Gastroenteroloji

431 questions

Question 381Question

5555 yaşında erkek hasta, alkolik siroz ve tekrarlayan hepatik ensefalopati atakları nedeniyle poliklinik kontrolüne geliyor. Hastanın fizik muayenesinde belirgin temporal atrofi, kas kütlesinde azalma ve hafif derecede kaba tremor (asteriks) saptanıyor. Hasta yakınları, amonyak üretimini azaltmak amacıyla hastanın protein alımını günlük 3030-4040 grama kadar kısıtladıklarını ifade ediyor. Bu hastanın uzun dönem takibinde beslenme yönetimiyle ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kas yıkımını ve ensefalopati riskini azaltmak için günlük 1.21.2 - 1.51.5 g/kg protein içeren bir diyet başlanmalıdır.

Answer

Kas yıkımını önlemek ve amonyak detoksifikasyonuna yardımcı olmak amacıyla günlük 1.21.2 - 1.51.5 g/kg protein içeren bir diyet başlanmalıdır.
Siroz ve hepatik ensefalopati (HE) varlığında, geçmişte uygulanan protein kısıtlaması artık önerilmemektedir. Çünkü iskelet kasları, glutamin sentetaz aktivitesi sayesinde amonyağı glutamine çevirerek temizleyen 'yedek' bir organ görevi görür. Sarkopeni (kas kaybı), HE nüksü için bağımsız bir risk faktörüdür. Güncel kılavuzlar, protein alımının 1.21.2 - 1.51.5 g/kg/gün düzeyinde tutulmasını ve gece açlığını önlemek için yatmadan önce karbonhidrat ağırlıklı hafif bir atıştırmalık tüketilmesini önermektedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın beslenme durumunu değerlendir
Belirgin sarkopeni ve malnütrisyon bulguları saptandı.
Sirozlu hastalarda kas dokusu, amonyağın glutamine dönüştürülerek temizlendiği alternatif bir bölgedir.
2
Güncel kılavuzlara göre protein ihtiyacını belirle
Protein kısıtlamasının ensefalopatiyi kötüleştirdiği ve mortaliteyi artırdığı sonucuna varıldı.
AASLD ve EASL kılavuzları sirozda protein kısıtlamasından kaçınılmasını önermektedir.
3
Hedef diyet planını oluştur
Günlük 1.21.2 - 1.51.5 g/kg protein ve 3030 - 3535 kcal/kg enerji alımı planlandı.
Sarkopeni ile mücadele, ensefalopati nükslerini azaltmada kritik öneme sahiptir.

Key Concept

Sirozlu hastalarda protein kısıtlaması yapılmamalı; aksine sarkopeniyi önlemek için yeterli protein sağlanmalıdır.

Practice More

Sirozda sarkopeni varlığının hepatik ensefalopati üzerindeki fizyopatolojik etkilerini ve amonyak temizleme mekanizmalarını tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 382Question

58 yaşında kadın hasta, rutin sağlık kontrolleri sırasında yapılan batın ultrasonografisinde pankreas gövde-kuyruk bileşkesinde şüpheli kistik bir alan görülmesi üzerine gastroenteroloji polikliniğine yönlendiriliyor. Hastanın özgeçmişinde geçirilmiş akut pankreatit atağı, alkol kullanımı veya karın travması öyküsü bulunmuyor. Fizik muayenesi doğal izleniyor.

Hastaya çekilen MRCP tetkikinde; pankreas gövde kesiminde 45 mm çapında, kalın çeperli, içerisinde septalar barındıran, makrokistik yapıda ve ana pankreas kanalı ile ilişkisi olmayan bir lezyon saptanıyor. Santral skar veya kalsifikasyon izlenmiyor. Endoskopik ultrasonografi (EUS) ile yapılan ince iğne aspirasyonunda kist sıvısı analiz sonuçları şu şekildedir:

* Görünüm: Viskoz ve şeffaf
* Kist içi CEA: 750 ng/mL (Yüksek)
* Kist içi Amilaz: 45 U/L (Düşük)

Bu hasta için en olası tanı ve önerilmesi gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Müsinöz kistadenom; malign potansiyel taşıdığı için cerrahi rezeksiyon planlanmalıdır

Answer

Hastadaki bulgular Müsinöz Kistadenom (MCN) ile uyumludur ve malignite riski nedeniyle cerrahi rezeksiyon gerektirir.
Bu vaka tipik bir Müsinöz Kistadenom (MCN) tablosudur. MCN'ler neredeyse sadece kadınlarda görülür, genellikle gövde ve kuyruk yerleşimlidir. En önemli ayırıcı özelliği ana pankreas kanalı ile ilişkisinin olmamasıdır (bu özellik onları IPMN'den ayırır). Kist sıvısı analizinde CEA düzeyinin yüksek olması (>192 ng/mL genelde eşik kabul edilir) müsinöz yapıyı doğrular; amilazın düşük olması ise kanal bağlantısı olmadığını teyit eder. MCN'ler potansiyel olarak malign (premalign) kabul edildiğinden, özellikle 4 cm üzeri veya semptomatik lezyonlarda cerrahi rezeksiyon (distal pankreatektomi) standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve demografik verileri analiz et
58 yaşında kadın hasta, pankreatit öyküsü yok. Lezyon gövde-kuyruk yerleşimli.
Müsinöz kistadenomlar (MCN) tipik olarak orta yaş kadınlarda (40-60 yaş) ve %95 oranında gövde/kuyruk bölgesinde görülür.
2
Morfolojik özellikleri değerlendir
Makrokistik, septalı, kalın duvarlı, ana kanalla ilişkisiz.
Ana kanalla ilişkisiz olması IPMN'den ayırır. Santral skar olmaması ve makrokistik yapı seröz kistadenomdan uzaklaştırır.
3
Kist sıvısı analizini yorumla
CEA Yüksek (>192 ng/mL), Amilaz Düşük.
CEA yüksekliği müsinöz karakteri (MCN veya IPMN) gösterir. Amilazın düşük olması kanal bağlantısı olmadığını kanıtlar ve IPMN'yi ekarte eder. Psödokistlerde amilaz çok yüksektir.
4
Yönetim planını belirle
Müsinöz Kistadenom tanısı konur.
MCN'ler 'ovaryum benzeri stroma' içerir ve malignite potansiyeli taşır (müsinöz kistadenokarsinom). Bu nedenle tedavi seçeneği cerrahi rezeksiyondur.

Key Concept

Pankreas kistik lezyonlarının ayırıcı tanısında kist sıvısı analizi (CEA ve Amilaz) ve kanal ilişkisi en kritik belirteçlerdir. Müsinöz Kistadenom: Kadın + Gövde/Kuyruk + Yüksek CEA + Düşük Amilaz + Kanal İlişkisi Yok.

Hints

1
Kist sıvısında CEA'nın yüksek olması, lezyonun 'müsinöz' (MCN veya IPMN) olduğunu gösterir.
2
Kist sıvısında amilazın düşük olması, lezyonun pankreas kanalıyla ilişkisinin olmadığını gösterir. Bu durum IPMN ve Psödokisti ekarte ettirir.
3
Orta yaş kadın hasta + Gövde/Kuyruk yerleşimi + Yüksek CEA + Düşük Amilaz = Müsinöz Kistadenom.

