Jinekolojik Onkoloji

331 questions

Question 241Question

2424 yaşında kadın hasta, son 88 ay içerisinde gelişen ses kalınlaşması, erkek tipi tüylenme ve klitoromegali şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan pelvik muayene ve ultrasonografide sağ overde 88 cmcm çapında solid yapıda kitle saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum total testosteron düzeyi 350350 ng/dLng/dL (yüksek) bulunurken, DHEASDHEAS düzeyi 200200 μg/dL\mu g/dL (normal) saptanıyor. Bu hasta için en olası tanıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tümörün patogenezinde sıklıkla DICER1 geninde meydana gelen mutasyonlar eşlik eder.

Answer

Sertoli-Leydig hücreli tümörlerin patogenezinde sıklıkla DICER1 gen mutasyonları eşlik eder.
Hastanın klinik tablosu (virilizasyon bulguları) ve laboratuvar değerleri (over kaynaklı androjen artışı) Sertoli-Leydig hücreli tümörü (SLCT) işaret etmektedir. Sertoli-Leydig hücreli tümörlerin patogenezinde, özellikle orta ve az diferansiye tiplerinde karakteristik olarak DICER1 gen mutasyonları saptanmaktadır. Bu genetik ilişki, tümörün sınıflandırılmasında ve patogenezinin anlaşılmasında kritik bir öneme sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Hızlı gelişen virilizasyon bulguları (ses kalınlaşması, klitoromegali), solid over kitlesi, yüksek testosteron ve normal DHEAS seviyeleri saptanmıştır.
Yüksek testosteron ile normal DHEAS kombinasyonu, androjen kaynağının sürrenal değil over olduğunu gösterir.
2
Olası tanıyı belirle.
Androjen üreten en yaygın non-epitelyal over tümörü olan Sertoli-Leydig hücreli tümör (SLCT) tanısına ulaşılır.
Genç kadınlarda virilizasyon yapan solid over kitlesi için en tipik tanı SLCT'dir.
3
Tanının genetik ve histopatolojik özelliklerini değerlendir.
SLCT patogenezinde DICER1 mutasyonunun önemli bir yer tuttuğu sonucuna varılır.
Modern moleküler patolojide DICER1 mutasyonları SLCT (özellikle orta/az diferansiye tipleri) ile güçlü şekilde ilişkilendirilmiştir.

Key Concept

Sertoli-Leydig hücreli tümörlerin ayırıcı tanısı ve genetik patogenezi.

Practice More

Diğer virilizan over tümörleri olan Hilus hücreli tümör ve steroid hücreli tümörlerin ayrımını hormon seviyeleri ve yaş üzerinden çalışın.
Estimated Time:2m 30s
Question 242Question

Kırk üç yaşında bir kadın hasta, jinekoloji polikliniğine 3 aydır devam eden düzensiz vajinal kanama ve pelvik ağrı şikayetiyle başvuruyor. Ultrasonografide uterin kavitede heterojen yapıda 8 cm'lik bir kitle saptanıyor. Yapılan endometrial biyopsi yetersiz materyal vermesi üzerine histeroskopik biyopsi uygulanıyor. Patoloji raporu 'düşük mitotik aktiviteli stromal proliferasyon, belirgin nükleer atipi yok' şeklinde geliyor. Ancak radyolojik görünüm ve klinik tablo malignite şüphesi doğurduğundan total histerektomi + bilateral salfingo-ooferektomi yapılıyor. Ameliyat spesmeni incelendiğinde 'CD10 pozitif, desmin negatif, düşük mitotik indeks' saptanıyor ve FIGO evre IB olarak raporlanıyor. Bu hasta için standart cerrahi sonrası hangi ek tedavi yaklaşımı en uygundur?

Show answer & explanation

Answer: Progesteron bazlı hormonal terapi (medroksiprogesteron asetat veya megestrol asetat)

Answer

Progesteron bazlı hormonal terapi (medroksiprogesteron asetat veya megestrol asetat)
Düşük dereceli endometrial stromal sarkom (LG-ESS), CD10 pozitifliği ve desmin negativitesi ile karakterize, progesteron ve östrojen reseptörü açısından zengin bir tümördür. Bu hormonal duyarlılık, LG-ESS'nin tedavisinde progestin bazlı (medroksiprogesteron asetat veya megestrol asetat) hormonal tedaviyi birincil adjuvan seçenek haline getirir. Total histerektomi ve BSO yapılmış Evre IB olgularda adjuvan progestin tedavisi standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
İmmünohistokimyasal profili yorumla
CD10 pozitif, desmin negatif bulgusu endometrial stromal sarkomu (ESS) düşündürür; leiomyosarkomda desmin/SMA pozitifliği beklenir.
Uterin sarkomların birbirinden ayrımında immünohistokimya kritik rol oynar; CD10 ESS için belirteçtir.
2
Tümör derecesini ve FIGO evresini değerlendir
Düşük mitotik indeks + belirgin atipi yokluğu → Düşük Dereceli ESS (LG-ESS). FIGO Evre IB → miyometriuma ≥1/2 invazyon.
LG-ESS yüksek dereceli ESS'den (HG-ESS) farklı biyolojik davranış gösterir; evreleme adjuvan tedaviyi belirler.
3
LG-ESS'nin hormonal duyarlılığını değerlendir
LG-ESS güçlü progesteron ve östrojen reseptörü pozitifliği gösterir; progestin tedavisine yanıt oranı yüksektir.
Hormonal duyarlılık bu tümörün temel biyolojik özelliğidir ve tedavi seçimini belirler.
4
Evre IB LG-ESS için adjuvan tedavi kararı ver
Total histerektomi + BSO sonrası Evre IB LG-ESS'de progestin bazlı adjuvan hormonal tedavi standarttır.
Nüks riskini azaltmada progestinlerin etkinliği kanıtlanmıştır; kemoterapi veya radyoterapi bu tümörde birincil adjuvan seçenek değildir.

Key Concept

Düşük dereceli endometrial stromal sarkomun (LG-ESS) immünohistokimyasal tanısı ve hormonal tedaviye duyarlılığı
Estimated Time:2m 0s
Question 243Question

Otuz beş yaşında, G2P2G_2P_2 olan bir hasta, 3 yıl önce CIN 2 tanısıyla LEEP uygulanmış ve sonraki iki yıllık takiplerinde (6. ay ve 18. ay) sitoloji negatif, HPV ko-test negatif olarak raporlanmıştır. Bugünkü kontrolünde (tedaviden 3 yıl sonra) yapılan ko-testte servikal sitoloji 'HSIL' ve HPV tip 16 pozitif gelmiştir. Kolposkopi yeterli (transformasyon zonu tip 1), yapılan kolposkopi yönlendirimli biyopside CIN 1 saptanmış, endoservikal küretaj (ECC) negatif sonuçlanmıştır. Sitoloji-histoloji uyumsuzluğu göz önünde bulundurulduğunda bu hasta için en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Diagnostik eksizyonel prosedür (LEEP/konizasyon) uygulanması

