Endokrinoloji

539 questions

Question 521Question

Çarpıntı, aşırı terleme ve ellerde titreme şikayetleri ile başvuran 29 yaşındaki hemşire hastanın fizik muayenesinde tiroid bezi ele gelmemekte ve hassasiyet saptanmamaktadır. Laboratuvar tetkiklerinde TSH < 0.01 mIU/L, sT4 ve sT3 düzeyleri yüksek bulunmuştur. Yapılan tiroid sintigrafisinde radyoaktif iyot tutulumunun (RAIU) baskılanmış olduğu izlenmiştir. Bu hastada ayırıcı tanıda ekzojen tiroid hormonu kullanımı (tiriotoksikozis factitia) ile sessiz tiroidit ayrımını yapmak için en güvenilir laboratuvar parametresi hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serum tiroglobulin düzeyi

Answer

Serum tiroglobulin düzeyi
Tirotoksikoz saptanan ancak radyoaktif iyot tutulumu (RAIU) düşük olan hastalarda ayırıcı tanıda temel mekanizma ya 'yıkım' (destrüktif tiroiditler) ya da 'dışarıdan alım'dır. Tiroid dokusu yıkıldığında, depolanmış hormonlarla birlikte kana Tiroglobulin (Tg) de salınır ve serum Tg düzeyi yüksek bulunur. Ancak hasta dışarıdan tiroid hormonu alıyorsa (tiriotoksikozis factitia), TSH baskılandığı için tiroid bezi inaktiftir ve serum Tg düzeyi çok düşük veya ölçülemeyecek düzeydedir. Bu nedenle ayırıcı tanıda en değerli test serum tiroglobulin düzeyidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve laboratuvar bulgularını analiz et
Tiriotoksikoz tablosu (TSH düşük, sT3/sT4 yüksek) mevcut ancak RAIU düşük. Bu durum, tiroid bezinin aşırı hormon üretmediğini (Graves değil), ya hormonun dışarıdan alındığını ya da depolanmış hormonun yıkımla kana karıştığını gösterir.
Yüksek hormon düzeylerine rağmen düşük tutulum (uptake), tiroidin hiperfonksiyonel olmadığını kanıtlar.
2
Düşük RAIU nedenlerini değerlendir
Olasılıklar: Subakut tiroidit, sessiz (painless) tiroidit, ekzojen hormon alımı (factitia) veya iyot yüklenmesi.
Ayırıcı tanı bu grup hastalıklar arasında yapılmalıdır.
3
Ekzojen alım ile yıkım (tiroidit) arasındaki farkı belirleyen testi seç
Tiroglobulin, tiroid folliküllerinden salınan bir proteindir. Tiroid dokusu yıkımında kana karışır ve düzeyi artar. Dışarıdan hormon alındığında ise endojen üretim ve yıkım olmadığı için tiroglobulin düzeyi baskılanır (düşüktür).
Serum tiroglobulin düzeyi bu iki durumu birbirinden ayıran en spesifik belirteçtir.

Key Concept

Düşük RAIU'lu tiriotoksikoz ayırıcı tanısında serum tiroglobulin düzeyi; ekzojen alımda (factitia) düşük, tiroiditlerde (yıkım) yüksektir.

Practice More

RAIU düşük olan tiriotoksikoz nedenlerini (Tiroiditler, Ekzojen alım, Ektopik üretim, İyot yüklenmesi) tekrar gözden geçiriniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 522Question

5858 yaşında, bilinen koroner arter hastalığı olan bir erkek hastanın yapılan kontrollerinde; maksimum doz statin ve ezetimib tedavisi altında olmasına rağmen LDLLDL kolesterol düzeyi 9595 mg/dLmg/dL olarak saptanmıştır. Hastanın tedavisine bir PCSK9PCSK9 (proproteinproprotein convertaseconvertase subtilisin/kexinsubtilisin/kexin typetype 99) inhibitörü eklenmesine karar veriliyor. Bu ilaç grubunun LDLLDL kolesterol düzeylerini düşürmedeki temel etki mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: LDLLDL reseptörlerinin lizozomal yıkımını engelleyerek hepatosit yüzeyindeki reseptör yoğunluğunu artırmak

Answer

PCSK9 inhibitörleri, LDL reseptörlerinin lizozomal yıkımını engelleyerek hepatosit yüzeyindeki reseptör yoğunluğunu artırır.
PCSK9 inhibitörleri (Evolocumab, Alirocumab), PCSK9 proteinine bağlanarak bu proteinin LDL reseptörleri ile etkileşimini engeller. Normal şartlarda PCSK9, LDL reseptörünün yıkımını tetiklerken; inhibe edildiğinde reseptörler lizozomal yıkımdan kurtulur ve tekrar hepatosit yüzeyine taşınır. Artan yüzey reseptör yoğunluğu, plazma LDL kolesterolünün klerensini artırarak düzeylerini belirgin şekilde düşürür.

Step-by-Step Solution

1
PCSK9 proteininin fizyolojik görevini belirle.
PCSK9, karaciğer hücre yüzeyindeki LDL reseptörlerine bağlanarak bu reseptörlerin hücre içine alınmasını ve lizozomlarda yıkılmasını sağlar.
İlacın hedef aldığı süreci anlamak için temel fizyolojiyi bilmek gerekir.
2
İlacın (PCSK9 inhibitörü) etkisini analiz et.
İnhibitörler PCSK9'a bağlanarak onun reseptörle etkileşimini bozar. Bu durum, reseptörlerin yıkılmak yerine tekrar hücre yüzeyine dönmesini (geri dönüşüm/recycling) sağlar.
İnhibisyonun hücresel düzeydeki sonucunu belirlemek mekanizmayı açıklar.
3
Hücre yüzeyindeki reseptör artışının plazma LDL düzeyine etkisini değerlendir.
Yüzeyde daha fazla LDL reseptörü bulunması, kandaki LDL parçacıklarının daha fazla yakalanıp karaciğerce temizlenmesine yol açar, böylece plazma LDL düzeyleri %50-60 oranında düşer.
Hücresel değişikliğin klinik parametre üzerindeki nihai etkisini doğrulamak gerekir.

Key Concept

PCSK9 inhibitörleri (alirocumab, evolocumab), LDL reseptörlerinin degradasyonunu önleyerek karaciğerin LDL temizleme kapasitesini artırır.
Estimated Time:1m 30s
Question 523Question

6262 yaşında erkek hasta; son 22 ayda gelişen halsizlik, kas güçsüzlüğü, yeni başlangıçlı hipertansiyon ve ciltte yaygın koyulaşma şikayetleri ile başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde; serum potasyum düzeyi 2,82,8 mEq/L (N: 3,55,03,5-5,0), plazma ACTH düzeyi 450450 pg/mL (N: <60<60) ve sabah plazma kortizol düzeyi 8585 μg/dL\mu g/dL saptanıyor. Çekilen hipofiz MRG'si normal olarak raporlanan hastada, en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ektopik ACTH sendromu

Answer

Ektopik ACTH sendromu
Doğru yanıt olan 'Ektopik ACTH sendromu', hastadaki klinik tabloyla tam uyumludur. Ektopik ACTH salgılayan tümörlerde (en sık küçük hücreli akciğer kanseri), ACTH düzeyleri Cushing hastalığına göre çok daha yüksektir. Bu durum, 11-beta hidroksisteroid dehidrogenaz tip 2 enziminin doygunluğa ulaşmasına ve kortizolün mineralokortikoid reseptörlerini uyararak ağır hipokalemiye yol açmasına neden olur. Hızlı seyir ve hiperpigmentasyon da ektopik üretimi destekleyen temel bulgulardır.