Practice More

Pankreas kistik lezyonlarının takibinde 'riskli stigmata' ve 'endişe verici özellikler' kriterlerini gözden geçiriniz.

Alternative Method

Sadece klinik özelliklerden (Kadın hasta, Pankreatit yok, Gövde/Kuyruk yerleşimi) yola çıkılarak en olası tanının Müsinöz Kistadenom olduğu tahmin edilebilir, çünkü Seröz kistadenomlar da benzer yerleşebilir ancak sıvı analizi ayırıcıdır.
Estimated Time:2m 0s
Question 383Question

4848 yaşındaki erkek hasta, 55 yıldır Crohn hastalığı tanısıyla takip edilmekte ve 125 mg/gu¨n125 \text{ mg/gün} azatioprin tedavisi ile klinik remisyonda izlenmektedir. Son 22 haftadır halsizlik, kolay morarma ve boğaz ağrısı şikayetleri olan hastanın fizik muayenesinde yaygın peteşiler ve orofaringeal hiperemi saptanmıştır. Laboratuvar tetkiklerinde pansitopeni (Lökosit: 1.100/mm31.100/\text{mm}^3, Hemoglobin: 9.2 g/dL9.2 \text{ g/dL}, Trombosit: 52.000/mm352.000/\text{mm}^3) saptanması üzerine öyküsü derinleştirilen hastanın, bir ay önce ürik asit yüksekliği nedeniyle yeni bir ilaç kullanmaya başladığı öğrenilmiştir. Bu hastada görülen pansitopeniden sorumlu olan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ksantin oksidaz enziminin inhibisyonu sonucu aktif tiyopürin metabolitlerinin (6-TGN) birikmesi

Answer

Ksantin oksidaz enziminin inhibisyonu sonucu aktif tiyopürin metabolitlerinin (6-TGN) artmasıdır.
Doğru yanıt olan ksantin oksidaz enziminin inhibisyonu seçeneği, azatioprin kullanan bir hastada allopürinol eklendiğinde gelişen pansitopeninin temel mekanizmasını açıklar. Azatioprin bir ön ilaçtır ve vücutta 6-merkaptopürine (6-MP) dönüşür. 6-MP'nin önemli bir yıkım yolu ksantin oksidaz (KO) enzimi aracılığıyla 6-tiyoürik asite dönüşmesidir. Gut tedavisinde kullanılan allopürinol KO enzimini inhibe ettiğinde, 6-MP'nin yıkımı durur ve metabolizma aktif/toksik olan 6-tiyoguanin nükleotidlerine (6-TGN) kayar. Aşırı 6-TGN birikimi ise kemik iliğini baskılayarak pansitopeniye neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Crohn hastasında azatioprin kullanımı varken yeni başlanan gut tedavisi (allopürinol) ve pansitopeni varlığı tespit edildi.
İlaç-ilaç etkileşimini tanımlamak için hastanın kullandığı tüm ajanların bilinmesi gerekir.
2
Azatioprin metabolizma yolağını hatırla
Azatioprin \rightarrow 6-Merkaptopürin (6-MP). 6-MP üç yolağa girer: TPMT (inaktif), Ksantin Oksidaz (inaktif 6-tiyoürik asit) ve HPRT (aktif 6-TGN).
Toksisitenin hangi basamakta oluştuğunu belirlemek için metabolik yolaklar kritiktir.
3
İlaç etkileşimini analiz et
Allopürinol, ksantin oksidaz (KO) enzimini inhibe eder. Bu durum 6-MP'nin KO yolağıyla yıkılmasını engeller ve metabolizmayı 6-TGN yolağına kaydırır.
KO inhibisyonu sonucu artan 6-TGN nükleotidleri kemik iliği için sitotoksiktir ve pansitopeniye yol açar.

Key Concept

Azatioprin ve Allopürinol Etkileşimi (Ksantin Oksidaz İnhibisyonu)
Estimated Time:2m 30s
Question 384Question

5252 yaşında erkek hasta, son 11 yıldır devam eden kronik ishal, karın ağrısı ve 1010 kg zayıflama şikayetleriyle başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde yaklaşık 33 yıldır devam eden ve gezici karakterde olan büyük eklem ağrıları (artralji) öyküsü mevcut. Fizik muayenesinde hiperpigmentasyon, generalize lenfadenopati ve hafif abdominal distansiyon saptanıyor.

Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuç
Hemoglobin10.510.5 g/dL
Albumin2.82.8 g/dL
Gaitada yağ (Sudan III)Pozitif

Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenum mukozasında soluk sarı renkli granüler plaklar izleniyor. Bu hastada en olası tanıyı doğrulamak için yapılan ince bağırsak biyopsisinde aşağıdakilerden hangisinin saptanması en karakteristiktir?

Show answer & explanation

Answer: Lamina propriada PAS pozitif makrofajlar

Answer

İnce bağırsak biyopsisinde lamina propriada PAS pozitif makrofajların saptanması
Hastanın klinik tablosu (malabsorpsiyon + gezici artralji + hiperpigmentasyon + lenfadenopati) ve endoskopik bulguları (sarı plaklar) Whipple hastalığına işaret etmektedir. Bu hastalığın tanısında en karakteristik histopatolojik bulgu, ince bağırsak biyopsisinde lamina propriada PAS (Periodic Acid-Schiff) boyası ile pozitif boyanan makrofajların izlenmesidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Kronik ishal, malabsorpsiyon (steatorre, kilo kaybı, anemi, hipoalbüminemi) ve sistemik bulgular (gezici artralji, hiperpigmentasyon, lenfadenopati) saptandı.
Bu multiorgan tutulumu tablosu ayırıcı tanıda Whipple hastalığını ön plana çıkarır.
2
Endoskopik bulguların değerlendirilmesi
Duodenumda izlenen soluk sarı renkli granüler plaklar saptandı.
Bu görünüm, makrofajların lamina propriada birikmesine bağlı olarak gelişen Whipple hastalığına özgüdür.
3
Tanısal biyopsi sonucunun belirlenmesi
Biyopsi materyalinin PAS boyası ile boyanması sonucu makrofajlar içinde Tropheryma whipplei bakterisine ait bacilliform cisimcikler görülür.
Bu bulgu Whipple hastalığı için patognomonik kabul edilir.

Key Concept

Whipple hastalığı; steatorre, kilo kaybı, artralji ve hiperpigmentasyon ile seyreden, ince bağırsak biyopsisinde PAS (+) makrofajlar ile karakterize sistemik bir enfeksiyondur.