Answer

Diagnostik eksizyonel prosedür (LEEP/konizasyon) uygulanmalıdır.
Mevcut senaryoda sitoloji HSIL, histoloji ise CIN 1 düzeyinde kalmaktadır. Bu diskordans, yeterli kolposkopi ve negatif ECC'ye rağmen çözüme kavuşmamıştır. ASCCP 2019 rehberine göre, HSIL sitoloji ile kolposkopik biyopside CIN 1 veya negatif sonuç arasındaki uyumsuzluk—özellikle önceki yüksek dereceli lezyon tedavisi öyküsü ve HPV 16 pozitifliği eşlik ediyorsa—eksizyonel tanısal prosedür için net bir endikasyon oluşturmaktadır. Bu hem atlanan lezyonu ortaya çıkaracak hem de gerekirse tedavi edecektir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın arka planını ve mevcut durumunu değerlendir
Hasta, 3 yıl önce CIN 2 nedeniyle tedavi edilmiş ve 2 negatif ko-test sonrası izlemden çıkma eşiğindeyken yeniden HSIL sitoloji + HPV 16 pozitifliği ile başvurmuştur.
Önceki CIN 2 tedavisinden sonra HSIL nüksü, yüksek riskli bir klinik senaryo oluşturmaktadır.
2
Sitoloji-histoloji uyumsuzluğunu tanımla
Sitoloji HSIL, histoloji ise yalnızca CIN 1 göstermektedir. Yeterli kolposkopi ve negatif ECC'ye rağmen bu uyumsuzluk mevcuttur.
HSIL sitoloji ile CIN 1 histoloji arasındaki diskordans, yüksek dereceli bir lezyonun gözden kaçmış olabileceğini düşündürür ve bu durum ASCCP 2019 kılavuzuna göre özel bir yönetim gerektirir.
3
ASCCP 2019 kılavuzuna göre diskordans durumundaki yönetim seçeneğini belirle
HSIL sitoloji + kolposkopide CIN 1 saptanması (diskordans) durumunda, özellikle önceki yüksek dereceli lezyon tedavisi öyküsü varsa, eksizyonel prosedür tercih edilir.
Ablasyon, diskordans durumunda kontrendikedir; çünkü altta yatan lezyonun tipini ve sınırlarını değerlendirme imkânı ortadan kalkar. Eksizyonel prosedür hem tanısal hem tedavi amaçlı işlev görür.
4
Takip seçeneklerini dışla
6 veya 12 aylık takip ve tekrar kolposkopi bu yüksek riskli diskordans senaryosunda güvenli kabul edilmez.
HPV 16 pozitifliği ve önceki CIN 2 öyküsü, bekle-gör stratejisinin riskini belirgin şekilde artırmaktadır; eksizyonel prosedür bu riski ortadan kaldırmak için zorunludur.

Key Concept

HSIL sitoloji ile düşük dereceli histoloji (CIN 1) arasındaki diskordansın ASCCP 2019 kılavuzuna göre yönetimi: eksizyonel prosedür endikasyonu
Estimated Time:3m 30s
Question 244Question

Jinekoloji onkoloji kliniğine başvuran 16 yaşındaki bir kız hastada, son 2 aydır izlenen hızlı büyüyen sol adneksiyal kitle nedeniyle laparotomi yapılıyor. İntraoperatif frozen section incelemesinde: primitif germ hücrelerinden köken aldığı düşünülen, solid karakterde, homojen görünümlü, lenfositik infiltrasyon içeren bir tümör saptanıyor. Postoperatif tam rezeksiyon yapıldıktan sonra tümör belirteçleri şu şekilde ölçülüyor: AFP negatif, β-hCG hafif yüksek (normal sınırın 3 katı), LDH belirgin yüksek. PET-CT'de retroperitoneal lenf nodu tutulumu gösteriliyor. Bu hastada doğru tanı-tedavi algoritması ve takip belirteci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tanı disgerminom olup primer tedavi BEP (bleomisin, etoposid, sisplatin) rejimidir; takipte LDH en güvenilir belirteçtir

Answer

Tanı disgerminom olup primer tedavi BEP (bleomisin, etoposid, sisplatin) rejimidir; takipte LDH en güvenilir belirteçtir.
Primitif germ hücreli morfoloji (solid, homojen, lenfositik infiltrasyon), AFP negatifliği, hafif β-hCG yüksekliği ve belirgin LDH yüksekliğinin bir arada bulunması disgerminomun klasik tümör belirteç profilidir. Bu tanıyla retroperitoneal lenf nodu tutulumu varlığında standart tedavi BEP kemoterapisidir (radyoterapi günümüzde fertilite koruma kaygısıyla terk edilmiştir). LDH tümör yükü ve tedavi yanıtıyla en iyi korelasyon gösteren takip belirtecidir.

Step-by-Step Solution

1
Histopatolojik özellikleri değerlendir
Primitif germ hücrelerinden köken alan, solid, homojen, lenfositik infiltrasyon içeren tümör → disgerminom morfolojisi
Disgerminom, overin en sık germ hücreli tümörüdür; büyük primitif hücreler ve lenfositik stroma klasik patolojik bulgudur. Schiller-Duval cisimciği (yolk sac) veya Call-Exner cisimciği (granüloza hücreli) yoktur.
2
Tümör belirteç profilini yorumla
AFP (−), β-hCG hafif ↑ (normal sınırın 3 katı), LDH belirgin ↑ → disgerminom profili
Disgerminomda: LDH primer belirteçtir (tümör yükü ile korelasyon). Sinsitiyotrofoblastik dev hücreler içerdiğinde hafif β-hCG yüksekliği olabilir ancak bu yolk sac (AFP ↑↑) veya embriyonel karsinom (AFP + β-hCG her ikisi ↑↑) değildir.
3
Yaş ve klinik bağlamı birleştir
16 yaş, hızlı büyüyen solid adneksiyal kitle → germ hücreli tümör olasılığı yüksek
Non-epitelyal over tümörlerinde germ hücreli tümörler özellikle adolesan ve genç erişkinlerde görülür; disgerminom bu yaş grubunda en sık germ hücreli tümördür.
4
Tedavi modalitesini belirle
Retroperitoneal tutulum mevcutsa BEP kemoterapisi tercih edilir (radyoterapi değil)
Disgerminom radyosensitif olsa da BEP kemoterapisi fertil yaştaki kadınlarda gonadal fonksiyonu koruma ve benzer kür oranları nedeniyle standart tedavi haline gelmiştir. Evre I hastalıkta izlem bile mümkün olabilirken lenf nodu tutulumunda BEP zorunludur.
5
Takip belirtecini seç
LDH birincil takip belirteci; β-hCG ikincil (yalnızca sinsitiyotrofoblastik bileşen mevcutsa anlamlı)
Disgerminom için AFP takip amacıyla kullanılmaz (AFP yolk sac tümörüne özgüdür). LDH nüks ve tedavi yanıtı için en sensitif belirteçtir.

Key Concept

Disgerminom tanı kriterleri: histomorfologi (primitif germ hücreleri + lenfositik stroma), tümör belirteç profili (LDH ↑, hafif β-hCG olabilir, AFP negatif), yaşa özgü sunum ve BEP kemoterapisi ile tedavi
Estimated Time:3m 30s
Question 245Question

Uterin leiomyosarkomların (LMS) klinik özellikleri, histopatolojik tanısı ve cerrahi yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Klinik Evre I vakalarda lenf nodu metastaz oranı düşük (%35\%3-5) olduğu için şüpheli nodül saptanmadıkça rutin lenfadenektomi önerilmez.

Answer

Leiomyosarkomlarda lenf nodu metastaz oranı düşük olduğu için klinik Evre I vakalarda rutin lenfadenektomi önerilmez.
Doğru olan seçenek leiomyosarkomlarda lenf nodu metastazının düşük olması nedeniyle rutin lenfadenektominin önerilmediğini belirtmektedir. Leiomyosarkomlar esas olarak hematojen yolla yayılırlar ve erken evrelerde lenf nodu tutulumu %5\%5'in altındadır; bu nedenle makroskobik tutulum veya şüpheli lenf nodu yoksa lenfadenektomi sağkalıma ek katkı sağlamaz.