Step-by-Step Solution

1
ACTH düzeyinin değerlendirilmesi
ACTH 450450 pg/mL (Yüksek)
Yüksek ACTH düzeyi, tablonun ACTH bağımlı bir Cushing sendromu olduğunu kanıtlar.
2
Klinik ve laboratuvar ipuçlarının analizi
Belirgin hipokalemi (2,82,8 mEq/L) ve hiperpigmentasyon
Çok yüksek ACTH düzeyleri, mineralokortikoid etkisi (hipokalemi) ve MSH benzeri etki (hiperpigmentasyon) yaratarak ektopik kaynağa işaret eder.
3
Görüntüleme bulgularının yorumlanması
Normal hipofiz MRG
Hipofiz MRG'nin normal olması, kaynağın hipofiz dışı (ektopik) olma olasılığını güçlendirir.

Key Concept

ACTH bağımlı Cushing sendromunda, ektopik ACTH salınımı genellikle çok yüksek ACTH düzeyleri, ağır hipokalemik alkaloz ve hiperpigmentasyon ile karakterizedir.

Alternative Method

ACTH bağımlı ve bağımsız ayrımı için yüksek doz deksametazon supresyon testi veya CRH uyarı testi gibi dinamik testler de ayırıcı tanıda kullanılabilir; ancak vakadaki aşırı yüksek ACTH ve hipokalemi doğrudan ektopik odağı düşündürür.
Estimated Time:1m 30s
Question 524Question

4545 yaşında erkek hasta, 33 yıldır kronik Hepatit B tanısıyla tenofovir disoproksil fumarat (TDFTDF) tedavisi almaktadır. Son 66 aydır giderek artan yaygın kemik ağrısı, proksimal kas güçsüzlüğü ve yürüme güçlüğü şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemelerinde aşağıdaki bulgular saptanıyor:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyumu8.78.7 mg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum Fosforu1.71.7 mg/dL2.54.52.5 - 4.5
Alkalen Fosfataz (ALP)340340 U/L4012040 - 120
Tam İdrar AnaliziNormoglisemik glikozüri, aminoasidüriNegatif
Kemik Mineral Yoğunluğu (T-skoru)2.8-2.8>1.0> -1.0

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Osteomalazi

Answer

Tenofovir kullanımına bağlı Fanconi sendromu gelişen bu hastada, renal fosfat kaybı sonucu ortaya çıkan metabolik kemik hastalığı osteomalazidir.
Hastada Tenofovir kullanımına bağlı gelişen Fanconi sendromu (glikozüri, aminoasidüri) mevcuttur. Bu durum proksimal tübülde fosfat geri emilimini bozarak ağır hipofosfatemiye yol açar. Erişkinlerde kronik hipofosfatemi, yeni oluşan osteoid dokunun kalsifikasyonunun (mineralizasyonunun) bozulmasıyla karakterize olan osteomalaziye neden olur. Kas güçsüzlüğü ve yaygın ağrılar osteomalazi için tipiktir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir
Tenofovir kullanımı, yaygın kemik ağrısı ve proksimal kas güçsüzlüğü saptandı.
Tenofovir disoproksil fumarat (TDFTDF), proksimal tübül hasarı (Fanconi sendromu) yapma potansiyeline sahiptir.
2
Laboratuvar bulgularını yorumla
Düşük serum fosforu (1.71.7 mg/dL), yüksek ALP (340340 U/L) ve normal/düşük-normal kalsiyum görüldü.
Fanconi sendromunda renal tübüler fosfat kaybı (fosfatüri) hipofosfatemiye yol açar; bu da kemik mineralizasyonunu bozar.
3
İdrar bulguları ve kemik yoğunluğu ile tanıyı netleştir
Normoglisemik glikozüri ve aminoasidüri varlığı proksimal tübül hasarını doğrular; düşük T-skoru ise kemik mineral içeriğinin azaldığını gösterir.
Yetişkinlerde hipofosfatemi veya D vitamini eksikliğine bağlı gelişen mineralizasyon kusuru osteomalazi olarak adlandırılır.

Key Concept

İlaçlara (örneğin Tenofovir) bağlı proksimal tübül hasarı (Fanconi sendromu) renal fosfat kaybına ve sonuç olarak osteomalaziye yol açabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 525Question

3838 yaşında kadın hasta, 33 yıl önce geçirilmiş bariatrik cerrahi (gastrik bypass) öyküsü mevcut. Son 44 aydır giderek artan yaygın kemik ağrısı ve merdiven çıkarken zorlanma şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde proksimal kas güçsüzlüğü ve ördekvari yürüyüş saptanıyor. Laboratuvar inceleme sonuçları aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Serum Kalsiyum8.28.2 mg/dLmg/dL8.510.58.5 - 10.5
Serum Fosfor2.12.1 mg/dLmg/dL2.54.52.5 - 4.5
Alkalen Fosfataz (ALPALP)460460 U/LU/L3012030 - 120
Paratiroid Hormon (PTHPTH)135135 pg/mLpg/mL156515 - 65

Pelvis grafisinde femur boynunda kortekse dik yerleşimli, radyolüsent psödofraktür (Looser zonları) hatları izleniyor. Bu hastadaki klinik ve radyolojik tabloya neden olan temel patofizyolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yeni sentezlenen osteoid dokunun mineralizasyonunda bozukluk

Answer

Temel patofizyolojik süreç, yeni sentezlenen osteoid dokunun mineralizasyonunda meydana gelen bozukluktur (Osteomalazi).
Vakadaki bariatrik cerrahi öyküsü, proksimal kas güçsüzlüğü, hipokalsemi, hipofosfatemi, ALP yüksekliği ve radyolojik olarak Looser zonları (psödofraktürler) tipik bir osteomalazi tablosunu işaret eder. Osteomalazinin temel patolojisi, yeni üretilen kemik matriksinin (osteoid) mineralize olamaması ve mineralize olmamış osteoid dokusunun artmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Bariatrik cerrahi sonrası gelişen malabsorpsiyon durumu.
Gastrik bypass cerrahisi, kalsiyum ve Vitamin D emilimini bozarak metabolik kemik hastalıklarına zemin hazırlar.
2
Laboratuvar bulgularının analizi
Düşük Ca ve P, yüksek ALP ve PTH.
Vitamin D eksikliğine bağlı kalsiyum emiliminin azalması, sekonder hiperparatiroidizme ve fosforun idrarla kaybına (PTH etkisi) yol açar.
3
Radyolojik ve klinik bulguların birleştirilmesi
Looser zonları ve proksimal miyopati varlığı.
Psödofraktürler (Looser zonları) osteomalazi için karakteristik radyolojik bulgulardır.
4
Tanı ve patolojinin belirlenmesi
Osteomalazi.
Osteomalazinin temel histopatolojik özelliği, osteoid dokunun mineralize edilememesi sonucu osteoid dikişlerin genişlemesidir.

