ateş ile birlikte nabzın düşük kalması (rölatif bradikardi veya Faget belirtisi), gövdede basmakla solan pembe lekeler (rose spots), splenomegali ve lökopeni yer alır. Seyahat öyküsü tanıda kritiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Yüksek ateşe rağmen nabzın düşük kalması (rölatif bradikardi/Faget belirtisi) ve 'rose spots' denilen gül lekeleri saptandı.
Bu bulgular enterik ateş (tifo) için spesifik tanısal ipuçlarıdır.
2
Epidemiyolojik ve laboratuvar verilerini değerlendir.
Güneydoğu Asya seyahati ve lökopeni varlığı tifo tanısını desteklemektedir.
Salmonella Typhi seyahat ilişkili ateşin önemli nedenlerinden biridir ve kemik iliği supresyonu ile lökopeni yapabilir.
3
Tanıyı netleştir.
Tablo Salmonella Typhi enfeksiyonuna (Tifo) işaret etmektedir.
Diğer enterik patojenler genellikle daha lokalize GİS bulguları (ishal gibi) ile seyrederken, Salmonella Typhi sistemik bir enfeksiyondur.

Key Concept

Tifo (Enterik Ateş) Klinik Bulguları

Hints

1
Yüksek ateşe rağmen nabzın beklenenden düşük olması (Faget belirtisi) hangi hastalıklarda görülür?
2
Gövdedeki soluk pembe lekeler (rose spots) enterik ateşin karakteristik bir bulgusudur.

Practice More

Tifo tanısında kan, dışkı ve kemik iliği kültürlerinin haftalara göre duyarlılık oranlarını tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 238Question

7272 yaşında kadın hasta, üriner sistem enfeksiyonu nedeniyle 22 haftadır geniş spektrumlu sefalosporin kullanmaktadır. Tedavi sırasında günde 686-8 kez olan sulu, pis kokulu dışkılama ve kramp tarzında karın ağrısı şikayetleri başlıyor. Yapılan kolonoskopik incelemede kolon mukozasında yama tarzında sarı-beyaz renkli plaklar saptanıyor. Bu klinik tabloya en sık neden olan mikroorganizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Clostridium difficile

Answer

Antibiyotik ilişkili psödomembranöz kolit tablosunun en sık etkeni Clostridium difficile'dir.
Hastanın sefalosporin kullanım öyküsü, sulu ishali ve kolonoskopide görülen tipik sarı-beyaz plaklar (psödomembranlar) Clostridium difficile tarafından oluşturulan psödomembranöz kolit tanısını doğrular. Bu mikroorganizma, ürettiği toksinler aracılığıyla kolon epitelinde hasar ve inflamasyon oluşturarak bu karakteristik görünümü meydana getirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öyküyü analiz et
Geniş spektrumlu antibiyotik (sefalosporin) kullanımı saptandı.
Antibiyotikler normal kolon florasını bozarak fırsatçı patojenlerin çoğalmasına zemin hazırlar.
2
Endoskopik bulguyu tanımla
Kolonda sarı-beyaz renkli psödomembran plakları görüldü.
Psödomembranlar, fibrin, mukus ve nekrotik debrisin mukoza üzerinde birikmesiyle oluşur ve bu tablo için tanısaldır.
3
Etkeni belirle
Bulgular Clostridium difficile enfeksiyonuna (psödomembranöz kolit) işaret eder.
Etkenin salgıladığı toksinler mukoza hasarının ana sorumlusudur.

Key Concept

Antibiyotik kullanımına bağlı gelişen psödomembranöz kolitin en tipik etkeni Clostridium difficile'dir.
Estimated Time:45s
Question 239Question

58 yaşında erkek hasta, perfore apandisit operasyonu sonrası gelişen yüksek ateş ve karın ağrısı şikayetleriyle değerlendiriliyor. Batın tomografisinde sigmoid kolon komşuluğunda hava-sıvı seviyelenmesi gösteren apse saptanıyor. Apse drenajından yapılan Gram boyamada bol miktarda Gram negatif basiller görülüyor. Bu hastada ampirik tedavide penisilin G veya ampisilin gibi ajanların tercih edilmemesine neden olan, beta-laktamaz üretimi ile penisilinlere karşı yüksek oranda direnç gösteren en olası anaerob etken aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Bacteroides fragilis