Step-by-Step Solution

1
Leiomyosarkomun (LMS) yayılım yollarını ve evreleme kriterlerini değerlendir.
LMS'de lenfatik yayılım nadirdir (%35\%3-5); FIGO 2023 evrelemesinde Stage I için 5 cm5\text{ cm} sınırı belirlenmiştir.
Cerrahi planlamada lenfadenektominin gerekliliğini belirlemek için evreleme ve yayılım paternini bilmek esastır.
2
Leiomyom ve Leiomyosarkom ayrımında kullanılan histopatolojik kriterleri karşılaştır.
Stanford kriterleri; nükleer atipi, mitotik indeks ve koagülatif nekrozu kapsar.
Hiyalin nekrozun selim, koagülatif nekrozun ise kötü huylu tümörlerin bir özelliği olduğunu ayırt etmek tanıda kritiktir.
3
Stromal sarkomların hormonal duyarlılığını ve cerrahi prensiplerini analiz et.
Düşük dereceli ESS vakalarında over koruma kontrendikedir çünkü tümör östrojen bağımlıdır.
Farklı sarkom tiplerinin yönetim farklarını bilmek doğru tedaviyi seçmeyi sağlar.

Key Concept

Leiomyosarkomlarda lenfatik yayılımın nadir olması nedeniyle rutin lenfadenektomi endikasyonu yoktur; FIGO 2023 evrelemesi ve histopatolojik ayırıcı tanı (nekroz tipi) klinikte belirleyicidir.
Estimated Time:1m 15s
Question 246Question

62 yaşında kadın hasta, vulvada kaşıntı ve ele gelen kitle şikayetiyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol labium majus yerleşimli, üretranın distal 1/31/3’üne uzanım gösteren 1,81,8 cm çapında lezyon saptanıyor. Biyopsi sonucu 33 mm invazyon derinliği olan skuamöz hücreli karsinom olarak raporlanıyor. Klinik ve radyolojik değerlendirmede bölgesel lenf nodu tutulumuna rastlanmıyor. FIGO 2021 sınıflamasına göre bu hastanın evresi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Evre II

Answer

Evre II
FIGO 2021 vulva kanseri evreleme sistemine göre, lenf nodu tutulumu saptanmayan ancak üretranın alt 1/31/3'ü, vajinanın alt 1/31/3'ü veya anüs gibi komşu perineal yapılara uzanım gösteren tümörler, primer tümörün boyutundan bağımsız olarak Evre II kategorisinde değerlendirilir. Soruda verilen hastada üretranın distal 1/31/3 tutulumu ve negatif lenf nodu statüsü bu tanımı tam olarak karşılamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Tümör boyutunun ve invazyon derinliğinin değerlendirilmesi
Tümör 1,81,8 cm ve invazyon 33 mm'dir. Bu durum lezyonun Evre IA (<1<1 mm invazyon) olmadığını gösterir.
Evre IA için invazyon derinliğinin 11 mm veya daha az olması şarttır.
2
Komşu organ uzanımının kontrol edilmesi
Tümör üretranın distal 1/31/3'üne uzanım göstermektedir.
Vulva kanserinde üretranın alt 1/31/3'ü, vajinanın alt 1/31/3'ü veya anüs tutulumu evrelemeyi etkiler.
3
Lenf nodu statüsünün belirlenmesi
Lenf nodları klinik ve radyolojik olarak negatiftir.
Lenf nodu pozitifliği hastalığı doğrudan Evre III'e taşır.
4
FIGO 2021 kriterlerinin uygulanması
Negatif lenf nodları ile birlikte perineal yapı (üretra 1/31/3 distal) tutulumu Evre II tanısı koydurur.
FIGO 2021 güncel sınıflamasına göre Evre II, lenf nodu negatifken komşu alt perineal yapıların tutulumudur.

Key Concept

Vulva kanserinde FIGO 2021 Evre II tanımı: Herhangi bir boyuttaki tümörün üretranın alt 1/31/3'ü, vajinanın alt 1/31/3'ü veya anüse uzanması (lenf nodu negatifliği ile).
Estimated Time:1m 30s
Question 247Question

Kolposkopi eşliğinde alınan biyopsi sonucu CIN 2 (servikal intraepitelyal neoplazi grade 2) olarak raporlanan 42 yaşındaki bir hastada, mevcut Türkiye Sağlık Bakanlığı ve ASCCP kılavuzlarına göre tercih edilen tedavi yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: LEEP (Loop Elektriki Eksizyonel Prosedür) ile eksizyonel tedavi

Answer

LEEP (Loop Elektriki Eksizyonel Prosedür) ile eksizyonel tedavi
CIN 2 tanısı almış 42 yaşındaki hastada LEEP ile eksizyonel tedavi, hem ASCCP hem de Türkiye Sağlık Bakanlığı kılavuzlarının önerdiği standart yaklaşımdır. LEEP, lezyonu çıkarırken cerrahi sınırların histopatolojik değerlendirmesine de imkân tanır; bu sayede gizli invazyon ekarte edilebilir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaşı ve lezyon derecesini değerlendir
42 yaşında yetişkin hasta, CIN 2 tanısı mevcut
CIN 2 yönetimi hasta yaşına ve üreme planlarına göre farklılık gösterebilir; adölesan olmayan erişkin hastalarda eksizyonel tedavi tercih edilir
2
CIN 2 lezyonu için kılavuz önerilerini hatırla
CIN 2, yüksek dereceli preinvaziv lezyon olarak kabul edilir ve tedavi gerektirir
CIN 2 lezyonu spontan gerileme potansiyeli taşısa da, özellikle 25 yaş üstü hastalarda tedavi önerilir
3
Uygun tedavi modalitesini belirle
LEEP (eksizyonel tedavi) hem tanısal hem tedavi edici olduğu için tercih edilir
LEEP, lezyon sınırlarının patolojik incelenmesine olanak tanır ve CIN 2 için standart tedavidir

Key Concept

CIN 2 lezyonlarında eksizyonel tedavi endikasyonu ve LEEP uygulaması
Estimated Time:1m 0s
Question 248Question

Otuz sekiz yaşında bir kadın hasta, son 6 aydır adet düzensizliği ve progressif virilizasyon bulguları (klitoromegali, ses kalınlaşması, temporal saç çıkması) nedeniyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde serum testosteron düzeyi belirgin yüksek, DHEA-S normal sınırda, serum inhibin B düzeyi düşük, serum AFP ve β-hCG normal saptanıyor. Pelvik MRG'de sağ overde 4 cm çaplı solid-kistik heterojen kitle izleniyor. Tümör intraoperatif frozen kesitte inceleniyor; primitif gonadal stroma komponenti eşlik eden tübüler yapılar ve Leydig hücre kümelerinden oluştuğu saptanıyor ve sınıflandırma tartışmalıdır. Patoloğun bu tümörü doğru sınıflandırması için biyokimyasal ve histolojik bulgular birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdaki seçeneklerden hangisi bu olgunun tüm bulgularıyla en uyumlu nihai tanıyı ve DICER1 mutasyon ilişkisini doğru şekilde eşleştirmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Sertoli-Leydig hücreli tümör (orta derecede diferansiye) — DICER1 somatik mutasyonu tümörün yaklaşık %60'ında mevcuttur; düşük inhibin B tümörün Leydig komponenti yetersizliğini yansıtır