Alternative Method

Hastadaki gezici artralji (migratory arthralgia) Whipple hastalığı için en önemli ipucudur. Eğer malabsorpsiyona eklem şikayetleri ve hiperpigmentasyon eşlik ediyorsa, akla ilk Whipple gelmelidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 385Question

2626 yaşında erkek hasta, son 33 aydır her iki bacakta giderek artan şişlik ve günde 232-3 kez olan, şekilsiz, yağlı olmayan dışkılama şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde bilateral +2+2 gode bırakan pretibial ödem saptanıyor; karın muayenesi doğal bulunuyor. Laboratuvar incelemelerinde serum albümin düzeyi 2.2 g/dL2.2 \text{ g/dL}, total protein düzeyi 4.1 g/dL4.1 \text{ g/dL}, kalsiyum düzeyi 8.2 mg/dL8.2 \text{ mg/dL} ve mutlak lenfosit sayısı 700/mm3700/\text{mm}^3 olarak saptanıyor. Gaytada α1\alpha_1-antitripsin klirensi artmış bulunan bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İntestinal lenfanjiektazi

Answer

Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları (ödem, panhipoproteinemi, lenfopeni ve gaitada protein kaçağı) protein kaybeden enteropatiyi, özellikle de lenfatik kaçışın olduğu İntestinal Lenfanjiektazi'yi göstermektedir.
İntestinal lenfanjiektazi, lenf damarlarının genişlemesi sonucu protein, şilomikron ve lenfositlerin bağırsak lümenine sızmasıyla karakterizedir. Hastadaki ödemin nedeni hipoalbüminemidir. Albümin ile birlikte globülinlerin de düşük olması (panhipoproteinemi) ve lenfositlerin lümene kaybı sonucu gelişen lenfopeni, bu hastalığı diğer protein kaybeden durumlardan ayıran en önemli laboratuvar ipuçlarıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastadaki hipoalbüminemi ve ödem tablosunun kaynağını belirle.
Gaitada α1\alpha_1-antitripsin klirensinin artmış olması, protein kaybının gastrointestinal sistem kaynaklı olduğunu (protein kaybeden enteropati) kanıtlar.
α1\alpha_1-antitripsin, bağırsak lümeninde proteolize dirençli olduğu için protein kaybının yerini belirlemede altın standarttır.
2
Protein kaybına eşlik eden diğer laboratuvar bulgularını analiz et.
Hastada belirgin lenfopeni (700/mm3700/\text{mm}^3) ve globülin düşüklüğü saptanmıştır.
İnce bağırsak lenfatiklerinin obstrüksiyonu veya malformasyonu sonucu lenf sıvısı lümene sızar; lenf sıvısı proteinlerin yanı sıra şilomikronlar ve T-lenfositler bakımından zengindir.
3
Klinik tabloyu birleştirerek ayırıcı tanıyı yap.
Hem proteinlerin hem de lenfositlerin eş zamanlı kaybı, lenfatik kaçışın olduğu intestinal lenfanjiektazi tanısını koydurur.
Nefrotik sendromda sadece protein kaybı olurken, çölyak gibi hastalıklarda protein kaybı lenfatik sızıntı mekanizmasıyla gerçekleşmez.

Key Concept

Protein kaybeden enteropatilerde lenfatik kaçış (lenfanjiektazi) ile mukozal hasar (Crohn, çölyak) ayrımı lenfosit sayısına bakılarak yapılır.

Practice More

İntestinal lenfanjiektazi tanısında endoskopik olarak görülen 'kar tanesi' (snowflake) görünümünü ve biyopsideki lenfatik dilatasyonları inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 386Question

Check-up programı kapsamında değerlendirilen 54 yaşındaki erkek hastada HBsAg pozitifliği saptanıyor. Hastanın fizik muayenesinde özellik izlenmiyor. Yapılan ayrıntılı serolojik ve virolojik tetkiklerde şu sonuçlar elde ediliyor:

* HBsAg: Pozitif
* HBeAg: Negatif
* Anti-HBe: Pozitif
* HBV DNA: 2.000.0002.000.000 IU/mL
* ALT: 95 U/L (Normal: <40<40)
* AST: 72 U/L (Normal: <40<40)

Karaciğer biyopsisinde orta derecede nekroinflamatuar aktivite (ISHAK skoru >6>6) izlenen bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: HBeAg negatif kronik Hepatit B enfeksiyonu

Answer

HBeAg negatif kronik Hepatit B enfeksiyonu (Prekor mutant)
Bu hastada HBsAg pozitifliği kronik enfeksiyonu gösterir. Normal seyirde HBeAg'nin negatifleşip Anti-HBe'nin pozitifleşmesi (serokonversiyon), viral replikasyonun azaldığı 'İnaktif Taşıyıcı' fazına geçişi işaret eder. Ancak bu hastada Anti-HBe pozitif olmasına rağmen HBV DNA düzeyi çok yüksek (>2000>2000 IU/mL) ve ALT yüksektir. Bu durum, virüsün prekor bölgesindeki bir mutasyon nedeniyle HBeAg sentezleyemediği ancak replikasyona devam ettiği HBeAg Negatif Kronik Hepatit B (Prekor Mutant) tablosudur. Bu hastalar siroz ve HCC açısından yüksek risk altındadır ve tedavi edilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Serolojik belirteçleri analiz et
HBsAg (+) olması enfeksiyonun varlığını, HBeAg (-) ve Anti-HBe (+) olması ise genellikle replikasyonun durduğu serokonversiyonu düşündürür.
Hastanın viral durumunu belirlemek için antijen/antikor profili gereklidir.
2
HBV DNA ve ALT düzeylerini değerlendir
Beklenenin aksine HBV DNA çok yüksek (2.000.0002.000.000 IU/mL) ve ALT yüksek (95 U/L), yani aktif karaciğer hasarı ve replikasyon var.
İnaktif taşıyıcı ile aktif hastalık ayrımı viral yük ve karaciğer enzimlerine göre yapılır.
3
Uyumsuzluğu açıkla ve tanıyı koy
Anti-HBe pozitifliğine rağmen yüksek replikasyon olması, virüsün HBeAg üretemeyen 'Prekor Mutant' bir suş olduğunu gösterir.
Bu tablo klasik HBeAg negatif kronik Hepatit B tanısıdır.

Key Concept

HBeAg negatif kronik Hepatit B (Prekor Mutant) tanısı, Anti-HBe pozitifliğine rağmen yüksek HBV DNA ve yüksek ALT düzeyleri ile karakterizedir.
Question 387Question

5454 yaşında erkek hasta, bilinen alkolik siroz ve özofagus varisleri öyküsüyle acil servise masif hematemez ve baş dönmesi şikayetiyle getiriliyor. Fizik muayenesinde konfüzyon saptanıyor; kan basıncı 85/5085/50 mmHg, nabız 125125/dakika, batında asit ve splenomegali mevcut. Laboratuvar incelemesinde hemoglobin değeri 7.27.2 g/dL olarak ölçülüyor.

Bu hastanın acil servisteki ilk basamak yönetimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Portal ven basıncını düşürerek aktif kanamayı durdurmak amacıyla oral propranolol tedavisine başlanması uygundur.

Answer

Portal ven basıncını düşürerek aktif kanamayı durdurmak amacıyla oral propranolol tedavisine başlanması seçeneği yanlıştır.
Propranolol ve nadolol gibi non-selektif beta blokerler, portal ven basıncını düşürerek varis kanamasını önlemek amacıyla (profilaksi) kullanılır. Ancak aktif kanaması olan, hemodinamik olarak anstabil veya şoktaki bir hastada bu ilaçların kullanılması kan basıncını daha da düşüreceği ve taşikardiyi baskılayarak hastanın şoku kompanse etmesini engelleyeceği için tehlikelidir ve kontrendikedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın hemodinamik durumunu değerlendir ve restriktif resüsitasyon uygula.
Kan basıncı ve doku perfüzyonu, portal basıncı aşırı artırmayacak şekilde (Hb: 77-88 g/dL) stabilize edilir.
Aşırı sıvı yüklemesi 'rebound' portal hipertansiyona ve kanamanın şiddetlenmesine yol açabilir.
2
Farmakolojik tedaviye (vazoaktif ilaç + antibiyotik) başla.
Terlipressin/Somatostatin splanchnic vazokonstriksiyon sağlar; Seftriakson enfeksiyonu önler.
Bu kombinasyon endoskopi öncesinde kanama kontrolünü kolaylaştırır ve mortaliteyi düşürür.
3
Endoskopik müdahale gerçekleştir.
Varisler tanımlanır ve band ligasyonu yapılarak hemostaz sağlanır.
Aktif varis kanamasında altın standart tedavi endoskopik band ligasyonudur.
4
Akut dönem sonrası profilaksi planla.
Kanama durdurulduktan ve hasta stabilize edildikten sonra (genellikle 3-5 gün sonra) beta bloker başlanabilir.
Beta blokerler akut kanamada değil, uzun dönemli portal basınç kontrolünde etkilidir.