Key Concept

Osteomalazi, kemik matriksinin (osteoid) mineralizasyonunun yetersizliği ile karakterize, en sık Vitamin D eksikliğine bağlı gelişen metabolik bir kemik hastalığıdır.
Question 526Question

4545 yaşında erkek hasta, polikliniğe kilo fazlalığı ve halsizlik yakınması ile başvuruyor. Özgeçmişinde hipertansiyon öyküsü olan hasta, günde bir kez 1010 mgmg perindopril kullanmaktadır. Yapılan fizik muayenesinde boyu 175175 cmcm, vücut ağırlığı 110110 kgkg, bel çevresi 104104 cmcm ve kan basıncı 136/86136/86 mmHgmmHg olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde; açlık plazma glukozu 108108 mg/dLmg/dL, trigliserid 172172 mg/dLmg/dL ve HDL-kolesterol 3636 mg/dLmg/dL saptanıyor. Bu hasta ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Patofizyolojik olarak, artmış visseral yağ dokusu hacmine paralel olarak serum adiponektin düzeyinin yüksek, leptin düzeyinin ise düşük saptanması beklenir.

Answer

Artmış yağ dokusu hacmine paralel olarak serum adiponektin düzeyinin yüksek, leptin düzeyinin ise düşük saptanması beklendiği ifadesi yanlıştır.
Obezite ve metabolik sendrom patofizyolojisinde yağ dokusundan salınan mediyatörlerin düzeyi karakteristik değişimler gösterir. Adiponektin, insülin duyarlılığını artıran ve anti-inflamatuar özellikleri olan bir adipokindir ve obez bireylerde serum düzeyi azalmıştır. Leptin ise iştahı baskılayan bir hormondur ve yağ dokusu miktarı ile doğru orantılı olarak artar; ancak obezlerde 'leptin direnci' nedeniyle etkisi azalmıştır. Dolayısıyla seçeneklerde belirtilenin aksine adiponektin düşük, leptin yüksek saptanır.

Step-by-Step Solution

1
Vücut kitle indeksi (VKİ) ve metabolik parametrelerin hesaplanması
VKİ = 110/(1,752)35,9110 / (1,75^2) \approx 35,9 kg/m2kg/m^2. Beş metabolik sendrom kriteri de (NCEP) mevcuttur.
Hastanın klinik durumunu ve tedavi endikasyonlarını belirlemek için temel antropometrik ve laboratuvar verileri analiz edilmelidir.
2
Obezite cerrahisi ve tanı kriterlerinin değerlendirilmesi
VKİ 35\geq 35 + komorbidite varlığı cerrahi endikasyonudur. IDF'de bel çevresi zorunludur.
Yönetim planı oluştururken güncel kılavuzlardaki eşik değerler ve zorunlu kriterler kontrol edilmelidir.
3
Adipokin patofizyolojisinin analizi
Obezitede adiponektin düşük, leptin yüksektir.
Yağ dokusundan salınan hormonların (adipokinler) obezite ve insülin direncindeki değişim yönleri hatırlanmalıdır.

Key Concept

Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri ve Adipokin Patofizyolojisi
Question 527Question

3535 yaşında kadın hasta, son 22 haftadır belirginleşen ağız kuruluğu, sık idrara çıkma ve halsizlik şikayetleriyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde rastgele plazma glukoz düzeyi 242242 mg/dLmg/dL, HbA1cHbA1c düzeyi ise %6,3\%6,3 olarak ölçülüyor. Bu hasta için en olası tanı veya bir sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Diabetes mellitus tanısı konulur.

Answer

Diyabetin klasik semptomları (poliüri, polidipsi) varlığında rastgele ölçülen plazma glukozunun 200200 mg/dLmg/dL veya üzerinde olması, başka bir doğrulama testine gerek kalmaksızın diabetes mellitus tanısı koydurur.
Diyabet tanısı dört yöntemle konulabilir: Açlık plazma glukozu (APG) 126\geq 126 mg/dLmg/dL, HbA1c%6,5HbA1c \geq \%6,5, 7575 gram OGTT'de 22. saat glukozu 200\geq 200 mg/dLmg/dL veya klasik diyabet semptomları olan bir hastada rastgele plazma glukozunun 200\geq 200 mg/dLmg/dL olması. Bu vakada hasta semptomatiktir ve rastgele kan şekeri 200200 mg/dLmg/dL sınırının üzerindedir (242242 mg/dLmg/dL), bu nedenle doğrudan tanı konulur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik semptomlarını değerlendir.
Hastada poliüri (sık idrara çıkma) ve polidipsi (ağız kuruluğu) gibi diyabetin klasik semptomları mevcuttur.
Semptom varlığı, tanı kriterlerinin hangi yolakla uygulanacağını belirler.
2
Rastgele plazma glukoz düzeyini tanı eşiği ile karşılaştır.
Ölçülen 242242 mg/dLmg/dL değeri, diyabet tanı eşiği olan 200200 mg/dLmg/dL değerinin üzerindedir.
Semptomatik hastalarda 200200 mg/dLmg/dL üzerindeki rastgele şeker ölçümü tanısal değer taşır.
3
Elde edilen verileri güncel tanı rehberlerine göre yorumla.
Kriter karşılandığı için diabetes mellitus tanısı kesinleşir.
Asemptomatik hastaların aksine, aşikar semptomları olanlarda tanının konfirme edilmesi için ikinci bir teste ihtiyaç duyulmaz.

Key Concept

Semptomatik hastalarda tek bir rastgele plazma glukozu 200\geq 200 mg/dLmg/dL ölçümü diabetes mellitus tanısı için yeterlidir.
Question 528Question

7272 yaşında erkek hasta, son 66 aydır giderek artan sağ kalça ağrısı ve yürüme güçlüğü şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede sağ kalça eklem hareketleri kısıtlı ve ağrılı olup, uyluk proksimalinde lokal ısı artışı saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde; serum kalsiyum: 9.59.5 mg/dL (8.810.28.8-10.2), fosfor: 3.43.4 mg/dL (2.54.52.5-4.5), alkalen fosfataz (ALP): 12501250 U/L (3512035-120), GGT: 3030 U/L (105010-50) olarak saptanıyor. Tam kan sayımı ve eritrosit sedimentasyon hızı normal sınırlardadır. Pelvis radyografisinde sağ iliak kanatta ve femur proksimalinde mikst tipte (litik ve sklerotik) lezyonlar, belirgin kortikal kalınlaşma ve kemik çapında genişleme izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Paget hastalığı

Answer

Paget hastalığı
Paget hastalığı (osteitis deformans), kemik döngüsünün kontrolsüz şekilde arttığı fokal bir hastalıktır. Hastada görülen yaş grubu (>55>55), kalça ağrısı, lokal ısı artışı ve radyolojik olarak bildirilen kemik çapında artış (ekspansiyon) ile kortikal kalınlaşma klasik bulgulardır. Laboratuvar olarak serum kalsiyum ve fosfor düzeylerinin normal, ancak kemik yapım belirteci olan alkalen fosfatazın (ALP) çok yüksek olması tanıyı doğrular.