Answer

Sertoli-Leydig hücreli tümör (orta derecede diferansiye) — DICER1 somatik mutasyonu yaklaşık %60 oranında mevcuttur; düşük inhibin B Leydig komponent baskınlığını yansıtır.
Tübüler yapılar, Leydig hücre kümeleri ve primitif gonadal stroma birlikteliği, orta derecede diferansiye Sertoli-Leydig hücreli tümörün (SLCT) histolojik tanımıdır. Bu tümör tipinde androjen fazlalığına bağlı virilizasyon ve yüksek testosteron beklenen klinik tablodur. AFP ve β-hCG normalliği germ hücreli tümörleri, düşük inhibin B ise granüloza hücreli tümörü dışlar. DICER1 somatik mutasyonu, özellikle orta ve kötü diferansiye SLCT'nin yaklaşık %60'ında gösterilmiştir; bu bulgu tümörün moleküler sınıflandırmasındaki ayırt edici özelliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Hormonal profili değerlendir
Yüksek testosteron + normal DHEA-S → adrenal kaynak dışlanır; over kaynaklı androjen fazlalığı düşünülür
DHEA-S adrenal androgenin göstergesidir; normal olması over patolojisine işaret eder
2
Tümör belirteçlerini değerlendir
AFP ve β-hCG normal → germ hücreli tümörler (yolk sak, disgerminom, embriyonel karsinom) dışlanır; inhibin B düşük → granüloza hücre tümörü (GCT) dışlanır
Her non-epitelyal over tümörünün karakteristik belirteci vardır; marker profili ayırıcı tanıda kritiktir
3
Histolojik bulguları yorumla
Tübüler yapılar (Sertoli komponent) + Leydig hücre kümeleri + primitif gonadal stroma → Sertoli-Leydig hücreli tümör (SLCT) morfolojisi
Bu triad orta derecede diferansiye SLCT'nin tanımlayıcı histopatolojik özelliğidir
4
DICER1 mutasyon ilişkisini belirle
DICER1 somatik mutasyonu, özellikle orta ve kötü diferansiye SLCT'nin yaklaşık %60'ında mevcuttur; heterolog element içerenlerde oran daha yüksektir
DICER1 germline mutasyonu aynı zamanda DICER1 sendromunu oluşturur (pleuropulmoner blastom, tiroid nodülleri); somatik form ise sporadik SLCT ile güçlü ilişkilidir
5
Düşük inhibin B bulgusunu açıkla
Inhibin B esas olarak granüloza hücreleri tarafından salgılanır; tümörde granüloza komponenti yoktur, bu nedenle inhibin B baskılanmıştır; androjen fazlalığı Leydig komponentinden kaynaklanır
Bu bulgu GCT'yi dışlamak ve androjenin kaynağını Leydig komponentine bağlamak için kritik anlam taşır

Key Concept

Sertoli-Leydig hücreli tümörde histolojik alt tip–belirteç–DICER1 mutasyon ilişkisinin bütünleşik yorumlanması
Estimated Time:3m 30s
Question 249Question

42 yaşında, G3P3G_3P_3 olan bir hastanın rutin servikal taramasında sitoloji sonucu "Atipik skuamöz hücreler - yüksek dereceli lezyon dışlanamaz (ASC-H)" olarak raporlanmıştır. Yapılan kolposkopik değerlendirmede skuamokolumnar bileşke tam olarak izlenememiş (Tip 3 transformasyon zonu) ve şüpheli alanlardan alınan biyopsiler "kronik servisit", endoservikal küretaj (ECC) sonucu ise "negatif" olarak gelmiştir. Bu hasta için bir sonraki aşamada en uygun yönetim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Diagnostik eksizyonel prosedür (LEEP/Konizasyon)

Answer

ASC-H sitolojisi olan ve kolposkopisi yetersiz (Tip 3 TZ) bulunan hastada en uygun yönetim diagnostik eksizyonel prosedürdür.
ASC-H sitolojisi saptanan hastalarda altta yatan yüksek dereceli intraepitelyal lezyon (CIN 2+) riski oldukça yüksektir. ASCCP kılavuzlarına göre, ASC-H varlığında yapılan kolposkopi yetersizse (Tip 3 TZ) veya biyopsiler sitolojideki bu şüpheli durumu açıklayacak bir lezyon (CIN 2+) göstermiyorsa, gizli bir invaziv kanser odağını atlamamak için diagnostik eksizyonel prosedür (LEEP/Konizasyon) uygulanması zorunludur.

Step-by-Step Solution

1
Sitolojik riskin değerlendirilmesi
ASC-H (Atipik skuamöz hücreler - yüksek dereceli lezyon dışlanamaz) raporlanmış.
ASC-H, %25-50 oranında altta yatan CIN 2-3 riski taşıyan yüksek riskli bir sitolojidir.
2
Kolposkopi yeterliliğinin kontrolü
Tip 3 transformasyon zonu (TZ) saptanmış.
Skuamokolumnar bileşkenin tam izlenemediği Tip 3 TZ durumunda kolposkopi yetersiz kabul edilir.
3
Sitoloji-histoloji uyumunun analizi
Sitoloji ASC-H iken histoloji kronik servisit (normal).
Biyopsi sonucu sitolojideki yüksek riskli şüpheyi açıklamamaktadır (Major uyumsuzluk).
4
Yönetim kararının verilmesi
Diagnostik eksizyonel prosedür (LEEP veya Soğuk Konizasyon) planlanması.
Yetersiz kolposkopi ve açıklanamayan yüksek riskli sitoloji varlığında, endoservikal kanalda gizli bir lezyonu veya invaziv kanseri dışlamak için eksizyon şarttır.

Key Concept

Yetersiz kolposkopi ve yüksek riskli sitoloji (ASC-H, HSIL) varlığında biyopsi sonucu ne olursa olsun diagnostik eksizyon yapılmalıdır.
Question 250Question

44 yaşında, BMI 36 kg/m2kg/m^2 olan ve fertilite arzusu devam eden bir hastada, anormal uterin kanama nedeniyle yapılan endometrial biyopside Endometrial İntraepitelyal Neoplazi (EIN) saptanmıştır. Bu hastanın klinik yönetimi ve EIN lezyonlarının özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: EIN lezyonlarında gland/stroma oranı artmıştır ve bu lezyonların patogenezinde en sık saptanan genetik değişiklik PTEN tümör baskılayıcı geninin inaktivasyonudur.

Answer

EIN lezyonlarında glandüler yapıların stromal yapıya oranı artmıştır ve bu sürecin moleküler temelinde en sık PTEN gen inaktivasyonu yer alır.
EIN (Endometrial İntraepitelyal Neoplazi), endometriumun premalign bir lezyonudur. Bu tabloda bez (gland) yapıları stroma aleyhine artış gösterir (gland > stroma). Moleküler patogenezde PTEN geninin fonksiyon kaybı, hücre proliferasyonunu kontrolsüz hale getiren en temel ve yaygın (yaklaşık %60-80) değişikliktir.

Step-by-Step Solution

1
EIN tanısının WHO 2014/2020 sınıflamasındaki yerini belirle.
EIN, histopatolojik olarak 'Atipik Hiperplazi'ye karşılık gelir ve premalign bir lezyondur.
Yönetim planı lezyonun malignite potansiyeline göre şekillenir.
2
EIN'in morfolojik ve objektif kriterlerini analiz et.
Glandüler alanın stromal alandan fazla olması (VPS<55%VPS < 55\%) ve D-skorunun 0'ın altında olması EIN lehinedir.
Tanısal doğruluk için yapısal özellikler kritiktir.
3
Patogenezdeki moleküler değişiklikleri sorgula.
PTEN (Phosphatase and tensin homolog) mutasyonu veya ekspresyon kaybı, EIN ve Tip 1 endometrium kanserinde en sık görülen erken dönem değişikliğidir.
Moleküler markerlar biyopsi örneklerinde tanıyı desteklemek için kullanılır.
4
Fertilite koruyucu tedavi seçeneklerini değerlendir.
Histerektomi altın standarttır; ancak fertilite isteği varsa yüksek doz progestin (Megestrol asetat veya LNG-RİA) kullanılır.
Hastanın bireysel tercihi ve çocuk istemi tedavi modalitesini değiştirir.