Key Concept

Akut Varis Kanaması Yönetimi ve Beta Bloker Kullanım Zamanlaması

Practice More

Varis dışı üst GİS kanamalarında kullanılan Forrest sınıflamasını ve IIa (görünen damar) ile IIb (yapışık pıhtı) arasındaki yönetim farklarını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 388Question

Şiddetli karın ağrısı, günde 1515 kez kanlı ishal ve 39C39^\circ\text{C} ateş şikayetleriyle başvuran 3535 yaşındaki erkek hastanın öyküsünden 66 yıldır ülseratif kolit tanısı olduğu öğreniliyor. Fizik muayenede genel durumu düşkün, nabzı 115/dakika115/\text{dakika} ve kan basıncı 90/60 mmHg90/60 \text{ mmHg} saptanıyor. Batın distandü, barsak sesleri azalmış ve palpasyonla yaygın hassasiyet mevcut. Laboratuvar incelemesinde lökositoz (19.000/mm319.000/\text{mm}^3) izlenirken, ayakta direkt batın grafisinde transvers kolon çapı 8 cm8 \text{ cm} olarak ölçülüyor. Bu hastanın yönetiminde aşağıdakilerden hangisinin uygulanması perforasyon riskini artıracağı için kontrendikedir?

Show answer & explanation

Answer: Tanısal amaçlı tam kolonoskopi yapılması

Answer

Toksik megakolon gelişmiş bir hastada tanısal amaçlı tam kolonoskopi yapılması perforasyon riskini artırdığı için kontrendikedir.
Toksik megakolon, inflamatuar bağırsak hastalıklarının (özellikle ülseratif kolitin) hayatı tehdit eden bir komplikasyonudur. Transmural inflamasyon sonucu kolonun nöromüsküler tonusu kaybolur ve dilatasyon gelişir. Bu durumdaki kolon duvarı kağıt gibi incelmiş olup perforasyona son derece yatkındır. Tam kolonoskopi sırasında yapılan hava insüflasyonu, lümen içi basıncı hızla artırarak perforasyona neden olacağı için kesinlikle kontrendikedir. Benzer şekilde baryumlu kolon grafisi de perforasyon ve baryum peritoniti riski nedeniyle yapılmamalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
Hastada ateş, taşikardi, lökositoz ve kolonda 8 cm8 \text{ cm}'lik dilatasyon saptanmıştır.
Bu bulgular ülseratif kolit zemininde gelişen toksik megakolon tablosunu tanımlar.
2
Komplikasyon risk analizi
İnflamasyonun transmural yayılımı sonucu kolon duvarının inceldiği ve gangren riskinin olduğu belirlenir.
Toksik megakolonda en korkulan komplikasyon spontan veya iatrojenik perforasyondur.
3
Kontrendike işlemlerin belirlenmesi
Kolonoskopi ve baryumlu kolon grafisi gibi lümen içi basıncı artıran işlemler elenir.
Hava insüflasyonu veya kontrast madde verilmesi zaten incelmiş olan duvarın delinmesine yol açabilir.

Key Concept

Toksik Megakolon Tanı Kriterleri ve Yönetimi
Estimated Time:1m 30s
Question 389Question

18 yaşında erkek hasta, son 2 gündür ani başlayan ve yutkunmakla şiddetlenen göğüs ağrısı (odinofaji) şikayetiyle başvuruyor. Özgeçmişinde akneleri nedeniyle 3 gün önce doksisiklin kullanmaya başladığı öğreniliyor. Vital bulguları stabil olan hastanın fizik muayenesinde orofarenkste herhangi bir lezyon veya patolojik bulgu saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İlaca bağlı özofajit

Answer

İlaca bağlı özofajit
Bu vaka, tipik bir 'hap özofajiti' (ilaca bağlı özofajit) tablosudur. Doksisiklin, özofagus mukozasında doğrudan kostik hasar oluşturarak 'zımba deliği' benzeri ülserlere ve buna bağlı ani, şiddetli odinofajiye neden olmasıyla meşhurdur. Genç hastalarda akneleri için doksisiklin kullanımı sonrası gelişen akut odinofaji, aksi kanıtlanana kadar bu tanıyı düşündürmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın temel şikayetini ve öyküsünü analiz et
Genç hasta, ani başlayan şiddetli odinofaji (yutarken ağrı) ve yakın zamanda doksisiklin (asidik ve yakıcı potansiyeli yüksek bir ilaç) kullanım öyküsü mevcut.
Tanıya gitmek için en önemli ipuçları semptomun niteliği ve tetikleyici faktördür.
2
Ayırıcı tanıları değerlendir
GÖRH daha çok yanma (pirozis) yapar, odinofaji nadirdir. Enfeksiyöz özofajitler (Candida, HSV) genellikle immünsupresif hastalarda görülür.
Semptomların uyumu ve risk faktörlerinin varlığı/yokluğu tanıyı netleştirir.
3
En olası tanıyı belirle
Doksisiklin, tetrasiklin grubu antibiyotikler, bifosfonatlar ve NSAİİ'ler 'hap özofajiti'nin en sık nedenleridir. Klinik tablo tam olarak buna uymaktadır.
Tipik öykü ve klinik uyumu.

Key Concept

İlaca Bağlı Özofajit (Hap Özofajiti)

Hints

1
Hastanın şikayetlerinin başlamasından hemen önce yeni bir ilaca başlamış olması en önemli ipucudur.
2
Doksisiklin gibi bazı ilaçlar, yeterli suyla içilmediğinde veya içip hemen yatıldığında özofagusta kalarak kimyasal hasar oluşturabilir.
3
Bu tablo 'Pill-induced' (ilaca bağlı) hasardır ve karakteristik bulgusu şiddetli odinofajidir.