Answer

Bacteroides fragilis, beta-laktamaz üretimi sayesinde penisilinlere karşı dirençlidir ve intraabdominal apselerin en yaygın anaerob etkenidir.
Bacteroides fragilis, insan kolon florasının en önemli bileşenlerinden biridir ve intraabdominal enfeksiyonlarda (apse, peritonit) en sık izole edilen anaerobik patojendir. Bu bakterinin en önemli özelliği, kromozomal olarak kodlanan beta-laktamaz üretimi sayesinde penisilin G, ampisilin ve birinci kuşak sefalosporinlere karşı yüksek oranda dirençli olmasıdır. Bu nedenle tedavide metronidazol, karbapenemler veya beta-laktamaz inhibitörlü kombinasyonlar tercih edilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz et
Perfore apandisit sonrası gelişen intraabdominal apse ve Gram negatif basil görünümü saptandı.
Olası etkenlerin odaklandığı anatomik bölge ve mikroskobik özellikler tanıya yaklaştırır.
2
Antibiyotik direncini değerlendir
Bacteroides fragilis grubu bakteriler, beta-laktamaz üretimi nedeniyle penisilinlere (Penisilin G, Ampisilin) doğal olarak dirençlidir.
Tedavi seçiminde anaerob bakterilerin direnç paternlerini bilmek ampirik tedavinin başarısı için kritiktir.
3
Ayırıcı tanı yap
Diğer seçeneklerdeki bakteriler (Clostridium, Peptostreptococcus, Actinomyces) genellikle penisilinlere duyarlıdır.
Soru kökünde belirtilen penisilin direnci ve Gram negatif yapı sadece Bacteroides fragilis ile uyumludur.

Key Concept

Bacteroides fragilis ve Beta-laktamaz Direnci

Practice More

Bacteroides fragilis'in %20 safralı besiyerinde (Bile Esculin Agar) üreyebilme özelliğini ve aminoglikozidlere karşı doğal direncini tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 240Question

4 aylık bir bebek, son iki gündür devam eden kabızlık, emmede zayıflık ve halsizlik şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede yaygın hipotoni ("gevşek bebek" görünümü), zayıf ağlama, başını dik tutamama ve pupillerde ışık refleksinde yavaşlama saptanmıştır. Aile, ek gıdaya geçiş sürecinde bebeğe tatlandırılmış bal verildiğini ifade etmiştir. Bu hastadaki klinik tablonun patogenezinden sorumlu temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sindirim sistemine alınan sporların kolonize olması ve vücut içinde (in vivo) toksin sentezlemesi

Answer

Bebek botulizminde temel patogenetik mekanizma, bal gibi kontamine gıdalarla alınan Clostridium botulinum sporlarının bağırsak kanalında kolonize olup in vivo olarak toksin üretmesidir.
Bebek botulizmi (infant botulism), Clostridium botulinum sporlarının (sıklıkla bal ile) alınması sonrası, bebeklerin henüz olgunlaşmamış bağırsak florasında kolonize olması ve burada toksin üretmesi (in vivo üretim) sonucu gelişir. Bu, erişkinlerdeki preformize toksin içeren konservelerin tüketilmesiyle oluşan tablodan farklıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Kabızlık, hipotoni (floppy baby), zayıf ağlama ve pupiller bulgular botulizm ile uyumludur.
Botulinum toksini asetilkolin salınımını engelleyerek flask paralize neden olur.
2
Risk faktörü ve yaş grubunun değerlendirilmesi
Bebek yaş grubu ve bal tüketim öyküsü 'Bebek Botulizmi' tanısını destekler.
Bal, Clostridium botulinum sporları için önemli bir kaynaktır.
3
Patogenez ayrımı yapılması
Bebeklerde mekanizma 'spor alımı + in vivo üretim' şeklindedir.
Erişkinlerin aksine bebeklerde koruyucu bağırsak florası yetersiz olduğundan sporlar vejetatif hale geçip kolonize olabilir.

Key Concept

Bebek botulizmi (infant botulism), preformize toksin alımıyla değil, sporların bağırsak kanalında kolonizasyonuyla oluşur.

Alternative Method

Bebek botulizmi ile erişkin botulizmini ayırt ederken 'spor vs toksin alımı' farkını hatırlamak için bebeklerin bağırsak florasının 'boş bir arazi' gibi sporların yerleşmesine müsait olduğunu düşünebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 12 / 18Next
Enfeksiyon Hastalıkları — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 12 | Examkin