Key Concept

Endometrial İntraepitelyal Neoplazi (EIN) tanı kriterleri ve moleküler patogenezi.

Practice More

EIN tanısı alan bir hastada eş zamanlı invaziv kanser odağı bulunma ihtimali nedeniyle, histerektomi öncesi endometrial örneklemenin doğruluğu ve MRG'nin rolü çalışılmalıdır.
Estimated Time:3m 0s
Question 251Question

58 yaşında postmenopozal bir kadın, vajinal akıntı ve vajinal ağrı şikayetiyle başvuruyor. Yapılan pelvik muayenede vajenin üst üçte birinde 2,5 cm çaplı, düzensiz sınırlı bir kitle saptanıyor. Kolposkopi eşliğinde alınan biyopsi sonucunda skuamöz hücreli karsinom tanısı konuluyor. Görüntüleme incelemelerinde tümörün pelvik yan duvara uzanmadığı, mesane ve rektuma invaze olmadığı, pelvik ve para-aortik lenf nodlarının negatif olduğu tespit ediliyor. FIGO 2021 evreleme sistemine göre bu hastanın vajina kanseri evresi ve birincil tedavi seçeneği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Evre I; definitif radyoterapi (brakiterapi ± eksternal ışın)

Answer

Evre I; definitif radyoterapi (brakiterapi ± eksternal ışın)
Tümör 2,5 cm olup yalnızca vajina duvarına sınırlıdır; parametriyum, pelvik yan duvar tutulumu ve lenf nodu metastazı yoktur. Bu bulgular FIGO 2021'e göre Evre I tanımını karşılar. Vajina kanserinde, cerrahinin anatomik kısıtlılığı ve fonksiyonel morbidite riski nedeniyle tüm evreler için birincil tedavi modalitesi radyoterapidir; erken evre olgularda intrakaviter/interstisyel brakiterapi ± eksternal ışın radyoterapisi standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
FIGO 2021 vajina kanseri evreleme sistemini uygula
Tümör 2,5 cm, vajina duvarına sınırlı, parametriyum tutulumu yok, pelvik yan duvara ulaşmıyor, lenf nodu negatif → Evre I
FIGO 2021'e göre vajina kanseri Evre I: Tümör vajina duvarıyla sınırlı (herhangi bir boyut). Evre II için parametriyum veya parakolpiyum tutulumu gereklidir.
2
Vajina kanseri için birincil tedavi modalitesini belirle
Definitif radyoterapi (brakiterapi ± EBRT); cerrahi birinci seçenek değildir
Vajina kanseri, anatomik konumu ve cerrahi morbiditesi nedeniyle neredeyse tüm evrelerde radyoterapi ile tedavi edilir. Erken evre küçük lezyonlarda brakiterapi tek başına yeterli olabilirken, daha büyük ya da lokalize ileri lezyonlarda EBRT + brakiterapi kombinasyonu tercih edilir.
3
Yanlış seçenekleri elemine et
Parametriyum tutulumu olmadığı için Evre II değil; pelvik yan duvar/LN tutulumu olmadığı için Evre III değil; cerrahi (radikal histerektomi veya lokal eksizyon) vajina kanseri için standart değil
Evreleme kriterleri ve tedavi modalitesi doğru eşleştirildiğinde diğer seçenekler elenir.

Key Concept

FIGO 2021 vajina kanseri evrelemesi ve tedavi prensipleri
Estimated Time:1m 30s
Question 252Question

Yirmi sekiz yaşında kadın hasta, 10 hafta önce tam küretaj yapılmış; patoloji raporu komplet hidatidiform mol olarak gelmiştir. Küretaj sonrası başlanan haftalık beta-hCG takibinde değerler sırasıyla 48.000, 22.000, 9.500, 9.200 ve 9.100 mIU/mL olarak ölçülmüştür. Bu bulgular doğrultusunda hastanın yönetimi için aşağıdakilerden hangisi en uygun bir sonraki adımdır?

Show answer & explanation

Answer: Kemoterapi başlanması (metotreksat monoterapisi)

Answer

Metotreksat monoterapisi başlanmalıdır; çünkü beta-hCG değerinin 3 ardışık haftada plato yapması FIGO GTN kriterini karşılar ve düşük riskli GTN için standart tedavi metotreksat monoterapisidir.
Beta-hCG değeri küretaj sonrası 3 ardışık haftada birbirine yakın seyretmiş (9.500 → 9.200 → 9.100 mIU/mL), bu da FIGO GTN kriterlerinden 'ardışık 3 haftada plato' koşulunu karşılar. Hastanın yaşı, kısa aralık, beta-hCG düzeyi ve metastaz bulgusu olmaması düşük riskli GTN profilini destekler. Bu nedenle standart birinci basamak tedavi olan metotreksat monoterapisi endikedir.

Step-by-Step Solution

1
Beta-hCG değerlerinin seyrine bakılarak GTN kriterlerini değerlendirin
Son üç haftalık değerler: 9.500 → 9.200 → 9.100 mIU/mL — ardışık 3 ölçümde ≤%10 değişim (plato)
FIGO kriterine göre 3 ardışık haftada plato (<%10 değişim) gestasyonel trofoblastik neoplazi tanısı koydurur
2
Risk skorlaması yapın (FIGO/WHO skoru)
Yaş 28, önceki gebelik tipi mol, kısa interval, beta-hCG <100.000, metastaz bulgusu yok → düşük riskli GTN (skor ≤6)
Risk skoru tedavi rejimini belirler; düşük riskli (≤6) → tek ajan kemoterapi, yüksek riskli (>6) → kombine kemoterapi
3
Düşük riskli GTN için uygun tedaviyi seçin
Metotreksat monoterapisi (veya aktinomisin-D) birinci basamak tedavidir
Tek ajan kemoterapide tam remisyon oranı düşük riskli GTN'de %80-90 olup fertiliteyi korur

Key Concept

Komplet mol sonrası beta-hCG platosunun GTN kriterleri açısından yorumlanması ve düşük riskli GTN'de tedavi seçimi
Question 253Question

5656 yaşında postmenopozal hasta, son 33 aydır devam eden vajinal kanama ve pelvik ağrı şikayeti ile başvuruyor. Yapılan muayenede uterusun yaklaşık 1212 hafta büyüklüğünde olduğu saptanıyor. Hastaya total abdominal histerektomi, bilateral salpingo-oferektomi ve pelvik-paraaortik lenf nodu diseksiyonu uygulanıyor. Patolojik incelemede uterus korpusunda intramural yerleşimli, 88 cm çapında, yaygın nükleer atipi, her 1010 büyük büyütme alanında (BBABBA) 1515 mitoz ve coğrafi koagülatif nekroz içeren lezyon izleniyor. Seroza intakt olup, adneksler normaldir. Diseke edilen 2424 pelvik lenf nodundan 22 tanesinde metastaz saptanırken, paraaortik lenf nodları negatiftir.