Step-by-Step Solution

1
Biyokimyasal parametrelerin analizi
Kalsiyum ve fosforun normal, ALP'nin ise belirgin şekilde yüksek olduğu (>10>10 kat) görüldü.
Metabolik kemik hastalıklarının ayırıcı tanısında mineral dengesinin değerlendirilmesi ilk adımdır.
2
ALP yüksekliğinin kaynağının belirlenmesi
GGT düzeyinin normal olması, ALP yüksekliğinin karaciğer kaynaklı olmadığını, kemik döngüsü artışına bağlı olduğunu gösterdi.
İzole ALP yüksekliğinde karaciğer patolojilerini ekarte etmek gerekir.
3
Radyolojik bulguların yorumlanması
Kemikte genişleme (ekspansiyon), kortikal kalınlaşma ve trabeküler kabalaşma saptandı.
Bu radyolojik üçlü, Paget hastalığını metastatik süreçlerden ayıran en önemli kriterdir.
4
Klinik korelasyonun kurulması
İleri yaş, kalça ağrısı ve lokal ısı artışı (hipervaskülariteye bağlı) bulguları tanıya eklendi.
Aktif Paget lezyonları üzerindeki ciltte hipervaskülarite nedeniyle lokal ısı artışı görülebilir.

Key Concept

Paget hastalığında biyokimyasal olarak kalsiyum ve fosfor normaldir, ancak kemik yapımının göstergesi olan alkalen fosfataz (ALP) belirgin yüksektir. Radyolojik olarak ise 'kortikal kalınlaşma' ve 'kemik ekspansiyonu' tanı koydurucudur.

Hints

1
Kalsiyum ve fosfor değerleri normal iken ALP'nin bu kadar yüksek olduğu başka hangi kemik hastalığını biliyorsunuz?
2
GGT değerinin normal olması, problemin karaciğerde değil kemik dokusunda olduğunu kesinleştirir.
3
Radyografideki 'kemik çapında artış' ve 'kortikal kalınlaşma' ifadeleri, metastatik hastalıklardan ziyade spesifik bir metabolik hastalığa işaret eder.

Practice More

Paget hastalığında tedavi endikasyonlarını ve ilk tercih edilecek ilaç grubunu (bisfosfonatlar) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 529Question

1616 yaşında kız hasta, boy kısalığı ve hiç adet görmeme (primer amenore) şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenesinde boyu 142142 cm (<3<3. persentil) olarak ölçülüyor. Hastada meme gelişiminin olmadığı (Tanner evre 11), boyun yanlarında cilt katlantısı (yele boyun) ve meme başlarının birbirinden ayrık olduğu (kalkan göğüs) gözleniyor. Laboratuvar incelemelerinde elde edilen sonuçlar aşağıda verilmiştir:

ParametreSonuçReferans Aralığı
FSH8585 mIU/mL1.512.41.5 - 12.4 mIU/mL
LH4242 mIU/mL1.78.61.7 - 8.6 mIU/mL
Östradiol<10<10 pg/mL2016020 - 160 pg/mL

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Turner sendromu

Answer

Turner sendromu
Tanıdaki en güçlü kanıtlar hastadaki boy kısalığı (142142 cm) ve 'yele boyun' gibi somatik bulguların varlığıdır. Laboratuvar ortamındaki yüksek FSH (8585 mIU/mL) ve düşük östradiol değerleri, sorunun hipofiz veya hipotalamusta değil, doğrudan overlerde (gonadal disgenezi) olduğunu kanıtlar. Bu birleşim Turner sendromu için tanısal değer taşır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Boy kısalığı, yele boyun (pterigium kolli) ve kalkan göğüs saptandı.
Turner sendromunun tipik somatik stigmalarını belirlemek için.
2
Hormon profilini yorumla
FSH ve LH yüksek, östradiol düşük bulundu.
Bu tablo 'hipergonadotropik hipogonadizm' (primer gonadal yetmezlik) göstergesidir.
3
Tanıyı netleştir
Turner sendromu tanısına ulaşıldı.
Primer amenore, somatik bulgular ve hipergonadotropik hipogonadizmin bir arada bulunması Turner sendromu (45,X) için klasiktir.

Key Concept

Turner sendromu, primer gonadal disgeneziye bağlı hipergonadotropik hipogonadizmin en sık nedenlerinden biridir.

Practice More

Turner sendromunda eşlik edebilecek kardiyovasküler (biküspit aort kapağı, aort koarktasyonu) ve renal anomalileri gözden geçirin.
Estimated Time:45s
Question 530Question

5252 yaşında kadın hasta; yaklaşık 33 aydır gövde ve alt ekstremitelerde seyreden, ağrılı ve kaşıntılı döküntüler nedeniyle polikliniğe başvuruyor. Hastanın özgeçmişinde son 44 ayda 1010 kg kaybı ve yeni başlangıçlı hafif seyirli diabetes mellitus öyküsü mevcuttur. Fizik muayenede; alt karın ve perine bölgesinde eritemli, büllöz, santral kısımları hiperpigmente ve kabuklu (nekrolitik migratuar eritem görünümünde) plaklar saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde hafif normokrom normositer anemi izleniyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Glukagonoma

Answer

Nekrolitik migratuar eritem, yeni başlangıçlı diyabet ve kilo kaybı bulguları olan hastada en olası tanı glukagonomadır.
Nekrolitik migratuar eritem (NME), glukagonoma için patognomonik kabul edilen bir deri bulgusudur. Genellikle gövde, perine ve ekstremitelerde, kenarları büllöz ve eritemli, santrali ise iyileşme gösteren hiperpigmente karakterde plaklar şeklinde görülür. Bu bulguya diyabet, kilo kaybı, anemi ve venöz tromboz eşlik ettiğinde tanı glukagonomadır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Hastada nekrolitik migratuar eritem (NME), diabetes mellitus, kilo kaybı ve anemi saptandı.
Bu kombinasyon '4D sendromu' olarak bilinen glukagonoma kliniğini işaret eder.
2
Ayırıcı tanı yapılması
Döküntü karakteri (NME) diğer nöroendokrin tümörleri dışlar.
NME, glukagonoma için patognomonik bir bulgudur ve diğer NET türlerinde görülmez.