Practice More

İlaca bağlı özofajitten korunmak için hastalara ne gibi önerilerde bulunulması gerektiğini (bol su ile içme, içtikten sonra yatmama) araştırınız.
Estimated Time:1m 0s
Question 390Question

7575 yaşında erkek hasta, son 66 ay içerisinde üç kez tekrarlayan melena ve halsizlik şikayetleri ile başvurmuştur. Hastanın özgeçmişinde ciddi aort darlığı tanısı mevcut olup kapak replasmanı planlandığı öğrenilmiştir. Fizik muayenesinde konjonktivalar soluk bulunmuş, oskültasyonda aort odağında 3/63/6 şiddetinde sistolik ejeksiyon üfürümü saptanmıştır. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 8.28.2 g/dLg/dL, MCVMCV 7474 fLfL ve serum ferritini 1010 ng/mLng/mL (N: 2020020-200) olarak ölçülmüştür. Hastaya yapılan özofagogastroduodenoskopi ve kolonoskopide aktif kanama odağı izlenmemiştir. Bu hastada tekrarlayan gastrointestinal kanamalardan sorumlu olması en muhtemel patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anjiyodisplazi

Answer

Anjiyodisplazi, aort darlığı ile birlikte görülen Heyde Sendromu'nun en muhtemel kanama nedenidir.
Doğru yanıt olan anjiyodisplazi, yaşlılarda saptanamayan (obscure) gastrointestinal kanamaların en sık nedenlerinden biridir. Aort darlığı olan hastalarda bu lezyonların daha sık görülmesi ve kanaması 'Heyde Sendromu' olarak bilinir. Bu durum, daralmış kapaktan geçerken parçalanan von Willebrand faktör multimerlerinin eksikliğine bağlı gelişen bir hemostaz kusurudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verilerin sentezlenmesi
Yaşlı bir hastada, ciddi aort darlığı varlığında tekrarlayan melena ve demir eksikliği anemisi saptanmıştır.
Vakadaki anahtar ipuçları olan aort darlığı üfürümü ve gastrointestinal kanama birlikteliği spesifik bir sendroma işaret eder.
2
Heyde Sendromu tanısının konulması
Aort darlığı + Gastrointestinal anjiyodisplazi + Edinilmiş von Willebrand Faktör eksikliği (Tip 2A) üçlüsü tanımlanmıştır.
Daralmış aort kapağından geçen yüksek shear stresin, von Willebrand faktör multimerlerini parçalaması sonucu anjiyodisplazilerden kanama eğilimi artar.
3
Endoskopik bulguların değerlendirilmesi
Standart endoskopide kanama odağı saptanamaması anjiyodisplazilerin sıklıkla ince bağırsakta yerleşebilmesi ile uyumludur.
Anjiyodisplaziler küçük, yüzeyel ve aralıklı kanayan lezyonlar oldukları için rutin incelemelerde gözden kaçabilirler.

Key Concept

Heyde Sendromu
Estimated Time:1m 30s
Question 391Question

72 yaşında kadın hasta, kronik osteoartrit nedeniyle son 1 aydır düzenli ketoprofen kullanımı sonrası hematemez ve melena şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Yapılan üst gastrointestinal endoskopide antrumda 1.5 cm çaplı bir peptik ülser saptanıyor. Bu hastada saptanan endoskopik bulgular ve beklenen klinik seyir ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Ülser tabanında pigmente düz nokta (Forrest IIc) saptanırsa, endoskopik tedaviye gerek yoktur ve düşük riskli bir bulgu olduğu için oral PPI tedavisi ile poliklinik takibi uygundur.

Answer

Ülser tabanında pigmente düz nokta (Forrest IIc) saptanırsa, endoskopik tedaviye gerek yoktur ve düşük riskli bir bulgu olduğu için oral PPI tedavisi ile poliklinik takibi uygundur.
Forrest IIc (pigmente düz nokta) ve Forrest III (temiz taban) düşük riskli stigmata olarak sınıflandırılır. Bu bulguların varlığında spontan yeniden kanama riski çok düşüktür (%5 ve altı). Güncel kılavuzlar (ESGE/ASGE) bu hastalara endoskopik tedavi yapılmamasını, oral PPI tedavisinin yeterli olduğunu ve ek risk faktörü yoksa hastaların ayaktan izlenebileceğini belirtir.

Step-by-Step Solution

1
Endoskopik bulgunun Forrest sınıflamasına göre değerlendirilmesi
Bulgular Forrest Ia (fışkırır), Ib (sızıntı), IIa (görünür damar), IIb (pıhtı), IIc (nokta) veya III (temiz) olarak evrelenir.
Yeniden kanama riskini belirleyen en önemli faktör endoskopik stigmata varlığıdır.
2
Lezyonun risk kategorisinin belirlenmesi
Forrest I ve IIa yüksek riskli; IIb orta riskli; IIc ve III düşük riskli kabul edilir.
Yüksek riskli lezyonlar endoskopik müdahale gerektirirken, düşük riskli lezyonlarda farmakolojik tedavi yeterlidir.
3
Tedavi ve takip planının oluşturulması
Forrest IIc/III saptanan ve hemodinamik olarak stabil olan hastalar oral PPI ile taburcu edilebilir.
Bu lezyonların spontan iyileşme oranı yüksektir ve yeniden kanama riski %5'in altındadır.

Key Concept

Peptik ülser kanamalarında Forrest sınıflamasına göre risk analizi ve yönetim stratejileri.

Practice More

Varis dışı üst GİS kanamalarında Blatchford ve Rockall skorlama sistemlerini tekrar edin.
Estimated Time:1m 30s
Question 392Question

Annesinin kronik hepatit B hastası olduğunu öğrenen 2121 yaşındaki bir üniversite öğrencisi, kontrol amacıyla polikliniğe başvuruyor. Hastanın yapılan fizik muayenesi tamamen normal saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; HBsAgHBsAg (+)(+), AntiHBsAnti-HBs ()(-), HBeAgHBeAg (+)(+), AntiHBeAnti-HBe ()(-) sonuçları alınıyor. Biyokimyasal analizde ALT:24ALT: 24 U/LU/L ve AST:22AST: 22 U/LU/L (N:<40N: <40 U/LU/L) olarak ölçülürken, HBVHBV DNADNA düzeyi 2×1072 \times 10^7 IU/mLIU/mL olarak saptanıyor.

Bu hastadaki klinik tablo, kronik hepatit B enfeksiyonunun doğal seyri içerisinde aşağıdaki evrelerden hangisi ile en uyumludur?

Show answer & explanation

Answer: İmmün toleran evre (HBeAg pozitif kronik HBV enfeksiyonu)

Answer

Mevcut bulgular (normal ALT, HBeAg pozitifliği ve çok yüksek HBV DNA) immün toleran evre (HBeAg pozitif kronik HBV enfeksiyonu) ile tam uyumludur.
İmmün toleran evre (yeni adıyla HBeAgHBeAg pozitif kronik HBVHBV enfeksiyonu), genellikle perinatal yolla enfekte olan genç bireylerde görülür. Bu evrede HBsAgHBsAg ve HBeAgHBeAg pozitiftir, HBVHBV DNADNA düzeyleri çok yüksektir (>107>10^7 IU/mLIU/mL) ancak immün sistem virüse karşı sitotoksik yanıt vermediği için ALTALT düzeyleri normaldir ve karaciğer histolojisinde anlamlı inflamasyon izlenmez.

Step-by-Step Solution

1
Serolojik göstergeleri analiz et
HBsAgHBsAg (+)(+) ve HBeAgHBeAg (+)(+) olması, enfeksiyonun erken ve yüksek replikasyonlu bir evrede olduğunu gösterir.
Kronik sürecin hangi aşamada olduğunu belirlemek için HBeAg durumu kritiktir.
2
Virolojik ve biyokimyasal verileri birleştir
HBVHBV DNADNA seviyesinin çok yüksek (2×1072 \times 10^7 IU/mLIU/mL) olmasına rağmen ALTALT seviyesinin tamamen normal (2424 U/LU/L) olduğu görüldü.
Yüksek replikasyona rağmen karaciğer hasarının (ALT yüksekliği) olmaması immün toleransın bir göstergesidir.
3
Doğal seyir evreleriyle karşılaştır
Genç yaş, maternal bulaş öyküsü olasılığı, normal ALTALT ve yüksek DNADNA birleşimi 'İmmün Toleran' evreyi tanımlar.
Bu evrede vücut virüsü yabancı olarak algılamadığı için hepatoselüler hasar oluşmaz.