Bu hasta için FIGO 20232023 evreleme sistemine göre en olası evre aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Evre IIIC1

Answer

Pelvik lenf nodu metastazı saptanan uterin leiomyosarkom olgusu FIGO 20232023 evreleme sistemine göre Evre IIIC1 olarak sınıflandırılır.
Doğru seçenek olan Evre IIIC1, pelvik lenf nodu metastazı olan uterin sarkomları tanımlar. Olguda pelvik lenf nodlarında metastaz saptanmış, ancak paraaortik lenf nodları negatif kalmıştır. FIGO 20232023 revizyonuyla birlikte, lenf nodu tutulumu sarkomlarda da spesifik alt evrelere ayrılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Histopatolojik tanı kriterlerini değerlendir
Leiomyosarkom (LMS) tanısı konur.
Belirgin nükleer atipi, yüksek mitotik indeks (>10/10>10/10 BBA) ve koagülatif tümör hücre nekrozu (Stanford kriterleri) LMS tanısı için yeterlidir.
2
Birincil tümörün yayılımını ve boyutunu analiz et
Tümör 88 cm ve uterusa sınırlı.
Uterusa sınırlı, 55 cm'den büyük sarkomlar nodal tutulum olmasaydı Evre IB olarak sınıflandırılacaktı.
3
Lenf nodu statüsünü FIGO 20232023 kriterlerine göre yorumla
Pelvik lenf nodu pozitifliği nedeniyle evre IIIC1'dir.
FIGO 20232023 uterin sarkom (LMS ve ESS) evrelemesinde pelvik lenf nodu tutulumu Evre IIIC1, paraaortik lenf nodu tutulumu Evre IIIC2 olarak belirlenmiştir.

Key Concept

FIGO 20232023 Uterin Sarkom Evrelemesi ve LMS Tanı Kriterleri

Hints

1
Uterin sarkomlarda evreleme, endometrium karsinomundan farklı kriterlere sahiptir.
2
FIGO 20232023 güncellemesinde lenf nodu tutulumu pelvik ve paraaortik olarak ikiye ayrılmıştır.

Practice More

Uterin leiomyosarkomlarda lenfadenektominin sağkalım üzerindeki etkisini ve endikasyonlarını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 254Question

6060 yaşındaki bir kadında postmenopozal dönemde saptanan bilateral adneksiyal kitleler, yaygın asit ve omental 'caking' (omental kalınlaşma) varlığı üzerine yapılan cerrahi ve histopatolojik incelemede 'Yüksek Dereceli Seröz Over Karsinomu' tanısı konulmuştur. Bu hastadaki kanser türünün patogenezi, moleküler özellikleri ve evreleme prensipleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Patogenezinde sıklıkla distal fallop tüpünün fimbrial ucundaki epitelyumdan köken alan 'Seröz Tubal İntraepitelyal Karsinom' (STIC) prekürsör lezyonları yer alır.

Answer

Doğru yanıt, yüksek dereceli seröz over karsinomunun distal fallop tüpündeki STIC lezyonlarından köken aldığını belirten seçenektir.
Yüksek dereceli seröz karsinomlar, epitelyal over kanserlerinin Tip II grubunda yer alır. Bu tümörlerin patogenezinde, fallop tüpünün distal (fimbrial) ucundaki epitelyumda saptanan Seröz Tubal İntraepitelyal Karsinom (STIC) lezyonlarının overe ve peritona yayılması temel mekanizma olarak kabul edilir. Bu tümörler hemen daima TP53TP53 mutasyonu taşırlar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Hastadaki yaygın asit, omental kaking ve bilateral kitleler Tip II (agresif) bir over kanserine işaret etmektedir.
Yüksek dereceli seröz karsinomlar epitelyal over kanserlerinin en sık görülen ve en agresif tipidir.
2
Patogenez modellerinin (Kurman-Shih) gözden geçirilmesi
Tip II tümörlerin (Yüksek dereceli seröz, karsinosarkom) TP53TP53 mutasyonu içerdiği ve fallop tüpü kaynaklı olduğu saptanmıştır.
Geleneksel 'over yüzey epiteli' teorisi yerine modern kanıtlar fimbrial uçtaki STIC lezyonlarını sorumlu tutmaktadır.
3
Tümör belirteçleri ve evreleme kurallarının doğrulanması
CA-125\text{CA-125}'in ana belirteç olduğu, intraoperatif rüptürün ise Evre I sınırlarında kaldığı hatırlanmalıdır.
FIGO evrelemesinde pelvik yayılım (Evre II) ve asit/omental yayılım (Evre III) ayrımı kritiktir.

Key Concept

Epitelyal over kanserlerinde Tip I ve Tip II ayrımı ve fallop tüpü kökenli patogenez (STIC).

Hints

1
Over kanserlerinde patogenezi açıklayan iki temel yolak (Tip I ve Tip II) vardır.
2
Agresif seyreden yüksek dereceli seröz tümörler Tip II grubundadır ve sıklıkla TP53TP53 mutasyonu ile distal fallop tüpü ilişkisi gösterirler.

Practice More

BRCA mutasyonlarının yüksek dereceli seröz karsinom riskini nasıl artırdığını ve profilaktik salpingo-ooforektominin önemini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 255Question

57 yaşında, menopozda olan bir kadın hasta, perianal bölgeye yayılan şiddetli vulvar kaşıntı ve yanma hissi şikayetiyle başvuruyor. Dermatologda 2 yıldır egzama tanısıyla tedavi gören hastanın şikayetleri gerilemiyor. Vulvar muayenede sol labium majus ve perianal bölgeyi tutan, kenarları iyi sınırlı, kırmızımsı-beyaz, 'kadife benzeri' görünümde, eritematöz plak saptanıyor. Biyopsi sonucu 'büyük, soluk sitoplazmalı, intraepitelyal adenokarsinomatöz hücreler' şeklinde raporlanıyor. Bu hastanın tedavisi planlanırken, olası eşzamanlı iç organ maligniteleri açısından araştırma yapılması gerektiği düşünülmektedir. Aşağıdakilerden hangisi bu klinik tablonun en olası iç organ malignite ilişkisini ve primer lezyonun standart cerrahi tedavisini doğru eşleştirmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Rektal/kolorektal adenokarsinom ilişkisi — geniş lokal eksizyon (en az 1 cm cerrahi sınır)

Answer

Rektal/kolorektal adenokarsinom ilişkisi — geniş lokal eksizyon (en az 1 cm cerrahi sınır)
Büyük, soluk sitoplazmalı intraepitelyal adenokarsinomatöz hücreler ile başvuran bu tablo, Vulvar Ekstramamaryal Paget Hastalığı'nın (EMPD) klasik sunumudur. Perianal tutulumun eşlik ettiği EMPD vakalarında eşzamanlı kolorektal/rektal adenokarsinom prevalansı anlamlı düzeyde yüksektir ve kolonoskopi ile rektoskopi dahil gastrointestinal sistem araştırması zorunludur. Primer lezyonun tedavisinde ise invazyonun yokluğunda standart yaklaşım geniş lokal eksizyondur; radikal cerrahi veya rutin lenf nodu değerlendirmesi bu evrede endike değildir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve histopatolojik tanıyı doğrula
Büyük, soluk sitoplazmalı intraepitelyal adenokarsinomatöz hücreler → Vulvar Ekstrameme Paget Hastalığı (EMPD)
Bu histolojik bulgular Paget hastalığının patognomoniktir. Kaşıntı, yanma ve 'kadife benzeri' eritematöz plak görünümü de karakteristiktir. Yıllarca egzama tanısıyla tedavi edilmesi, bu hastalığın sık karşılaşılan tanı gecikmesini yansıtır.
2
Tutulum bölgesine göre olası eşzamanlı iç organ malignitesini belirle
Perianal tutulum → Kolorektal/rektal adenokarsinom; Ürolojik alan tutulumu → Mesane/üretra; Anterior vulvar tutulum → Üretra/mesane
Ekstramamaryal Paget hastalığında lezyonun anatomik konumu, hangi iç organ sisteminin araştırılması gerektiğini belirler. Perianal tutulumda kolorektal karsinom prevalansı yaklaşık %25-30'a ulaşabilir. Koloskopi ve rektoskopi endikedir.
3
Primer lezyon için cerrahi stratejiyi seç
Geniş lokal eksizyon, en az 1 cm (bazı referanslara göre 2 cm) cerrahi sınır ile
EMPD intraepitelyal bir adenokarsinomadır; radikal vulvektomi veya rutin lenf nodu diseksiyonu endike değildir. Ancak lezyonun makroskobik sınırları mikroskobik yayılımı yansıtmadığından pozitif cerrahi sınır sıklığı yüksektir ve rekürrens oranları önemlidir. İnvaziv karsinom varsa yönetim değişir.
4
Tedavi planını bütünleştir
Geniş lokal eksizyon + kolorektal sistem değerlendirmesi (kolonoskopi)
Bu iki bileşenin birlikte doğru eşleştirilmesi, sorunun yanıtını oluşturur.