Key Concept

Glukagonoma Kliniği ve Nekrolitik Migratuar Eritem
Estimated Time:1m 30s
Question 531Question

3232 yaşında kadın hasta; halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı ve son aylarda giderek artan hiperpigmentasyon şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/5585/55 mmHg ölçülüyor; palmar çizgilerde ve ağız mukozasında hiperpigmentasyon saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde sodyum 131131 mEq/L, potasyum 5.55.5 mEq/L bulunuyor. Bu hastada tanıyı doğrulamak amacıyla yapılması gereken en uygun ilk tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Standart doz (250250 μ\mu g) ACTH stimülasyon testi

Answer

Standart doz (250250 μ\mu g) ACTH stimülasyon testi
Klinik olarak primer adrenal yetmezlik (Addison) düşünülen hastalarda, adrenal korteksin fonksiyonel rezervini ölçen ve tanıyı kesinleştiren altın standart test standart doz (250250 μ\mu g) ACTH stimülasyon testidir. Hastadaki hiperpigmentasyon ve elektrolit bozuklukları sürecin primer olduğunu (adrenal kaynaklı) gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Hiperpigmentasyon, hipotansiyon, hiponatremi ve hiperkalemi varlığı primer adrenal yetmezliği (Addison hastalığı) düşündürür.
Primer yetmezlikte ACTH artışına bağlı MSH benzeri etkiyle hiperpigmentasyon görülür; aldosteron eksikliği ise elektrolit bozukluklarına yol açar.
2
Hormonal doğrulama testi seçimi
Tanıyı doğrulamak için adrenal rezervin ölçülmesi gerekir.
Primer adrenal yetmezlikte sürrenal bez hasarlı olduğu için eksojen ACTH verilmesine rağmen kortizol yanıtı yetersiz kalacaktır.
3
ACTH stimülasyon testinin yorumlanması
Pik kortizol yanıtının 1818 μ\mu g/dL'nin altında kalması tanıyı kesinleştirir.
Normal bir adrenal yanıt, ACTH sonrası kortizolün belirli bir eşik değerin üzerine çıkmasını gerektirir.

Key Concept

Primer adrenal yetmezlik (Addison hastalığı) tanısında en güvenilir ve ilk basamak doğrulama testi standart doz ACTH stimülasyon testidir.

Alternative Method

Eğer imkanlar kısıtlıysa ve klinik çok belirginse, sabah kortizolünün 33 μ\mu g/dL'nin altında olması tanı için çok güçlü bir kanıttır, ancak standart yaklaşım stimülasyon testidir.
Estimated Time:1m 30s
Question 532Question

3232 yaşında erkek hasta, ellerini sıkınca bırakmakta zorlanma, ilerleyici kas güçsüzlüğü ve çocuk sahibi olamama şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede pitozis, frontal kellik, "balta yüz" (facial wasting) görünümü ve bilateral yumuşak, atrofik testisler saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; total testosteron 180180 ng/dLng/dL (Normal: 3001000300-1000), FSH 3838 mIU/mLmIU/mL (Normal: 1.5121.5-12), LH 1919 mIU/mLmIU/mL (Normal: 1.78.61.7-8.6) olarak saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Miyotonik distrofi

Answer

Miyotonik distrofi (Steinert hastalığı), karakteristik nöromüsküler bulgulara (miyotoni, pitozis, balta yüz) eşlik eden primer testiküler yetmezlik (hipergonadotropik hipogonadizm) tablosu ile tanınır.
Miyotonik distrofi (Steinert hastalığı), klinik olarak miyotoni, frontal kellik, katarakt, pitozis ve karakteristik yüz görünümü ile seyrederken, endokrinolojik olarak en sık primer testiküler yetmezliğe (hipergonadotropik hipogonadizm) neden olur. Hastadaki düşük testosteron ve yüksek FSH/LH değerleri bu tanıyı doğrulamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Hormon profilini analiz et
Düşük testosteron (180180 ng/dLng/dL) ile birlikte yüksek FSH (3838 mIU/mLmIU/mL) ve LH (1919 mIU/mLmIU/mL) saptanması, sorunun gonad düzeyinde olduğunu (primer hipogonadizm) gösterir.
Gonadlardan gelen negatif feedback eksikliği hipofizden gonadotropin salınımını artırır.
2
Klinik ipuçlarını birleştir
Elleri gevşetme güçlüğü (miyotoni), frontal kellik ve pitozis gibi bulgular multisistemik bir nöromüsküler hastalığa işaret eder.
Ayırıcı tanıda primer hipogonadizm yapan sistemik hastalıklar değerlendirilmelidir.
3
Spesifik sendromu tanımla
Miyotonik Distrofi Tip 1 (Steinert), erişkinlerde en sık görülen müsküler distrofidir ve testis atrofisi/primer hipogonadizmin en önemli nedenlerinden biridir.
Klinik ve laboratuvar bulgularının tamamını açıklayan tek tanı budur.

Key Concept

Miyotonik distrofi (Tip 1), primer hipogonadizm (hipergonadotropik hipogonadizm) ile seyreden otozomal dominant bir nöromüsküler hastalıktır.

Alternative Method

Laboratuvarda FSH ve LH yüksekliğini (primer yetmezlik) saptadıktan sonra, seçenekler arasından sadece Klinefelter, Noonan ve Miyotonik Distrofi'nin bu paternle uyumlu olduğunu belirleyip, klinik bulgularla (miyotoni) Miyotonik Distrofi'ye gitmek en hızlı yoldur.
Estimated Time:1m 40s
Question 533Question

4242 yaşında kadın hasta, son 66 aydır metformin 2000 mg/gu¨n2000 \text{ mg/gün} kullanmasına rağmen kan şekeri kontrolü sağlanamadığı ve 5 kg5 \text{ kg} kilo kaybı olduğu şikayetiyle başvuruyor. Hastanın vücut kitle indeksi (VKİ): 23 kg/m223 \text{ kg/m}^2 olup fizik muayenesinde akantozis nigrikans veya diğer insülin direnci bulguları saptanmamıştır. Laboratuvar incelemesinde açlık plazma glukozu 245 mg/dL245 \text{ mg/dL}, HbA1c %8.9\%8.9 ve idrar ketonu negatif bulunmuştur. Bu hastada altta yatan etiyolojiyi belirlemek amacıyla istenmesi gereken en uygun tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Anti-GAD (Glutamik asit dekarboksilaz) antikor düzeyi