Key Concept

Kronik Hepatit B evrelemesinde ALT düzeyi ile HBV DNA seviyesi arasındaki ilişki, immün yanıtın varlığını belirler.
Estimated Time:1m 30s
Question 393Question

4545 yaşında erkek hasta, ani başlayan masif hematemez ve melena şikayetiyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde alkol kullanımı, NSAI˙I˙NSAİİ kullanımı veya bilinen bir karaciğer hastalığı öyküsü bulunmuyor. Yapılan fizik muayenede kan basıncı 90/6090/60 mmHgmmHg, nabız 110110/dakika saptanıyor. Acil üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; mide proksimalinde, küçük kurvatur yakınında, mukozada minimal bir defektin ortasında submukozadan lümene uzanan ve aktif fışkırır tarzda kanayan geniş kalibreli bir damar izleniyor. Damar çevresindeki mukoza tamamen normal görünümdedir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dieulafoy lezyonu

Answer

Verilen klinik ve endoskopik bulgular ışığında en olası tanı Dieulafoy lezyonudur.
Dieulafoy lezyonu, midede (en sık proksimal küçük kurvaturda) mukoza yüzeyine çok yakın seyreden geniş çaplı bir submukozal arterin mukoza defektiyle lümene açılmasıdır. Endoskopide çevresinde herhangi bir ülser veya inflamasyon olmayan, tamamen normal görünümlü bir mukoza zemininden aktif (genellikle fışkırır tarzda) kanayan bir arter görülmesi bu hastalık için tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Alkol veya ilaç öyküsü olmayan bir hastada ani gelişen masif üst gastrointestinal kanama saptandı.
Tanısal olasılıkları daraltmak için risk faktörlerini belirlemek gerekir.
2
Endoskopik bulguları yorumla
Mide proksimalinde, normal mukoza zemininde aktif kanayan geniş submukozal arter izlendi.
Dieulafoy lezyonunun karakteristik özelliği, çevresinde ülser veya gastrit olmaksızın lümene açılan geniş kalibreli bir arterdir.
3
Ayırıcı tanı yap
Kusma öyküsü yokluğu (Mallory-Weiss dışlandı), normal mukoza (Ülser dışlandı) ve siroz öyküsü yokluğu (Varis dışlandı).
Patognomonik bulgu olan 'normal mukoza içinde kanayan damar' Dieulafoy tanısını kesinleştirir.

Key Concept

Dieulafoy lezyonu, proksimal midede normal mukoza içinde yer alan geniş kalibreli bir submukozal arterin lümene açılmasıyla karakterize masif kanama nedenidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 394Question

6262 yaşında kadın hasta, 33 yıl önce Çölyak hastalığı tanısı almış ve o zamandan beri sıkı glutensiz diyet (GSD) uygulamaktadır. Son 66 aydır diyete tam uyum göstermesine rağmen karın ağrısı, ishal ve 77 kg zayıflama şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan tetkiklerde anti-doku transglutaminaz (anti-tTG) IgA ve anti-endomisyum (EMA) IgA antikorları negatif saptanıyor. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde duodenumda belirgin villöz atrofi (Marsh 3c) izleniyor. İntraepitelyal lenfositlerin (İEL) immünfenotiplemesinde; hücrelerin %80\%80'inden fazlasında yüzey CD8, CD4 ve yüzey CD3 ekspresyonunun olmadığı, ancak intrasitoplazmik CD3 ekspresyonunun pozitif olduğu klonal bir T hücre popülasyonu saptanıyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastada en olası tanı ve gelişme riski en yüksek olan komplikasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tip 2 Refrakter Çölyak Hastalığı ve Enteropati ilişkili T hücreli lenfoma (EATL)

Answer

Tip 2 Refrakter Çölyak Hastalığı ve Enteropati ilişkili T hücreli lenfoma (EATL)
Doğru yanıt olan seçenek, hastadaki hem klinik hem de laboratuvar bulgularını tam olarak karşılamaktadır. Refrakter Çölyak Hastalığı, sıkı diyete rağmen düzelmeyen veya nüks eden semptomlar ve histolojik atrofi ile tanımlanır. Tip 2 formunda, intraepitelyal lenfositler (İEL) normal yüzey reseptörlerini (yüzey CD3, CD4 ve özellikle CD8) kaybeder ancak sitoplazmik CD3 ekspresyonunu korurlar. Bu 'anormal' lenfosit popülasyonu klonaldir ve agresif bir seyir izleyen Enteropati İlişkili T Hücreli Lenfoma'ya (EATL) dönüşme riski çok yüksektir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik seyrin analizi
GSD'ye rağmen semptomların nüks etmesi ve serolojinin negatif olması.
Diyete dirençli (refrakter) bir durumun varlığını belirlemek.
2
İmmünfenotipleme bulgularının yorumlanması
Yüzey CD3 ve CD8 kaybı olan klonal T hücrelerinin saptanması.
Refrakter Çölyak Hastalığını (RÇH) Tip 1 ve Tip 2 olarak ayırt etmek (Tip 2'de fenotipik sapma ve klonalite vardır).
3
Prognoz ve risk değerlendirmesi
Tip 2 RÇH hastalarında %3050\%30-50 oranında EATL gelişme riski.
Tanı konulan spesifik alt tipe göre en olası komplikasyonu öngörmek.

Key Concept

Tip 2 Refrakter Çölyak Hastalığı (RÇH-2), yüzey markerlarını (CD3, CD4, CD8) kaybetmiş 'anormal' intraepitelyal lenfositlerin klonal proliferasyonu ile karakterizedir ve EATL'nin prekürsörü olarak kabul edilir.

Practice More

Refrakter Çölyak tanısı alan bir hastada beslenme desteği ve steroid/immünsupresif tedavi yanıtlarını inceleyen vakalara göz atabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 395Question

6868 yaşında erkek hasta, yaklaşık 22 saat önce olan ve kendiliğinden duran, yarım çay bardağı kadar parlak kırmızı renkli hematemez şikayetiyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde batın orta hattında eski bir operasyon skarı izleniyor; arteriyel kan basıncı 110/70110/70 mmHg, nabız 8888/dk olarak saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde hemoglobin 11.211.2 g/dL bulunuyor. Özgeçmişinde 55 yıl önce rüptüre abdominal aort anevrizması (AAAAAA) nedeniyle sentetik greft interpozisyonu yapıldığı öğreniliyor. Yapılan acil üst gastrointestinal sistem endoskopisinde; özofagus ve mide normal izlenirken, duodenumun üçüncü kıtasında (distalinde) mukoza bütünlüğü bozulmuş, üzerinde pıhtı bulunan ülsere bir lezyon (şüpheli Forrest IIbForrest\ IIb) izleniyor; aktif kanama saptanmıyor. Bu klinik tabloda en olası tanı ve bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aortoenterik fistül; acil kontrastlı bilgisayarlı tomografi (BT) ve cerrahi konsültasyonu