Key Concept

Vulvar Ekstrameme Paget Hastalığı: perianal tutulumda kolorektal malignite ilişkisi ve standart cerrahi tedavi olarak geniş lokal eksizyon
Estimated Time:2m 30s
Question 256Question

56 yaşında postmenopozal bir hasta, yaklaşık 3 aydır devam eden kötü kokulu vajinal akıntı ve lekelenme tarzında kanama şikayetleriyle başvuruyor. Jinekolojik muayenede serviksi tamamen dolduran, sağ parametriumda sertlik izlenen ancak pelvik yan duvara uzanmayan 5 cm boyutunda ekzofitik kitle saptanıyor. Rektovajinal muayenede rektum mukozası hareketli bulunuyor. Çekilen PET-CT görüntülemesinde, bilateral pelvik lenf nodlarında artmış metabolik aktivite (metastaz) izlenirken, paraaortik lenf nodları ve uzak organ metastazı saptanmıyor. Biyopsi sonucu skuamöz hücreli karsinom olarak raporlanan bu hasta için FIGO 2018'e göre en olası evre ve en uygun tedavi yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Evre IIIC1 - Primer Kemoradyoterapi (Sisplatin + Eksternal RT + Brakiterapi)

Answer

Evre IIIC1 - Primer Kemoradyoterapi (Sisplatin + Eksternal RT + Brakiterapi)
Hastada parametrial tutulum (anatomik olarak Evre IIB) bulunmakla birlikte, FIGO 2018 sistemine göre görüntülemede saptanan pelvik lenf nodu metastazı hastalığı otomatik olarak Evre IIIC1 kategorisine taşır. Paraaortik nodlar negatif olduğu için IIIC2 değildir. Lokal ileri evre (IB3 ve üzeri veya nod pozitif) serviks kanserinin standart tedavisi platin temelli eş zamanlı kemoradyoterapidir (KRT).

Step-by-Step Solution

1
Lokal yayılımı değerlendir
Sağ parametrium tutulumu var (Normalde Evre IIB kriteri).
Tümör serviksten öteye, uterusu tutan bağlara (parametrium) yayılmış ancak pelvik duvara varmamıştır.
2
Lenf nodu durumunu değerlendir (FIGO 2018 Güncellemesi)
Pelvik lenf nodları pozitif, paraaortik negatif.
FIGO 2018'de sadece pelvik nod metastazı varlığı, lokal tümör boyutu (T) ne olursa olsun hastalığı Evre IIIC1 sınıfına yükseltir.
3
Tedavi kararını belirle
Primer Kemoradyoterapi.
Evre IIB ve üzeri (lokal ileri) veya lenf nodu pozitif (Evre IIIC) hastaların standart tedavisi eş zamanlı kemoradyoterapidir. Cerrahi (Histerektomi) bu aşamada tercih edilmez.

Key Concept

Serviks kanserinde FIGO 2018 evrelemesine göre pelvik lenf nodu tutulumu (evre IIIC1) ve bunun tedaviye (Kemoradyoterapi) etkisi.
Question 257Question

3838 yaşında, G3P3G_3P_3 olan ve bilinen herhangi bir ek hastalığı bulunmayan kadın hasta, rutin tarama programı kapsamında polikliniğe başvuruyor. Yapılan servikal sitoloji incelemesi sonucunda "Atipik Glandüler Hücreler - Başka Şekilde Tanımlanamayan (AGC-NOS)" raporlanıyor. Bu hasta için en uygun bir sonraki yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kolposkopi, endoservikal küretaj ve endometrial biyopsi

Answer

38 yaşında AGC saptanan hastada kolposkopi, endoservikal küretaj ve endometrial biyopsi birlikte uygulanmalıdır.
Sitolojide Atipik Glandüler Hücreler (AGC) saptanması durumunda invaziv kanser riski, skuamöz hücre anomalilerine (ASC-US gibi) göre anlamlı derecede yüksektir. ASCCP ve Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarama protokollerine göre, AGC-NOS saptanan tüm hastalarda kolposkopi ve ECC yapılması zorunludur. Ayrıca hastanın yaşı 3535 ve üzerinde olduğu için (veya endometrial kanser açısından riskli ise), patolojinin endometrium kaynaklı olma ihtimalini dışlamak amacıyla endometrial örnekleme de bu sürece dahil edilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Sitolojik tanıyı analiz et
AGC-NOS (Atipik Glandüler Hücreler) yüksek riskli bir bulgudur.
Glandüler hücre anomalileri, skuamöz anomalilere göre daha yüksek oranda invaziv kanser veya AIS (adenokarsinoma in situ) ile ilişkilidir.
2
Kanal içi değerlendirme gerekliliğini saptas
Endoservikal küretaj (ECC) mutlaka eklenmelidir.
Glandüler hücreler servikal kanaldan köken alabileceği için sadece ektoservikal biyopsi yeterli değildir.
3
Hastanın yaşını ve endometrial riskini değerlendir
Hasta 3838 yaşında olduğu için endometrial biyopsi gereklidir.
AGC saptanan kadınlarda yaş 35\geq 35 ise veya endometrial kanser açısından risk faktörleri (anormal kanama, obezite vb.) varsa endometrial örnekleme zorunludur.

Key Concept

AGC (Atipik Glandüler Hücreler) yönetiminde yaşa ve risk faktörlerine göre üçlü değerlendirme (Kolposkopi + ECC + EMB) gerekir.
Estimated Time:1m 30s
Question 258Question

55 yaşında, postmenopozal bir kadın hasta; 3 aydır devam eden karın şişliği, erken doyma ve dispeptik yakınmalar ile başvuruyor. Abdominal ultrasonografide her iki overde solid-kistik kitleler, yoğun asit ve peritoneal nodüller saptanıyor. CA-125 düzeyi 1850 U/mL, CEA 1.4 ng/mL, CA 19-9 38 U/mL olarak ölçülüyor. Toraks BT'de plevral efüzyon saptanıyor. Operatif evreleme öncesinde yapılan tru-cut biyopsi sonucu; 'yüksek dereceli seröz karsinom, WT-1 (+), PAX-8 (+), p53 anormal (+), ER (+)' olarak geldi. Bu histopatolojik immünohistokimyasal profil göz önüne alındığında, tümörün en olası birincil kökeni ve bu kökene ilişkin güncel patolojik model hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tümörün kökeni büyük olasılıkla tubanın fimbria ucundaki serous tubal intraepitelyal karsinom (STIC) lezyonudur; WT-1 ve PAX-8 pozitifliği ile p53 anormal boyaması bu modeli destekler

Answer

Tümörün kökeni büyük olasılıkla tubanın fimbria ucundaki STIC lezyonudur; WT-1 ve PAX-8 pozitifliği ile p53 anormal boyaması bu modeli destekler.
Yüksek dereceli seröz karsinom (HGSC) tanısı konulan bu vakada immünohistokimyasal profil; WT-1 pozitifliği (over/tuba seröz epitelinin belirteci), PAX-8 pozitifliği (müllerian köken) ve p53 anormal boyama (TP53 somatik mutasyonu, HGSC için patognomonik) şeklindedir. Güncel 'dual model' teorisine göre HGSC vakalarının büyük çoğunluğu, tubal fimbrianın sekretuvar hücrelerindeki STIC (seröz tubal intraepitelyal karsinom) lezyonundan kaynaklanmakta ve daha sonra over/periton yüzeylerine yayılmaktadır. Bu immünoprofil bu köken teorisiyle tam uyum içindedir.