Answer

Altta yatan etiyolojiyi belirlemek için Anti-GAD (Glutamik asit dekarboksilaz) antikor düzeyi bakılmalıdır.
Anti-GAD antikor düzeyi bakılması doğrudur çünkü hastanın klinik profili (erişkin yaş, düşük VKİ, kilo kaybı, oral ajanlara erken yanıtsızlık) LADA (Erişkinde Latent Otoimmün Diyabet) ile tam uyumludur. Anti-GAD, bu hastalarda otoimmüniteyi gösteren en hassas parametredir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ipuçlarını değerlendir.
Hasta orta yaşlı, non-obez (23 kg/m223 \text{ kg/m}^2) ve oral antidiyabetik (metformin) tedavisine erken dönemde dirençli (sekonder yetersizlik) bir tablo çizmektedir.
Tip 2 DM beklenen bir hastada düşük VKİ ve hızlı tedavi başarısızlığı, Tip 1 DM'nin yavaş ilerleyen formu olan LADA'yı akla getirir.
2
Etiyolojik ayrımı yap.
Akantozis nigrikans olmaması insülin direncinden uzaklaştırırken, kilo kaybı ve yüksek glisemi insülin eksikliğini düşündürür.
LADA (Latent Autoimmune Diabetes in Adults), erişkin yaşta başlayan otoimmün bir diyabet formudur.
3
En spesifik testi belirle.
Anti-GAD antikorları istenir.
LADA tanısında en sık pozitifleşen ve tanıyı doğrulayan temel belirteç Anti-GAD'dır.

Key Concept

LADA (Latent Autoimmune Diabetes in Adults) Tanısı

Practice More

LADA tanısı alan bir hastada C-peptit düzeyinin zaman içerisindeki değişimini ve insülin başlama endikasyonlarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 534Question

3838 yaşında kadın hasta; son bir aydır giderek artan halsizlik, çabuk yorulma, iştahsızlık ve zaman zaman olan bulantı şikayetleri ile polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede kan basıncı 105/65 mmHg105/65\text{ mmHg}, nabız 88/dakika88/\text{dakika} olarak saptanıyor. Cilt ve mukoza rengi doğal izleniyor, hiperpigmentasyon saptanmıyor. Laboratuvar incelemelerinde; serum sodyumu 129 mEq/L129\text{ mEq/L} (N: 135145135-145), potasyumu 4.1 mEq/L4.1\text{ mEq/L} (N: 3.55.03.5-5.0), sabah 08.0008.00 kortizolü 2.5 \mug/dL2.5\text{ \mu g/dL} (N: 5235-23) ve ACTH düzeyi 5 pg/mL5\text{ pg/mL} (N: 106010-60) olarak ölçülüyor. Bu hastada serum potasyum düzeyinin normal olmasını sağlayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aldosteron salınımının esas olarak renin-anjiyotensin sistemi üzerinden düzenlenmesi

Answer

Sekonder adrenal yetmezlikte aldosteron salınımının renin-anjiyotensin sistemi (RAAS) tarafından kontrol edilmesi nedeniyle potasyum düzeyi normal kalır.
Vakada düşük kortizol ve düşük ACTH düzeyleri sekonder adrenal yetmezliği işaret etmektedir. Primer adrenal yetmezlikten (Addison hastalığı) farklı olarak, sekonder yetmezlikte sadece glukokortikoid (kortizol) ve adrenal androjenlerin üretimi bozulur. Mineralokortikoid olan aldosteronun salınımı esas olarak renin-anjiyotensin sistemi tarafından kontrol edildiği için hipofizer bir yetmezlikte aldosteron üretimi devam eder. Bu durum, hastada sodyum düşüklüğüne rağmen (kortizol eksikliğine bağlı serbest su atılım bozukluğu/dilüsyonel hiponatremi) potasyum düzeyinin neden normal kaldığını açıklar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Düşük kortizol (2.5 \mug/dL2.5\text{ \mu g/dL}) ve düşük ACTH (5 pg/mL5\text{ pg/mL}) varlığı 'Sekonder Adrenal Yetmezliği' (Hipofizer kaynaklı) gösterir.
Primer yetmezlikte (Addison) ACTH yüksek olurdu.
2
Elektrolit profilini değerlendir.
Hiponatremi mevcut ancak potasyum normal (4.1 mEq/L4.1\text{ mEq/L}). Hiperpigmentasyon yokluğu da sekonder yetmezliği destekler.
Primer yetmezlikte hem kortizol hem aldosteron eksik olduğu için hiperkalemi beklenirdi.
3
Patofizyolojik mekanizmayı belirle.
Aldosteron salınımı zona glomerulosa tabakasından yapılır ve ACTH'dan ziyade renin-anjiyotensin sistemi ve serum potasyum düzeyleri ile düzenlenir.
ACTH eksikliği zona fasikülata (kortizol) ve retikülarisi etkilerken, zona glomerulosa fonksiyonunu büyük oranda korur.

Key Concept

Sekonder adrenal yetmezlikte mineralokortikoid (aldosteron) aksı korunur.

Practice More

Primer ve sekonder adrenal yetmezlikte asit-baz dengesi ve pigmentasyon farklarını karşılaştırınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 535Question

3838 yaşında kadın hasta, suprasellar kitle nedeniyle yapılan transsfenoidal cerrahi operasyonundan sonraki 1010. günde ilerleyen halsizlik, konfüzyon ve belirgin idrar miktarında artış şikayetleriyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/55 mmHg85/55 \text{ mmHg}, nabız 118/dk118 \text{/dk}, mukoza kuruluğu ve deri turgorunda azalma saptanıyor. Hastanın günlük idrar çıkışının 6.5 L6.5 \text{ L} olduğu belirtiliyor. Laboratuvar tetkiklerinde plazma sodyumu 124 mEq/L124 \text{ mEq/L}, plazma osmolalitesi 255 mOsm/kg255 \text{ mOsm/kg}, idrar osmolalitesi 580 mOsm/kg580 \text{ mOsm/kg} ve idrar sodyumu 155 mEq/L155 \text{ mEq/L} olarak ölçülüyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Serebral tuz kaybı sendromu

Answer

Hastadaki hipovolemik hiponatremi, masif poliüri ve yüksek idrar sodyumu bulguları serebral tuz kaybı sendromunu işaret etmektedir.
Serebral tuz kaybı sendromu, özellikle kafa içi cerrahi veya subaraknoid kanama sonrası görülen, renal sodyum kaybına bağlı hipovolemik hiponatremi ve poliüri ile giden bir tablodur. Hastadaki hipotansiyon, taşikardi, masif poliüri ve ekstrem düzeydeki idrar sodyumu (155 mEq/L155 \text{ mEq/L}) bu tanıyı kesinleştirir. Tedavisinde sodyum ve sıvı replasmanı gerekir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın volüm durumunu değerlendir
Hipotansiyon (85/55 mmHg85/55 \text{ mmHg}), taşikardi (118/dk118 \text{/dk}) ve turgor azalması hastanın hipovolemik olduğunu gösterir.
Hiponatremik hastalarda ayırıcı tanı için volüm durumu en kritik basamaktır.
2
İdrar sodyumu ve osmolalitesini analiz et
İdrar sodyumu 155 mEq/L155 \text{ mEq/L} (çok yüksek) ve idrar osmolalitesi 580 mOsm/kg580 \text{ mOsm/kg} (inappropriately konsantre).
Renal yolla sodyum kaybı olduğunu teyit etmek gerekir.
3
Poliüri varlığını ve tipini belirle
Günlük 6.5 L6.5 \text{ L} idrar çıkışı masif poliüriyi gösterir; idrar osmolalitesinin yüksek olması bunun su diürezi (DI) değil, solüt diürezi (tuz kaybı) olduğunu kanıtlar.
Diyabetes insipidus ile ayırıcı tanı için idrar konsantrasyonu önemlidir.
4
SIADH ile ayırıcı tanıyı yap
Hasta övolemik değil hipovolemiktir ve poliürisi vardır. Bu bulgular SIADH'ı dışlar.
Postoperatif kafa içi cerrahilerde SIADH ve Serebral Tuz Kaybı en sık karışan iki tablodur.