Answer

En olası tanı aortoenterik fistüldür; yönetimde ise acil kontrastlı bilgisayarlı tomografi ve cerrahi konsültasyonu önceliklidir.
Aortoenterik fistül (AEF) tanısı, aort cerrahisi (özellikle abdominal aort anevrizma onarımı) geçirmiş ve duodenum distalinde kanamalı lezyonu olan hastalarda birincil tanıdır. 'Haberci kanama' (herald bleed), masif rüptürden önce görülen, geçici olarak duran minör hematemez veya melena tablosudur. Duodenumun üçüncü kıtası greft ile en yakın komşuluğa sahip bölgedir ve AEF'nin en sık görüldüğü yerdir. Yönetimde acil BT anjiyografi ve cerrahi konsültasyonu hayat kurtarıcıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın özgeçmişindeki aort cerrahisi (AAA greft onarımı) ve başvuru semptomu arasındaki ilişkiyi kurmak.
Aort cerrahisi geçiren hastalarda, operasyondan yıllar sonra bile greftin bağırsak ansına (en sık duodenumun 3. kıtası) erozyonu sonucu fistül gelişebilir.
Primer aortoenterik fistüller nadir olsa da, greft sonrası sekonder fistüller hayatı tehdit eden önemli bir komplikasyondur.
2
Hematemezin niteliğini ve miktarını değerlendirmek.
Hastadaki 'az miktardaki' kanama, aortoenterik fistülün klasik 'haberci kanaması' (herald bleed) paternine uymaktadır.
Haberci kanama, tam rüptür ve masif fatal kanama öncesinde görülen, geçici olarak duran öncül kanamadır.
3
Endoskopik bulguları lokalizasyon ile sentezlemek.
Duodenumun distalinde (3. kıta) görülen ülsere lezyon veya pıhtı, bu bölgenin greft ile komşuluğu nedeniyle fistülü işaret eder.
Standart peptik ülserler genellikle bulbus veya post-bulber bölgededir; distal duodenum tutulumu vasküler bir patolojiyi düşündürmelidir.
4
Tanısal doğrulamayı planlamak.
Kontrastlı BT anjiyografi, greft çevresinde hava, sıvı veya sızıntıyı göstererek tanıyı destekleyebilir.
Endoskopi genellikle kanama odağını tam belirleyemez veya pıhtıyı yanlış yorumlayabilir; BT anjiyo tanıda altın standarttır.
5
Acil cerrahi müdahale hazırlığı yapmak.
Gecikmeksizin cerrahi konsültasyonu ve gerekirse acil eksplorasyon planlanmalıdır.
Aortoenterik fistüller, tam rüptür durumunda dakikalar içinde ölüme yol açan cerrahi acillerdir.

Key Concept

Aortoenterik fistüller, abdominal aort cerrahisi öyküsü olan hastalarda 'haberci kanama' (herald bleed) tablosuyla başvurabilen ve yüksek mortaliteye sahip olan nadir fakat kritik bir gastrointestinal kanama nedenidir.

Practice More

Aortoenterik fistül şüphesinde endoskopinin sensitivitesinin düşük olabileceğini ve tanının cerrahi veya radyolojik (BT anjiyo) olarak teyit edilmesi gerektiğini unutmayınız.
Estimated Time:3m 0s
Question 396Question

4242 yaşında erkek hasta, yoğun alkol alımını takiben ortaya çıkan şiddetli ve tekrarlayan kusmalar sonrası parlak kırmızı renkli kan kusma (hematemez) şikayetiyle acil servise başvuruyor. Hastanın yapılan üst gastrointestinal sistem endoskopisinde gastroözofageal bileşkede kanama odağı olabilecek longitudinal (boylamsal) seyirli, yüzeyel bir mukozal yırtık saptanıyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mallory-Weiss sendromu

Answer

Mallory-Weiss sendromu
Doğru seçenek olan Mallory-Weiss sendromu, klinik vakada belirtilen alkol alımı, zorlu kusma ve takiben gelişen hematemez ile gastroözofageal bileşkedeki longitudinal yüzeyel yırtık bulgularıyla tam uyum sağlamaktadır. Bu vakaların çoğu kendiliğinden iyileşme eğilimindedir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Alkol alımı ve zorlu kusma sonrası hematemez saptanması.
Mallory-Weiss sendromunda temel tetikleyici mekanizma ani karın içi basınç artışıdır.
2
Endoskopik bulguların yorumlanması
Gastroözofageal bileşkede longitudinal (boylamsal) yüzeyel yırtık görülmesi.
Bu bulgu Mallory-Weiss sendromu için patognomoniktir.
3
Ayırıcı tanının yapılması
Yırtığın tam kat değil yüzeyel olması Boerhaave sendromunu dışlatır.
Boerhaave'de perforasyon ve mediastinit bulguları beklenir.

Key Concept

Mallory-Weiss sendromu, genellikle zorlu kusma veya öğürme sonrası gastroözofageal bileşke yakınında oluşan, mukozal ve submukozal kanamalı yırtıklardır.
Estimated Time:45s
Question 397Question

4545 yaşında kadın hasta, yaklaşık altı aydır devam eden halsizlik ve özellikle geceleri artan tüm vücutta kaşıntı şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenesinde göz kapaklarında ksantelazmalar ve yaklaşık 22 cm hepatomegali saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde; Alkalen Fosfataz (ALP): 520520 U/L (N: 3012030-120), Gama-Glutamil Transferaz (GGT): 180180 U/L (N: 5405-40), total bilirubin: 0,90,9 mg/dL ve transaminaz (ALT/AST) düzeyleri normal bulunuyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla ilk basamakta istenmesi gereken en özgül laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anti-mitokondriyal antikor (AMA) ölçümü

Answer

Anti-mitokondriyal antikor (AMA) ölçümü
Hastanın kliniği (orta yaşlı kadın, kaşıntı, ksantelazma) ve laboratuvarı (izole ALP ve GGT yüksekliği) tipik bir Primer Biliyer Kolanjit (PBK) tablosudur. PBK tanısında anti-mitokondriyal antikor (AMA) pozitifliği %95'in üzerinde duyarlılık ve özgüllüğe sahiptir ve tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Orta yaşlı kadın, halsizlik, kaşıntı ve ksantelazma varlığı
Bu bulgular kronik kolestatik karaciğer hastalıklarını, özellikle Primer Biliyer Kolanjit'i (PBK) düşündürür.
2
Laboratuvar verilerini yorumla
İzole ALP ve GGT yüksekliği (kolestatik patern)
Bilirubinin normal olması hastalığın erken evrede olduğunu, transaminazların normal olması ise hepatosellüler hasarın ön planda olmadığını gösterir.
3
Tanısal testi belirle
AMA (Anti-mitokondriyal antikor) istenmesi
PBK tanısı için en duyarlı ve özgül non-invaziv test AMA'dır.

Key Concept

Primer Biliyer Kolanjit (PBK) Tanı Kriterleri

Practice More

PBK tanısı alan bu hastada tedavi seçeneği olarak Ursodeoksikolik asit (UDCA) dozajı ve yanıt kriterlerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 398Question

Hepatit C'ye bağlı karaciğer sirozu ve asit tanısıyla takip edilen 60 yaşındaki erkek hasta, poliklinik kontrolünde serum kreatinin düzeyinin son 1 hafta içinde 0.9 mg/dL'den 2.1 mg/dL'ye yükseldiği görülerek yatırılıyor. Hastanın öyküsünde nefrotoksik ilaç kullanımı, şok tablosu veya aktif enfeksiyon bulgusu saptanmıyor. Yapılan idrar analizinde proteinüri veya hematüri izlenmiyor; renal ultrasonografide parankimal hastalık bulgusu görülmüyor.