Step-by-Step Solution

1
İmmünohistokimyasal profili yorumlayın
WT-1 (+): over/tuba kökenli seröz epiteli belirteci. PAX-8 (+): müllerian kökenli epiteli destekler. p53 anormal (+): TP53 somatik mutasyonunu yansıtır, HGSC için patognomoniktir. ER (+): hem seröz hem endometrioid karsinomda görülebilir, tek başına yönlendirici değil.
Her belirtecin özgüllüğünü ve hangi tümör tipini gösterdiğini bilmek kesin tanı için zorunludur.
2
Histolojik tipi belirleyin
Biyopsi sonucu 'yüksek dereceli seröz karsinom' olarak gelmiştir. p53 anormal boyama HGSC tanısını desteklemekte; LGSC'yi dışlamaktadır.
HGSC ile LGSC'nin klinik seyri, mutasyon profili ve tedaviye yanıtı birbirinden köklü biçimde farklıdır; doğru sınıflandırma tedavi kararı için kritiktir.
3
Güncel 'dual model' teorisini uygulayın
Tip II over tümörleri (HGSC, FIGO III-IV sıklıkta tanı konur) büyük çoğunluğunda tubal fimbrianın STIC lezyonundan kaynaklanır. STIC; TP53 mutasyonu taşıyan, apoptoza dirençli sekretuvar hücrelerden oluşur.
'Over kanseri' olarak adlandırılan vakaların önemli bölümünün aslında tuba kaynaklı olduğu bilinmektedir; bu bilgi risk azaltıcı cerrahi kararlarını (RRSO) da etkiler.
4
Diğer olası kökenleri dışlayın
Endometrioid karsinom: WT-1 genellikle negatif, p53 wild-type beklenir. Müsinöz karsinom: WT-1 negatif, CA-125 düşük. Primer peritoneal seröz karsinom: GOG kriterleri gerektirir, iki taraflı kitleler bu tanıya karşı çıkar. LGSC: p53 wild-type, WT-1 ve PAX-8 pozitif olabilir ancak p53 anormal boyama dışlar.
Sistematik dışlama ile en uygun tanıya ulaşılır.

Key Concept

Yüksek dereceli seröz over karsinomunun (HGSC) immünohistokimyasal profili (WT-1+, PAX-8+, p53 anormal) ve tubal STIC köken teorisi (dual model)
Estimated Time:3m 30s
Question 259Question

22 yaşında, G0P0G_0P_0 olan bir kadının sağlık kontrolü sırasında alınan servikal sitoloji sonucu HSIL (Yüksek dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon) olarak raporlanmıştır. Yapılan kolposkopik değerlendirmede transformasyon zonu tamamen izlenmiş (yeterli kolposkopi), herhangi bir şüpheli lezyon saptanmamış ve endoservikal küretaj (ECC) sonucu negatif gelmiştir. Bu hasta için en uygun yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 6 ay arayla kolposkopi ve sitoloji ile takip

Answer

21-24 yaş grubundaki HSIL sitolojisi olan ancak yeterli kolposkopide lezyon saptanmayan hastalarda, 6 ay arayla kolposkopi ve sitoloji ile takip en uygun yaklaşımdır.
22 yaşındaki bir hastada HSIL sitolojisi saptandığında ilk adım kolposkopidir. Kolposkopi yeterli (transformasyon zonu tam görülüyor) ve sonuçlar (biyopsi veya gözlem) CIN2, CIN3 veya AIS (Adenokarsinoma in situ) göstermiyorsa, cerrahi eksizyon yerine 6 ay aralıklarla sitoloji ve kolposkopi ile 2 yıl boyunca takip 'tercih edilen' yaklaşımdır. Bu sayede genç hastaların servikal bütünlüğü korunur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın yaşını ve sitoloji sonucunu değerlendir.
Hasta 22 yaşında (genç yaş grubu, 21-24) ve sitoloji sonucu HSIL (yüksek riskli).
Yönetim algoritmaları yaş gruplarına göre (21-24 vs. 25+) ciddi farklılıklar gösterir.
2
Kolposkopi ve ECC bulgularını analiz et.
Kolposkopi yeterli, lezyon yok ve ECC negatif.
Yeterli kolposkopide CIN2+ bulunmaması, genç hastalarda konservatif yaklaşımın kapısını açar.
3
ASCCP ve güncel yönetim kılavuzlarına göre uygun algoritmayı seç.
21-24 yaş arası HSIL (+) ama biyopsi negatifse 2 yıl boyunca 6 ayda bir takip önerilir.
Genç kadınlarda preinvaziv lezyonların spontan regresyon oranı yüksek, cerrahi işlemlerin gebelik komplikasyonu riski (servikal yetmezlik) fazladır.

Key Concept

Genç kadınlarda (21-24 yaş) HSIL yönetimi, 25 yaş üstü kadınlara göre daha konservatiftir ve kolposkopi yeterliyse cerrahi öncesi gözlem ön plandadır.

Practice More

Eğer bu hasta 31 yaşında olsaydı, aynı bulgularla (HSIL sitoloji/Negatif kolposkopi) en uygun yaklaşımın cerrahi eksizyon (LEEP veya konizasyon) olacağını hatırlayınız.
Estimated Time:2m 0s
Question 260Question

Uterin sarkomların tedavisinde temel cerrahi yaklaşım nedir?

Show answer & explanation

Answer: Total histerektomi + bilateral salpingo-ooferektomi

Answer

Uterin sarkomlarda standart cerrahi tedavi total histerektomi ve bilateral salpingo-ooferektomidir.
Uterin sarkomlarda birincil cerrahi tedavi total histerektomi ve bilateral salpingo-ooferektomidir. Over dokusunun çıkarılması hem olası metastatik yayılımı önlemek hem de özellikle düşük dereceli endometrial stromal sarkomlar gibi hormona duyarlı tümörlerin östrojen kaynağını ortadan kaldırmak açısından önemlidir.

Step-by-Step Solution

1
Uterin sarkomlarda birincil tedavi modalitesini belirle
Cerrahi tedavi birincil yaklaşımdır
Uterin sarkomlarda tümörün tamamen çıkarılması sağkalımı doğrudan etkiler
2
Standart cerrahi prosedürü tanımla
Total histerektomi + bilateral salpingo-ooferektomi
Uterusun ve adekslerin çıkarılması, olası over metastazını ve hormon kaynağını ortadan kaldırır; bu özellikle düşük dereceli endometrial stromal sarkomlarda önem taşır

Key Concept

Uterin sarkomlarda standart cerrahi tedavi total histerektomi ve bilateral salpingo-ooferektomidir; pelvik lenf nodu diseksiyonu rutin olarak önerilmez.
PreviousPage 13 / 17Next
Jinekolojik Onkoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 13 | Examkin