Key Concept

Serebral Tuz Kaybı Sendromu (CSW) vs. SIADH Ayırıcı Tanısı

Practice More

Serebral tuz kaybı ile SIADH arasındaki tedavi farklarını (sıvı replasmanı vs. sıvı kısıtlaması) gözden geçirmek klinik başarı için kritiktir.
Estimated Time:2m 30s
Question 536Question

Tiroid sol lobunda saptanan 2 cm çaplı nodülden yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi sonucu 'medüller tiroid karsinomu' ile uyumlu gelen 45 yaşındaki erkek hastanın fizik muayenesinde patolojik bulgu saptanmıyor. Hastaya total tiroidektomi planlanmaktadır. Cerrahi öncesi bu hastada, olası komorbiditeler ve perioperatif riskler açısından öncelikle istenmesi gereken tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Plazma veya 24 saatlik idrar metanefrin düzeyi

Answer

Plazma veya 24 saatlik idrar metanefrin düzeyi
Medüller Tiroid Karsinomu (MTC), MEN 2A ve MEN 2B sendromlarının bir bileşeni olabilir. Bu sendromlarda MTC'ye Feokromositoma eşlik edebilir. Tanı konulmamış bir feokromositoması olan hasta tiroidektomiye alınırsa, anestezi indüksiyonu veya cerrahi manipülasyon sırasında katekolamin deşarjına bağlı ölümcül hipertansif kriz gelişebilir. Bu nedenle, MTC tanısı alan her hastada cerrahi öncesi mutlaka plazma veya idrar metanefrinleri ile feokromositoma dışlanmalıdır. Eğer feokromositoma saptanırsa, öncelikle adrenalektomi yapılmalı, ardından tiroidektomi planlanmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın tanısını analiz et
Medüller Tiroid Karsinomu (MTC)
Biyopsi sonucu medüller karsinom olarak belirtilmiştir.
2
MTC ile ilişkili sendromları hatırla
MEN 2A ve MEN 2B sendromları
Medüller tiroid kanserleri yaklaşık %25 oranında MEN (Multipl Endokrin Neoplazi) sendromlarının bir parçası olarak görülür.
3
Cerrahi öncesi hayati risk oluşturabilecek eşlik eden durumu belirle
Feokromositoma
MEN 2 sendromlarında MTC'ye feokromositoma eşlik edebilir. Feokromositoma dışlanmadan veya kontrol altına alınmadan hasta ameliyata alınırsa, anestezi ve cerrahi stres ölümcül hipertansif krize neden olabilir.
4
En uygun tarama testini seç
Plazma veya idrar metanefrinleri
Feokromositoma taramasında en duyarlı testler metanefrin ölçümleridir.

Key Concept

Medüller tiroid kanseri saptanan her hastada, cerrahi öncesinde mutlaka feokromositoma (MEN 2 ilişkisi) dışlanmalıdır.

Hints

1
Bu kanser türü, çoklu endokrin neoplazi (MEN) sendromlarının bir parçası olabilir.
2
Cerrahi sırasında ani tansiyon yükselmesi ve taşikardi riskini ekarte etmeniz gerekir.
3
Adrenal bezde olabilecek eşlikçi bir tümörü araştırın.

Practice More

MEN 2A ve MEN 2B sendromlarının diğer bileşenlerini ve RET proto-onkogen mutasyonunun klinik önemini gözden geçirin.

Alternative Method

Öyküde ailevi tiroid kanseri veya hipertansiyon atakları sorgulanarak da risk değerlendirmesi yapılabilir, ancak biyokimyasal tarama şarttır.
Estimated Time:1m 0s
Question 537Question

5454 yaşında kadın hasta, rutin sağlık kontrolü amacıyla polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayene ve laboratuvar incelemelerinde saptanan bulgular aşağıda verilmiştir:

* Bel çevresi: 8787 cmcm
* Trigliserid: 155155 mg/dLmg/dL
* HDL kolesterol: 4848 mg/dLmg/dL
* Açlık plazma glukozu: 102102 mg/dLmg/dL
* Kan basıncı: 125/82125/82 mmHgmmHg

Buna göre, NCEP ATP III (AHA/NHLBI 20052005 güncellemesi) kriterlerine göre bu hastada toplam kaç adet metabolik sendrom bileşeni bulunmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: 33

Answer

Hastada NCEP ATP III kriterlerine göre 3 bileşen (trigliserid, HDL kolesterol ve açlık glukozu) bulunmaktadır.
NCEP ATP III güncel kriterlerine göre bu hastada trigliserid (150\geq 150 mg/dLmg/dL), düşük HDL (<50<50 mg/dLmg/dL - kadın) ve bozulmuş açlık glukozu (100\geq 100 mg/dLmg/dL) olmak üzere toplam 33 bileşen mevcuttur. Bel çevresi (8787 cmcm, sınır >88>88 cmcm) ve kan basıncı (125/82125/82 mmHgmmHg, sınır 130/85\geq 130/85 mmHgmmHg) ise kriterleri karşılamamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Abdominal obezite kriterini değerlendir.
NCEP ATP III'e göre kadınlarda bel çevresi sınırı >88>88 cmcm'dir. Hastanın değeri 8787 cmcm olduğu için bu kriter karşılanmaz.
Cinsiyete özgü abdominal obezite eşik değerlerinin bilinmesi gerekir.
2
Trigliserid düzeyini değerlendir.
Sınır değer 150\geq 150 mg/dLmg/dL'dir. Hastanın değeri 155155 mg/dLmg/dL olduğu için bu kriter karşılanır.
Hipertrigliseridemi metabolik sendromun temel bileşenlerinden biridir.
3
HDL kolesterol düzeyini değerlendir.
Kadınlarda sınır değer <50<50 mg/dLmg/dL'dir. Hastanın değeri 4848 mg/dLmg/dL olduğu için bu kriter karşılanır.
Düşük HDL kolesterolü tanımında cinsiyet ayrımı önemlidir (Erkek <40<40, Kadın <50<50).
4
Açlık plazma glukozunu değerlendir.
AHA/NHLBI 20052005 güncellemesine göre sınır 100\geq 100 mg/dLmg/dL'dir. Hastanın değeri 102102 mg/dLmg/dL olduğu için bu kriter karşılanır.
Tanı kriterlerindeki güncel eşik değerlerin takibi gereklidir.
5
Kan basıncı değerini değerlendir.
Sınır değer 130/85\geq 130/85 mmHgmmHg'dir. Hastanın değeri 125/82125/82 mmHgmmHg olduğu için bu kriter karşılanmaz.
Hem sistolik hem de diyastolik basınç sınırın altındadır.