Uluslararası Asit Kulübü (ICA) kriterlerine göre, bu hastada Hepatorenal Sendrom-AKI (HRS-AKI) tanısını doğrulamak ve prerenal azotemiyi dışlamak için uygulanması gereken en uygun ilk yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Diüretiklerin kesilmesi ve 2 gün boyunca 1 g/kg/gün dozunda albümin ile plazma hacim genişletilmesi

Answer

Diüretiklerin kesilmesi ve 2 gün boyunca 1 g/kg/gün dozunda albümin ile plazma hacim genişletilmesi seçeneğidir.
Doğru yaklaşım, diüretiklerin kesilmesi ve albümin ile hacim replasmanı yapılmasıdır. Uluslararası Asit Kulübü (ICA) kriterlerine göre, sirozlu bir hastada AKI geliştiğinde HRS tanısı koyabilmek için 'hacim genişletmeye yanıtsızlık' gösterilmelidir. Bu amaçla diüretikler kesilir ve 2 gün boyunca 1 g/kg (maksimum 100 g) dozunda albümin verilir. Eğer kreatinin değerinde düzelme olmazsa HRS-AKI kabul edilerek vazokonstriktör tedaviye geçilir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu analiz et
Sirozlu hastada akut böbrek hasarı (AKI) gelişmiş (kreatinin artışı >0.3 mg/dL veya %50 artış).
HRS-AKI şüphesi mevcuttur ancak tanı için diğer nedenlerin dışlanması gerekir.
2
HRS-AKI tanı kriterlerini hatırla (ICA kriterleri)
Şok yok, nefrotoksik ilaç yok, parankimal hastalık bulgusu yok. Geriye prerenal azotemi ile ayrım yapmak kalıyor.
Prerenal azotemi, hacim replasmanına yanıt verirken, HRS yanıt vermez.
3
Ayırıcı tanı için gerekli müdahaleyi belirle
Diüretiklerin kesilmesi ve plazma hacminin albümin (1 g/kg/gün, maks. 100 g) ile genişletilmesi gerekir.
Eğer bu tedaviye rağmen kreatinin düşmezse HRS-AKI tanısı konur ve vazokonstriktör tedaviye geçilir.

Key Concept

Sirozda akut böbrek hasarı (AKI) gelişen hastada HRS tanısı koymadan önce, diüretik kesilmesi ve albümin ile hacim replasmanı yapılarak prerenal azoteminin (hacim eksikliğine yanıt veren AKI) dışlanması zorunludur.

Hints

1
Sirozda böbrek yetmezliği her zaman HRS değildir; basit sıvı açığı (prerenal) en sık nedendir.
2
Böbreklerin susuz kalıp kalmadığını anlamak için onlara 'sıvı' vermeniz gerekir.
3
Tanı kriterlerinde 'diüretiklerin kesilmesi ve plazma hacim genişletilmesine yanıtsızlık' şartı aranır.

Practice More

Tip 1 ve Tip 2 HRS (yeni sınıflamada HRS-AKI ve HRS-NAKI) arasındaki prognoz ve tedavi farklarını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 399Question

2727 yaşında bir erkek hasta, yaklaşık 11 haftadır devam eden halsizlik, iştahsızlık ve göz aklarında sararma şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan tetkiklerinde karaciğer fonksiyon testleri ve serolojik bulgular şu şekildedir:

TetkikSonuç
AST1250 U/L1250 \ U/L
ALT1480 U/L1480 \ U/L
Total Bilirubin4.2 mg/dL4.2 \ mg/dL
HBsAgHBsAgPozitif (++)
AntiHBc IgMAnti-HBc \ IgMPozitif (++)
AntiHBsAnti-HBsNegatif (-)

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Akut Hepatit B enfeksiyonu

Answer

Hastanın klinik ve serolojik bulguları Akut Hepatit B enfeksiyonu ile uyumludur.
Hastada saptanan HBsAgHBsAg pozitifliği aktif enfeksiyonu, AntiHBc IgMAnti-HBc \ IgM pozitifliği ise enfeksiyonun akut (yeni) olduğunu göstermektedir. 1000 U/L1000 \ U/L değerini aşan transaminazlar da akut hepatit atağını destekleyen önemli bir bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve biyokimyasal bulguları değerlendir.
Halsizlik, ikter ve 1000 U/L1000 \ U/L üzerindeki AST/ALT değerleri akut viral hepatit tablosunu desteklemektedir.
Yüksek transaminaz düzeyleri akut karaciğer hasarının bir göstergesidir.
2
Serolojik belirteçleri analiz et.
HBsAgHBsAg (++) ve AntiHBc IgMAnti-HBc \ IgM (++) saptanmıştır.
HBsAg mevcut enfeksiyonu, Anti-HBc IgM ise bu enfeksiyonun son 6 ay içinde kazanılmış (akut) olduğunu kanıtlar.
3
Tanıyı kesinleştir.
Akut Hepatit B tanısı konur.
Tüm bulgular akut faz serolojisiyle tam uyumludur.

Key Concept

Hepatit B serolojisinde 'akut' evre tanısı HBsAgHBsAg ve AntiHBc IgMAnti-HBc \ IgM pozitifliği ile konur.
Question 400Question

HelicobacterHelicobacter pyloripylori tanısıyla eradikasyon tedavisi alan bir hastada, tedaviden en az 44 hafta sonra eradikasyon başarısını (bakterinin tamamen temizlendiğini) doğrulamak amacıyla kullanılan en güvenilir non-invaziv yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Üre nefes testi

Answer

Eradikasyon başarısını doğrulamak için üre nefes testi kullanılmalıdır.
Üre nefes testi, bakterinin üreaz enzimi aracılığıyla işaretli üreyi parçalayıp işaretli CO2CO_2 açığa çıkarması prensibine dayanır. Sadece canlı bakteri varlığında pozitif sonuç verdiği için eradikasyon başarısını değerlendirmede en güvenilir non-invaziv yöntemdir.

Step-by-Step Solution

1
Eradikasyon sonrası kontrol zamanlamasının belirlenmesi.
Antibiyotik tedavisi bittikten en az 44 hafta sonra test yapılmalıdır.
Yanlış negatifliği önlemek için bakterinin tekrar kolonize olmasına zaman tanınmalıdır.
2
Aktif infeksiyonu gösteren non-invaziv testlerin seçilmesi.
Üre nefes testi veya dışkıda antijen testi belirlenir.
Bu testler sadece canlı/aktif bakterinin varlığında pozitif sonuç verir.
3
Serolojik testlerin dışlanması.
Serum IgGIgG testinin uygun olmadığı sonucuna varılır.
Antikorlar başarılı tedaviden sonra da kanda kalmaya devam eder.

Key Concept

HelicobacterHelicobacter pyloripylori eradikasyon takibinde aktif infeksiyonu gösteren (üre nefes testi veya dışkıda antijen) testler tercih edilmelidir.
Estimated Time:45s
PreviousPage 20 / 22Next
Gastroenteroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 20 | Examkin