Key Concept

NCEP ATP III Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri

Practice More

IDF ve NCEP kriterleri arasındaki temel farkları (bel çevresinin zorunluluğu ve etnik köken farkları gibi) gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Estimated Time:1m 30s
Question 538Question

45 yaşında erkek hasta, herhangi bir şikayeti olmamasına rağmen rutin sağlık taraması için başvuruyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde elde edilen sonuçlar aşağıda sunulmuştur:

ParametreSonuçReferans Aralığı
Açlık Plazma Glukozu118 mg/dL118 \text{ mg/dL}70100 mg/dL70 - 100 \text{ mg/dL}
HbA1c\text{HbA1c}%6,6\%6,6<%5,7<\%5,7

Hastanın fizik muayenesinde vücut kitle indeksi (VKİ) 27 kg/m227 \text{ kg/m}^2 olarak saptanmıştır. Bu laboratuvar bulgularına göre, tanısal süreçte bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: HbA1c\text{HbA1c} ölçümünün yeni bir kan örneği ile tekrarlanması

Answer

Diyabetik sınırda saptanan HbA1c ölçümünün yeni bir kan örneği ile tekrarlanması en uygun yaklaşımdır.
Diyabet tanısı için kullanılan iki farklı testten (Açlık Plazma Glukozu ve HbA1c\text{HbA1c}) sadece biri diyabetik sınırın (HbA1c%6,5\text{HbA1c} \geq \%6,5) üzerindeyse, tanı için pozitif olan testin tekrarlanması gerekir. Bu hastada HbA1c\text{HbA1c} değeri diyabetik sınırda, APG ise prediyabetik sınırda olduğundan, HbA1c\text{HbA1c} ölçümü tekrarlanarak tanı kesinleştirilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Laboratuvar sonuçlarını ADA (Amerikan Diyabet Cemiyeti) tanı kriterlerine göre değerlendir.
Açlık plazma glukozu (118 mg/dL118 \text{ mg/dL}) prediyabetik aralıkta (100125 mg/dL100-125 \text{ mg/dL}), HbA1c\text{HbA1c} (%6,6\%6,6) ise diyabetik aralıktadır (%6,5\geq \%6,5).
Hastanın diyabet statüsünü belirlemek için sonuçların hangi aralığa düştüğünü saptamak gerekir.
2
Asemptomatik hastada tanı doğrulama kuralını uygula.
İki farklı test (APG ve HbA1c\text{HbA1c}) kullanılmış ve sonuçlar uyumsuz (biri diyabetik sınırın üstünde, diğeri altında) çıkmıştır.
Asemptomatik bireylerde tanı konulabilmesi için iki sonucun da diyabetik sınırda olması veya tek sonucun tekrarlanarak doğrulanması gerekir.
3
Uyumsuz (discordant) sonuçlar durumunda hangi testin tekrarlanacağına karar ver.
Diyabetik sınırın üzerinde olan test (HbA1c\text{HbA1c}) tekrarlanmalıdır.
Eğer tekrar edilen HbA1c\text{HbA1c} sonucu da %6,5\%6,5 veya üzerinde gelirse hastaya Diabetes Mellitus tanısı konur.

Key Concept

Asenkron/Uyumsuz Diyabet Tanı Testleri
Question 539Question

6262 yaşında erkek hasta, 1515 yıldır Tip 22 Diabetes Mellitus (DM) ve hipertansiyon tanılarıyla takip edilmektedir. Mevcut tedavisi Metformin 2×10002 \times 1000 mgmg ve Ramipril 1010 mg/gu¨nmg/gün’dür. Fizik muayenesinde kan basıncı 145/90145/90 mmHgmmHg ve pretibial 1+1+ ödem saptanıyor. Laboratuvar tetkikleri aşağıdadır:

TetkikSonuç
HbA1cHbA1c%7.97.9
Serum Kreatinin2.12.1 mg/dLmg/dL
eGFReGFR2626 mL/dk/1.73m2mL/dk/1.73m^2
Spot idrar albümin/kreatinin oranı450450 mg/gmg/g

Bu hastanın klinik durumu ve laboratuvar bulguları göz önüne alındığında, farmakolojik tedavide yapılması gereken en uygun değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Metformin kesilmeli; tedaviye insülin veya renal doz ayarı gerektirmeyen bir DPP-4 inhibitörü (örn. linagliptin) eklenmelidir.

Answer

Metformin kesilmeli; tedaviye insülin veya renal doz ayarı gerektirmeyen bir DPP-4 inhibitörü (örn. linagliptin) eklenmelidir.
Diyabet yönetiminde Metformin kullanımı böbrek fonksiyonlarına göre sıkı bir şekilde takip edilmelidir. Güncel kılavuzlara göre, eGFR değeri 3030 mL/dk/1.73m2mL/dk/1.73m^2’nin altına düşen hastalarda Metformin tedavisi laktik asidoz riski nedeniyle sonlandırılmalıdır. Bu hastada eGFR 2626 olduğu için Metformin kesilmelidir. Yerine seçilecek ajanın böbrek fonksiyonlarından bağımsız veya doz ayarı ile güvenli olması gerekir. Linagliptin, safra yoluyla atıldığı için renal doz ayarı gerektirmeyen bir DPP-4 inhibitörü olarak bu durumda uygun bir seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın böbrek fonksiyonlarını (eGFR) değerlendir.
Hastanın eGFR değeri 2626 mL/dk/1.73m2mL/dk/1.73m^2 olarak saptanmıştır.
Diyabet ilaçlarının güvenli kullanımı ve doz ayarı eGFR değerine bağlıdır.
2
Mevcut ilaçların (Metformin) eGFR sınırlarını kontrol et.
Metformin kullanımı için alt sınır eGFR 3030’dur.
Laktik asidoz riskini önlemek için rehberler (ADA/EASD) bu sınırı kesin kural olarak belirlemiştir.
3
Alternatif ve güvenli tedavi seçeneğini belirle.
Renal yetmezlikte güvenli olan DPP-4 inhibitörleri veya insülin tercih edilir.
Linagliptin renal atılımı minimal olduğu için doz ayarı gerektirmez, insülin ise her aşamada kullanılabilir.

Key Concept

Metformin kullanımı için eGFR alt sınırı 3030 mL/dk/1.73m2mL/dk/1.73m^2’dir.
PreviousPage 27 / 27
Endokrinoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 27 | Examkin